İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Özyer Başvurusu (B. No: 2014/8783)

1. Başvuru, tutuklamanın makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/8783Tarih5 Nisan 2017Okuma12 dk · 2.388 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Özyer Başvurusu

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/8783
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.388 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması,

özel statülü mahkemede yargılama yapılması, delillerin hatalı değerlendirilmesi

ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca muhtelif

suçlardan yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

2/11/2007 tarihli ve 2007/127 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

9. Soruşturma dosyasına erişim, soruşturma evresinin bir

kısmında mahkeme kararıyla kısıtlanmıştır.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2/1/2008 tarihli ve

E.2008/2 sayılı iddianamesiyle suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma,

izinsiz tehlikeli madde bulundurma, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma, yağma, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından başvurucu ve diğer

şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.

11. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. Madde ile

görevli) yürütülen yargılamada, aynı Mahkemenin dört dosyası daha başvurucunun

da yargılandığı E.2008/4 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Birleştirmeler ile

birlikte yargılanan sanık sayısı otuz olmuştur.

12.Başvurucu hakkındaki yargılama on celse sürmüştür. Esas

hakkındaki mütalaa 17/12/2010 tarihli celsede sunulmuş, mahkûmiyet kararı ise

19/10/2011 tarihli oturumda verilmiştir. Başvurucu, yargılama boyunca müdafi

yardımından yararlanmıştır.

13. Başvurucu müdafii, esas hakkındaki

mütalaaya karşı savunma yapmak için son celsede süre talep etmiştir.

14. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2011 tarihli

kararıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından mahkûmiyetine, tutukluluk

hâlinin devamına hükmedilmiştir. Kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasına yer

olmadığına, diğer suçlardan ise başvurucunun beraatine

karar verilmiştir.

15. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin

5/3/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri

onanmıştır.

16. Anılan karar, başvurucu tarafından 28/4/2014 tarihinde

öğrenilmiştir. Bireysel başvuru 20/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “zaman bakımından yetkisi”yle ilgili ilkeleri belirlemiştir. İlk derece

mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının anılan yetkinin başladığı 23/9/2012

tarihinden sonra verilmiş olması gerektiği, bu tarihten önce verilen bir nihai

kararla sona eren tutukluluk hâllerine ilişkin başvuruların zaman bakımından

yetki dışında kaldığı kabul edilmiştir (Osman

Büyüksu, B. No: 2013/5512, ¾/2014, §§ 20-24;

Ali Öksüz, B. No: 2013/6065, ¾/2014,

§§ 20-23; Cevdet Genç, B. No:

2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29).

20. Somut olayda başvurucunun suç isnadına bağlı tutukluluk

durumu başvurucunun mahkûm edildiği 19/10/2011’de, yani bireysel başvuruların

incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012’den önce sona

ermiştir.

21. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

25. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (B.E., § 29)

26. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında, somut olayda yaklaşık 6 yıl 4 ay 25 gün

sürdüğü anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

C.İddia Makamının

İşlemlerine, Mahkemenin Bağımsızlık ve Tarafsızlığına İlişkin İhlal İddiaları

28. Başvurucu; soruşturmanın bizzat Cumhuriyet savcısı yerine

kollukça yapıldığını, iddianame tanzim edilirken lehe delillerin görmezden

gelindiğini, Cumhuriyet Savcısı tarafından suça konu senedin aslının

araştırılması gerekirken fotokopisi ile yetinildiğini, bu evrede lehe delil

ileri sürülemediğini, müştekilerin sonradan vazgeçtikleri beyanlarına neden

itibar edilmediğinin esas hakkındaki mütalaada açıklanmadığını, yargılandığı

mahkemenin özel statülü olarak kurulduğunu, bu mahkemelerin yargılamalarının

güven vermediğini, kanun koyucu tarafından sonradan bu sebeplerle

kaldırıldığını belirterek Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 47. Maddesinin (3),48. Maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları uyarınca başvurucunun başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını

açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını

kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü

bulunmaktadır (S.S.A., B. No:

2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

30. Somut olayda başvurucu, savcılık işlemlerine yönelik ihlal

iddialarını soyut ve genel ifadelerle ileri sürmüş; soruşturma evresindeki

işlemlerden ve esas hakkındaki mütalaadan dolayı haklarının ne şekilde ihlal

edildiğine ilişkin gerekçeleri açıklama yönündeki yükümlülüğünü yerine

getirmemiştir.

31.Başvurucu, mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına

ilişkin ihlal iddiasını da salt 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 250. Maddesi ile görevli mahkemenin özel statülü olarak

kurulmasına ve kamuoyu nezdinde bu mahkemelerin güven vermedikleri iddiasına

dayandırmış ve anılan mahkemenin neden adil yargılama yapmadığını

temellendirmemiştir. Bir başka ifadeyle başvurucu, mahkemenin hangi somut

özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamada

bulunmamıştır. Bu nedenlerle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların

ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddiasını

kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddiaları kanıtlanamadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

.

D. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin

İddia

33. Başvurucu, soruşturma evresinde dosyaya erişiminin

engellenmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü bir

başvuruda bu konudaki ilkeleri belirlemiştir. Buna göre şüphelinin dava

dosyasına erişimine getirilen kısıtlama, duruşma öncesi delillerin suç isnadı

altındaki kişiye ulaştırılmasını ve sözlü yargılama aşamasında sanığın müdafii aracılığıyla deliller üzerine görüş sunmasını

engellememelidir. Kısıtlamaya ilişkin kararın alınmasında çelişmeli yargılama

ve silahların eşitliği ilkelerine riayet edilmeli ve sanığın menfaatlerinin

korunması için yeterli güvenceler sağlanmalıdır (Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No: 2013/6068,

18/11/2015, §§ 54-68).

35. Başvurucu, duruşma öncesinde delillerin bir kısmından

haberdar olmuş, sözlü yargılama aşamasında (duruşmada) müdafii

aracılığıyla deliller üzerine görüş bildirmiş ve itirazlarını sunmuştur. Ayrıca

başvuru dosyası incelendiğinde “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama”

ilkelerine aykırı olarak başvurucuya delillerini sunma, inceletme ve itiraz

etme hususlarında uygun olanakların sağlanmadığına ilişkin bir delil de

bulunmamaktadır.

36. Başvurucu, ayrıca esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma

yapmak için süre verilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa Mahkemesi, savunma için gerekli zamanın tanınmaması

nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak daha önce

ilkeler belirlemiştir. Buna göre şüphelinin/sanığın savunma için gerek duyacağı

süre diğerinden farklıdır. Savunma için gerekli süre somut olayın

özelliklerine, davanın niteliğine, dava konusunun karmaşık olup olmadığına,

sanığın içinde bulunduğu duruma ve yargılamanın aşamasına göre değişebilir.

Sanığın, öncesinde müdafi yardımından faydalanması da sürenin yeterliliği

hususunda gözetilebilir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, B. No: 2014/6971, ½/2017, §§

35-49).

38. Anayasa Mahkemesi bir kararında, on celse süren bir

yargılamada esas hakkındaki mütalaaya karşı üç günlük süreyi yargılamanın

bütünlüğünü gözeterek savunma için yeterli görmüştür (Gürol Doğan, B. No: 2013/2642, 17/9/2014).

Başka bir kararında, başvurucuya iki aylık süre içinde iki kez savunma yapma

imkânı tanındığı gerekçesiyle başvurucunun savunma hakkının kısıtlandığı

iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Cihan

Yeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015).

39. Başvurucu hakkındaki yargılama on celse sürmüştür. Esas

hakkındaki mütalaa 17/12/2010 tarihli celsede sunulmuş, mahkûmiyet kararı ise

19/10/2011 tarihli oturumda verilmiştir. Başvurucu, yargılama boyunca müdafi

yardımından yararlanmıştır. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda, yargılamanın

bütünlüğü gözetildiğinde başvurucunun savunma için gerekli zamandan

yararlandığı anlaşılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle savunma hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

41. Başvurucu, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına ilişkin

kurallara uyulmadığını, gerekçe gösterilmeksizin teşdit uygulandığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Anayasa’nın 36. Maddesi gereği mahkemelerin her türlü

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014,

§ 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna

etkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek

zorunda olabilir(Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

43. Yargılama sonunda sanık savunmaları, müşteki beyanları, olay

nedeniyle düzenlenen teşhis tutanakları, aramalar sonucu elde edilen deliller,

doktor raporları, ekspertiz raporları, telefon görüşme içerikleri ve tüm dosya

kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrı

ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren, başvurucunun cezasının azalmasına

veya kalkmasına neden olabilecek türde (uyuşmazlığın çözümü için esaslı) tüm

iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate alınarak verilen kararda hükme

ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görüldüğünden gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan

başvurucu hakkındaki cezalar, suçun işleniş biçimi, yeri ve zamanı, müşteki

üzerinde meydana getirdiği etki, suç konusunun önem ve değeri gibi hususlar dikkate

alınarak alt sınırından uzaklaşılarak belirlenmiştir.

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

F.Diğer İhlal İddiaları

45. Başvurucu; hakkında yürütülen ceza yargılamasında cezaların

şahsiliği ilkesine aykırı davranıldığını, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin

gözardı edildiğini, delillerin takdirinde yanılgıya

düşülmesi nedeniyle haksız olarak mahkûm edildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Anayasa’nın 148. Maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

47. Somut olayda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamada, sanık savunmaları, müşteki beyanları, olay nedeniyle düzenlenen

teşhis tutanakları, aramalar sonucu elde edilen deliller, doktor raporları,

ekspertiz raporları, telefon görüşme içerikleri ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan

iddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince verilen kararlarda

delillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın

sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

48. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

G. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

50. Başvurucu 50.000 TL manevi, 50.000 TL maddi tazminat

talebinde bulunmuştur.

51. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. İddia makamının

işlemlerine, mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Savunma hakkının

kısıtlandığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

4. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

5. Diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

6. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ’un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2008/4, K.2011/180) yerine bakan mahkemeye

GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/4/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiası kabul edilebilir bulunmakla birlikte, çoğunluğun ihlal

yönündeki kararının yerinde olmadığı düşünülmektedir.

Kararımızda da

belirtildiği üzere, ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı yönündeki

değerlendirmede yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, sanık sayısı,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu gibi hususlar da

dikkate alınmaktadır.

Somut olayda İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin dört dosyasının daha başvurucunun yargılandığı dosya ile

birleştirildiği ve birleştirilenlerle birlikte dosyadaki sanık sayısının otuz

olduğu dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin davanın karmaşıklığı ve sanık

sayısı itibariyle benzer başvurularda verdiği kararlarda belirlenen ilkelere

göre, somut olaydaki yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılması

gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun ihlal yönündeki kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Mehmet ÖZYER

Vekili

:

Av. Müzmer YÜCE

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8783, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Makul Sürede
  9. D. Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin
  10. E. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  11. G. 6216 Sayılı Kanun’un
  12. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Yıldırım
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8783
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • İbrahim Kızılkaya Başvurusu (B. No: 2014/2517)
  • Gazal Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20319)
  • Ayşe Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11133)
  • Yryskul Beıshenalıev Başvurusu (B. No: 2016/7458)
  • Ali Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3551)
  • Fevzi Kayacan Başvurusu (B. No: 2014/8978)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.