İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sevinç Özdemir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2871)

1. Başvuru; intiharla sonuçlanan olaya ilişkin etkili bir ceza

Başvuru No2013/2871Tarih3 Şubat 2016Okuma15 dk · 3.098 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sevinç Özdemir Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/2871
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.098 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; intiharla sonuçlanan olaya ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; ölenin, iş yerinde

psikolojik tacize (mobbing) maruz kalması nedeniyle

intihar ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında tanıklarının

dinlenilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi

ve sadece Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına

istinaden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/4/2013 tarihinde Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 21/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 24/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlere atfen başvuru

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Sevinç Özdemir'in eşi, diğer başvurucuların ise

babası olan Z.Ö., Kütahya Elektirik Üretim Anonim

Şirketi Termik Santralinde çalışmakta iken 5/1/2011 tarihinde iş yerinde

kendisine ait silahla intihar etmiştir.

1. Ceza Soruşturması

Süreci

8. Olay hakkında Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

resen aynı tarihtesoruşturma başlatılmış ve ekspertiz

marifetiyle yapılan olay yeri incelemesinde Z.Ö.nün,

görev yaptığı iş yerinin kendisi tarafından kullanılan odasında ve koltuğa

oturur vaziyette olduğu, ayrıca alın sağ yanında ateşli silah mermi giriş

deliği, sol yanında ise çıkış deliği bulunduğu, mermi çekirdiğinin

aynı odanın giriş bölümünün zemininde, olayda kullandığı tabancanın ise

oturduğu koltuğun altında ve yerde olduğu tespit edilmiştir.

9. Cumhuriyet Savcısı tarafından 5/1/2011 tarihinde Z.Ö.ye ait

ceset üzerinde ölü muayene ve sistematik otopsi işlemi yapılmıştır. Yapılan

sistematik otopsi işlemi ile adı geçenin kesin ölüm sebebinin, bitişik atış

mesafesinden yapılan ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile

birlikte beyin kanaması ve beyin harabiyetinden

kaynaklandığı tespit edilmiştir.

10. Soruşturma kapsamında kolluk tarafından 7/1/2011 tarihinde

başvurucuların mağdur sıfatıyla ifadeleri alınmış olup başvurucuların olay

nedeniyle şikâyetçi olmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.

11. Başvurucu Osman Özdemir söz konusu ifadesinde ölen babası

ile ilişkilerinin iyi olduğunu ancak aralarında iş ve iş yeri ile ilgili olarak

herhangi bir sohbetin gerçekleşmediğini söylemiştir.

12. Başvurucu Okan Özdemir ifadesinde babasının, işiyle ilgili

konuşma alışkanlığının bulunmadığını, en son telefonda yaptıkları görüşmede de

ses tonu ve konuşmasında herhangi bir anormallik fark etmediğini beyan

etmiştir.

13. Başvuru Sevinç Özdemir ise eşinin 35 yıldır söz konusu Santralde

çalışmakta olduğunu, 2010 yılının Ağustos ayına değin iş yerinde bir sorun

yaşamadığını ancak bu tarihten sonra problem yaşamaya başladığını, ilk başta

kendisine bu durumu anlatmadığını, akabinde "görevinden yetkisiz biçimde

alındığını ve emekli olmasını istediklerini" söylediğini, ölenin bu

durumdan genel anlamda incindiğini görüp kendisine moral vermeye çalıştığını,

en son telefonda görüştüklerinde herhangi bir sorundan bahsetmediğini söylemiş;

ölene iş yerinde bir haksızlık yapılıp yapılmadığının araştırılmasını

istemiştir.

14. Soruşturmada ayrıca ölenle aynı iş yerinde çalışan E.E.,

A.D., H.K., Z.Ö., O.E., E.D., Y.Y., S.V., M.T., M.A.Ç. ve N.D.nin

kolluk tarafından tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.

15. Tanıklardan bir kısmı, sadece olay gününe ilişkin

anlatımlarda bulunmuş veolaydan önce ölenin iş

yerinde herhangi bir probleminin olup olmadığını bilmediklerini beyan etmiştir.

16. Tanık E.E. ise ölenle aralarında yıllar öncesine dayanan bir

arkadaşlık ilişkilerinin olduğunu; ölenin, kendisine bir sorunu olduğundan

bahsetmediğini, zaten ketum bir kişiliğe sahip olduğunu söylemiştir.

17. Ölenin iş yerinde idari ve mali işler müdür yardımcısı

olarak görev yapan M.A.Ç., soruşturma kapsamında alınan ifadesinde, öleni uzun

zamandır tanıdığını ve arkadaşı olduğunu; ölenin, olaydan bir kaç ay önce

koruma ve güvenlik amirliği görevinden fiilen alınması ve bu durumun 1/10/2010

tarihinde resmî olarak tüm personele duyurulmasından sonra gururunun

incindiğini, bu durumu kendine sorun ettiğini, olay günü ise iş yerinde müdür

olarak görev yapan N.D. ile ölenin, N.D.nin odasında

bir süre görüştüklerini, ölenin bu görüşmeden sonra yanına geldiğini, kendisine

ne olduğunu sorduğunda N.D.nin "Emeklilik dilekçeni ver yoksa tayinin çıkacak."

dediğini anlattığını, bir süre konuşarak moral vermeye çalıştıktan sonraayrıldıklarını, bu görüşmeden kısa bir süre sonra öğle

yemeği arasında ölenin intihar ettiğini duyduğunu beyan etmiştir.

18. Aynı iş yerinde müdür olarak görev yapan N.D. ise ifadesinde

öleni uzun yıllardır tanıdığını, 21/7/2010 tarihinden itibaren iş yerinde müdür

olarak görev yapmaya başladığını, bir süre sonra ölenin kendi isteğiyle

emekliye ayrılacağını duyduğunu, ölen dışında aynı birimde çalışan ve amir

olabilecek vasıftaki kişilerin de emekli olmak istediklerini duyduğundan başka

bir birimde görev yapan personelini, ölenin emekli olmasına kadar yanında

yetişmesi için koruma ve güvenlik biriminde görevlendirdiğini, bu konuyla

ilgili olarak herhangi bir sorun olduğunun kendisineiletilmediğini,

ölenle bu konuyla ilgili olarak konuşmadıklarını, olay günü de rutin işlerle

ilgili konuları konuşmak üzere yanına çağırdığını, işle ilgili konuları

konuşmayı bitirmelerinin akabinde oğlunu evlendireceğinden bahisle izin

istemesi üzerine kendisinin de izin talebini kabul ettiğini söylemiştir.

19. Olay hakkında Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütülen soruşturma sonucunda 7/2/2011 tarihli ve 2011/699 sayılı kararla

5/1/2011 tarihli otopsi tutanağına göre kişinin ölümünün, ateşli silah mermi

çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve

beyin harabiyetinden ileri geldiğinin bildirildiği,

ayrıca müştekilerin 7/1/2011 tarihli beyanlarına göre şikâyetçi olmadıkları

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

20. Başvurucu Sevinç Özdemir'in bu karara itirazı, Tavşanlı Ağır

Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/3/2011 tarihli ve 2011/132 Değişik

İş sayılı kararıyla -söz konusu karardaki gerekçe ve tüm dosya kapsamına göre-

dosya içeriğinde intihara azmettirmeye ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı,

Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın hukuki niteliğinin intihar olduğu

değerlendirilerek verilen kovuşturmaya yer olmadığınakararının

usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

21. Başvurucular, bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna

gidilmesi talebi ile Bakanlığa başvurmuşlar ancak Bakanlık, başvuruculara

gönderdiği 22/5/2011 tarihli yazıyla söz konusu karara karşı kanun yararına

bozma yoluna gidilmediğini bildirmiştir.

22. Başvurucular, Z.Ö.nün

çalıştığı iş yerinin işletme müdürü olan N.D. hakkında, Z.Ö.ye psikolojik taciz

uygulamak suretiyle intiharına sebep olduğu iddiasıyla Cumhuriyet

Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı, adı geçen hakkında yürüttüğü

soruşturma sonucunda 26/8/2011 tarihli ve 2011/4053 sayılı kararıyla, aynı

konuda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve suç ve suç unsuruna

rastlanmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

24. Başvurucuların bu karara itirazı da Ağır Ceza Mahkemesinin

11/10/2011 tarihli ve 2011/421 Değişik İş sayılı kararıyla -söz konusu

karardaki gerekçe ve tüm dosya kapsamına göre- kararın ve Cumhuriyet

Başsavcılığınca yapılan değerlendirmenin, usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir.

2. Adli Yargıda Açılan Tazminat Davası Süreci

25. Başvurucular; yakınları Z.Ö.nün, iş yerindeki müdürü N.D.nin

baskı ve yıldırması sonucunda emekliliğe zorlandığını, usulsüz olarak işten el

çektirildiğini, intihar etmesinde N.D.nin büyük rol

oynadığını ileri sürerek N.D. ve ölenin çalıştığı kurum tüzel kişiliği aleyhine

2/5/2011 tarihinde Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde manevi

tazminat davası açmışlardır.

26. Duruşmalı olarak yapılan yargılama sırasında taraflar delil

listelerini Mahkemeye ibraz etmişler; başvurucular ve davalı N.D., bir kısmı

ölenle aynı iş yerinde çalışmış olan ve ceza soruşturmasında ifadeleri alınan

kişilerin de içlerinde bulunduğu kişileri tanık olarak dinletme talebinde de bulunmuşlardır.

27. Mahkeme 2/11/2011 tarihli celsede taraf tanıklarının

dinlenip dinlenmeyeceği hususunun, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

soruşturmalara ilişkin evrakların incelenmesi sonucuna göre değerlendirilmesine

karar vermiş; celse arasında söz konusu soruşturma dosyalarının gönderilmesi

üzerine yaptığı inceleme sonucunda da 14/12/2011 tarihli celsede davanın hukuki

niteliği, dosya içerisinde mevcut deliller ve ceza soruşturmasında toplanan

delillere göre talebi reddetmiştir.

28. Yargılamaya devam eden Mahkeme 8/2/2012 tarihli ve K.2012/26

sayılı kararla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...Yanların delilleri toplanmış, delil

olarak gösterilen Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/4937 esas sayılı

hazırlık dosyası celp edilmiş ve incelenmiş, davanın hukuki niteliği ve

Cumhuriyet Başsavcılığınca başkasını intihara yönlendirme suçundan yapılan

soruşturmaya ve toplanan dellilere göre gösterilen

tanıklar dinlenmemiş ve bu konudaki talepler reddedilmiştir.

Toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamına

göre, dava intihara sebebiyet vermek nedeniyle müteveffa Z... Ö... koruma ve güvenlik amiri olarak çalışmış, 0/11/2011

tarihinde kendisini vurmak suretiyle intihar etmiştir. Davalı N...D... ise aynı iş yerinde santral müdürü olarak

çalışmaktadır. Başkasını intihara yönlendirme suçundan davacılar tarafından N...D...aleyhine verilen şikâyet dilekçesi üzerine Kütahya

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli

hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verilmiş, verilen

bu karara itiraz üzerine Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi, Kütahya Cumhuriyet

Başsavcılığına ait kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek,

hazırlık evrakı bütünüyle iade edilmiştir.

Böylece gelişmelerden anlaşıldığı gibi,

davacıların murisi Z... Ö...'in intihar olayıyla

davalının bir bağlantısının olmadığı başka deyişle intihar olayıyla davalı N...

arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine

varıldığından, yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek

gerekmiştir."

29. Başvurucuların temyizi üzerine bu karar, Yargıtay 3. Hukuk

Dairesinin (Daire) 26/9/2012 tarihli ve K.2012/19998 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

30. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de aynı Dairenin

26/2/2013 tarihli ve K.2013/3071 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

31. Nihai karar başvuruculara 21/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucular19/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

32. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde sorumluluğu genel olarak belirleyen

49. maddesi şöyledir:

"Kusurlu

ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle

yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür."

33. 6098 sayılı Kanun’un haksız fiillerden doğan borç

ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen 74. maddesi şöyledir:

"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup

olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza

hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi

tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun

değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da,

hukuk hâkimini bağlamaz."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

35. Başvurucular; yakınlarının intihar etmesi ile sonuçlanan

olaya ilişkin ceza soruşturmasının, tanıkların ifadelerinin bizzat Cumhuriyet

Savcısınca alınması gerekirken kolluk görevlilerince alınması suretiyle etkili

bir şekilde yürütülmediğini, ayrıca yakınlarının iş yerinde psikolojik tacize

maruz kalması nedeniyle intihar ettiğini ileri sürerek açtıkları manevi

tazminat davasında tanıklarının dinlenilmesi taleplerinin Mahkemece kabul

edilmediğini ve sadece Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı

kararına istinaden davanın reddine karar verildiğini belirterek Anayasa'nın 17.

maddesinde tanımlanan yaşam hakkı ile Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 60).

37. Başvurucuların, yakınlarının ölümü ile sonuçlanan olayda

yetkili mercilerin etkili bir ceza soruşturması yürütmediklerine ilişkin

iddiaları, Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan yaşam hakkı ile ilişkili

görülerek inceleme bu madde kapsamında yapılmıştır. Başvurucuların,

yakınlarının iş yerinde maruz kaldığı psikolojik taciz nedeniyle intihar

ettiğinin tespiti ile bu nedenle uğrakları manevi zararlarının tazmini amacıyla

açtıkları davada, tanık dinletme taleplerinin reddedildiği ve yargılama

sonucunda verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığı iddiaları ise Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmiştir.

B. Değerlendirme

1. Yaşam Hakkı Kapsamında İleri Sürülen İddia

Yönünden

38. Başvurucular, yakınlarının intihar etmesine ilişkin Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmaların etkili yürütülmediğini iddia

etmişlerdir.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen

nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilecektir.

40. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir

tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 18).

41. Başvuru konusu olayda, başvuruya konu soruşturmalara ilişkin

nihai kararlarTavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

10/3/2011 ve 11/10/2011 tarihlerinde verilmiş olup başvuru yolları aynı

tarihlerde tüketilmiştir (bkz. §§ 20, 24). Bu durumda başvurunun bu kısmı

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dışında kalmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında İleri

Sürülen İddialar Yönünden

a. Tanık Dinletme Hakkının İhlaline İlişkin

İddia

43. Başvurucular, yakınlarının iş yerinde maruz kaldığı

psikolojik taciz nedeniyle intihar ettiğini ileri sürerek açtıkları tazminat

davasında Mahkemece tanık dinletme taleplerinin reddedildiği belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

44. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

45. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme ve bilirkişi

görüşüne başvurulması hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu ilke ve

yargılamaya etkili katılım hakkı ile çelişmeli yargılama ilkesi, adil

yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında

ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle

gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen bu ilke ve haklara, Anayasanın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

46. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme

önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin

sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte

olup bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının

temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013,

§ 37; Yüksel Hançer, B. No:

2013/2116, 23/1/2014, § 21). Silahların eşitliği ilkesi kapsamında aranan usule

ilişkin imkânlar noktasındaki denge, tarafların tanıkları arasında da farklı

muamele yapılmamasını gerektirir.

47. Ancak yargılama sırasında bir tarafın tanığına özel bir

ağırlık verilmemişse ve mahkeme hükmü başka delillerle desteklenerek

oluşturulmuşsa silahların eşitliği ilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir

tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın

varlığından söz etmek mümkün değildir (Abdullah

Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014, § 20).

48. Bunun yanı sıra adil yargılanma hakkının unsurlarından olan

çelişmeli yargılama ilkesi taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma

ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın

bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece

tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama

faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen, § 21). Çelişmeli yargılama

ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke

birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edilmesi durumunda davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge

bozulacaktır. Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul

ediliyor olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada

hazır bulunmasını, daha genel bir ifade ile yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmalarını ifade etmektedir.

49. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, § 22).

50. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus

tarafların -tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil- sundukları delillerin

değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama makamınca

bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir (Abdullah Özen, § 22).

51. Somut başvuru açısından, başvuruya konu Mahkeme kararında

olay hakkında yürütülen ceza soruşturmaları sırasında toplanan deliller ve

özellikle davanın hukuki niteliğine dayanılarak hüküm tesis edildiği, hüküm

gerekçesi nazara alındığında tarafların delil listelerinde yer verdiği tanık

beyanlarına dayanılmadığı ve bu kapsamda sadece başvurucunun değil, davalı N.D.nin tanık dinletme talebinin de 14/12/2011 tarihli

celsede verilen ara kararıyla davanın esasına etki etmeyeceğinin değerlendirildiği

belirtilerek reddedildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 27).

52. Somut yargılama sırasında bir tarafın tanığına özel bir

ağırlık verilmemiş vehüküm başka delillerle

desteklenerek oluşturulmuştur. Bu nedenle silahların eşitliği ilkesine aykırı

ve sonucu itibarıyla bir tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj

içine sokan bir uygulamanın varlığından söz etmek mümkün olmadığı gibi

Mahkemece başvurucuların tanık dinletme taleplerine ilişkin tutarsız bir

gerekçe gösterildiğini söyleyebilmek de mümkün değildir.

53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Delillerin Değerlendirilmesinde Yanılgıya

Düşülmesi Suretiyle Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

54. Başvurucular tarafından ayrıca, başvuruya konu yargılamada

sadece olaya ilişkin ceza soruşturmaları sonucunda verilen karara istinaden

davanın reddine karar verildiği ileri sürülerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddia edilmiştir.

55. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı belirtilmiştir.

56. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

57. Başvurucuların ileri sürdüğü iddiaların özü; Mahkemenin,

deliller ile dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanmasına

ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunduğuna ve esas itibarıyla da

yargılamayla vardığı sonucun adil olmadığına ilişkindir. Başka bir ifadeyle

başvurucular; Mahkemece, davaya konu olayda davalıların kusurunun bulunup

bulunmadığına ilişkin değerlendirmede yanılgıya düşülmesi suretiyle adil bir

sonuca ulaşılmadığını iddia etmişlerdir.

58. Başvurucular, bu iddialarına ilişkin olarak yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi

olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,

karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının Derece Mahkemeleri tarafından dinlenmediğine veya kararın

gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi Mahkemece,

başvurucuların dava konusu yaptıkları iddialarıyla yakınlarının yaşamını

yitirdiği olay arasında bir illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle verilen

kararda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

59. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

bu iddianın kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık şekilde keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına

3/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucular : 1. Sevinç ÖZDEMİR 2. Okan ÖZDEMİR 3. Osman ÖZDEMİR Vekili : Av. Enver YAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2871, 3 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına
  12. Paksüt
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2871
Tarih
3 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Süleyman Üstün Başvurusu (B. No: 2013/6767)
  • K.m. ve M.m. Başvurusu (B. No: 2013/8183)
  • Hilmi Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/299)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8735
  • Yunus Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/4383)
  • Ferit Tetik Başvurusu (B. No: 2013/9807)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.