İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2017/34087)

1. Başvuru, infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin esasa

Başvuru No2017/34087Tarih13 Ekim 2020Okuma21 dk · 4.207 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Meral Danış Beştaş Başvurusu (3)

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/34087
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.207 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, infaz hâkimliğine yapılan şikâyetin esasa

girilmeden reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı etkili

başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 26. dönem Adana milletvekili olarak görev

yapmaktayken terör örgütü üyesi olma suçu kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 27/1/2017 tarihli kararıyla gözaltına alınmıştır. Başvurucu,

tutuklanma istemiyle adliyeye sevk edilmiş ve Diyarbakır 5. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 30/1/2017 tarihli kararıyla tutuklanmıştır.

10. Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulan

başvurucu 2/2/2017 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz

Kurumu) nakledilmiştir.

11. Başvurucu; Silivri 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz

Hâkimliği) avukatı aracılığıyla sunduğu 20/3/2017 tarihli şikâyet dilekçesinde,

tutuklu olan başka bir milletvekili ile birlikte kaldığını, havalandırma

boşluklarında bulunan güvenlik kameralarının kaldığı odanın içini gördüğünü

ileri sürmüştür. Başvurucu, kameralar aracılığıyla oda ve havalandırmadan

oluşan yaşam alanının sürekli bir şekilde kayıt altına alındığını, bu alanların

kayıt yapılmasına ilişkin bir zorunluluğun bulunmadığını, kayıt nedeniyle

tecrit koşullarının oluştuğunu, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini

iddia etmiş; oda ve havalandırmanın kamera ile kayıt altına alınmasına ilişkin

uygulamanın sona erdirilmesini talep etmiştir.

12. Şikâyet hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından İnfaz Hâkimliğine sunulan görüşte; 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 8. maddesine

dayanılarak kapalı ceza infaz kurumlarının tamamının ortak kullanım alanlarına

kamera yerleştirildiği, bu suretle genel ve kısmi aramalarda, sayım saatlerinde

veya oda ve koğuş içinde meydana gelen asayişi bozan olaylara müdahale

sırasında ortak yaşam alanlarına giren kurum personelinin kural dışı

davranışlarının mevcut olup olmadığının izlendiği ifade edilmiştir. Ayrıca

kamera sistemi ile insansız hava aracı veya drone türü hava araçları ile

havalandırmalardan gerçekleştirilebilecek olası kimyasal ya da biyolojik

saldırıların kısa sürede tespit edildiği belirtilmiştir. Havalandırma

bahçelerindeki kameraların banyo, tuvalet ve ranzaların bulunduğu istirahat

alanlarında bulunmadığı, bu kısımlarda kayıt yapılmadığı, kayıt uygulamasının

belirtilen gerekçeler çerçevesinde havalandırma bahçesi ile sınırlı tutulduğu,

havalandırmaya açılan odanın veya koğuş kapısının da kameranın görüş alanında

olduğu, bu suretle havalandırmaya ve barınma odası ya da koğuşa giriş-çıkış

yapanların görüntülendiği belirtilmiştir. Görüşte; havalandırma bahçelerinde

bulunan kameraların kurulup kurulmamasında ceza infaz kurumlarının

inisiyatifinin olmadığı, kamera sisteminin kanunun verdiği yetki kapsamında

ceza infaz kurumlarının ve mahpus güvenliğinin sağlanması amacıyla kurulduğu,

kameraların kurumların inşası sırasında öngörülen donatılardan olduğu ve

elektronik denetim ve gözetim kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

vurgulanmıştır. Bu kapsamda Ceza İnfaz Kurumunca mahpuslara yönelik tesis

edilen bir işlemin bulunmadığı ileri sürülmüş, kameraların kaldırılması

talebiyle yapılan şikâyetin görev ve süre yönünden esasa girilmeden reddine

karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

13. İnfaz Hâkimliği 7/4/2017 tarihli kararıyla, şikâyet

başvurusunu içeren dilekçenin esasına girilmeden reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, başvurucunun tutulduğu Ceza İnfaz Kurumunun havalandırma

bahçesinde bulunan kameraların 5275 sayılı Kanun'un 8. maddesinde belirtilen

düzenleme doğrultusunda gerek mahpusların gerekse ceza infaz kurumlarının

güvenliği için alınmış tedbirlerden olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.

Kararda, başvurucunun talep ettiği konunun 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu kapsamında infaz hâkimliklerinin görev alanına girmediği

ve anılan Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası gereğince şikâyet dilekçesinin

esasa girilmeden reddedildiği ifade edilmiştir.

14. Söz konusu karara karşı başvurucu tarafından yapılan

itiraz, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 28/4/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararda, İnfaz Hâkimliğince verilen kararın gerekçesinde

mevzuata ve usule aykırı bir yönün bulunmadığı belirtilmiştir.

15. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla

yapılan sorgulamaya göre başvurucu 21/4/2017 tarihinde tahliye edilmiştir.

Ayrıca Silivri Ağır Ceza Mahkemesince verilen itirazın reddine ilişkin kararın

tebligat işlemleri gerçekleştirilmemiştir.

16. Başvurucu, nihai kararı UYAP vasıtasıyla 1/8/2017

tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir.

17. Başvurucu 21/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 5275 sayılı Kanun'un "Kapalı ceza infaz

kurumları" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve

dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya

fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak

mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış

çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve

hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak

iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir."

19. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin

görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Hükümlü ve tutukluların ceza

infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

2. Hükümlülerin cezalarının infazı,

müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil

ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere

ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

...

4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri

izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve

tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri

raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar

vermek.

..."

20. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine

şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Ceza infaz kurumları ve

tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla

ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin

infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı

olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten

itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde

şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya

infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz

kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği

dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine

gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana

verilir.

Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak

kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip

çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve

tutukevi izleme kurulu başvurabilir.

Şikâyet yoluna başvurulması, verilen

kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak,

infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem

veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi

durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar

verebilir."

21. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince

şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede

yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı

dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan

kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden

reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o

mercie gönderir."

B. Uluslararası

Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."

23. Sözleşme'nin "Etkili başvuru hakkı" kenar

başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak

ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası

için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci

önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir."

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin

13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için

etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir. AİHM'e göre

Sözleşme'nin 13. maddesi yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına

giren bir şikâyetin esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi

yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu

hukuk yolunun teoride olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması

gerekmektedir (İlhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya

[BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpınar/Türkiye, B. No:

20999/04, 19/10/2010, § 82).

25. AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde savunulabilir

nitelikteki bir şikâyetin etkili bir şekilde mahkemelerce incelenmesini ve

öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli olmasını güvence

altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157;

Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AİHM, iç

hukuktaki düzenlemelerin başvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek

şekilde yeterli bir hukuk yolu sunup sunmadığını irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan,

§ 36).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu;

i. Tutuklu olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundaki

odasını da kapsayan yaşam alanının kameralar aracılığıyla kayıt altına

alındığını, söz konusu uygulama nedeniyle sürekli bir gözetim altında

tutulduğunu, kanuni bir dayanağı bulunmayan ve keyfiliğe dayanan bu uygulamanın

insan onurunu zedelediğini, gayriahlaki ve hukuka aykırı olduğunu, günlük

yaşamını doğrudan etkilediğini ve tecrit koşullarının oluşmasına neden olduğunu

iddia etmiştir.

ii. Kamera sistemiyle yaşam alanının izlenmesi ve kayıt

altına alınmasına ilişkin uygulamayı İnfaz Hâkimliğine sunduğu dilekçe ile

şikâyet ettiğini, kameraların kaldırılmasını talep ettiğini ancak şikâyet

konusunun infaz hâkimliğinin görev alanına girmediği gerekçesiyle dilekçesinin

hukuka aykırı şekilde esasa girilmeden reddedildiğini belirtmiştir.

iii. 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince hükümlü ve

tutukluların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,

barındırılmaları konularında gerçekleştirilen işlem veya faaliyetlere ilişkin

şikâyetleri incelemenin ve karara bağlamanın doğrudan infaz hâkimliklerinin

görev alanında olduğunu vurgulamıştır.

iv. Şikâyet dilekçesinin esasa girilmeden reddedilmesinin

mevzuata açıkça aykırı olduğunu, ayrıca mevzuat gereği zorunlu olmasına rağmen

şikâyet başvurusunun görevli merciye gönderilmesine karar verilmediğini, bu

yönüyle de İnfaz Hâkimliğince verilen kararın çelişki içerdiğini iddia

etmiştir.

v. Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrasına göre

mahkemelerin kendi görev ve yetkisi içindeki dava ve işlere bakmaktan

kaçınamayacağını, İnfaz Hâkimliğinin yaklaşımının mahkemeye erişimi ve hak

arama hürriyetini engellediğini ileri sürmüştür.

vi. Devletin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil

eden hukuka aykırı durumun sonlandırılması için gerekli hukuk yollarını

mevzuatta düzenlemesi ve etkili şekilde uygulaması gerektiğini ancak somut

olayda şikâyet dilekçesinin esasa girilmeden reddedilmesi yönünde karar

verilmekle yetinildiğini, etkili bir hukuk yolu gösterilmediğini, bu yönüyle

özel hayata saygı hakkının korunması konusunda üstlenilmesi gereken pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ifade etmiştir.

vii. Netice itibarıyla temel haklarının korunması ve

hukuka aykırılığın tespit edilerek giderilmesi konusunda etkili, ciddi ve sonuç

alıcı hukuk yollarının işletilmediğini ve yol gösterilmediğini, bu nedenlerle

işkence ve kötü muamele yasağının, özel hayata saygı hakkının, mahkemeye erişim

hakkının, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

28. Bakanlık görüşünde;

i. 5275 sayılı Kanun'un 8. maddesine dayanılarak ceza

infaz kurumlarındaki havalandırma bahçelerinde kamera bulundurulduğu, söz

konusu kameraların sadece havalandırma bahçesi ile havalandırma bahçesine

açılan oda kapılarının görüntüsünü aldığı, bu kameraların banyo, tuvalet ve

ranzaların yer aldığı istirahat alanlarının görüntüsünü almadığı

belirtilmiştir.

ii. Havalandırma bahçelerinde bulunan kameraların genel

ve kısmi aramalar ile sayım saatlerinde veya oda içinde meydana gelen

istenmeyen olaylara istinaden müdahale için ortak yaşam alanlarına giren kurum

personelinin kural dışı davranışlarının olup olmadığının izlenmesine, insansız

hava araçları veya drone türü hava araçları ile havalandırmalardan

gerçekleştirilebilecek olası kimyasal veya biyolojik saldırılara kısa sürede

müdahale edilmesine imkân sağladığı ifade edilmiş ve başvurucunun özel hayatına

saygı hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin bulunmadığı, bu konuda derece

mahkemelerince açıklanan gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu ileri

sürülmüştür.

iii. Şikâyet dilekçesinin esasa girilmeden reddedildiği,

dilekçenin görevli yargı merciine gönderilmediği, bu suretle etkili başvuru hakkının

ihlal edildiği iddiası hakkında ise Anayasa'nın 125. maddesi gereğince idarenin

işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesi amacıyla bu konuda idare

mahkemesine iptal davası açılabileceği ancak başvurucu tarafından bu yola

başvurulmadığı, dolayısıyla ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya

da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmediği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ...saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz.”

30. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

31. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından

vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

33. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumundaki kamera sisteminin

başvurucunun kaldığı odayı da kayıt altına alacak şekilde kurulduğu, bu suretle

yaşam alanının izlendiği ileri sürülerek kameraların kaldırılması talebiyle

İnfaz Hâkimliğine yapılan şikâyet başvurusu, şikâyet konusunun infaz

hâkimliklerinin görev alanına girmediği gerekçesiyle esasa girilmeden

reddedilmiştir. Söz konusu sürece ilişkin olarak başvurucunun temel iddiası

özel hayatın gizliliğini ihlal eden kamera sisteminin kaldırılması talebiyle

yaptığı şikâyet başvurusu hakkında etkili, ciddi ve sonuç alıcı şekilde bir

çözüm imkânı sunulmadığına ilişkindir. Bu kapsamda başvurucunun iddialarının

öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkıyla

bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili

başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Bakanlık tarafından somut olayda başvuru yollarının

tüketilmediği ileri sürülmüş ise de idari yargı yolunun etkili başvuru yolu

olduğu konusunda emsal kabul edilebilecek nitelikte kararın gösterilmediği ve

İnfaz Hâkimliğince idari yargının görevli olduğu konusunda herhangi bir

açıklamanın yapılmadığı dikkate alındığında başvuru yollarının tüketildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

35. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen, zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun yanında

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması

için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevlerinden biri

olarak sayılmaktadır. Bu düzenlemeler ışığında devletin bireylerin özel

hayatına saygı haklarına keyfî olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü

kişilerin anılan hak ve özgürlüklere karşı saldırılarını önlemekle yükümlü

kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin bulunduğu söylenebilir (Ali

Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988,

9/5/2019, § 32; U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, § 33).

36. Söz konusu yükümlülükler, yakın tehlikelere karşı

kişilerin özel hayatlarının korunmasını ve devam eden saldırıların

durdurulmasını sağlayabilmelidir. Ayrıca müdahalenin kaynağı olan işlemler,

eylemler veya ihmaller konusunda kişilere etkili bir karşı çıkma ve oluşan

zararların tazmin edilebilmesi için telafi etme imkânı tanımalıdır. Bu imkân

ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut olması ile mümkündür.

37. Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47).

38. Anayasa Mahkemesi, manevi zararların ağırlıkta olduğu

ihlal iddialarında -kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ve özel

hayata saygı hakkı kapsamında- hukuki tazmin yolunu başarı şansı sunabilecek

kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olarak kabul etmiştir (Işıl Yaykır,

B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44; Aslı Kırmızı Demirseren, B. No: 2013/5680,

15/4/2014, § 41; Gülşin Oral, B. No: 2013/6129, 16/9/2015, § 47; Sümeyye

Örnek, B. No: 2014/11091, 7/6/2017, § 26). Ancak müdahalenin kim tarafından

gerçekleştirildiğine, müdahalenin devam edip etmediğine ve özel düzenlemelerin

öngörülüp öngörülmediğine göre ihlal iddialarının tespit edilmesi, ihlalin

giderilmesi konusunda başarı şansı sunan hukuki yollar farklılaşabilmektedir.

Bu noktada etkili hukuki yolların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve etkili

olabilecek hukuk yollarına başvurulması durumunda bu yolun pratikte de etkili

şekilde işletilip işletilmediğinin irdelenmesi önem arz etmektedir.

39. Mahpusların yerleştirilmeleri, barındırılmaları,

bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması, dışarı ile iletişim kurmaları gibi

birçok temel konuda kamu makamlarının tasarrufu bulunmakta; özellikle ceza

infaz kurumlarınca gerçekleştirilen işlemler, eylemler ya da ihmaller doğrudan

mahpusların tutulma koşullarını ve yaşam standartlarını etkilemektedir.

Mahpusların temel hak ve hürriyetlerini ihlal edecek mahiyette olabilecek bu

tür işlem, eylem ya da ihmaller konusunda muhataplarınca şikâyetlerin ileri

sürülmesi, itirazlarda bulunulması ve hukuka aykırılıkların tespit edilerek

kaldırılması konusunda hukuki yollara başvurulması doğaldır. Devletin mahpusların

yaşam koşullarına makul öngörüden daha fazla müdahale edilmesini önleyecek ve

müdahale edildiği takdirde giderim sağlayacak etkili hukuki başvuru yollarını

hayata geçirmesi ve bu yolları işlevsel kılması gerekir.

40. Bu anlamda ceza infaz kurumlarındaki birtakım

uygulamaların temel hak ve hürriyetlere müdahale teşkil ettiği ve kaldırılması

gerektiği konusunda ileri sürülecek iddiaların esasının incelenmesine imkân

sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının

olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanması bakımından bir

gerekliliktir.

41. Tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlerine

yönelen hukuka aykırı müdahalelerin giderilmesi amacıyla öngörülen infaz

hâkimliklerine şikâyet yoluyla başvurma imkânının mevzuatta yer alması yalnız

başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması

gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut

olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir

nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi,

koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı

makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir.

42. Ayrıca mahpusların temel hak ve hürriyetlerine

müdahale teşkil eden eylem, işlem ya da ihmallerin hukuka uygunluğunun

denetlenmesine olanak sağlayan düzenlemelerin herhangi bir yargı merciine

başvurma imkânını ortadan kaldıracak şekilde dar yorumlanmaması ve etkili bir

yargısal koruma sağlama konusunda yargı makamlarınca temel hak ve özgürlükleri

önceleyen bir yaklaşım içinde olunması etkili başvuru hakkının gereklerinin

sağlanması açısından önem arz etmektedir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Başvuru özetle Ceza İnfaz Kurumundaki yaşam alanının

izlendiği ileri sürülerek kameraların kaldırılması talebiyle İnfaz Hâkimliğine

yapılan şikâyet başvurusunun hukuka aykırı şekilde esasa girilmeden

reddedilmesi ve şikâyet dilekçesinin görevli merciye gönderilmemesi

nedenleriyle ihlal iddialarının dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun

bulunmamasına, bir başka deyişle mevcut yargısal sistemin etkili şekilde

işletilmemesine ilişkindir.

44. İnfaz hâkimliklerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve

usullerini düzenleyen 4675 sayılı Kanun'un 1. maddesinde infaz hâkimliklerinin

ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında

yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının

ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin

infazına ilişkin hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları

almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek

üzere kuruldukları belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 4. maddesinde ise hükümlü ve

tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,

yerleştirilmeleri, barındırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin

şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak infaz hâkimliklerinin görevlerinden

biri olarak sayılmıştır. Yine Kanun'un 5. maddesinde ceza infaz kurumlarında

hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili

faaliyetlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle

şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Son olarak 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesinde infaz hâkimliğinin görev ve yetki

alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı şikâyette bulunulması

durumunda infaz hâkimi tarafından başvuru dilekçesinin esasına girilmeden

şikâyetin reddedileceği, şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görev

alanı içinde ise şikâyet dilekçesinin o merciye gönderileceği düzenlenmiştir.

45. Ceza infaz kurumlarındaki işlem, eylem ya da ihmallerin

tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlerine müdahale oluşturduğu

iddiasıyla infaz hâkimliklerine yapılan şikâyet başvurularında yargı

makamlarının yapacakları yorum temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayan

etkili başvuru yolunun bulunup bulunmadığının saptanmasında kilit rol

oynamaktadır. Dolayısıyla kurum güvenliği ile tutuklu ve hükümlülerin

güvenliğinin sağlanması amacıyla Ceza İnfaz Kurumunda kurulduğu açık olan

kamera sisteminin başvurucunun yaşam alanını kaydettiği konusunda ileri sürülen

iddiaların da bu kapsamda ele alınması ve bir yargı merciince incelenmesi

başvurucuya etkili bir başvuru yolunun sağlanması açısından önemlidir.

46. Somut olayda başvurucunun özel hayatının izlendiği ve

kayıt edildiğine yönelik şikâyetleri, şikâyet konusunun 4675 sayılı Kanun'da

düzenlenen infaz hâkimliklerinin görev alanına girmediği gerekçesiyle derece

mahkemelerince esasa girilmeden reddedilmiştir.

47. Başvurucunun şikâyet ettiği hususun hangi nedenlerle

infaz hâkimliklerinin görev alanında değerlendirilmesi gerektiğine dair somut

ve ikna edici gerekçeler ileri sürdüğü görülmektedir. Ancak derece

mahkemelerince bu hususların dikkate alınmadığı, kameraların odanın iç kısmını

kaydettiğine ilişkin iddia konusunda bir inceleme ve araştırma yapılmadığı,

kamera sisteminin doğru şekilde kurulup kurulmadığı, doğru yer ve açıda bulunup

bulunmadığı konusunda bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Yine

savunulabilir nitelikteki iddialara dayanan şikâyet konusunun 4675 sayılı

Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve infaz hâkimliklerine

mahpusların hak ve hürriyetlerinin korunması adına geniş bir görev alanı

tanıyan düzenlemenin kapsamına hangi nedenlerle girmediği hususunda derece

mahkemelerince ikna edici açıklamalarda bulunulmadığı görülmektedir.

48. Ayrıca 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan ve

şikâyet konusu hakkında görevli olmadığına karar veren infaz hâkimliklerince

şikâyetin görevli merciye gönderilmesi konusunda emredici hüküm içeren

düzenlemenin derece mahkemelerince dikkate alınmadığı, başka bir anlatımla

görevsiz olunduğu konusunda karar verilmesine rağmen şikâyet dilekçesinin

görevli merciye gönderilmediği ve şikâyetin esasa girilmeden reddine karar

verilmekle yetinildiği anlaşılmaktadır. Derece mahkemelerinin bu yaklaşımı da

başvurucunun savunulabilir nitelikteki iddialarının incelenmesine ve etkili bir

hukuk yolunun işletilmesine engel olmuştur.

49. Başvurucunun İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyet

başvurusunun 4675 sayılı Kanun kapsamında olmadığı yönünde verilen kararın bu

yönüyle ilgili ve yeterli gerekçeler içermediği, başvurucunun iddialarının

incelenmesine ve uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli olmadığı

anlaşılmaktadır. Derece mahkemelerince verilen kararların dayanağı olarak

gösterilen ilgili mevzuatın başvuruya konu işlemin hukuka ve Anayasa'ya uygun

olup olmadığının denetlemesini yasaklamadığı da dikkate alındığında derece

mahkemelerince ortaya konulan bu yaklaşım, temel hak ve hürriyetlerin ihlal

edildiğine yönelik şikâyetin etkili bir şekilde incelenmesine imkân

sağlamamıştır. Neticede başvurucuya, özel hayata saygı hakkı kapsamında

olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin ortadan kaldırılması talebiyle

başvurabileceği ve asgari güvenceleri içeren, pratikte de işleyen etkili bir

hukuk yolunun sunulmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı hakkıyla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

51. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

56. İncelenen başvuruda özel hayata saygı hakkı ile

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

İhlalin, özel hayata saygı hakkı bağlamındaki iddiaların incelenmesi konusunda

başvurucuya etkili bir hukuk yolu imkânı sunmayan derece mahkemelerinin

kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57. Ancak başvurucunun tahliye olduğu, dolayısıyla

iddialarıyla ilgili olarak yargı mercileri tarafından bir karar

verilebilmesinin artık mümkün olmadığı dikkate alındığında yargılamanın

yenilenmesi yönünde bir hüküm kurulamayacaktır.

58. Öte yandan somut olay bağlamında ihlalin tespit

edilmesinin başvurucunun uğradığı manevi zararların giderilmesi bakımından

yetersiz kalacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılabilmesi için etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

takdiren net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç

ile 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan

etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 257,50 TL harç ile 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Silivri 2. İnfaz

Hâkimliğine (E.2017/1501, K.2017/1831) GÖNDERİLMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Meral DANIŞ BEŞTAŞ Vekili : Av. Mesut BEŞTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34087, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı etkili başvuru
  18. B. Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan
  19. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34087
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • İsmet Dündar Başvurusu (B. No: 2018/32750)
  • Ertuğrul Tunca Başvurusu (B. No: 2018/24620)
  • İlhan Akıllı Başvurusu (B. No: 2017/5223)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/36100)
  • Oğuzhan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2019/3037)
  • Mehmet Ertuğrul Bekcan Başvurusu (B. No: 2018/32471)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.