İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm
Birinci BölümBaşvuru No: 2014/7149Tarih: 22 Kasım 2017

M. Y. Başvurusu (B. No: 2014/7149)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK KARARI VARDIR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M. Y. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/7149)

Karar Tarihi: 22/11/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamuoyunda "İzmir Askerî Casusluk" davası

olarak bilinen yargılamanın soruşturma evresinde ele geçen dijital bir belge

içerisindeki başvurucu ile ilgili olduğu belirtilen birtakım bilgilerin

hazırlanan iddianamede doğrudan yer almasının özel hayata saygı hakkını ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edilen ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgilere göre olaylar özetle

şöyledir:

A. Bireysel Başvuru

Öncesindeki Süreç

8. Başvurucu, olaylar tarihinde İzmir Foça'da disiplin subayı

olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, başvuru formunda mesleğini askerî hâkim

olarak belirtmiştir.

9. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadale

Kanunu'nun (TMK 10. madde ile görevli) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının

2010/640 Soruşturma sayılı evrakı kapsamında "çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönetme, örgüte üye olma, kişisel

verileri kayıt altına alma, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme

ve yasaklanan bilgileri temin" suçlarına yönelik olarak

yürütülen soruşturma sonucunda 357 şüpheli hakkında kamu davası açılmış, (TMK

10. madde ile görevli) İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 22/1/2013

tarihinde iddianame kabul edilerek dosyaya 2013/9 Esas sayılı numara

verilmiştir.

10. 2010/640 Soruşturma sayılı evrakı kapsamında yürütülen

soruşturmada 9/5/2012 günü başlayıp devam eden operasyonlarda şüphelilerin

adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda askerî belge, gizli kamera

cihazları, dinleme cihazı ile dijital belgeler elde edilmiştir. Ele geçen

dijital belgeler içerisinde şifreli ve silinmiş belgeler olduğu belirtilerek

silinen belgelerin geri getirilmesi, şifrelerin kırılması; şüpheli, müşteki ve

mağdur tespiti çalışmaları bu aşamada Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/6

Soruşturma sayılı evrakından devam etmiştir.

11. Soruşturma kapsamında şüphelilerden birinden elde edildiği

belirtilen dijital belgelerin teknik incelemelerinde; şifrelenmiş vaziyette

bulunan üç farklı dijital belgelerin teknik imkânlar kullanılarak şifresinin

kırıldığı ve her birinin içerisinde ayrı ayrı "pandora.v12"

isimli klasör tespit edildiği, "pandora.v12" isimli klasörün

içerisinde yine "PANDORA" isminde bir access

veri tabanı bulunduğu görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

belirtilmiştir. Yine elde edilen bu belgenin veri tabanı açılarak yapılan

önincelemesinde; içerisinde "Koordinatörler", "Veri_1",

"Veri_2" ve "Veri_3" şeklinde isimlendirilmiş dört parçanın

bulunduğu, yapılan ön incelemede veri tabanındaki bilgilerin diğer

şüphelilerden elde edilen birçok dijital veri ile aynı olmasından ötürü bu veri

tabanının diğer şüphelilerden elde edilen dijital belgelerin toplandığı bir

ortam olduğu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edilmiştir.

12. Devam etmekte olan 2013/6 Soruşturma sayılı dosyası

kapsamında elde edilen bu dijital belgelerde, başvurucunun da aralarında

bulunduğu birtakım kişilerle ile ilgili olduğu düşünülen verilerin suç örgütü

tarafından kaydedildiğinin tespit edildiği Organize Suçlarla Mücadale Şube Müdürlüğüne bildirilerek başvurucunun mağdur

sıfatıyla ifadesinin alınması için 4/2/2014 tarihinde müzekkere yazılmıştır.

13. Başvurucunun ifadesi 24/2/2014 tarihinde alınmıştır.

Başvurucu, verinin kendisi ile ilgili olduğu düşünülen kısımları ile ilgili

sorulan sorulara cevap vermiş ve şikâyetçi olmuştur.

14. Bununla birlikte 13/2/2014 tarihinde -başvurucu henüz ifade

vermeden önce- elde edilen bu dijital belgeler kapsamında iddianame

düzenlenmiştir. İddianamede başvurucu mağdur olarak yer almaktadır. İzmir 12. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2013/9 Esas sayılı dosyası ile birleştirme talepli olan

iddianamenin başvuruyla ilgili kısmı şu şekildedir:

"Örgüt lideri şüpheli

...'tan elde edilen dijital verilerde bulunan Pandora isimli access veri tabanı Veri_2 kısmında VALENTİNA açıklamalar

bölümünde M... Y... ile ilgili şu şekilde bilgiler yer

almaktadır.

Kişi Kurum Adı Meslek Açıklama ...

M... Y... DZKK DENİZCİ Biseksüel olduğunu söylüyor,

ben o ve bir erkek arkadaşıyla gurup yapmayı istiyor arka arkaya hem aktif hem

pasif olacakmış

Yine Pandora isimli access veri tabanı Veri_3

kısmında M. Y. açıklamalar bölümünde şu şekilde bilgiler yer almaktadır.

Bilgi

Cinsi sapık. Kadın, erkek, hayvan herşeyle

ilişkiye giriyor. G.F., M.Ö. la sürekli beraber takılıyor. Beraber gurup

yapıyorlarmış. N. isimli bir astsubayla da ilişkisi varmış. Homoseksüel

ilişkide pasif olmayı tercih ediyormuş. Esrar kullanıyor. sivilden

birkaç erkekle ilişkisi olduğunuda öğrendim.

İsmi geçen M... Y.... adlı kişinin TC Kimlik

No: 12.... olduğu anlaşılmıştır."

15. (TMK 10. madde ile görevli) İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin

dosyası üzerinden devam eden dava, 6/3/2014 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle TMK'nın 10. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılması

üzerine İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir. Aynı Kanun'un 19.

maddesiyle 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun

93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

16. Başvurucu, 24/4/2014 tarihinde İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi

Başkanlığına bir dilekçe yazmıştır. Dilekçede özetle; tümüyle iftira niteliği

taşıyan ve atfedilen fişleme ifadelerin kişisel saygınlığını zedelediğini,

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 187. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında davada gizlilik kararı verilmesini ve duruşmanın

tamamının yayımlanmasının yasaklanmasını talep etmiştir.

17. Başvurucu; talebi ile ilgili herhangi bir olumlu yahut

olumsuz yanıt alamadığını, ihlalin devam ettiğini, herhangi bir etkili başvuru

yolunun bulunmadığını, dolayısıyla 24/4/2014 tarihinde başvuru yollarının

tüketildiğini belirterek 21/5/2014 tarihinde bireysel başvuru yapmış ve 300.000

TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Bireysel Başvurudan

Sonraki Süreç

18. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 16/6/2014 tarihinde

yapılan duruşmada, başvurucunun talepleri ile ilgili olarak bir karar verilmek

üzere beş dakika ara verildiği anlaşılmaktadır. Duruşmada başvurucunun talebi

reddedilmiştir. Ses ve Görüntü Sistemi (SEGBİS) ile alınan kayıtların döküm

tutanağına geçtiği şekliyle gerekçe şu şekildedir:

"...

İddianamenin tebliğ edilmiş olduğu, bu sebeple kamuoyu nezdinde

iddianame içeriğinin bilindiği, UYAP ortamında 5237 sayılı TCK'nun

327/2 ve 334/2 maddesi kapsamın dışındaki belgelere ulaşılmasının mümkün

olduğu, yargılamanın geldiği aşama, davanın kapsamı ve içeriği gözönünde bulundurularak takdiren

mağdur (M.Y.)'ın gizlilik kararı verilmesi ve

duruşmanın tamamının yayınlamasının yasaklanmasına dair talebinin reddine,

oybirliği ile karar verilerek açık duruşmaya devam olundu.

Birleştirme kararı verilen dosyadaki iddianamenin okunması ile

yargılamaya devam edeceğiz.

..."

19. Daha sonra 28/6/2014 tarihinde Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 70.

maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine eklemeler yapılmıştır.

20. Bu arada İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama devam

etmiştir. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2016 tarihli kararı

doğrultusunda, 6/1/2013 ve 13/2/2014 tarihinde düzenlenen iddianameler

kapsamında yargılanan sanıkların yüklenen suçları işlemedikleri sabit görüldüğü

gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b kapsamında beraat kararı verilmiştir.

Bir sanık hakkında ise dava devam ederken vefat etmesi nedeniyle davanın düşürülmesine

ilişkin karar verilmiştir.

21. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/10/2016 tarihli kararıyla,

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararları onanmıştır.

22. Başvurucu, onama kararının kendisine tebliğ edilmediğini,

basından öğrendiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

5/4/2017 tarihinde İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde maddi ve manevi

tazminat davası açmış, 1.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat

istemiştir.

23. Mahkemenin 13/7/2017 tarihli ve E.2017/124, K.2017/236

sayılı kararı ile başvurucunun açtığı dava ile dava dilekçesinin içeriği ve tüm

dosya kapsamına göre tazminat isteminin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

yer alan tazminat türünden olmadığı, başvurucunun bu konuda dava açma hakkının

bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.

24. Başvurucu istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nde devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 5271 sayılı Kanun'un 170. maddesinin üçüncü ve dördüncü

fıkrası şu şekildedir:

"(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;

a) Şüphelinin kimliği,

b) Müdafii,

c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,

d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,

e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin

kimliği,

f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,

g) Şikâyetin yapıldığı tarih,

h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,

i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

j) Suçun delilleri,

k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve

tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

Gösterilir.

(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle

ilişkilendirilerek açıklanır."

26. 5271 sayılı Kanun'un 187. maddesinin üçüncü fıkrası şu

şekildedir:

"(3) Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka

veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye

kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği

ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve

kararını açık duruşmada açıklar."

27. 5271 sayılı Kanun'un 209. maddesinin ikinci fıkrası şu

şekildedir:

"(2) Sanığa veya mağdura ait kişisel

verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri halinde, kapalı oturumda

okunmasına mahkemece karar verilebilir.

28. 9/2/2011 tarihli ve 6110 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 2802

sayılı Kanun'a eklenen ve daha sonra 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un

19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan 2802 sayılı Kanun'un 93/A maddesi şu

şekildeydi:

"Hâkim ve savcıların

bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem,

yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle:

a) Ancak Devlet aleyhine tazminat davası

açılabilir.

b) Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer

sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat

davası açılamaz.

Devlet aleyhine açılacak tazminat davası ancak dava konusu işlem,

faaliyet veya kararın dayanağı olan;

a) Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın veya kamu davası açılmış ise kovuşturma sonucunda verilen hükmün,

b) Dava sonunda verilen hükmün,

kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya hükmün kesinleşmesinden

önce, hâkim veya savcının söz konusu işlem, faaliyet veya kararıyla ilgili

olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye

kullanmaktan mahkûmiyeti hâlinde ise tazminat davası bu hükmün kesinleşmesinden

itibaren bir yıl içinde açılabilir.

Devlet, ödediği tazminattan dolayı, tazminat davasına konu işlem,

faaliyet veya kararla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek

suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim veya savcıya rücu eder.

Kanun yoluna başvurulması için miktar veya değere ilişkin olarak

öngörülen sınırlamalar, hâkim ve savcıların işlem, faaliyet veya kararlarına

dayanılarak açılan her türlü tazminat ve rücu davalarında uygulanmaz.

Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili

olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü

kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılacak tazminat davaları ile rücu

davalarında bu madde hükümleri; bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde ise

ilgisine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu

hükümleri uygulanır.

Bu madde hükümleri;

a) Yüksek mahkemelerin başkanları, başkanvekilleri, daire başkanları ve

üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı ve Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcıvekilinin bir soruşturma,

kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet

veya verdikleri her türlü kararlar,

b) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu müfettişleri ile adalet

müfettişlerinin, yetkilerini kullanırken yaptıkları işlem, yürüttükleri

faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar,

nedeniyle açılacak tazminat davaları hakkında da uygulanır.”

29. 6545 sayılı Kanun'un 70. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesine eklenen üçüncü ve dördüncü fıkralar şu şekildedir:

"(3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.)

Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil

olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya

yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine

açılabilir.

(4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet,

ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle

görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu

eder."

30. 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinin birinci fıkrası şu

şekildedir:

"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden

itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

31. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24.

maddesi şu şekildedir:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

32. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58.

maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:

"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık

manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

33. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bu davanın

iddianamesinde -başvurucu gibi- mağdur sıfatıyla yer alan üçüncü bir kişinin,

iddianamede yer alan kayıtların kişilik haklarına olumsuz etkilerinin

bulunduğundan bahisle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açtığı davanın reddedilmesinden sonra davacı

tarafından kararın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi hükmü bozmuştur. Dairenin

11/11/2015 tarihli ve E.2015/13049, K.2015/17584 sayılı kararının ilgili kısmı

şu şekildedir:

"...

Mahalli mahkemece, 'Davacının yargılandığı dosyada mağdur sıfatı ile

yer aldığını ve bir kısım kişisel bilgileri ifşa edilen davacının durumunun CMK'nın 141. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan

Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek tazminat isteme nedenlerinden hiçbirine

uymadığı' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

...

Görüldüğü gibi ceza yargılama mevzuatımızda kişilerin gizli veya özel

hayatı ile ilgili kabul edilebilecek bilgiler ile kişilerin onur ve

saygınlığını zedeleyecek ifade ve ibarelerin iddianamede bulunmasını

yasaklayıcı pozitif bir hukuk kuralı bulunmamaktadır. Ancak, böyle bir

düzenlemenin bulunmaması kişilerle ilgili her türlü bilginin iddianamede

gösterilmesini hukuka uygun kılmakta mıdır? Başka bir anlatımla diğer

kişilerden beklenen, özel hayata saygı, onur ve saygınlığı zedeleyici

davranışlardan kaçınma özen ve yükümlülüğü Cumhuriyet savcısı veya hakimden beklenmeyecek midir?

...

CMK'nın 170. maddesinin 3. fıkrasındaki "iddianamede yüklenen suçu

oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" hükmünü

uygulayan Cumhuriyet savcıları da, zorunluluk ve gereklilikilkelerine

uygun hareketle özenli davranmalı, kişilerin gizli veya özel hayat alanına ait

olan, haberleşme içerikleri, kişiler arasındaki konuşmalar, özel hayatın

gizliliği ve kişisel verilerle ilgili bilgi ve belgelere iddianame içeriğinde

yer vermelerinin gerekli olması halinde,maruz kalınan

suçlar bakımından kişilerin onur ve saygınlığını en az zedeleyecek şekilde yer

vermeli, zorunluluk ve gereklilik bulunmadıkça yer vermemelidir. Gereklilik ve

zorunluluğun belirlenmesinde ise suçun sübutu ve nitelendirilmesine etki

ölçüsüyle hareket edilmeli,isnat edilen suçun

niteliği, tarafların davadaki konumları,kişilerin

ileriki yaşamlarındaki etkileri, cinsiyeti, yaşı gibi özellikleri göz önünde

bulundurulmalı yer verilmesinin gerekli olduğu sonucuna ulaşıldığı takdirde ise

bireysel hakları en az ihlal edecek ve bu ihlali haklı gösterecek bir yöntem benimsenmelidir.Yargılama makamları da, kamusalve

özel yararlar arasındaki dengeyi gözeterek, özel bilgilerin kamuya yayılmasının

önüne geçecek tedbirleri almalı, gerek kararlarında gerekse yargılamada bu

hususlarda daha dikkatli ve özenli davranmalıdır.

Tüm bu açıklamalar ışığında davacının iddiaları değerlendirildiğinde,

iddianamede mağdur olarak gösterilen davacı hakkında tutulan fişleme

kayıtlarının iddianamede aynen yer alması, içeriğiyle ilgili hiçbir

değerlendirme yapılmaksızın ve değer yargısında bulunulmaksızın CMK’nın 141/3. fıkrası uyarınca tazminatı gerektirmektedir.

Zira sanıklara isnat edilen suç gözetildiğinde, bu kayıtların iddianamede aynen

yer alması gerekmediği gibi, aynen yer almasında kamusal bir yarar da

bulunmamaktadır. Yargılama faaliyetlerinden kaynaklanan ve emredici veya

yasaklayıcı bir norm bulunmaması nedeniyle, kişisel kusur veya haksız fiil

kapsamında değerlendirilemeyecek bu özensiz davranış nedeniyle doğanzararın giderilmesinde,Devletin

kusursuz sorumluluğu söz konusu olup, yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda

oluşan bu tür zararların tazminat hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde Devlet

tarafından karşılanması gerekmektedir.

Açıklanan ilkeler çerçevesinde, ispatlandığı takdirde maddi zararı ile

yargılama faaliyetleri nedeniyle zedelenen kişilik haklarından dolayı makul bir

miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, isabetsiz gerekçelerle davanın

reddine karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup ...

..."

34. Yukarıda değinilen bozma kararı sonrasında Ankara 12. Ağır

Ceza Mahkemesi, bozmaya uyarak 12/4/2016 tarihli ve E.2016/88 sayılı kararıyla

davacıya bir miktar manevi tazminat ödenmesine ilişkin karar vermiştir. Aynı

davada mağdurlardan biri için açılan bir diğer tazminat davasında Ankara 8.

Ağır Ceza Mahkemesinin 18/4/2017 tarihli ve E.2017/123 sayılı kararıyla manevi

tazminat kararı verilmiştir. Yine aynı davada mağdurlardan başka biri için aynı

şekilde açılan tazminat davasında Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2017

tarihli ve E.2017/144 sayılı kararıyla manevi tazminat ödenmesine ilişkin karar

verilmiştir. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yine aynı davada

mağdurlardan biri için açılan bir diğer tazminat davasında 11/7/2017 tarihli ve

E.2017/157 sayılı kararıyla manevi tazminata karar verilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir.”

36. Konuyla ilgili başvuruları Sözleşme'nin 8. maddesi altında

ele alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ulusal makamların yargılama dosyasının

taraflara ihtiva ettiği özel bilgilere erişime müsaade edilmesi (kamusal

menfaat ile) söz konusu bilgilerin gizli tutulmasındaki bireysel menfaatler

arasında çok hassas bir dengenin kurulması gerektiğine işaret edilmiştir

(İlgili kararlar için bkz. Craxi/İtalya(2), B. No: 25337/94, 17/7/2013, §§

75-76; Z./Finlandiya, B. No:

22009/93, 25/2/1997, §§ 111-112).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

38. Başvurucu kendisi ile ilgili gerçek dışı iddiaların

yargılamanın aleniliği ilkesi gereği tüm kamuoyunca bilinebilir hâle geldiğini,

özel hayatının gerçek dışı beyanlarla gözler önüne serildiğini,

gerek hâkimlik mesleği gerekse de Türk Silahlı Kuvvetlerin bir personeli olarak

hem aile çevresinde hem de toplumdaki konumunun sarsıldığını, Mahkemenin resen

alması gereken önlemleri de almadığını belirterek Anayasa'nın 17., 20., 26.,

36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Anayasa'nın 17. ve 20. maddeleri

çerçevesinde incelenmesi gerekir.

40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

42. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

43. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

44. Somut olayda iddianamenin düzenlendiği tarih dikkate

alındığında, hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili

olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri kararlar

nedeniyle açılacak tazminat davasının 2802 sayılı Kanun'un 93/A maddesi

doğrultusunda incelenmesi mümkündür.

45. Bununla birlikte başvuru tarihi itibarıyla 6526 sayılı

Kanun'la 2802 sayılı Kanun'un 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmış, başvurucu

21/5/2014 tarihinde etkili bir başvuru yolu olmadığını belirterek bireysel

başvuruda bulunmuştur.

46. Bireysel başvuru incelemesi devam ederken, duruşmanın kapalı

olarak yapılmasına ilişkin başvurucunun isteminin yerel mahkeme tarafından

16/6/2014 tarihli ilk duruşmada kabul edilmediğini belirtmek gerekir. Bununla

birlikte yargılamanın ilerleyen aşamalarında, sanıklar üzerine atılı suçlardan

beraat etmiştir. Beraat kararları Yargıtay tarafından da onanmıştır. Başvurucu,

bireysel başvuru formunda ihlalin giderimi için manevi tazminat talep etmiştir.

Bu çerçevede, sanıkların yargılandığı davanın sona ermesi ve başvurucunun

istemi dikkate alınarak tüketilmesi gereken başvuru yolu dikkate alınmıştır.

47. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak

Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir (Ramazan Korkmaz,

B. No: 2016/36550, 19/7/2017, § 32).

48. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli

olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olması gerekir. Belli

bir başvuru yolunun soyut olarak belirtilen niteliklere sahip olması yeterli

değildir. Bu yolun uygulamada da anılan niteliklere sahip olması ya da en

azından sahip olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyut

olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya

ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz.

Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolunun

bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Ramazan

Korkmaz, § 33).

49. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra yeni bir

başvuru yolunun oluşturulması hâlinde Anayasa Mahkemesinin görevi, söz konusu

başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal

iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesine sahip olup olmadığını değerlendirmektir (Ramazan Korkmaz, § 34).

50. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 46. maddesinin hâkimlerin verdikleri kararlara karşı devlete

açılacak tazminat davalarını düzenlediği dikkate alındığında Cumhuriyet

savcılarının bir soruşturma nedeniyle yapmış olduğu işlemler açılacak tazminat

davalarının 6100 sayılı Kanun'un 46. maddesinin kapsamı altına girmediği anlaşılmıştır.

Bu durumda başvuru tarihi itibarıyla Cumhuriyet savcılarının yapmış olduğu

işlemler nedeniyle açılabilecek bir dava yolunun bulunmadığı görülmektedir.

Bununla beraber, bireysel başvuru yapıldıktan sonra 6545 sayılı Kanun'un 70.

maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklemeler yapılmıştır. Bu kapsamda 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin birinci fıkrasında yazan hâller dışında suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer

sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının

verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davalarının

devlet aleyhine açılabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla 5271 sayılı

Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

Cumhuriyet savcılarının yapmış oldukları işlemler nedeniyle zarar gördüğünü

düşünen mağdurlar yönünden bir başvuru mekanizması öngörüldüğü ortaya

koyulmaktadır.

51. Nitekim, yukarıda belirtilen (bkz. § 33) Yargıtay 12. Ceza

Dairesinin 11/11/2015 tarihli kararı ile başvurucu ile beraber aynı hukuki

statüde olan ve aynı dava kapsamında yer alan bir davacının yapılan işlemlere

karşı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi çerçevesinde ileri sürdüğü taleplerin

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüleceği ve mağdur olanların da bu davayı

açabileceği kabul edilmiştir. Daha sonra Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından bozmaya uyularak ilgili davacıya manevi tazminat ödenmesine ilişkin

karar verilmiştir. Benzer nitelikte, başvurucu ile aynı hukuki statüde olan

kişilerin açtıkları davalarda Ankara 8. Ağır ve İzmir 3. Ağır Ceza

Mahkemelerinin tazminat kararlarının bulunduğunu belirtmek gerekir (bkz.§ 34).

52. Diğer taraftan aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının

düzenlendiği 142. maddesinin birinci fıkrasında karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmektedir. Başvurucu ile beraber

aynı dosya kapsamında yer alan başka mağdurların Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi

nezdinde 8/3/2017 tarihlerinde açtıkları davada, gerekçeli onama kararının

tebliğ edilmemesi nedeniyle davacılar lehine yorum yapılmış ve Yargıtay 16.

Ceza Dairesinin onama kararı olan 21/10/2016 tarihi baz alınarak davaların

süresinde açıldığı kabul edilmiştir.

53. Dolayısıyla somut olayda bireysel başvuru kapsamında ileri

sürülen iddialar ve talep edilen hususlar, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında açılan davada da incelenebilir. Nitekim yukarıda değinilen Yargıtay

kararı, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak iddianamelerde mağdur olarak

gözüken kişilerin de somut olayda tazminat davası açabileceği yönündedir. Bu

madde kapsamında açılan dava sonucuna göre başvurucunun özel hayatının ihlal

edildiğinin tespiti hâlinde, yetkili mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yolu olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, her ne kadar başvurucunun

dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından davanın reddedilmesine karar verildiği anlaşılmakta ise de istinaf

incelemesinin devam ettiği ve olağan başvuru yolunun henüz tüketilmediği

sonucuna varılmıştır.

54. Bu durumda aynı dava sürecine ilişkin iddiaların farklı

düzlemlerde hem Anayasa Mahkemesince hem de derece mahkemesi tarafından

yargısal incelemeye tabi tutulması, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudaki

ikincil nitelikteki rolüne uygun olmayacağından başvurucunun özel hayata saygı

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının öncelikle derece mahkemelerince

incelenmesi gerekmektedir.

55. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin GİZLİ

TUTULMASINA,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin gereği için İstanbul Bölge Adliye

Mahkemesi 19. Ceza Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/11/2017 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

M. Y.

Vekili

:

Av. Keziban BEKTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7149, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: Birinci Bölüm
  • Başvuru No: 2014/7149
  • Tarih: 22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Mustafa Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/17113)
  • Ebru Bayram Başvurusu (B. No: 2014/15024)
  • Aıgul Mavlıanova Başvurusu (B. No: 2016/6293)
  • Tekin Mehmetoğlu Başvurusu (B. No: 2014/13438)
  • Orhan Kayahan Başvurusu (B. No: 2014/1970)
  • Haydar Ali Bayram Başvurusu (B. No: 2014/4255)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.