İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz Başvurusu (B. No: 2016/463)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2016/463Tarih12 Eylül 2019Okuma12 dk · 2.436 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mecit Şahinkaya Ve Tamer Korkmaz Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/463
R.G. Tarih ve Sayı
8/10/2019 - 30912
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.436 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucular tarafından gönderilmek istenen mektupların sakıncalı bulunarak

gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2016/759 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukuki

irtibat nedeniyle 2016/463 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2016/413 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.

7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

9. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

11. Başvurucular, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

12. Başvurucu Mecit Şahinkaya,

milletvekili V.A.ya; diğer

başvurucu da milletvekili A.H.H.ye birer mektup göndermek istemişlerdir.

13. Beş sayfadan oluşan aynı mahiyetteki söz konusu mektupların

ilgili kısımlarında İnfaz Kurumundaki hak gasplarının, keyfî uygulamaların,

hukuksuzlukların ve işkencelerin her geçen gün arttığı belirtilerek bu kapsamda

hükümlülerin mektuplarına el konulmak suretiyle iletişim haklarının gasp

edildiği ileri sürülmüştür. Diğer yandan avukatla görüşme hakkına yönelik

sıkıntıların protesto edilmesi, başka ceza infaz kurumundan nakil gelen

hükümlünün çıplak olarak aranmasına direnilmesi ve baskılara karşı açlık grevi

yapılması nedenleriyle disiplin cezaları verildiğinden, ayrıca diyet yemeği ve

ilaç teminine ilişkin problemlerden bahsedilerek milletvekillerinden duyarlılık

gösterilmesi talebinde bulunulmuştur.

14. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

6/11/2015 ve 10/11/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla

mektupların gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde;

mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmaya

yönelik ibareler bulunduğu vurgulanmak suretiyle 6/4/2006 tarihli ve 26131

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 91. maddesine göre

mektupların alıcılarına gönderilmediği belirtilmiştir.

15. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı

Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 18/11/2015 ve

23/11/2015 tarihli kararlarla kabul edilerek Disiplin Kurulu kararlarının

iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde, 13/12/2004 tarihli ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında "Kurumun asayiş

ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar

amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların" hükümlüye

verilmeyeceğinin ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğinin hükme

bağlandığı belirtilmiştir. Kararlarda; söz konusu mektuplarda İnfaz Kurumunda

hak ihlali olarak görülen bazı olayların anlatıldığı, bu iddiaların gerçek olup

olmadığının veya haklılığının ayrı bir tartışma konusu olduğu, mektuplara el

konulabilmesi için yazılan hususların yanlış olmasının yeterli olmadığı, bu

bilgilerin kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek nitelikte olması ve

değerlendirme yapılırken mektubun muhatabının kim olduğunun da dikkate alınması

gerektiği vurgulanmıştır. Kararlarda ayrıca, mektupların kamuoyunda tanınan

kişilere yazıldığı ifade edilerek ceza infaz kurumlarında insan hakları

ihlallerinin önlenebilmesi için mümkün olduğunca şeffaflığın sağlanmasının

zorunlu olduğu, hak ihlali olarak belirtilen eylemlerin gerektiğinde yetkili makamlar

tarafından etkili bir şekilde soruşturulabilmesi ve kamuoyu tarafından durumun

takip edilebilmesi için hükümlü ve tutukluların dışarıyla haberleşmelerinin son

derece önemli olduğu açıklanmıştır. Ayrıca benzer bir olayda Anayasa

Mahkemesinin Akif İpek (B. No:

2013/9456, 24/6/2015) kararında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verdiği hatırlatılarak başvurucuların gönderdiği mektuplara el konulması

yerinde görülmemiştir.

16. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yapılan

itiraz, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/12/2015 tarihli kararları ile kabul

edilerek İnfaz Hâkimliği kararlarının kaldırılmasına kesin olarak karar

verilmiştir. Karar gerekçelerinde, Savcılık itirazının yerinde görüldüğü

açıklanmıştır.

17. Nihai kararlar 10/12/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Ahmet

Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucular, İnfaz Kurumunda uğradıklarını iddia ettikleri

baskı ve hak ihlallerini milletvekillerine bildirmek için yazdıkları

mektuplarına Disiplin Kurulu kararlarıyla el konulduğunu ve bu kararlara karşı

İnfaz Hâkimliğine yaptıkları şikâyetin kabul edilmesine rağmen Savcılığın

itirazı üzerine hiçbir gerekçe gösterilmeden İnfaz Hâkimliği kararlarının

kaldırılarak mektupların gönderilmemesi suretiyle adil yargılanma hakkı ile

ifade özgürlüğü ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

22. Bakanlık görüşünde, Disiplin Kurulu tarafından mevzuata göre

işlem yapıldığı belirtilmiştir. Öte yandan benzer olaylara ilişkin Anayasa

Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunularak

İnfaz Hâkimliği kararı kaldırılırken Disiplin Kurulu kararının ve kullanılan

takdir hakkının usul ve mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirildiği ifade

edilmiştir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararına itiraz üzerine verilen

karardaki tespit ve sonuçların Kanun'un uygulanması niteliğinde olduğu ve bu

anlamda hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı, varılan tespit ve

sonuçların açık bir keyfîlik içermediği

belirtilmiştir.

23. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında mektupların

muhatabı olan milletvekillerinin o dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye olması dikkate alındığında gönderilmek

istenen mektupların sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin keyfî olduğunu,

müdahalenin haklı olduğuna ilişkin Bakanlık görüşünün dayanaktan uzak olduğunu

iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, göndermek

istedikleri mektupların sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, § 23;

Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,

7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B.

No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin,

B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 20). Somut başvuruda da bu

durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, haberleşme

hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde

sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri

bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34)

kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüne

yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci

olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.

28. Disiplin Kurulu, başvurucuların gönderdiği mektupların

sakıncalı olduğunu değerlendirerek mektuplara elkonulmasına

karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından

başvurucuların haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

29. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz, § 36).

30. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda da

uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz

kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni

dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespit

edilmiştir. Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak

yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla

mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve

bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

31. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektupların alıkonulma

sebebi olarak mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmak

amacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibareler olması gösterilmiştir. Bu

kapsamda başvurucuların mektuplarının denetlenmesi suretiyle haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin

önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması

amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır

(Ahmet Temiz, §§ 47-51).

32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (aynı kararda bkz. §§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının

ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer

verilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,

sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık

bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve

özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına

özen gösterilmelidir.

33. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim

sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği

sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:

2013/2351, 16/9/2015, § 66).

34. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip

oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da

yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da

mektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu gerekçede

gösterilmek zorundadır.

35. Hatta bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmek

istenen mektup ile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubun

değerlendirilmesi de bu kapsamda aynı şekilde olmamalıdır. Mektubun muhatabı

olan milletvekilinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye

olduğu dikkate alındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha kuvvetli olmak

zorundadır (Kahraman Güvenç, §

47).

36. Başvuru konusu mektupların muhataplarının milletvekilleri

oldukları görülmektedir. Başvurucular tarafından yazılan mektuplarda, bazı

hükümlülerin yaşadığı iddia edilen hak ihlalleri ile İnfaz Kurumunda yaşandığı

ileri sürülen aksaklıklarla ilgili bilgilerin paylaşıldığı anlaşılmaktadır (bkz.

§§ 12,13).

37. Somut olayda mektupların alıkonulmasına yönelik Disiplin

Kurulu kararlarında, başvuruya konu mektup içeriklerinde yer alan hangi

sözlerin muhataplarına (milletvekillerine) ulaştırılmasının ne suretle

sakıncalı olduğu açıklanmadan, mektupların içeriklerinde yalan ve yanlış

bilgiler ile Kurumu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibareler

bulunduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise ceza infaz

kurumlarında insan hakları ihlallerine yönelik olarak şeffaflığın önemine

işaret edilerek ve Anayasa Mahkemesinin Akif

İpek kararına atıfla mektuplara el konulmasının yerinde olmadığı

açıklanmıştır. İtiraz üzerine bu defa Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Savcılık

itirazının yerinde görüldüğünü vurgulamakla yetinerek İnfaz Hâkimliği

kararlarının kaldırılmasına karar vermiştir.

38. Başvurucuların İnfaz Kurumunda yaşandığını iddia ettikleri

hak ihlallerine ilişkin bir kısım bilgileri paylaşmak amacıyla

milletvekillerine göndermek istedikleri mektuplarındaki iddialarının bir kısmının

veyahut tamamının gerçeğe uygun olmadığı kabul edilse dahi Disiplin Kurulu ve

Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarında mektup içeriklerinin sakıncalı

olduğuna ilişkin ve somut tespitlere dayalı yeterli bir gerekçe

gösterilmemiştir. Mektupların alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infaz

kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstü koşulların

bulunduğunu, başka bir ifade ile haberleşme hakkının kötüye kullanıldığını ikna

edebilecek herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu kapsamda somut olayda

suçun önlenmesine, disiplinin ve ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak

ortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır.

39. Diğer yandan ceza infaz kurumu idaresinin başvurucuların

infaz kurumunda yaşandığını ileri sürdükleri insan hakkı ihlallerine ilişkin

iddialarını TBMM üyesi olan milletvekillerine ulaştırılmasını engellemek gibi

bir yetkisi olduğundan söz edilemez. Aksine hukuka bağlı ceza infaz kurumu

idaresinin başvurucuların kötü muamele iddialarının araştırılması ve gerçeğin

ortaya çıkarılması için bağımsız ve tarafsız bir resmî soruşturma yürütecek

idari ve yargısal makamları durumdan derhâl haberdar etme ve harekete geçirme

yükümlülüğü vardır (aynı yönde değerlendirme için bkz. Akif İpek, § 72).

40. Dolayısıyla başvurucular tarafından gönderilmek istenen

mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale

amaçlanan hedefler açısından orantısız olup demokratik toplum gereklerine uygun

değildir.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

43. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

zararlarının giderilmesi talebinde bulunmuşlardır.

44. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı takdiren net 2.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

47. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Kocaeli İnfaz

Hâkimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 2.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine

(E.2015/4359, K.2015/4559; E.2015/4381, K.2015/4606) GÖNDERİLMESİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

F. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için

Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucular

:

1. Mecit ŞAHİNKAYA

2. Tamer

KORKMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/463, 12 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Kahraman
  11. VI. Hüküm
  12. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  14. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Seferinoğlu
  18. Sevtekin
  19. Korkmaz
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/463
Tarih
12 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • A.h. Başvurusu (B. No: 2019/7023)
  • Selman Tumur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18754)
  • Naif Bal Başvurusu (B. No: 2015/2465)
  • Ali Haydar Akan Başvurusu (B. No: 2016/5633)
  • Cafer Durdu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13917)
  • Mustafa Okumuş Başvurusu (B. No: 2017/17773)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.