İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Çevik Başvurusu (B. No: 2013/2896)

1. Başvuru, iddianamede belirtilmeyen bir

Başvuru No2013/2896Tarih10 Haziran 2015Okuma12 dk · 2.353 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mahmut Çevik Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/2896
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.353 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, iddianamede belirtilmeyen bir

suçtan dolayı cezalandırılması ve kayda alınan iletişim içeriklerinin katalog

suçlar arasında yer almayan görevi kötüye kullanma suçu yönünden delil olarak

kullanılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; haksız olarak tutuklu

kalması nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 22/4/2013 tarihinde Kurşunlu

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/5/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

5. Başvurucu, “bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırma veya aracılık ettirme,

suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, fuhuş amacıyla

ülkeye insan sokma suçuna yardım etme” suçlarını işlediği iddiasıyla

Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesinin 21/7/2007 tarih ve 2007/131 Sorgu sayılı

kararıyla tutuklanmıştır.

6. Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesi, soruşturma evresinde yaptığı

değerlendirme sonucunda 10/9/2007 tarih ve 2007/1048 sayılı kararıyla

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

7. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 1/10/2007 tarih ve

E.2007/1501 sayılı iddianamesiyle başvurucu dışındaki dokuz sanık hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuşa teşvik, aracılık

ve yer temin etme” suçlarını işledikleri iddiasıyla Adıyaman 2.

Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Aynı iddianamede başvurucunun,

suç delillerini bildirmemek suçundan da cezalandırılması talep edilmiştir.

8. UYAP sisteminden erişilen bilgilere göre,

başvurucu, yargılamanın 12/11/2007 tarihli ilk celsesinde duruşmaya çıkarak

mahkeme önünde hazır bulunma hakkından faydalanmış ve susma hakkını

kullanmıştır. Yargılamanın 3/12/2007 tarihli üçüncü celsesinde, savunmasını müdafii huzurunda yapmış ve duruşmaların büyük çoğunluğuna

katılarak aleyhindeki iddia ve görüşlere karşı beyanda bulunmuştur.

9. Adıyaman 2. Asliye Ceza

Mahkemesi, 9/12/2010 tarihli görevsizlik kararıyla dosyayı, sanıklara isnat

edilen eylemin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80.

maddesinde yer alan insan ticareti suçunu oluşturma ihtimaline binaen bu suçtan

kovuşturma yapılmak üzere Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

10. Görevsizlik kararının Yargıtay 5. Ceza

Dairesinin 10/6/2011 tarihli ve E.2011/6705, K.2011/4666 sayılı kararıyla

kaldırılması üzerine, Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesince dosya yeniden ele

alınmıştır.

11. Yargılamanın 29/1/2013 tarihli son (hüküm) celsesinde, başvurucunun üzerine

atılı suçun “görevi kötüye kullanma suçu”na

dönüşme ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 257.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

uygulanması ihtimaline binaen 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi gereğince başvurucuya ek savunma hakkı

tanınmış, başvurucu süre talebinde bulunmayarak ek savunmasını aynı celsede

yapmıştır.

12. Mahkeme, 29/1/2013 tarihli ve E.2011/436, K.2013/47 sayılı kararıyla

başvurucunun “görevi kötüye kullanma”

suçundan 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar vermiştir.

13. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekilde kaleme alınmıştır:

“…Sanıkların hazırlık ve kovuşturma

aşamalarında vermiş oldukları birbirleriyle uyumsuz ve tutarsız savunmalarına,

arama tutanakları, doktor raporları, tanık beyanları ve iletişimin tespiti

tutanakları karşısında suçtan kurtulmaya yönelik olduklarından itibar

edilmemiştir.

…

Sanıklardan Mahmut'un [Başvurucu] ise; olay tarihinde

… Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev

yaptığı, … emniyet teşkilatı tarafından komplo kurulduğu ve alacaklı olduğu

sanıkların ne işle meşgul olduklarını öğrenmek amacı ile hareket ettiği

yönündeki savunmalarına hiç bir şekilde hayatın olağan

akışına uygun bulunmadığından itibar edilmemiştir. Her ne kadar sanıklardan

Mahmut'un üzerine atılı suç, suçu bildirmeme olarak belirtilmiş ise de; sanığın görevini kötüye kullandığı, bu şekilde kendisine

mağdur bayanlarla birlikte olmak suretiyle menfaat temin ettiği anlaşıldığından

görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. CMK’nun 231/5-6 maddeleri gereğince, sanığa yüklenen suçtan

dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın, iki yıldan az süreli hapis

cezası olması, sanığın suç tarihi itibariyle tekerrüre esas sabıkasının

bulunmaması, kamunun uğradığı somut bir zararının olmaması, göz önünde

bulundurulduğunda, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu

kanaat oluştuğundan takdiren hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmıştır…”

14. Bu karara yapılan itiraz ise Adıyaman

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/3/2013 tarih ve 2013/171 Değişik İş sayılı

kararıyla reddedilmiş ve karar bu şekilde kesinleşmiştir. Başvurucu ret

kararından, 21/3/2013 tarihinden haberdar olmuştur.

15. Başvurucu, 22/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 5237 sayılı Kanun’un 257. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller

dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin

mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir

menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.”

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.

maddesinin (5), (6), (8), (10) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir:

"(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama

sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az

süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç

doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm

olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile

duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun

uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle

tamamen giderilmesi,

gerekir. (Ek cümle:

22/7/2010 - 6008/7 md.)

Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmez.

(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)

Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis

cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara

çevrilemez.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş

yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç

nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu

süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle,

sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması

halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim

programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması

halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden

bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli

yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka

yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir.

Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

…

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim

süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan

hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

…

(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz

edilebilir.

..."

IV.

İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 22/4/2013 tarihli ve 2013/2896 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, yargılandığı davada, iddianamede

belirtilmeyen bir suçtan dolayı kendisine savunma imkânı verilmeden

cezalandırıldığını, 5271 sayılı Kanun’un 135. maddesi kapsamında verilen

iletişimin kayda alınması kararının, yalnızca bu kararın dayanağı olan ve 5271

sayılı Kanun’un 135. maddesinin (6) numaralı fıkrasında sayılan suçlar

bakımından uygulanabileceğini, hâlbuki mahkûmiyetine karar verilen suçun bu

suçlardan olmadığını, bu kayıtların görevi kötüye kullanma suçu yönünden delil

olarak kullanılamayacağını ve haksız olarak tutuklu kaldığını belirterek,

Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde belirtilen haklarının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Anayasa’nın 19. Maddesinde Güvence Altına Alınan Hakların

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

20. Başvurucu, haksız olarak tutuklu kalmasından

dolayı özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

22. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu

iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun

hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çelişmeli

yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme

yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle

ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak

bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk

hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 30).

23. Ancak başvurucu tahliye olmuş ya da ilk derece mahkemesi ile hakkında hüküm tesis edilmiş ise bu takdirde serbest kalma ihtimali ortadan

kalkmaktadır. Bu durumda talep, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa belli

bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu tür

ihlal iddiaları bakımından varsa olağan kanun yolları denendikten sonra ve

gerekiyorsa bireysel başvuru yapılmalıdır (Korcan Pulatsü, § 31).

24. Ne var ki başvurunun kabul edilebilmesi için

ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012

tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya

kararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili

şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru

incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, § 32).

25. Somut olayda başvurucu, Adıyaman Sulh Ceza Mahkemesinin 21/7/2007 tarih ve 2007/131

Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmış, aynı

Mahkemenin 10/9/2007 tarih ve 2007/1048

sayılı kararıyla da salıverilerek tutukluluk hâli sona ermiştir.

26. Başvurucunun tutukluluğa ilişkin

şikâyetlerine konu olan kararların Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı

tarihten önce kesinleştiği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Anayasa’nın 36. Maddesinde Güvence Altına Alınan Hakların

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

27. Başvuru ayrıca, hukuka aykırı elde edilen

delillerin, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmüne esas alındığını ve

iddianamede belirtilmeyen bir suçtan dolayı kendisine savunma imkânı verilmeden

cezalandırıldığını ileri sürmüştür.

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

32. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen suça ilişkin

yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde, hükmün açıklanmasının belirli

koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir.

Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesine karşın, sanığın kabul etmemesi

hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği 5271

sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade

edilmektedir. Bu kapsamda sanığın, yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir

hükümle sonuçlanması ya da cezaya hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasını tercih etme imkânı bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, 19).

33. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre, yapılan yargılama

sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para

cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Anılan

maddenin (5) numaralı fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının,

kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği

belirtilmektedir. Öte yandan, aynı Kanun'un 223. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmamaktadır (Ali Gürsoy, § 20).

34. 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

mahkûm olmamış bulunması, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmemiş olması, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri

ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.

35. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayı

hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp, ceza yargılamasını sona

erdiren düşme nedenlerinden birisidir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin

(10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere, denetim süresi içinde

kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm

ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir

suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21).

36. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı fıkrasında,

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna

başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte, ancak denetim süresi içinde

kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre

içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai

olarak sona erdiğinde, hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna

başvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

37. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre

sanık kabul etmediği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmez. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin kararı temyizi kabil hale

gelebilecektir. Başka bir deyişle, haklarında hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmesini talep eden sanıklar, haklarındaki kararın Yargıtayda yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme

hakkından vazgeçmişlerdir. Somut olayda açıklanması geri bırakılan hüküm esasen

temyizi kabil olmamakla birlikte başvurucu, hakkında hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş olmakla hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih etmiştir

(Benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı için bkz. Adnan Erkuş/Türkiye, B.No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

38. Somut olayda başvurucu, yargılama sonunda

hakkında beraat kararı verilmemesi hâlinde lehe hükümler kapsamında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Başvurucunun, iddianamede belirtilmeyen bir suçtan, hukuka aykırı deliller esas

alınarak mahkûmiyetine karar verildiği yönündeki iddiası, somut olayın özelliği

de nazara alındığında temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek

iddialardandır. Bu bakımdan, hatalı değerlendirme sonucu verilen mahkûmiyet

kararının temel hakları ihlal ettiği iddiası, başvurucunun talebi üzerine

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması ve temyiz yoluna

başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesini başvurucunun tercih etmediği

dikkate alındığında dayanaktan yoksun görünmektedir.

39. Açıklanan nedenlerle, hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı kapsamındaki mahkûmiyet kararının hatalı

değerlendirmeye dayanması nedeniyle ihlal oluşturduğuna ilişkin başvurunun,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle,

A. Başvurunun,

1.

Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındaki güvencelerin ihlali iddiaları yönünden “zaman bakımından yetkisizlik”,

2.

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki güvencelerin ihlali iddiaları yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Mahmut

ÇEVİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2896, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olaylar Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. Üstün
  15. Tercan
  16. Özkaya
  17. Yıldırım
  18. Çevik
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2896
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Savaş Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/6258)
  • Mehmet Mustafa Erat Başvurusu (B. No: 2014/7686)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8062)
  • Ahmet Nuri Özmen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7039)
  • Doğu Perinçek Başvurusu (B. No: 2013/5885)
  • Özgül Tan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9499)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.