İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2013/2443Tarih: 17 Kasım 2014

M.y. Başvurusu (B. No: 2013/2443)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.Y. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/2443)

Karar Tarihi: 17/11/2014

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı

davanın kısmen reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 16/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/1/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 4/1/2008 tarihinde

Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine Ankara

13. İş Mahkemesinde açtığı davada, 1/7/2002 ilâ 4/7/2007 tarihleri arasında

Show TV Ankara bürosunda gazeteci olarak çalıştığını, 4/7/2007 tarihinde iş

akdinin işveren tarafından feshedildiğini belirterek, fazla çalışma, fazla

çalışma için %5 fazla ödeme ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini

talep etmiştir.

8. Mahkemece, 28/4/2010 tarih ve

E.2008/12, K.2010/350 sayılı kararla; başvurucunun kullanmadığı ya da ücreti

ödenmemiş yıllık izin hakkının söz konusu olmadığı, fazla çalışma ücreti

alacağının doğduğu gerekçesiyle, yıllık ücretli izin alacağının reddine, fazla

çalışma ücreti alacağı, hafta tatili ücreti alacağı ile ulusal bayram genel

tatil ücreti alacağının kısmen kabulüne, Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi gereği

%5 fazla ödeme tutarlarından %85 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına karar

verilmiştir.

9. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarih ve E.2010/28253, K.2012/40554 sayılı

ilamıyla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici

sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine

göre hükmün onanmasına karar verilmiştir.

10. Karar, 14/3/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu, 11/4/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası,

30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci

fıkrası ile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 13/6/1952 tarih ve

5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki

Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrası,

22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 11/4/2013 tarih ve 2013/2443 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, işçi olarak çalıştığı dönemlerde ücretli izin

alacaklarının ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davalı aleyhine

Ankara 13. İş Mahkemesinde 4/1/2008 tarihinde açtığı

dava sonunda, yıllık ücretli izin alacağının reddine, hafta tatili ücreti ve

ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı dâhil olmak üzere fazla çalışma ücreti

alacaklarının kısmen kabulüne karar verildiğini, zamanaşımının mahkemece yanlış

uygulandığını ve bu şekilde alacağın bir kısmının reddedildiğini, günlük

çalışma ücretinin %5 fazlasının dikkate alınmasının doğru olduğunu ancak bu

miktardan %85 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, bu indirim

oranında mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, ücret bordrolarındaki

sahteliklerin tespit edilmediğini, yargılamanın 28/4/2010 tarihinde sona

erdiğini, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012 tarihinde

hükmün onandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek,

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

15. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı davanın kısmen reddine karar verilmesinin

mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal

iddiaları, yargılama sonucunda verilen kararın adil olmadığına yönelik olup, bu

iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

16. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

18. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

19. Anılan kurallar uyarınca, ilke

olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas

yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun

tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve

bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

20. Başvuru konusu olayda

başvurucu, işçi olarak çalıştığı dönemlerde ücretli izin alacaklarının ve fazla

çalışma ücretinin ödenmediğini, davalı aleyhine Ankara 13. İş Mahkemesinde

açtığı dava sonunda, yıllık ücretli izin alacağının reddine hafta tatili ücreti

ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı dâhil olmak üzere fazla çalışma

ücreti alacaklarının kısmen reddine karar verildiğini, zamanaşımının mahkemece

yanlış uygulandığını ve bu şekilde alacağın bir kısmının reddedildiğini, günlük

çalışma ücretinin %5 fazlasının dikkate alınmasının doğru olduğunu ancak bu

miktardan %85 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, ücret

bordrolarındaki sahteliklerin tespit edilmediğini belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Başvurucu, davalı işveren

aleyhine 11/7/2007 tarihinde Noterden gönderdiği

ihtarname ile tüm alacaklarının iki gün içinde ödenmesini talep etmiştir.

İhtarname 12/7/2007 tarihinde işverene tebliğ edilmiş,

ancak başvurucuya ödeme yapılmamıştır.

22. Başvurucu, 4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı davada,

iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini belirterek, gazeteci olarak

çalışması karşılığında, fazla çalışma, fazla çalışmasının %5 fazlası ve yıllık

izin ücreti alacaklarının 12/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle

ödenmesini talep etmiştir. Mahkeme, başvurucunun tanıklarını dinlemiş,

başvurucu, bir kısım tanıklarının dinlenmesinden feragat etmiştir. Mahkemece,

başvurucuya ait ücret bordroları incelenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır.

Raporun okunmasından sonra başvurucu ıslah dilekçesi vererek talep sonucunu

artırmıştır. Davalının zamanaşımı definde bulunması üzerine Mahkeme, ıslah

tarihi olan 28/1/2010 tarihinden itibaren geriye doğru

beş yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak hesaplama yapılması için

bilirkişiden ek rapor almış ve fazla çalışma ücreti alacağının %5 fazlasını

hesaplayarak, bu miktardan 818 sayılı mülga Kanun'un 44. maddesi uyarınca %85

oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle fazla çalışma ücreti alacağının

kısmen kabulüne, alacakların, 15/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle

tahsiline karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012 tarihinde hüküm onanmıştır.

23. 5953 sayılı Kanun’un ikinci fıkrasında

belirtilen "günlük yüzde beş fazlası"

ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarak zamanında ödenmeyen meblağın

kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği anlaşılmaktadır. Çalışma koşulları bakımından

işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevleri

bulunan gazetecileri işveren karşısında korumak amacıyla getirildiği anlaşılan

itiraz konusu bu kuralla, gazetecilerin bazı alacaklarının zamanında

ödenmesine, gecikme halinde ise belli miktarda ilave yapılarak tahsiline imkân

sağlanmıştır. Fazla çalışma ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla

ödenmesine ilişkin bu kuralın, "zamanında"

ödenmeme koşuluna bağlı olarak uygulanabilir olduğu açıktır. Ayrıca,

bu düzenlemenin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü de

yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi kamu

düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında kuralın başlı

başına çalışma barışını bozacak nitelikte olduğu söylenemez (B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 33).

24. 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesinde

öngörülen %5 fazla ödeme tartışmalara neden olmuş ve özellikle indirim

uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Günlük yüzde beş fazlasıyla

ödeme kuralı, yüksek bir oran içermesi sebebiyle, vaktinde ödenmeyen ücretler

bakımından karşılıklı kusur durumları gözetilerek, 818 sayılı mülga Kanun’un

44. maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi gerekmektedir. 5953 sayılı

Kanun’da, bazı alacakların gününde ödenmemesi halinde günlük yüzde beş

fazlasıyla ödenmesi gerektiği yönündeki düzenleme ile hedeflenen, gazetecinin

ücret ve diğer işçilik haklarının gününde ödenmesini sağlamaktır. İşverenin,

Kanun hükmüne uyması durumunda günlük yüzde beş fazla ödeme bakımından bir

yaptırım gündeme gelmez. Buna karşın ödemelerin gecikmesi halinde günlük yüzde beş

fazla ödeme kuralı yıllık çok yüksek oranlara ulaşabilmektedir. Söz konusu

hüküm gazeteci yönünden de bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamalıdır.

Fazla saatlerde çalışma karşılığı olan asıl alacaklardan yapılan indirim

oranında, günlük yüzde beş fazla ödeme miktarlarının da indirilmesi gerektiği

açıktır. Günlük yüzde beş fazla ödeme miktarları, gerçekleşen ve kabulü gereken

asıl alacak miktarlarının gününde ödenmemesinden kaynaklanmış olmakla, yukarıda

sözü edilen gerekçelerle günlük yüzde beş fazla ödeme tutarlarından oransal

indirime gidilmelidir (YHGK, 23/6/2010 tarih ve

E.2010/9-305, K.2010/336; B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 34).

25. Somut olayda Mahkemece,

bilirkişi raporu da dikkate alınarak başvurucu lehine hükmedilen alacak

üzerinden indirim yapıldığı belirlenmiştir.

26. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

27. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

29. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, Ankara 13. İş Mahkemesinde açtığı alacak

davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı

birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

38–39).

32. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, işçi alacaklarının

tahsili amacıyla açılan davada, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

4/1/2008 tarihidir.

35. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Mahkemece

verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği 4/12/2012

tarihidir.

36. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

37. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013,

§ 47).

38. Bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha

önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri

kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere

basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013,

§ 64-65).

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, yukarıda bahsedildiği üzere, 5521 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. ve 447. maddelerinin

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 10).

40. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu, 4/1/2008 tarihinde Ankara 13. İş

Mahkemesinde açtığı davada, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini

belirterek, gazeteci olarak çalışması karşılığında, fazla çalışma, fazla

çalışmasının %5 fazlası ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini talep

etmiştir. Mahkeme, başvurucunun tanıklarını dinlemiş, başvurucu, bir kısım

tanıklarının dinlenmesinden feragat etmiştir. Mahkemece, başvurucuya ait ücret

bordroları incelenmiş ve bilirkişiden rapor alınmıştır. Raporun okunmasından

sonra başvurucu 28/1/2010 tarihinde ıslah dilekçesi

vererek talep sonucunu artırmıştır. Davalının zamanaşımı definde bulunması

üzerine Mahkeme, ıslah dilekçesi ve zamanaşımı defi dikkate alınarak hesaplama

yapılması için bilirkişiden ek rapor almış ve fazla çalışma ücreti alacağının

%5 fazlasını hesaplayarak, bu miktardan 818 sayılı mülga Kanun'un 44. maddesi

uyarınca %85 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle 28/4/2010

tarihinde fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulüne, alacakların,

15/7/2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar vermiştir. Temyiz

üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 4/12/2012

tarihinde hüküm onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir.

41. 5521 ve 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama

usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:

2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

42. Başvuruya konu iş hukukuna

dayalı alacak davasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında, somut

başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı

ve söz konusu dört yıl on bir ay süren yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. Başvurucu, 400.000,00 TL

maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

45. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin dört yıl on bir ay devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

4.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

M.Y.

Vekili

:

Av. Meliha SELVİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2443, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2013/2443
  • Tarih: 17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Rami Vatandaş Başvurusu (B. No: 2013/1021)
  • Mehmet Teha Akçara Başvurusu (B. No: 2013/806)
  • Özel Eroğlu Başvurusu (B. No: 2014/3876)
  • M.ş.b. Başvurusu (B. No: 2013/2202)
  • Serkan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/5318)
  • Ünal Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/6776)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.