İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/1876Tarih: 8 Eylül 2015

Ünal Aslantürk Başvurusu (B. No: 2013/1876)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÜNAL ASLANTÜRK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1876)

Karar Tarihi: 8/9/2015

R.G. Tarih- Sayı: 23/10/2015-29511

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, icra emrinin iptali

talebiyle açılan davada, görevsiz mahkemenin, yasanın emredici hükümlerine

aykırı olarak karar vermesi nedeniyle tarafsız ve bağımsız mahkemede yargılanma

hakkının; karar sonucunu etkileyecek iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle

de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/3/2013

tarihinde Amasya Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda,

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık), 12/9/2014 tarihinde başvuru konusu olay ve

olgular bildirilmiş, görüş için başvuru belgelerinin bir örneği gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşünü 17/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 27/11/2014

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle

şöyledir:

8. Sağlık Bakanlığına bağlı

Amasya Şerafettin Sabuncuoğlu Devlet Hastanesinde, Nil Temizlik Gayrimenkul

Ltd. Şti. ile yapılan iş akdi gereği temizlik işçisi olarak çalışmakta olan

başvurucunun iş akdi, 2010 yılında temizlik ihalesini başka bir firmanın

kazanması nedeniyle 4/1/2010 tarihinde feshedilmiştir.

9. Başvurucu, işe iadesine

karar verilmesi istemiyle dava açmış, Amasya İş Mahkemesi 28/7/2010

tarihli ve E.2010/17, K.2010/128 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir.

10. Temyiz üzerine karar,

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 28/2/2012 tarihli ve

E.2011/9678, K.2012/2904 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamının hüküm

kısmı şöyledir:

“…

1- Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2- Davalı alt işveren tarafından gerçekleştirilen feshin

GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının Nil Temizlik Gayrimenkul Hiz.

Ltd. Şti. işyerine İŞE İADESİNE,

...

7- Karar tarihinde

yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin

davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak

davacıya verilmesine,

...”

11. Başvurucu, Yargıtay ilamına

dayanarak Amasya 2. İcra Müdürlüğünün E.2012/3780 sayılı dosyasında, 1/1/2010 tarihinden itibaren temizlik işini alan Star Enpak Ortak Girişimi Ltd. Şti. ve Sağlık Bakanlığına karşı

1.200,00 TL vekalet ücreti ile 36,00 TL gecikme faizinin tahsili için 28/6/2012

tarihinde ilamlı icra takibi başlatmıştır.

12. Takip borçlularından Star Enpak Ortak Girişimi Ltd. Şti. icra emrinin iptali ve icra inkar

tazminatına hükmedilmesi istemiyle 17/7/2012 tarihinde

başvurucu aleyhine Amasya İş Mahkemesinde dava açmıştır.

13. Davacı 7/9/2012

tarihli cevaba cevap dilekçesinde, önceki iddialarını tekrarlayarak talebinin

itirazın iptali davası niteliğinde olduğunu, icra mahkemesi kararlarının maddi

anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, kararın kesin hüküm sonucunu doğurması

açısından genel mahkemede dava açtığını belirtmiştir.

14. Amasya İş Mahkemesi, 6/2/2013 tarihli ve E.2012/166, K.2013/14 sayılı kararıyla

davanın kabulüne, icra emrinin Star Enpak Ortak

Girişimi Ltd. Şti. yönünden iptaline, % 25 icra inkar tazminatının başvurucudan

alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. 2013 yılına göre dava konusu

değer, temyiz sınırı olan 1.820,00 TL’nin altında kalması nedeniyle karar aynı

tarihte kesinleşmiştir.

15. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“…

Davalı vekili her ne

kadar İş Mahkemesinin bu davaya bakma yetkisinin olmadığı, icra mahkemelerinin

görevli ve yetkili olduğu iddiası ile yetkisizlik itirazında bulunduğu

görülmüşse de; icra takibine konu olan alacağın, işçi işveren arasında hizmet

akdinden kaynaklanması halinde davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 1992/14804 esas, 1992/2756 Karar sayılı

ve 09.03.1992 tarihli kararında bu husus açıkça vurgulanmıştır. Sonuçta takibe

konu alacak işçi, işveren arasında İş Mahkemesi tarafından verilmiş olan İlama

dayanmaktadır, taraflardan biri işçi diğeri işveren olup talep olunan alacak

işçi alacağı olup, İş Mahkemesince verilen karara dayanmaktadır. Tüm bu

nedenlerle mahkememizin görevli kabul edilerek sonuca gidilmiştir.

İlamlı takip yapılan Star Enpak

Ortak Girişiminin ise 01/01/2012 tarihinden sonra

geçerli olmak üzere yapılan temizlik ihalesini üstlendiği, bu nedenle mezkur

işçinin iş sözleşmesinin feshedildiğinden haberdar dahi olmadığı, kaldı ki

davacı işçinin işe iade edilmesi konusunda ilamda belirtilen Nil Temizlik Ltd. Şti'ne süresi içerisinde müracaat edip etmediğini de bilmediklerini,

işe iade konusunda şirkete müracaat hakkı olmamakla birlikte şirkete de süresi

içerisinde herhangi bir talebinin olmadığı, esasen mezkur davacı işçinin iş

sözleşmesinin feshedildiğini ve bu nedenle işe iade davası açmış olduğunu

yapılan takip sonucunda öğrenmiş bulundukları, işe iade etmesi gereken şirketin

Nil Temizlik Ltd. Şti olduğu, ayrıca davalılardan asıl işveren Sağlık

Bakanlığının da bulunduğu, sonuçta davalı olarak görülen Sağlık Bakanlığının ve

Nil Temizlik şirketlerinin görüldüğü ve takip alacağının ilama bağlı alacak

olduğu davalıların yani ilamda davayı kaybeden ilam borçlularının açıkça belli

olduğu ortadır. İlama bağlı yapılan takipte, takip yapılan Star Enpak Ortak Girişiminin hiç alakası bulunmamakta olup

tamamen haksız olarak takip yapıldığı açıktır. Bu durumda Star Enpak Ortak girişiminin yapmış olduğu itirazın iptali haklı

olduğu ve yapılan takibin haksız olduğu açık olduğu anlaşılmakla davacının

davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

“HÜKÜM:

1- Davanın KABULÜ ile; itirazda

bulunan Star Enpak Ortak Girişimi yönünden İCRA

EMRİNİN İPTALİNE,

2- % 25 icra inkar tazminatının

davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

…”

16. Öte yandan takip

borçlularından Sağlık Bakanlığının 24/9/2012 tarihinde

takip konusu borcu ödediği anlaşılmıştır.

17. Karar, başvurucuya 6/2/2013 tarihli duruşmada tefhim edilmiş; başvuru, 7/3/2013

tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

18. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra

ve İflas Kanunu’nun (İİK) 16. maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak

üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif

olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin

öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz

sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir.”

19. 2004 sayılı Kanun’un 17.

maddesi şöyledir:

“Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan

muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.

Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”

20. 2004 sayılı Kanun’un 33.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe

ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya

imha iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya

usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya

mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri

bırakılır”

21. 2004 sayılı Kanun’un 67.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Takip talebine itiraz edilen alacaklı,

itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak,

genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın

iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse

borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın

talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne

göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden

aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum

edilir.”

22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Hakim, tarafların talep

sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

7/3/2013 tarihli ve 2013/1876 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, Yargıtay ilamıyla lehine hükmedilen vekâlet ücreti

alacağının tahsili için Amasya 2. İcra Müdürlüğünün E.2012/3780 sayılı

dosyasında başlattığı ilamlı icra takibinde; takip borçlusunun, İş Mahkemesinde

icra emrinin iptalini talep ettiğini, esasen talebin İİK’nın

16. maddesi hükmüne dayandığını ve yalnızca icra hâkimliğine şikâyet yoluyla

ileri sürülebileceğini; davacının, yargılama sırasında davasının itirazın

iptali niteliğinde olduğunu belirttiğini; Mahkemenin de gerekçesinde davayı,

itirazın iptali davası olarak nitelendirdiğini oysa itirazın iptalini talep etme

hakkının borçluya değil, alacaklıya tanınan hukuki bir imkân olduğunu, bu

konudaki beyan ve taleplerinin Mahkemece dikkate alınmadığını ve kararın

gerekçesinde değerlendirilmediğini, yine itirazın iptali davası için öngörülen

takip konusu tutarın %25'i oranında icra inkâr tazminatına hükmedildiğini,

kararda yasal olarak öngörülen %20 oranının üzerinde bir tazminata hükmedilmesi

hususunun da gerekçelendirilmediğini, öte yandan yargılama devam ederken takip

borçlularından Sağlık Bakanlığının borcu ödediğini, bu açıdan takibin konusu

kalmadığı hâlde yerel Mahkemece bu durumun da dikkate alınmadığını, bu açıdan

silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığını, İcra Hâkimliğine şikâyet

yoluyla ileri sürülmesi gereken icra emrinin iptali talebinde İş Mahkemesinin,

kendisini İcra Mahkemesi yerine koyarak hüküm tesis etmesinin yasanın emredici

kurallarına açıkça aykırı olduğunu, karara göre 1.236,00 TL’lik takip konusu

alacağın %25’ine denk gelen 309,00 TL inkâr tazminatı ve aleyhine hükmolunan

1.320,00 TL vekâlet ücretiyle birlikte alacaktan daha fazla miktarda bir parayı

karşı tarafa ödemek zorunda kaldığından mülkiyet hakkının zedelendiğini, dava

konusu tutarın temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kararın kesin

olmasına rağmen hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunun belirtildiğini;

tüm bu hususların, dosyanın özenle incelenmediğini ve hâkimin tarafsızlığını

yitirdiğini gösterdiğini belirterek Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, Mahkemenin verdiği karar nedeniyle mülkiyet

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun değişik

haklar temelinde ileri sürdüğü iddiaların özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir. Bu nedenle başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamında

tarafsız ve bağımsız mahkemede yargılanma hakkının ihlali iddiası ve gerekçeli

karar hakkının ihlali iddiası başlıkları altında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlali

İddiası

26. Başvurucu, ilamlı icra

takibine karşı açılan itirazın iptali davasının özenle incelenmediğini ve

hâkimin tarafsızlığını yitirdiğini belirterek tarafsız mahkemede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

27. Bakanlık, başvurucunun

tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının yerinde

olmadığını belirtmiştir.

28. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde açıkça; kişilerin, adil yargılanma

hakkının bir unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme

hakkından söz edilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde mahkemelerin

tarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber Anayasa Mahkemesi içtihadı

uyarınca bu hak da adil yargılanma hakkının zımni bir unsurudur (AYM,

E.2002/170, K.2004/54, K.T. 5/5/2004). Ayrıca

mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur

olduğu nazara alındığında Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, Anayasanın

138., 139. ve 140. maddelerinin de tarafsız bir

mahkemede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (AYM, E.2005/55, K.2006/4, K.T. 5/1/2006; AYM, E.1992/39,

K.1993/19, K.T. 29/4/1993).

29. Genel olarak tarafsızlık,

davanın çözümünü etkileyecek bir önyargı, tarafgirlik ve menfaate sahip

olunmaması ve davanın tarafları karşısında ve onların leh ve aleyhlerinde bir

düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade eder (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780,

20/3/2013, § 61).

30. Tarafsızlığın öznel ve

nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup bu kapsamda hâkimin birey olarak

mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin kişide

bıraktığı izlenimin de dikkate alınması gerekmektedir (AYM, E.2005/55,

K.2006/4, K.T. 5/1/2006).Yargılamayı yürüten mahkeme

üyelerinin taraflardan biriyle veya anlaşmazlık konusu ile maddi veya manevi

yakın bir bağının bulunması veya yargılama sürecinde sarf ettiği ifadeleri ile

tarafsız olamayacağı yönünde meşru bir kanaat uyandırması, bunun yanı sıra

davadan önce dava ile doğrudan bağlantılı bir konumda bulunması da tarafsızlığı

ihlal edebilir. Ancak belirli bir uyuşmazlıkta, yargılamayı yürüten hâkimin,

taraflardan birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel bir

kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu

olduğunu ortaya koyan bir delil bulunmadığı ve bu husus kanıtlanmadığı müddetçe

tarafsız olduğunun bir karine olarak varsayılması zorunludur. Bunun yanı sıra

yargılama makamının, tarafsızlığına ilişkin herhangi bir meşru kaygı veya

korkuyu bertaraf edecek yeterli güvenceleri sunması da gerekmekte olup bu husus

tarafsızlığın nesnel boyutuna işaret etmektedir (Benzer yöndeki Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Gregory/Birleşik Krallık, B. No: 22299/93, 25/02/1997,

§§ 43-49; Fey/Avusturya, B. No: 14396/88, 24/2/1993, §§

28-36; Hauschildt/Danimarka, B. No: 10486/83, 24/5/1989, §§

46-48; McGonnell/Birleşik Krallık, B. No: 28488/95,

08/2/2000, §§ 55-57).

31. Başvuru konusu olayda,

Amasya İş Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sürecinde Mahkeme, Star Enpak Ortaklık Girişimi firmasının ilamda yer alan

davalılar kısmında adının geçmediğini, bu nedenle ilamlı icra takibinin

borçlusu olamayacağını belirterek icra emrinin iptaline ve %25 oranında icra

inkâr tazminatına hükmetmiştir. Başvurucunun, Mahkemenin açık kanun hükümlerine

aykırı bir yargılama yaparak karar verdiği ve bu nedenle tarafsızlığını

yitirdiği iddiası, başlı başına iddianın ispatı için yeterli bir neden olarak

kabul edilemez. Yargılama süreci incelendiğinde başvurucu tarafından; hâkimin,

taraflardan birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel bir

kanaatinin veya menfaatinin ve bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz

konusu olduğunu ortaya koyan bir emare veya hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak herhangi bir somut olgu da ileri sürülmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkin, açık ve görünür bir ihlal bulunmadığından diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli

Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

33. Başvurucu; Mahkemenin,

yargılama sırasında ileri sürdüğü itirazlarını karar gerekçesinde

değerlendirmediğini belirterek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

34. Başvurucunun, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça

dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

35. Başvurucu; Mahkemenin,

davayı itirazın iptali olarak nitelendirdiğini ancak talep sonucuna göre

davanın, İİK’nın 16. maddesi hükmüne dayalı şikâyet

davası olduğunu, bu nedenle Mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini,

yine borçlunun itirazın iptali davasını açma yetkisinin bulunmadığını,

Mahkemenin icra hâkimi gibi hareket ederek takibin iptaline karar verirken icra

inkâr tazminatına hükmettiğini, icra emrinin iptalinde icra inkâr tazminatına

hükmedilemeyeceğini, ileri sürdüğü itirazların hiçbirinin karar gerekçesinde

değerlendirilmediğini, ayrıca %20 oranının üzerinde bir tazminata hükmedilmesi

hususunun da gerekçelendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

36. Adalet Bakanlığı görüşünde,

benzer nitelikte başka başvurular hakkında daha önce görüş sunulduğu

belirtilerek yeniden görüş sunulmasına gerek olmadığını bildirilmiştir.

37. Başvurucunun temel

iddiasının, yargılama aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili olduğu

belirtilen hususların kararda karşılanmadığına ilişkin olması nedeniyle

başvuru, gerekçeli karar hakkı yönünden incelenecektir.

38. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

39. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

40. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

41. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir

gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların

kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında

kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek

zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfîlik

görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil

yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim

Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).

42. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu

hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

43. Makul gerekçe; davaya konu

olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi

nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve

olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira

tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız

görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş,

hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri

özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve

buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013,

§ 24).

44. Somut olayda başvurucunun,

lehine hükmedilen vekâlet ücreti alacağının tahsili amacıyla İcra Müdürlüğü

nezdinde ilamlı icra takibi başlattığı, takip borçlusunun icra emrinin iptali

talebiyle İş Mahkemesine açtığı davada Mahkemenin; davanın, itirazın iptali

davası niteliğinde olduğunu belirterek icra emrinin iptaline ve alacaklı

aleyhine icra inkâr tazminatına hükmettiği anlaşılmıştır.

45. Usul hükümlerine göre

davanın hukuki nitelendirmesi hâkime ait olmakla birlikte hâkim, tarafların

talep sonucuyla bağlıdır. Mahkeme, hukuki nitelendirmeyi mevzuat hükümlerine

açıkça aykırı olmayacak şekilde öngörülebilirlik sınırları içerisinde yapmak

zorundadır. Somut olayda takip borçlusu; dava dilekçesinde, takibe dayanak

Yargıtay ilamında taraf olarak yer almadığını, icra emrinin içeriği ile dayanak

ilamın uyumlu olmadığını belirterek İİK’nın 16.

maddesi kapsamında icra emrinin iptalini talep etmiştir.

46. 2004 sayılı Kanun’da, icra

emrinin hangi usulle iptal edilebileceği hususu yoruma imkân bırakılmayacak

şekilde belirlenmiştir. Anılan Kanun’un 16. maddesine göre icra ve iflas

dairelerinin yaptığı muamelelerin kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun

bulunmamasından dolayı işlemin iptali veya düzeltilmesi için icra mahkemesine

şikâyette bulunulması gerektiği izahtan varestedir. Yine aynı Kanun’un 33.

maddesine göre ilamlı icra takibinde; borçlu, icra mahkemesine yapacağı

itirazda ancak borcun; itfa, ihmal ve zaman aşımına uğradığını iddia ederek

icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Burada dikkat edilecek husus, hangi

şartta olursa olsun, takibe dayanak ilam içeriğiyle uyumlu olmayan icra emrinin

iptali, süreye bağlı olmaksızın her zaman şikâyet yoluyla yalnızca icra

mahkemesinden istenebilir. Somut olayda Mahkemenin, kararın gerekçe kısmında

davayı itirazın iptali davası olarak nitelendirdiği hâlde, icra mahkemesi gibi

hareket ederek davayı sonuçlandırdığı anlaşılmıştır.

47. Öte yandan Mahkeme, 2 No.lu

hüküm fıkrasında davalıyı, takip konusu borcun %25’i oranında icra inkâr tazminatına

mahkûm etmiştir. İcra inkâr tazminatı, ancak borçlunun ilamsız icra takibine

yapacağı itirazın iptaline karar verilmesi hâlinde verilebilecek bir

tazminattır. İcra emrinin iptaline karar verilirken icra inkâr tazminatına

hükmedilmesi hiçbir şekilde mümkün değildir.

48. İİK’nın 67. maddesine göre ilamsız

icra takibine karşı borçlunun geçerli bir itirazının bulunması hâlinde itirazın

tebliğinden itibaren bir yıllık süre içerisinde, alacaklı tarafından asliye

hukuk mahkemesine itirazın iptali davası açılabilir. İcra takibinin konusu

alacak (davası), bir özel mahkemenin (iş mahkemesi, tüketici mahkemesi, aile

mahkemesi) görev alanına girmekte ise itirazın iptali davası o özel mahkemede

görülür.

49. Mahkeme, gerekçeli kararında

davayı, itirazın iptali davası olarak nitelendirmiş, 1 No.lu hüküm fıkrasında

davayı, şikâyet davası gibi sonuçlandırmış, 2 No.lu hüküm fıkrasında da

alacaklı aleyhine inkâr tazminatına hükmetmiştir. Yargılama

sırasında başvurucunun icra emrinin iptali talebinin, icra mahkemesince şikâyet

yoluyla değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan iş mahkemesinin davaya bakmakta

görevsiz olduğu, davanın itirazın iptali davası olarak nitelendirilmesi hâlinde

ise borçlunun ilgili kanun gereği böyle bir davayı açmasının mümkün olmadığı,

bu açıdan itirazın iptali için gerekli yasal şartların gerçekleşmediği, yine

icra emrinin iptaline karar verilirken hangi sebeple aleyhine icra inkâr

tazminatına hükmedildiğine ilişkin ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren ve uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan itirazların kararda

değerlendirilmediği, açık kanun hükümlerine aykırı olarak hangi gerekçelerle

karar verildiğinin Mahkemece mevzuat sınırları içerisinde makul ve kabul

edilebilir ölçüde ortaya konulmadığı görülmüştür.

50. Mahkemenin karar

gerekçesinde dayanak olarak gösterilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 9/3/1992 tarihli ilamının, iş kazasından doğan tazminat

davasına ilişkin onama ilamı olduğu, bu açıdan ilamın, Mahkemenin bu yönde bir

karar vermesini gerektirecek nitelikte makul bir gerekçe oluşturmadığı

anlaşılmıştır. Buna göre, yargılama süreci bir bütün olarak

değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucu, anayasal

haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadan kaldırılmasını ve

2.006,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep

etmektedir.

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesi

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53.

Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesinden

kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan

kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54.

Başvurucunun tazminat taleplerine ilişkin, yeniden yargılanma kararı verilmekle

bu hususta karar verilmesine gerek görülmemiştir

55. Başvurucu

tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç

ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen gerekçeli karar hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

D. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması amacıyla “yeniden yargılama

yapmak üzere” Amasya İş Mahkemesine gönderilmesine,

E. Yeniden yargılanma kararı verilmekle başvurucunun tazminat

taleplerinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

8/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Ünal ASLANTÜRK

Vekili

:

Av. Harun Ender TAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1876, 8 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/1876
  • Tarih: 8 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Arzu Batmaz Başvurusu (B. No: 2013/7915)
  • İsmail Hadidi Başvurusu (B. No: 2013/2126)
  • İlker Başer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1943)
  • Hakan Tezel Başvurusu (B. No: 2014/16988)
  • Şükrü Küçük ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7969)
  • Çetin Tulgar Başvurusu (B. No: 2014/3458)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.