İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/14856 Tarih:

Halil Atlı Başvurusu (B. No: 2014/14856)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HALİL ATLI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/14856)

Karar Tarihi: 5/7/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hâkim adaylığı mülakat sınavında başarısız sayılma

işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonda kabul edilebilirlik konusunda oybirliği

sağlanamadığından başvuru, kabul edilebilirlik incelemesinin karara

bağlanabilmesi için Bölüme gönderilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu 2008 ile 2014 yılları arasında yapılan hâkim ve

savcı adaylığı yazılı sınavlarına katılarak kazandığını ancak tümünün

mülakatında elendiğini belirtmiştir.

8. Başvurucu 13/12/2011 tarihinde yapılan mülakatta başarısız

sayılması üzerine iptal davası açmıştır. Ankara 12. İdare Mahkemesi 28/9/2012

tarihli kararıyla "...yasa ve yönetmelikte

belirtilen kurallara göre gerçekleştirilen mülakat sonucunda davacının

başarısız sayılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir."

gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

9. Anılan karar Danıştay Onikinci

Dairesinin 10/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi ise

aynı Dairenin 15/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 12/8/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu 5/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine 10/10/2014 tarihinde verdiği

dilekçesinde ise 9/12/2010 tarihinde girdiği ve başarısız sayıldığı adli yargı

hâkim adaylığı mülakatına ilişkin açtığı davanın Ankara 17. İdare Mahkemesinin

21/12/2011 tarihli kararıyla reddedildiğini ve kararın temyiz incelemesinden

geçerek kesinleştiğini, buna ilişkin tebliğin de 16/9/2014 tarihinde

yapıldığını belirtmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar

Kanunu’nun 8. maddesinin (ı) bendi şöyledir:

“Adaylığa atanabilmek

için :

…

Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı

göstermek,

…

şarttır.”

13. 2802 sayılı Kanun'un 9/A maddesinin onuncu ve devamı

fıkraları ise şöyledir:

“ Mülâkat, ilgilinin;

a) Muhakeme gücünün,

b) Bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğinin,

c) Genel ve fizikî görünümünün, davranış ve tepkilerinin mesleğe

uygunluğunun ve liyakatinin,

d) Yetenek ve kültürünün,

e) Çağdaş bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

puan vermek suretiyle değerlendirilmesi yöntemidir.

Mülâkat, yukarıdaki bentlerde yazılı özellikler herbiri

yirmişer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Mülâkat Kurulunun her bir

üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Başarılı

sayılmak için, üyelerin yüz tam puan üzerinden verdikleri notların aritmetik

ortalamasının en az yetmiş olması şarttır.

Mülâkat sonucu en yüksek puan alandan başlamak üzere sıraya konularak

mülâkat başarı listesi hazırlanır ve bu listenin altı Mülâkat Kurulu tarafından

imzalanarak Personel Genel Müdürlüğüne teslim edilir.

...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 5/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu; hâkim adaylığına ilişkin on bir ayrı yazılı

sınavı kazanarak mülakata girdiğini ancak hepsinden elendiğini, mülakatta

objektif bir değerlendirme yapılmadığını, kamuda avukat olarak çalıştığını,

kamu avukatlarının özlük haklarıyla hâkimlerin özlük hakları arasında ciddi

fark bulunduğunu, mülakatlardan elenmesinin asıl nedeninin Kürt kökenli olması olduğunu belirterek hak arama hürriyetinin ve kamu

hizmetine girme hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlalin tespitiyle sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve lehine tazminata

hükmedilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kamu Hizmetine Girme

Hakkı ile Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

16. Anayasa'nın 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları

şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi

düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

“Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)’nin 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme'de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

19. Başvurucunun, Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik

ilkesi ve Sözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğine yönelik iddialarının, belirtilen maddelerdeki ifadeler dikkate

alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve

Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak

ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin

tartışılabilmesi için ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü

konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir

(Onurhan Solmaz , § 33).

20. Somut olayda başvurucu kamu hizmetine girme hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Kamu hizmetine girme hakkı Anayasa’da güvence

altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokoller kapsamında bulunmadığından bu hakka yönelik ihlal iddiasının

bireysel başvuru konusu yapılabilmesi mümkün değildir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 24).

21. Somut olayda kamuda avukat olarak çalıştığını belirten

başvurucu, Kürt kökenli olması nedeniyle kamu hizmetine girme hakkını

engelleyecek şekilde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş olmakla

birlikte Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamında kalan herhangi

bir temel hakla ilgi kurmamıştır. Kamu hizmetine girme hakkı ise Sözleşme ve

buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında bulunmadığı için bireysel

başvuruya konu edilebilmesi mümkün değildir. Bu durumda eşitlik ilkesinin

ihlali iddiasının Anayasa ve Sözleşme kapsamındaki hak ve hürriyetlerden

herhangi biri ile bağlantısı kurulmamaktadır.

22. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

23. Başvurucu, mülakat sınavında başarısız sayılmasına ilişkin

işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş olup başvurucunun bu iddiası yargılamanın sonucunun adil olmadığına

ilişkindir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

25. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, Derece

Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI . HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Kamu hizmetine girme hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasıyla ilgili kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasıyla

ilgili kısmının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

5/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Halil ATLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14856, 5 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası