İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mert Can Bayram Başvurusu (B. No: 2013/2386)

1. Başvuru;

Başvuru No2013/2386Tarih4 Kasım 2015Okuma16 dk · 3.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mert Can Bayram Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/2386
R.G. Tarih ve Sayı
23/12/2015-29571
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.128 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru;

eksik ve hatalı inceleme yapılması, kesin delil niteliği olan bazı delillerin değerlendirme

dışı bırakılması sonucu gerekçesiz şekilde karar verilmesi, kararın 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18.

maddesi gereği on günlük süre içinde verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru

3/4/2013 tarihinde İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru

belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

6. Bakanlığın

25/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun

annesi 29/7/2010 tarihinde İstanbul 3. İcra Hukuk

Mahkemesinde açtığı şikâyet davasında, İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün

takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan E.2004/8172 sayılı dosyasında, anılan

dosyayı takip yetkisi bulunmayan, dosyanın tarafı da olmayan, buna rağmen sahte

ve geçersiz yetki belgesi düzenleyerek başka avukatlara yetki veren Avukat N.B.

tarafından 4/5/2006 tarihinde sahte yenileme işlemi yapıldığını ve dosyanın

aynı İcra Müdürlüğünün E.2006/7790 sayılı takip sırasını alarak yeniden işleme

konulduğunu belirtmiş; hukuka aykırı biçimde oluştuğunu ileri sürdüğü bu

durumdan dolayı E.2006/790 sayılı dosyada yapılan tüm işlemlerin şikâyet

yoluyla iptali ile eski hâle iadesini istemiştir.

9. Başvurucu,

annesinin 14/3/2011 tarihinde vefat etmesi üzerine

diğer mirasçılar ile birlikte davayı devam ettirmiştir.

10. Yargılama

sonunda İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi duruşma açmaksızın dosya üzerinde

yaptığı inceleme neticesinde 30/12/2011 tarihli ve E.2010/2133, K.2011/1728

sayılı kararı ile şikâyet dilekçesinde başvurucunun murisi olan davacının "29/1/2007 tarihindeki infaz işlemlerinde

usulsüzlük yok diyerek iddialarımızı reddeden İstanbul 7. İcra Hakimi H.N.A. aleyhine sahte yetki belgesinin varlığı ile

Av. N.B.’nin sahte yenileme dilekçesi hakkında

araştırma yapmamasından dolayı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne

26/3/2010 tarihinde şikayette bulunulmuştur.'' beyanının yer

aldığını, bu açık beyan ile davacının 4/5/2006 tarihli yenileme işlemine en geç

26/3/2010 tarihli şikâyet ile vâkıf olduğunun kabulü gerektiğini, bu durumda

ise davacının 29/7/2010 tarihi itibarıyla İcra Müdürlüğü işlemini şikâyet için

2004 sayılı Kanun’da düzenlenen 7 günlük hak düşürücü süreyi geçirdiğini,

ayrıca görülen dava ile İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinde görülüp

sonuçlandırılan E.2007/143 sayılı dava dosyasındaki şikâyetin aynı konuya

ilişkin olduğunu ve anılan Mahkemenin kararı ile 29/1/2007 tarihli infaz işleminde

bir usulsüzlük bulunmadığının saptandığını belirterek şikâyetin reddine

hükmetmiştir.

11. Temyiz

incelemesi sonucu anılan karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12/10/2012

tarihli ve E.2012/9174, K.2012/9121 sayılı ilamı ile onanmış, karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 15/2/2013 tarihli ve E.2012/13800, K.2013/1578 sayılı

ilamı ile reddedilmiştir.

12. Başvurucu

25/3/2013 tarihinde kararı öğrendiğini bildirmiştir.

13. Başvurucu

3/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

15. 2004

sayılı Kanun’un 16. maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahke­meye bıraktığı hususlar

müstesna olmak üzere icra ve iflâs dairelerinin yaptığı mu­ameleler hakkında

kanuna muhalif olma­sından veya hadi­seye uygun bulunmama­sından dolayı icra

mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet

bu muamelelerin öğrenil­diği tarih­ten yedi gün içinde yapı­lır. …”

16. 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18. maddesi şöyledir:

“İcra

mahkemesine arzedilen hususlarda basit yargılama

usulü uygulanır.

Şu kadar ki, talep ve

cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi icra mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur

Aksine hüküm

bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin

açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; du­ruşma

yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruş­maya

çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir. Duruşma yapılmayan işlerde

icra mahkemesi, işin kendisine gel­diği tarihten itibaren en geç on gün içinde

kararını verir. Duruşmalar, ancak zorun­luluk hâlinde ve otuz günü geçmemek

üzere ertelenebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin

4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 3/4/2013 tarihli ve 2013/2386 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu,

murisi tarafından 29/7/2010 tarihinde İstanbul 3. İcra

Hukuk Mahkemesine yapılan şikâyetin değerlendirilmesine ilişkin süreçte eksik

ve hatalı inceleme yapıldığını, kesin delil niteliği olan bazı delillerin

değerlendirme dışı bırakıldığını, Mahkemenin gerekçesiz karar verdiğini, ayrıca

kararın 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen on

günlük süre içinde verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ve etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru

dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun; bireysel başvuruya konu yargılama

sürecinde eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, kesin delil niteliği olan bazı

delillerin değerlendirme dışı bırakıldığını ve bu delillere ilişkin gerekçeli

kararda herhangi bir değerlendirme yapılamadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

yapar (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Anılan ihlal iddiaları

yargılama sürecinin ve yargılama sonunda verilen kararın adil olup olmadığına

ilişkin olduğundan iddiaların, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun bulunmuştur. Öte yandan başvurucunun,

yargılamanın kanunda öngörülen sürede sonuçlanmadığı iddiası ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a.

Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

20. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

22. 6216

sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan

kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. Somut

olayda başvurucu, murisi tarafından İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesine yapılan

şikâyetin değerlendirilmesine ilişkin süreçte İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün

takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılan E.2004/8172 sayılı takip dosyasında,

anılan dosyayı takip yetkisi bulunmayan, takip dosyasının tarafı da olmayan,

buna rağmen sahte ve geçersiz yetki belgesi düzenleyerek başka avukatlara yetki

veren Avukat N.B. tarafından 4/5/2006 tarihinde sahte

yenileme işlemi yapıldığını, hukuka aykırı olarak oluşan bu durumdan dolayı

ilgili icra dosyasında yapılan tüm işlemlerin şikâyet yoluyla iptali ile eski

hâle iadesini istediğini ancak İlk Derece Mahkemesinin söz konusu hukuka aykırı

durumun ortaya çıkmasına sebep olan kişilerin sorumluluğuna ilişkin devam eden

yargılama süreçlerini dikkate almadan karar verdiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Başvurucunun murisi tarafından açılan ve başvurucu

tarafından devam ettirilen davada, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi 30/12/2011 tarihli kararı ile başvurucunun murisince sunulan

dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere usulsüz olarak yapıldığı iddia edilen

yenileme işleminden davacının en geç 26/3/2010 tarihinde haberdar olduğunun

kabulünün gerektiğini, bu durumda şikâyet tarihi olan 29/7/2010 itibarıyla 2004

sayılı Kanun’un 16. maddesinde İcra Dairesinin yaptığı işlemleri şikâyet etmek

için öngörülen yedi günlük sürenin geçtiğini, ayrıca mevcut dava ile konusu

aynı olan ve İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinde görülüp usulsüz olduğu iddia

edilen işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı yönünde sonuçlanan bir

başka davanın daha olduğunun saptandığını belirterek dosyanın esasına girmeden

şikâyetin reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, Yargıtay

8. Hukuk Dairesinin 12/10/2012 tarihli ilamı ile

onanmış, aynı Daireye yapılan karar düzeltme istemi de 15/2/2013 tarihli ilamla

reddedilmiştir.

26. Mahkemenin

gerekçesi ve başvurucunun iddialarının incelenmesi neticesinde iddiaların

özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk

kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu, Mahkemece tüm delillerin değerlendirilerek ilgili

hukuk kuralları yorumlanmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.

27. Başvurucu,

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi İlk Derece

Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

28. Açıklanan

nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası

29. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Başvurucu, 29/7/2010 tarihinde

İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde murisi tarafından şikâyette

bulunulduğunu, Mahkemenin şikâyete ilişkin kararını 30/12/2011 tarihinde

verdiğini, bu durumda şikâyet tarihi ile karar tarihi arasında on yedi ay

geçtiğini, 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesinde şikâyetin on gün içinde

sonuçlandırılacağının hüküm altına alındığını, buna rağmen şikâyetinin makul

süre içinde sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

31. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18) Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

32. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun

ve diğerleri, §§ 41–45).

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda İcra Hukuk Mahkemesinde, icra

takip dosyasındaki iddia edilen usulsüz işlemlerden dolayı yapılan bir şikâyet

incelemesinin söz konusu olduğu görüldüğünden 18/6/1927

tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur (Güher Ergun ve diğerleri, § 49).

34. Medeni

hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı -başka bir deyişle

davanın ikame edildiği- tarih olup somut başvuru açısından bu tarih, 29/7/2010’dur.

35. Başvuruya

konu şikâyet davası, başvurucunun miras bırakanından intikalle takip etmekte

olduğu bir uyuşmazlıktır. Bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından

dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçının yargılamaya katıldığı an

değil; somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin

başlangıç anıdır (Gülseren Gürdal ve

diğerleri, B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §

51).

36. Sürenin

bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın

sona erme tarihidir (Güher Ergun ve

diğerleri, § 52). Ancak somut olayda başvurucu tarafından makul süre

şikâyetinin, İlk Derece Mahkemesine şikâyetin yapıldığı tarih ile Mahkemenin

şikâyete ilişkin kararını verdiği tarih arasında geçen süreye ilişkin olarak

belirtilmesi; başvurucunun makul sürede yargılama yapılmadığı iddiası açısından

yargılama süresinin bitiş tarihinin 30/12/2011 olarak

kabul edilmesini gerektirmiştir.

37. 2004

sayılı Kanun’un 18. maddesinde icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemler

hakkında kanuna aykırılıktan veya somut olaya uygun bulunmamaktan dolayı icra

mahkemesine şikâyette bulunulabileceği hüküm altına alınmakla beraber aynı

maddenin devamında icra mahkemesine arz edilen hususların ivedi işlerden

sayılacağı ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanacağı belirtilmiştir.

38. Basit

yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316. maddesinde yer alan davalar ile

kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç,

B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

39. 6100

sayılı Kanun’un 316. maddesi ve devamı maddelerinde yer alan bu usulde davalar,

mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta ve davalının dava dilekçesinin

kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini mahkemeye

sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki hafta

uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap

aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılı Kanun’un 320. maddesine göre

mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.

Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin tahkikatı -ilk duruşma

hariç- kural olarak iki duruşmada tamamlaması ve duruşmalar arasındaki sürenin

de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancak istisnai hâllerde ikiden fazla

duruşma yapılabileceği gibi duruşma araları da bir aydan fazla

tutulabilmektedir.

40. Öte

yandan 6100 sayılı Kanun’da yer alan basit usule ilişkin bu düzenlemelerden

başka kanun koyucu tarafından takip sürecinin alacaklı ve borçlunun hak ve

menfaatlerini zedelemeden, bunlar arasındaki hassas dengeyi bozmadan hızlandırılması

amacıyla 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesinde, somut başvuruya konu yargılama

yönünden uygulanabilecek ilave hükümler de bulunmaktadır. Anılan

hükümlere göre icra mahkemesine sunulacak talep ve cevaplar, mahkemeye ifade

zapt ettirmek suretiyle de yapılabilecek; aksine hüküm bulunmayan hâllerde icra

mahkemesi, şikâyet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve

duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir edebilecek, duruşma

yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya

çağıracak, ilgililer gelmeseler bile gereken kararı verecektir. Ayrıca

icra mahkemesi duruşma yapılmayan işlerde kararını on gün içinde verecek,

duruşmalar ancak zorunluluk hâllerinde ve otuz günü geçmemek üzere

ertelenebilecektir (bkz. § 15).

41.

Takip hukukunda başvurulan şikâyette davalı taraf yoktur. Çünkü şikâyet eden

kişi bir başkası ile uyuşmazlık içinde değildir. İşlemine karşı şikâyet yoluna

başvurulan icra dairesi veya işlemde yararı bulunan kişiler taraf değildir.

Bununla beraber şikâyeti inceleyen tetkik mercii şikâyet konusu işlemi yapan

icra organını veya işlemle ilgili olan kişileri çağırıp dinleyebilir.

42. 2004 sayılı Kanun’da taraflar için belirtilen süreler

kural olarak kesin ve hak düşürücü nitelikte olmasına rağmen aynı Kanun’da

cebrî icra organları için konulmuş süreler hak düşürücü nitelikte değildir.

İcra ve iflas dairelerinin

yaptığı işlemlerden dolayı şikâyet yoluna başvurulması hâlinde, şikâyetin

sonuçlandırılması için öngörülen on günlük süre de

cebri icra organlarına yönelik sürelerden olduğundan düzenleyici nitelikte olup

icra mahkemesince bu sürede dava sonuçlandırılmasa bile daha sonra verilen

kararların geçerli olduğunda şüphe yoktur. Düzenleyici nitelikte olan bu

sürelerin, yargılama sırasında yapılması gereken usulü işlemlerin

tamamlanabilmesi nedeniyle aşılabilmesi de mümkündür.

43. Bununla

birlikte kanun koyucunun iradesi dikkate alındığında 2004 sayılı Kanun’da,

şikâyet incelemesinin duruşmasız işlerde on günde sonuçlandırılmasına ilişkin

hükmün, bu incelemelerin mümkün olan en kısa süre içinde neticelenmesini

hedeflediği görülmektedir. Ayrıca icra ve iflas dairelerinin yaptığı işlemlere

karşı yapılan şikâyetlerde bireylerin sürecin

kısa sürede tamamlanmasındaki kişisel yararı göz önüne alındığında bu

şikâyetlere ilişkin süreçlerin süre yönünden diğer davalarla aynı nitelikte

olduğu da söylenemez.

44. Bireysel

başvuruya konu şikâyet dosyasının incelenmesi neticesinde başvurucunun murisi

tarafından İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesine 29/7/2010

tarihinde şikâyet dilekçesinin sunulduğu; Mahkemenin, şikâyet konusu edilen

icra takip dosyasını ve aynı olaya yönelik İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi ile

İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesine yapılan şikâyetler sonucu verilmiş kararları

incelemek için müzekkereler yazdığı, ilgili Mahkemelerden cevapların gelmesinin

ardından 23/11/2010 tarihli tensip zaptı ile alacaklı vekiline şikâyet

dilekçesine karşı beyanlarını sunması için beş gün süre verdiği, 30/12/2011

tarihli kararı ile de toplanan deliller doğrultusunda yaptığı değerlendirme

neticesinde duruşma açmaksızın şikâyetin reddine hükmettiği tespit edilmiştir.

45. 6100

sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle

yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara

alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 34-64).

46. Başvuruya konu 2004 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca

başvurucu tarafından yapılan şikâyete ilişkin yargılama sürecinin tetkikinde

hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık

olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve

usulü haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından duruşma

yapılmayan bir yargılamanın, 2004 sayılı Kanun’da öngörülen on günlük süreye

oranla haklı görülemeyecek derecede uzun bir

süre olan bir yıl beş ayda tamamlandığı görüldüğünden söz konusu

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

48. Başvurucu,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile

100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

49. 6216

sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvurucunun

tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin bir yıl beş aylık yargılama süresi dikkate

alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında mirasçıların sayısı da

dikkate alınarak başvurucuya net 750 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit

edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 750 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

4/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Mert Can BAYRAM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2386, 4 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  16. C. Başvurucuya net 750 TL
  17. D. 198,35 TL harçtan oluşan
  18. E. Ödemelerin, kararın
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2386
Tarih
4 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Nurcan Yolcu Başvurusu (B. No: 2013/9880)
  • Mehmet Murat Atmaca Başvurusu (B. No: 2013/3479)
  • Mehmet Ali Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/7336)
  • Zübeyt Çiftçi Başvurusu (B. No: 2013/7900)
  • Ayşedudu Özkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2008)
  • Elife Berktaş Başvurusu (B. No: 2013/4684)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.