İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kasım Yıldızhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6241)

1. Başvuru, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz

Başvuru No2013/6241Tarih16 Eylül 2015Okuma12 dk · 2.393 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kasım Yıldızhan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/6241
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.393 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz

olması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. ve

36. maddelerinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 6/8/2013 tarihinde Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına, dosyaların Bölümlere gönderilmesine karar verilmiştir.

2013/6241 numaralı başvuruya ilişkin olarak 23/1/2014 tarihinde İkinci Bölüm,

2013/6242 ve 2013/6243 numaralı başvurulara ilişkin olarak ise 23/1/2014

tarihinde Birinci Bölüm, başvuruların kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki

incelemelerinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

4. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş, başvuru belgelerinin birer örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşlerini 24/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

5. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya 27/2/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı 29/4/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.

6. Yapılan incelemede, 2013/6242 ve 2013/6243 sayılı başvuruların

konu bakımından niteliklerinin aynı bulunmaları nedeniyle 2013/6241 sayılı başvuru

ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 1/8/2008 tarihinde gözaltına alınmış, Ağrı Sulh Ceza

Mahkemesinin 3/8/2008 tarihli ve 2008/984 Değişik İş sayılı kararıyla

tutuklanmışlardır.

9. Başvurucular hakkında, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca

hazırlanan 1/12/2008 tarihli ve E.2008/1820 sayılı, 19/8/2010 tarihli ve

E.2009/1428 sayılı iddianamelerle kasten öldürme, 2/12/2008 tarihli ve

E.2008/1829 sayılı iddianameyle de kasten yaralama ile 10/7/1953 tarihli ve

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a

muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla ayrı ayrı kamu davası açılmış,

aralarında fiilî ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle anılan dosyaların Ağrı

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/298 sayılı dosyasında birleştirilmesine karar

verilmiştir.

10. İddianamenin incelenmesinden, 1/8/2008 tarihinde iki köy

arasında mera uyuşmazlığı nedeniyle meydana gelen olayda üç kişinin öldüğü,

birden fazla kişinin yaralandığı, başvurucuların üç kişinin ölümünden dolayı

cezalandırılmalarının talep edildiği, olay nedeniyle başvurucuların da

yaralandığı ve şikâyetçi oldukları, başvurucularla birlikte sanık ve katılan

sanık sıfatıyla toplam 19 kişi hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.

11. Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada ilk duruşma 1/9/2009

tarihinde yapılmış, 24/4/2012 tarihinde verilen hükme kadar ise elli kez

duruşma yapılmıştır. Duruşma tutanaklarının incelenmesinden; tanıkların

dinlenmesi, sanıkların savunmalarının alınması, hakkında yakalama kararı

verilen sanığın yakalanmasının beklenmesi gibi nedenlerle duruşmaların

ertelendiği tespit edilmiştir.

12. Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi, 24/4/2012 tarihli ve E.2008/298,

K.2012/104 sayılı kararı ile başvurucuların, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca işledikleri

suçlardan dolayı ayrı ayrı toplam 16 yıl 8 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 86. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

uyarınca işledikleri suçlardan dolayı aldıkları cezalar hakkında ise hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına ve tutukluluk hâllerinin devamına karar

vermiştir.

13. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

31/3/2014 tarihli ve E.2014/1102, K.2014/1986 sayılı kararı ile başvurucular

hakkındaki mahkûmiyet hükmünün, usule ilişkin eksiklikler nedeniyle bozulmasına

karar verilmiştir.

14. Bozma sonrası yargılama, Ağrı

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/121 sayılı dosyasında görülmeye devam etmekte iken

9/5/2014 tarihinde yapılan incelemede azami tutukluluk süresinin dolması

nedeniyle başvurucular tahliye edilmiştir.

15. Yargılama, Ağrı Ağır Ceza

Mahkemesinin E:2014/121 sayılı dosyasında hâlen devam etmekte olup son

duruşmanın yapıldığı 5/3/2015 tarihine kadar beş kez duruşma yapılmış ve dava

10/9/2015 tarihine ertelenmiştir.

16. Başvurucular 6/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması

halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82,

83),”

18. 5237 sayılı Kanun’un 81. maddesi

şöyledir:

“(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası

ile cezalandırılır.”

1V.

İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 16/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 6/8/2013 tarihli ve 2013/6241 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, uzun bir süredir tutuklu olarak

bulundurulduklarını, tutuklu bulundukları sürenin mevzuatın öngördüğü azami

süreyi aştığını, tutukluluğunun devamına ilişkin verilen kararların matbu ve

gerekçesiz olduğunu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek

Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişler,

tutukluluğunun sona erdirilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21. Başvurucuların şikâyetinin özü,

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ve makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucuların şikâyetlerinin

Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ve 36. maddesinin birinci fıkrası

çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığı İddiası

22. Bakanlık görüşünde,

tutukluluğun uzunluğuna ilişkin şikâyetlerinin Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir.

23. Başvurucular, Bakanlığın bu

görüşüne katılmadıklarını belirtmişlerdir.

24. 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

25. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman

bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu

düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları

da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

26. Başvurunun kabul

edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya

kararların 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmemiş olması gerekmektedir. Nihai

işlem veya kararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği

takdirde ilgili şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 32).

27. Kişi serbest bırakılmadan

ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişi “suç isnadına bağlı olarak” tutulma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmiş olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun

sübuta erdiği kabul edilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç

şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir

(Korcan Pulatsü, § 33).

28. Somut olayda başvurucuların, isnat edilen suçlar nedeniyle tutuklu

olarak devam eden yargılamada Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinin, 24/4/2012 tarihli ve

E.2012/104 sayılı kararıyla ayrı ayrı 16 yıl 8 ay hapis cezası ile

cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Dolayısıyla mahkûmiyet kararının

açıklandığı 24/4/2012 tarihinde başvurucuların tutukluluk hâlleri sona ermiştir.

29. Başvurucuların bireysel başvuruya konu ettikleri Ağrı Ağır Ceza

Mahkemesinin 24/4/2012 tarihli ve E.2012/104 sayılı hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamına ilişkin nihai kararı, Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden öncesine aittir.

30. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

31. Başvurucuların yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucular, beş yılı aşkın

bir süreden beri tutuklu olarak yargılanmakta olduklarını, bu nedenle makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

33. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan

makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın

141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede

yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41–45).

35. Anayasa’nın 36. ve

Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul

sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç

işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup kişiye cezai

alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde;

iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek

niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

36. Başvuru konusu olayda,

başvurucular 1/8/2008 tarihinde

Ağrı ilinde meydana gelen karşılıklı silahla kasten yaralama suçları kapsamında

gözaltına alınmış, 3/8/2008 tarihinde tutuklanmışlardır. Haklarında adam

öldürme, kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından adli

soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular hakkında isnat olunan bu suçlar 5237

sayılı Kanun’da ve 6136 sayılı Kanun’da hapis cezasını gerektirir şekilde

tanımlanmıştır. Bu çerçevede

başvurucular hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın, Anayasa’nın 36.

maddesinin sağladığı güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır

(B.E., § 32).

37. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili

makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama

veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup somut başvuru açısından bu

tarih, başvurucuların bahse konu suçlar kapsamında gözaltına alındıkları ve

böylece isnattan haberdar oldukları anlaşılan

1/8/2008 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam

eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da

yapılabilmesi olanağı bulunduğundan değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş

anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52; B.E., § 34). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihi, yargılama devam ettiğinden, inceleme tarihi olan

16/9/2015 tarihidir.

38. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucuların

gözaltına alındığı 1/8/2008 tarihi ile Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinin 24/4/2012

tarihli kararı arasında 3 yıl 8 ay 23 günlük bir sürenin geçtiği görülmektedir.

Başvurucuların yargılandığı davada, Mahkemece başvurucuların savunmaları

16/1/2009 tarihli celsede alınmıştır. Yargılama, ilk derece mahkemesince

bozmadan önce toplam elli celsede tamamlanmıştır. Davanın kanun yolu (temyiz)

aşaması ise 1 yıl 11 ay 9 gün sürmüştür. Son duruşma tarihinin 10/9/2015 olduğu

dikkate alındığında bozma sonrası yargılama süresi ise 1 yıl 4 ay 9 gündür.

Yargılama hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde devam etmektedir.

39. 5271 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemelerdeki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (B.E.,

§§ 23-44).

40. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte,

davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, ayrıca başvurucuların tutuklu

olduğu ve söz konusu yargılamanın yaklaşık 7 yıl 1 aydır devam ettiği dikkate alındığında yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

42. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle ayrı

ayrı 50.000 TL maddi, 50.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin olarak yaklaşık 7 yıl 1 aydır devam eden yargılama süresi

nazara alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında her bir başvurucuya

ayrı ayrı net 5.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucular tarafından ayrı

ayrı yatırılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harcın

ayrı ayrı, 1.500 TL vekâlet ücretinin ise müştereken başvuruculara ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

47. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık 7 yıl 1 aydır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının “zaman bakımından yetkisizlik”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculara ayrı ayrı net 5.000

TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yatırılan 198,35 TL harcın

ayrı ayrı, 1.500 TL vekâlet ücretinin ise müştereken başvuruculara ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların, Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine

16/9/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

Engin YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucular : 1- Kasım YILDIZHAN 2- Sait YILDIZHAN 3- Behçet YILDIZHAN Vekili : Av. Abdullah GÜZEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6241, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Başvuruculara ayrı ayrı net 5.000
  12. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların, Maliye
  13. E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine
  14. Altan
  15. Topal
  16. Turan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6241
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Hacı İnan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7932)
  • Ünal Aslantürk Başvurusu (B. No: 2013/1876)
  • Arzu Batmaz Başvurusu (B. No: 2013/7915)
  • İsmail Hadidi Başvurusu (B. No: 2013/2126)
  • İlker Başer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1943)
  • Hakan Tezel Başvurusu (B. No: 2014/16988)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.