İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Zeki Genç Başvurusu (B. No: 2013/7139)

1. Başvuru, belediyeden işçilik alacaklarının tahsil edilememesi

Başvuru No2013/7139Tarih17 Şubat 2016Okuma17 dk · 3.430 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Zeki Genç Başvurusu

Karar tarihi
17 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/7139
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.430 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, belediyeden işçilik alacaklarının tahsil edilememesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/9/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/6/2015 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Batman ili Beşiri ilçesi İkiköprü

Belde Belediyesinde (Belediye) işçi olarak çalışmakta iken 14/1/2009 tarihinde

emekliye sevk edilmiştir.

8. Belediye Başkanınca imzalanan 14/1/2009 tarihli yazıda,

başvurucuya 22.788 TL azami emeklilik kıdem tazminatının ve 16.655 TL ikramiye

alacağının ödenmesi uygun görülmüştür. Belediye tarafından başvurucuya alacağın

10.000 TL tutarındaki kısmı ödenmiştir.

9. Başvurucu, ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacıyla

Belediye aleyhine 4/6/2009 tarihinde (Kapatılan) Beşiri İcra

MüdürlüğününE.2009/93 sayılı dosyasında 29.443 TL asıl alacak, 883 TL faiz

olmak üzere toplam 30,326 TL tutarında ilamsız icra takibi başlatmıştır.

10. Başvurucu, Belediyenin borca itiraz etmesi üzerine, itirazın

kaldırılması talebiyle 29/7/2009 tarihinde (Kapatılan) Beşiriİcra

Mahkemesine başvurmuştur.

11. Mahkemenin 5/10/2010 tarihli ve E.2009/4, K.2010/2 sayılı

kararıyla Belediye Başkanı'nın oluruna sunulan 14/1/2009 tarihli yazı uyanınca

başvurucuya azami 22.788 TL tutarında emeklilik kıdem tazminatı, 16.655 TL

tutarında ikramiye alacağı olmak üzere 39.443 TL tutarın ödenmesinin uygun

görüldüğü ve yazının Belediye Başkanı tarafından imzalandığı, Belediye

Başkanlığı tarafından verilen ve imzası inkar edilmeyen yazının 9/6/1932

tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 68. maddesine göre borç ikrarını

içeren belge niteliğinde olduğu, borcun ödendiğine dair herhangi bir evrakın

sunulmadığı bu nedenle Belediye tarafından yapılan itirazın yerinde olmadığı

belirtilerek davanın kabulüne, takip konusu asıl alacağın %40'ı oranında icra

inkar tazminatının başvurucuya ödenmesine ve itirazın kaldırılmasına karar

verilmiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27/9/2011

tarihli ve E.2011/1826, K.2011/16872 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin

kararı onanmıştır.

13. Başvurucunun talebi üzerine, Beşiri İcra Müdürlüğünün

15/11/2011 tarihli yazısıyla E.2009/93 sayılı takip dosyasında yer alan

50.726,76 TL tutarın yedi gün içerisinde dosya hesabına yatırılması, aksi hâlde

borcun icra yoluyla tahsil edileceği Belediyeye tebliğ edilmiştir.

14. Beşiri İcra Müdürlüğünün kapatılması üzerine, icra takibine

Batman 1. İcra Dairesinin E.2012/6146 sayılı dosyasında devam edilmiştir.

15. Başvurucunun takip talebini yenilemesi üzerine, takibe

Batman 1. İcra Dairesinin E.2013/129 sayılı dosyasında devam edilmiştir.

16. Batman 1.İcra Dairesinin 19/8/2013 tarihli yazısıyla

başvurucunun takip talebini yenilediği, 19/8/2013 tarihi itibarıyla 60.636,47

TL borcun yeni takip dosyası hesabına yatırılması gerektiği, aksi hâlde borcun

cebri icra yoluyla tahsil edileceği Belediyeye tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 12/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Batman 1. İcra Dairesinin 20/8/2015 tarihli dosya hesabı

uyarınca takibe konu bakiye borç tutarı 65.993,49 TL olarak tespit edilmiştir.

19. Başvurucu Anayasa Mahkemesine sunduğu 14/10/2015 tarihli

yazıda, yaklaşık 65.000 TL tutarındaki takip alacağının 24.899,34 TL

tutarındaki kısmının ödendiğini bildirmiş, buna ilişkin banka dekontunu ibraz

etmiştir.

20. Belediyenin Anayasa Mahkemesine sunduğu 17/12/2015 tarihli

yazıda, başvurucunun alacağının 17/4/2015 tarihinde ödendiği ifade edilmiş,

alacağın 25.000 TL tutarındaki kısmının ödendiğine ilişkin belgeler ibraz

edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

21. 2004 sayılı Kanun’un 82. maddesinin “İtirazın kesin olarak kaldırılması” kenar

başlıklı 68. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(Değişik

birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz

edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç

ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların

yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye

müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay

içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın

kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız

takip yapılamaz.

Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge

ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.

...

(Değişik: 9/11/1988 -

3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza

alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a

maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya

ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması

talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya

miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede

dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı

bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza

kalkar."

22. 2004 sayılı Kanun’un “Haczi

caiz olmıyan mallar ve haklar” kenar

başlıklı 82. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi şöyledir:

“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen

mallar,”

23. 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" kenar

başlıklı 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Belediyenin proje

karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu

hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen

vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, 2009 yılında işçilik alacaklarının tahsili

amacıyla İkiköprü Belediyesi aleyhineyürüttüğü

ilamsız icra takibine itiraz edilmesi üzerine (Kapatılan)Beşiriİcra

Mahkemesince itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verildiğini,

takibin kesinleşmesine karşın kamu mallarının haczinin mümkün olmaması nedeniyle

haciz talebinde bulunamadığını ve alacağını tahsil edemediğini belirterek yargı

kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, takip konusu

alacağını tahsil edememesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, her ne kadar Beşiri İcra

Mahkemesince verilen, borca itirazın kaldırılmasına ilişkin kararın icra

edilmediğinden şikâyet etmekte ise de maddi anlamda kesin hüküm niteliğini haiz

olmayan (Alba İnşaat Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1313, 26/2/2015, § 55), hakkında genel mahkemelerde dava açılması yolu

saklı tutulan, takip hukukuna özgü ve icra takibinin devamını sağlamaya yönelik

sonuç doğuran Mahkeme kararının; takibe devam edilmesi ve Belediyeye takip

konusu borcun ödenmesi hususunda ihtarın tebliğ edilmesi suretiyle kısmen icra

edildiği, öte yandan Mahkemece hükmedilen icra inkar tazminatının ise

kesinleşen takibe konu borcun kapsamında olduğu hususları değerlendirildiğinde

başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

29. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu olan

"sahip olunan bir mülk"e, ihlal sonucunu

doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

30. Bir alacağın; mahkeme hükmü, hakem kararı veya idari bir

kararla yeterli derecede icra edilebilir kılındığının ortaya konulması hâlinde

mülk olarak kabul edilmesi gerekir (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002 § 40, Stran Greek Refineries

ve Stratis Andreadis/Yunanistan,

B. No: 13427/87, 9/12/1994, § 59; Krstic/Sırbistan,

B. No:45394/06, 10/12/2013, § 76). Somut olayda başvurucunun, Belediyenin

yetkili organları tarafından düzenlenen ve borç ikrarını içeren bir belgeye

dayanan, mülkiyet hakkı kapsamında icra edilebilir nitelikte bir alacağının

olduğu anlaşılmıştır.

31. Başvuru konusu olayda, başvurucunun Belediyede çalışmakta

iken emekliye sevk edildiği, işçilik alacaklarını gösteren ve Belediye Başkanı

tarafından imzalanan belgeye dayanarak icra takibi yürüttüğü, Belediyenin borca

itirazı üzerine Mahkemece itirazın kaldırılmasına karar verildiği, temyiz

üzerine verilen kararın onandığı tespit edilmiştir.

32. Başvurucu; Anayasa Mahkemesine sunduğu 14/10/2015 tarihli

yazıda, yaklaşık 65.000 TL olan alacağın 24.899,34 TL tutarındaki kısmının

ödendiğini bildirmiştir.

33. Belediyenin Anayasa Mahkemesine sunduğu 17/12/2015 tarihli

yazıda ise başvurucunun alacağının 17/4/2015 tarihinde ödendiği ifade edilmiş,

alacağın 25.000 TL tutarındaki kısmının ödendiğine ilişkin belgeler ibraz

edilmiştir.

34. Bir kamu kurumunun ödemesi gereken belli bir miktar tazminat

söz konusu olduğunda, mağdurluk statüsünün ortadan kaldırılması için bu bedelin

tamamının ödenmesi ve ödemenin gecikmesine ve enflasyona bağlı hissedilir

derecede değer kaybının bulunmaması gerekir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59).

35. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirttiği üzere

kamu kurumları nezdindeki alacağın tahsili amacıyla birey icra takibine

zorlanmamalıdır (Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 47). Buna rağmen icra takibi

başlatılması hâlinde başvurucunun alacak hakkının, icra dosyasında kesinleşen

güncel tutarın tamamının ödenmesiyle sona ereceğinde kuşku yoktur. Somut olayda

ise takibe konu bakiye borcun tamamının ödenmediği, başvurucunun alacak

hakkının sona ermediği anlaşılmıştır.

36. Başvuru konusu olaydaki gibi işçilik alacaklarını gösteren

ve Belediye Başkanı tarafından imzalanan belgeye dayanan alacağın veya

tazminatın tamamının ödenmemesi, mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale niteliğindedir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, § 61).

37. İcra edilebilir nitelikteki alacağın ödenmesindeki

gecikmenin, başvurucunun mülkiyet hakkına bir müdahale olduğu kabul edilmekle

beraber ödemede ne kadar süreli bir gecikmenin hak ihlali sayılacağının

tespitinde; ödemenin yerine getirilmesi konusunda idarenin tutumu,

öngörülebilirliğin sağlanıp sağlanmadığı, alacak veya tazminatın ödemenin

gecikmesi nedeniyle değer kaybedip kaybetmediği, ödemenin toplam süresi gibi

somut koşulların incelenmesi gerekir (Arman Mazman, B. No: 2013/1752, 26/6/2014, §§ 48-

66).Bununla birlikte, kamu kurumları borçlarını ifa etmemek için ekonomik

kaynak yokluğunu mazeret olarak ileri süremez (Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, § 46).

38. Başvuru konusu olayda Belediye Başkanı tarafından imzalanan

14/1/2009 tarihli yazı uyanınca başvurucuya azami 22.788 TL tutarında emeklilik

kıdem tazminatı, 16.655 TL tutarında ikramiye alacağı olmak üzere 39.443 TL

tutarın ödenmesi uygun görülmüştür. Alacağın 10.000 TL tutarındaki kısmı

başvurucuya ödenmiştir. Başvurucu, alacağın kalan kısmının tahsili amacıyla

Belediye aleyhine 4/6/2009 tarihinde Beşiri İcra Müdürlüğünde ilamsız icra

takibi başlatmıştır. Başvurucunun takibe konu alacağının 25.000 TL tutarındaki

kısmının 17/4/2015 tarihinde banka hesabına ödendiği, buna karşın 20/8/2015

tarihli dosya hesabı uyarınca bakiye borç tutarının 65.993,49 TL olarak tespit

edildiği, alacağın kalan kısmı hakkında herhangi bir ödeme planı sunulmadığı

gibi kalan kısmın ne zaman ödeneceği hususunda başvurucuya herhangi bir tarih

aralığının bildirilmediği tespit edilmiştir. (bkz. §§

8-20).

39. Başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilen

alacağının; işçilikten doğan emeklilik kıdem tazminatı ve ikramiye alacağı

olduğu, alacağın başvurucunun yaşamını sürdürmesi bakımından önem arz ettiği,

alacağın 25.000 TL tutarındaki kısmının borç ikrarını içeren belgenin tanzim

tarihinden itibaren beş yıl üç ay geçtikten sonra ödendiği, kalan tutarın ise

Anayasa Mahkemesi karar tarihi itibarıyla ödenmediği anlaşılmıştır. İcra

organları vasıtasıyla tespit edilen borcun tahsili amacıyla idarelerin bir

kısım mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğine ilişkin kanuni düzenleme de

dikkate alındığında alacağın ödenmeyen kısmına ulaşmada belirsizlik bulunduğu,

bu durumun icra makamları tarafından kesinleştirilen takibi de etkisiz kıldığı

tespit edilmiştir (Şenal Haylaz, B. No: 2013/3457, 25/2/2015, §

79).

40. Belirtilen tespitler ışığında, Belediyenin borç ikrarına

dayanan alacağı ödememesi, mülkiyetten barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı

ilkesini ihlal niteliğindedir.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

Erdal TERCAN bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

43. Başvurucu ödenmeyen takip konusu alacağın ödenmesi ve 18.000

TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. Bireysel başvuru dosyasının incelenmesi sonucunda takip

konusu borcun Belediye tarafından ödenmemesi nedeniyle başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (bkz. § 41).

45. Başvurucu, hak ihlalinin giderilmesi için borcun ödenmesini

ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Başvurucunun takibe konu

alacağının kalan kısmının, belgenin düzenlendiği 14/1/2009 tarihindenAnayasa

Mahkemesince kararın verildiği tarihe kadar geçen altı yıllık sürede ödenmediği

tespit edilmiştir. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğidikkate

alındığında başvurucunun yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 12.000

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvuruya konu kesinleşen icra takibi sonucunda hesaplanan

borcun tamamının ödenmediği ve bu hususun başvurucunun mülkiyet hakkını ihlal

ettiği gözetilerek takip konusu borcun kalan kısmının ifa edilmesinde

başvurucunun hukuki yararı bulunduğundan 6216 sayılı Kanun'un (1) ve (2)

numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve

kesinleşen ödeme emrinin gereklerinin yerine getirilmesini temin etmek amacıyla

kararın bir örneğinin İkiköprü Belde Belediyesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin, mülkiyet

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve kesinleşen ödeme

emrinin gereklerinin yerine getirilmesini temin etmek üzere İkiköprü

Belde Belediyesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 12.000 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

17/2/2016 tarihinde Erdal TERCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOYGEREKÇESİ

1. Başvurucu, Belediyeden22.788 TL emeklilik kıdem tazminatı ve

16.655 TL ikramiye alacağının olduğunu, alacağının bir kısmının ödenip geri

kalan kısmının ödenmediğini, ödenmeyen kısım için belediyeye karşı haciz yolu

ile takip yaptığını, belediyenin itiraz ettiğini, itirazın icra mahkemesince

kaldırıldığını ve takibin devamına kararı verildiğini, bu kararın temyiz

edildiğini, temyiz talebinin reddedildiğini ve kararın onandığını, Belediyeye

alacağının ödenmesi için ihtarda bulunmasına rağmen alacağının ödenmediğini,

takibin kesinleşmesine karşın kamu mallarının haczinin mümkün olmaması

nedeniyle haciz talebinde bulunamadığını ve alacağını tahsil edemediğini

belirterek, yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının, takip konusu alacağını tahsil edememesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Bölüm çoğunluğu, başvurucunun alacağının kesinleştiğini, bu

alacağın bir Belediyeden olduğunu, kesinleşen alacağın hemen ödenmesi

gerektiğini, ödenmesi için kamu kurumlarının kaynak yokluğu mazeretini ileri

süremeyeceğini, Belediyenin ödeme yapmadığı gibi, herhangi bir ödeme planı da

sunmadığını, idarelerin bir kısım mal ve haklarının haczedilemeyeceğine ilişkin

kanuni düzenlemeler de dikkate alındığında,alacağın

ödenmeyen kısmına ulaşmada belirsizlik bulunduğunu, bu durumun kesinleşen

takibi etkisiz kıldığını belirterek, başvuruyu kabul edilebilir bulmuş ve ihlâl

kararı vermiştir.

3. Aşağıda belirtilen gerekçelerle Bölüm çoğunluğunun görüşüne

katılmam mümkün olmamıştır.

4. Anayasa’nın 148. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesine göre

bireysel başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

gerekir. Keza 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 2. fıkrası gereğince de

başvuruda bulunmadan önce idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerekir.

5. Mahkememizin istikrar bulmuş uygulaması gereğince de, bireysel başvuruda bulunmadan önce, kamu gücü ihlâlini

gidermek için etkili olanidari ve yargısal başvuru

yollarının tüketilmesi gerekir. Nitekim, Mahkememiz bir kararında konuya

ilişkin olarak şöyle demektedir:

“16. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre

bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin

tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.

17. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu

ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini,

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara

sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir" (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013).

7. Başvuruya konu olan alacak, işçi alacağıdır. Başvurucu 2004 sayılıİcra ve İflâs Kanunu’na(İİK)

göre Belediyeye karşı genel haciz yolu takip yapmış, Belediyenin takibe itiraz

etmesi üzerine, itirazın kesin olarak kaldırılmasına ve takibin devamına kararı

verilmiştir. Bu aşamadan sonra, alacaklının takibe devam edebilmek için İİK m.

78 vd. gereğince haciz talebinde bulunması gerekir. İcra müdürünün re’sen harekete geçip takibi devam ettirmesi mümkün

değildir.

8. Başvuru konusu olayda, başvurucu, Belediyeye karşı haciz yolu

ile takip yapmış, takibin kesinleşmesinden sonra, Belediyenin bir kısım mal ve

haklarının haczinin caiz olmadığını gerekçe göstererek, borçlu Belediyeye karşı

haciz talebinde bulunmamış, ihtarda bulunarak alacağının ödenmesini istemiş,

aradan uzunca bir süre geçtikten sonra da, alacağının

ödenmediğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. İİK’nun 82. maddesinin 1.

fıkrasının 1. bendine göre , “Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz

olmadığı gösterilen mallar,” haczedilemez. Keza, 3/7/2005 tarihli ve

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin yetkileri ve

imtiyazları" kenar başlıklı 15. maddesinin son fıkrasına göre de: "Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla

elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan

malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri

haczedilemez."

10. Bu hükümler de dikkate alındığında, Belediyeye karşı yapılan

genel haciz yolu ile takip kesinleştikten sonra, alacaklı haciz istemeksizin

Belediyenin borcunu ödemesini bekleyip aradan bir süre geçtikten sonra,

alacağının ödenmediği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir mi, başvuruda

bulunduğunda, haciz istemek, tüketilmesi gereken bir yol olarak kabul

edilebilir mi ?

11. Bölüm çoğunluğu, yukarıdaki soruya olumlu cevap vermiş ve

Belediye kendisine karşı yapılan takip kesinleştikten sonra, borcunu ödememişse,

alacaklıhaciz istemek zorunda olmaksızın bir süre

bekledikten sonra, bireysel başvuruda bulunabileceğine ve bu başvurunun kabul

edilebilir olduğuna ayrıca alacaklının mülkiyet hakkının ihlâl edildiği

sonucuna varmıştır.

12. Kanaatimce, Belediyeden alacaklı olan bir kimsenin

Belediyeye karşı yaptığı haciz yolu ile takip kesinleştikten sonra, alacaklının

Belediyenin mallarının haczini istemesi, alacağının ödenmediği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmesi için, tüketilmesi gereken bir yol olarak kabul

edilmelidir. Her ne kadar, 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin son fıkrasında

Belediyenin bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmişse de, bunların dışında kalanların haczi caizdir. Bu şekilde

alacaklının, Belediyenin haczi caiz mallarını haczettirerek alacağına kavuşması

mümkündür. Bu yolla alacağına kavuşabilen çok sayıda alacaklı olduğu gibi,

Yargıtay kararlarında da borçlu Belediyenin mal ve haklarından haciz caiz

olmayanların dışındakilerin, haczedilebileceği kabul edilmektedir.

13. Nitekim Yargıtay bir kararında şöyle demektedir: “Somut olayda haczedilen banka hesaplarına yatırılan

paraların bir kısmı su bedelinden kaynaklanmakta olupBelediyenin

su gelirleri, vergi, resim ve harç hükmünde olmayıp, 5393 sayılı Kanun’un

15/son maddesi uyarınca kamu hizmetinde fiilen kullanılmadığı sürece haczine

engel bir hüküm bulunmamaktadır. Borçlu Belediyece icra takibine konu edilen ve

haciz konusu su bedellerinin fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı da

ispatlanamamıştır. O halde, mahkemece su bedelleri yönünden de şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe

ile kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir” (Ygt.

12. HD, 13.04.2010, E.2009/27345, K.2009/8899).

14. Alacaklı, Belediyenin haczi caiz olan mal ve haklarını

haczettirerek alacağına kavuşabilir. Bu nedenle, İİK m.82,I/b.1’deki

hükmü ve 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki Belediyenin bazı mal ve

haklarının haczedilemeyeceğine ilişkin hükmü gerekçe göstererek, daha baştan

Belediyenin mallarının haczinin caiz olmadığını kabul edip, alacaklının haciz

istemeden bireysel başvuruda bulunmasını kabul etmek, bireysel başvurunun

ikincillik ilkesine uygun değildir. Ayrıca böyle bir uygulama, kısa bir süre

içinde Anayasa Mahkemesini, kamu kurumlarından alacaklı olanlar için tahsilat

merkezi haline dönüştürebilir.

15. Mahkememiz tarafından, bir belediyeye karşı takip yapıp

kesinleşen alacağını alamayan kişilerin, mülkiyet hakkının ihlâli gerekçesiyle

yapmış oldukları başvurularda, başvurucular, bireysel başvuruda bulunmadan önce

Belediyeye karşı haciz istemişler, Belediyenin bazı hak veya alacaklarına haciz

konulmuş, ancak Belediyenin şikayeti üzerine

kaldırılmıştır. Burada, alacaklının haciz istediğini o yolu tükettiğini ancak

alacağına kavuşamadığını kabul etmek mümkündür.Nitekim

somut olaya benzer şekilde belediyeden işçilik alacağı nedeniyle belediyeye

karşı yapılan takip sonucu, alacağı ödenmeyen işçi, belediyenin bankadaki

parası üzerine haciz koydurmuş, borçlu belediyenin şikayeti üzerine haciz

kaldırılmış ve daha sonra bireysel başvuruda bulunmuştur. Bunun üzerine AYM şu

şekilde karar vermiştir (Şenal Haylaz B.

No:2013/3457):

“58. Hukuka aykırı olarak işçinin iş akdine

son veren idarenin, işçilik alacakları veya tazminatlarının tahsiline ilişkin

mahkeme kararını makul sürede uygulamaması ya da icra etmemesi adil yargılanma

hakkının ihlali niteliğindedir. Somut olayda başvurucu lehine verilen Mahkeme

kararı, başvurucunun bu kararın icrası için gerekli tüm girişimlerde

bulunmasına rağmen Belediye tarafından gerekçe gösterilmeksizin 3/8/2010 icra

takip tarihinden itibaren dört yılı aşkın süre boyunca yerine getirilmemiştir.”

16. Somut başvuru konusu olayda ise, başvurucu alacaklı, borçlu

Belediyeye karşı hiç haciz talebinde bulunmamış, ihtarname göndermiştir.

Alacaklı tarafından gönderilen ihtarname, haciz talebi yerine geçmeyeceği gibi,

borçlunun mallarının haczini ve takibi ilerletmeyi sağlayan bir işlem de

değildir.

17. Yukarıda belirtildiği üzere, İİK’nun

da öngörülen sisteme göre, alacaklının takibi kesinleştikten sonra, takibe

devam edebilmek için haciz talebinde bulunması gerekir. Bölüm çoğunluğunun

kabul ettiği gerekçe doğrultusunda hareket edildiğinde, alacaklı haciz

istemeden alacağının ödenmesini bekleyecek, aradan bir süre geçtikten sonra

bireysel başvuruda bulunması kabul edildiğinde, kamu kurum ve kuruluşlarına

karşı İİK’da öngörülen takip sisteminin de fiili

olarak değiştirilmesi sonucu ortaya çıkacaktır. Zira, kamu kurum ve

kuruluşlarına karşı devlet malları haczedilemez hükmü gereğince, haciz

yapılması istenmeyecek, takibin haciz ve satış aşamaları fiilen yürürlükten

kaldırılmış olacaktır.

18. Yukarıda belirtilen gerekçelerle, inceleme konusu

başvurunun, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunması

gerektiği kanaatinde olduğumdan, Bölüm çoğunluğunun görüşüne katılmadım.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Mehmet Zeki GENÇ Vekili : Av. Mehmet Emin TURĞUT Üye Erdal TERCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7139, 17 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Mülkiyet hakkının ihlal
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde
  13. C. Kararın bir örneğinin, mülkiyet
  14. D. Başvurucuya net 12.000 TL
  15. E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini
  17. Karşıoygerekçesi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7139
Tarih
17 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Fatma Julıa Ekinciler Başvurusu (B. No: 2013/2758)
  • Mehmet Şerif Demir Başvurusu (B. No: 2013/8714)
  • Mehmet Akkuş Başvurusu (B. No: 2013/4266)
  • Mehmet Encu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11864)
  • T. T. Başvurusu (B. No: 2013/8810)
  • Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/2072)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.