İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahpulah Özarslan Başvurusu (B. No: 2016/12544)

1. Başvuru, güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanımı

Başvuru No2016/12544Tarih15 Eylül 2020Okuma44 dk · 8.762 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahpulah Özarslan Başvurusu

Karar tarihi
15 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/12544
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.762 kelime·44 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanımı

sonucu meydana gelen ölüm ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek

görülmediğini bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) bir örneği temin

edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında (Terör ve Örgütlü

Suçlar Soruşturma Bürosu) görevli bir Cumhuriyet savcısı, başka şahıslar

yanında bir terör örgütü içindeki faaliyetleri kapsamında eylem

gerçekleştirebileceğini değerlendirdiği Y.V.nin yakalanması için 24/7/2015

tarihinde saat 02.30'dan itibaren 24 saat süreyle bazı adreslerde arama

yapılmasına karar vermiştir. Arama yapılacak adreslerden biri de G.C. isimli

bir kişinin ailesiyle birlikte ikamet ettiği dairenin bulunduğu apartmandır.

9. Başvurucunun kızı G.Ö., Y.V.nin yakalanması amacıyla

06.00 sıralarında G.C.nin ikamet ettiği dairede yapılmak istenen arama

sırasında ateşli silahla vurularak öldürülmüştür. Y.V. ise arama yapılan bir

başka adreste aynı gün yakalanmıştır.

10. Başka şubelerde görevli olanlar da dâhil on dokuz

polis tarafından düzenlenen tutanağa göre (olay tutanağında imzası olan

polislerden on dördü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde yani TEM Şubede, üçü

Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğünde, ikisi de Narkotik Şube Müdürlüğünde

görevlidir) Y.V.nin yakalanması amacıyla G.C.nin ikamet ettiği dairenin kapısı

çalınmış ve ev sakinlerinden kapıyı açmaları istenmiştir. O esnada dairede

bulunan kişilerin “Bu silah nedir” diyerek aralarında

tartıştıkları duyulmuştur. Dairedeki bir kadın diğer şahıslardan kapıyı

açmamalarını istemiş, kapı arkasında duran bir erkek de kapıyı açamadığını

beyan ederek kapının kırılarak açılabileceğini söylemiştir. Çevre güvenliğini

sağlamakla görevlendirilen polisler, kapıyı açmaya çalışan polisleri elinde

tabanca bulunan bir kadının bir bacağını dışarı sarkıtmak suretiyle pencere

pervazında oturduğu konusunda bilgilendirmişlerdir. Daire kapısını açarak

içeriye giren polisler, girişe göre soldaki birinci odanın pencere pervazında

eli silahlı bir kadın görmüştür. Tutanağa göre, polislerin “Teslim ol”

çağrılarına kulak asmayan kadın, polislere hakaret edip sloganlar

atarak G.C.nin teslim olması için gösterdiği çabayı da boşa çıkarmış, “Evdekileri

dışarı çıkartın, baş başa kalalım, sizinle ondan sonra hesaplaşalım”

diyerek teslim olmayacağını açıkça ortaya koymuş ve oda içine yönelip polislere

doğru hamle yapınca ayağından vurulmuştur. Tutanağa göre, bu da kadını

durduramamış ve polislere yeniden silah doğrultunca vurularak etkisiz hâle

getirilmiştir. 06.30 sıralarında 112 Acil Servis aranıp cankurtaran istenmiş,

cankurtaranın gelmemesi nedeniyle 06.38 sıralarında 112 Acil Servis yeniden

aranmıştır. Saat 06.47 sıralarında gelen cankurtaranda görevli sağlık

çalışanları kadının öldüğünü tespit etmiştir. Olay yerinde yapılan inceleme

sonucunda ölene ait 9 mm çaplı tabancanın horozunun kalkık konumda olduğu,

tabancaya ait şarjörde on fişek bulunduğu, cesedin bulunduğu odada ev halkına

ait olmayan siyah bir el çantası olduğu anlaşılmıştır. Çantada başka eşyalara

ek olarak 9 mm çapında, toplam 148 dolu fişek bulunan üç kutu ve içinde 10-15

fişek bulunan bir şarjör (parmak izi incelemesi yapılacağından şarjör

boşaltılmamıştır) bulunmuştur. Tutanakta yazdığına göre arama işleminin devam

ettiği sırada çevrede toplanan terör örgütü mensupları örgütsel içerikli slogan

atmıştır.

11. İstanbul 112 Acil Servisi Çağrı Kayıt Formu'na göre

G.Ö.nün yaralı olduğu bilgisi 112 Acil Servise 06.25 sıralarında bildirilmiş,

sağlık ekibi ise olay yerine 06.43 sıralarında gelmiştir.

12. Olayın Cumhuriyet Başsavcılığına haber verilmesi

üzerine bir Cumhuriyet savcısı olay yerini incelemiştir. Bahse konu inceleme

nedeniyle düzenlenen tutanakta; başka hususlar yanında olayın meydana geldiği

dairenin holünde bulunan halı üzerinde iki, banyo ve oda kapısına yakın bir

yerde iki, salon girişinde üç ve salon halısı üzerinde bir adet olmak üzere

toplam sekiz boş kovan görüldüğü, pencere önünde ayakları pencereye bakan ve

sırtüstü vaziyette yerde yatan bir kadın cesedi olduğu, cesedin sol tarafında

bir tabancanın bulunduğu ve bu tabancanın horozunun kalkık, mermi yatağının da

boş olduğu, pencereden dışarıya bakıldığında karşı apartmanın dış cephesindeki

iki kurşun izinin fark edildiği, pencereden aşağıya bakılınca kaldırımda ve su

arkı içinde toplam üç tabanca fişeği görüldüğü belirtilmiştir.

13. Ölü muayene işlemi olay yerinde Cumhuriyet savcısının

huzurunda bir hekimce yapılmıştır. Kamera aracılığıyla kayda alınan işlem

sırasında cesedin resimleri de çekilmiştir.Bununla birlikte olay günü Adli Tıp

Kurumu Morg İhtisas Dairesinde (Morg Dairesi) bir ölü muayenesi işlemi daha

yapılmıştır. Söz konusu işleme ilişkin tutanakta cesetteki mermi giriş ve çıkış

yaraları şöyle tarif edilmiştir:

"1. Sol omuz başında hafif cilde

teğet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

2. Sol ön aksiler hat 4. kot hizasında

ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

3.

Sağ scapula dış yan orta

lıizada ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

4.

Sağ orta aksiler hattan

ksifoid hizasında ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

5. Sağ femur distali ön hafif iç yanda

ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

6. 5 nonun 7,5 cm sağında ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

7. Sağ uyluk orta iç yanda ateşli silah

mermi çekirdeği giriş yarası,

8. Sağ uyluk orta dış yanda ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası,

9. Sağ uyluk 1/3 alt iç yanda ateşli

silah mermi çekirdeği giriş yarası,

10. Sağ uyluk 1/3 alt dış hafif arka

yüzde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

11. Sol diz üst dış yanda ateşli silah

mermi çekirdeği giriş yarası,

12. Sol diz orta dış yanda l l nonun 2,5

cm altında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

13.

Sol uyluk orta arka

yüzde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

14.

Sol uyluk 1/3 alt iç

yanda ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası,

15.

Sol uyluk distal iç

hafif arka yüzde ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası ... vardı.”

14. Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine İstanbul

Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü (OYİ) görevlileri olay

yerini incelemiş; olayın meydana geldiği dairenin, bu dairenin bulunduğu

binanın ve sokağın krokilerini çizip resimlerini çekmiştir. Ayrıca olayın

meydana geldiği daireye giren polislerden üçünün el svapları (hassas

analizlerde kullanılmak üzere uygun yüzeylerden yardımcı malzemeler

kullanılarak fiziki temas yoluyla analiz amaçlı örnekler), ölenin el ve bilek

svapları ile parmak izleri alınmıştır. Sözü edilen görevlilerce düzenlenen olay

yeri inceleme raporunda (rapor) başka hususlar yanında olayın meydana geldiği

binanın bulunduğu sokaktaki kaldırımda ve yol ile kaldırım arasındaki su arkı

üzerinde ateşli silah fişeklerinin olduğu, daire kapısının kilit kısmında

zorlama izlerinin bulunduğu, kapı kilidinin dillerinin kırık olduğu, holdeki

halının ve banyo kapısının önündeki fayansın üstünde ateşli silah kovanlarının

bulunduğu, salonun girişinde, salondaki halının üstünde ve salonun penceresinin

önünde ateşli silah kovanlarının olduğu, salondaki pencerenin kanadının açık

olduğu, penceredeki sabit camın üzerinde iki mermi deliği bulunduğu, pencere ve

duvarda mermi isabet izi olduğu değerlendirilen deliklerin mevcut olduğu,

pencere kenarında ayakları pencereye, baş kısmı ise salon girişine bakan,

sırtüstü yatar vaziyette bir kadın cesedinin bulunduğu ve cesedin sol tarafında

şarjöründe fişekler olan, horozu kurulu ancak fişek yatağı boş 9 mm çaplı bir

tabanca olduğu belirtilmiştir. Bundan başka raporda ölü muayene işlemi

sırasında ölenin elbisesinin arasından deforme olmuş bir mermi çekirdeği

çıktığı, salondaki çekyat bir başka yöne çekilince zemin üzerinde bir boş kovan

daha görüldüğü ve olayın meydana geldiği binanın karşısındaki bir apartmanda yer

alan dairelerden birinin pencere, kapı ve duvarında mermi giriş delikleri ile

mermi sekme izlerinin bulunduğu ifade edilmiştir.

15. OYİ görevlilerince düzenlenen delil listesinde olayın

meydana geldiği dairede bulunan dokuz kovandan sekizinin üzerinde “STR 13 9P”,

birinin üzerinde “MKE 9P 12”; sokaktaki kaldırımda ve

su arkında bulunan üç fişekten ikisinin üzerinde “MKE 9 P 15”, birinin

üzerinde “MKE 9 P 152” ibarelerinin yazılı olduğu belirtilmiştir. Sözü

edilen delil listesine göre salon penceresi altındaki duvardaki mermi

deliğinden deforme olmuş bir mermi gömleği parçası çıkmış, salon penceresinin

önündeki zeminde de deforme olmuş mermi gömleği ve mermi nüvesi parçaları

bulunmuştur.

16. Alınan parmak izlerinin incelenmesi neticesinde

ölenin G.Ö. olduğu anlaşılmıştır.

17. TEM Şube olayın meydan geldiği apartman dairesinde

ikamet eden G.C. ile olay esnasında G.C.nin yanında bulunan oğlu K.C., gelini

N.C. ve N.C.nin kız kardeşi Ç.H.nin, ayrıca olayın meydana geldiği binanın

karşısındaki binada ikamet eden Z.U.nun ifadelerini olay günü almıştır.

i. G.C. 2014 yılında bir gün öleni ikamet ettiği dairenin

önündeki merdivenlerde gördüğünü, ölenin daha önce bir tekstil firmasında

kendisiyle birlikte çalıştıklarından söz ettiğini, öleni tanıyamadığını ancak

dairesine davet ettiğini, bu olaydan sonra birkaç kez daha ölenin evine gelip

gittiğini, ölenin 23/7/2015 günü 23.00 sıralarında evine geldiğini, ölenin

elinde bir iki poşet olduğunu ancak bunların içinde ne olduğunu bilmediğini, iş

aradığından bahsedip iş bulması konusunda kendisinden yardım istediğini, vakit

geç olduğu için öleni geceyi evde geçirmesi için ikna ettiğini, bir süre sonra

oğlu K.C., eşi N.C. ve baldızı Ç.H.nin geldiğini, bir süre sohbet ettikten

sonra uyuduklarını, sabah 06.00 sıralarında kendilerini polis olarak tanıtıp

kapıyı çalan kişilerin kapıyı açmalarını istediklerini, ölenin elindeki tabanca

konusunda polisleri uyardığını, henüz uyanmış K.C.nin kapıyı açmaya çalıştığını

lakin ölenin kapının açılmasını istemediğini, tabancanın ne için olduğunu

sorduğu esnada ölenin kendisini pencere kenarına attığını, ölende tabanca

bulunduğunu öğrenen polislerin kapıyı zorla açıp içeri girdiklerini, gerek

kendisinin gerekse polislerin silahını bırakması için öleni ikna edemediğini,

polislerin birçok kez silahını bırakırsa bir şey olmayacağını söylediğini,

ölenin polislere işkenceci olduklarını söyleyip hakaret ettiğini, ölenin cam

kenarındaki perdeliklerin bulunduğu yere geçmesinden sonra silah sesi

duyduğunu, kimin daha önce silah kullanmaya çalıştığını görmediğini ve öleni Zeynep

olarak bildiğini söylemiştir.

ii. K.C. olaydan önceki gece 23.30 sıralarında eşi, küçük

kızı ve baldızı Ö.H. ile birlikte annesinin evine gittiklerini, olay günü sabah

erken saatlerde kendilerini polis olarak tanıtan ve daire kapısını çalan

kişilerin kapıyı açmalarını istediğini, polislerin kapıyı zorlaması nedeniyle

kapıyı açamadığını, bu nedenle polislere kapıyı kırmalarını söylediğini,

polisler daireye girince eşi ve baldızı ile birlikte annesinin odasına

gittiklerini, ölenin ise oturma odasında durduğunu, polislerin ölenden teslim

olmasını istediklerini ancak ölenin teslim olmayacağını belirtip polislere

katil olduklarını söylediğini, bu esnada bir polisin elindeki silahı bırakması

için öleni kimin ikna edebileceğini sorduğunu, annesinin silahı bırakması için

ölene yalvardığını, ölenin kendisini misafir ettiği için annesine teşekkür

ettiğini fakat teslim olmayacağını söylediğini, olay yerindeki polislerin de

öleni silahını bırakması için ikna edemediğini, derken polislerin ateş

ettiğini, bulunduğu yerden ölenin vurulmasını göremediğini ifade etmiştir.

Verilen diğer ifadelerden K.C.nin ifadesinde geçen Ö.H.nin Ç.H. olduğu

anlaşılmaktadır.

iii. N.C. olayın gerçekleştiği dairenin kayınvalidesine

ait olduğunu, ölen kadını olaydan önceki gece kayınvalidesinin evine gelince

gördüğünü, ölenin kendisini farklı bir isimle tanıttığını, sabah 05.30-06.00

sıralarında daire kapısının polis olduklarını söyleyen kişilerce çalındığını,

eşinin kapıyı açacağını söylediğini ancak polislerin kapıyı zorlaması nedeniyle

kapı kilidinin takıldığını, ölenin kapıyı açmaması için eşine bağırdığını,

eşinin kapıyı açmak istediği sırada ölenin elinde bir tabanca gördüğünü, o

esnada polislerin kapıyı zorlayarak daireye girdiklerini, ölenin elindeki tabancayı

bırakmadığını, polislerin kendilerinden ölenin yanından ayrılıp bir başka odayı

geçmelerini istediğini, bulunduğu odadan duyduğu kadarıyla polislerin ve

polislerin isteği üzerine kayınvalidesinin tabancasını bırakması konusunda

öleni ikna etmeye çalıştığını ancak ölenin polislere bağırıp polislerin katil

olduğu yönünde sözler söylediğini ve bir süre sonra silah sesi duyduğunu beyan

etmiştir.

iv. Ç.H. öleni ilk kez olaydan bir gece önce kardeşi ve

kardeşinin eşi ile birlikte gittikleri G.C.nin evinde gördüğünü, ölenin

kendisini farklı bir isimle tanıttığını, sabah saatlerinde bulundukları

dairenin kapısının polis tarafından çalındığını, ölenin kapının açılmasını

istemediğini, daire kapısını açıp içeriye giren polislerin kendilerini başka

bir odaya aldığını, ölenin polislerin teslim olması yönündeki çağrılarına

uymadığını, G.C.nin yalvarmasına rağmen ölenin teslim olmadığını, ölenin

silahını bırakmadığını, bulunduğu yerden öleni göremediğini ancak konuşulanları

duyabildiğini, konuşmalar ve bağrışmalar devam ederken iki üç el silah sesi

duyduğunu ifade etmiştir.

v. Z.U. dışarıdan gelen sesler üzerine 06.20 sıralarında

uyandığını, balkon kapısını aralayıp dışarıya bakınca karşı binadaki bir

pencerede bulunan bir kadını “Biz halkı katletmeyiz... katilleri

sizlersiniz.” şeklinde slogan atıp elindeki silahı aşağı doğru

doğrulturken gördüğünü, sokaktaki polislerin uyarısı üzerine balkon kapısını

kapatarak eve girdiğini söylemiştir.

18. Arama kararı verilmesinin sebebi olan terör örgütünün

ideolojisi doğrultusunda yayın yaptığı iddiasıyla incelenen bir internet

sitesindeki olayla ilgili haber ve bilgiler TEM Şubede görevli polislerce

tutanak altına alınmıştır. Bahsi geçen tutanaklara göre;

i. İnternet sitesinde “G.Ö.nün infaz edildiği evden

ilk görüntüler” ismiyle yayımlanan videodaki bir kadın “Geldi buraya.

Kızım ne oluyor Zeynep dedim. Zeynep teslim ol! Zeynep teslim ol! Zeynep teslim

ol! Zeynep atladı cama, silaha sarıldı. Pat pat pat...” şeklinde

olayı anlatmıştır. Tutanağı düzenleyenler videodaki kadının G.C. olduğunu

değerlendirmiştir.

ii. İnternet sitesindeki çeşitli haber ve bildirilerde

G.Ö.den devrimci yoldaş, devlet ve polisten ise katil olarak söz edilmiştir.

19. TEM Şube 1-3 Ağustos 2015 tarihleri arasında, olay

tutanağında imzası bulunan ve hepsi TEM Şubede görevli olan polislerden onunun

ifadesini almıştır. Bu kişilerden dördünün olay esnasında çevre güvenliğini

sağlamakla görevli olduğu, geriye kalan altısının ise olayın meydana geldiği

apartman dairesinde bulunduğu anlaşılmıştır.

i. Çevre güvenliğini almakla görevli olanlardan birisi,

arama kararının icrası için bazı arkadaşlarının apartmandan içeriye girdiğini,

bir süre sonra apartmandaki dairelerden birinin penceresinin açıldığını,

penceredeki eli silahlı bir kadının etrafa bakmaya başladığını, arkadaşlarını

silahlı şahıs hakkında “Silahlı pencerede dikkat edin!” diye bağırarak

uyardığını, penceredeki kadının apartmanın dibinde bekleyen arkadaşlarını hedef

alarak ateş etmek istediğini ancak silahın ateş almadığını, kadının iki üç kez

tetik düşürmesine rağmen silahın patlamadığını, kadının iki kez doldur-boşalt

yapması nedeniyle kaldırıma bir iki fişek düştüğünü, kısa bir süre geçince

kadının başını içeriye sokup beş on dakika kadar apartmanın içindekilerle

konuştuğunu, sonrasında silah sesleri geldiğini söylemiştir. Aynı kişi, aynı

gün içinde ne zaman alındığı tespit edilemeyen bir başka ifadesinde silahlı

kadına karşı kendilerini bir başka polisin uyardığını söylemiştir. Sözü edilen

kişinin olaya ilişkin beyanı, çevre güvenliğini almakla görevli diğer üç polis

memurunca doğrulanmıştır.

ii. Olayın meydana geldiği apartman dairesinde olay

sırasında bulunan altı polis ise olayı şu şekilde anlatmıştır:

Polisler G.C.nin ikamet ettiği dairenin kapısını arama

kararına istinaden çalmıştır. Kapı henüz açılmadan önce çevre emniyetini

sağlamakla görevli polisler, silahlı bir şahsın varlığı konusunda daire

kapısını çalan görevlileri uyarmıştır. Tam o esnada daire içinden “Açma

kapıyı!” şeklinde bir kadın sesi işitilmiştir. Daire kapısını açıp

içeriye giren polisler elindeki tabanca ile pencerede oturmakta olan bir kadın

görmüştür. Sözü edilen kadından teslim olmasını istemiş ancak bu isteği kadın

olumsuz karşılamıştır. Slogan atarak teslim olmayacağını açıkça ifade eden

kadını, tabancasını bırakıp teslim olmaya ne polis memurları ne de G.C. ikna

edebilmiştir. Kadının tabanca ile kendilerine doğru hamle yaptığını gören

polislerden biri, kadını etkisiz hâle getirmek amacıyla ayaklarına doğru bir el

ateş etmiştir. Atışın yapıldığı sırada yeniden polislere doğru hamle yapan

kadın vurularak etkisiz hâle getirilmiştir.

20. Olay günü Morg Dairesinde gerçekleştirilen otopsi

işlemi nedeniyle düzenlenen 20/8/2015 tarihli raporda; ölü muayene işleminde

tespit edilen mermi giriş ve çıkış yaraları yanında sol diz alt dış yanda bir

ateşli mermi giriş yarası daha bulunduğu, ölü muayene işleminde tarif edilen

yaralardan (bkz. § 13) ilk ikisinin müstakil olarak öldürücü nitelikte olup

diğer yaraların öldürücü olmadığı, tüm atışların bitişik atış mesafesi dışından

yapıldığı ancak atışlar elbiseli bölgeye isabet etmiş olduğundan kesin atış

mesafesi tayini yapılamadığı, kesin atış mesafesi tayini isteniyorsa olay

anında kişinin üzerinde bulunan ve delik ihtiva eden giysilerin yıkanmadan

incelenmek üzere gönderilmesi gerektiği, cesetten mermi çekirdeği elde

edilmediği, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı fibula,

kosta ve skapula kırıklarıyla birlikte iç organ ve büyük damar

yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.

21. 26/8/2015 tarihinde vekili aracılığıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe veren başvurucu; kızının polis tarafından

öldürüldüğünü, kızının kamuoyuna canlı bomba olarak takdim edildiğini, bu

hususun doğru olmadığının ortaya çıkmasından sonra ise kızının çatışma

sırasında öldürüldüğünün söylendiğini, olayı duyar duymaz vekillerinin

Cumhuriyet savcısı ile görüşmek ve olay yeri incelemesine katılmak istediğini

ancak buna izin verilmediğini, aradan geçen süreye rağmen otopsi raporunun ve

alınan ifadelere ilişkin tutanaklar ile olay yeri incelemesine ilişkin

tutanağın soruşturma dosyasına gelmediğini, kızının kıyafetlerinin ve olay

yerinden elde edilen mermi çekirdeklerinin nerede olduğunun bilinmediğini

belirterek öz itibarıyla soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından

yürütülmesini, kolluk tarafından yapılacak işlemler olursa bu işlemlerin

jandarmaya yaptırılmasını, bilirkişi incelemelerinin polise yaptırılmamasını,

arama işlemine ilişkin kamera kayıtlarının istenmesini, atış mesafesi konusunda

bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, şüpheli polislerin silahlarına el

konulmasını, arama ve yapılan işlemlere ilişkin karar ve tutanakların

soruşturma dosyasına getirtilmesini ve kızını öldüren polislerin tutuklanmasını

talep etmiştir.

22. Ölüm olayı hakkında İstanbul Emniyet Müdürlüğünce

düzenlenen fezleke 9/9/2015 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

23. Başka deliller yanında cesedin yakınındaki

tabancadan, bu tabancaya ait şarjörden, bahse konu şarjördeki on iki fişek ile

kaldırım ve su arkında bulunan üç fişekten alınan sürüntü örneklerini inceleyen

Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi 30/9/2015 tarihli raporunda bazı

örneklerin birden fazla şahsa ait olabilecek karışık DNA profilleri içerdiğini,

bazı örneklerin mukayeseye elverişli olmayan DNA profilleri içerdiğini, bazı

örneklerin ise DNA incelemesine cevap vermediğini belirtmiştir.

24. İş bölümü gereğince soruşturmayı hangi Cumhuriyet

savcısının yürütmesi gerektiğinin saptanması için 11/9/2015 tarihinde başlayan

süreç, kendilerine soruşturma dosyasının tevzi edildiği Cumhuriyet savcılarının

soruşturmanın bir başka Cumhuriyet savcısınca yürütülmesi gerektiğini iddia

etmeleri nedeniyle 3/11/2015 tarihinde sonuçlandırılabilmiştir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun vekillerinden

olayın aydınlatılmasına yardımcı olabilecek nitelikte olup da ellerinde bulunan

bütün bilgi, belge ve tanık gibi delilleri sunmalarını ve taleplerini

bildirmelerini istemiştir. Söz konusu isteme ilişkin yazı başvuru vekillerinden

birine 1/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

26. Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliği 1/12/2015 tarihinde,

müdafinin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin

kısıtlanmasına karar verilmesine ilişkin talebini kabul etmiştir.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 3/12/2015-4/12/2015 tarihleri

arasında G.C.nin, G.C.nin eşi M.C.nin, K.C.nin, N.C.nin, Ç.H.nin ve Z.U.nun

ifadelerini almıştır.

i. Daha önce verdiği ifadesiyle benzer yönde beyanda

bulunan G.C.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

“...Zeynep'in elinde silah gördüm.

Zeynep bu silah ne dedim. O da 'odalarınıza girin, kapılarınızı kapatın,

korkmayın bana 5 dakika müsade verin' dedi. Bu sırada kapı kırıldı, tam içeri

girecekleri sırada 'içeri girmeyin, kızda silah var' diye bağırdım. Ben

kapıdaki polislerle uğraşıyordum, Zeynep salona kaçtı, ben polislerle içeri

girmesin diye meşgul olurken salondan tetik sesleri duydum. Birkaç kere tetik

sesi geldi. Polise 'silah patlamıyor, ben kızı size teslim edeceğim, size bir

zarar gelirse sorumlusu benim' dedim. Polis bana 'kıza yalvar teslim olsun'

dedi. Ben de kıza 'Zeynep ne olur teslim ol, yapacak birşey yok, silahın

olduğunu bilseydim, seni içeriye almazdım, Zeynep bu silah ne' dedim. 'Yapma,

etme gel teslim ol' diyerek çok yalvardım, 'Ben şerefsizlere teslim olmam,

bunlar ... katili, halk katili, çocuk katilleri' dedi. Polislerde kendisini

'Zeynep teslim ol, yapacak birşey yok' diyerek ikna etmeye çalıştılar. Fakat

teslim olmadı. Bu şekilde kapının çalınmasıyla teslim olması için ikna etme çalışmaları

5 dakika kadar sürdü. Polislerden birisi evin içine girdi, beni kolumdan tutup

yatak odasına doğru götürdü. Sana zarar gelmesin, dedi. O sırada polislerden

birisi ateş edeyim mi diye sordu. Beni kolumdan tutan polis ateş et dedi. Bunun

üzerine ben ateş etmeyin ben kızı size vereceğim, dedim. Kolumdan tutan polis

bana 'o seni rehin tutar, sana zarar verir' dedi. Evin içine 8-10 polis

ellerinde kalkanlarla girdiler. Hepsinde yelek ve yüzlerinde maske vardı.

Ayakkabılarıyla içeri girdiler. İçlerinden sadece bir polis camda duran

Zeynep'e salonun kapısından ateş etti. Kaç el ateş etti, hatırlamıyorum. Ben

bir kere attı zannediyorum. Sonra salondan kızın yere düşme sesi geldi. Ben

öldü mü diye sordum. Kolumdan tutan polis 'yok ölmedi, yaralı' dedi. Daha sonra

bizim hepimizi evden dışarı çıkardılar... Ben bu kızı daha öncede söylediğim

gibi Zeynep olarak biliyordum... Anlattığım olaylar sırasında polis bizim eve

girdiğinde birisinin elinde kamera vardı. Ancak salonun kapısından uzak durmaya

çalışıyordu. İçeriye kamerayı doğrulttuğunu görmedim... Olayın olduğu günden

beri kapımız kırık, sadece kilit parası verdiler, fakat yalama olduğu için

kapımızın kilidi tutmuyor, olaydan sonra polis ifademizi almak için bizi

karakola götürdü. Ben eve döndüğümde evin her tarafından çok sayıda insan

olduğunu, tıka basa dolu olduğunu gördüm. Hiç birini tanıyamadım. İkisinin

elinde kamera vardı. Ben evdeki insanlara 'siz kimsiniz diye sordum, çıkın

dışarı' dedim. Hepsini dışarı çıkardık. Sadece bir tanesi ben ölen kızın avukatıyım,

dedi. Sadece evde o kaldı. Bir de elinde kamera olan bir kişi kaldı. Avukat

bana bazı sorular sordu. Sen poliste ne ifade verdin diye sordu. Bende

bildiklerimi avukata da anlattım. Bana kızın ateş edip etmediğini sordu. Ben de

ateş etmedi dedim...”

ii. M.C. ifadesinde olay günü şehir dışında olduğunu

söylemiş; N.C., Ç.H. ve Z.U. ise daha önceki ifadeleriyle benzer yönde beyanda

bulunmuştur. Duyulan silah sesini Ç.H. “tırırırırırt” şeklinde tarif

etmiş, N.C. ise “iki kere çok kısık patlama sesi”ne benzetmiştir.

iii. K.C.nin verdiği ifadenin ilgili kısmı şöyledir:

“...Sabah saatlerinde yatakta uyurken

çok gürültülü bir ses duydum... Ben gürültünün kapıdan geldiğini anladım. Hemen

dairenin kapısına doğru gittim. Baktım birileri kapıyı zorlayarak açmaya

çalışıyorlardı. Ben hemen arkadan kapıyı tutmaya çalıştım. 'Ne oluyor' diye

bağırdım. Dışarıdan birisi 'polis, kapının arkasından çekil' diye bağırdım.

'Tamam abi açıyorum' dedim. Kapının arkasındaki sürgüyü çektim, ancak kapıya

koçbaşıyla vurdukları için kilit kırılmış içinde kalmış sürgüsünü çektiğim

halde açılmadı. Daha sonra polis bir kere daha vurup kapıyı açarak içeri girdi.

Polisi ilk önce annem karşıladı 'kızın elinde var, girmeyin içeri' dedi. Ben de

arkama baktım kızı gördüm, kızın elinde silah yani tabanca vardı. Polis bize

siz çekilin kız nerde dedi. Ben eşim, baldızım ve kızım ile birlikte kapıya en

yakın olan annemlerin yatak odasına girdik. Kız da salona geçti, zaten orada

yatıyordu. İçeriye kaç polis girdi göremedim. Fakat ellerinde kalkanlar vardı.

Polislerden birisi 'kızım teslim ol, silahını bırak' dedi. O da 'bu halkın

silahıdır, bırakmam' dedi. Biz sadece seslerini duyuyorduk, bulunduğumuz odadan

kimseyi görmüyorduk. Polislerden birisi 'bu kızın ismi ne diye' sordu. Annem

Zeynep diye biliyorum, dedi. Aynı polis biriniz şuna söylesin ikna etsin,

teslim olsun dedi. Annem polisin kalkanlarının arkasında durarak 'kızım Zeynep

teslim ol, o silah ne, senin silahın olduğunu bilseydim evime almazdım, bak

korkuyoruz lütfen teslim ol' dedi. O da 'abla beni bir gece misafir ettin,

teşekkür ederim, fakat ben bunlara teslim olmam' dedi. Sonra da aynı kız

polislere 'ev halkını boşaltın yüz yüze konuşalım, ev halkına birşey olursa

mesuliyet kabul etmem' dedi. Şu anda tam olarak hatırlayamıyorum, ancak bir iki

slogan atar şekilde bağırdığını duydum. Tekrar polis teslim ol diye bağırdı. O

da teslim olmayacağım dedi. Daha sonra silah sesi duydum... Biz kızın yaralı

olduğunu biliyorduk. Daha sonra öldüğünü öğrendik...”

28. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/12/2015 tarihinde, ölenin

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla yürütülen

soruşturmayı, meydana gelen ölüm nedeniyle yürütülmekte olan soruşturmadan

ayırmıştır.

29. Ölen hakkındaki soruşturmayı yürüten Cumhuriyet

savcısının ölüm olayı hakkındaki soruşturmanın bir başka Cumhuriyet savcısınca

yürütülmesine ilişkin talebi başsavcı vekilince yerinde görülmemiştir.

30. Başka eşyalar yanında, operasyonda görev alan üç

polisin silahını, bu silaha ait şarjör ve fişekleri, cesedin yakınında bulunan

tabanca ile bu tabancaya ait şarjör ve fişekleri, olay yerindeki kadın

çantasında yer alan üç kutu içindeki fişekleri, kaldırımda ve su arkında

bulunan fişekleri, cesedin üzerindeki kıyafetleri, olay yerinde bulunan

kovanlar ile deforme olmuş kurşunları ve plaka hâline gelmiş kurşun parçalarını

inceleyen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şube (Balistik Şube)

tarafından düzenlenen 23/10/2015 ve 10/12/2015 tarihli raporlardan anlaşıldığı

kadarıyla;

i. Polislere ait silahlar ile cesedin yakınında bulunan

tabancanın atışa engel mekanik bir arızası bulunmamaktadır.

ii. Olay yerindeki çantada yer alan üç kutu içindeki

fişekler hukuken taşınması ve bulundurulması yasak olan ateşli silah

fişekleridir.

iii. Olay yerinde bulunan dokuz kovandan beşi incelemeye

konu bir polis silahından, üçü incelemeye konu bir başka polis silahından, biri

ise incelenen son polis silahından atılmıştır.

iv. Ölenin üzerinden çıkan mermi çekirdeği ile incelenen

silahlardan elde edilen mukayese mermi çekirdekleri arasında farklılıklar

bulunmaktadır.

v. Deforme olup madde kaybına uğraması nedeniyle salon

penceresinin altındaki duvarda bulunan mermi deliğinden elde edilen mermi

gömleği parçası ile pencere önünde yerde bulunan mermi gömleği ve mermi nüvesi

parçalarının hangi silahtan atıldığı belirlenememiştir.

vi. Ölene ait tişörtün ön yüz sol üst dış yan

bölgesindeki delikte ve çevresinde yanık ve kavruk görülmemiş, barut

artıklarına da rastlanmamıştır. Bu nedenle söz konusu delikten hareketle atış

mesafesini tayin etmek mümkün olmamıştır.

vii. Ölene ait tişörtün sol kol dış üst bölgesindeki

delikte ve delik çevresinde yanık ve kavruk görülmemiş ancak barut artıklarına

rastlanmıştır. Bu deliği meydana getiren atışlar; olayda kısa namlulu silah

kullanıldığı düşünüldüğünde bu tip silahlarda yakın atış mesafesi olarak kabul

edilen 40 cm dâhilinden, uzun namlulu silah kullanıldığı düşünüldüğünde bu tip

silahlarda yakın atış mesafesi olarak kabul edilen 100 cm dâhilinden

yapılmıştır.

viii. Tişörtün arka yüz sağ üst dış yan bölgesinde 0,8 cm

çapında bir delik mevcuttur.

ix. Ölenden elde edilen beli lastikli pantolonun;

-Sol bacak ön yüz orta dış yan bölgesinde aynı doğrultuda

ateşli silah ile husulü mümkün 0,6 cm çapında üç,

-Sol bacak ön yüz orta iç yan bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 1,2x0,7 cm ebadında bir,

-Sol bacak ön yüz üst iç yan bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Sağ bacak ön yüz üst iç bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Sağ bacak ön yüz üst iç yan bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Sağ bacak ön yüz üst orta bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 1,5x0,4 cm ebadında bir,

-Sağ bacak ön yüz üst dış yan bölgesinde ateşli silah ile

husulü mümkün 0,8 cm çapında bir,

-Arka yüz sol bacak üst iç yan bölgesinde ateşli silah

ile husulü mümkün 0,8 cm çapında bir,

-Arka yüz sağ bacak orta dış yan bölgesinde ateşli silah

ile husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Arka yüz sağ bacak orta dış yan bölgesinde ateşli silah

ile husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Arka yüz sağ bacak üst dış yan bölgesinde ateşli silah

ile husulü mümkün 0,6 cm çapında bir,

-Arka yüz sağ bacak üst dış yan bölgesinde ateşli silah

ile husulü mümkün 0,6 cm çapında bir olmak üzere toplam on dört delik

mevcuttur. Sözü edilen deliklerde ve evresinde yanık ve kavruk görülmemiş,

barut artıklarına da rastlanmamıştır. Bu nedenle söz konusu delikten hareketle

atış mesafesini tayin etmek mümkün olmamıştır.

31. Balistik Şubenin 10/12/2015 tarihli raporunda olayın

meydana geldiği daireye giren polislerden üçünün el svapları ile ölenin el ve

bilek svaplarının inceleme için Kimya İhtisas Dairesine gönderildiği

belirtilmiş ancak bu incelemenin yapılıp yapılmadığı tespit edilememiştir.

32. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/12/2015-10/2/2016

tarihleri arasında dokuz polisin ifadesini almıştır. İfadesine başvurulanlardan

altısının olay esnasında olayın meydana geldiği dairede, üçünün ise çevre

güvenliğini sağlamakla görevli olduğu anlaşılmıştır. İfadesi alınanların sekizi

TEM Şubede daha önce konuyla ilgili ifade veren polislerdir.

i. Olay günü çevre güvenliğini sağlamakla görevli olup

daha önce TEM Şubede konuyla ilgili ifadesi iki kez alınan polisin verdiği

ifade şöyledir:

“...Olay

günü sabah saatlerinde bir adreste arama yapmak üzere görevlendirildik. Ben dış

çevre güvenlikte binayı ve bina çevresinde görev alan personeli tam görecek

şekilde pozisyon almıştım. Operasyon timi binanın dış kapısını açıp içeri

girdi. Ben de dikkatle çevreyi gözetliyordum. Kısa bir süre sonra binanın

camında birisini gördüm. Camı açtı, elinde silah vardı, bağırmaya başladı. Ben

arkadaşlarımı camda silahlı birisi var diye uyardım. Camdaki kişi ...

bağırıyordu. Aynı anda silahıyla binanın hemen önünde bulunan polis memurlarına

doğru iki el ateş etti. Ben çıt çıt seslerini duydum. Ancak silah patlamadı.

Tekrar doldur boşalt sesini duydum. Yine ateş etti ancak yine patlamadı. Diğer

binalardan da bağırma seslerine uyanıp camlarını açan ve dışarıya bakanlar

oldu. Biz onlara da dikkat edin içeri girin diyerek uyardım...”

ii. İfadesi alınanlardan çevre güvenliğini sağlamakla

görevli iki polis de benzer yönde beyanda bulunmuştur.

iii. Olay anında G.C.nin dairesinde bulunan bir polisin

verdiği ifade şöyledir:

“...Olayın

meydana geldiği adreste bir erkek şüphelinin yakalanması için çalışma yapmak

üzere gitmiştik. Usulüne göre çevre emniyetini sağladıktan sonra arama

yapacağımız apartman dairesinin kapısını çaldık. Açan olmadı, içeriden yürüme

tıkırtıları duyduk. Bunun üzerine kapıyı aç polis diye bağırdık. İçeriden 'kim

o' sesi geldi. Israrla polis olduğumuzu, kapıyı açmalarını söyledik. Kapının

deliğinden bakın polis olduğumuzu görürsünüz dedik, yine açılmadı. Kendimize

ait kapı açma aletleriyle açmak için teşebbüs ettik. İçeriden bu sırada silah

mekanizma sesi duydum. Ayrıca evde bir bayan şahsın başka bir şahsa yönelik

'Zeynep o silah nereden çıktı, bırak o silahı" şeklinde bağırdığını

duydum. Diğer kadının da "kapıyı açma' diye bağırdığını duydum. Biz bütün

bunlardan sonra kapıyı zorla açıp içeriye güvenli şekilde giriş yaptık. Evin

değişik odalarında bayan ve erkek olmak üzere çok sayıda kişi olduğunu gördük.

Girişe göre soldan ikinci oda da elinde silah bulunan camı açık yarısı içeride

yarısı dışarı da olacak şekilde oturmuş bir bayanı gördük. Kendisine polis

olduğumuzu söyleyip teslim olması için ikaz ettik. Bayan şüpheli teslim

olmadığı gibi 'katil polisler, faşist polisler, teslim olmayacağım, sonuna

kadar savaşacağım' diye slogan attı. Buna rağmen tekrar tekrar teslim ol sana

bir zarar gelmeyecek diye kendisini ikna etmeye çalıştık. Başarılı olamayınca

ev sahibi kadının şüpheliyi ikna etmesini istedik. Ev sahibi olan yaşlı kadın

'Zeynep o silahın sen de ne işi var, biz seni böyle tanımıyorduk, teslim ol'

diyerek onu ikna etmeye çalıştı. Fakat şüpheli yine teslim olmadı. Bu şekilde

teslim olması için yaptığımız müzakere yaklaşık 15 dakika kadar sürmüştür. Daha

fazla da müzakere etmeye devam edecektik. Ancak şüpheli aniden dışarıda olan

bacağını içeriye alıp elindeki silahı bize doğrulttu. Bunun üzerine etkisiz

hale getirmek için bacaklarına doğru iki el ateş ettik. Fakat durmadı, teslim

olmadı ve hareketine devam etti. Sonra bir iki el daha ateş ettik, yere

hareketsiz şekilde yattığını görünce ambulans çağırdık. Hastaneye kaldırmak

istedik, ancak kurtarılamadı. Benim kanaatim müzakere saatlerce de sürseydi,

(ki namluyu bize doğrultmasaydı sürdürebilirdik) şüphelinin teslim olmaya

niyeti yoktu. Bunu eylemlerinden ve attığı sloganlardan kesin olarak anladık.

Yoksa maksadımız ölü değil canlı olarak yakalamaktı. Biz aslında böyle bir

bayan şüpheliyi değil erkek bir şüpheliyi yakalamak için gitmiştik. Bu bayanın

evde olduğunu bilmiyorduk..”

iv. İfadesi alınanlardan olay anında G.C.nin dairesinde

bulunan diğer beş polis de olayı benzer şekilde anlatmıştır. Söz konusu

anlatımlara göre uyarı maksadıyla ayaklarına ateş edilen G.Ö. sendelemiş fakat

yere düşmemiş, silahını güvenlik güçlerine doğrultmaya devam etmiştir. Bunun

üzerine güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu vurulan G.Ö. yere düşmüştür.

33. Yürüttüğü soruşturma sonunda teslim olmamakta ısrar

eden ve saldırıya geçen bir kişiye karşı yapılabilecek başka bir işlemin

bulunmaması nedeniyle kolluk görevlilerinin yetki ve görev sınırlarını

aşmadıkları sonucuna varan Cumhuriyet Başsavcılığı, hem kanunun emrinin yerine

getirildiği hem de meşru savunma hakkının kullanıldığı gerekçesiyle

başvurucunun yakının ölümüyle sonuçlanan olay hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık kararı) vermiştir. Anılan kararın maddi

olayın nasıl gerçekleştiği konusunda varılan sonuca ilişkin kısmı şöyledir:

“...

İstanbul C.Başsavcılığı'nın (Terör ve

Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun) 2015/93908 sayılı soruşturma dosyasından

arama kararı verilen [Y.V.]

isimli şüphelinin saklandığı yönünde ihbar alınması üzerine ... adresine yeteri

kadar kuvvetle gelen polisin gerekli çevre emniyetini aldıktan sonra dış

kapıdan ziline bastığı, ancak kapının açılmaması üzerine kapı kanırtarak

açıldığı ve içeri girildiği, daha sonra 5 numaralı daire önüne gelindiği,

içeriden evde kalanlardan birisi olan [K.C.nin] kapıya gelip

dışarıdakilere 'kim o' diye bağırdığı, dışarıdan kapıyı aç polis dendiği, ancak

kapının açılmadığı, bu eve aynı gece misafir olarak kalmak için gelen ve

kendisini Zeynep olarak tanıtan [G.Ö.nün] 'kapıyı polise açmayın'

dediği, fakat buna rağmen [K.C.nin] 'kapıyı açamıyorum, kırın' demesi

üzerine polisin zorla kapıyı açıp içeri girdiği, bu sırada Zeynep ismini

kullanan [G.Ö.nün] misafir olarak kaldığı odanın camını açıp bir ayağı

dışarıda bir ayağı içeride olacak şekilde oturduğu ve eline tabanca aldığı,

örgütsel slogan atmaya başladığı, ev sahibi olan [G.Ö.nün] kendisine

'Zeynep elindeki silahı bırak neden böyle birşey yapıyorsun bizi tehlikeye

atıyorsun evde çocuk var hadi anneciğim bırak elindekini teslim ol, bizi neden

zor durumda bırakıyorsun' dediği, hem ev sahibi [G.C.nin] hem de polisin

o gece aynı evde kalan bütün aile fertlerinin duyacağı şekilde ve uzun süre

yalvarırcasına teslim olması için kendisini ikna etmeye çalıştıkları, tüm

ısrarlara rağmen [G.Ö.nün] dışarıda olan ayağını içeri çekip elindeki

silahı polislere doğrultması üzerine 'evdeki ahaliye yada polislerden birisine

zarar verme ihtimaline binaen' ateş edilerek etkisiz hale getirildiği, en kısa

sürede 112 acil servis aranarak tedavisi için hastaneye kaldırılmak istendiği,

ancak olay yerinde öldüğü anlaşılmıştır.

...”

34. Başvurucu vekili, müdafinin dosya içeriğini inceleme

ve belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmesi nedeniyle

soruşturma dosyası örneğinin kendilerinde bulunmadığını belirterek soruşturma

dosyası fotokopisinin ve polis tarafından arama anında kamerayla çekilen

görüntülerin bir örneğinin kendilerine verilmesini istemiştir. Bu isteme

ilişkin 12/5/2016 tarihli dilekçenin altına başvurucu vekili “CD'den ve

dosyadan bir kısım fotokopi aldım.” notunu düşerek notun altını imzalamıştır.

Bu belgeye istinaden Cumhuriyet Başsavcılığından arama işlemi sırasında polis

tarafından yapılan kamera kaydının ve varsa olaya veya olay yeri incelemesine

ilişkin olarak başvurucu vekiline teslim edilen diğer görüntü kayıtlarının bir

örneği istenmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilen CD'de kayıtlı

görüntünün olay anına ilişkin olmadığı anlaşılmıştır.

35. Başvurucu; öz itibarıyla yaşam hakkının ihlal

edildiğini, ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğunu, dosya

içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanmasına karar

verilmesi (gizlilik kararı) nedeniyle soruşturma evrakını inceleyemediğini,

Cumhuriyet Başsavcılığının kamu davası açmak zorunda olduğunu belirterek vekili

aracılığıyla kovuşturmasızlık kararına itiraz etmiştir.

36. Başvurucunun 12/5/2016 tarihinde kayda giren itirazı

23/5/2016 tarihinde Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğince (Ceza Hâkimliği)

reddedilmiş olup anılan karar başvurucu vekiline 3/6/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

37. İlgili hukuk için bkz. Aisha Fares, B. No:

2015/18701, 31/10/2018, §§ 42-47, 50-58.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

38. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu, öz itibarıyla polisin silah kullanma

yetkisini aşarak kızını kasten öldürdüğünü ve bu olay hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğini belirterek yaşam hakkının maddi ve usul boyutu ile

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anılan

iddiaları kapsamında başvurucu;

i. Kızına ait silahın tutukluk yaptığının polis

tarafından bilinmesi nedeniyle kızının öldürülmeden ele geçirilmesinin mümkün

olduğunu,

ii. Kızının canlı bomba olduğuna ve çatışma sırasında

öldürüldüğüne dair açıklamalar yapmak suretiyle polisin delilleri karatmak

istediğini,

iii. Cumhuriyet savcısıyla görüşme ve olay yeri incelemesine

katılma konusunda vekilleri aracılığıyla yaptığı isteğin kabul edilmediğini,

iv. Soruşturmayı hangi Cumhuriyet savcısının yürüteceğine

ancak dört ayda karar verilebildiğini ve bu süre zarfında verdiği 26/8/2015

tarihli dilekçedeki taleplerinin karşılanmadığını,

v. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının esasen

kızının işlediği iddia edilen suçları soruşturduğunu, bu nedenle söz konusu

Cumhuriyet savcısının tarafsız olamayacağını, kaldı ki kızının ölümüyle

sonuçlanan operasyonu icra eden birimin kızının ölümüyle ilgili soruşturmada

görev aldığını,

vi. Şüphelilerinin kimlik bilgilerinin dahi

saptanmadığını,

vii. Gizlilik kararı nedeniyle kovuşturmasızlık kararına

itiraz aşamasında dahi soruşturma evrakına erişemediğini,

viii. Anayasa Mahkemesinin Cemil Danışman (B. No:

2013/6319, 16/7/2014, §§ 108, 109) kararına göre Cumhuriyet savcısının somut

olayda dava açmak zorunda olduğunu, dava açılmaması nedeniyle soruşturma

kapsamında ifadesi alınan kişilere soru soramadığını,

ix. İfadesine başvurulan polislerin beyanları arasındaki

çelişkiler ve Y.V. hakkında verilen arama kararının kanuna aykırı oluşu dikkate

alınmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, güvenlik güçlerinin haksız ve ölçüsüz güç

kullanımı nedeniyle kızının öldüğüne ve bu olayla ilgili etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğine ilişkindir. Bu sebeple başvurunun yaşam hakkının

öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma

yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

41. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.

...

(Değişik: 7/5/2004-5170/3 md.;

21/1/2017-6771/16 md) Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının

yerine getirilmesi... sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği

zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.”

42. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

43. Başvurucu tarafından dile getirilen iddialar açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvuruda başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmamaktadır. Bu nedenle yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Yaşam Hakkının

Maddi Boyutu Yönünden

i. Genel

İlkeler

44. Yaşam hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 17.

maddesi, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete birtakım negatif ve pozitif

yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 50).

45. Devletin negatif yükümlülüğü kapsamında kamusal bir

yetkiyle güç kullanan görevlilerin, kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde hiçbir

bireyin yaşamına son vermeme yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 51). Anılan bu yükümlülük, hem kasıtlı öldürme hem de kasıt

olmaksızın ölümle sonuçlanan güç kullanımı için geçerlidir (Cemil Danışman,

§ 44).

46. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin son fıkrasında

“meşru müdafaa hali”, “yakalama ve tutuklama kararlarının yerine

getirilmesi”, “bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi”, “bir

ayaklanma veya isyanın bastırılması” veya “olağanüstü

hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması” sırasında

silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda yaşam

hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

47. Anılan hüküm; temel hak ve hürriyetlerin özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların

Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını ifade eden Anayasa'nın

13. maddesi ile birlikte düşünüldüğünde kamusal bir yetkiyle güç kullanan

görevlilerin ancak Anayasa'da belirtilen amaçlara ulaşmak adına başka bir

çarenin kalmadığı mutlak zorunlu durumlarda ve karşı karşıya kalınan

güce nispeten ulaşılmak istenen amaç doğrultusunda orantılı bir biçimde

silahlı güç kullanabilmelerine izin verildiği söylenebilecektir (Cemil

Danışman, § 50).

48. Anayasa Mahkemesi, kamusal bir yetkiyle güç kullanan

görevlilerin mutlak zorunlu durumlarda ve orantılı bir biçimde

güç kullanıp kullanmadıklarını incelerken başlıca şu prensipleri nazara

almaktadır:

i. Silahlı güç güç kullanımına ilişkin eylemler

değerlendirilirken kamu gücünü kullanan görevlilerin eylemleri yanında söz

konusu eylemlerin planlanması ve kontrolü dâhil olayın bütün aşamaları dikkate

alınmalıdır (Nesrin Demir ve Diğerleri, B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §

108). Ayrıca somut olayın hangi koşullarda gerçekleştiğinin ve nasıl bir seyir

izlediği gözönünde bulundurulmalıdır (Cemil Danışman, § 57).

ii. Ölümle sonuçlanan olayın gerçekleşme şartlarının

dikkate alınması, kendisine karşı güç kullanılan kişinin önceki eylemleri ile

kendisinin yarattığı tehlike de hesaba katılmalıdır (Cemil Danışman, §

63).

49. Son olarak ifade etmek gerekir ki öldürücü gücün

Anayasa'da belirtilen hâllerde ve başka şekilde müdahale olanağı kalmaması

nedeniyle son çare olarak kullanılması zorunluluğu ve yaşam hakkının dokunulmaz

niteliği, ölümle sonuçlanabilecek bir güç kullanımı söz konusu olduğunda bunun

gerekliliğinin ve orantılılığının çok sıkı bir şekilde denetlenmesini

gerektirir (İpek Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2015, §

117).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Başvuruya konu soruşturmadaki belgelerden ve başvuru

formu ile eklerinden polisin aslında bir başka şahsı yakalamak için G.C.nin

ikametinde arama yapmak istediği, bu maksatla G.C.nin dairesinin kapısını

çaldığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 8, 9). Arama kararını icra edecek polisler, o

sırada evde bulunanların konuşmalarından ve G.C. ile çevre güvenliğini

sağlamakla görevli polislerin uyarılarından başvurucunun kızı G.Ö.nün elinde

bir tabanca olduğunu öğrenmişlerdir. O sıralarda G.Ö. tabancasını çevre

güvenliğini sağlayan polislere doğru ateşlemek istemiş ancak tabanca ateş

almamıştır (bkz. §§ 10, 17, 18, 19, 27, 32). Daireye giren polisler, salondaki

pencerenin pervazında duran ve elinde tabanca bulunan G.Ö.den teslim olmasını

istemiş ancak G.Ö. bu isteği reddetmiştir. Bu husus başvurucu tarafından da

inkâr edilmemiştir. Gerek polislerin gerekse de G.C.nin gayreti G.Ö.nün

elindeki tabancayı bırakıp teslim olması konusunda yeterli olmamıştır. G.Ö.nün

tahkir edici sözler sarf edip elindeki tabancayı kendilerine doğrulttuğunu

gören polisler, ilk önce G.Ö.nün ayaklarına doğru ateş etmiştir. Ne var ki G.Ö.

vurulmasına rağmen tabancasını polislere yöneltmeye devam etmiştir. Bunun

üzerine polisler G.Ö.ye yeniden ateş etmiştir (bkz. §§ 10, 19, 32). Söz konusu

olay çok kısa bir sürede gerçekleşmiştir. Öyle ki G.C. silah sesinden sonra

yere düşme sesi geldiğini söylemiş; silah sesini Ç.H. “tırırırırırt” şeklinde

tarif ederken N.C. söz konusu sesi “iki kere çok kısık patlama sesi”ne

benzetmiştir (bkz. § 27). “G.Ö.nün infaz edildiği evden ilk görüntüler”

ismiyle yayımlanan bir videodaki kadın olayı “Zeynep teslim ol! Zeynep

teslim ol! Zeynep teslim ol! Zeynep atladı cama, silaha sarıldı. Pat pat pat...”

şeklinde anlatmıştır (bkz. § 18). G.Ö.nün ölmediğinin tespiti üzerine

polisler gerekli tıbbi tedavinin sağlanması için cankurtaran çağırmış ancak

olay yerine gelen sağlık görevlileri G.Ö.nün vefat ettiğini belirlemiştir.

51. Arama kararının başka bir şahsa ilişkin olması,

polisin teslim olması için G.Ö.yü ikna etmeye çalışması hatta bu konuda G.C.den

yardım alması, polisin silahlı güç kullanımı sonrasında cankurtaran çağırması

ve atış mesafesine ilişkin balistik incelemeler polislerin amacının G.Ö.yü

öldürmek değil aksine sağ ele geçirmek olduğunu göstermektedir.

52. Başvurucu, kızının tabancasının tutukluluk yaptığını

polislerin bildiğini ve polislerin kızını öldürmeden de ele geçirebileceğini

iddia etmiştir. Ne var ki çevre güvenliğini sağlayan ve G.Ö.nün elinde tabanca

olduğunu söyleyen polislerin arama kararının icrası için daireye giren

polislere ateşlenmesine rağmen tabancanın patlamadığını söyleyip söylemedikleri

soruşturma dosyasındaki belgelerden anlaşılamamakla birlikte G.Ö.nün

tabancasının atışa engel mekanik bir arızasının bulunmadığı Balistik Şube

tarafından tespit edilmiştir (bkz. § 30). Bu sebeple polislerin yaşamlarının

tehlikede olduğuna samimi olarak inanmalarından şüphelenilmesini gerektirecek bir

neden bulunmadığı ve olay esnasında daire içinde bulunan ve kendilerine tabanca

doğrultulan polislerden, olayın sıcak anında, tüm çabalara rağmen teslim olmayı

reddeden G.Ö.nün tabancasını ateşlemeyeceğine veya ateşlemesine rağmen

tabancanın patlamayacağına güvenerek hareketsiz kalmalarını ya da kendilerini

korumak için bir şey yapmamalarını beklemenin olaydan kopuk soyut bir

değerlendirme olacağı kabul edilmiştir. Aksi bir düşüncenin kabulü, görevini

ifa eden polislere gerçekçi olmayan bir yük getirmek olduğu gibi kendilerinin

ve başkalarının hayatını tehlikeye atmak anlamına gelebilir. Bu sebeple somut

olayların koşullarına göre polislere karşı öldürücü niteliğe sahip tabanca

kullanmaya tevessül eden G.Ö.ye karşı kullanılan silahlı gücün mutlak

zorunlu bir durumda gerçekleştiği ve kullanılan silahlı gücün ortaya çıkan

tehlikeye nispeten orantılı olduğu sonucuna varılmıştır.

53. Varılan sonuç da nazara alınarak Y.V. hakkında

verilen arama kararının hukuka uygun olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapmaya

gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

54. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının maddi boyutunun

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

b. Yaşam

Hakkının Usul Boyutu Yönünden

i. Genel

İlkeler

55. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütülmesini gerektirir. Yürütülecek bu soruşturmanın temel amacı

yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını, kamu

görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelen

ya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle ilgililerin

hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

56. Bununla birlikte etkili soruşturma yükümlülüğü bir

sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 56).

57. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

-Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen

ölümler yönünden soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden

bağımsız olması (Cemil Danışman, § 96),

-Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz, resen

harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57),

-Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve

meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

58),

-Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30)

-Soruşturma makamlarınca olayın sebebinin objektif

analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması -olayda güç

kullanımı var ise kararın ayrıca yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı

zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik

bir değerlendirme içermesi- (Cemil Danışman, § 99) gerekir.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

(1) Soruşturma

Makamlarının Resen ve Derhâl Harekete Geçmesi Yönünden

58. Olaydan hemen sonra durumdan haberdar edilen

Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili olarak derhâl bir soruşturma

başlatmıştır. Bu nedenle soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete

geçmesine ilişkin ilke yönünden başvuruya konu soruşturmada herhangi bir

eksiklik görülmemiştir.

(2) Soruşturmanın

Eksiksizliği (Ölüm Olayını Aydınlatabilecek ve Sorumluların Belirlenmesini

Sağlayabilecek Bütün Delillerin Toplanması) Yönünden

59. Cumhuriyet savcısı olaydan hemen sonra olay yerini

incelemiştir. Ölü muayene işlemi sıcağı sıcağına olay yerinde icra edilmiştir.

Olay yeri uzman polislerce (OYİ görevlileri) incelenmiş ve delil olabilecek

eşyalar muhafaza altına alınmıştır. Olay yerinin krokisi çizilip fotoğrafları

çekilmiştir. Eksiksiz bir otopsi işlemi yapılmıştır. Olay yerinde bulunan kovan

ve mermiler ile ölene ait tabanca ve fişekler, ölenin kıyafetleri ve olay

anında silahlı güç kullanan polislere ait silahlar balistik yönden

incelenmiştir. Olay anında dairede bulunan ve olayla ilgileri bulunmayan

kişilerin, olay hakkında bilgisi olan Z.U.nun, gerek arama kararının icrası

için olayın meydana geldiği daireye giren polislerin gerekse çevre güvenliğini

sağlamakla görevli polislerin çoğunun ifadesi alınmıştır. Olay yerinde bulunan

tabanca ve fişekler ile kaldırımda ve su arkında bulunan fişekler biyolojik

incelemeye tabi tutulmuştur.

60. Bununla birlikte soruşturmaya ilişkin belgelerden

olayın meydana geldiği daireye giren polislerden üçüne ait el svapları ile

ölenin el ve bilek svaplarının incelendiğine ve ölenin parmak izlerinin tabanca

üzerinde bulunup bulunmadığının araştırıldığına dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Hiç şüphesiz atış artığı ve parmak izi incelemeleri, silahlı güç kullanımının mutlak

zorunlu bir durumda ve ortaya çıkan tehlikeye nazaran orantılı biçimde

kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi için çok önemlidir. Ancak sözü edilen

hususlar somut olayda soruşturmanın etkililiğini etkilememiştir. Zira somut

olayda ölenin tabanca tuttuğuna ilişkin tarafsız tanık beyanları olduğu gibi

polislerin silah kullandıkları ve ölenin tabancasının hiç patlamadığı tanık

beyanlarıyla sabittir.

61. Başvurucu şüphelilerin kimlik bilgilerinin tespit

edilmediğini ileri sürmüştür. Ancak hem Olay Tutanağı'nda imzası bulunan

polislerin hem de beyanları alınan polis memurlarının sicil numaraları

tutanaklarda yazılıdır. Dolayısıyla operasyonda görevli polislerin kimlik

bilgileri belirlenebilir niteliktedir.

62. Başvurucu 26/8/2015 tarihli dilekçede yer alan

taleplerinin karşılanmadığını iddia etmiştir, ancak söz konusu dilekçeyle talep

edilen otopsi işlemi ile balistik incelemeler Adli Tıp Kurumuna yaptırılmış ve

konuyla ilgili kolluk tutanakları soruşturma dosyasına getirtilmiştir. Ayrıca

Cumhuriyet savcısı konuyla ilgili pek çok kişinin ifadesine başvurmuştur.

Ayrıca unutulmamalıdır ki ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti ve varsa

sorumluların tespitine engel olmadığı sürece Anayasa’nın 17. maddesi gereğince

yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve

delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ölen kişinin yakınlarının her türlü

iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır (benzer

yöndeki değerlendirme için bkz. Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62). Somut başvuruda da soruşturmanın etkililiğine

etki edecek niteliği haiz olup da toplanmayan bir delil tespit edilmemiştir. Bu

sebeple soruşturmanın eksiksizliği yönünden de soruşturmada bir sorun

bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

(3) Soruşturmanın

Bağımsızlığı

63. Başvurucu; soruşturmayı yürüten Cumhuriyet

savcısının esasen kızının işlediği iddia edilen suçları soruşturduğunu, bu

nedenle söz konusu Cumhuriyet savcısının tarafsız olamayacağını, kaldı ki

kızının ölümüyle sonuçlanan operasyonu icra eden birimin kızının ölümüyle

ilgili soruşturmada görev aldığını öne sürmüştür.

64. Cumhuriyet savcısının operasyonda görev alan

polislerle ilişkisi yönünden herhangi bir iddianın ileri sürülmediği dikkate

alındığında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının salt başvurucunun

kızının işlediği iddia edilen suçları soruşturması nedeniyle soruşturmanın

bağımsız olmadığı söylenemez.

65. Öte yandan olayda güç kullanan polislerin -TEM Şubede

görevli olmalarına rağmen- ifadeleri TEM Şubede görevli başka polislerce

alınmıştır. Aynı şekilde olay hakkında bilgi sahibi olan kişilerin ilk

ifadeleri de TEM Şubede alınmıştır. Bu husus soruşturmanın bağımsızlığını

etkileyebilecek önemli bir eksikliktir (benzer yöndeki karar için bkz. Hidayet

Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, § 101). Bununla

birlikte bir soruşturmasının yeterince bağımsız olup olmadığı, soruşturmaya

özel bütün koşullara ve soruşturmadaki unsurların ölümün koşullarını tespit

etme ve sorumluları cezalandırma yeterliliğini riske atıp atmadığına, riske

atıyorsa ne ölçüde riske attığına bağlıdır (benzer yöndeki değerlendirme için

bkz. Mustafa Tunç ve Fecire Tunç [BD], B. No: 24014/05, 14/4/2015, §§

223, 224).

66. Somut olayda, TEM Şubede ifadeleri alınan kişilerin

tamamına yakınının (bir kişi hariç) ve TEM Şubede ifadesi alınmayan bir polisin

Cumhuriyet Başsavcılığınca dinlendiği, alınan ifadelerin benzer mahiyette

olduğu görülmüştür. Ayrıca olay yerini inceleyen polisler TEM Şubede görevli

olmadığı gibi balistik ve biyolojik incelemeyi yapan kişiler ile ölü muayenesi

ve otopsi işlemi sırasında görev alan hekimlerin olaya karışan kişilerle

bağlantılı olduğuna dair bir bilgi mevcut değildir. Bu nedenle somut olayın

koşullarında başvuruya konu soruşturmanın yeterince bağımsız olduğu

değerlendirilmiştir.

(4) Ölenin Yakınlarının Meşru Menfaatlerini Korumak İçin

Soruşturma Sürecine Yeterli Ölçüde Katılımı Yönünden

67. Başvurucu, vekillerinin Cumhuriyet savcısıyla görüşme

ve olay yeri incelemesine katılma isteklerinin kabul edilmediğini ve gizlilik

kararı nedeniyle kovuşturmasızlık kararına itiraz aşamasında dahi soruşturma

evrakına erişemediklerini iddia etmiştir.

68. Evvela belirtmek gerekir ki olay yeri

bağımsızlığından şüphe edilmesi için nesnel hiçbir neden bulunmayan Cumhuriyet

savcısınca ve onun talimatları doğrultusunda TEM Şubede görevli olmayan uzman

polislerce (OYİ görevlileri) incelenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesine

başvurucu vekillerinin olay yerine incelemesine katılmak istediklerine ancak bu

isteğin geri çevrildiğine ilişkin bir belge sunulmamıştır.

69. İkinci olarak gizlilik kararının müdafiye yönelik

olduğu ve başvurucu vekilini kapsamadığı görülmüştür (bkz. § 26). Nitekim

12/5/2016 tarihinde soruşturma dosyasından örnek talep eden ve talebine ilişkin

dilekçesinin altına CD'den ve dosyadan bir kısım fotokopi aldığını not eden

başvurucu vekili, gizlilik kararı nedeniyle soruşturmadaki bazı belgelerin

örneğini almasına izin verilmediğinden söz etmemiştir (bkz. § 34).

70. İzah edilen nedenlerle soruşturma makamlarına

soruşturmayla ilgili taleplerini iletebilen ve soruşturma dosyasından örnek

alıp kovuşturmasızlık kararına itiraz etme imkânı bulan başvurucunun

soruşturmaya yeterli ölçüde katılabildiği kanaatine varılmıştır.

(5) Soruşturmanın

Makul Sürat ve Özenle Yürütülmesi Yönünden

71. Kendi aralarında veya meslektaşlarıyla anlaştıklarına

ilişkin hiçbir delil olmasa da ifadelerini uyumlaştırmak için gizli anlaşma

yapma riskini azaltacak şekilde uygun tedbirlerin alınmayarak ifadelerin

belirli bir zamana yayılması soruşturmanın özensizliğine ve neticede

soruşturmanın etkisizliğine neden olabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Karataş ve diğerleri/Türkiye, B. No: 46820/09, 12/9/2017, §

76; kısmen benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ramsahai ve

diğerleri/Hollanda, [BD], B. No: 52391/99, 15/5/2007, § 330).

72. Başvuruya konu soruşturmada bazı gecikmelerin

yaşandığı gözlenmiştir. Olay 24/7/2015 tarihinde meydana gelmesine rağmen

başvurucunun kızının ölümüyle sonuçlanan silahlı güç kullanımını gerçekleştiren

polislerin ifadeleri ancak 1/8/2015-3/8/2015 tarihleri arasında alınabilmiş ve

Cumhuriyet savcılarının aralarındaki iş bölümünü gerekçe gösterilerek yaklaşık

iki ay süreyle olay hakkında bilgi sahibi olan kişilerle operasyonda görevli

polislerin ifadelerinin alınması için hiçbir çaba gösterilmemiştir. Nitekim Cumhuriyet

savcısı ifadelerine başvurduğu polisleri 30/12/2015-10/2/2016 tarihleri

arasında dinleyebilmiştir.

73. Bununla birlikte olay yerinin Cumhuriyet savcısınca

ve onun talimatları doğrultusunda TEM Şubede görevli olmayan uzman polislerce

incelendiği, ölenin tabanca tuttuğuna ilişkin tarafsız tanık beyanlarının

bulunduğu, soruşturmanın etkililiğine etki edecek niteliği haiz olup da

toplanmayan bir delilin bulunmadığı ve soruşturmanın yaklaşık on ay gibi bir

sürede nihayete erdirildiği dikkate alındığında sözü edilen gecikmelerin

soruşturmanın etkisizliğine neden olmadığı kanaatine varmak gerekmiştir.

74. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu soruşturmanın

-bütünü dikkate alındığında- makul sürat ve özenle yürütüldüğü sonucuna

varılmıştır.

Celal Mümtaz AKINCI ve M. Emin KUZ bu görüşe

katılmamışlardır.

(6) Soruşturma

Makamlarınca Olayın Sebebinin Nesnel Analizinin Yapılması ve Kararın Toplanan

Tüm Delillerin Kapsamlı, Nesnel ve Tarafsız Bir Analizine Dayanması (Nesnel

Değerlendirme) Gerekliliği Yönünden

75. Başvurucu, Cumhuriyet savcısının dava açmak zorunda

olduğunu belirterek dava açılmaması nedeniyle soruşturma aşamasında ifadesi

alınan kişilere soru soramadığından yakınmıştır.

76. Başvuruya konu soruşturmadaki hiçbir unsur Cumhuriyet

savcısının olayların sebebini araştırmadığına ve soruşturma aşamasında toplanan

delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizini yapmadığına işaret

etmemektedir. Anayasa Mahkemesi de soruşturma kapsamında toplanan deliller

ışığında yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varmıştır

(bkz. § 54). Böyle bir durumda ve insan haklarına saygılı olan bir hukuk

devletinde silah kullanımının mutlak zorunlu bir durumda ve ortaya çıkan

tehlikeye nazaran ölçülü biçimde kullanıldığını, dolayısıyla silahlı güç

kullanan polislerin eylemlerinin hukuka uygun olduğunu değerlendirerek

kovuşturmasızlık kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığından eylemlerini hukuka

uygun gördüğü kişiler hakkında kamu davasını açmasını beklemenin kabul

edilebilir bir şey olmadığı değerlendirilmiştir.

(7) Sonuç

77. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI ve M. Emin KUZ bu görüşe

katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE Celal Mümtaz AKINCI ve M. Emin

KUZ'un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/9/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1- Başvurucu, öz itibarıyla polisin silah kullanma

yetkisini aşarak kızını kasten öldürdüğünü ve bu olay hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmediğini belirterek, yaşam hakkının maddi ve usul boyutu

ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2- Mahkememiz çoğunluğunca “Soruşturmanın makul sürat ve

özenle yürütüldüğü” yaşam hakkının usul boyutu yönünden bir ihlal bulunmadığı

sonucunu varılmış ise de, sunulan sebeplerle bu görüşe katılmak mümkün

olmamıştır;

Başvuruya konu ölüm olayı 24/7/2015 tarihinde meydana

gelmiş olmasına rağmen, ölümle sonuçlanan bir olayda silahlı güç kullanan

polislerin ifadeleri 8 – 10 gün sonra, (01/8/2015 – 03/8/2015 tarihleri

arasında) alınabilmiş, Cumhuriyet Savcısı ise polisleri 30/12/2015 – 10/2/2016

tarihleri arasında dinlemiş ve ifadelerini almıştır. Ölümle sonuçlanan bir

olayda ifadelerin alınmasının geniş denilebilecek bir zaman dilimine ve sürece

yayılması olayda görev yapan polislerin kendi aralarında ve meslektaşları

arasında anlaştıklarına, dayanışma içinde olduklarına dair hiçbir delil ve

iddia bulunmasa da gizli bir anlaşmayla ifadelerin uyumlaştırılması ihtimali

göz önüne alındığında, ifadelerin seri bir şekilde alınması tedbirine

başvurulmaması nedeniyle soruşturmanın özenli yürütülmesi anlamında şüphenin ve

dolayısıyla da eksikliğin meydana gelmesi sonucunu doğurmuştur.

3- Ayrıca Cumhuriyet savcıları arasında arasındaki iş

bölümü mazereti gerekçesiyle, yaklaşık iki ay süreyle olay hakkında bilgisi

olan kişilerle operasyona katılan polislerin ifadelerinin alınması için çaba

gösterilmemesi de soruşturmanın özenli yürütülmesini engelleyen bir eksikliğin

olduğu algısına neden olmuştur.

Açıklanan nedenlerle soruşturmanın on aylık bir sürede

sonuçlandırılması sebebiyle makul bir sürede yürütüldüğü değerlendirilse de

makul bir titizlik ve özenle yürütülemediği kanaatinde olduğumdan, Anayasa’nın

17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edilmediği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmadım.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Murat İlter DEVECİ

Başvurucu

:

Mahpulah ÖZARSLAN

Vekili

:

Av. Özgür YILMAZ

KARŞIOY GEREKÇESİ

Güvenlik kuvvetlerinin silahlı güç kullanımı sonucunda

meydana gelen ölüm ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi sebebiyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

başvuruda yaşam hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

Çoğunluğun gerekçesinde; şüpheli bir ölüm olayı hakkında

etkili bir ceza soruşturması yürütüldüğünün kabul edilebilmesi için gerekli

şartlar sayılarak bunların gerçekleştiği, toplanmayan bir delil bulunmadığı

gibi on ay gibi bir sürede tamamlanması sebebiyle soruşturmanın makul bir

sürede ve özenle yürütülmediğinin de söylenemeyeceği, somut olayın koşullarında

soruşturmanın bağımsız olduğunun değerlendirildiği, başvurucunun soruşturma

sürecine yeterli ölçüde katılabildiği ve soruşturmadaki hiçbir unsurun

Cumhuriyet savcısının olayın sebebini araştırmadığına ve soruşturma aşamasında

toplanan delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizini yapmadığına

işaret etmediği belirtilerek, yaşam hakkının usul boyutunun da ihlal

edilmediğine hükmedilmiştir.

Oysa kararda da belirtildiği üzere, 24/7/2015 tarihinde

meydana gelen başvuru konusu olayda, silahlı güç kullanan polislerin ifadeleri

1/8/2015-3/8/2015 tarihlerinde alınabilmiş; Cumhuriyet savcısı ise ifadelerine

başvurduğu polisleri 30/12/2015-10/2/2016 tarihleri arasında dinlemiştir. Bu

sebeple, gerekli tedbirler alınmadan ifadelerin alınmasının zamana yayıldığı

anlaşılan soruşturmanın özenli bir şekilde yürütüldüğünden söz edilemeyeceği

gibi (emsal karar için bkz. Karataş ve diğerleri/Türkiye, B. No:

46820/09, 12/9/2017, § 76), Cumhuriyet savcılarının aralarındaki işbölümünü

gerekçe göstererek yaklaşık iki ay boyunca, olay hakkında bilgisi olan

kişilerin ve operasyonda görev yapan polislerin ifadelerinin alınması için

hiçbir gayret göstermemeleri ve olaya şahit olan evsahibinin beyanı ile polis

tutanağındaki anlatım farkının açıklanmaması veya giderilmemesi de

soruşturmanın özenli bir şekilde yürütülmediğini ortaya koymaktadır.

Bu itibarla, soruşturmanın makul bir sürede

tamamlanmadığı söylenemez ise de, makul bir özenle yürütülmediği ve yaşam

hakkının usul boyutunun ihlal edildiği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki

kararına katılmıyorum.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/12544, 15 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan
  16. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  18. Karşı Oy Gerekçesi
  19. M. Emin KUZ
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/12544
Tarih
15 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Abdulkadir Acay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3175)
  • Alaettin Şener ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/35385)
  • Hicran Yıldız Başvurusu (B. No: 2018/36212)
  • Cüneyt Aymelek Başvurusu (B. No: 2019/19333)
  • Zekiye Dinç Başvurusu (B. No: 2019/4653)
  • Tuğba Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2018/17932)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.