İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferit Tetik Başvurusu (B. No: 2013/9807)

1. Başvuru, idare hukukunun aksine iş hukukunda işverenin

Başvuru No2013/9807Tarih4 Şubat 2016Okuma11 dk · 2.230 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ferit Tetik Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/9807
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.230 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idare hukukunun aksine iş hukukunda işverenin

işletmeyle ilgili kararlarına karşı başvurulabilecek yargısal bir yol

bulunmaması ve iş yeri değişikliği işleminin iptali için açılan davanın

reddedilmesi nedenleriyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının ve 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2013 tarihinde İzmir 2. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hükümleri uygulanan

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğünde ambarcı unvanı ile

işçi olarak çalışmakta iken kadrosuna ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle önce kat

hizmetlerinde, buna itirazı üzerine de yemekhane iaşe hizmetlerinde

görevlendirilmiştir.

6. Başvurucunun, bu görevlendirmeye de kadrosuyla ilgisi

bulunmadığından bahisle itiraz etmesi üzerine Ege Bölge Müdürlüğünde kadrosuna

ihtiyaç bulunmadığı gerekçesiyle Kızılcahamam Bölge Müdürlüğüne nakli

yapılmıştır. Başvurucu, nakil işlemini ihtirazi

kayıtla kabul edip yeni görev yerinde işe başlamış; 17/11/2011 tarihinde ise bu

işlemin iptali için dava açmıştır.

7. İzmir 2. İş Mahkemesi 17/10/2012tarihli ve E.2011/843,

K.2012/474 sayılı kararı ile iş hukukunda bir işin yürütülmesi ile ilgili her

türlü işletmesel kararı alma ve uygulama hak veyetkisinin işverene ait olduğu, idare hukukunun aksine iş

hukukunda -işten çıkarma ile sonuçlanan kararlar hariç- işverenin işletmesel kararlarının yerindeliğinin yargı yoluyla da

olsa denetlenemeyeceği ancak iş güvencesi hükümleri nedeniyle işten çıkarma ile

sonuçlanan kararların ve bu kararlara dayalı uygulamaların yargı denetiminde

olduğu, somut olayda davacının iş akdinin feshedilmediği, yeniden yapılanma

sonucu kadrosuna ihtiyaç kalmaması nedeniyle başka işlerde görevlendirildiği,

verilen yeni işleri kabul etmemesi üzerine ihtiyaç bulunan başka bir yere

naklinin yapıldığı, yapılan bu işlemde kanuna ve TİS’e

aykırılık olmadığı, cezai mahiyette bile olsa TİS’e

göre bu işlemin iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

8. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 7. Hukuk

Dairesinin 12/9/2013 tarihli ve E.2013/7663, K.2013/14356 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

9. Nihai karar olan Yargıtay onama ilamı, başvurucuya 3/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

10. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi

şöyledir:

“İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş

sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da

işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak

durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun

olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul

edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre

içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya

fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve

bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda

17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.

Taraflar aralarında anlaşarak çalışma

koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe

etkili olarak yürürlüğe konulamaz.”

11. İş yerinde uygulanan TİS’in 16.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“İşe alınan işçiler işveren tarafından

belirtilen yerlerde ve saatlerde MTA iş tanımlarında belirtilen işleri yapmak

zorunda olduğu işçilerin cezai mahiyette olmamak şartıyla atandıkları

pozisyonda gerektiği taktirde iş yeri mahallinde unvanı ve niteliği benzer

pozisyonlarda veyahut birbirine benzer işlerde çalıştırılmaları esastır.

Yukarıda belirtilen şekilde çalıştırılmak kaydıyla işçilerin iş yeri içinde

veya aynı şehir içinde çalışma yerleri geçici veya sürekli olarak rızaları

aranmaksızın değiştirilebilir...iş hacminin azalması, iş yükünün azaltılması,

arama tekniğinin geliştirilerek değiştirilmesi, hizmetin belirli bir bölgede

yoğunlaştırılması ve plan, program ve projeler olarak hizmetin belirli sürede

bitirilmesi gibi zorunlu nedenlerle ihtiyaç fazlası veya hizmetine ihtiyaç

duyulan işçiler, işverenin iş gücü ihtiyacı bulunan diğer şehirlerdekiiş

yerlerinde niteliklerine uygun olmak kaydı ile aynı veya başka sanat

unvanlarına nakledilebilir. Ancak nakli kabul etmediğini 6 iş günü içerisinde

işverene bildirdiği taktirde İş Kanunu’nun ilgili maddesine göre işçinin iş

sözleşmesi feshedilir. Bu esaslar MTA Ege Bölge Müdürlüğüne bağlı tüm iş

yerlerinde görevlendirilme ve nakil için de geçerlidir. Bu şekilde nakillerde

işçilerin yevmiyeleri önceki yevmiyelerinden aşağı düşürülemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, TİS'e dayalı olarak

işçi statüsünde çalıştığı Kurumda kadrosu ile uyumlu olmayan işlerde

görevlendirilmesine itiraz etmesi nedeniyle cezai mahiyette olacak şekilde aynı

Kurumun başka bir Bölge Müdürlüğüne naklinin yapıldığını, bu nakil işleminin

iptali için İzmir 2. İş Mahkemesinde açtığı davanın; iş yerinin yönetim

hakkının işverene ait olduğu, yapılan nakil ve iş yeri değişikliği cezai

mahiyette olsa dahi iptalinin istenemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini,idare

hukukunun aksine iş hukukunda -işten çıkarmayla sonuçlanan kararlar hariç- işverenin

işletmesel kararlarının yerindeliğinin yargı yoluyla

denetlenememesi ve sırf işçi olmasından ötürü iş yeri değişikliği (nakil)

işleminin iptalini isteyememesi nedeniyle hak arama hürriyetinin (adil

yargılanma hakkının) ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu; idare hukukunun aksine iş hukukunda -işten

çıkarmayla sonuçlanan kararlar hariç- işverenin işletmesel

kararlarının yerindeliğinin yargı yoluyla denetlenmesini sağlayacak bir yol

olmadığını, bağlı olduğu işveren tarafından hakkında verilen iş yeri

değişikliği kararının iptali için açtığı davanın bu nedenle reddedildiğini

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin (adil

yargılanma hakkının) ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

17. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip

olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya

da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından

yapılabilir.”

18. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

19. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

20. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ...”

21. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

22. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması sırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal

edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da

başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır (Adnan Oktar, B.

No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre

Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak ve yükümlülükler

bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır. Sözleşme'nin 6.

maddesi, bir kimsenin “medeni hak ve yükümlülükleri”nin

karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde uygulanır. Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliği için

ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunması gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık, en

azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgili

olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık konusu “haklar ve yükümlülükler”, Sözleşme’deki anlamıyla “medeni” olmalıdır. Son olarak adil

yargılanma hakkının kapsamına alınması istenen usulün medeni hak ve yükümlülüğü

karara bağlaması gerekir (İsmail Taşpınar,

B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).

24. Öte yandan AİHM, başvurucunun iddiasına konu olan hak ve

yükümlülüğün “iç hukukta temellerinin olmasını” aramakta; iç hukuk tarafından

“hak” olarak tanınmayan, diğer bir deyişle millî merciler önünde hak sıfatıyla

ileri sürülüp makul zeminde savunulamayan bir iddianın Sözleşme'nin 6. maddesi

düzeyinde ele alınamayacağını belirtmektedir. AİHM’e

göre bu madde, bir devletin ulusal hukukunun içeriğini denetlemez; devletin

tanımayı seçtiği hak ve yükümlülükler ile ilgili yalnızca usule ilişkin bir

adil yargılanma hakkı sağlar (James ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).

25. İç hukukta bir dava sebebinin bulunmamasını başvurucu belli

bir zarar kategorisi ile ilgili dava açamayacağı için yargı bağışıklığıyla aynı

sonucu doğurduğu şeklinde yorumlamak, Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci

fıkrasını uygulamaya sokmak için yeterli değildir (Z ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 29392/95,

10/5/2001, § 98). Zira hukuki ilişkiler bağlamında ortaya çıkabilecek

uyuşmazlıklarla ilgili ne gibi idari veya yargısal yollara başvurulabileceği ya

da belirli hukuksal ihtilaflar konusunda hangi dava türlerinin

işletilebileceğini belirlemek konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi

bulunduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla özel hukuk hükümlerine tabi bir

sözleşme ilişkisinde taraflardan birinin yasadan kaynaklanan yetkisini

kullanmasına diğer tarafın itiraz edebileceği bir hukuk yolunun öngörülmemiş

olması, Sözleşme’de düzenlenen bir hakkın ihlali söz

konusu olmadığı müddetçe tek başına hak arama hürriyetinin (adil yargılanma

hakkının) ihlal edildiği sonucunu doğurmaz.

26. Başvurucu, medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili bir

uyuşmazlık konusunda tarafı olduğu davada adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olan ilke ve haklara riayet edilmediğinden şikâyet etmemiş; iş sözleşmesi

ile bağlı olduğu işveren tarafından hakkında verilen iş yeri değişikliği

kararının iptali için başvurabileceği bir yargısal yolun bulunmamasının hak

arama hürriyetinin (adil yargılanma hakkının) ihlali olduğunu ileri sürmüştür.

27. Başvurucunun şikâyeti, işletmesel

kararların iptalini sağlayacak bir dava türü bulunmamasına ilişkin olup

yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde iç hukuk tarafından “hak” olarak

tanınmayan bu iddianın adil yargılanma hakkı kapsamında bireysel başvuru

yoluyla incelenmesi mümkün değildir. Öte yandan başvurucunun anılan ihlal

iddiası, çalışma hayatında çalışanlara ilave birtakım güvenceler sağlanması

talebini içerdiğinden çalışma hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Çalışma hakkı,

Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’de düzenlenen haklardan değildir. Bu nedenle

başvurucunun hak ihlali iddiası bu yönüyle de Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kaldığından bireysel başvuru konusu olamaz.

28. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine

dayanan ihlal iddiasının konusunun Anayasa’da güvence altına alınmış ve

Sözleşme kapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında

kaldığı anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, idare hukukunda uygulananın aksine sırf işçi

olması dolayısıyla iş yeri değişikliği (nakil) işleminin iptalini

isteyemeyeceği gerekçe gösterilerek davasının reddine karar verilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

30. Anayasa’nın “Kanun önünde

eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,

mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde

eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

31. Sözleşme’nin “Ayırımcılık

yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

32. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate

alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve

Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak

ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağının ihlal edilip

edilmediğinin tartışılabilmesi için ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak

ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi

gerekmektedir (Onurhan Solmaz, § 33).

33. Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlali iddiasının, başvurunun

temelini oluşturan adil yargılanma hakkı çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak

ele alınması zorunluluğu vardır. Dolayısıyla ayırımcılık yasağı, bağımsız

nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp temel hak ve özgürlüklerin

kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence altına alan

tamamlayıcı nitelikte haklardandır. Bu çerçevede başvurucunun adil yargılanma

hakkı kapsamına giren bir hakkına yönelik müdahale bulunmaması nedeniyle

ayırımcılık yasağının somut başvuru açısından uygulanabilmesi mümkün değildir.

34. Sonuç itibarıyla başvurucunun ihlal iddiasının konusu,

Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

35. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 10. maddesine dayanan ihlal

iddiasının konusunun, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında

yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Kamil KAYA

Basvurucu

:

Ferit TETİK

Vekili

:

Av. Ercan

DÖNMEZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9807, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  12. Gökcan
  13. Dönmez
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9807
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Hanif Arıkan Başvurusu (B. No: 2013/7732)
  • Zeyni Arat Başvurusu (B. No: 2013/3951)
  • Cemal Çamlı Başvurusu (B. No: 2013/2173)
  • Mehmet Kurt Başvurusu (B. No: 2013/2552)
  • Serdar Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/7532)
  • Osman Gümüşcü Başvurusu (B. No: 2013/6440)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.