İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Hüseyin Çavdar ve Adalet Çavdar Başvurusu (B. No: 2012/1081)

1. Başvurucular, oğullarının zorunlu

Başvuru No2012/1081Tarih19 Kasım 2014Okuma12 dk · 2.342 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Hüseyin Çavdar Ve Adalet Çavdar Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2012/1081
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.342 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, oğullarının zorunlu

askerlik hizmetini yerine getirirken bakımını yaptığı silahın ateş alması

sonucunda ölmesi olayı ile bağlantılı olarak vazife malullüğü aylığı

bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtıkları davanın

reddedilmesinden dolayı yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı ve sosyal hukuk

devleti ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi ve

5.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 5/12/2012 tarihinde

Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/3/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından, 22/11/2013

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 22/11/2013

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 21/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşü, başvuruculara 30/1/2014

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucular, karşı görüşlerini 21/2/2014

tarihinde sunmuşlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüş yazısında

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Mehmet Çavdar’ın ebeveynleridir. Mehmet

Çavdar, Van/Başkale 6’ıncı Hd. A.K.lığı

4’üncü Hd. Taburu 14. Hudut Bölük Komutanlığı emrinde

er olarak askerlik görevini yapmakta iken, 17/6/2010

tarihinde hazır kıt’a görevini tamamladıktan sonra,

silahının doldur-boşalt faaliyetini yapmıştır. Bu işlemin akabinde silahların

silahlığa konulması sırasında Kısım Çavuşundan aldığı izinle, bakımını yaptığı

silahının ateş alması sonucu yaralanarak aynı gün vefat etmiştir.

9. Başvurucular, olaydan dolayı kendilerine vazife malullüğü

aylığı bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmişlerdir.

Anılan Kurumun 27/10/2011 tarihli kararı ile

başvurucuların oğlu Mehmet Çavdar 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü

kabul edilmiştir. Kurumun 3/11/2011 tarihli yazısında

ise, başvuruculara aylık bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanun’un 72. maddesi

uyarınca Mehmet Hüseyin Çavdar’ın malul ve muhtaç, Adalet Çavdar’ın ise dul ve

muhtaç olması gerektiği belirtilerek, evli olması nedeniyle Adalet Çavdar’a

aylık bağlanması yönündeki talep reddedilmiş, diğer başvurucu Mehmet Hüseyin

Çavdar yönünden ise anılan madde gerekçe gösterilerek “malullük, muhtaçlık ve mal bildirimi”

belgelerinin sunulması halinde talebin incelenebileceği başvuruculara

bildirilmiştir.

10. Bunun üzerine başvurucular,

oğullarının askerlik görevini yerine getirdiği bölgenin terör bölgesi olduğunu,

silahlığın kilit altında bulunmadığını, ayrıca silahlıkta nöbetçi olmadığını ve

ölüm olayının silahlıkta görevli personelin ihmalinden kaynaklandığını, bu

nedenle taleplerinin 2330 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilip, malullük,

muhtaçlık ve dul olma gibi şartlar aranmaksızın kendilerine görev malullüğü

aylığı bağlanması gerektiğini belirterek, kararın iptali istemiyle anılan kurum

aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

11. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 10/5/2012 tarih ve E.2012/959, K.2012/1333 sayılı kararında

“silahına bakım yapması faaliyetinin 2330

sayılı Kanun kapsamında emniyet, asayiş,

kaçakçılığın men ve takibi görevlerinin 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması

ve Güvenliği Hakkında Kanun’da belirtilen görevler içinde değerlendirilmesinin

mümkün olmadığı, bu faaliyetin askerlik hizmetinin gereği olarak olağan

yapılması gereken faaliyet olduğu, askerlik hizmetinin olağan faaliyetlerinin

2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmek suretiyle uygulamanın

genişletilmesinin kanunun amacına uygun düşmediği, sonuç ve kanaatine varıldığından ölüm olayının 2330

ve 3497 sayılı Kanun kapsamında sayılan görevlerden kaynaklanmaması ve bu

görevler sırasında meydana gelmemesi nedeniyle davacıların oğlunun vazife

malullüğünün 2330 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmemesinde ve buna bağlı

olarak davacıların aylık bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun 72/1’inci

maddesinde belirtilen koşulların aranarak davacılara 2330 sayılı Kanun

kapsamında aylık bağlanmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı”

belirtilerek dava reddedilmiştir.

12. Başvurucuların, bu karara karşı 28/6/2012

tarihinde karar düzeltme kanun yoluna gitmeleri üzerine, anılan Mahkemenin

11/10/2012 tarih ve E.2012/1554, K.2012/1988 sayılı kararı ile bu istemleri de

reddedilmiştir. Bu karar başvuruculara 5/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Ayrıca olay ile ilgili olarak başvurucuların başvurusu

üzerine, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunca 58.856,30 TL

tazminatın başvuruculara ödenmesine karar verildiği Bakanlık görüş yazısında

belirtilmiştir.

14. Diğer taraftan, başvuru dilekçesi ve eklerinde,

başvurucuların olay nedeniyle idare aleyhine bir tazminat davası açıp

açmadıkları ya da cezai bir soruşturmanın yürütülüp yürütülmediği konusunda bir

bilgi bulunmadığı gibi başvurucuların bu yönden bir şikâyetlerinin de olmadığı

görülmüştür.

15. Başvurucular, 5/12/2012 tarihli

dilekçeleri ile süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

16. 8/6/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar

oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül)

denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait

hükümleri uygulanır."

17. 5434 sayılı Kanun'un mülga 45. maddesi şöyledir:

"44 üncü maddede yazılı malüllük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada

vazifelerinden doğmuş olursa;

b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir

kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;

c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle

bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul

edilmesi şartiyle);

ç) Fabrika, atelye ve benzeri

işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o

işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan

ileri gelen kazadan doğmuş olursa;

Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara

uğrıyanlara da (Vazife malülü)

denir."

18. 5434 sayılı Kanun’un 72. maddesinin mülga birinci,

ikinci, üçüncü ve son fıkraları şöyledir:

“Ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç

anaları ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve (65) yaşını doldurmuş

bulunan babalarına Sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren

aylık bağlanır. Muhtaç babalardan çalışarak geçimini sağlayamayacak derecede malül olanlar için yaş kaydı aranmaz.

Muhtaç olması sebebiyle aylık bağlanan babanın ölümünde

aylığı, muhtaç olması şartı ile Sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından

itibaren öz anaya bağlanır.

Şu kadar ki, ölüm tarihinde; evli bulunmaları dolayısıyla

aylık bağlanmamış ve sonradan dul kalmış veya boşanmış muhtaç analar ile (65)

yaşını doldurmamış malul ve muhtaç bulunmayan babaların, (65) yaşını

doldurmaları veya malul duruma girmeleri halinde, muhtaç bulunmaları şartı ile

(65) yaşını doldurmuş olmakla beraber muhtaç olmadıklarından dolayı aylık

bağlanmamış bulunanların sonradan muhtaç duruma girmeleri halinde, Sandığa

müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.

(Değişik cümle: 04/07/2012 - 6353

S.K./69. md.) 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen durumlardan

dolayı veya 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun ile bu Kanuna ek 18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Bazı Kamu

Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun

kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle veya 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren olaylar sebebiyle hayatlarını

kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almaktayken ölenlerin, baba

veya analarına; yukarıda belirtilen kanunların veya bu Kanunun 56 ncı maddesi kapsamına girecek şekilde hayatını kaybeden

erbaş ve erlere veya 56 ncı maddede belirtilen

öğrencilere ya da bunlardan aynı sebeplerle aylık almakta iken ölenlerin ana

veya babalarına; ölüm tarihini takip eden ay başından geçerli olarak malullük

ve muhtaçlık şartı aranmaksızın aylık bağlanır, hayatını kaybeden erbaş ve

erler ile yedek subay okulu öğrencilerinin ana ve babasına bağlanan aylığın

toplamı 16 yaşından büyük işçiler için tespit edilen otuz günlük asgari ücretin

net tutarından az olamaz.”

19. 3/11/1980 tarih ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat

ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak,

kaçakçılığı men, takip ve tahkikle (Ek ibare: 04/07/2012

- 6353 S.K./72. md.) trafik ve yol güvenliğini veya

tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların (Ek

ibare: 12/07/2013- 6495 S.K./73. md.) ; Türk Silahlı

Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet

Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha

edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu

görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet

nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu

ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte

bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın

esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 5/12/2012 tarih ve 2012/1081 numaralı

bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

21. Başvurucular, ebeveynleri oldukları

Mehmet Çavdar’ın zorunlu askerlik hizmetini yerine getirirken bakımını yaptığı

silahın ateş alması sonucunda vefat ettiğini, bu olayın meydana gelmesine,

bölgenin terör bölgesi olması nedeniyle silahlığın kilit altında tutulmaması,

silahlıkta nöbetçi bulunmaması ve sorumlu personelin ihmali davranışlarının

neden olduğunu belirterek; müteveffanın, bölgede her an terör saldırısı

olabileceği ihtimaliyle silahını alması ve ona bakım yapmasının askeri hizmet

içerisinde kabul edilerek “şehit statüsünde”

görülmesi ve 5434 sayılı Kanun’un 72. maddesinde sayılan şartlar aranmaksızın,

2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekirken, “söz konusu ölüm olayının doğrudan doğruya kara

sınırının korunmasına veya emniyet ve asayişin sağlanmasına, kaçakçılığın men

ve takibine yönelik bir görevin ifası sırasında meydana gelmediği, olağan

olarak yapılması gereken bir askeri faaliyet sonucu gerçekleştiği”

değerlendirmesi yapılarak, vazife malullük aylığı bağlanması taleplerinin

reddedilmesinin, Anayasa’da güvence altına alınan yaşam hakkı, adil yargılanma

hakkı ve sosyal hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş,

yargılamanın yenilenmesi ve 5.000,00 TL manevi tazminat isteminde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucuların iddialarının esas itibarıyla

adil yargılama hakkına ilişkin olduğu görülerek, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamda inceleme yapılmıştır.

23. Başvurucular, vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına

ilişkin işlemin iptali talebiyle açtıkları davanın reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

24. Bakanlık görüş yazısında; Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olduğu, mevcut

davada, kendisine sunulan kanıtlar ile 2330 sayılı Kanun’un uygulanabilirliğini

adil bir şekilde değerlendirdikten sonra davanın özel koşullarını da dikkate

alarak karar verdiği, başvurucuların söz konusu yargılama süreci boyunca

haklarını savunmak için vekilleri aracılığıyla kendi görüşlerini sunma imkânı

buldukları, kararların kendilerine tebliğ edildiği, itiraz edebilme haklarını

kullanabildikleri, iddialarının Mahkeme tarafından esastan dinlenerek

incelendiği, bu hususta takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

25. Başvurucular, oğullarının

terör bölgesinde görev yaptığını, terör mağdurlarına vazife malullüğü

bağlanırken hiçbir şart aranmadığı için kendileri bakımından da aranmaması

gerektiğini ifade etmişlerdir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

30. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin

yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu

kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel

başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki

hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25-26).

31. Somut olayda, başvurucuların oğullarının askerlik

vazifesini yerine getirirken olay günü silahına bakım yaptığı esnada silahın

kaza ile ateş alması sonucunda hayatını kaybettiği, başvurucuların başvurusu

üzerine, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunca 58.856,30 TL

tazminatın kendilerine ödenmesine karar verildiği, ayrıca başvurucuların

vekilleri aracılığıyla vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle Sosyal

Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunduğu, söz konusu Kurumun Vazife Malullüğü

Tespit Kurulu kararı ile, başvurucuların oğulları

Mehmet Çavdar’ın vazife malulü kabul edildiği, ancak başvuruculara aylık

bağlanabilmesi için, 5434 sayılı Kanun’un 72. maddesi gereği başvurucu Mehmet

Hüseyin Çavdar’ın malul ve muhtaç, Adalet Çavdar’ın ise dul ve muhtaç olması

gerektiğinin bildirildiği, bu işlem üzerine başvurucuların 2330 sayılı Kanun

kapsamında malullük, muhtaçlık ve dul olma şartları aranmaksızın aylık

bağlanması gerektiği gerekçesiyle işlemin iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde dava açtıkları görülmektedir. Dolayısıyla uyuşmazlığın,

başvurucuların oğlunun ölümünün 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip

değerlendirilmeyeceğine ilişkin olduğu anlaşılmış olup, yapılan yargılama

neticesinde, Mahkeme, kendisine sunulan kanıtlar kapsamında 2330 sayılı

Kanun’un uygulanabilirliğini değerlendirdikten sonra davanın özel koşullarını

da dikkate alarak davanın reddi yönünden karar vermiştir (§ 11).

32. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânını verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık

keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No:

2013/2767, 2/10/2013, § 22).

33. Başvuru konusu olayda, başvurucuların, yargılama

sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadıkları,

Mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil

olmadığı şikâyetini dile getirdikleri anlaşılmaktadır. Buna göre,

başvurucuların iddialarının esas itibarıyla Derece Mahkemesince verilen kararın

yanlış olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

uygulanmasında isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin

olduğu görülmektedir. Yapılan incelemede, Derece Mahkemesince

yürütülen yargılama sırasında başvurucuların, karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz

etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla

karşılaştıklarına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi, somut olayda dosyadaki

bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan yargılama ve kurulan hükümde

herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkça keyfi bir durum da tespit

edilmemiştir.

34. Açıklanan nedenlerle, başvurucular tarafından ileri

sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurucuların, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına, 19/11/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucular : Mehmet Hüseyin ÇAVDAR Adalet ÇAVDAR Vekilleri : Av. Hikmet TEPE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1081, 19 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1081
Tarih
19 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Muhammet Acar Başvurusu (B. No: 2013/6254)
  • Selahatdin Akgüre ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2515)
  • Halil İbrahim Ersöyleyen Başvurusu (B. No: 2014/2860)
  • Ömer Faruk Sütçü Başvurusu (B. No: 2014/4628)
  • Gülişan Yeşil Başvurusu (B. No: 2013/1448)
  • S.a. ve L.a. Başvurusu (B. No: 2014/2656)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.