İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Güngör Başvurusu (B. No: 2013/6152)

1. Başvuru, devlet memurunun, bir siyasi partinin basın

Başvuru No2013/6152Tarih24 Şubat 2016Okuma19 dk · 3.885 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan Güngör Başvurusu

Karar tarihi
24 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/6152
R.G. Tarih ve Sayı
1/4/2016-29671
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.885 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, devlet memurunun, bir siyasi partinin basın

açıklamasına katılmasının, siyasi parti yararına fiilen faaliyette bulunma

kabul edilerek disiplin cezası verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ve ifade

özgürlüğü hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/8/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde,başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/3/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

3/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Diyarbakır il merkezinde bulunan Celal Güzelses İlköğretim Okulunda sınıf öğretmeni olarak görev

yapmakta ve aynı zamanda Eğitim-Sen Diyarbakır Şube sekreteri olarak sendikal

faaliyet yürütmektedir. Demokrasi Platformu’nun çağrısı üzerine, 21/4/2007

tarihinde Cumartesi günü Demokratik Toplum Partisi’nin

düzenlediği basın açıklamasına katılmıştır. Başvurucu hakkında basın

açıklamasına iştirak etmek suretiyle siyasi parti faaliyetine katılması

nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.

9. Başvurucunun görev yaptığı Diyarbakır İl Milli Eğitim

Müdürlüğü, başvurucu hakkında yürüttüğü idari soruşturma sonucunda 20/9/2007

tarihli ve 17 sayılı kararı ile "1 yıl

süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki muhakkik raporunda yer alan tespitlerin

bir kısmı şöyledir:

“Yukarıya çıkarılan öğretmen Hasan Güngör’ün

kendi ifadesinden, Eğitim-Sen şube sekreteri olduğunu, Demokrasi Platformu’nun

daveti üzerine basın açıklamasına katıldığını belirtiyorsa da yapılan basın

açıklamasının herhangi bir sendikal faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği,

basın açıklamasının Demokratik Toplum Partisi tarafından yapılması nedeniyle bu

faaliyetin bir parti faaliyeti olduğu, Demokratik Toplum Partisinin yaptığı

basın açıklamasına katılmasının parti eylemine katılmış sayılacağı, 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu’nun 7 maddesinin 1 paragrafının son cümlesinde

memurların siyasi parti eylemlerine katılamazlar hükmünün yer aldığı, öğretmen

Hasan Güngör’ün kendi ifadesi ile iddianın sübuta erdiği, bu eylemi ile

öğretmenin –Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette

bulunmak– fiilinin faili olduğu, bu eyleminin karşılığının memurun kendi özel

kanununda yerinin olmadığı, fiilin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125

maddesinin D bendinin (o) alt bendi kapsamına girdiği kesinlik kazanmıştır.

Açıklanan ve sübuta eren davranışlardan dolayı; …”

10. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptali

istemiyle 26/11/2007 tarihinde idare mahkemesinde iptal davası açmış,

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 29/4/2008 tarihli kararı ile dava

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Bakılan davada, davacı tarafından disiplin

kuruluna sunulan savunmasının incelenmesinden, söz konusu basın açıklamasına

katıldığını kabul ettiği, ancak Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi yönetim kurulu

üyesi olduğu için sendikayı temsilen basın açıklamasına katıldığını belirttiği

görülmektedir.

Dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin

incelenmesinden; 21/4/2007 tarihinde Demeokratik

Toplum Partisi tarafından gerçekleştirilen basın açıklamasının bir parti

faaliyeti olduğu, zira basın açıklaması yaparak ülkede yaşanan bazı olaylara

karşı partilerinin tavırlarını ortaya koyma niyetlerinde oldukları, basın açıklamasının

içeriğinden de bu hususun kolayca anlaşılabildiği, bu açıklamaya katılmanın söz

konusu partinin faaliyetine katılındığı anlamına

geleceği, öte yandan davacı tarafından sendikayı temsilen basın açıklamasına

katıldığı ileri sürülse de, yukarıda hükmü yazılı 4688 sayılı Kanunun ilgili

maddesine göre sendikanın faaliyetlerinin ancak kamu görevlilerini ilgilendiren

meselelerle sınırlı olduğu, basın açıklaması içeriğinin incelenmesinden ise bu

açıklamanın kamu görevlileri ile ilgili bir yanının bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

Bu durumda davacının, Demokratik Toplum

Partisinin basın açıklamasına katılarak fiilen bu parti yararına faaliyette

bulunduğu, başka bir deyişle 657 sayılı Yasanın 125/D-o maddesinde belirtilen

fiilin faili olduğu anlaşıldığından, hakkında tesis edilen disiplin cezasına

ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

11. Temyiz üzerine, Danıştay Onikinci

Dairesinin 8/7/2011 tarihli ve E.2008/6095, K.2011/3748 sayılı ilamıyla; karar

usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın

bozulmasını gerektirecek mahiyette görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile

hükmün onanmasına karar verilmiştir.

12. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 2/4/2013 tarihli ve

E.2011/9532, K.2013/2291 sayılı ilamıyla dilekçede ileri sürülen hususların

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde

yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

13. Karar 3/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 2/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

7. maddesi şöyledir:

"Devlet memurları siyasi partiye üye

olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını

hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil,

ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım

yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar

ve bu eylemlere katılamazlar.

Devlet memurları her durumda Devletin

menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve

kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren

herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi

bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım

edemezler.”

16. 657 sayılı Kanunu'nun 125. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

D - Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre

memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

…

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya

zararına fiilen faaliyette bulunmak.

…”

17. 657 sayılı Kanun'un 135. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe

ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz

edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği

tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin

cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar

ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını

vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri

kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen

kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna

başvurulabilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 24/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, aynı konumda olan devlet memurları hakkında başka

siyasi partilerin toplantı ve mitinglerine katıldıkları halde işlem

yapılmadığını, bir siyasi partinin basın açıklamasına katılmanın idari

yaptırıma bağlanmasının düşünce hürriyetini sınırladığını, devlet memurlarının

da diğer tüm vatandaşlar gibi seçme ve seçilmehakkının

olduğunu, hak ve özgürlüklerin sınırlanmasının ancak öngörülen amaç içinde

uygulanabileceğini, bu nedenlerle hakkında verilen cezaya yönelik işlemin

hukuka aykırı olduğunu belirterek, Anayasa’nın 10., 13. ve 25. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaline

ilişkin iddialarının, başka bir haktan bağımsız ve soyut biçimde ileri

sürülmesi mümkün olmadığından bir bütün olarak ifade özgürlüğünün ihlali

iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Öte yandan başvurucu, siyasi partinin basın açıklamasına

katılmasının disiplin cezası ile yaptırıma tabi tutulmasının siyasi kimliğinden

kaynaklandığı ve bu tutumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Eşitlik ilkesi iddiaları yönünden başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki

başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir

farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk,

renk, cinsiyet, din, dil vb. ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu, benzer olaylar ile kendi

durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine nasıl bir ayırımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda da bulunmamıştır. Bu nedenle

başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik iddiaları ayrıca

incelenmemiştir.

22. Başvurucunun, bir siyasi partinin basın açıklamasına

dinleyici olarak katılma fiilinin disiplin soruşturmasına konu edilerek

disiplin cezası verilmesi kararının bilgiye erişim kapsamında ifade özgürlüğünü

ihlal ettiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ihlal iddialarının kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Başvurucu, olay tarihinde bir siyasi partinin basın

açıklamasına dinleyici olarak katıldığını, slogan atmadığını, dinlediği basın

açıklamasının daha sonra da medyada duyurulduğunu, devlet memurunun siyasete

tamamen duyarsız olmasının mümkün olmadığını, seçme ve seçilme hakkını kullanan

birinin ülke sorunlarını gözlemlemesi ve getirilen çözüm önerilerini takip

etmesinin doğal bir durum olduğunu belirtmiştir. Yine memurlarla ilgili siyaset

yasağı getirilme amacının, memur kimliğinden yararlanarak sahip olduğu

olanakları siyasi partinin yararına veya zararına kullanmasının önüne geçmek

olduğunu, basın açıklamasına katılmanın bu kapsamda olmaması gerektiğini

savunmuştur.

24. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkin örnek kararlarına vurgu yapmış; başvurucunun

ihlal iddiaları değerlendirilirken belirtilen hususların dikkate alınması

gerektiğini bildirmiştir. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme/AİHS) 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün

demokratik toplumun temellerinden birini oluşturduğu; ifade özgürlüğünün

yalnızca lehte olduğu kabul edilen veya zararsız ya da önemsiz görülen bilgi ve

düşünceler için değil, aynı zamanda devletin veya toplumun bir bölümü için

saldırgan, şok edici veya rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de geçerli

olduğu, benzer olaylardaki AİHM uygulamalarında Sözleşme’nin 11. maddesi

bağlamında barışçıl toplanma hakkının incelendiği belirtilmiştir. Bu kapsamda

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup olmadığı,

gerçekleştirilen müdahalenin kanunla öngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin

dayandığı amacın meşru olup olmadığı ve müdahalenin demokratik toplum düzeninde

gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

25. Anayasa'nın "Temel

Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

26. Anayasa'nın "Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

27. Anılan düzenlemeler uyarınca ifade özgürlüğü, sadece "düşünce ve kanaate sahip olma"

özgürlüğünü değil aynı zamanda sahip olunan "düşünce

ve kanaati (görüşü) açıklama ve yayma", buna bağlı olarak "haber veya görüş alma ve verme"

özgürlüklerini de kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü bireylerin

serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği

düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya

başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir (Emin Aydın, B. No:

2013/2602,23/1/2014, §40).

28. İfade özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden biri olup

toplumun gelişmesi ve bireyin kendini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi için

vazgeçilmez koşullar arasında yer alır. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu

sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine

bağlıdır. Aynı şekilde birey özgün kişiliğini, düşüncelerini serbestçe ifade

edebildiği ve tartışabildiği bir ortamda gerçekleştirebilir. İfade özgürlüğü,

kendimizi ve başkalarını tanımlamada, anlamada ve algılamada, bu çerçevede

başkalarıyla ilişkilerimizi belirlemede ihtiyaç duyduğumuz bir değerdir (Emin Aydın, §41).

29. İfade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine

getirebilmesi için AİHM'in de ifade özgürlüğüne

ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi, sadece toplumun ve devletin olumlu,

doğru ya da zararsız gördüğü "haber"

ve "düşüncelerin"

değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları

rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve

bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından

emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık

fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın "demokratik toplumdan" bahsedilemez (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, §49).

30. İfade özgürlüğü, düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını

gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Çoğunluğa muhalif

olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması,

açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirmek ve gerçekleştirme

konusunda ikna etmek çoğulcu demokratik düzenin gereklerindedir. Bu itibarla

ifade özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Fikriye Aytin ve Diğerleri,

B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 29).

31. Anayasa'nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarak ifade

edilmiş ve "başka yollar"

ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu

gösterilmiştir (Emin Aydın, §43).

Somut olaydaki gibi basın açıklamasında bulunma özgürlüğünün ifade özgürlüğünün

ayrılmaz bir parçası olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır.

32. Öte yandan ifade özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır ve

Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.

İfade özgürlüğüne ilişkin 26. maddenin ikinci fıkrasında sınırlama sebeplerine

yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının

olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında

Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple

ifade özgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında

yapılması gerekmektedir (Fikriye Aytin ve Diğerleri, § 27).

33. Somut olayda başvurucu, öğretmen olarak devlet memuru

statüsünde iken Demokratik Toplum Partisinin basın açıklamasına dinleyici

olarak katılmıştır. Disiplin soruşturması ve ilk derece yargılama aşamasında

başvurucu, Demokrasi Platformunun daveti ve sendika temsilciliği sıfatıyla

basın açıklamasına katıldığını savunmuş, ilk derece mahkemesi, basın

açıklamasının sendikal faaliyetle ilgili olmadığını belirterek, başvurucunun

fiilini siyasi faaliyete katılma olarak değerlendirmiştir. Bunun dışında

başvurucuya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu edilen herhangi bir

eylem bulunmamaktadır.

34. Başvuruya konu olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, bir

siyasi partinin basın açıklamasına katılan başvurucu aleyhine bir yıl süre ile

kademe ilerlemesinin durdurulması kararı verilmesinin haber ve bilgiye erişimi

kapsamında ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturup oluşturmadığını

belirlemektir. Sonraki aşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin meşru

amaçlara dayanıp dayanmadığının, söz konusu hakkın özü zedeleyecek ölçüde

kısıtlanıp kısıtlanmadığının, kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olup

olmadığının ve kullanılan araçların orantısız olup olmadığının tespit edilmesi

gerekir.

a. Müdahalenin Varlığı

35. Başvurucunun bir siyasi partinin basın açıklamasına

katılması sonucunda devlet memurundan beklenen yükümlülüklere uymadığı

gerekçesiyle disiplin yaptırımına tabi tutulmasının, ifade özgürlüğüne müdahale

niteliği taşıdığında şüphe bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

36. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ifade

özgürlüğüne, “kanunla öngörülmedikçe”

ve madde metninde belirtilen meşru amaçlar dışında müdahale edilemez. Aynı

zamanda ifade özgürlüğüne getirilecek bir sınırlamanın Anayasa’nın 13.

maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş

olma, kanun tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

37. Yapılan müdahalede, Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan

müdahalenin "kanun"la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun'un "Tarafsızlık ve devlete bağlılık" kenar başlıklı

7. maddesi ile "Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı

125. maddesinin "kanunilik"

koşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

38. İlk Derece Mahkemesi "davacının

21/4/2007 tarihinde katıldığı basın açıklamasının, Demokratik Toplum Partisinin

ülkede yaşanan bazı olaylarla ilgili tavırlarını ortaya koymak biçiminde parti

faaliyeti olduğu ve kamu görevlileri ile ilgili bir yanının bulunmadığı"

gerekçesi ile müdahalenin kamu düzeni ve tarafsızlığın korunması amacı

güttüğünü belirtmiştir. Başvurucu, hakkındaki uygulamanın yasanın öngördüğü

amaçla uyumlu olmadığını ileri sürmüştür.

39. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel

ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunla

yapılmış olması gerekir.

40. Başvurucunun bir siyasi partinin basın açıklamasına

dinleyici olarak katılması nedeniyle verilen disiplin cezasının Anayasa'nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşru amaçları hedeflediği kabul edilse

bile bu hususun müdahalenin gerekliliği konusunda yapılacak değerlendirmelerle

birlikte tartışılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

41. Başvurucu, 657 sayılı Kanun’daki sınırlayıcı düzenleme ile

memurların siyasete tamamen duyarsız hale gelmesinin veya ilgisiz kalmasının

amaçlanmadığını, sadece devlet memurlarının bu kimliğinden yararlanarak ve

kimliğin sağladığı olanakları bir siyasi parti yararına veya zararına

kullanmasının yasaklandığını iddia etmiştir. Basın açıklamasına dinleyici

olarak katılması nedeniyle disiplin cezası uygulanmasının ifade özgürlüğüne

aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, görevi ile ilgili olarak yargı

süreci devam eden başka soruşturmaların bulunduğunu ve başvuru konusu olmayan

bu soruşturmalar nedeniyle memuriyetine son verildiğini vurgulamıştır.

42. Bakanlık görüşünde, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin

varlığı halinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup olmadığının ve

"sınırlama amacı ile aracı arasında

makul bir dengenin bulunup bulunmadığının" demokratik toplum

gerekleri açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

43. İfade özgürlüğü mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara

tabi tutulabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin

güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

44. Anayasada belirtilen "demokratik

toplum" kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. "Demokratik

toplum" ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in

bu ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkça yansıtmaktadır.

Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, § 49; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye, B. No:

23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).

45. İfade özgürlüğü genel çerçevesinde siyasi partilerin hedefi,

fikirleri ve bunları topluma ulaştırma özgürlüğünü korumak, bireylerin seçme ve

tercih yapma imkanına zemin hazırlamak, demokrasinin doğru şekilde işlemesini

sağlamak ve “çoğulculuk”, “açık fikirlilik” ve “hoşgörü” gibi kavramların içi boş

kavramların ötesine geçmesine yardım etmek olduğundan demokrasinin vazgeçilmez

araçları olarak kabul edilir. Bu bağlamda siyasi partilerin veya diğer

toplumsal örgütlenmelerin, kamuyu ilgilendiren sorunlarla ilgili gösteri,

yürüyüş veya basın açıklaması yapması veya daha farklı barışçıl yöntemlerle

sesini duyurmaya çalışması ve farkındalık oluşturarak, çoğunluğun dikkatini

çekmesi bu özgürlük kapsamında beklenen bir sonuçtur.

46. Demokrasinin esasını meselelerin halka açık olarak

tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

olduğunu vurgulamıştır (Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52). Buna göre aynı zamanda birey olan devlet

memurları, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi, demokratik toplumun

temel ilkelerinin korumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle, görevine

yansıtma, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu

olmadığı sürece, ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya

bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa

dahi, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet

edemez ve hatta tehlikeye düşürür (benzer değerlendirmeler için bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00 ve 76292/01,

13/11/2008, § 77).

47. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülük ilkesi"dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş

olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup

bulunmadığını inceler (Tayfun Cengiz,

§ 53).

48. İfade özgürlüğü, devlet memurları söz konusu olduğunda,

görüşlerin dengeli ve siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığını,

kişisel tavırlar sergilenip sergilenmediğini ve tarafsızlıklarının güvence

altında olup olmadığını tartışma konusu yapmaktadır. Bu bağlamdaki AİHM

uygulamalarında, memurun bulunduğu konum, görev yaptığı alanla ilgili olarak

ödev ve sorumluluk derecesini belirlemede ulusal makamlara bir takdir marjı

tanınmaktadır (İsmail Sezer/Türkiye,

36807/07, 24/3/2015, § 28; Ahmed ve Diğerleri / Birleşik Krallık, B. No:

22954/93, 2/9/1998, §§ 53-54; Vogt/Almanya,

B. No: 17851/91, 26/9/1995, §§ 51-53; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02,

24/11/2005). Fakat örgütlenme özgürlüğünü sınırlama niteliği taşıyan bu durumun

bir sınırının olduğu da unutulmamalıdır.

49. Devletin, kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birer birey

olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma

gibi sosyal yönlere sahip olduğu ve bu nitelikleriyle AİHS’in

10. ve 11. maddelerinden yararlanma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (İsmail Sezer/Türkiye, § 52; Vogt/Almanya, § 53).

50. Anayasa Mahkemesi, müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup

dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını davanın bütününe ve her

olayın kendine has özelliklerine göre takdir edecektir (Yaman Akdeniz ve Diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014, § 43). Bu bağlamda başvurucunun ifa ettiği görev,

katıldığı basın açıklamasının içeriği, siyasi partinin konumu ve başvurucunun

siyasi yönünün görevine yansıması gibi hususlar değerlendirilecektir.

51. Başvurucunun, bir devlet okulunda sınıf öğretmeni ve aynı

zamanda sendika temsilcisi olduğu göz önüne alındığında devlet memurlarının

ifade özgürlüğü kapsamında düşünceyi açıklama ve bilgiye erişim hakkından

bütünüyle mahrum bırakılamayacaklarını dikkate almak gerekir. Bununla birlikte,

demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet

veya başka bazı alanlarda siyasi ve toplumsal faaliyetlere sınırlamalar

getirilmesi mümkündür. Başvurucunun bu türden sınırlamalara tabi tutulmasını

gerektirecek veya başka güvenlik tehdidi oluşturan bir görevde bulunmadığı,

görevinde tarafsızlığını ihlal edici tavır ve eylemlerinin bulunduğuna ilişkin

olarak okul idaresinden yakınmalar olmadığı anlaşılmaktadır.

52. Başvurucunun katıldığı topluluk, Demokratik Toplum Partisinin

(DTP) ülkede yaşanan bazı toplumsal ve siyasal olaylarla ilgili basın

açıklamasını dinleyen bir kalabalıktır. DTP, 9/11/2005 tarihinde kurulmuş ve

11/12/2009 tarihinde “eylemleri yanında

terör örgütüyle olan bağlantıları da değerlendirildiğinde Devletin ülkesi ve

milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak

haline geldiği” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından

kapatılmıştır (AYM, E.2007/1, K.2009/4, K.T. 11/12/2009). Parti kurucularından

bir kısmı halen TBMM’de bulunan başka bir siyasi partide görev yapmaktadır.

53. Başvurucu, ilk derece yargılamasında, üyesi olduğu sendika

şubesinin sekreteri olduğunu ve sendikacı sıfatıyla dinleyici olarak basın

açıklamasına katıldığını, slogan atmadığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesi

başvurucunun, basın açıklamasına katılan grup içerisinde bulunma dışında başka

bir eylemini tespit etmemiş ve basın açıklamasının sendikal faaliyetlerle

ilgili olmadığını belirlemiştir. Serbest seçimlerin bulunduğu bir ortamda

bireyin, gerek siyasi tercihlerini yapabilme amacının doğurduğu ihtiyacı gerek

siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili bilgi edinme merakı gözardı

edilemez bir durumdur (§ 28).

54. Öte yandan başvurucunun eylemi sonucunda, kendisine bir yıl

süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Bu cezanın, beş

dereceli disiplin cezası sisteminde dördüncü dereceden ve nitelikli

sayılabilecek bir ceza olduğu, başvurucunun memuriyet görevinin sona ermesine

doğrudan sebep olmasa da tekerrür durumunda görevden atılmasına neden

olabileceği ve bireyin haber ve bilgiye ulaşma kapsamında ifade özgürlüğünü

engelleyecek niteliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle şikâyet edilen, bir yıl süre ile kademe

ilerlemesinin durdurulması cezasının "toplumsal

bir ihtiyaç baskısına" tekabül etmemesi nedeniyle "demokratik toplumda gerekli olmadığı"

sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

57. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması

talebinde bulunmuştur.

58. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

59. İfade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İdare

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

24/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu : Hasan GÜNGÖR Vekili : Av. Mehmet Yahya EKMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6152, 24 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Yazıcıoğlu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6152
Tarih
24 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Arif Şimbil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8660)
  • Metin Güngördü ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4618)
  • Feride Sağlam Başvurusu (B. No: 2013/7913)
  • Cengiz Topel Çelikoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8049)
  • Sezai Balta Başvurusu (B. No: 2013/8834)
  • Arif Sarıgül Başvurusu (B. No: 2013/8324)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.