İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Lokman Gönül ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu (B. No: 2013/2254)

1. Başvuru; tutukluluğun uzun

Başvuru No2013/2254Tarih15 Ekim 2015Okuma17 dk · 3.305 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Lokman Gönül Ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/2254
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.305 kelime·17 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun uzun

sürmesi, tutukluluğun devamına ilişkin verilen kararların gerekçelerinin

yeterli olmaması ve tutukluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapılması

nedenleriyle Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/3/2013

tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 31/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular 6/2/2014

tarihinde bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/4/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş yazısı 17/4/2014 tarihinde

başvuruculara bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı

beyanlarını 2/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular 9/5/2006 tarihinde gözaltına alınmış ve Batman Sulh Ceza

Mahkemesinin 11/5/2006 tarihli ve 2006/984 Değişik İş sayılı kararı ile “PKK

terör örgütü üyesi olmak, PKK terör örgütü adına molotof

kokteylli saldırıda bulunmak ve eylem hazırlığında olmak” suçlarından

tutuklanmışlardır.

9. Mahkemenin tutuklama

gerekçesi şu şekildedir:

“...müsnet suçun vasıf

ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve kaçacakları,

saklayacakları delilleri

yok edip gizleyecekleri hususunda kuvvetli şüphenin bulunması, ayrıca suçun 5271 sayılı CMK.nun 100. maddesinde belirtilen

suçlardan oluşu nedenleriyle TUTUKLANMALARINA [karar verilmiştir.]”

10. Başvurucularla birlikte dört

sanık hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 26/7/2006

tarihli ve E.2006/489 sayılı iddianamesi ile 5/5/2006 tarihinde yasa dışı PKK

terör örgütü adına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Batman il binasına yapılan molotof kokteylli saldırıyı gerçekleştirdikleri iddiası ve

“örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, mala zarar verme ve

patlayıcı madde kullanmak suretiyle genel güvenliği kasten tehlikeye sokma”

suçlarını işlediklerinden bahisle kamu davası açılmıştır. İddianamede suça

ilişkin deliller olarak şüphelilerin ikrarları, zapt edilen suç eşyaları, ekspertiz raporları, görüntü kayıtları, görüntü kaydı çözüm

tutanakları, olay yeri tespit tutanakları ve telefon kayıtları gösterilmiştir.

11. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesince 5/9/2006 tarihli ilk duruşmada “sanıklara isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve sanıklara isnat edilen

suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan bulunması”

gerekçeleriyle başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

12. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 15/5/2007 tarihli ve E.2006/228, K.2007/222 sayılı kararıyla

başvurucuların, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151., 152., 170., 174. ve 314. maddeleri uyarınca toplam 9 yıl

33 ay 20 gün hapis ve 100 TL adli para cezası ile ayrı ayrı

cezalandırılmalarına ayrıca sanıklara verilen ceza miktarı ve tutuklulukta

geçirilen süre dikkate alınarak tutukluluk

hâllerinin devamına karar verilmiştir.

13. Başvurucuların temyizi

üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/5/2007

tarihli kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11/6/2008 tarihli ve E.2008/741,

K.2008/7572 sayılı ilamı ile bozulmuştur.

14. Bozma kararı sonrasında

yapılan yargılamada Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde dört celse duruşma

yapılmış ve başvurular hakkında “sanıklara

isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların

bulunması ve sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen

suçlardan bulunması” gerekçeleriyle tutukluluğun devamına karar

verilmiştir.

15. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli ve E.2008/430, K.2009/24 sayılı kararıyla

başvurucuların yeniden 5237 sayılı Kanun’un 151.,

152., 170., 174. ve 314. maddeleri uyarınca toplam 9 yıl 33 ay 20 gün hapis ve

100 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve sanıklara verilen

ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alınarak tutukluluk hâllerinin devamına karar

verilmiştir.

16. Başvurucuların temyizi

üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30/10/2012 tarihli

ve E.2010/9947, K.2012/11775 sayılı ilamı ile Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli kararı yeniden bozulmuştur.

17. Bozma sonrası Diyarbakır 6.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2/1/2013 tarihli tensip ara

kararıyla başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiş,

başvurucu Lokman Gönül’ün itirazı üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin

11/1/2013 tarihli ve 2013/4 Değişik İş sayılı kararıyla, başvurucu Mehmet Emin

Girgin’in itirazı üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/2/2013 tarih

ve 2013/30 Değişik İş sayılı kararıyla dosya üzerinde yapılan inceleme

neticesinde itirazların reddine karar verilmiştir.

18. Bozma kararı sonrasında

yapılan ilk duruşmada Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2013 tarihli ve

E.2013/1, K.2013/49 sayılı kararıyla başvurucuların 5237 sayılı Kanun’un 151., 170. ve 314. maddeleri uyarınca toplam 6 yıl 9 ay 20 gün

hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve verilen ceza miktarı ile

tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar

verilmiştir.

19. Başvurucular 25/3/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

20. 5237 sayılı Kanun’un 314.

maddesi şöyledir:

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan

suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”

21. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:

“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında

ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları

yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda,

gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur.”

22. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

(4) Sadece adlî para

cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda

tutuklama kararı verilemez.”

23. 5271 sayılı Kanun’un 101.

maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma

evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin

seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin

yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl

serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara

itiraz edilebilir.”

24. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde

tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde

gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,

tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi

gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

25. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi

şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde

bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde bulundurularak

karar verilir.

…

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar

gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde

de re'sen karar verir.”

26. 5271 sayılı Kanun’un 270.

maddesi şöyledir:

“İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi

için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme

ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da

emredebilir.”

27. 5271 sayılı Kanun’un 271.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz

hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde

Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 15/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 25/3/2013 tarihli ve 2013/2254 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucular,

tutukluluklarının uzun sürdüğünü, tutukluluklarının devamına ilişkin verilen

kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu, adli kontrol taleplerinin

orantılılık tartışması yapılmaksızın reddedildiğini, tutukluğa itiraz

incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığını belirterek Anayasa’nın 19.

maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler, ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Tutuklamaya

Yönelik İtiraz Başvurularının İtiraz Merciince Duruşmasız İncelendiği İddiası

30. Başvurucular, çekişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkesine aykırı olarak herhangi bir tarih

belirtilmeksizin itiraz merciince tutukluluğa ilişkin kararların defalarca

duruşmasız olarak verildiğini belirterek Anayasanın 19. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

31. Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan

kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı

merciine başvurma hakkına sahiptir.”

32. Avrupa İnsan hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun

kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre

içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması

için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkraları, her ne sebeple

olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında

süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve

Sözleşme hükümleri esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz

başvurusu üzerine, bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye

talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir

güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30).

34. 5271 sayılı Kanun’un 108.

maddesinde, soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde

ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet Savcısı’nın istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından 100. madde hükümleri göz önünde bulundurularak kovuşturma evresinde

ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her

oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz

günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen karar verileceği hükme

bağlanmıştır.

35. 5271 sayılı Kanun’un 108.

maddesine göre yapılacak değerlendirme, resen (ex officio) yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme

hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32).

36. Bu çerçevede resen

gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 40).

Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulüne dâhil alt unsurlar da

kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.

37. Somut olayda başvurucuların

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/1/2013

tarihinde en son resen verdiği tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz

ettikleri, itiraz merciince itirazların duruşma açılmadan dosya üzerinde

değerlendirildiği ve reddedildiği (bkz. § 17), 26/2/2013 tarihinde yapılan ilk

duruşmada ise tahliye edildikleri UYAP üzerinden elde edilen belgelerden

anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların, mahkemece resen yapılan incelemelerin duruşmasız olduğu ve

çelişmeli yargılama ilkesine uyulmadığı yönündeki şikâyetlerinin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluluk

Süresinin Makul Olmadığı İddiası

39. Başvurucuların, tahliye

edilene kadar uzun bir süre tutuklu olarak bulundurulduklarına, tutukluluklarının

devamına ilişkin verilen kararların gerekçelerinin yeterli olmadığına ve adli

kontrol taleplerinin orantılılık tartışması yapılmaksızın reddedildiğine

ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

40. Başvurucular, devam eden

yargılama kapsamında yaklaşık yedi yıl boyunca tutuklu olarak bulunduklarını,

bu sürede verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin

yeterli olmadığını ve adli kontrol tedbirlerinin uygulanmadığını belirterek

Anayasanın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bu nedenle

incelemenin tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiası çerçevesinde kişi

hürriyeti ve güvenliği kapsamında yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

41. Bakanlığın görüşünde

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği yönündeki

şikâyetlerle ilgili iddialar değerlendirilirken Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere değinilmiş;

davanın kapsamı, dosyadaki deliller, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve

niteliği, sanıkların sayısı gibi durumların tutukluluk süresinin makul olup

olmadığının tespitinde dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca

başvurucuların suçlu bulunmaları hâlinde verilecek cezanın ağırlığının, kaçma

riskinin değerlendirilmesi yapılırken AİHM tarafından dikkate alınan bir unsur

olduğu ifade edilmiştir.

42. Bakanlık, somut olay

kapsamında “sanıklara isnat edilen suç

yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve

sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan

bulunması” şeklindeki gerekçelerle başvurucuların tutukluluğunun

devamına karar verildiğini belirtmektedir.

43. Başvurucular, başvurunun

esasına ilişkin Bakanlık görüşüne karşı, başvuru dilekçesinde ileri sürülen

hususları tekrarlamıştır.

42. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

43. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

44. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı

her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı

ancak -masumiyet karinesine rağmen- Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,

§ 61).

45. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak öncelikle derece mahkemelerinin görevidir.

Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların

derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat Narman, § 62).

46. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

47. Tutuklama tedbirine,

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp

yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair

olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen

özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya, B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

48. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, §§ 63, 64).

49. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Savaş

Çetinkaya, § 56).

50. Tutukluluk

süresinin hesabında ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni “ilk derece mahkemesince verilen hükme

bağlı olarak tutma” hâline dönüşmektedir. Nitekim AİHM, mahkûmiyet kararı

sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak nitelendirmemekte ve temyiz aşamasında

geçen süreyi tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41). Bu bakımdan

temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin değerlendirmesinde göz

önünde bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç

isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre

değerlendirmede dikkate alınacaktır (Ramazan

Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 67).

51. Somut olayda başvurucular, 9/5/2006 tarihinde gözaltına alınmaları ve akabinde Batman

Sulh Ceza Mahkemesince 11/5/2006 tarihinde tutuklanmaları ve İlk Derece

Mahkemesinin 15/5/2007 tarihli kararı ile hapis cezası ile cezalandırılmalarına

karar verilmesi arasında 1 yıl 6 gün “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucular, Mahkemenin

mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15/5/2007

tarihli kararı, Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde

11/6/2008 tarihinde bozulmuştur. Başvurucular İlk Derece Mahkemesinin karar

tarihi ile Yargıtayın bozma kararı tarihi arasında

geçen 1 yıl 26 gün İlk Derece Mahkemesince verilen hükme bağlı olarak, bozma sonrası ise İlk Derece

Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli kararı ile hapis cezası

ile cezalandırılmalarına karar verilmesi arasında 7 ay 9 gün “bir suç isnadına

bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucular, Mahkemenin mahkûmiyet kararını temyiz

etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 20/1/2009 tarihli

kararı, Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde 30/10/2012

tarihinde bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi ile Yargıtayın bozma karar tarihi arasında geçen 3 yıl 9 ay 10 gün sürede başvurucular, “ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Yargıtayın

bozma kararı ile tahliye kararı verildiği 26/2/2013

tarihi arasında geçen 3 ay 26 gün başvurucular “bir suç isnadına bağlı

olarak” tutulmaya devam edilmiştir. Bu belirlemelere göre başvurucuların

toplam tutukluluk süresi 1 yıl 11 ay 11 gündür.

52. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesi, 5/9/2006 tarihli ilk celse ile hükmün il

olarak verildiği 15/5/2007 tarihleri arasında “sanıklara

isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların

bulunması ve sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen

suçlardan bulunması” gerekçesine dayanarak başvurucuların tutukluluk

halinin devamına karar vermiştir.

53. Aynı Mahkeme, bozma sonrası 25/9/2008 tarihinde ve 26/2/2013 tarihinde verilen tahliye

kararına kadar “sanıklara isnat edilen suç

yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ve

sanıklara isnat edilen suçun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan

bulunması” şeklindeki gerekçeyle başvurucuların tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

54. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu olarak yürütülen

yargılamada tahliye kararının verildiği tarihe kadar toplam 10 celse duruşma

yapıldığı; bu duruşmalarda diğer sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin ve

Batman Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkerelerin beklendiği, ek savunma ve

Cumhuriyet Savcılığının mütalaalarına karşı esas hakkında savunma yapmak üzere

başvurucu ve müdafilerine süre verilmek üzere ve tanık beyanlarının alınması

için duruşmaların ertelendiği tespit edilmiştir.

55. Kişinin suç işlediği yönünde

kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul edilebilir. Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklu

olarak yargılanması, tutuklanması ve nihayetinde bu suç için kanunda öngörülen

ceza miktarına göre tutukluluğunun devamına gerekçe olarak belirtilen hususlar

ve tahliye tarihine kadar 1 yıl 11 ay 11

gün devam eden tutukluluk süresi

dikkate alındığında makul sürenin aşılmadığı ve gösterilen gerekçelerin bu süre

bakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki

dosyaya sunulan belgeler kapsamında başvurucuların adli kontrol tedbiriyle

tahliye kararı verilmesine ilişkin bir talepleri bulunmamaktadır.

56. Başvurucuların tutukluluk

hâlinin devam ettiği ilk derece yargılaması sürecinde tutukluluk nedeniyle

yargılamanın yürütülmesinde ayrıca gösterilmesi gereken özel hassasiyetin

yargılama makamınca gösterilmediği sonucuna varılması için bir neden

bulunmamaktadır.

57. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Tutukluluğa itirazın duruşma

yapılmaksızın değerlendirildiği iddiasının konu

bakımından yetkisizlik,

2. Tutukluluk süresinin makul

olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan

yoksunluk

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

15/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucular : 1- Lokman GÖNÜL 2- Mehmet Emin GİRGİN Vekili : Av. Mesut BEŞTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2254, 15 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2254
Tarih
15 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Metin Dilmaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1439)
  • Arif Haldun Soygür Başvurusu (B. No: 2013/2659)
  • Musa Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2350)
  • Deniz Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/4042)
  • Ali Pala Başvurusu (B. No: 2013/3056)
  • Ergün Poyraz Başvurusu (B. No: 2013/8503)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.