İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ali Anıl Başvurusu (B. No: 2014/13596)

1. Başvuru, mahkûmiyet kararının usulsüz tebliğe dayanılarak

Başvuru No2014/13596Tarih25 Ocak 2018Okuma11 dk · 2.275 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Ali Anıl Başvurusu

Karar tarihi
25 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/13596
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.275 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkûmiyet kararının usulsüz tebliğe dayanılarak

kesinleştirilmesi ve bu suretle temyiz isteminin yasal süresi içinde

yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak başvuru hakkında görüş

sunulmasına gerek olmadığını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığının 3/12/1997

tarihli iddianamesi ile başvurucunun yasa dışı Türkiye Komünist Emek

Partisi/Leninist (TKEP-L)-silahlı terör örgütü- üyesi olma suçundan 1/3/1926

tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinin (2) numaralı

fıkrası kapsamında cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

8. İstanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24/6/1998

tarihli duruşmasında vekilinin huzurunda başvurucunun savunması alınmış ve

yapılan yargılama sonucunda 19/4/2000 tarihinde verilen beraat kararı, Yargıtay

9. Ceza Dairesinin 19/3/2001 tarihli kararı ile bozulmuştur.

9. Bozma sonrasında Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılması

nedeniyle yargılama İstanbul 14. Ağır Ceza (CMK 250. madde ile görevli)

Mahkemesince (Mahkeme) yürütülmüştür.

10. Başvurucu vekilinin beraat kararında direnilmesi talebi

Mahkemece kabul edilmemiştir. Uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan

inceleme sonucunda başvurucunun ve vekilinin bulunmadığı duruşmada Mahkemenin

21/9/2007 tarihli kararıyla yasa dışı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

lehe kanun olduğu değerlendirilen 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucu 6 yıl 3 ay

hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

11. Başvurucuyu temsilen duruşmalara katılarak savunma yapan ve

gerekçeli kararda sanık vekili olarak gösterilen başvurucu vekilinin bildirdiği

(Üsküdar 6. Noterliğinin 5/11/1997 tarihli vekâletnamede belirtilen) adresine

11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre karar

tebliğe çıkarılmış ve tebligat mazbatasına "dosyamızda vekâletnameniz

bulunmadığından 10 günlük süre içerisinde ibrazı" şeklinde bir şerh düşülmüştür. Başvurucu

vekilinin kapısına yapıştırılmak ve imzadan imtina eden en yakın komşusu Ş.G.ye

haber verilmek suretiyle 27/11/2007 tarihinde mahkûmiyet kararı tebliğ

edilmiştir.

12. Mahkeme 17/1/2008 tarihli kesinleşme şerh yazısıyla başvuru

konusu kararın başvurucu açısından temyiz edilmeden 5/12/2007 tarihinde

kesinleşmesi nedeniyle hükümlünün cezasının infazının

yerine getirilmesini istemiştir.

13. Başvurucu vekili 8/4/2013 havale tarihli iki ayrı

dilekçeyle, mahkûmiyet kararınının kesinleşme

şerhinin kaldırılarak infazın geri alınması ve temyiz talebinde bulunmuştur.

14. Mahkemenin 15/4/2013 tarihli ek kararıyla mahkûmiyet kararının "...27/11/2007 tarihinde tebliğ edildiği ... her ne kadar

mahkememizce Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılmış ise de

tebligat yapılan adresin hükümlü müdafiince 6/9/1996

tarihinde İstanbul Barosuna bildirildiği adres olup ve halen aynı adreste faliyet gösterdiği anlaşıldığı..."

gerekçesiyle yasal süre geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin reddi ile

hükümlünün cezasının infazının devamına karar verilmiştir.

15. Başvurucu vekili 29/4/2013 tarihli temyiz dilekçesinde

mahkûmiyet kararının usulsüz tebliğ edildiğini belirtmiştir. Kararın tebliğe

gönderildiği adresine yargılama sırasında tebligat yapıldığını ve Mahkemeye

sunulan dilekçelerde de aynı adresin gösterildiğini, hatta 1996 yılından bu

yana kesintisiz olarak mesleki faaliyetini bu adreste yürüttüğünü açıklamıştır.

7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre doğrudan tebligat yapılabilmesi için

"adresini değiştiren kimse yenisini

bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği

takdirde" şartının bulunması gerektiğini bildirmiştir. Diğer yandan davada başvurucuyu temsilen

bulunan başvurucu vekiline gönderilen karar tebliğ mazbatasına "dosyamızda vekaletnameniz bulunmadığından 10 günlük

süre içerisinde ibrazı" şeklinde şerh konulduğunu, bu durumda

Mahkemenin dosyada vekâletname olmadığını kabul etmesine rağmen kararın asile

tebliğ edilmesi yerine vekâleti olmayan vekile tebliğ yapılmasının da usulüz

olduğunu savunarak ek kararın bozulması talebinde bulunmuştur.

16. Başvurucu vekilinin ek kararı temyizi üzerine bu defa

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 21/6/2013 tarihli onama

istemli tebliğnamede

"...sanık savunmanı Av. Hasan Alıcı'nın İstanbul Barosuna bildirmiş

olduğu, daha önce de tebligat yapılmış olan bu adreste ve yokluğunda verilen

kararın Tebligat Kanun'u 35. maddesine göre kendisine 27/11/2007 tarihinde

tebliğ edilmiş olduğu, bu adresin halen geçerli olduğu, sanık savunmanı

tarafından yasal süre içerisinde hükmün temyiz edilmeyerek kesinleşmiş

olduğu..." belirtilerek temyiz isteminin reddine ilişkin

15/4/2013 tarihli ek kararın yasaya uygun bulunduğu açıklanmıştır.

17. Başvurucu vekili tebliğnameye

karşı 27/6/2013 tarihli beyanında öncelikle vekilin yasal tebligat adresinde

bulunup bulunmadığı tespit edilmeden 7201 sayılı Kanun'un şekli prosedürüne

uyulmadan doğrudan 35. maddesine göre tebligat yapılmış olmasının usul ve

yasaya aykırı olduğunu bildirmiştir.

18. Ek karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/4/2014 tarihli

kararıyla onanmıştır.

19. Nihai karar başvurucuya 15/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiş

olup 13/8/2014 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

291. maddesi şöyledir:

"Temyiz istemi, hükmün

açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe

verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan

tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında

263 üncü madde hükmü saklıdır.

Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların

yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar."

21. 7201 sayılı Kanun'un "Tebliğ

imkânsızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21. maddesi

şöyledir:

"Kendisine tebligat

yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek

kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse,

tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti

azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim

eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki

binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ

olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın

komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin

kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki

adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak

ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya

ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza

karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi

gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya

yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

(Ek: 19/3/2003-4829/5 md.)

Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar

uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar."

22. 7201 sayılı Kanun'un 11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılı

Kanun'un 9. maddesi ile değiştirilmeden önceki hâlinin 35. maddesi şöyledir:

"Kendisine veya adresine

kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini

değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye

mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.

(Değişik:

19/3/2003-4829/11 md.) Adresini değiştiren kimse

yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği

takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına

asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.

(Değişik:

19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese

çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

(Ek :

6/6/1985 - 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış

olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş

sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu

niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar

sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde

hükümleri uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, ...

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek

olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından,

...görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul

etmekte; mahkemeye erişim hakkının ve başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki

belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu

hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, (k.k.), B. No: 51307/99,

23/1/2003).

25. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle

sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 20).

26. AİHM'e göre mahkemeye ulaşmayı

aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye

erişim hakkının ihlaline yol açabilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun

yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı

imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir

gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen

süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış

hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, tebliğ mazbatası üzerine vekâletnamenin on gün

içinde ibraz edilmesi konusunda şerh düşülerek gerekçeli kararın 7201 sayılı

Kanun'un 35. maddesine göre tebliğ edildiğini ancak kararın kesinleştirilme

işlemine kadar vekili tarafından dosyaya vekâletname ibraz edilmediğini

belirtmiştir. Bu duruma göre kararın kendisine (asile) tebliğ edilmeden

kesinleştirilmesinin yasaya aykırı olduğunu savunmuştur. Diğer yandan kararın,

vekilinin 1996 yılından bu yana bilinen adresine 7201 sayılı Kanun'un 21.

maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken 35. maddesine göre tebliğ edilmesinin

usulüne uygun olmadığını bildirmiştir. Bu nedenlerle temyiz isteminin yasal

süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilerek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, temyiz

isteminin usulsüz tebligata dayalı olarak süre yönünden reddedilmesi nedeniyle

temyiz itirazlarının incelenmediğine ilişkin olduğundan iddiaların adil

yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

31. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle

getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

32. Mahkemeye erişim hakkı, ilk derece mahkemesine dava açma

hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma

imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §

49).

33. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki

ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle

mahkemelerin, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar

getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla

öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı

esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil

Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

34. Somut olayda başvurucu, tebligatın usulsüz olmasını 7201

sayılı Kanun'un şekli prosedürüne uyulmadan yapılmasına dayandırmaktadır.

Gerekçeli kararın tebliğinin öncelikle Kanun'un 21. maddesinde göre yapılması

gerektiğini, bu yapılmadan doğrudan 35. maddesine göre tebligat yapılmış

olmasının usule uygun olmadığını iddia etmektedir.

35. Mahkemece tebligat çıkarılan adresin hükümlü müdafiince (Başvurucu vekilinin) 6/9/1996 tarihinde

İstanbul Barosuna bildirildiği adres olduğu ve hâlen aynı adreste faliyet gösterdiği gerekçesiyle (bkz. § 14) mahkûmiyet

kararının 27/11/2007 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiği kabul

edilerek yasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

36. Öte yandan başvurucu, yargılamada vekille temsil edilmediği

ya da tebligat yapılan adresin vekiline ait olmadığı iddialarında

bulunmamıştır. Aksine tebligat yapılan adresin vekilinin adresi olduğu, hâlen

aynı adreste faliyet gösterdiği ve bu adrese

yargılama sırasında da tebligat yapıldığı ifade edilmiştir.

37. Başvurucu, karar kesinleştirilinceye kadar vekili tarafından

dosyaya vekâletname ibraz edilmediğini belirtilmiş ise de başvurucuyu temsilen

Üsküdar 6. Noterliğinin 5/11/1997 tarihli dosyaya sunulan vekâletnameden

başvurucu vekilinin yargılamanın başlangıcından itibaren başvurucuyu temsile

dair vekâletnamesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

38. Mahkûmiyet kararı, bozma kararı öncesinde ve sonrasında

savunmada bulunarak yargılama faaliyetine aktif olarak katılan başvurucu

vekilinin adresine 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir.

Bu kararın kesinleşmesinden beş yılı aşkın bir süre sonra tebligat işleminin

usulsüz olduğu ileri sürülmüştür. Gerekçeli karar, yargılama sırasında da

tebligat yapılmış olan başvurucu vekilinin aynı adresine tebliğ edilmesine

rağmen başvurucunun tebligattan haberdar olamamasında Mahkemenin yeterince

özenli davranmadığı söylenemez. Bu durumda mahkûmiyet kararının usulsüz

tebliğine ilişkin iddianın aksine Mahkemece yapılan değerlendirme aşırı bir

şekilcilikten kaynaklanmadığı gibi yargılamanın bütünlüğü içinde kabul edilebilir

bir yaklaşımdır.

39. Sonuç olarak yargısal sistem açısından olaya bakıldığında,

yasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğuna yönelik Mahkeme ve Yargıtayın usule ilişkin ölçülü ve öngörülebilir

uygulamasının hakkaniyete aykırı ve keyfî olmayıp mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Mehmet Ali

ANIL

Vekili

:

Av. Hasan

ALICI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13596, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Sevtekin
  18. Anıl
  19. Alıcı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13596
Tarih
25 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Şahin Mehmet Çelik Başvurusu (B. No: 2015/12343)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/2863)
  • Suphi Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/12970)
  • Mehmet Akyol Başvurusu (B. No: 2015/8066)
  • Ayten Kevser ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/16676)
  • Mehmet Deniz Güzel Başvurusu (B. No: 2014/16402)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.