İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadir Savcı Başvurusu (B. No: 2018/21119)

1. Başvuru, tam yargı davasının süre aşımından

Başvuru No2018/21119Tarih21 Ekim 2020Okuma12 dk · 2.462 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kadir Savcı Başvurusu

Karar tarihi
21 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/21119
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.462 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tam yargı davasının süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde

şube müdürü olarak görev yapmakta iken 5/7/2013 tarihli işlemle aynı görev

unvanıyla Elâzığ iline atanmıştır.

9. Başvurucunun bu işleme karşı açtığı dava, Çanakkale

İdare Mahkemesinin (Mahkeme) 14/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

Gerekçede, başvurucunun iş yerinde çalışanlar ile yaşadığı uyum sorunu ve

yapılan şikâyetlerin kamu hizmeti gerekleri dikkate alındığında görev yerinin

değiştirilmesi adına yeterli bir hukuki sebep oluşturduğu ifade edilmiştir.

10. Ret kararı, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından

18/11/2014 tarihli kararla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde, başvurucunun

atanmasına esas olan teftiş raporlarının bir başka işleme de esas olduğu, bu

işlemin kesinleşmiş bulunan yargı kararı ile iptal edildiği ve bu nedenle söz

konusu teftiş raporlarına dayanan atama işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Bozma kararına uyan Mahkeme 13/2/2015 tarihli kararı

ile atama işlemini iptal etmiştir.

12. İptal hükmü, Danıştay Beşinci Dairesi nezdinde temyiz

ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucunun sunduğu

belgelerden karar düzeltme talebinin reddine dair 9/3/2016 tarihli nihai hükmün

21/6/2016 tarihinde tebellüğ edildiği görülmektedir.

13. Başvurucu 22/6/2016 tarihinde Kültür ve Turizm

Bakanlığına verdiği dilekçe ile hukuka aykırılığı yargı kararı ile tespit

edilmiş işlem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararın tazmin

edilmesini istemiş ancak talep 1/7/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu

talebinin reddi üzerine 5/8/2016 tarihinde aynı Mahkemede tam yargı davası

açmıştır.

14. Mahkeme 20/10/2017 tarihli kararı ile davayı esastan

reddetmiştir. Gerekçede özetle, yargı kararı ile iptal edilen idari işlemin

tesisinde ve uygulanmasında idarenin tazminat sorumluluğunu gerektirecek kadar

ağır ve önemli bir hizmet kusurunun bulunmadığı ifade edilmiştir.

15. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Dava Dairesi (istinaf

mahkemesi) 5/6/2018 tarihli kararı ile başvurucunun itirazını ret hükmünün

gerekçesini değiştirmek suretiyle kesin olarak reddetmiştir. Değişik gerekçede

davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddi gerektiği belirtilmiştir. Buna

göre, başvurucunun açtığı davanın 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca iptal davası üzerine açılan tam

yargı davası niteliğinde olduğu, 9/3/2016 tarihinde kesinleşen iptal kararı

üzerine altmış gün içinde idari başvuru yapılmadığı veya dava açılmadığı,

dolayısıyla yasal sürenin geçirilmesinden sonra açılan davanın süresinde

olmadığı ifade edilmiştir.

16. Başvurucu, nihai kararı 25/6/2018 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 2/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 2577 sayılı Kanun'un "Dava açma süresi"

kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1.

Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda

ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı

bildirimin yapıldığı,

...

Tarihi izleyen günden başlar. "

18. 2577 sayılı Kanun'un "Üst makamlara

başvurma" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava

açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya

yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan

makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye

başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2.

Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

3.

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi

yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba

katılır."

19. 2577 sayılı Kanun'un "İptal ve tam yargı

davaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir

idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan

doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte

açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması

üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde

verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan

dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası

açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; iptal hükmünün kesinleşmesine ilişkin

kararın 21/6/2016 tarihinde gününde tebliğ edilmesinin ardından süresinde idari

başvuru yapılarak dava açıldığını, buna karşın davanın süre aşımı nedeniyle

reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, dava açma süresine dair hukuk kurallarının

ve somut olayın hatalı değerlendirildiği iddiasına ilişkin olduğundan başvuru

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

27. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında

yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

28. Somut olayda tam yargı davasının süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

29. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

30. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması " kenar başlıklı 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

31. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir.

32. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

33. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

34. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

35. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada

bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı

altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale

edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici

işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM

tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan

müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK],

B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

36. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

37. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının ve

özellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin

yorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerince

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğu

ifade edilen hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte

derece mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu

veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün

olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (Ziya Özden, B.

No: 2016/67737, 19/11/2019, § 59).

38. Dosya içeriğinden; atama işleminin iptaline dair

hükmün kesinleşmesini sağlayan karar düzeltme isteminin reddine dair 9/3/2016

tarihli kararın başvurucuya 21/6/2016 tarihinde tebliğ edildiği ve başvurucunun

2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen usul dahilinde 22/6/2016

tarihinde idari başvuru yaparak tazminat talebinde bulunduğu, istemin reddi

üzerine de 5/8/2016 tarihinde tam yargı davası açtığı anlaşılmaktadır.

39. İstinaf mahkemesi, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi

uyarınca tam yargı davasını süre aşımı yönünden reddederken iptal hükmünü

kesinleştiren karar düzeltme isteminin reddine dair kararın verildiği

tarihi dava açma süresinin başlangıcına esas almıştır. Davanın süre aşımından

reddedilmesi bu belirlemeye dayanmaktadır (bkz. § 15).

40. 2577 sayılı Kanun'da, sürelerin yazılı bildirimle

başlayacağı ve iptal kararı üzerine açılacak tam yargı davalarında da kanun

yoluna başvurulması hâlinde bu kararın tebliği üzerine dava açma

süresinin işlemeye başlayacağı yoruma yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade

edilmiştir (bkz. §§ 17-19).

41. Başvuru konusu olayda dava açma süresinin

başlangıcına ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmaktadır ve bu hükme verilecek

olağan anlam bellidir (bkz. § 40). Ancak istinaf mahkemesi, açık olan kanun

hükmüne olağanın dışında farklı bir anlam vererek iptal hükmünü kesinleştiren

kararın tebliğ edildiği tarih yerine kararın verildiği tarihi esas alarak dava

açma süresini belirlemiştir. Kararda bu olağan dışı uygulamanın yerleşik bir

içtihada dayandığı yönünde bir belirleme olmadığı gibi başvurucunun

kesinleşmeyi sağlayan kararı, verildiği tarih olan 9/3/2016 tarihinde öğrendiği

veya tebellüğ ettiği yönünde bir saptama da bulunmamaktadır.

42. Bu bağlamda; istinaf mahkemesinin, iptal ve tam yargı

davalarına ilişkin süreyi belirleyen açık kanun hükmünü olağan anlamının

dışında, öngörülemez bir şekilde yorumlayarak verdiği kararla mahkemeye erişim

hakkına yaptığı müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması talebinde

bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise

öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale

neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer

hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden

yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

49. İncelenen başvuruda mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan

benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Çanakkale İdare Mahkemesine (E.2016/738, K.2017/1371) GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Kadir SAVCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/21119, 21 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  17. D. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/21119
Tarih
21 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Hajar Idlbi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/34546)
  • Otabek Karımov ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/36559)
  • Ömer Atılğan Başvurusu (B. No: 2018/28170)
  • Ümit Özkan Başvurusu (B. No: 2017/78)
  • Mehmet Ali Şelli Başvurusu (B. No: 2017/12880)
  • Recep Çeken ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/496)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.