İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Tuncay Başvurusu (B. No: 2017/8528)

1. Başvuru, mal varlığına elkoyma ve maaş ödemelerinin

Başvuru No2017/8528Tarih29 Eylül 2020Okuma26 dk · 5.222 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Tuncay Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/8528
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.222 kelime·26 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mal varlığına elkoyma ve maaş ödemelerinin

yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumuna ve hastaneye

götürülürken kelepçe takılması nedeniyle kötü muamele yasağının; ceza infaz

kurumunda açık görüş hakkının sınırlandırılması, eşle mahrem görüşme

yapılmasına izin verilmemesi ve diğer bir kısım uygulama nedeniyle özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin; ceza soruşturması

sürecindeki hukuka aykırılıklar nedeniyle adil yargılanma hakkı ile özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının; gözaltı tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız

ve tarafsız olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedenleriyle

de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun gözaltındaki uygulamalar

nedeniyle kötü muamele yasağının, soruşturma sürecinde uygulanan arama ve

elkoyma tedbirleri nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğine yönelik iddialarının kabul edilemez olduğuna, diğer temel hak

ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilebilirlik

incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hâkim olarak görev

yapmakta olan başvurucunun 16/7/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmasına,

24/8/2016 tarihinde ise meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.

11. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık

suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında

yer aldığı iddiasıyla başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.

12. Başvurucu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla

18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanması istemiyle Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

14. Hâkimlik başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 19/7/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...Şüpheliler ... ve Mehmet Tuncay'a

atılı suçun vasıf ve mahiyeti dikkate alındığında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının

18/7/2016 tarihli yazısı, ülkemizdeki darbe tehlikesinin henüz geçmediği..., bu

aşamada delillerin henüz tam olarak toplanmadığı, isnat edilen suçların ceza

miktarları gözönüne alındığında HSYK açığa alma işlemi ile birlikte

değerlendirildiğinde... atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, bu aşamada adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı

anlaşıldığından... CMK 100 maddesi uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar

verildi.]"

15. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında

soruşturma yapma yetkisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu

gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.

16. Başvurucu; tutuklandıktan sonra tutukluluk hâlinin devamına

dair kararlara süresinde itiraz ettiğini ancak itirazına cevap verilmediğini,

bireysel başvurusuna konu tutukluluk hâlinin devamına dair verilen 7/12/2016

tarihli karara karşı da süresinde itiraz etmesine karşın Sulh Ceza Hâkimliğince

herhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir.

17. UYAP üzerinden yapılan incelemede Ankara 8. Sulh Ceza

Hâkimliğince 7/12/2016 tarihinde başvurucu hakkında verilen tutukluluk hâlinin

devamına dair karara karşı başvurucunun 21/12/2016 tarihli dilekçesiyle itiraz

ettiği görülmektedir. Buna karşılık anılan itiraza ilişkin olarak herhangi bir

karar verildiği tespit edilememiştir.

18.Başvurucu 12/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Soruşturma sürecinin devamında Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı, başvurucu hakkında soruşturma yapma yetkisinin Gaziantep

Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.

20. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 17/7/2017 tarihli

iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı

yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

21. İddianamede başvurucunun ByLock

isimli programı kullandığına yönelik tespite dayanıldığı görülmüştür.

22. Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianameyi

kabul etmiş ve E.2017/189 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasına

başlamıştır.

23. Mahkeme 17/11/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır.

24. Mahkeme 26/1/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve

tahliye edilmesine karar vermiştir.

25. Başvurucunun istinaf talebi, Gaziantep Bölge Adliye

Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.

26.Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuş olup

yargılama temyiz aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili hukuk için bkz. Adem

Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536,

4/6/2020, §§ 27-82.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu; mal varlığı hakkında tedbir kararı verildiğini,

ayrıca hak ettiği maaşların tarafına ödenmediğini belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde özetle anılan iddiaya ilişkin olarak

öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.

maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurulması gerektiği belirtilerek

başvuru yollarının tüketilmediği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

31.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

32.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 16).

34. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mal varlığına konulan

tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla bu tedbir kararı

kaldırılmış ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına

atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası

açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna

varmıştır (Mehmet Ali Aslan, B.

No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28; Mustafa Ünal,

B. No: 2017/21149, 28/11/2018, § 112). Somut olayda başvurucu hakkında

uygulanan tedbirin 21/11/2016 tarihinde kaldırıldığı anlaşıldığından somut

başvuru yönünden anılan içtihatlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı

değerlendirilmiştir.

35.Öte yandan maaş ödemesinin hukuka aykırı bir şekilde

yapılmadığı iddiasına ilişkin olarak ise herhangi bir idari veya yargısal

hukuki yol tüketilmeksizin bireysel başvuru yapıldığı görülmüştür.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, tutuklandıktan sonra kelepçe takılmak suretiyle

ceza infaz kurumuna ve hastaneye götürüldüğünü belirterek kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması,

bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (İsmail Buğra İşlek, B.

No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

40. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

41. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin

belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa

dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının

sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,

§ 25).

42. Başvuruya konu olayda başvurucu genel olarak kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

Başvurucu, anılan kötü muamele iddialarını şikâyet ettiğine yönelik herhangi

bir bilgi veya belge sunmamıştır. Bu bağlamda başvurucunun iddialarının

soruşturma makamlarınca resen dikkate alınabilecek nitelikte olup olmadığı ve

somut veriler içerip içermediği hususunun dikkate alınması gerekmektedir.

Başvurucu, iddialarına ilişkin -soyut beyan dışında- delil ve belgeleri de

Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Dolayısıyla bu aşamada Anayasa Mahkemesinin

kötü muamele iddiasına konu olaylarla ilgili olarak soruşturma makamlarınca resen

harekete geçilmesini gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığını

değerlendirmesi mümkün gözükmemektedir.

43. Sonuç olarak başvurucunun anılan iddiaları usulüne uygun

şekilde şikâyet konusu yaptığına veya bu şikâyetin sonuçsuz kaldığına dair bir

bilgi veya belge sunmadığı gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal

yollar tüketilmeksizin bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Ceza İnfaz Kurumundaki

Uygulamalar Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin, Özel Hayata ve Aile Hayatına

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Açık Görüş Hakkının

Sınırlandırılması ve Mahrem Görüşme Yaptırılmaması Nedeniyle Özel Hayata ve

Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda

açık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde haksız yere sınırlandırıldığını

ve eşiyle mahrem görüşme yapmasına izin verilmediğini belirterek özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

47. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun

4. maddesinde başvurucunun ihlal iddialarına dayanak olan bu tarz uygulamalara

ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğinin görevli olduğu

belirtilmiştir. Somut olayda UYAP aracılığıyla erişilen belgeler ile başvuru

formunda yer alan bilgiler çerçevesinde; başvurucunun açık görüş hakkının

sınırlandırılmasıyla ilgili olarak 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayanarak

infaz hâkimliğine herhangi bir şikâyette bulunmadığı, eşiyle mahrem görüşme

yapmasına izin verilmemesine yönelik olarak ise Şanlıurfa İnfaz Hâkimliği

nezdinde şikâyet yoluna başvurduğunu beyan ettiği ancak şikâyetinin reddedilip

reddedilmediğini belirtmediği ve şayet şikâyeti reddedildiyse ret kararına karşı

ağır ceza mahkemeleri nezdinde itiraz kanun yolunu tükettiğini gösteren bilgi

veya belgeyi gerek ilk başvuru tarihinde gerek inceleme tarihine kadar geçen

zamanda Anayasa Mahkemesine sunmadığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun

anılan iddialar yönünden olağan kanun yolu süreçlerini tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.Ceza İnfaz Kurumundaki Diğer Uygulamalara

İlişkin İddialar

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda kapalı

görüş ile telefonla görüşme haklarına kısıtlamalar getirildiğini, sportif ve

kültürel faaliyetlerden faydalandırılmadığını, avukatıyla yaptığı görüşmelerin

kayıt altına alındığını, mektuplarının okunduğunu, ayrıca mektup, faks gibi

haberleşme araçlarının kullanımının yasaklandığını belirterek haberleşme

hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

51. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin

gerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

52. Somut olayda başvurucu; özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarını bilgi, belge

sunmadan soyut bir şekilde ileri sürmüş ve anılan şikâyetlerle ilgili olarak

herhangi bir hukuki sürecin yaşanıp yaşanmadığını da belirtmemiştir.

53. Bu nedenlerle, başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını ortaya koymak

yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen somut olayda bu yükümlülüğün

başvurucu tarafından yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Soruşturma Sürecindeki

Hukuka Aykırılıklar Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkı ile Özel Hayata ve Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltında Avukat

Yardımından Yararlanamama Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu; gözaltında avukatıyla görüşmesinin engellendiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

57. Somut olayda Anayasa Mahkemesince inceleme yapıldığı tarih

itibarıyla başvurucu hakkındaki dava temyiz kanun yolu aşamasında devam

etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılama süreçlerinde

yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme ve ileri

sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu

çerçevede başvurucu tarafından temyiz sürecinin sonuçlanması beklenmeden

şikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Soruşturma Sürecindeki

Hukuka Aykırılıklara İlişkin Diğer İddialar

a. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın üzerilerindeki sosyal ve

siyasal baskılar nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmayan hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarınca yürütüldüğünü, açığa alınıp tutuklandıktan sonra isminin yer

aldığı listelerin internet sitelerinde ve birtakım yayın organlarında

yayımlanmak suretiyle kamuoyuna terör örgütü üyesi olarak gösterildiğini, bu

nedenlerle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile adil yargılanma hakkı

bağlamındaki masumiyet karinesinin ve bağımsız ve tarafsız bir mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

60. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

61. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya aittir

(bkz. § 51).

62. Somut olayda başvurucu, başvuru formları ve eklerinde,

masumiyet karinesi ile bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

ne şekilde ihlal edildiğine dair hiçbir belirleyici ya da ayırt edici ifade

kullanmamış; başvuru formunda anılan iddialarını somut bir olgu veya olay

belirtmeksizin soyut olarak dile getirmiştir. Yine başvurucu, isminin yer

aldığı listenin hangi internet sitelerinde ya da medya organlarında

yayımlandığı hususunda da herhangi bir açıklayıcı beyanda bulunmadığı gibi

başvuru formuna bu hususa ilişkin herhangi bir açıklayıcı belge de

eklememiştir. Dolayısıyla başvurucunun başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaylara ilişkin iddialarını kanıtlama ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı Tedbirinin

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

64. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltına alınmasının

hukuki olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

65. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

66. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015,

§§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B.

No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:

2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

67. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

69. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil eden soruşturma

dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenle tutukluluk durumuna

etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

70. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

71. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

72. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

73. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına

karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma

sürecinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya

bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından soruşturma dosyası

incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların

başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını sunma

konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

75. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda bulunmadığını, adli kontrolün

neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayan

mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

76. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,

tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündeki

değerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.

b. Değerlendirme

77. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

78. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına yönelen bu

bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

80. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 187-191).

81. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama

tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

82. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(a) Genel İlkeler

83. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B.

No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

84. Başvurucu, terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

85. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Yıldırım Turan kararında -Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı

olarak- hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kişisel suçlarına ilişkin olarak

soruşturma yürütülmesi için bir izin şartı bulunmadığını ifade ettikten sonra

başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirine konu olan terör örgütü üyeliği suçunun

kişisel suç niteliğinde olduğunu ve bu nedenle başvurucunun anılan suçtan

tutuklanmasının herhangi idari bir mercinin izin ya da kararına bağlı

olmadığını belirtmiştir (Yıldırım Turan,

§§ 136-147).

86. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklandığı

somut başvuruda anılan kararda yer alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun

mesleğinden kaynaklanan güvencelere aykırı bir şekilde 24/2/1983 tarihli ve

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na aykırı olarak tutuklandığı iddiası

yerinde görülmemiştir. Buna göre başvurucunun tutuklanmasının kanuni bir

dayanağının olmadığı söylenemez.

87. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.

88. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde

başvurucunun tutuklanmasına dair 19/7/2016 tarihli kararda; atılı bulunan

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut delillerin dosya kapsamında bulunduğunun, kaçma ve

delilleri karartma ihtimalinin olduğunun, adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağının, suçüstü hâlinin bulunduğunun, isnat olunan suç ile orantılı olarak

tedbir kapsamında tutuklanmasına karar verildiğinin belirtildiği görülmektedir.

89. İddianamede ise başvurucunun ByLock isimli programı kullandığına ilişkin tespite

dayanılmış ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması talep edilmiştir.

90. Başvurucu hakkında yürütülen kovuşturmada başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğunun

tespit edildiğine ilişkin olarak kolluk birimlerince düzenlenen belge Mahkeme

tarafından başvurucuya okunmuş, 26/1/2018 tarihli duruşmada Cumhuriyet

savcısının bildirdiği esas hakkındaki mütalaasında ise başvurucunun ByLock programı kullanıcısı olduğu ve

13/8/2014 ile 16/3/2015 tarihleri arasında bu programa giriş yaptığı ifade

edilmiştir.

91. Anayasa Mahkemesi, ByLock

uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu

uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri §§ 106, 267; M.T. [GK], 2018/10424, 4/6/2020, §§

112-116). Bu itibarla somut olayda soruşturma makamlarınca ve tutuklama

tedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan

başvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin sağlanması için

oluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLock

uygulamasını 13/8/2014 ile 16/3/2015 tarihleri arasında mobil telefon hattı

üzerinden internet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde

kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi,

anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak

değerlendirilemez.

92. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

93. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

94. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

95.Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Şanlıurfa 2.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma ve delilleri karartma

şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

96. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2) [GK], B.

No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

97. Terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi

zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar

olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda

örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde

hareket etme gibi- de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

98. Somut olayın özellikleri dikkate alındığında Şanlıurfa 2.

Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen cezanın miktarını, işin

niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

99. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

100. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yer

alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

4. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

101. Başvurucu, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

102. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

103. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam

Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.

No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 26/1/2018 tarihinde tahliyesine

karar verilen başvurucu yönünden anılan kararlardan ayrılmayı gerektirir bir

durumun olmadığı anlaşılmıştır.

104. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Sulh Ceza

Hâkimliklerinin Yapısı ile Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

105. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren ve tutukluluk

incelemelerini yapan sulh ceza hâkimliklerinin kapalı devre olarak

adlandırılabilecek bir sistemle çalıştığını, ayrıca bu hâkimliklerin bağımsız

ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.

106. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

107. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa itirazın

bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı

etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar

Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,

17/5/2016, §§ 64-78, 94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

108. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme

Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

109. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararının ve bu kararlara

yapılan itirazların incelenmesine katılamadığını, duruşma yapılmadan dosya

üzerinden bu kararların verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

110. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

111. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan

([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 221-251) kararında; 15

Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen

olağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü,

FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk

incelemelerinin belirli bir süre duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstü yönetim usullerinin

benimsendiği dönemde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin güvence rejimini

düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceğini belirtmiştir. Anılan

kararda, bu kapsamdaki suçlardan tutuklanan başvurucunun tutukluluğunun

yaklaşık 18 ay boyunca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden verilen kararlarla

sürdürülmesinin olağanüstü hâl döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını

ihlal etmediği sonucuna varılmıştır.

112. Somut olayda tutuklama konusu suçun niteliği ve

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan yapılan tutukluluk incelemelerinin yaklaşık 1

yıl 4 aylık süresi dikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı ve

farklı inceleme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

113. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

7. Tutukluluğa

İtirazların Değerlendirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

114. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin

kararlara yasal süreleri içinde yaptığı itirazlara cevap verilmediğini,

itirazları hakkında herhangi bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini ileri

sürmüştür.

115. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

116. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucular

yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucular

yönünden bkz. Cafer Yıldız, B.

No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar

Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş

başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B.

No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda

kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum

mevcut değildir.

117. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.Açık görüş hakkının sınırlandırılması ve mahrem görüşme

yaptırılmaması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.Ceza infaz kurumundaki diğer uygulamalar dolayısıyla

haberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.Gözaltında avukat yardımından yararlanamama dolayısıyla adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Soruşturma sürecindeki diğer hukuka aykırılıklar dolayısıyla

adil yargılanma hakkı ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

10. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

11. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve tarafsız

olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

12. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

13. Tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Mehmet TUNCAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/8528, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Kötü Muamele Yasağının
  12. C. Ceza İnfaz Kurumundaki
  13. D. Soruşturma Sürecindeki
  14. E. Kişi Hürriyeti ve
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/8528
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Hasan İşten Başvurusu (B. No: 2018/21105)
  • Mehmet Aslan Başvurusu (B. No: 2018/14190)
  • Arif Ekim ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9276)
  • Nurdan Şahin Başvurusu (B. No: 2018/10377)
  • Ahmet Akpolat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2183)
  • Mehmet Gülhan Başvurusu (B. No: 2017/31780)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.