İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kadri Şahin Başvurusu (B. No: 2013/5265)

1. Başvurucu, yargılandığı

Başvuru No2013/5265Tarih10 Haziran 2015Okuma11 dk · 2.293 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kadri Şahin Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/5265
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.293 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, yargılandığı

davada 21/3/2012 tarihinden beri tutuklu olması ve mahkumiyet

kararıyla birlikte tutukluluk halinin devamına karar verilmesi nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, gerekçeli karar hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde

Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/7/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, silahlı terör

örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, görevi yaptırmamak

için direnme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmak, terör

örgütü propagandası yapmak suçlarından Batman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/59

sorgu sayılı kararıyla 21/3/2012 tarihinde tutuklanmıştır. Kararın gerekçesi şu

şekildedir:

“Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların

bulunması, şüpheliye atılı suçların Ceza Muhakemesi Kanununun 100. maddesinin

3. fıkrası katolog suçlardan olması, şüpheli Kadri

Şahin'in silahlı terör örgütüne üye olma ve terör amaçlı görevi yaptırmamak

için direnme suçundan 5271 sayılı CMK.’nun 100. ve

devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA (karar verilmiştir.)”

8. Batman Cumhuriyet

Başsavcılığı görevsizlik kararıyla soruşturma dosyasını Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 30/3/2012

tarihli ve E.2012/412 sayılı iddianamesi ile hakkında kamu davası açılmıştır.

9. Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesi 3/4/2012 tarihli tensip duruşmasında tutuklu başvurucunun üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve atılı suçun 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında sayılan suçlardan olmasını dikkate alarak tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir.

10. Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesi, 29/5/2012 tarihli ve E.2012/159, K.2012/240 sayılı kararıyla, 2911

sayılı Kanun’a muhalefet etmek suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek

suçundan yedi yıl altı ay, görevi yaptırmamak için direnmek suçundan on iki ay,

terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan bir yıl hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve takdir

olunan cezaların miktarını dikkate alarak hükümle birlikte tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir.

11. Temyiz üzerine, İlk Derece

Mahkemesinin kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/2/2013 tarihli ve

E.2012/11321, K.2013/1706 sayılı ilamıyla karar bozulmuştur.

12. Bozma üzerine yargılamayı

sürdüren Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 27/3/2013 tarihli tensip

duruşmasında başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil

durumu ve atılı suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde sayılan suçlardan

olması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

13. Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesi 18/4/2013 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesinde atılı suçun

vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu ve atılı suçun 5271 sayılı Kanun’un 100.

maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

14. Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesi, 9/5/2013 tarihli ve E.2013/2016, K. 2013/297 sayılı kararıyla terör

örgütünün propagandasını yapmak, görevi yaptırmamak için direnmek suçları

yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2911 sayılı Kanun’a

muhalefet etmek suçuna ilişkin karar kesinleşmiş olduğundan bu suç yönünden hüküm

kurulmasına yer olmadığına, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına

suç işlemek suçundan başvurucunun toplam 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve başvurucunun üzerine atılı suçların niteliği ve takdir

olunan cezaların miktarını dikkate alarak hükümle birlikte tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir.

15. Başvurucunun mahkûmiyet

kararıyla birlikte verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itirazı,

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/5/2013 tarihli ve 2012/193 Değişik İş

sayılı kararıyla tutukluluk halinin devamına ilişkin kararda herhangi bir

isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

reddedilmiştir.

16. Ret kararı, 29/5/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Temyiz üzerine, Diyarbakır

4. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarihli kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

17/2/2014 tarihli ve E.2013/15848, K.2014/1707 sayılı ilamıyla onanmıştır.

18. Başvurucu, 28/6/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinin (1), (3), ve (4) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek

amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır.

….

(3) Suçun, kişinin

kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi

tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında

artırılır.

(4) Suçun, silâhla ya

da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten

yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı

oranında artırılır.”

20. 5237 sayılı

Kanun’un 314. maddesi şöyledir:

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan

suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer

hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

21. 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 2. maddesi şöyledir:

“Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana

getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar

doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan

suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler

de terör suçlusu sayılır.”

22. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir;

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 10/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 28/6/2013 tarihli ve 2013/5265

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, yargılandığı

davada 21/3/2012 tarihinden itibaren tutuklu olduğunu, gerekçesiz kararlarla

tutukluluğun devamına karar verildiğini, farklı davalarda kendisiyle benzer

suçlardan yargılanan sanıkların tahliye edilmelerine rağmen kendisinin

tutukluluk halinin halen devam etmesinin eşitlik ilkesiyle çeliştiğini

belirterek, mahkumiyet kararıyla birlikte tutukluluk halinin devamına karar

verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, gerekçeli karar hakkı ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucunun

şikâyetlerinin özü tutukluluğun makul süreyi aştığı ve hükmen tutukluluğa

ilişkin kararın gerekçelerinin yetersiz olduğu iddiasına ilişkin olup,

başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

26. Somut olayda, hükümlü olarak

ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun, sosyal güvenlik kapsamında bir

geliri, adına kayıtlı taşıtı veya taşınmaz malı olmadığı, geçimini önemli

ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu hususu sunduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,

17/9/2013) kararında belirtilen adli yardım talebinin değerlendirilmesine

ilişkin ilkeler temelinde açıkça dayanaktan yoksun olmayan başvurucunun adli

yardım talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde, makul sürede hakkında hüküm

verilmeyen bir tutuklu için tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanınmaktadır. Bu yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı tutukluluk

nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da uğradığı zararın

tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

ile öngörülen hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §

48).

28. Ancak somut olayda

mahkûmiyet hükmünün 17/2/2014 tarihinde kesinleştiği göz önünde tutulduğunda,

bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesinde düzenlenen yola başvurmak için gerekli olan ve aynı Kanun’un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen yasal sürelerin geçmiş olduğu

anlaşılmaktadır. Bu aşamada, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilemezlik kararı verilmesi, başvurucunun artık başvuru imkânının ortadan

kalktığı bir yola yönlendirilmesi anlamına gelecektir. Açıklanan nedenlerle

somut olayın koşulları altında başvuru yollarının tüketilmesi sorununun

bulunmadığı sonucuna varılıp, başvurunun diğer kabul edilebilirlik kriterleri

yönünden incelenmesi gerekir.

29. Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan

kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma

ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine

getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir."

30. Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

31. Tutukluluk

süresinin makul olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde

değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu

sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre

değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak, masumiyet karinesine rağmen

Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkından daha ağır basan bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı

bulunabilir (Murat Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 61).

32. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(Murat Narman, §

62).

33. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler "ilgili" ve "yeterli" görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Murat Narman, § 63).

34. Dolayısıyla Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (Murat Narman, § 64).

35. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek

bir şüpheli ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün

değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).

36. İtiraz veya temyiz

merciinin, incelemeye konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere

katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak kararın gerekçesiz olduğu anlamına gelmez (Hanefi Avcı, § 71).

37. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, § 65).

38. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, § 66).

39. Somut

olayda başvurucu 19/3/2012 tarihinde gözaltına alınmış, 21/3/2012 tarihinde

tutuklanmış ve ilk derece mahkemesince hüküm verildiği 29/5/2012 tarihine kadar

2 ay 10 gün tutuklu kalmıştır. İlk derece mahkemesinin kararının bozulmasına

kadar olan süreçte başvurucu bir suç isnadına bağlı olarak özgürlüğünden yoksun

kalmıştır. Bozma kararının verildiği 6/2/2013 tarihinden ilk derece

mahkemesince tekrar hüküm verildiği 9/5/2013 tarihine kadar başvurucu 3 ay 3

gün tutuklu kalmıştır. Bu durumda makul süre açısından dikkate alınması gereken

tutulma süresi 5 ay 13 gündür.

40. Başvurucunun tutuklu olduğu

yargılamada 29/5/2012 tarihli ilk duruşmada kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, başvurucunun grup

içerisindeki halini gösterir resimleri, olay CD’si ve bunun çözümüne ilişkin

tutanaklar, internet sitesinde yapılan çağrılar ve tespit tutanakları,

bilirkişi raporu ile toplanan diğer deliller doğrultusunda başvurucunun

mahkumiyetine karar verilmiş, bu kararın bozulması üzerine yaklaşık 2 ay gibi

kısa bir sürede toplanan deliller doğrultusunda 9/5/2013 tarihinde başvurucunun

tekrar mahkumiyetine karar verilmiştir. Bu nedenle, başvurucunun tutukluluk

halinin devam ettiği süreçte, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

gösterilmesi gereken özenin yargılama makamınca gösterilmediği sonucuna

varılması için bir neden bulunmamaktadır.

41. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçların ağırlığı, derece mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve

itiraz üzerine verilen kararların gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde,

başvurucunun 5 ay 13 günlük tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası yönünden makuldür. Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz ve

itirazın reddine dair kararların gerekçeleri, toplam tutukluluk süresi

de göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin

devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

Başvurucunun,

A. Yargılama giderlerini ödeme

gücünden yoksun olması ve talebinin açıkça

dayanaktan yoksun olmaması nedeniyle adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan

yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşılmakla, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

10/6/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Kadri ŞAHİN Vekili : Av. Erkan ŞENSES

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5265, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Yargılama giderlerini ödeme
  16. C. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5265
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Fehim Bayram Başvurusu (B. No: 2014/12102)
  • Abdulbaki Akikol Başvurusu (B. No: 2014/9910)
  • Altuğ Duran Başvurusu (B. No: 2013/7876)
  • Tezcan Gencer Başvurusu (B. No: 2013/9839)
  • Ögeday Akın Başvurusu (B. No: 2014/2345)
  • Cemalettin Türkoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2969)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.