İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sezai Balta Başvurusu (B. No: 2013/8834)

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

Başvuru No2013/8834Tarih4 Şubat 2016Okuma17 dk · 3.470 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sezai Balta Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/8834
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.470 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

geçirilen rahatsızlık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan

davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının, adil yargılanma hakkı ile sağlıklı ve dengeli

bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/11/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/12/2014tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Kırklareli-Pınarhisar 55. Mekanize Piyade Tugay

Komutanlığı emrinde er olarak askerlik hizmetini ifa ettiği sırada sevkedildiği Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Haydarpaşa

Eğitim Hastanesinde 23/1/2008 ile 7/3/2008 tarihleri arasında tedavi görmesini

müteakip Hastanenin 7/3/2008 tarihli sağlık kurulu raporuyla akciğer tüberkülozu tanısıyla uzun süreli

hava değişimine gönderilmiştir.

8. İzin bitiminde yapılan muayene sonucunda başvurucuya bronşektazi

tanısı konularak 21/1/2009 tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporuyla

askerliğe elverişli olmadığı belirtilip başvurucu taburcu edilmiştir.

9. Diğer taraftan tedavisi devam etmekte iken terhis tarihinin

gelmesi nedeniyleuzun süreli hava değişiminde iken

28/2/2008 tarihinde başvurucu hakkında normal terhis işlemi tesis edilmiştir.

10. Başvurucunun daha sonra özürlü oranının belirlenmesi için

yaptığı başvuru üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan

muayenesinde 14/8/2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporu ile başvurucuya sol üst lobektomi -TBC'ye

seconder- orta dereceli kronik obstrüktif

akciğer hastalığı tanısı konularak "%40 oranında sürekli"

özürlü raporu verilmiş vehakkında efor gerektiren

ağır işlerde çalışamayacağı tespiti yapılmıştır.

11. Başvurucu 7/9/2012 tarihinde askerlik yaptığı ortamda yeterli

sağlık koşullarının olmaması nedeniyle mevcut hastalığa yakalandığını,

askerdeki ilk tedavilerinde durumunun basit bir vaka gibi değerlendirilerek

kendisine yeterli ihtimamın gösterilmemesi nedeniyle hastalığının ilerlediğini,

tam olarak iyileşmeden GATA'dan taburcu edildiği için terhis sonrasında da

tedavi olduğunu ve tedavisinin sürdüğünü, nihayet 14/8/2012 tarihli raporla %40

oranında kalıcı iş gücü kaybı meydana geldiğinin sabit görüldüğünü ve yardıma

muhtaç hâle geldiğini belirterek Millî Savunma Bakanlığından maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

12. Başvuruya idarece kanuni süresi içinde cevap verilmemesi

üzerine adli yardım talepli açılan tam yargı davasında, Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi öncelikle başvurucunun adli yardım talebini

kabul etmiş ve 20/2/2013 tarihli ve E.2013/247, K.2013/209 sayılı kararı ile de

davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Bu hükümler çerçevesinde davacının durumu

değerlendirildiğinde; askerlik hizmeti esnasında hizmet koşullarından

raporlarda belirtilen rahatsızlığa yakalanıp vaktinde tedavi yapılmaması

nedeniyle rahatsızlığının ciddi boyutlara ulaşıp askerliğe elverişsiz hale

geldiği belirtilen olay ile ilgili olarak davacı hakkında askerde iken 23.01.2008-21.01.2009

tarihleri arasında yapılan tedavi ve muayenesinin ardından GATA Haydarpaşa

Eğitim Hastanesi sağlık kurulunun 21.01.2009 tarih ve 328 nolu

raporunda "Bronşuektezi" tanısıyla

askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği ve terhis işleminin yapıldığı,

Mahkememizin istikrar kazanmış olan içtihatları uyarınca, lehe yapılan yorumla,

davacının zararını en geç, tıbbi tedavi sonrasında verilen bu raporun onay

tarihinde öğrendiğinin kabul edilmesinin gerektiği, bu durumda 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43/1 nci

maddesinin “idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazımlı

bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve

her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır." şeklindeki açık

düzenlemesi karşısında 21.01.2009 tarihli raporun onay tarihinden itibaren bir

yıl içerisinde idari müracaatta bulunmasının gerektiği, davacının ise bu bir

yıllık süre geçtikten sonra tazminat istemli dava dilekçesiyle 07.09.2012

tarihinde davalı idareye müracaat ettiği, 17.08.2012 tarihli özürlülük durumuna

ilişkin raporun zararın öğrenilme tarihini etkilen bir niteliği olmadığı, bu

şekilde “bir yıl içinde yetkili makama müracaat” koşulunun gerçekleşmediği

anlaşıldığından, davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.”

13. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

11/9/2013 tarihli ve E.2013/1125, K.2013/946 sayılı kararıyla reddedilmiş,

karar, 1/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 29/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

16. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis

edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni

bir işlem yapılması; üst makamdan,

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre

içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini

durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”

17. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma

süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı

süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

18. 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin

yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir

yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama

başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin

kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve

altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; askerlik sırasındaki tedavi ile iyileşmeyip

yalnızca hastalığının pasifize edildiğini, terhisini

izleyen tarihlerde tedavi olduğunu ve tedavisinin devam ettiğini, 14/8/2012

tarihli raporla %40 oranında kalıcı iş gücü kaybının sabit görülüp yardıma

muhtaç hâle geldiğinin ortaya çıkması üzerine yasal süresi içinde idareye

başvurduğunu, başvurusunun zımnen reddi üzerine süresinde dava açmasına rağmen

davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi sonucunda adil yargılama hakkının

ihlal edildiğini, diğer yandan Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile Anayasa’nın 56. maddesinde

düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; maddi durumunun yargılama giderlerini karşılamayacak durumda

olması nedeniyle adil yardım talebinde bulunmuş ve 250.000 TL maddi ile 100.000

TL manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirme ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının yanında hizmet kusurundan dolayı yaşam hakkı ve sağlıklı ve dengeli

bir çevrede yaşama hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de yaşam ve

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına yönelik iddiaların açılan

davanın esasının incelenmesi neticesinde çözüme kavuşturulacak nitelikte olması

ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının

incelenmemesi nedeniyle başvurunun yalnızca adil yargılanma hakkının

güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir

3. Esas Yönünden

24. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki

haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,

Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı

saklıdır.”

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye

etkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri

olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının ve başvuru

yapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen

kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını

gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da

uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda, bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

28. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik

ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmayı, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir (AYM., E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

29. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davaların koşulları, nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir.

Bununla birlikte bu sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye

erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34 ve Rodríguez Valín/İspanya,

B. No: 47792/99, 11/10/2001, § 22).

30. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren uygulamalar, mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

31. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,

hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Bu süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle

güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak

geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle

oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi

önemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,

devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı

oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini

engellemiş sayılmaz.

32. Başvurucu, askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada

rahatsızlanmış; sevkedildiği GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesinde 23/1/2008-7/3/2008 tarihleri arasında tedavi görmüş, Hastanenin

7/3/2008 tarihli sağlık kurulu raporuyla akciğer

tüberkülozu tanısıyla uzun süreli hava değişimine gönderilmiştir.

Hava değişimi bitiminde yapılan muayenesi sonucunda başvurucuya bronşektazi tanısı konularak 21/1/2009 tarihinde

düzenlenen sağlık kurulu raporuyla askerliğe elverişli olmadığının tespiti

yapılmıştır. Diğer taraftan tedavisi devam etmekte iken terhis tarihinin

gelmesi nedeniyle başvurucu 28/2/2008 tarihinde terhis edilmiştir.

33. Başvurucunun daha sonra özürlü oranının belirlenmesi için

yaptığı başvuru üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan

muayenesinde 14/8/2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporu ile başvurucuya sol üst lobektomi -TBC'ye seconder- orta dereceli

kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanısı

konularak "% 40 oranında sürekli" özürlü raporu verilmiş ve hakkında

efor gerektiren ağır işlerde çalışamayacağı tespiti yapılmış, bunun üzerine

başvurucu 7/9/2012 tarihinde rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında olduğu,

kendisine yeterli ihtimamın gösterilmemesi nedeniyle rahatsızlığının

ilerlediği, tam iyileşmeden taburcu edildiği gerekçeleriyle Millî Savunma

Bakanlığından uğradığı zararın tazmini talebinde bulunmuş; idarenin başvuruya

cevap vermemesi üzerine AYİM nezdinde tam yargı davası açmıştır.

34. AYİM İkinci Dairesi; başvurucunun askerliğe elverişsizlik

raporunun düzenlendiği ve terhis işlemlerine başlandığı tarih itibarıyla

zararını öğrendiği, bu tarihten itibaren dava açma süresinin başlamasına rağmen

lehe yorum ve Mahkemenin içtihadı dikkate alınaraken

geç raporun onay tarihinden itibaren dava açma süresinin başlaması gerektiği,

diğer taraftan düzenlenen özürlülük oranına ilişkin raporun zararın öğrenilme

tarihini etkileyen bir niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle 21/1/2009 tarihliaskerliğe elverişsizlik raporunun onay tarihinden

itibaren bir yıl içinde idareye müracaat edilmesi gerekirken bu tarihten sonra

7/9/2012 tarihinde yapılan başvuru üzerine açılan davanın süresinde olmadığı

yönünde karar vermiştir.

35. Mahkemelerin, usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

36. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır.

37. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma

tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayı

hakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadan

önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl

içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, bu

isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde -cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde- tam yargı davası açmaları gerektiği

düzenlenmiştir (Kemal İnan, B.

No: 2013/1524, 6/10/2015, § 50).

38. Başvurucu, 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açma

süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyette

bulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin, kendisi hakkında düzenlenen

sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

39. Askerlik sırasında meydana gelen eylemden dolayı uğranılan

zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan Kemal İnan (B. No: 2013/1524, 6/10/2015)

başvurusu için Mahkememizin verdiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlal

edilmediği yönündeki kararda, erken terhis işlemi ile başvurucunun zararın

kaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmediği gerekçesine dayanılmıştır. Somut başvuruda ise başvurucunun askerlik

hizmeti sırasında meydana gelen rahatsızlığı devam etmekte iken terhis

tarihinin gelmesi nedeniyle normal terhis tarihinde askerlik hizmetinin

sonlandırıldığı, sağlık raporunun ise başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin bir

bilginin bulunmadığı ve başvurucunun özürlülük raporunu alması üzerine idari

müracaatta bulunduğu görüldüğünden terhis tarihi itibarıyla başvurucunun

rahatsızlığının ne olduğu, sebebi ve zararının idareden kaynaklandığı hakkında

bir bilgiye sahip olmadığı, bu nedenle bu başvurunun 2013/1524 sayılı başvuru

hakkında verilen karardaki olay ile bağlantısı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

40. AİHM, askerde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak

açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesine ilişkin olarak kendisine

yapılan başvuruda zararın ölüm olayıyla meydana geldiğine; AYİM tarafından, bir

yıllık idareye başvuru süresinin ölümle ilgili yapılan kovuşturmanın sonucunda

verilen takipsizlik kararının ilgililere tebliğ tarihi ile değil, ölüm olayının

öğrenilmesi ile başlayacağına dair yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmediğine karar vermiştir (Canan Eyilmez ve diğerleri/Türkiye, B. No:74704/11,

1/7/2014, §§ 32-34) .

41. AİHM, Rodoplu/Türkiye

(B. No: 41665/02, 23/1/2007) kararında hastanede yapılan ameliyat sonrasında

bir gözünü kaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönünden

reddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymaması

için geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içinde

başvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek başvurunun bu kısmının

mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğinden kabul edilemez olduğuna karar

vermiştir.

42. AİHM, Uğur Eşim/Türkiye (B.

No: 59601/09, 17/9/2013) kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilen

başvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunu

değerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerine

getirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış, tedavi süresi

uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlik ile

ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş

dönmesinden yakınmış; 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin

olduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başında

mermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almak

amacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş

yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden

reddetmiştir.

43. AİHM anılan kararında davanın temelinde yer alan konunun

aslen beş yıllık süre sınırını, başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren

hesaplayan yerel mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş (Eşim/Türkiye, § 23), başvurucunun

25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmadığı tartışma konusu olmadığındanbeş yıl içinde tazminat davası açmasının

kendisinden beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemenin

nazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının,

tarafların uğradığı zararı değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine

hükmetmiş (Eşim/Türkiye, § 25) ve

AYİM’in süre sınırı hakkındaki katı yorumunun,

davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, § 26).

44. Başvuru konusu olaya bakıldığında askerlik hizmeti sırasında

idari eylem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini istemiyle

başvurucunun açtığı davada;başvurucunun,

rahatsızlığının idareden kaynaklandığını terhis işlemlerinin başladığı ve

askere elverişsizlik raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla öğrendiğini, bunun

yanında içtihadın gözetilmek suretiyle -başvurucu lehine yorum ile- sağlık

raporunun kesinleştiği tarihten itibaren dava açma süresinin başladığı şeklinde

değerlendirme yapılarak 1602 sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonra

başvurucunun yaptığı başvuru üzerine açtığı davada süre aşımı bulunduğu

gerekçesiyle AYİM tarafından dava reddedilmiştir. Askere elverişsizliğe ilişkin

sağlık raporunun başvuruya tebliğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

45. Buna göre başvurucunun, askerlik hizmeti sırasında meydana

gelen rahatsızlığı nedeniyle hakkında erken terhis işlemi yapılması ve

rahatsızlığının devam ettiği sürede normal terhis tarihinde terhis edilmesi

nedenleriyle terhis tarihi itibarıyla bir zarara uğramış olduğunu ve zararın

hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığını değerlendirmesi mümkün değildir.

Başvurucunun terhis tarihinden çok sonra hakkında düzenlenen sağlık raporu

uyarınca zararın idareden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirse bile anılan

raporun başvurucuya tebliğine ilişkin bir bilginin bulunmaması ve AYİM

kararında da tebliğe ilişkin bir gerekçeye yer verilmemiş olması dikkate

alındığında AYİM’in, başvurucunun uğradığını ileri

sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarih hakkında yeterli bir

araştırma yapmaksızın uğranıldığı ileri sürülen zararın öğrenilmesine imkân

tanımayan normal terhis tarihini ve lehe yorum ile sağlık raporunun

kesinleştiği tarihi esas almak suretiyle davanın süre aşımı yönünden reddine

karar vermesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum

olduğu ve bu yorumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkını imkânsız hâle

getirdiği sonucuna varılmıştır.

46. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu, olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi

zararların tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

49. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde mahkemeye erişim

hakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olduğundan ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere kararın bir örneğinin ilgili AYİM İkinci Daresine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

50. Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit

edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan bu aşamada

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

İkinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Sezai BALTA

Vekili

:

Av. Yasin

OCAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8834, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkı ihlalinin
  14. F. 1.800
  15. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Gökcan
  17. Yalçınöz
  18. Ocak
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8834
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Arif Sarıgül Başvurusu (B. No: 2013/8324)
  • Murat Karabulut Başvurusu (B. No: 2013/2754)
  • Abdurrahman Bayam Başvurusu (B. No: 2013/5116)
  • Hüseyin Burçak Başvurusu (B. No: 2014/474)
  • Tarhankule Hava Yolları Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/6785)
  • Sevinç Özdemir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2871)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.