İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Okumuş Başvurusu (B. No: 2017/17773)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklamaya karşı itiraz

Başvuru No2017/17773Tarih25 Eylül 2019Okuma26 dk · 5.163 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Okumuş Başvurusu

Karar tarihi
25 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2017/17773
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.163 kelime·26 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklamaya karşı itiraz

hakkının etkin olarak kullanılamaması, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması ve tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; bazı taleplerin dikkate alınmaması ve müdafi

ile görüşmeye birtakım kısıtlamalar getirilmesi nedenleriyle de adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş verilmeyeceğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

8. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) yapılanması ve faaliyetleri öteden

beri toplumda tartışma konusu olmuştur. Ancak bu yapılanmaya ve faaliyetlerine

ilişkin olarak son yıllarda suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve

üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat

faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme

sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemler

temelinde çok ciddi soruşturma ve kovuşturmalar yürütülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, § 27).

9. 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde yüzlerce kişi hakkında

tutuklama tedbirinin uygulandığı bu soruşturma ve kovuşturmaların genelinde

FETÖ/PDY'nin bir terör yapılanması olduğuna

değinilmiş ve haklarında dava açılan kişilerin diğer bir kısım suçun yanı sıra

"silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üyesi olma" ve

"Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs" suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 28).

10. Diğer yandan "Şemdinli", "Ergenekon",

"Balyoz", "Askerî Casusluk", "Devrimci Karargâh",

"Oda TV" ve "Şike" davaları gibi kamuoyunda yoğun

tartışmalara neden olan birçok davanın -FETÖ/PDY'nin

amaçları doğrultusunda- başta TSK olmak üzere farklı kamu kurum ve

kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerini tasfiye etmek ve

farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırı davrandığını düşündüğü

kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı ileri sürülmüştür (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 29).

11. Kamuoyunda bilinen ismiyle

şike soruşturması sürecindeki (anılan soruşturmalara ilişkin

bilgiler için bkz. Aziz Yıldırım,

B. No: 2014/1957, 23/7/2014, §§ 9-13) bazı eylemler dolayısıyla başvurucu da

dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı ve emniyet görevlilerinin de aralarında

olduğu çok sayıda şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Başsavcılık) bir soruşturma başlatılmıştır.

12. Başsavcılık 10/9/2015 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri

incelemelerinin ve bu belgelerden örnek almalarının kısıtlanmasına karar

verilmesini İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik,

şüpheli ve şüpheli müdafileri ile diğer soruşturma süjelerinin soruşturma

dosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın selametini

tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle 14/9/2015 tarihinde dosya içeriğinin

incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar

vermiştir.

13. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 21/4/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

14. Başsavcılık 22/4/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması

istemiyle İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep

yazısında, ilk olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) genel özelliklerine ilişkin

birtakım bilgilere yer verilmiştir. Tutuklama talep yazısının devamında FETÖ/PDY'nin amaçlarından birinin de futbol dünyasında söz

sahibi olmak olduğu, bu kapsamda önemli futbol kulüplerine yönelik olarak

birtakım faaliyetlerde bulunulduğu, bu faaliyetlerin başında kamuoyunda şike soruşturması olarak bilinen

soruşturmanın geldiği, bu soruşturmanın -tanık beyanlarından anlaşıldığına

göre- FETÖ/PDY'nin üst düzey sorumluları tarafından

kararlaştırıldığı ve örgütün amaçları doğrultusunda yürütüldüğü belirtilmiştir.

Tutuklama talep yazısında ayrıca şike

soruşturmasının başlaması ile birlikte başkaca delil yöntemlerine

başvurulmadan öncelikle -ilgili mevzuata aykırı bir şekilde- iletişimin tespiti

talebinde bulunulduğu, şüpheli olarak adı geçen herkese suç örgütü kurmak veya

yönetmekten eylem isnat edilerek iletişim tespiti yoluna başvurulmasına ilişkin

mevzuatta öngörülen yasağın aşıldığı, şike eyleminin ceza hukuku mevzuatımızda

henüz suç olarak düzenlenmediği bir dönemde bu suçtan iletişim tespiti

yapıldığı, içeriği suç oluşturmayan konuşmaların rapor hâline getirilerek

iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, hakkında iletişimin tespiti talebinde

bulunulduğu hâlde bir kısım kişilerin adına fezlekede yer verilmediği ifade

edilmiştir.

15. Tutuklama talep yazısında başvurucu yönünden yapılan

değerlendirmede ise özetle başvurucunun bu soruşturmanın yürütüldüğü dönemde

iletişimin tespiti ve kayda alınmasına dayanak oluşturan on adet raporda

imzasının ve bir adet Savcılık üst yazısında parafının bulunduğu, ayrıca ilk

iletişimin tespiti kararı talep yazısında ilgili raporları İstanbul Emniyet

Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube müdürüne sunan kişi olduğu ifade

edilmiştir.

16. Başvurucunun sorgusu İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde

23/4/2016 tarihinde yapılmıştır. Savcılığın talep yazısı sorgu işlemi öncesinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında başvurucuya isnat edilen suçun

anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun avukatı da hazır

bulunmuştur. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...2010 aralıkta başladım Temmuz 2011

yılına kadar görev yaptım, benim fezlekede falan hiçbir şekilde parafım yoktur,

ben Proje 3 bürosuna gittim, ordan silah mühimmat

bürosuna gittim, sonra da infaz bürosuna gittim, Proje 3 te mahallelerdeki

küçük çaplardaki örgütlerin tespiti yapılıyordu, orda fazla çalışmadım, sonra

silah ve mühimmat bürosuna geçtim, sonra da infaz bürosunda çalıştım, benim

mahkemeye yazılan hiçbir yazıda parafım yoktur, sadece şubeye sunulan O.A. grubu

ile ilgili bir rapor var sadece orda bir parafım var, eğer benim yazmış olduğum

bu raporların teknik büro tarafından değiştirilmeden aynı şekilde mahkemeye

sunuldu ise benim bunda bir suçum yoktur, sadece içeriklerde bazı eksiklikler

vardır, ben Artvin Botçka İlçe Emniyet müdürüyüm,

salı günü operasyonu 2-3 saat sonra öğrenince telefonla emniyeti arayarak

teslim olmak istediğimi söyledim, görev yaptığım yerden kaçmak istesem 2-3

saatte yürüyerek dış ülkelere kaçardım, 1400 km lik

yolu karayolu ile katederek teslim olmaya geldim,

eşim de hastadır ve tedavi görmektedir, hiçbir şekilde kaçmam gibi bir durum

söz konusu değildir, serbest bırakılmayı talep ederim..."

17. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etme

suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Lider, yönetici ve üyelerinin bir

kısmının firari olduğu, bir kısmının da çeşitli soruşturmalardan tutuklu

bulunduğu, FETÖ/PYD terör örgütünün her alanda var olma iradesi doğrultusunda

bir kısım yöneticilerince futbol alanında da etkinliğe kavuşma adına sosyal,

ekonomik olarak topluma etkisi büyük olan bir kulübü ele geçirmeye yönelik

iradenin oluştuğu, bu irade doğrultusunda alınan karar ve talimatlar ile

Türkiye Cumhuriyeti Yasalarında soruşturmaya başlandığı esnada henüz suç olarak

tanımlanmayan ve iddia olunan şike eyleminden dolayı Fenerbahçe Spor Kulübünün

Başkanının ve bir kısım yöneticilerinin, Futbol Federasyon Başkanının ve bir

takım spor kulübü yöneticilerinin ve futbol camiasına ilişkin isimleri yasadışı

yollarla silahlı örgüt lideri, yöneticileri kurduğu iddiasıyla teknik ve fiziki

takibe maruz bırakıldığı, birbirleriyle doğrudan bağlantısı olmayan Fenerbahçe

Spor Kulübü Başkanı ve Futbol Federasyon Başkanının silahlı suç örgütüyle

ilişkiliymiş gibi gösterilerek söz konusu takibe ve silahlı örgüt iddialarına

zemin hazırlandığı, hedeflerine aldıkları ve haklarında yeterli delil olmayan

veya yasal olarak herhangi bir suç isnat edilemeyecek şahısları masumiyet

karinesine muhalif olarak silahlı suç örgütü haline dönüştürmek ve bu

doğrultuda yargılanmalarını sağlamak amacıyla gerekçesiz bir şekilde şüphe arzetmeyen görüşmeleri örgütsel bağlantı gibi

gösterdikleri, herhangi bir şekilde doğrudan irtibatları olmayan O.A.P.'le kulüp başkanı A.Y.ı

irtibatlı ve örgütsel bağlantılı kılmak adına, dönemin Federasyon Başkanıyla o

dönem kulüp başkanlığı yapan şahısların hiçbir tape

ve HTS kaydına dayanmayan ve iddiadan ibaret olan görüşmelerini soruşturmaya

vasıta kıldıkları, sözde örgütsel bağlantıyı sağlayan dönemin Federasyon

Başkanı M.Ö. hakkında takipsizlik kararının verildiği, 6222 sayılı yasa

çıkmadan önce suç teşkil etmeyen eylemlere ilişkin yerel mahkemece CMK 223/2-a

maddesi gereğince unsurların oluşmaması nedeniyle dolandırıcılık yönünden

beraat kararı verildiği, bilahare İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince ilgili

soruşturmaya yönelik beraat kararı verildiği,bir

takım soruşturmalara konu olduğu ve kamuoyunca FETÖ/PYD'nin

beyin organı olarak bilinen Taraf, Bugün, Zaman, Samanyolu TV gibi yayın

organlarıyla bu operasyon doğrultusunda içlerinde firari örgüt yöneticilerinin

de bulunduğu kişilerce soruşturmaya yönelik algı yönetimi yapıldığı, toplum

nezdinde bu soruşturmaya meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığı, firari E.D.'nın 11.07.2011 tarihli yazısında 'şike bir milattır ve herşey tepeden tırnağa yeniden şekillenir' içeriğiyle bu

şike operasyonunun ve ardından örgütçe yapılacak diğer operasyonların imasını

içerir yazı yazıldığı, bu doğrultuda sanıkların firari ve tutuklu olan diğer

örgüt üyeleriyle fikir ve eylem birliği içeresinde hareket ettiği, müsnet suçlara yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu

anlaşılmakla şüpheliler... Mustafa Okumuş ...'ın

yukarda anlatıldığı üzere Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde bu konuyla ilgili

olarak etkin görevlerde bulundukları, çoğu dinleme raporlarına imza ve paraf

attıkları, bu soruşturmanın genişletilmesine yönelik eylemlerinin aktif ve

belirleyici olarak yer alması, bu doğrultuda müsnet

suçları işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin bulunması, müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kanunda

öngörülen ceza miktarı, suçun işleniş şekli nazara alınarak müsnet

haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek ve silahlı terör örgütüne üye olmak

suçlarından ...CMK.100 [Ceza Muhakemesi Kanunu] ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı

tutuklanmalarına...[karar verildi.]"

18. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 23/5/2016 tarihinde,

Başsavcılığın talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin

tutukluluk durumunu incelemiş ve haberleşmenin

gizliliğini ihlal etme suçundan tutukluluğun uzatılması talebinin reddi ile

şüphelilerin bu suçtan tahliyelerine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

ise tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Tahliyeye ilişkin karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar şüpheliler ...Mustafa

Okumuş, ...hakkında TCK [Türk Ceza Kanunu] 132/1-1.cümle uyarınca haberleşmenin gizliliğini

ihlal etmek suçundan tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talep

edilmiş ise de, atılı suçun suç tarihi 2010 olup, TCK 'nın

132/1-1.cümlesindeki suçun anılan tarihte cezası 6 aydan 2 yıla kadar olup, CMK

100/son gereğince üst sınırı nazara alındığında tutuklama yasağı bulunduğundan

bu nedenle tutuklama kararı verilemeyeceğinden tüm şüphelilerin haberleşmenin

gizliliğini ihlal etmek suçundan tutukluluğun uzatılması talebin reddi ile

şüphelilerin bu suçtan ayrı ayrı tahliyesine...[karar verildi.]"

19. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluğun devamına

ilişkin kararının gerekçesinin ilgili kısmı ise şöyledir:

"...İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimliği'nin

2016/135 ve 2016/145 sayılı sorgularındaki tutuklamaya ilişkin somut

gerekçelerinin halen geçerli olduğu ve atılı suçun CMK 100 maddesindeki

tutuklama nedenleri var kabul edilen suçlardan oluşu nedeniyle CMK 100 ve 108.

maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına ...[karar

verildi.]"

20. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği, Başsavcılığın talebi

üzerine 21/8/2016 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

21. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.

22. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 23/9/2016 tarihinde bu

itirazı yerinde görmemiş ve itirazın değerlendirilmesi amacıyla dosyayı

İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğine göndermiştir.

23. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016 tarihinde itirazın

reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumu

tarafından 26/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde Başsavcılık aracılığıyla

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine başvurarak tahliyesine karar verilmesini talep

etmiştir. Başsavcılık da 17/11/2016 tarihinde aynı Hâkimlikten başvurucunun

tutukluluk durumunun gözden geçirilmesi ve tutukluluğun devamına karar

verilmesi isteminde bulunmuştur. Hâkimlik, başvurucunun ve Başsavcılığın

taleplerini 17/11/2016 tarihinde birlikte değerlendirmiştir. Dosya üzerinden

yapılan bu değerlendirme sonucunda tahliye talebinin reddi ile tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

25. Hâkimliğin bu kararı başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumu

tarafından 25/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

26. Başvurucu 30/11/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş,

İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/12/2016 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

27. UYAP üzerinden yapılan incelemede bu kararın başvurucuya

tebliğ edildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır.

28. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

29. Başsavcılığın 1/12/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucunun

da aralarında olduğu şüphelilerin silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı

terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini

ihlal etme, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişiler arasındaki aleni

olmayan konuşmaları dinleme ve kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme,

özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme suçlarını işlediklerinden

bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

30. İddianame, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)

tarafından 9/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/62 sayılı

dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.

31. Mahkeme 30/5/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Süreç

33. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25).

34. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51; Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ HUKUK

35. İlgili hukuk için bkz.

Erdal Tercan (GK), B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 45-74.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; lehine olan birtakım hususların araştırılmasını

talep ettiği hâlde bu talebinin dikkate alınmadığını, bazı hukuki yollara

başvurabilmesi için gerekli olan belgeleri talep etmesine rağmen belgelerin

kendisine verilmediğini, hâkimin reddi talebinde bulunmasına rağmen bu talebinin

değerlendirilmediğini, müdafiiyle görüşmesine gün ve

saat sınırlaması getirildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

40. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

41. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit

edilmiştir (bkz. § 32). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındaki

şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı Süresinin

Aşıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; hakkındaki gözaltı kararını öğrenmesi üzerine kendiliğinden

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne giderek

teslim olduğunu, bir günlük gözaltı süresi dolmasına rağmen gözaltının

uzatılması kararı olmadan hukuksuzca beş saat

fazladan tutulduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

45. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

46. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı süresinin aşıldığına

ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçlardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu; tutuklama yasağı olan bir suçtan da

tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu, somut

olayda hakkındaki suç isnatları ile ilgili olarak kuvvetli suç şüphesi ile

tutuklama nedenlerinin bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

49. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

51. İlgili genel ilkeler için bkz. Hüseyin Korkmaz (B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 67-72)

başvurusu hakkında verilen karar.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütüne üye olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

53. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

54. Somut olayda başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısında

ve tutuklama kararında genel olarak yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY'nin amaçlarından birinin de futbol dünyasında söz

sahibi olmak olduğu, bu kapsamda önemli futbol kulüplerine yönelik olarak

birtakım faaliyetlerde bulunulduğu, bu faaliyetlerin başında kamuoyunda şike soruşturması olarak bilinen

soruşturmanın geldiği, bu soruşturmanın -tanık beyanlarından anlaşıldığına

göre- FETÖ/PDY'nin üst düzey sorumluları tarafından

kararlaştırıldığı ve örgütün amaçları doğrultusunda yürütüldüğü, şike soruşturmasının başlaması ile

birlikte başkaca delil yöntemlerine başvurulmadan öncelikle -ilgili mevzuata

aykırı bir şekilde- iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, daha şike

eyleminin suç olmadığı dönemde bu suçtan iletişimin tespiti yapıldığı, suç

unsuru olmayan konuşmalar rapor hâline getirilerek iletişimin tespiti talebinde

bulunulduğu, hakkında iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu hâlde birtakım

kişilerin adına fezlekede yer verilmediği ifade edilmiştir (bkz. §§ 14,15, 17).

55. Tutuklama talep yazısında ve tutuklama kararında başvurucu

yönünden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun bu soruşturmada aktif olarak

görev aldığı, bu kapsamda soruşturmanın yürütüldüğü dönemde iletişimin tespiti

ve kayda alınmasına dayanak oluşturan on adet raporda imzasının ve bir adet

Savcılık üst yazısında parafının bulunduğu, ayrıca ilk iletişimin tespiti

kararı talep yazısında ilgili raporları İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize

Suçlarla Mücadele Şube müdürüne sunan kişi olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 15,

17).

56. Şike soruşturmasının

özellikleri (bkz. §§ 11, 14) başvurucunun soruşturma sürecindeki konumu ile

tutuklamaya karar veren Sulh Ceza Hâkimliğinin atıf yaptığı deliller ve

bunların içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde soruşturma mercilerinin

başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin soruşturma dosyasında

mevcut olduğu yönündeki kabullerinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

57.Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu

yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının

değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği

andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut olayın tüm özelliklerinin

dikkate alınması gerekir.

58. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken, işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak

kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun işleniş şekline dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 17).

59. FETÖ/PDY'nin neredeyse ülkedeki

tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede

faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu

yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına

kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 272). Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına esas

alınan silahlı terör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içindeki ağır

cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 35) isnat edilen

suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret

eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Yine anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 35).

60. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 2.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin olgusal

temellerinin olmadığı söylenemez.

61. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

62. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

63. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu

sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Tutuklamaya Karşı

İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddialar

a. Tutukluluğun Devamı

Kararına Yönelik İtirazın Kısa Süre İçinde İncelenmemesine İlişkin İddia

i. Başvurucunun İddiaları

65. Başvurucu; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 21/8/2016

tarihinde tutukluluğunun devamına karar verildiğini, bu karara süresi içinde

itiraz ettiğini ancak İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince kanuni süre dikkate

alınmaksızın talebinin bir ay sonra üst merciye

gönderildiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Değerlendirme

66. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

67. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

68. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyeti

kısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde bu

talebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Kararın gereken

süratle alınıp alınmadığı, her davanın kendi özel koşullarına göre değerlendirilir

(Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128, 18/11/2015, § 71).

69. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.

70. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu ettiği karar

İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/8/2016 tarihli kararıdır. Başvurucu bu

karara 29/8/2016 tarihinde itiraz etmiş, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği

23/9/2016 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek incelenmek üzere itiraz merciine

göndermiştir. İtiraz mercii olan İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016

tarihinde itirazın reddine karar vermiş ve bu karar 26/10/2016 tarihinde

başvurucuya bulunduğu ceza infaz kurumunda tebliğ edilmiştir.

71. Başvurucu 26/10/2016 tarihi itibarıyla itirazının geç

değerlendirildiğini öğrenmiştir. Bu nedenle başvurucunun İstanbul 3. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 21/8/2016 tarihli kararına karşı yaptığı itirazın geç

değerlendirildiği şikâyetini 26/10/2016 tarihinden itibaren otuz gün içinde

yapması gerekmektedir. Otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 2/1/2017

tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.

72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluluk İncelemesi

Sonunda Verilen Kararların Yakınlarına Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia

i. Başvurucunun İddiaları

73. Başvurucu, hakkında verilen tutukluluğun devamına ilişkin

kararların yakınlarına tebliğ edilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Değerlendirme

74. Başvurucunun bu şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

75. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular, bireysel

başvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

76. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebeple

olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında

süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa hükmü,

esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir

mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye talepleri veya

tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır

(Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30). Buna

göre başvurucunun tutukluluğun devamı kararlarından haberdar olması ve bu

kararlara karşı etkin şekilde itiraz edebilmesi için anılan kararların

başvurucuya tebliğ edilmesi/bildirilmesi gerekir ve bu husus Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında güvence altına alınmıştır.

77. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi" kenar

başlıklı 107. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her

karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye hâkimin kararıyla

gecikmeksizin haber verileceği hususu düzenlenmiştir.

78. Somut olayda başvurucu tutukluluğun devamına ilişkin

kararların yakınlarına tebliğ edilmediğinden şikâyet etmektedir. Anayasa'nın

19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki düzenleme başvurucunun tutuklama veya

tutukluluğun devamı kararlarından haberdar edilerek bu kararlara karşı etkin

şekilde itiraz edebilmesini amaçlamaktadır. Tutukluluğun devamına dair

kararların başvurucunun yakınlarına tebliğinin başvurucunun bu kararlara etkin

şekilde itiraz edebilmesi için gerekli olduğu söylenemez. Dolayısıyla

tutukluluğun devamına ilişkin kararların başvurucunun yakınlarına tebliği hususu

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında koruma altına

alınmamıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Efendi Peksak,

B. No: 2017/29428, 17/7/2019, § 95).

79. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre

yapılacak olan bildirim/tebliğ Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile

hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı

kapsamında değerlendirilemez (Ali Efendi Peksak, § 96).

80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Tutukluğun Devamına

Dair Karara Yapılan İtirazın Sürüncemede Bırakıldığına İlişkin İddia

i. Başvurucunun İddiaları

81. Başvurucu; İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/11/2016

tarihinde tutukluluğunun devamına karar verildiğini, bu karara süresi içinde

itiraz ettiğini ancak itirazına ilişkin olarak bir karar verilmediğini, eğer

verilmiş ise kendisine bu kararın gönderilmediğini belirterek adil yargılanma

ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Değerlendirme

82. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

83. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

84. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilerin, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği ya

da sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle

gelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yolun

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye

olmuş başvurucular yönünden bkz. Cafer

Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,

§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,

31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine karar verilen başvurucunun bu

kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir

durum mevcut değildir.

85. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

i. Başvurucunun İddiaları

86. Başvurucu; tutukluluğa itirazda bulunabilmesi için gerekli

olan birtakım belgelerin tarafına verilmediğini hatta kanunen verilmesi zorunlu

olan belgelerin dahi kendisine verilmesinden imtina edildiğini belirterek adil

yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

ii. Değerlendirme

87. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

88. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına

karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok başvuruda incelemiş ve

soruşturma sürecinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların

başvurucuya bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyası

incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların

başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunma

konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

89. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

90. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara

dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadan

makul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırı bir

şekilde devam ettirildiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

91. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

92. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

93. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

94. Anayasa Mahkemesi tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman

Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.

No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 30/5/2019 tarihinde tahliyesine

karar verilen başvurucu yönünden anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektirir bir

durumun olmadığı anlaşılmıştır.

95. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gözaltı süresinin aşılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazın kısa süre

içinde incelenmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluk incelemesi sonunda verilen kararların yakınlarına

tebliğ edilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Tutukluğun devamına dair karara yapılan itirazın sürüncemede

bırakılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/9/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M.Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Mustafa

OKUMUŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/17773, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tutuklamaya İlişkin
  7. B. İlgili Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adil Yargılanma
  11. B. Kişi Hürriyeti ve
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/9/2019
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Seferinoğlu
  16. Okumuş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/17773
Tarih
25 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • A.e.h. ve S.e.ı. Başvurusu (B. No: 2015/18312)
  • Aydın Sefa Akay Başvurusu (B. No: 2016/24562)
  • Kumkapı Surp Harutyun Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/2519)
  • Belkis Yurtsever ve Yılmaz Yıldız Başvurusu (B. No: 2016/10400)
  • Metin Güngör Başvurusu (B. No: 2016/13020)
  • Magomed Emin Osmaev Başvurusu (B. No: 2016/70639)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.