İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Karagülle Yapı Müh. İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/18081)

1. Başvuru, belediye tarafından gerçekleştirilen ücret tahsilatı

Başvuru No2015/18081Tarih8 Mart 2018Okuma14 dk · 2.829 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karagülle Yapı Müh. İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2018
Başvuru Numarası
2015/18081
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.829 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, belediye tarafından gerçekleştirilen ücret tahsilatı

işlemine karşı açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının; davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. İnşaat işi ile iştigal eden başvurucu Şirket, yapacağı apart

otel nedeniyle numarataj belgesi almak için 17/3/2008

tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Numarataj Şube Müdürlüğüne (Belediye) müracaat etmiştir.

9. Belediye, başvuru evrakı üzerinde yaptığı inceleme

neticesinde söz konusu belgenin düzenlenebilmesi için 46.000 TL numarataj ücreti ödemesi gerektiğini başvurucu şirkete

bildirmiştir.

10. Başvurucu Şirket 26/3/2008 tarihinde Belediyeye bir dilekçe

vermiştir. Başvurucu Şirket söz konusu dilekçede, henüz ortada bina olmadığı ve

ileride inşa edilecek binanın da bağımsız bölümlerinin doğrudan cadde ve

sokakla irtibatı bulunmadığı hâlde her bir bağımsız bölüm için ayrı kapı

numarası veriliyormuş gibi hatalı bir değerlendirmeyle yapılan yüksek

miktardaki ücretlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu

Şirket aynı dilekçede, projesinin onaylanabilmesi için mecbur kaldığından

tahakkuk ettirilen meblağı kanuni haklarını saklı tutarak itiraz kaydı ile

yatıracağını ifade etmiş ve aynı gün ödeme işlemini gerçekleştirmiştir.

11. Başvurucu Şirket, kendisinden tahsil edilen numarataj ücretinin 45.000 TL’lik kısmının iptali ve yasal

faiziyle birlikte iadesi istemiyle 28/5/2008 tarihinde Ankara 2. Vergi

Mahkemesinde (Vergi Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu Şirket dava

dilekçesinde 26/3/2008 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın altmış gün içinde

herhangi bir cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine otuz günlük dava açma

süresi içinde dava açma hakkını kullandığını belirtmiştir.

12. Vergi Mahkemesi 4/6/2008 tarihinde, dava konusu edilen

ücretin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden olmaması nedeniyle

davanın görüm ve çözümünün vergi mahkemesinin görev alanına girmediği

gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine; dava dosyasının görevli Ankara

İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

13. Dava dosyasının gönderildiğiAnkara

13. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi)10/6/2009 tarihli kararıyla dava konusu

tahsil işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

14. Danıştay Sekizinci Dairesi28/2/2011 tarihli kararıyla İdare

Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararının gerekçesinde 26/5/1981 tarihli ve

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan

uyuşmazlığın görüm ve çözümünün vergi mahkemelerinin görevinde olduğu, idare

mahkemesince bu husus hakkında karar verilmesinde yasal isabet bulunmadığı

belirtilmiştir.

15. İdare Mahkemesi Danıştayın bozma

kararına uyarak 16/6/2011 tarihinde, davanın görev yönünden reddine; dava

dosyasının görevli Ankara Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

16. Dava dosyasının gönderildiği Vergi Mahkemesi 29/6/2012

tarihli kararıyla davayı süre aşımından reddetmiştir. Kararın gerekçesinde,

başvurucu Şirketin davaya konu numarataj ücretini

26/3/2008 tarihinde ihtirazi kayıtla ödediği, bu

tarihten itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava açması gerekirken

28/5/2008 tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir. Kararda

ayrıca; başvurucu Şirketin 26/3/2008 tarihli dilekçesini, kendisinden istenen

tutarı kanuni haklarını saklı tutarak ödediği yönündeki ibare nedeniyle "ihtirazi kayıt" niteliğinde bir dilekçe olduğu, bu

dilekçenin aynı zamanda itiraz dilekçesi olarak da kabul edilmesine olanak

bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu değerlendirmeye dayanak olarak ise söz konusu

dilekçenin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11.

maddesi uyarınca üst makama hitaben yazılmamış olması ve tahsilat işlemininkaldırılması, değiştirilmesi istemini içermemesi

gösterilmiştir.

17. Karar Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 4/2/2013 tarihli

kararıyla onanmıştır.

18. Başvurucu Şirketin karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

24/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar 30/10/2015 tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu Şirket 25/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 2577 sayılı Kanun'un "Dava

açma süresi" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında

ayrı süre gösterilmeyen hallerde (...) vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

(...)

b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali

yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku

tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ

yerine geçen işlemlerde tebliğin;(...) yapıldığı (...)

Tarihi izleyen günden başlar.

22. Aynı Kanun'un "Üst

makamlara başvurma" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer

tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa

işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu

başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; idareye verdiği dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un

11. maddesi uyarınca yapılmış bir itiraz dilekçesi olduğunu, nitekim dilekçede

kullandığı ifadelerden bunun açıkça anlaşılacağını belirtmektedir. Başvurucu,

derece mahkemesinin söz konusu dilekçenin itiraz dilekçesi olarak kabul

edilemeyeceği yönündeki yorumunun hatalı olduğunu ifade etmekte ve bu yoruma

bağlı olarak davasının süre aşımından reddedilmesinin adil olmadığını ileri

sürmektedir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü mahkemenin

dava açma süresine ilişkin hukuk kurallarını hatalı değerlendirmesi ve

uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu nedenle

başvurucunun belirtilen şikâyetleri bağlamındaki ihlal iddialarının mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

30. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilerek

uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

33. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

34. Başvurucunun açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesine ilişkin derece mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun'un 7.

maddesinin birinci fıkrasına dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

35. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No:

2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

36. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini; kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

37.Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

38. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, 2014/18135, 20/9/2017, § 46).

39. Bu bağlamda mahkemeler, dava açma süresi öngören kanun

hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı

şekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı

ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birlikte mahkemelerin

sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını

zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmesi hukuki güvenlik

ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabilir. Bu nedenle süreye ilişkin

kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye

erişim hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (Yaşar Çoban, § 67).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Bireysel başvuruya konu kararda, derece mahkemesinin dava

açma süresinin başlangıcı olarak tahsilat işleminin gerçekleştirildiği

26/3/2008 tarihini esas aldığı ve buna göre otuz günlük dava açma süresinden

sonra 28/5/2008 tarihinde açılan davayı süre aşımınedeniyle

reddettiği görülmektedir. Başvurucu 26/3/2008 tarihinde ödemeyi yaparken aynı zamanda

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye itiraz başvurusunda da

bulunduğunu ve bu başvuru üzerine dava açma süresinin durduğunu iddia

etmektedir. Kendisinden istenen tutarın hukuki dayanaktan yoksun olduğu

yönündeki iddialarını dile getirdiği bu itiraz dilekçesine idareden bir cevap

beklediğini ifade eden başvurucu, altmış gün içinde cevap verilmemesi nedeniyle

26/5/2008 tarihinde oluşan zımni ret işlemi üzerine başlayan otuz günlük süre

içinde açtığı davanın süresinde olduğunu ileri sürmektedir.

41. Somut olayda, dava konusu edilen tahsilat işlemine karşı

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında itiraz başvurusu yapılabileceği

hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, nitekim derece mahkemesinin

gerekçeli kararında bu konuda aksi yönde bir değerlendirmeye yer vermediği

görülmektedir. İhtilafın derece mahkemesinin başvurucu tarafından verilen

26/3/2008 tarihli dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında

yapılmış bir itiraz başvurusu dilekçesi niteliği taşımadığı yolundaki kabulünden

ve bu kabulüne dayanak gösterdiği değerlendirmelerinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

42. Bu bağlamda derece mahkemesinin dava açma süresini hesaplama

yöntemini tespit ederken 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi hükmünü yorumladığı

ve başvurucunun 26/3/2008 tarihli dilekçesinin şekil ve içerik yönünden anılan

madde kapsamında düzenlenmiş bir itiraz dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği

sonucuna ulaştığı görülmektedir. Derece mahkemesinin bu değerlendirmeyi

yaparken 26/3/2008 tarihli dilekçenin üst makama hitaben yazılmadığı ve

tahsilat işleminin kaldırılması, değiştirilmesi yolunda bir istemi içermediği

tespitlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Derece mahkemesi söz konusu dilekçeyi,

ödemeye rağmen dava açma hakkının saklı tutulması imkânı sağlayan bir ihtirazi kayıt dilekçesi olarak kabul etmiş, dolayısıyla

itiraz iradesini yansıtmadığından bu dilekçenin dava açma süresi üzerinde

herhangi bir etkisinin bulunmadığını değerlendirmiştir.

43. Başvurucunun Belediyeye hitaben yazdığı 26/3/2008 tarihli

dilekçesinde tahsilat işleminin hukuka aykırılık sebeplerine ayrıntılı bir

şekilde yer verdiği (bkz. § 10) dikkate alındığında bu dilekçenin

gerçekleştirilen işleme yönelik itiraz iradesini yansıttığı görülmektedir.

Dolayısıyla derece mahkemesinin somut olayın özel koşullarında söz konusu

dilekçenin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında bir itiraz dilekçesi

olarak değerlendirilebilmesi için aranan; dilekçenin idari işlemin

kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması

istemini içermesi yönündeki şartı aşırı şekilci (katı) bir şekilde yorumladığı

sonucuna varılmıştır.

44. Öte yandan başvurucunun söz konusu dilekçeyi Belediyeye

hitaben yazdığı görülmektedir. İyi yönetim ilkesi gereğince ilgili idari

makamın da kendisine sunulandilekçenin mahiyeti

itibarıyla bir itiraz dilekçesi olduğunu değerlendirebilmesi ve resen üst

makama iletmesi beklenir. Ancak somut olayda ilgili birimin bu hususta

kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve dilekçeyi üst

makama iletmediği görülmektedir. Bu itibarla derece mahkemesinin dilekçenin üst

makama verilmesi yönündeki şartı da aşırı şekilci yorumladığı sonucuna

ulaşılmaktadır.

45. Bu noktada başvurucunun 28/5/2008 tarihli dava dilekçesinde,

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yaptığı itiraz üzerine dava açma

hakkını kullandığı yönünde açıklamalara yer vermek suretiyle bu hususu daha

davayı ilk açtığı sırada derece mahkemesinin dikkatine sunmuş olduğunuda hatırlatmak gerekir.

46. Buna göre derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 11.

maddesinde düzenlenen itiraza ilişkin usul kurallarını aşırı şekilci (katı)

yorumlaması nedeniyle davanın süre aşımından reddedilmesinin başvurucuya aşırı

bir külfet yüklediği, bu sebeple başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu anlaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

48. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

50. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

51. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

52. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 7 yıl 27 günlük yargılama

süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesitalebinde bulunmuştur.

56. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

57. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Vergi

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

59. Başvurucunun yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle

tazminat talebi bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine gerek

bulunmamaktadır.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

2. Vergi Mahkemesine (E.2011/1500) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

KARAGÜLLE

YAPI MÜH. İNŞ. TİC. LTD. ŞTİ.

Vekili

:

Av. Sedat

SARUHAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18081, 8 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  9. B. Makul Sürede
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Necipoğlu
  16. Gökcan
  17. Karagülle
  18. Saruhan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18081
Tarih
8 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kadir Tunç Başvurusu (B. No: 2015/1433)
  • Ammar Aakoula Başvurusu (B. No: 2017/5918)
  • Özgür Gültekin Başvurusu (B. No: 2015/14209)
  • Ali Galip Baltaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5676)
  • Cemal Ağırman Başvurusu (B. No: 2014/6915)
  • Kadri Karakaş Başvurusu (B. No: 2014/823)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.