İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Sayılır Başvurusu (B. No: 2017/6834)

1. Başvuru, yargı kararı gerekçe gösterilerek komiser

Başvuru No2017/6834Tarih8 Eylül 2020Okuma28 dk · 5.521 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan Sayılır Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/6834
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.521 kelime·28 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargı kararı gerekçe gösterilerek komiser

yardımcılığından polis memurluğuna tenzilen atanma işleminin iptali istemiyle

açılan davanın benzer maddi olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilen

kararların aksi bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu

Uyuşmazlıktan Önceki Süreç

8. Başvurucu, polis memuru olarak görev yapmaktayken 2/5/2009

tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açılan Komiser Yardımcılığı Kursu

Yazılı Sınavı'na (sınav) katılmıştır. Sınavdan 100 puan üzerinden 76 puan almış

ve 1.125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek 304. erkek yedek sırasında

yer edinmiştir.

9. Başka bir kişi tarafından sınavın bazı sorularının iptali

istemiyle açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden

sınavın 88 soru üzerinden yeniden değerlendirilmesine karar verilmiş ve yeni

duruma göre hazırlanan listede de belirlenen sıralamaya giremeyen başvurucu

77.865 puan ile 115. erkek yedek sırasında yer almıştır.

10. Başvurucu tarafından, yeniden yapılan değerlendirme sonucu

komiser yardımcılığı kursuna (kurs) katılamayacağına ilişkin işlemin iptali

istemiyle dava açılmış, Ankara 6. İdare Mahkemesince 27/1/2011 tarihinde

yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz üzerine

Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 23/3/2011 tarihli kararıyla; yeniden yapılan

değerlendirme neticesinde başvurucunun sınav sorularının iptal edilmeden önceki

hâli ile değerlendirmede başarılı sayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve

2009-2010 eğitim öğretim yılındaki kursa giden birçok adaydan yüksek puan

aldığı ve bu nedenle başvurucunun talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka ve

hakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütmesinin

durdurulmasına karar verilmiştir.

11. Söz konusu yürütmenin durdurulması kararı gereği başvurucu

3/10/2011 tarihinde kursa kabul edilmiş ve 12/7/2012 tarihinde kurstan mezun

olarak komiser yardımcısı unvanıyla göreve başlamıştır.

12. Bu süre zarfında uyuşmazlık hakkında Ankara 6. İdare

Mahkemesince 29/2/2012 tarihli iptal kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde;

Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408 sayılı dosyasında verilen karar

uyarınca, iptal edilen on iki soru değerlendirme dışı bırakılarak tüm adayların

puanlarının 100 puan üzerinden hesaplanarak üçüncü bir başarı sıralaması

oluşturulacağı ve buna göre başvurucunun başarılı olup olmadığının

belirleneceği ifade edilmiştir. Bu durum karşısında, mahkeme kararı üzerine

yapılan ikinci değerlendirme sonucunda sıralamaya girememesi nedeniyle

başvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk

bulunmadığı belirtilmiştir.

13. Ankara 6. İdare Mahkemesinin anılan 29/2/2012 tarihli

kararı, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/4/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.

14. İdare tarafından Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408

sayılı dosyasında verilen karar uyarınca yeniden bir değerlendirme yapılmış ve

üçüncü bir başarı listesi oluşturulmuştur. Başvurucu bu listede 81 puan ile yine

1.125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek 138. erkek yedek sırasında yer

almış, bunun üzerine kursa katılmak için yapılan sınavda başarılı olamadığından

bahisle başvurucunun rütbesinin polis memurluğuna tenziline ilişkin 18/9/2012

tarihli işlem tesis edilmiştir.

B. Başvuru Konusu

Uyuşmazlığa Yönelik Dava Süreci

15. Başvurucu tarafından rütbesinin komiser yardımcılığından

polis memurluğuna tenziline ilişkin işlemin iptali istemiyle Kocaeli 2. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmış, Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararı ile

dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; idari yargı

merciince verilen kararın uygulanması bağlamında sınavla ilgili yeniden yapılan

sıralamaya giremediğinden bahisle başvurucu hakkında dava konusu işlemin tesis

edildiği ancak olayda idarenin açık bir hatasının söz konusu olmadığı ve

başvurucunun da herhangi bir hilesi ya da kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.

Başvurucunun katıldığı kursta başarılı olarak komiser yardımcılığına atandığı

da dikkate alındığında komiser yardımcılığının başvurucu bakımından kazanılmış

hak olarak kabulünün gerektiği ifade edilmiş ve işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığı sonucuna varıldığı değerlendirilmiştir.

16. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin

9/4/2014 tarihli hükmüyle temyiz isteminin kabulüne ve mahkeme kararının

bozulmasına karar verilmiştir. Temyiz mercii kararının gerekçesinde, Ankara 6.

İdare Mahkemesinin 29/2/2012 tarihli kararında düzenlenecek üçüncü başarı

listesi sonucuna göre başvurucunun kursa katılıp katılmayacağı hususunun belli

olacağının ifade edildiği ve bu listede başarısız olan başvurucu hakkında yargı

kararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kazanılmış hakların korunması ilkesinin

mevcut hukuk kurallarına göre elde edilmiş kazanımların daha sonra yürürlüğe

giren mevzuat hükümleriyle ortadan kaldırılamayacağını ifade ettiği,

başvurucunun iddiasının aksine bu ilkenin olayda uygulama alanının bulunmadığı

ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlığı etkilemediği sonucuna

ulaşılmıştır.

17. Bozma kararına uyan Mahkeme 30/9/2014 tarihli kararı ile

oyçokluğuyla davanın reddine hükmetmiştir. Karşıoy gerekçesinde, dava konusu

işlemin iptaline dair Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararında ısrar edilmesi

gerektiği ve bu nedenle davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı olunduğu

belirtilmiştir.

18. Temyiz edilen karar Danıştay Onaltıncı Dairesinin 14/3/2016

tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de Danıştay Beşinci Dairesinin

14/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar 28/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

16/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

20. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun "Terfi ve atama" kenar başlıklı

55. maddesinin 11. fıkrasının olay tarihindeki şekli şöyledir:

“İhtiyaç halinde meslekte fiilen altı yılını

dolduran, 37 yaşından gün almamış olan ve yönetmelikte belirtilen diğer nitelikleri

taşıyan polis memurlarından, yönetmelik hükümlerine göre açılacak komiser

yardımcılığı sınavını kazanıp dokuz aydan az olmamak üzere eğitim kursunu

başarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanır.''

21. 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. İdari Dava Daireleri Kurulu;

a) İdare mahkemelerinden verilen ısrar

kararlarını,

b) İdari dava dairelerinden ilk derece

mahkemesi olarak verilen kararları,

temyizen inceler.

..."

22. 2575 sayılı Kanun'un 39.maddesi şöyledir:

"İçtihatları

Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri

kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında

aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların

değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi

üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse,

içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir."

23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Kararların sonuçları"

kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare

ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez."

2. Danıştay İçtihatları

24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 3/6/2015

tarihli ve E.2013/623, K.2015/2412 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava;

polis memuru olarak görev yapan ve 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilen

komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavındaki bazı soruların mahkeme kararıyla

iptal edilmesi sonrasında yapılan yeniden değerlendirmede 84 puanla 140. yedek

olarak belirlenen davacı tarafından, kendisinden daha düşük puan alan adayların

kursa devamının sağlanması üzerine, başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile

kendisinin de açılacak komiser yardımcılığı kursuna çağrılması istemiyle

yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 6. İdare Mahkemesinin 16/12/2011 günlü,

E:2011/1239, K:2011/2155 sayılı kararıyla; 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilen

komiser yardımcılığı kursu yazılı sınav soruları hakkında açılan dava

neticesinde bazı soruların iptal edilerek yeniden bir değerlendirme yapıldığı,

bu değerlendirme sonucunda sınava katılan bütün adayların sınav puanlarının ve

sıralamadaki yerlerinin değiştiği, bir kısım adayın puanının azalarak

sıralamada geriye düştükleri, davacının da dahil olduğu bir kısım adayın ise

puanının yükselerek sıralamada daha ön sıralara geldiği görülmekle birlikte,

yeni değerlendirme sonucunda davacının 78 puandan 84 puana yükselerek 140.

yedek aday olduğu, davalı idare tarafından yeni yapılan değerlendirme sonucunda

hak kaybı olmaması içinpuan sırasına göre asıl kontenjan içerisine giren

adaylar ile yedekten kazanan aday sayısı kadar adayın 2011-2012 yılında açılacak

kursa iştiraklerinin sağlanacağının belirtildiği görülmekte ise de; polislik

mesleği gibi hiyerarşinin asıl olduğu bir meslekte sınav soruları iptal

edilerek yeniden yapılan değerlendirmede davacı ile aynı veya davacıdan daha

düşük puan alan kişilerin komiser yardımcılığı kursuna giderek bu kurs

sonucunda başarılı oldukları takdirde davacının amiri olacakları hususu

düşünüldüğünde, davacının birçok adaydan daha yüksek puan almasına rağmen kursa

gidemeyerek komiserlik rütbesine terfi etme şansını kaybetmesinin hukuka uygun

olmadığı, bu durumda; 28/03/2010 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından

yapılan Komiser Yardımcılığı Kursu Yazılı Sınavı sonucunda 13 sorunun iptal

edilmesi üzerine yapılan yeni değerlendirmede 84 puan almak suretiyle, sınav

sorularının iptal edilmeden önceki hali ile yapılan değerlendirmede başarılı

sayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve 2010-2011 eğitim öğretim yılındaki kursa

giden birçok aday ile aynı veya daha yüksek puan alan davacının, mahkeme kararı

üzerine yapılan yeni değerlendirme sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin

işlemde ve açılacak ilk komiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi talebi ile

yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı

gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Anılan karar Danıştay Onikinci Dairesinin

15/10/2012 günlü, E:2012/1335, K:2012/6492 sayılı kararıyla; 2010-2011 eğitim

öğretim yılında davalı idare tarafından 1000 polis memuru için komiser

yardımcılığı kursu açılmasının uygun görülerek Emniyet Genel Müdürlüğü ile

Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokol hükümleri doğrultusunda

28/03/2010 tarihinde komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavının yapıldığı,

anılan sınavda davacının 78 puan alarak 348. yedek olmak suretiyle başarısız

olduğu, sınavın bazı sorularının hatalı olduğu öne sürülerek açılan iptal

davasında Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi

sonucunda 13 sorunun hatalı olduğu gerekçesiyle verilen yürütmenin durdurulması

kararı üzerine idarece yazılı sınavın protokol hükümleri kapsamında yeniden

değerlendirildiği, yapılan bu değerlendirme sonucunda hazırlanan yeni listeye

göre ise davacının 84 puan ile 140. yedek aday olduğu, yürütmenin durdurulması

kararı üzerine ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alınarak protokol

hükümlerine uygun bir şekilde puanlamanın 100 tam puan üzerinden yeniden

yapıldığı, davacının yeni sıralamada da başarılı olamadığı ve 1000 kişilik

kontenjan içerisinde yer alamadığının anlaşılması karşısında; hukuka uygun

şekilde yapılan yeni sıralamada başarılı olamayan davacının, başarısız

sayılarak kursa alınmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık

bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından, kendisinden daha düşük puan

aldıkları halde idare tarafından kazanılmış hakları bulunduğu öne sürülerek

kursa devam ettirilen adayların bulunduğu öne sürülmekte ise de; bu durumun

davacının sınavda başarısız olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, bu durumda,

davanın reddine hükmedilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda

verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesince, bozma

kararına uyulmayarak dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısrar

edilmiştir.

Davalı İdare, Ankara 6. İdare Mahkemesinin

25/01/2013 günlü, E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve

bozulmasını istemektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının, açılacak

komiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi istemi ile yaptığı başvurunun

reddine ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulması yolunda Ankara 6. İdare

Mahkemesince verilen 16/09/2011 günlü, E:2011/1239 sayılı kararın uygulanması

amacıyla, 14/10/2011 tarihinde komiser yardımcılığı kursuna kabul edildiği,

anılan kursu tamamlayarak 11/07/2012 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü emrine

komiser yardımcısı olarak atandığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davacıdan düşük puan aldıkları

halde önceki başarı listesinde yer aldıkları için kursa başlatılan bazı

adayların kazanılmış haklarının korunması amacıyla kursa devamlarının sağlanması

durumu davacı lehine bir hak doğurmasa da, yargı kararının uygulanması amacıyla

davacının komiser yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasının

yapılması, bu suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının korunması

bakımından önem taşımaktadır.

Bu durumda, davacının, yargı kararının

uygulanması sonucunda bir hak elde ederek komiser yardımcısı kadrosuna atanmış

olması karşısında, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen Mahkeme

kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın

incelenmesinden; Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka

uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın

bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin

temyiz isteminin reddine, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 25/01/2013 günlü,

E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle

ONANMASINA..."

25. İDDK'nın 3/6/2015 tarihli ve E.2013/1361, K.2015/2414

sayılı, 5/6/2017 tarihli ve E.2016/584, K.2017/2438 sayılı kararları da

yukarıda alıntısı yapılan karar (bkz. § 24) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin

olup aynı gerekçeye sahiptir.

26. Danıştay Onikinci Dairesinin 24/1/2011 tarihli ve

E.2008/6223, K.2011/257 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Komiser yardımcısı olan davacının yargı

kararı uyarınca polis memurluğuna atanmasına ilişkin 28.9.2007 günlü işlemin

iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş farkının ve özlük haklarının

verilmesi istemiyle açılan davada, yargı kararının uygulanması sonucu komiser

yardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı ile tamamlayıp komiser

yardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumun kazanılmış hak oluşturduğu

gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, rütbesinin tenzil edildiği tarihten

itibaren hak ettiği maaş ve özlük haklarının tazmini yolunda Gaziantep 2. İdare

Mahkemesince verilen 30.5.2008 günlü, E:2008/88, K:2008/693 sayılı kararın,

dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.

maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

...

Davacının komiser yardımcılığı kursuna

çağrılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 27.4.2006 günlü işlemin

iptali yolunda Gaziantep 2. İdare Mahkemesince verilen 26.12.2006 günlü,E:2006/1810,

K:2006/3116 sayılı kararın Danıştay Onikinci Dairesince, mülakat sınavında

başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi

kararının ilgilinin doğrudan komiser yardımcılığı kursuna çağrılmasını

gerektirmediği, davacının isteminin yazılı sınav sonucuna göre yapılan

değerlendirme sonucunda reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle bozulduğu, davacının karar düzeltme isteminin de Dairemizin

10.3.2008 günlü, E.2008/3, K.2008/1453 sayılı kararıyla, yargı kararının

uygulanması sonucu komiser yardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı ile

tamamlayıp komiser yardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumun

kazanılmış hak oluşturduğu belirtilerek reddedildiği anlaşılmakta olup, İdare

Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

...[kararın] ONANMASINA..."

27. Danıştay Beşinci Dairesinin 28/12/2017 tarihli ve

E.2016/29024, K.2017/25352 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava,

2.5.2009 tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarılı olarak komiser

yardımcılığı kursuna başlayan ve bu kursu başarıyla tamamlayarak komiser

yardımcısı olarak atanan davacının, söz konusu sınavda yer alan bazı soruların

mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmede

başarısız duruma düştüğünden bahisle tekrar polis memurluğuna atanmasına

ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 3.9.2014 tarihli işleminin iptali istemiyle

açılmıştır.

...

Uyuşmazlık konusu olayda, 2.5.2009 tarihinde

gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında 70 puan almak

suretiyle 75. asil sırada yer alan ve kursa başlatılan davacının, anılan

sınavın bazı sorularının, açılan davalar neticesinde iptal edilmesi üzerine

davalı idarece yapılan yeni sıralama sonucunda, kadın polis memurları için

belirlenen 75 kişilik kontenjana girememesine rağmen Hukuk Müşavirliğinin

görüşü üzerine kursa devam ettirilen diğer kursiyerlerin aksine; ikinci

değerlendirme neticesinde hazırlanan yeni listeye göre 71.791 puanla 73. asil

sırada yer alarak tekrardan başarılı sayıldığı, akabinde kursu başarıyla

tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle, bu statüsü gereği

kişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının komiser yardımcısı

olarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle,

subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığından

polis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik ve

idari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..."

28. Danıştay Beşinci Dairesinin 21/2/2018 tarihli ve

E.2016/21571, K.2018/10152 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava, polis memuru iken 2.5.2009

tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarısız olan, sınavda yer

alan bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yapılan yeni

değerlendirmede başarılı olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayan ve bu

kursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanan davacının,

mahkeme kararı uyarınca puanlama sistemine ilişkin yapılan yeni değerlendirmede

başarısız duruma düştüğünden bahisle yeniden polis memurluğuna atanmasına

ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 3.9.2014 tarihli işleminin iptali istemiyle

açılmıştır.

...

Yukarıda yer verilen Anayasa ve Yasa hükümleri

uyarınca uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde, 2.5.2009 tarihinde

gerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında76 puan almak

suretiyle 191. yedek sırada yer alan davacının komiser yardımcılığı kursuna

başlamaya hak kazanamadığı ancak anılan sınavın bazı sorularının, açılan

davalar neticesinde iptal edilmesi üzerine davalı idarece yapılan yeni sıralama

sonucunda, erkek polis memurları için belirlenen 1125 kişilik kontenjana

girememesine rağmen Hukuk Müşavirliğinin görüşü üzerine kursa devam ettirilen

diğer kursiyerlerin aksine; davacının ikinci değerlendirme neticesinde

hazırlanan yeni listeye göre 78.505 puanla 1119. asil sırada yer alarak

başarılı sayıldığı, akabinde yargı kararı sonucu katılmaya hak kazandığı

komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak

atanmak suretiyle, bu statüsü gereği kişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının komiser yardımcısı

olarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle,

subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığından

polis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik ve

idari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Herkes, medeni hak ve yükümlülükleri

hakkında karar verilmesi için ... bir yargı merciinde ... adil ... bir şekilde

yargılanma hakkına sahiptir. "

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuk devletinin

temel ilkelerinden biri olan hukuki belirliliğin Sözleşme'nin bütün maddelerine

içkin olduğunu belirtmektedir. (Iordan

Iordanov/Bulgaristan, B. No: 23530/02, 2/7/2009, § 47). AİHM'e göre

hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya

güvenlik ilkesi, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve

kişilerin mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayan

mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine itimadı azaltarak yargısal

bir belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin

ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

Ancak bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi,

içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04,

18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan

Şahin/Türkiye, § 58). AİHM, içtihat farklılıklarının farklı coğrafi

bölgelerde yetkili birden fazla yargısal otoritenin var olduğu yargısal

sistemlerde doğal olduğunu vurgulamaktadır (Iordan

Iordanov/Bulgaristan, § 47; Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51). Hatta içtihat farklılığı aynı

mahkeme içinde de söz konusu olabilir. Bu durum kendi başına Sözleşme'ye

aykırılık teşkil etmez (Nejdet Şahin ve

Perihan Şahin/Türkiye, § 51). Fakat AİHM yüksek mahkemelerin bu

yargısal otoriteler arasındaki içtihat farklılıklarını giderme rolünün

bulunduğunu ifade etmektedir (Iordan

Iordanov/Bulgaristan, § 47).

31. AİHM -açık keyfîliğin bulunması hâli hariç- ulusal

mahkemelerin iç hukuk kurallarına ilişkin yorumlarını sorgulama rolünün

bulunmadığını belirtmektedir. AİHM, aynı şekilde ulusal mahkemelerce açıkça

verilen farklı kararları -açıkça benzer olan davalara ilişkin olsa bile-

kıyaslama gibi bir işlevinin bulunmadığını, ulusal mahkemelerin hukuk

kurallarını yorumlama hususundaki bağımsızlığına saygı gösterilmesi gerektiğini

ifade etmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan

Şahin/Türkiye, § 50).

32. AİHM, dinamik ve evrimsel bir yaklaşımın sürdürülememesinin

hukukun gelişimini ve hukukta reformu engelleyeceğini, bu nedenle içtihat

değişikliğinin tek başına etkin adalet yönetimine aykırı olmadığının altını

çizmektedir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav

Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). AİHM'e göre mahkeme

içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta

olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması

anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme Beldesi

Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05 ...

17293/05, 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat

değişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti,

§ 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm

kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama

getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya

Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

33. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin

korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını

çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek

mahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlam gerekçeler açıklama

görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik

içtihattan farklı karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı

açıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya

Eski Yugoslav Cumhuriyeti, § 38).

34. AİHM, birçok kararında esaslı

ve uzun süreli içtihat farklılıklarının adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğine hükmetmiştir. AİHM, esaslı ve uzun süreli içtihat farklılığının

varlığının tespitinde yargısal pratikteki istikrarsızlığı giderecek

mekanizmaların bulunup bulunmadığının ve gerekmesi durumunda bu mekanizmaların

etkili bir şekilde işletilip işletilmediğinin önem taşıdığına işaret etmektedir

(Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,

§ 53). AİHM, yargısal uygulamalardaki istikrarsızlığın yol açtığı hukuki

belirsizliklerin ve kararlar arasındaki farklılığı giderecek mekanizmaların

bulunmamasının adil yargılama hakkını zedeleyeceğinin altını çizmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §

54). AİHM'e göre devletin hukuk sistemini uyumsuz yargısal kararlar verilmesini

önleyecek şekilde biçimlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §

55).

35. AİHM; 2575 sayılı Kanun uyarınca, Danıştayın bir dairesi ile

İDDK'nın bir karar konusunda tutarsızlığa düştüğü durumlarda İçtihatları

Birleştirme Kurulunun içtihattaki çelişkiyi gideren ve hukuki bağlayıcılığı

olan bir karar verdiğini belirtmektedir. AİHM, benzer davalarda bile olsa

ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırma yükümlülüğü olmadığını

gözönünde bulundurarak Daire ve İDDK arasındaki yorum farklılığının kendi

içinde Sözleşme'nin 6. maddesini ihlal etmediği görüşündedir (Emel Boyraz/Türkiye, B. No: 61960/08,

2/12/2014, § 73).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; Danıştay Dairesinin bozma kararının benzer

durumlara yönelik verilen İDDK kararlarıyla çelişkili olduğunu, söz konusu İDDK

kararlarını temyiz aşamasında sunmuş olmasına karşın ne temyiz kararında ne de

mahkeme kararında anılan İDDK kararlarından bahsedilmediğini ve emsal kararlar

dikkate alınmaksızın davasının reddedildiğini, komiser yardımcılığı kursunu

başarı ile bitirip komiser yardımcısı olarak atanmasından iki yıl sonra yargı

kararı ile kazanılmış haklarının elinden alındığını belirterek adil yargılanma,

çalışma ve mülkiyet hakları ile hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikayetleri adil yargılanma

hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

41. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci

fıkrasına "adil yargılanma hakkı"

ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama

hakkı metne dâhil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.

maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin

eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar

Çoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 53).

42. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukuk

devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde

Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, Anayasa'nın tüm

maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu

olan bir ilkedir (Özlem Terzioğlu,

B. No: 2014/19341, 27/11/2017, § 39).

43. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk

güvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve

E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı

amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de

idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,

net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî

uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM,

E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

44. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı ve birden fazla

yorumunun mümkün olduğu durumlarda da bu yorumlardan hangisinin benimseneceği

derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük

tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması

bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi

bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun hukuki

belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir (Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916,

12/1/2017, § 81).

45. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve

mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini

yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamaları

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları; bir kararın

belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele

alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları

ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters

düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin

yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir

(Türkan Bal, B. No: 2013/6932,

6/1/2015, § 64).

46. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan bu

güveni sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil

mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan

kaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir

şekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlüdür (Elif Ceyda Özdamar, B. No: 2014/7838,

19/12/2017, § 46).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Somut başvurunun konusu, benzer konulara ilişkin davalarda

yargısal anlamda aralarında hiyerarşi ilişkisi bulunan aynı yargı koluna dâhil

mahkemelerin kararları arasında çelişki bulunduğu iddiasıdır.

48. Başvuru konusu olayda polis memuru olarak görev yapan

başvurucu, kazanamadığı ve yedek sırada yer aldığı sınavın bazı sorularının

iptal edilmesi nedeniyle yapılan yeniden değerlendirilme üzerine de belirlenen

sıralamaya girememiş ve bunun üzerine kursa katılamayacağına ilişkin işlemin

iptali istemiyle dava açmıştır. Söz konusu davada yürütmenin durdurulması

isteminin reddi kararına yapılan itiraz üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin

23/3/2011 tarihli kararı ile dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına

karar verilmiş (bkz. § 10); bu karar gereği başvurucu, kursa kabul edilmiş ve

kurstan mezun olarak komiser yardımcısı unvanıyla göreve başlamıştır. Başvurucu

kursa devam ederken anılan uyuşmazlık hakkında Ankara 6. İdare Mahkemesince

29/2/2012 tarihli iptal kararı verilmiş; idarenin üçüncü bir başarı sıralaması

oluşturacağı, bu sıralamaya göre başvurucunun başarılı olup olmadığının

belirleneceği ve başvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle

hukuka uygunluk bulunmadığı hüküm altına alınmıştır (bkz. § 12). Başvurucunun

idare tarafından oluşturulan üçüncü başarı listesinde belirlenen sıralamaya da

girememesi nedeniyle başvurucu komiser yardımcılığından polis memurluğuna

atanmıştır. Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada da nihai olarak

üçüncü başarı listesi sonucuna göre başvurucunun kursa katılıp katılmayacağı

hususunun belli olacağına yönelik yargı kararının uygulanması amacıyla tesis

edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiş, ayrıca kazanılmış

hakların korunması ilkesinin mevcut olayda uygulama alanının bulunmadığı ifade

edilmiştir (bkz. § 16).

49. Benzer konulara yönelik uyuşmazlıklarda ise İDDK tarafından,

Mahkemece verilen yürütmenin durdurulması kararının uygulanması amacıyla

davacının komiser yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya ataması

ile bir hak elde ettiği ve bu suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının

korunması bakımından önem taşıdığından dava konusu işlemlerin iptali yolunda

verilen mahkeme kararlarında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediği

belirtilmiştir (bkz. §§ 24, 25).

50. Yukarıda Danıştay içtihatları kısmında yer verilen Özel

Daire ve İDDK kararlarının incelenmesi neticesinde yorum farklılığının

kazanılmış hakların korunması ilkesinin değerlendirilmesinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. İDDK, uyuşmazlık uyarınca idarece hazırlanan üç ayrı başarı

listesinde hiçbir şekilde yer almasa bile yargı kararı uyarınca komiser

yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya ataması yapılanların bir hak

elde ettiğini belirtmekte iken Özel Daire sadece anılan başarı listelerinde

doğrudan veya yargı kararıyla herhangi bir şekilde yer almış -daha sonraki

listelerde yer almasalar bile- kişilerin kişisel kazanım elde ettiği sonucuna

varmıştır.

51. Başvuruya konu yorum farklılığı, yargı sistemimizin teşkilat

yapısı ile doğrudan bağlantılı olup 2575 sayılı Kanun'un 39. maddesi uyarınca

içtihat farklılığının içtihadı birleştirme kararı yoluyla giderilmesi mümkündür

ve bu suretle sistem içinde içtihat farklılığını giderecek yeterli mekanizmalar

mevcuttur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki görevi, bizzat

Anayasa'da düzenlenen bir yargı sisteminin yerindeliğini tartışmak değil bu

sistemin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan içtihat farklılığının yine

Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkına etkisini somut olayın

koşulları ışığında değerlendirmektir (Elif

Ceyda Özdamar, § 50).

52. Somut olayda ikinci başarı listesinde sıralamaya giremeyen

başvurucunun kursa katılımının sağlanması talebinde yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/2/2012

tarihli kararı ile idarenin üçüncü bir başarı sıralaması oluşturacağı ve bu

sıralamaya göre başvurucunun başarılı olup olmadığının belirleneceği yönünde

hüküm kurulduğu, bu kapsamda başvurucu açısından üçüncü listede yer

alamayabileceği ve başarılı sayılmayabileceği hususunun öngörülebilir olduğu

kanaatine ulaşılmıştır. Özel Dairece de söz konusu listeye giremeyerek

başarısız olan başvurucu hakkında yargı kararının uygulanması amacıyla tesis

edilen polis memurluğuna atanma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir.

53. Bu itibarla başvurucu aleyhine sonuçlanan somut başvuruya

ilişkin kararın yeterli gerekçe içerdiği, ayrıca bahsi geçen kararlar

arasındaki yorum farklılığın hukuki güvenliği sarsacak nitelikte olmadığı ve bu

farklılığı giderecek yeterli mekanizmaların bulunduğu hususları birlikte

değerlendirildiğinde hukuki belirsizliğin bulunduğundan söz edilmesi mümkün

görülmemektedir.

54. Ayrıca başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık bir

keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.

B. Mahkemenin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

56. Başvurucu; rütbesinin iki kez tenziline neden olan

kararlarda adı geçen üyelerin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel

Devlet Yapılanması (PYD) örgüt mensubu olduklarından dolayı mesleklerinden

ihraç edildiklerini, bu üyelerin vermiş olduğu kararların hukuki olmadığını,

2009 yılında sınavı kazanarak 2010 yılında mezun olup atanan yaklaşık iki yüz

komiser yardımcısının da FETÖ/PYD mensubu oldukları gerekçesiyle meslekten

ihraçlarına karar verildiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

57. Bir mahkemenin bağımsızlığının belirlenmesinde; üyelerinin

atanma şekli ve görev süreleri, teminatı ve bağımsız olduğu yönündeki görüntüsü

önem arz etmektedir. Mahkemenin tarafsızlığı ise uyuşmazlığın çözümünü etkileyecek

bir ön yargı, tarafgirlik ve menfaatin bulunmaması ile tarafların leh ve

aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade eder.

Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup bu

kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sıra

kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate alınması

gerekmektedir (Hikmet Kopar ve diğerleri,

B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110).

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

59. Somut olayda başvurucu, yargılandığı davada görev alan

hâkimlerin FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında terör örgütü üyesi oldukları

iddiasıyla mesleklerinden ihraç edildiğini, bu hususun da yargının

tarafsızlığına ve bağımsızlığına zarar verdiğini ileri sürmekteyse de

mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ilişkin somut

açıklamada bulunmamış; herhangi bir belge veya bilgi sunmamıştır. Bu itibarla

ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların

temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/9/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun 2.5.2009 tarihinde girdiği Komiser Yardımcılığı

Kursu Sınavında aldığı not itibariyle 304. yedek olarak sıralandığı

anlaşılmakla beraber, başka bir kişi tarafından hatalı soru olduğu gerekçesiyle

açılan idari dava üzerine, yetkili idare mahkemesince verilen iptal kararı

sonucu yeniden yapılan sıralamada 115. yedek olarak belirlendiği, başvurucunun

anılan kursa katılamayacağı yolundaki işleme karşı açtığı davada ise Bölge

İdare Mahkemesince 23.3.2011 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği

ve bu karar üzerine idarece davacının 3.10.2011 tarihinde anılan kursa kabul

edilerek 12.7.2012 tarihinde bu kursta başarılı olmasıyla komiser yardımcısı

nasbedildiği, davacının açtığı iptal davasının ise 29.2.2012 tarihinde iptalle

sonuçlandığı, bu iptal kararı üzerine idarece yeni bir sıralama yapıldığı ve

yapılan üçüncü sıralamada da asıl kontenjana giremediği anlaşılarak, idarece

18.9.2012 tarihli işlemle tenzili rütbe ile komiser yardımcılığı rütbesi geri

alınarak polis memuru statüsüne indirildiği, bu işlemden sonra anılan idare

mahkemesi kararının 25.4.2013 tarihinde Danıştay’ca onandığı, davacının tenzili

rütbe işlemine karşı açtığı davada ilgili İdare Mahkemesince 1.2.2013 tarihinde

iptal kararı verildiği, bu karar uyarınca 15.4.2013 tarihli idari işlemle

başvurucunun yeniden komiser yardımcılığı rütbesine terfi ettirilerek

atamasının yapıldığı, anılan iptal kararının 9.4.2014 tarihinde Danıştay’ca

bozulması üzerine bu karara uyan İdare Mahkemesince 30.9.2014 tarihinde davanın

reddine karar verildiği ve idarenin 9.9.2014 tarihli işlemi ile başvurucu

hakkında ikinci kez tenzili rütbe yapılarak polis memuru statüsüne indirildiği,

Danıştay’ın İdare Mahkemesinin verdiği red kararını 14.3.2016 tarihinde onadığı

ve karar düzeltme istemini de 14.2.2016 tarihinde reddettiği anlaşılmaktadır.

2. Başvurucunun komiser yardımcılığı kursuna katılması bir yargı

kararına(yürütmenin durdurulması kararına) dayanmakta; dokuz aylık bu kursta

başarılı olması ise tamamen kendi çabasına dayalı bulunmaktadır. Başvurucunun

komiser yardımcısı statüsüne atandıktan sonra, sınav sorularının hatalı olduğu

gerekçesiyle verilen idari yargı kararları sonunda yapılan sıralamada öngörülen

kontenjana giremeyerek yine yedek listede kalması olgusu ise tamamen

başvurucunun dışında olup; yargı kararı uyarınca kabul edildiği kursta başarılı

olarak komiser yardımcılığı statüsüne atanması, başvurucu yönünden en azından

bir “kazanılmış müesses durum” teşkil etmiştir. Başvurucunun tenzili rütbe

işlemine karşı açtığı davada verilen iptal kararı üzerine ikinci kez komiser

yardımcılığı statüsüne getirilmesi de yine bir yargı kararına dayalıdır. Gerek

adli yargıda gerek idari yargıda yargı kararlarının “yarışması” sözkonusu

olamaz. Bu ilkenin yansıması olarak da yargı kararlarından bazılarına itibar

edilmesi (üstünlük tanıması), bazılarına itibar edilmemesi diye bir şeyden

bahsedilemez. Kamu görevlilerin yargı kararına dayalı olarak edindikleri

pozisyon ve statüler de bir başka yargı kararı esas alınarak geri alınamaz.

Başvurunun somutunda bu ilke temelden çiğnenmiş, başvurucunun yargı

kararlarıyla kabul edildiği kurstaki şahsi başarısıyla mezun oluşuna hiç hukuki

değer verilmeyip, adeta tüm gelişmelerin müsebbibi gibi değerlendirilerek ve

sadece aleyhine sonuç doğuran kararlar esas alınarak başvuru konusu sonuç

meydana getirilmiştir. Çoğunluk kararının gerekçesinde yer verilen Danıştay

İDDK ve Daire kararları da başvurucunun bu konudaki hukuki haklılığını ortaya

koyucu mahiyettedir.

3. Başvurucunun başvuru formuna eklediği ve kendisiyle aynı

konumda olan (yargı kararına dayalı olarak kursa katılıp komiser yardımcısı

olan, ancak akabinde rütbeleri geri alınanlar) kişilerle ilgili olarak Danıştay

İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 3.6.2015 tarihli iki kararın

incelenmesinde de “… Yargı kararının uygulanması amacıyla davacının komiser

yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasının yapılması, bu

suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının korunması bakımından önem

taşımaktadır. Bu durumda, davacının yargı kararının uygulanması sonucunda bir

hak elde ederek komiser yardımcı kadrosuna atanmış olması karşısında, dava

konusu işlemlerin iptali yolunda verilen mahkeme kararında sonucu itibariyle

hukuka aykırılık görülmemiştir…” gerekçesine dayalı olarak bu kişilerin lehine

nihai karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Danıştay ilgili Dairesinde

sonuçlanan davaların kişilerin aleyhinde, Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunda (İDDK) sonuçlanan davaların ise kişilerin lehinde sonuçlandığı,

adaletin tesisinin, ilgili yargı merciine göre bir nevi tesadüfe bağlı olduğu

görülmektedir. İlgili idare mahkemesi bozma ilâmına karşı direnmediği için

başvurucunun davası ilgili Dairede aleyhine olarak sonuçlanmıştır. Bu Tespit ve

durum dahi adil yargılanma halinin ihlâl edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

4. Açıklanan nedenlerle; başvurucunun hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği

kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Ramazan SAYILIR Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/6834, 8 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu
  7. B. Başvuru Konusu
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. Onanmasına..."
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Hakkaniyete Uygun
  14. B. Mahkemenin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına
  15. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/6834
Tarih
8 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Gürkan Zirek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15263)
  • H.k. Başvurusu (B. No: 2017/20738)
  • Celalettin Altun Başvurusu (B. No: 2019/19754)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Metin Karaoğlanoğlu Başvurusu (B. No: 2020/4369)
  • Abdurahman Şirdenli Başvurusu (B. No: 2019/17243)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Hakan Tokatlıoğlu Başvurusu (B. No: 2018/24939)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.