İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kahraman Güvenç Başvurusu (B. No: 2013/2072)

1. Başvuru, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2013/2072Tarih3 Şubat 2016Okuma18 dk · 3.648 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kahraman Güvenç Başvurusu

Karar tarihi
3 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/2072
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.648 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun milletvekillerine göndermek istediği mektuba el konulması

nedeniyle haberleşme özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015

tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 3/7/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/7/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 5/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Hâlihazırda Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, Kırıkkale F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iken 24. dönem Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) üyesi olan eski milletvekilleri Melda Onur ile Hüseyin Aygün'e

ve "Kutsal Kitap Bilgilendirme

Merkezi" adlı bir yayınevine göndermek istediği mektuplar, Ceza

İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 12/11/2012

tarihli ve 2012/398 sayılı kararıyla sakıncalı olarak değerlendirilerek

alıcısına gönderilmemiştir.

10. Başvurucunun, yayınevine göndermek istediği mektubun

alıkonulmasını ayrı bir başvuru formuyla (2013/2260 numaralı bireysel başvuru)

şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Gönderilmek istenen mektupların muhataplarının

farklı olması sebebiyle, anılan mektuplarla ilgili bireysel başvuruların ayrı

ayrı değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

11. Söz konusu mektuplardan, eski Milletvekili Melda Onur'a

gönderilmek istenen mektubun ilgili kısmı şöyledir:

“Sayın Melda Onur,

İyi olmanız dileğiyle selam saygılarımı

sunuyorum. Ben Kahraman Güvenç. Kırıkkale F Tipi

cezaevinde siyasi davadan bağımsız konumdayım. Bulunduğum cezaevinde yaklaşık

bir yıldır insani ve hukuki haklarım idare tarafından keyfi olarak gasp

edilmektedir. İlgili mercilere yazmama rağmen bir düzelme olmamıştır. Bu hak

ihlallerinden dolayı 02.11.2012 tarihinden itibaren şartlarım düzelene kadar

süresiz açlık grevi eylemine girmiş bulunuyorum. Beni bu eyleme zorlayan

koşulları kısaca özetlemek istiyorum:

26.04.2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi'ne iadeli taahhütlü mektup gönderdim. RR88..TR

barkod kodlu mektubun iki gün gecikmeyle gönderilmiş fakat bu mektup söz konusu

tarihten beri kayıptır....

Konu ile ilgili 27.08.2012 ve 04.10.2012

tarihlerinde K.Kale Cumhuriyet Başsavcılığına iki

defa suç duyurusunda bulundum. Birinci dilekçem kaybedilirken ikinci dilekçem

küçük çaplı yemek almama protestosuyla çıkış yaptırılmıştır. Cezaevi idaresi

içeriği hoşuna gitmeyen dilekçeleri işleme koymamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarına

hakkım olduğu halde dilekçe yazamıyorum...

Bu cezaevine nakil olduğumdan beri depoya

alınan ve sözde kayıt altına alınan eşyalarımın çoğu kayıptır. Ayakkabım, iki

kitabım ve birçok eşyam kaybedilmiştir....10.01.2012

tarihinde bu cezaevine nakledildim. 9 ay boyunca idarenin keyfi-hukuksuz

tutumları nedeniyle hiçbir aktiveteye dahil edilmedim. Talep ettiğimde odama girerek eşyalarım

dağıtıldı. Revire keyfi olarak çıkarılmıyorum tedavi hakkım engellenmektedir.

Akciğerlerimdeki iltihaplanma olduğundan düzenli olarak ilaç kullanmam

gerekiyor. İlaçlar eksik ve farklı getirilmektedir. Kontrole gitmem zorunluyken

sağlık biriminden sorumlu C. ve Y. kasti bir şekilde hastaneye gidişimi muayene

hakkımı gaspederek gecikmektedirler. Uzman doktor

kontrole gelmem gerektiğini söylerken, sağlık biriminden sorumlu C.K. gecikmeli

olarak beni hastaneye başka doktora götürmüş ve muaynemden

önce girerek doktora ön bilgi vererek doktoru etkilemektedir. Birşey olmadığını söyleyerek geri getirildim.İdarenin sağlık politikası mahkumu

iyileştirmeye değil sağlığını bozmaya yöneliktir. Ve bunu bir baskı aracı

olarak kullanmaktadır.

Sohbet yerlerinde çay içmek ... tarafından

keyfi olarak yasaklandı. Üstelik 3 saat kalmamıza rağmen insani ihtiyacımızı

karşılayacağımız bir lavabo dahi yok. 10 saatlik sohbet hakkımın "personel

yok" bahanesiyle 6 saat olmaktadır. Bu ve benzeri birçok hakihlali yapılmaktadır. Mahkum da

olsam sonuçta insanım ve temel insan hakkımın ve hukuki haklarımından

fazlasını istememekteyim. İletişim hakkımın engellenmemesi ve tedavi hakkımın

yasal güvenceler çerçevesinde düzenli olarak yapılmasını istiyorum. Bu

haklarımın çiğnenmemesi, hukuksuzluğun, hak gasplarının, insanlık dışı

uygulamaların son bulması adına başlatmış olduğum açlık grevini yasal-hukuki

güvence verilmediği sürece sürdüreceğim. Bu hususta bana yardımcı olmanızı,

gerekli duyarlılık ve dayanışma içerisinde olacağınızı umud

ediyor selam ve saygılarımı iletiyorum.

Not: beni size O.E. arkadaş yönlendirdi. 07.11.2012

Kendisinin size çok selamları var.

Saygılarımla Kahraman Güvenç"

12. Mektubun yazıldığı

tarihte milletvekili ve aynı zamanda TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu üyesi

olan Hüseyin Aygün'e gönderilmek istenen mektubun ilgili kısmı ise şöyledir:

" T.C.

T.B.M.M.

MECLİS

İNSANHAKLARI İZLEM KOMİSYONU

ANKARA

Konu: Açlık grevi

Konu: Komisyonuzla

görüşme talebim

İyi olmanız dilerken sevgi ve saygılarımı

sunuyorum. Ben 'Kahraman Güvenç' 10 yıldır cezaevindeyim.

26.04.2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine İ.T.M. dosya gönderdim. Bu tarihten bu yana bu dosyam kayıptır....

Konu ile ilgili olarak 27/8/2012

tarihinde suç duyurusunda bulundum. Ancak bu dilekçem de kayboldu...

Kaybolan bu mektubum ve idarenin uygulamaların

anlatan 2 tane mektup yazdım. Bu mektuplardan birini B.M. Türkiye temsilciğine

ve diğeri ise İzmir İnsan Hakları Derneği Başkanı N.Ş.'e

göndermek istedim. Ancak idare bu mektuplarımı göndermek istemedi. Engel olmak

istedi. Her iki mektubu İ.T.M. gönderdiğim halde idare N.Ş. isimli bayana

gönderdiğim mektubu T.M. olarak 3 gecikmeli, B.M. insanhaklarına

yazmış olduğum mektubu ise 4 gün sonra yani açlık gırevine

göndermiyecekti. 02.11.2012 tarihinde açlık gırevine girdimondan sonra

mektubum gönderildi.

Hiçbir eşyam kayıt altına alınmadı...

10.01.2012 tarihinden 07.09.2012 tarihine

kadar herhangi bir faaliyete dahil edilmedim...

Yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı

02.11.2012 tarihinde başlıyarak süresiz süresiz açlık gırevine başlamış

bulunmaktayım. Can güvenliğim olmadığı için bir çok

hususu yazamıyorum. Cangüvenliğim sağlanana kadar ben

bu eylemi sürdüreceğim...

Ben açlık grevine başladıktan sonra C.H.P.

İstanbul milletvekili sayın Melda Onur'a bir iyadeli taahütlü mektup göndermek

istedim.07.11.2012 tarihinde göndermek istediğim bu mektup aradan bir hafta

gibi bir süre geçmesine rağmen halen bu mektup gönderilmemiş. Hakeza 05.11.2012

tarihinde kutsal kitap yayın evine iyadeli taahütlü mektup gönderdim. Söz konusu idare bu mektubu da

engellemektedir.

10.11.2012 tarihinden başlayarak musluk suyuna

lağım suyu karıştırıp öyle vermektedir. Yani ölüm orucuna başlamamı

istemektedirler.

Sonuç olarak ben şu anda süresiz açlık gırevindeyim. Sorunlarım çözülene kadar ve koşullarım

düzelene kadar bu eylemi sürdüreceğimi can güvenliğim olmadığı için komisyonuzla görüşüne kadar bu tavrımı sürdüreceğimi

01.12.2012 tarihinden itibaren ölüm orucuna başlayacağımı bilgilerinize

saygılarımla sunarken gerekli duyarlılık göstereceğinize olan inancımla sevgi

ve selamlarımı sunuyorum.

F. TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ 13.11.2012

Kapalı C.İ.K. A-6 Kahraman

Güvenç

HACILAR KIRIKKALE"

13. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunca, anılan mektupların

tamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine karar verilmiştir.

Gerekçenin ilgili kısımları şu şekildedir:

“...hükümlünün mektubunun

içeriğinde yer alan ifadalerde kuruma ilk girişi

esnasında eşyalarının kayıt altına alınmadığına, ilgili yerlere yazdığı

mektupların alıcılarına gönderilmediğine veya kaybolduğuna, kuruma yazdığı

dilekçelerinin işleme konulmadığına dair yalan yanlış ve de aksinin

kanıtlanması mümkün iddialar ile kurum ve görevlilerini hedef göstermeye

yönelik çaba içerisinde olduğu anlaşılmış olmakla birlikte iddiasında yer alan;

gönderilmediğini ifade ettiği mektuplarının gönderildiği PTT onaylı

çıktılarından, eşyalarının ise kayıt altına alındığına dair hükümlünün imzası

bulunan belgeden ve dilekçelerinin gönderildiği uyap

kayıtlarından anlaşılmıştır. Bu

sebep ile;

- Hükümlü Kahraman Güvenç tarafından CHP

İstanbul Milletvekili Melda Onur'a, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'e,

Kutsal Kitap Bilgilendirme Merkezine gönderilmek istenen mektupların tamamının

sakıncalı bulunarak alıcılarına gönderilmemesine;

- ...;

karar verilmiştir."

14. Başvurucu bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliği nezdinde

şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 19/12/2012

tarihli ve E.2012/614, K.2012/554 sayılı kararla başvurucunun şikâyetini

reddetmiştir. Şikâyetin reddedilme sebebi şu şekildedir:

“Hükümlü Kahraman Güvenç

tarafından gönderilmek istenen mektuplarda, cezaevi idaresince yapılan

işlemlerin kanuna aykırı olarak yapıldığı intibaanı

uyandıracak şekilde yalan yanlış yazılar bulunduğundan, kurumu hedef gösterme

gayesi söz konusu olduğundan, cezaevi idaresince sakıncalı bulunarak

mektupların gönderilmemesi kararı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ve Ceza

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzük'ün

123. maddesine uygun olduğundan hükümlünün şikayetinin

reddine …”

15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, 4/2/2013 tarihli ve 2013/117 Değişik İş sayılı kararıyla

İnfaz Hâkimliğinin kararını usul ve yasaya uygun bularak başvurucunun itirazını

reddetmiştir.

16. Anılan karar başvurucuya 13/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 6/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (B. No: 2013/1822, §§ 16-19) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından

yapılan müdahalelere ilişkin mevzuata yer verilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; göndermek istediği mektubun herhangi bir illegal

örgüte yollanmadığını, yapılan suç duyurularından sonuç alınamadığını ve

cezaevinde yaşadığı olaylara ilişkin olarak sorunlarını anlatmak istediğini,

milletvekillerine gönderilmek istenen mektuplara el konulmasının mevzuata

aykırı olduğunu, devlet görevlilerin yapmış oldukları işlemlerin yargı

organları tarafından korunduğunu, daha önce çeşitli kişi ve kuruluşlara

yolladığı dilekçelerin de idarece işleme konulmadığını, dinî ve etnik kimliği

nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulduğunu ve bu nedenlerle mektubunun

gönderilmediğini belirterek Anayasanın 10., 11., 36.,

38. ve 129. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde

başvurucunun iddialarının özünün, göndermek istediği mektubun Cezaevi

İdaresince sakıncalı görülerek gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

kısıtlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamında

değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de

haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No:

6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, §

23).

21. Başvurucunun, 24. dönem milletvekilerine

göndermek istediği mektupların sakıncalı olduğuna karar verilmesi nedeniyle

anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve

Bakanlık Görüşleri

22. Başvurucu, gönderilmek istenen mektupların Cezaevi

İdaresince mevzuata aykırı olarak gönderilmediğini, şikâyet ve itiraz

yollarından da sonuç alamadığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Bakanlık görüşünde AİHM içtihatları hatırlatılarak

başvurucunun iddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği

bildirilmiştir.

b. Genel İlkeler

24. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

c. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Müdahalenin

Varlığı

25. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla

başvurucunun görevdeki milletvekillerine göndermek istediği mektupların

sakıncalı olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu

makamları tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahalede

bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

Kanunilik

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerin "kanunilik"

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

28. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde "meşru amaç" ilkesine ilişkin genel ilkelere yer

verilmiştir.

29. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’un

68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumun

asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve

çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine

neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri,

tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye

verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.

Burada belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı

çerçevesinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği

söylenebilir.

30. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca, başvurucunun

göndermek istediği mektupların sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılan

mektupların aksinin kanıtlanması mümkün yalan yanlış iddialar içermesine ve

başvurucunun ifadelerinin Kurum ve görevlilerini hedef göstermeye yönelik çaba

içerisinde olduğu düşüncesine dayandırılmıştır.

31. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, Cezaevi Disiplin

Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin;

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

32. Başvurucu; milletvekillerine göndermek istediği metnin

içeriğinde daha önce yolladığı mektupların alıcılarına gönderilmediğinin ve

idarenin hukuka aykırı tutumlarının belirtildiği ifadelerin bulunduğunu,

mektupların İnfaz Kurumunca sakıncalı görüldüğünü belirterek haberleşme

hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde, AİHM

kararlarında ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli

ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği

belirtilmiş; başvuruya konu mektubun gönderilmemesinin amaçlanan hedefler

açısından orantısız olup olmadığı, bu bağlamda demokratik bir toplumda gerekli

olma ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından değerlendirmede

bulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.

34. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik

Krallık, § 97).

35. AİHM haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik

toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri

incelediği kararlarda, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin

yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline

sebebiyet vermeyeceğini zira ceza infaz kurumunun olağan ve makul

gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu

belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen ve

diğerleri/Türkiye, § 51; Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).

36. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi

yaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardan

olduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992,

§ 45).

37. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru

birtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların, Anayasa'nın 13. maddesinin

güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,

B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).

38. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"

ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu nedenle demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Fatih

Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).

39. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca

"Demokrasiler, temel hak ve

özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.

Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren

sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle,

temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla

demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak

yasayla sınırlandırılabilirler." şeklinde ifade edilebilir

(AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir

deyişle yapılan sınırlama, hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını

durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyor veya

ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge

bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,

K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,

17/4/2008; Fatih Taş, §§ 92, 93).

40. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Fatih

Taş, §§ 92, 93).

41. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temel

hakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerine

getirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).

42. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına

bağlı olarak tutma" olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü

ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına

genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

43. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen

yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda

belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesinde objektif

bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek

nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra

yapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve

mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§

98-102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.),B. No: 18139/07, 11/5/2010).

44. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlama

bakımından demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır(Sebahat Tuncel, § 87).

45. Gönderilmek istenen mektup ve belgelerin suretleri

incelendiğinde başlığında "İnsan

Hakları İzlem Komisyonu" yazan mektubun sonuna başvurucu

tarafından 13/11/2012 tarihinin atıldığı ancak

Disiplin Kurulu Başkanlığınca 12/11/2012 tarihinde karar verildiği

görüldüğünden Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan

bu konuya ilişkin bilgi ve belge istenmiştir.

46. İnfaz Müdürlüğü tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin

incelenmesi sonucunda başvurucunun başvuru konusu ikinci mektubu 12/11/2012 tarihinde ilgililere teslim ettiği ve bunun

tutanağa bağlandığı, mektupla beraber alıkonulan zarfın üstünde "Sn. Hüseyin Aygün" yazdığı

görülmüştür. Dolayısıyla mektupların içeriği de dikkate alınarak her iki

mektubun o tarihlerde görev yapan milletvekillerine gönderilmek istendiği

anlaşılmıştır.

47. Yargısal bir karar alma imkânları olmasa bile diğer

kişilerden farklı olarak milletvekillerine tanınan yetkiler sayesinde

milletvekilleri, sorunları meclis gündemine ve kamuoyuna taşıyarak sorunlar

hakkında bir hassasiyet oluşturabilirler. Hatta meselelerin kronik hâle geldiği

bir aşamada milletvekilleri, yasal müdahalelerle soruna dönük çözümler

üretebilirler. Bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmek istenen mektup

ile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubun değerlendirilmesi aynı

şekilde olmamalıdır. Bununla beraber somut olayda, mektubun muhatabı olan milletvekillerinden

birinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye olması,

diğerinin ise cezaevleriyle ilgili yaşanılan sıkıntılara ilişkin olarak

kamuoyunun yakından tanıdığı bir milletvekili olduğu hususları dikkate

alındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha kuvvetli olmak zorundadır.

48. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu insan hakları

ihlallerinin araştırılması ve önlenmesi konusunda çalışmalar yapan yargı dışı

bir kurumdur. 5/12/1990 tarihli ve 3686 sayılı İnsan

Hakları İnceleme Komisyonu Kanunu'nun kapsamında görev yapan Komisyonun

görevlerinden biri, 3686 sayılı Kanun'un dördüncü maddesinin (e) bendinde

belirtildiği üzere insan haklarının ihlale uğradığına dair iddialar ile ilgili

başvuruları incelemek veya gerekli gördüğü hâllerde ilgili mercilere

iletmektir. Ayrıca birçok cezaevi hakkında Komisyonun inceleme raporu

bulunmaktadır.

49. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğu

gerçeğini gözönünde bulundurarak cezaevi yetkilileri,

dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmeleri hususunda mahpuslara destek ve

yardım sağlamalıdırlar.

50. Somut olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddialar gerçeğe

uygun olmasa bile Cezaevi İdaresinin bu iddiaların TBMM çatısı altında görev

yapan milletvekillerine gönderilmesini tamamen engellemek gibi bir yetkisi ve

hakkı olduğundan söz edilemez. Ayrıca Cezaevi İdaresi ve Derece Mahkemelerinin,

hükümlü tarafından gönderilmek istenen mektubun sadece yalan yanlış bilgiler içerdiğini

değil, aynı zamanda bu bilgilerin kişi ve kuruluşları paniğe yöneltecek

nitelikte olduğunu karar gerekçelerinde göstermeleri gerekmektedir. Mektuplarda

geçen bazı ifadelerde açlık grevinden bahsedilmekte ancak bu ifadelerin

mektupların muhatapları da dikkate alındığında hükümlülerin açlık grevine

teşvik veya ikna edilmeleri niteliğinde olmadığı da anlaşılmaktadır.

51. Bunun yanı sıra gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse

Derece Mahkemeleri kararlarında, anılan mektupların alıkonulmasını gerektirecek

boyutta cezaevinde düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstü

koşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş ve

görevlileri hedef gösterdiği gerekçesiyle mektupların tamamen alıkonulmasına

ilişkin gerekliliğe dair bir sebep de gösterilmemiştir.

52. Buna göre olayda Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı,

suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması,

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarına yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya

konulmadığı sonucuna varılmıştır.

53. AİHM kararlarında da "yetkililerin

hor görmesine dikkat çekmek", "cezaevi yönetimi yetkililerine hakaret içeren sözler sarf etmek",

"cezaevi personeli hakkındaki iddialar"

gibi unsurları içeren şahsi mektupların engellenmesinin demokratik bir toplum

için gereklilik oluşturmadığı belirtilmiştir (Fazıl

Ahmet Tamer/Türkiye, § 53).

54. Bu kapsamda başvurucunun gönderdiği mektupların tamamen

sakıncalı görülmesinin amaçlanan hedefler açısından aşırı dolayısıyla orantısız

olduğu ve bu bağlamda demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük

ilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

55. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. Başvurucu anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle toplam

250.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

58. Aynı başvuru kapsamında birden fazla

metnin birleştirilerek incelenmesi, metnin içeriğinde cezaevi uygulamaları

bağlamında kötü muamele iddialarının yer alması, mektupların muhatabı olan

kişilerin şu anda milletvekilliği görevinde bulunmaması ve başvurucunun

Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal

edildiğinin tespit edilmesi sebepleriyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

59. Başvurucu maddi tazminat talebinde de bulunulmuş olup mevcut

başvuruda Anayasa’nın 22. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

beraber tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı

bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

60. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Kırıkkale İnfaz

Hâkimliğine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/2/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Kahraman GÜVENÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2072, 3 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Meclis
  8. İnsanhakları İzlem Komisyonu
  9. Ankara
  10. F. Tipi Yüksek Güvenlikli 13.11.2012
  11. Hacılar Kırıkkale"
  12. B. İlgili Hukuk
  13. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa ve
  16. B. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  18. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Paksüt
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2072
Tarih
3 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Hasan Güngör Başvurusu (B. No: 2013/6152)
  • Arif Şimbil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8660)
  • Metin Güngördü ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4618)
  • Feride Sağlam Başvurusu (B. No: 2013/7913)
  • Cengiz Topel Çelikoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8049)
  • Sezai Balta Başvurusu (B. No: 2013/8834)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.