İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Recep Çeken ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/496)

1. Başvuru, ölüm olayından dolayı uğranılan zararın

Başvuru No2016/496Tarih4 Kasım 2020Okuma11 dk · 2.243 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Recep Çeken Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2016/496
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.243 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayından dolayı uğranılan zararın

tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının; zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

ölüm olayına ilişkin zararların karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2016/496 ve 2016/499 numaralı

bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması

nedeniyle 2016/496 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin

bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucuların murisi olan A.Ç. 13/1/2011 tarihinde

askere sevk edilmiş, askerlik hizmeti devam ederken 7/2/2011 tarihinde vefat

etmiştir.

10. Ölüm olayı üzerine yapılan incelemede otopsi

yapılması gerektiğine karar verilmiş, olayla ilgili Hava Eğitim Komutanlığı

Askerî Savcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İzmir Adli Tıp Kurumunca

otopsi yapılmıştır. Otopsi sonucunda ölüm nedeni 26/3/2011 tarihli raporla kalp

damar hastalığı ve akciğer enfeksiyonu sonucu gelişen solunum yetmezliği olarak

belirlenmiştir.

11. Başvurucular tarafından otopsi raporunun talep

edilmesi üzerine Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Savcılığının 6/9/2011 tarihli

yazısıyla müteveffanın kardeşi olan başvurucu Kahraman Çeken'e rapor

gönderilmiştir.

12. Başvurucular 30/9/2013 tarihinde Millî Savunma

Bakanlığından tazminat talep etmiş, taleplerinin zımnen reddedilmesi üzerine

22/1/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası

açmışlardır. Dava dilekçelerinde; murislerinin akciğerlerinden rahatsız olması

ve askere elverişli olmamasına rağmen Kasım 2010 celp döneminde askere

alındığını, askerlik hizmeti sırasında ağır eğitim faaliyetlerine tabi

tutulduğunu, bu eğitime dayanamayan murislerinin 31/1/2011 tarihinde

hastalandığını ve bu tarihten itibaren tedavisinin gecikmesi nedeniyle 7/2/2011

tarihinde vefat ettiğini ileri sürmüşlerdir.

13. AYİM İkinci Dairesinin 8/4/2015 tarihli kararıyla

dava süre aşımından reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucuların

murisinin askerlik hizmeti sırasında hastalanarak yatırıldığı hastanede vefat

ettiği ve vefat tarihi olan 7/2/2011'de bu durumdan başvurucuların haberdar

olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte hastalığının ne olduğu ve hangi

nedenlerin vefatına sebebiyet verdiği vefat tarihi itibarıyla bilinmemekle

birlikte bu durumun müteveffanın askerlik hizmeti sırasında rahatsızlandığı

gerçeğini değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Bu sebeple 7/2/2011 tarihinden

itibaren bir yıl içinde zorunlu idari müracaatta bulunulmadığı, bir yıllık süre

geçirildikten sonra 30/9/2013 tarihinde yapılan idari müracaatın zımnen reddi

üzerine 22/1/2014 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna

varılmıştır.

14. Başvurucuların karar düzeltme talebi aynı Daire

tarafından 11/11/2015 tarihinde reddedilmiştir.

15. Nihai karar 4/12/2015 tarihinde başvurucuların

vekiline tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucular 4/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Şuayp Yüksekdağ, B. No:

2015/9921, 26/12/2018, § 22; Murat Dinç ve Rıza Dinç, B. No: 2015/65,

11/6/2018, § 25; Fatma Candaş ve diğerleri, B. No: 2015/18251, 7/2/2019,

§§ 17-21.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular açtıkları tazminat davasının süre aşımı

nedeniyle reddedilmesinin hak arama özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

20. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların şikâyetlerinin

özü, murislerinin vefatı nedeniyle uğradıkları zararın tazmini istemiyle

açtıkları davada mahkemenin dava açma süresinin başlangıcını tespit etme

noktasında hukuk kurallarını hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde

uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu nedenle başvurucunun belirtilen

şikâyetleri bağlamındaki ihlal iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil

edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en

etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

25. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda

etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir.

Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2012/855, 26/6/2014, § 34).

26. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık

ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi gösterilmeyen

işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye

erişim hakkını aşırı sınırlandıracak şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir

(Mohammed Aynosah, § 40).

27. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava

açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlama görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi

tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin

yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında

incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu

kapsamda dava açma süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan

haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü

haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının

varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar

Çoban, § 66).

28. Bireysel başvuruya konu olayda tam yargı davası

açılmasının sebebi başvurucuların murislerinin zorunlu askerlik hizmeti

sırasında vefat etmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmin

edilmesi isteğidir.

29. Tazminat hukukunun idari yargıda genel kabul gören

prensiplerine göre idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

tam yargı davası açılabilmesi için üç koşul bulunmaktadır. Bunlar; idari eylem,

zarar, zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunması koşullarıdır. Buna

göre tam yargı davası açılabilmesi için eylemin idariliğinin, yol açtığı

zararın ve illiyet bağının ortaya konulması zorunludur. Bu bağlamda

başvurucuların da eylem nedeniyle ne zaman zarara uğradıklarını ve oluşan bu

zararı ne zaman öğrendiklerini açıkça ortaya koymaları gerekir. Bu çerçevede

eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının

eylemden çok sonra anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma

süresinin bu tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (benzer yönde

değerlendirmeler için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, §

65; Hasan Oğuz ve diğerleri, B. No: 2015/2700, 7/2/2018, § 48).

30. Başvuruya konu kararda AYİM, dava açma süresinin

başlangıcı olarak ölümün gerçekleştiği tarihi esas almıştır. Bu tarihi esas

alırken de başvurucuların müteveffanın öldüğü tarih itibarıyla askerlik hizmeti

sırasında rahatsızlanarak vefat ettiğini ve vefat nedeninin de hastalıktan

kaynaklandığını bildiklerine ilişkin şüphe bulunmadığını belirterek eylemin

idariliğine ilişkin değerlendirme yapmıştır.

31. Her ne kadar AYİM'in dava açma süresini eylem -olay-

tarihinden başlatan yorumu Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkı

bağlamında ortaya koyduğu yukarıda belirtilen ilkeler yönünden eleştirilebilecek

ise de başvurucular tarafından eylemin idariliğinin veya yol açtığı zararın ya

da arasındaki illiyet bağının ne zaman öğrenildiği, söz konusu bilgilerin

eylemden çok sonra anlaşıldığı veya ortaya konulduğu, dolayısıyla dava açma

süresinin bu tarihlerden sonra başlaması gerektiği yönünde herhangi bir bilgi

ve belge sunulmadığı gibi açıklama da yapılmadığı görülmüştür. Bu bağlamda

mahkeme kararında yer verilen tespitler ve hukuki dayanaklar irdelendiğinde

idari başvuru yapılması gereken sürenin başlangıcına esas alınan 2011 yılı

itibarıyla başvurucular tarafından müteveffanın rahatsızlığının bilindiği ve

dava dilekçesinde de belirttikleri üzere (bkz. § 12) akciğer rahatsızlığından

haberdar oldukları, ölüm sonrası otopsi yapılsa da yapılan otopsiyle müteveffanın

ölüm nedeninin akciğer enfeksiyonu sonucu gelişen solunum yetmezliği olarak

belirtildiği ve farklı bir hastalık tespit edilmediği anlaşılmıştır.

32. Dolayısıyla otopsi sonucu eylemin idariliğine ilişkin

yeni bir gelişme olmadığı dikkate alındığında zorunlu idari başvuru süresinin

başvurucular tarafından zararın öğrenildiğinin kabul edilebileceği bir tarihten

başlatıldığı görülmektedir. Diğer taraftan başvurucular müteveffanın ölüm

sebebine yönelik olarak -zararın 2011 yılı itibarıyla tam olarak kavranmasının

mümkün olmadığını ortaya koyacak nitelikte- yeni bir tespit/tanı yapıldığını

gösteren herhangi bir iddia da ileri sürmemiştir.

33. Bu durumda AYİM'in dava açma süresinin başlatılacağı

tarihi belirlemesiyle ilgili yorumunun ve mevzuata dair değerlendirmesinin

öngörülemez nitelikte olmadığı ve başvurucuların dava açmasını aşırı derecede

zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşım içermediği

sonucuna varılmıştır.

34. Buna göre başvurucuların mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında

mahkemeye erişim haklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

36. Başvurucular murislerinin askerlik hizmeti sırasında

vefat ettiğini ve açılan davanın da reddedilmesiyle yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkı Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete

pozitif ve negatif ödevler yükler. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son

vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan

tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

38. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu

meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince devletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

39. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına

ilişkin davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre

yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş

ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

40. Öte yandan ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsunlar insanların

hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada

bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesinin

ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 60).

41. Ayrıca bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de

geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk

olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmelerinin gerekip gerekmediğini tespit

etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul

ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden

beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekmektedir. Ancak özellikle

insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi gözönüne alınarak pozitif

yükümlülük, yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede basit bir ihmali veya

değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî yetkililere atfedilip

atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74).

42. Somut olayda başvurucuların, devlete veya kamu

görevlilerine yönelik olarak kasten ya da saldırı veya kötü muamele sonucunda

murislerinin öldürüldüğüne yönelik iddiaları bulunmamaktadır. Başvurucular,

murislerinin ölümü nedeniyle tazminat istemlerinin reddedilmesine yönelik

iddialarda bulunmuşlardır. Başvurucuların açmış olduğu davanın süresinde

açılmaması nedeniyle ihlale sebebiyet verildiğini iddia ettikleri işlemleri

kendilerinden beklenen özen çerçevesinde usulüne uygun olarak yetkili ve

görevli yargısal makamlar önünde hukuksal olarak tartışma konusu yapmaksızın

bireysel başvuruya konu ettikleri, bu kapsamda başvuru yollarını tüketmedikleri

anlaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucular : 1. Recep ÇEKEN 2. Hatice ÇEKEN 3. Gülnar KOTAN 4. Gülüzar KARABACAK 5. Sevda ÇEKEN 6. Kahraman ÇEKEN Başvurucular Vekili : Av. Rahman ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/496, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adil Yargılanma
  14. B. Yaşam
  15. A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinin
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/496
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • A.e. Başvurusu (B. No: 2017/19621)
  • Ahmet Turan Alkan Başvurusu (B. No: 2018/9800)
  • A.ç. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/109)
  • Mehmet Şirin Eviz Başvurusu (B. No: 2018/8400)
  • Yusuf İltar Başvurusu (B. No: 2017/27069)
  • Hasan Lök Başvurusu (B. No: 2018/11718)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.