İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeyni Arat Başvurusu (B. No: 2013/3951)

1. Başvuru, gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca

Başvuru No2013/3951Tarih18 Şubat 2016Okuma16 dk · 3.259 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zeyni Arat Başvurusu

Karar tarihi
18 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/3951
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.259 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca

alıkonulması nedeniyle haberleşme ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2013 tarihinde Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı

aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 15/7/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/8/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

26/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 31/8/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak tutulmakta olup 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga

Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre hapis cezası almıştır.

10. Başvurucunun göndermek istediği mektubun alıcısı, terör

örgütü yöneticisi olduğu gerekçesiyle hükümlü olan A.Ö.dür.

11. Başvurucunun göndermek istediği mektup toplam dört sayfadan

oluşmakta olup Türkçe yazılmıştır. Mektubun ilgili kısımları şöyledir:

"Merhaba Sevgili Heval!

Merak ve kaygıyla geçirdiğimiz uzun bir

sürenin ardından sesinizi yeniden duymanın sevinci ve heyecanı içindeyim. Bu

sesin hem Mezapotomya hem de Anadolu topraklarının

her karışına nasıl yansıdığını anlatamam. Özellikle vekillerin görüşme odasına

girerken karşılaştıkları moral ve coşku karşısında gözlerinde parıldayan ışık kimlerin

yüreğini ısıtmaz ki?...

Sevgili Heval;

bildiğiniz gibi daha önce Gaziantep cezaevindeyim. Yaklaşık dört ay önce buraya

(Bolu'ya) bazı arkadaşlarla getirildim. Artık buradan arada bir ziyaretinize

gelmeye çalışacağım. Ben bundan büyük heyecan duyuyorum. Ama eğer yazılan

kelimelerden bir tanesi dahi canınızı sıkarsa (beni hücreden kovar gibi) kağıdı buruşturup atmazsanız, sıkıntınız acısını buradan

duyamayacağımı bilmenizi isterim. Bu tür ziyaretlerin dezavantajları var

biliyorsunuz. Karşılıklı sohbet imkanı olmadığı gibi

benim gibileri ters konuma da yatabiliyor. Yani dinlemesi gereken kişi konuşan

durumuna sokuyor. Bu gerçekliğe rağmen yine de odanıza bir ses vermenin

heyecanını yaşamak istedim....",

"...Ortadoğu'da yaşanan

bu kadar belirleyici gelişmeler karşısında Türkiye'nin önünde sonunda iki

seçenekle karşı karşıya kalacağını görüyoruz. Elbetteki

her iki seçenekte de önemli etkiler yaratabilecek konuma sahiptir. Ancak her

iki seçeneğin sürükleyeceği kader birbirinin çok zıddi

sonuçlarına sahip. Bu seçeneklerden birisi, küresel güçlerin stratejesini truva atı olarak

'kullanıp' çatışmaları derinleştirecek bölgesel misyon kazanma arayışıdır.

Genel olarak gerek Mısır ve Libya'ya müdahale sırasında gerekse de Suriye

meselesinde küresel güçlerin bu misyona ne kadar izin vereceği yeterince

açıklık kazanmıştır. Türkiye'nin bu misyonda kararlığını göstermek amacıyla

meydan okumalar küresel güçlerin şimdilik ses çıkarmamasının nedeninin köprünün

geçilmesini beklendiği olduğunu iyi biliyoruz. Ortadoğu dizginleri ele

geçirilir geçilmez biriken hesabı sormaktan geri durmayacağını biliyoruz...."

"Bana göre Türkiye'nin diğer Ortadoğu

ülkelerinden ayrıcalıklı bir özelliği var. Ortadoğu ülkelerine nazaran ikinci

bir seçeneğe sahip tek ülkedir. Doğu uygarlığının ve Batı'nın tam ortasında bir

coğrafyada yer alması bu seçeneğin önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Çok

çeşitli etnik, dini, sosyal gruplu kültürel yapısı ikinci önemli ayağını

oluşturmaktadır... Ancak aynı şekilde tersinden bir sonucun tehlikesini de içermektedir.

Coğrafik konumu onu tüm doğu-batı arasındaki çatışmalara muhatap kılmaktadır....Yine çeşitli kültürel yapılı oluşu, gerçek

birleştirici ortak (adil) değerlerle kaynaştırılmadığından (kürtlük-türklük, Alevilik-sünnilik,...)

toplumu dağılmaya açık bir noktada tutmaktadır..."

"...Milattan önce 6. yüzyılda Anadolu'nın Akdeniz kıyılarında bunun başarıldığını

görüyoruz...", "Kanaatimce Türkiye Cumhuriyeti o gün İyonların karşı

karşıya kaldığı süreçle benzer şartları yaşamaktadır...", "Biliyorum

Türkiye Cumhuriyetinden bunu bugün başarmasını beklemek hayalcilik olur. Ancak

en azından bugün girmiş olduğu anayasal oluşum sürecinin normlarını ve

formlarını doğaan koyarsa bu yoldan ilerleyişinin

kapılarını önemli ölçüde açmış olacağını düşünüyorum."

"Diğer yandan şehirler ve bölgeler arası

ekonomik, sosyal dengesizlikler toplumsal birliği (barışı) zehirleyen önemli

bir virüs olarak görülmelidir....", "Diğer

bir konu ise, ülkenin kaderi ve vatandaşın karar gücüne ilişkindir. Elbette

ideal olan ve olması gereken vatandaşın bütün karar süreçlerinde yer almasıdır.Öyle görünüyor ki, ülke

içi mevcut siyasi konjoktürel durum buna imkan

vermemektedir. Ancak en azından başlangıç itibariyle, herhangi bir ülkeyle

savaş ve barış kararının yanı sıra anayal kararların

tümü halk oyuna bağlanmalıdır. Bu, açgözlü iktidarların elinden kader

belirleyici kararların alınmasını sağlayacaktır..."

12. Başvurucunun yazmış olduğu mektup, Mektup Okuma Komisyonunca

sakıncalı bulunarak Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kuruluna (Disiplin Kurulu) sevk

edilmiştir.

13. Disiplin Kurulunun 15/3/2013 tarihli ve 2013/33 sayılı

kararında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un

68. maddesinin üçüncü fıkrasına yer verilmiş ve aynen şu gerekçeyle mektup

alıkonulmuştur:

"Mektubun içeriğinde 'terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak

haberleşmeleri ve terör örgütü mensuplarını övücü ve yüceltici ifadeler

taşıması nedeniyle' alıkonulmasına karar verilmiştir."

14. Başvurucu bu karara karşı Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz

Hâkimliği) nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 28/3/2013

tarihli ve E.2013/703, K.2013/722 sayılı kararlabaşvurucunun

şikâyetini reddetmiştir. Şikâyetin reddedilme gerekçesi şöyle belirtilmiştir:

"5275 Sayılı Kanunun 68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü

veya diğer suç örgütü mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflarhükümlüye verilmez.

Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;

İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfaz

Kurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermek

gerekmiştir."

15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bolu Ağır Ceza Mahkemesi 14/5/2013 tarihli ve

2013/456 sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak

kararın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine

karar vermiştir.

16. Başvurucu 30/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine

gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu

komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

18. 5275 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan,

6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 91.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez."

19. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 122. maddesi şöyledir:

"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve

telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür

başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru

tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve

gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde

sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf

içerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir."

20. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 123. maddesi şöyledir:

"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun

disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,

mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna

kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı

idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde

çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.

Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ

edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre

beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu

kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği

kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına

itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına

göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ

tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz

hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı

tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz

edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı

görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı

sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu mektubunun gönderilmemesi ile ilgili alınan

kararlar nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan haberleşme ve ifade

hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiş, mektubun içeriğinde özet olarak

tarihî, siyasi ve felsefi bir sohbetin söz konusu olduğunu ileri sürerek

mektubun alıkonulmasına ilişkin kararların kaldırılmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Cezaevi İdaresince sakıncalı görülerek gönderilmemesi

nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hakkındadır.

24. Başvurucunun, göndermek istediği mektubun sakıncalı olduğuna

karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri

25. Başvurucu, gönderilmek istenen mektubun Cezaevi İdaresince

Anayasa'da güvence altına alınan haklara aykırı bir şekilde gönderilmediğini,

şikâyet ve itiraz yollarından da sonuç alamadığını belirterek işlemlerin

iptalini talep etmiştir.

26. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihatları genel olarak hatırlatılarak başvurucunun iddialarının

değerlendirilmesinde bu hususların da göz önünde tutulabileceği bildirilmiştir.

27. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, görüş

yazısında ifade edilen AİHM kararlarının kendisi ile ilgili olmadığını,

mektubun içeriğinden bir kimseye zarar verecek bir çıkarım yapılamayacağını,

mektubun barışçıl duygularla yazıldığını ifade ederek talebini yinelemiştir.

b. Genel İlkeler

28. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında (B. No: 2013/1822, §§ 28-34) hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından

yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

29. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla

başvurucunun mektubu sakıncalı olarak değerlendirilerek gönderilmemiştir.

Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme

hürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

Kanunilik

31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında (§§ 37–46) hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerin "kanunilik"

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında (§§ 47-50) hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde "meşru amaç"

ilkesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiştir.

33. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde

cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.

34. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca başvurucunun

göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılan

mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı olarak

haberleşmeleri ve terör örgütü mensuplarını övücü ve yüceltici ifadeler

taşıması olarak gösterilmiştir.

35. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, cezaevi disiplin

kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin;

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

36. Başvurucu, gönderilmek istenen metnin içeriğinde sakıncalı

olarak değerlendirilebilecek bir ifade olmadığını; mektubu, toplum olarak

farklılıkların bir arada olabileceği düşüncesinin ve ölüp öldürmenin son

bulmasına yönelik arayışların başlamasından duyduğu memnuniyeti ifade etmek

için yazdığını; mektupta barışın Türkiye'ye nasıl gelebileceğine ilişkin düşüncelerinyer aldığını belirterek Kanun metinlerinin

keyfî olarak uygulandığını, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. Bakanlık görüşünde, AİHM kararlarında ceza infaz

kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı

başına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ihlaline sebebiyet

vermeyeceği belirtilmiş; başvuruya konu mektubun gönderilmemesinin amaçlanan

hedefler açısından orantısız olup olmadığı, bu bağlamda demokratik bir toplumda

gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından değerlendirmede

bulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.

38. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında (§§ 58-68) hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan müdahalelerde

demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük ilkesi yönünden genel

ilkelere yer verilmiştir.

39. Başvurucu 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 125. ve 59.

maddelerine göre müebbet hapis cezası almıştır. Somut olayda mektubun muhatabı

terör örgütü PKK'yı kurma ve yönetme suçundan hükümlü A.Ö.dür.

40. Türkçe adı Kürdistan İşçi Partisi olan PKK, yasadışı silahlı

bir terör örgütüdür. PKK, yargı erki tarafından silahlı terör örgütü olarak

kabul edildiği gibi Emniyet Genel Müdürlüğünün yayımladığı "Türkiye'de hâlen faaliyetlerine devam eden başlıca

terör örgütleri" listesinde "PKK/KONGRA-GEL" adıyla

yer almaktadır. PKK, Silahlı Terörizme Karşı Özel Önlemlerin Uygulanması Hakkındaki

Avrupa Konseyinin 27 Aralık 2001 tarihli Ortak Tutum (Council

Common Position) kararından

bu yana Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilmektedir.

Bundan başka PKK, Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD)

terörist organizasyonlar listesinde yer aldığı gibi Birleşmiş Milletler ve NATO

ile bölgedeki Suriye, Irak, İran gibi pek çok ülke ve uluslararası kuruluş

tarafından da terör örgütü olarak kabul edilmektedir. Ayrıca PKK, ABD'nin

uyuşturucu kaçakçıları listesinde de bulunmaktadır (Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 87).

41. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğu

gerçeğini göz önünde bulundurarak cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir

iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler. Bununla birlikte

başvurucunun ve muhatabın durumu itibarıyla cezaevi idarelerinin konuya

hassasiyet ile yaklaşmasını Anayasa Mahkemesi doğal karşılayabilir. Nitekim

mektupta muhatap alınan kişi 1999 yılında yakalanmadan önce PKK terör örgütünün

yöneticisi konumundaydı.

42. Muhatap kişi yasa dışı örgüt kurmak ve yönetmekten hükümlü

olsa da hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hukuka

uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına

bağlı olarak tutma" şeklinde değerlendirilebilecek kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim

Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve

Sözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına

genel olarak sahiptir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69).

43. Bu kapsamda, yasa dışı örgüt faaliyetinde bulunmaları

nedeniyle ceza alan hükümlüler arasındaki haberleşmenin örgütsel nitelik

taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın bu faaliyetlerinin örgütsel haberleşme

kapsamında değerlendirilerek müdahalede bulunulması Anayasanın 22. maddesine

uygun düşmez (Turan Günana

(3), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, § 68).

44. Ancak cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar

sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin, 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içerdiğinin, özellikle cezaevi idareleri tarafından yeterli düzeyde

gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da göndericinin

hususi olarak hangi sözlerinin suçu ve suçluyu övücü yahut örgüt propagandası

içeren ifadeler olduğu gerekçede gösterilmek zorundadır.

45. Başvurucunun "Merhaba

sevgili heval!" diye başladığı

mektubun başlarında muhataba yönelik bir kısım övücü sözler olmasına karşın

mektubun diğer kısmında genel olarak Türkiye'de ve Ortadoğu'da yaşanan

gelişmelere, Türkiye'nin jeopolitik konumuna ve yaşanılan sorunlara ilişkin

olarak Türkiye'nin nasıl yol ayrımında bulunduğuna, milattan önce 6. yüzyılda

yer alan topluluklardan bir kısmının nasıl hareket ettiğine değinilmiştir.

Ayrıca şehirler arasında yer alan dengesizliklerin de toplumsal barışı

zedelediği gibi hususlara ve iktidarın halk oylaması ile

sınırlandırılabileceğine ilişkin başvurucunun düşüncelerine yer verildiği

görülmüştür (bkz. § 11).

46. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararından "mektubun

içeriğinde" yer alan bir kısım ifadelerin Kanun'un emrettiği bir hususa

aykırı olabileceği anlaşılmakla beraber hangi ifadelerin bu kapsamda olduğu

belirtilmediği ve mektubun tamamının alıkonulmasına ilişkin hiçbir gerekçeye

yer verilmediği görülmektedir. İnfaz Hâkimliği ise "dosya kapsamıda hep

birlikte değerlendirildiğinde" şeklindeki gerekçeyle Disiplin

Kurulu kararına karşı yapılan şikâyette yeni bir gerekçe göstermiştir. Bununla

beraber İnfaz Hâkimliğinin kararından tam olarak neyin kastedildiği

anlaşılamamaktadır.

47. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca

"Demokrasiler, temel hak ve

özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.

Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren

sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak

koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve

ancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM, E.2006/142,

K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün

özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa,

etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı

ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı

olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008;

Fatih Taş, B. No: 2013/1461,

12/11/2014, §§92-93).

48. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgükabul

edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı

sonucuna varılmış, başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda

demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatine

varılmıştır.

49. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

50. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca bilgi edinilmesi için Bakanlığa gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucunun, sadece işlemin iptal edilmesini isteyerek

yeniden yargılanma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

53. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için bu kapsamda yeniden yargılamada hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bolu İnfaz Hâkimliğine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerin

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bolu İnfaz

Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Zeyni ARAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3951, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerin
  12. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3951
Tarih
18 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Cemal Çamlı Başvurusu (B. No: 2013/2173)
  • Mehmet Kurt Başvurusu (B. No: 2013/2552)
  • Serdar Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/7532)
  • Osman Gümüşcü Başvurusu (B. No: 2013/6440)
  • Lütfi Karaca Başvurusu (B. No: 2013/6808)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/4566

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.