İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Menduh Kıskanç Başvurusu (B. No: 2014/9776)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami

Başvuru No2014/9776Tarih20 Temmuz 2017Okuma13 dk · 2.540 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Menduh Kıskanç Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/9776
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.540 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami

süreyi aşması, tutukluluğun hukuka aykırı olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının; yargılamanın uzun süredir devam etmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/6/2014 tarihinde Karabük Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4.Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

24/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan

soruşturma kapsamında 27/12/2009 tarihinde gözaltına alınmış; Van 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve 2009/219 Sorgu sayılı kararıyla kasten adam

öldürme ve kasten adam öldürmeye teşebbüs suçlarından tutuklanmıştır.

9. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu ile birlikte

17 şüpheli hakkında 13/6/2010 tarihli ve 2010/3239 Soruşturma sayılı iddianame

düzenlenmiş, başvurucunun kasten adam öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs

suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.

10. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11/8/2010 tarihli ve

E.2010/7838, K.2010/6343 sayılı ilamı ile dosyanın Zonguldak 2. Ağır Ceza

Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

11. 7/4/2014 tarihli duruşmada başvurucunun tahliye talebinin

reddi ile tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

12. Başvurucunun tutuklamanın devamına dair karara yasal süresi

içinde itirazı üzerine itirazı inceleyen Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi

24/4/2014 tarihli ve 2014/353 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine

kesin olmak üzere karar vermiştir. Bu karar 13/5/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 12/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi 26/12/2014 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

15. Devam eden yargılamada Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi

18/5/2015 tarihli ve E.2010/180, K.2015/76 sayılı kararıyla başvurucunun

tasarlayarak kan gütme saikiyle adam öldürme ve

tasarlayarak kan gütme saikiyle adam öldürmeye

teşebbüs suçlarından üç kez ağırlaşmış müeebet, üç

kez 18 yıl ve üç kez 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında

yakalama emri çıkarılmasına karar vermiştir.

16. İlk Derece Mahkemesinin kararı temyiz edilmiş olup temyiz

incelemesi Yargıtay 1. Ceza Dairesinde devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

19.5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği İddiası

1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu; tutuklanmasını gerektirecek kuvvetli suç

şüphesini gösteren somut delillerin bulunmamasına rağmen tutuklandığını, sabit

bir ikametgâhının bulunmasına, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla delillerin

toplanmış olmasına rağmen tutukluluğunun devam ettiğini, uzun bir süredir

tutuklu olduğunu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aştığını,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 19., 36.

ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Bakanlık görüşünde, başvurucunun somut delillere dayalı

olarak tutuklandığı ve tutukluluğunun devamına karar verildiği belirtilmiştir.

b. Değerlendirme

23.Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, uygulanan

tutuklama tedbirinin hukuka uygun olmadığına ilişkin olduğundan başvurunun bu

bölümünün Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

25. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla

kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan

maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı hâlinde söz

konusu olabilir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

26. Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında suçluluğu

hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi

tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla

tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin

tutuklanabilmesi, öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur.

Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle

desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin

niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, § 72).

27. Ancak bu nitelemeye bağlı olarak kişinin suçla itham

edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde

toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen

soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan

şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha

sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre suç isnadına esas teşkil edecek

şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki

aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların

aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, § 73).

28. Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde

düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair

kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu

da belirtilmiştir. Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa (b) şüpheli veya sanığın

davranışları 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme 2) tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde belirtilmiştir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §

46)

29. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna, maddi veya hukuki

hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk

konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz

şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık bir keyfîlik

hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel

başvuruda incelenmesi gerekir (Abdullah

Ünal, § 39).

30. İlk tutuklamaya ilişkin yargısal denetimde kişinin bir suç

işlemiş olabileceğine dair inandırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığı ve

özgürlükten yoksun bırakmanın bu bağlamda hukukiliğiyle sınırlı bir inceleme

yapılmaktadır. Bu kapsamda bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi

belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:

2014/14061, 8/4/2015, § 84).

31. Somut olayda Van Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen

13/6/2010 tarihli iddianame ile başvurucunun kan gütme saiki

ile ve tasarlayarak üç kişiyi öldürmek, altı kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek

eylemlerinden cezalandırılması istenmiştir. Başvurucu da üzerine atılı bu

suçları işlediği şüphesiyle tutuklanmıştır. Başvurucuya isnat edilen suçla

ilgili deliller iddianamede; otopsi raporu, olay yeri inceleme raporu, el svapları, kriminal laboratuvar

raporları, müşteki beyanları olarak belirtilmiştir. Dava dosyası, iddianame ile

başvurucuya isnat edilen eylemler ve başvurucu hakkında verilen tutuklama

kararındaki gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç

işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu

sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun Makul

Süreyi ve Kanunda Öngörülen Azami Süreyi Aştığına İlişkin İddia Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

33.Başvurucu; sabit bir ikametgâhının bulunmasına, yargılamanın

geldiği aşama itibarıyla delillerin toplanmış olmasına rağmen tutukluluğunun

devam ettiğini, uzun bir süredir tutuklu olduğunu, tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi aştığını ileri sürmüştür.

34.Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunmaya

gerek olmadığını bildirmiştir.

b. Değerlendirme

35. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde

ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

36. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

37. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabileceği belirtilmektedir.

38. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlarda

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

başvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetine

karar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,

29/9/2016, §§ 33-45).

39. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/12/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Nitekim

Anayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın

esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak

dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyi

ve/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu

lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

ve kanunda öngörülen azami süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal

başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

41.Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunmaya

gerek olmadığını bildirmiştir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

43.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

44. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunmaya

gerek olmadığını bildirmiştir.

45.Ceza yargılaması süresinin tespitinde kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai karar tarihi (bireysel başvuruya konu devam eden

yargılamalar yönünden Anayasa Mahkemesinin inceleme tarihi) arasında geçen süre

esas alınır (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 34).

46. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır

(B.E., § 29).

47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 7 yılı aşkın yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

50. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

51. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami süreyi

aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Yargıtay 1. Ceza Dairesine

(E.2017/1570) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/7/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Menduh KISKANÇ

Vekili

:

Av. Kadir

ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/9776, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Makul Sürede
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. E. Kararın bir örneğinin Yargıtay 1. Ceza Dairesine
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/7/2017
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Kaya
  18. Özkan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/9776
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Özkan Kaya Başvurusu (B. No: 2014/10743)
  • Ayşe Torun Başvurusu (B. No: 2014/2150)
  • Cavit Özgürel Başvurusu (B. No: 2014/475)
  • Y. H. Başvurusu (B. No: 2017/10453)
  • Halil Atlı Başvurusu (B. No: 2014/14856)
  • Alpay Dinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12678)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.