İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elife Berktaş Başvurusu (B. No: 2013/4684)

1. Başvuru, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine

Başvuru No2013/4684Tarih19 Kasım 2015Okuma11 dk · 2.132 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Elife Berktaş Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/4684
R.G. Tarih ve Sayı
20/1/2016-29599
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.132 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine

açılan davanın, tebligat yapılmaksızın başvurucunun yokluğunda karara bağlanıp

davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/6/2013 tarihinde Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/6/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 12/6/2014 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 16/6/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, H.A.Ö. ve S.A. üç daireli bir apartmanda birer

bağımsız bölüm malikidirler.

9. Bunlardan H.A.Ö., 29/6/2012 tarihinde Konya 3. Sulh Hukuk

Mahkemesinde açtığı hasımsız davada, apartmanda yönetici seçilemediğinden S.A.nın yönetici olarak atanmasını

talep etmiş; Mahkemece diğer bağımsız bölüm maliklerinin davaya dâhil

edilmesine karar verilmesi üzerine 20/7/2012 tarihli dilekçe ile başvurucu ve

S.A. davaya dâhil edilmiştir.

10. Mahkeme, 3/10/2012 tarihli tensip ara kararı ile dava

dilekçesi ve eklerinin davalılara tebliğine ve duruşmanın 13/11/2012 gününe

bırakılmasına karar vermiş ancak başvurucuya tebligat çıkarılmamıştır.

11. Mahkemece 13/11/2012 tarihinde icra edilen duruşmaya

ilişkin tutanakta, taraflara tebligatın yapıldığı belirtilerek yargılamaya

başlanmış, duruşmada hazır bulunan davalı S.A.nın yönetici olmayı kabul ettiğini beyan etmesi

üzerine davanın kabulüne, üç dairenin bulunduğu apartmanda davalı S.A.nın yönetici olarak atanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu, kendisine tebligat yapılmadan yokluğunda karar

verildiği gerekçesiyle bu kararı temyiz etmiş; Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

24/1/2013 tarihli ve E.2012/14911, K.2013/934 sayılı ilamı ile anılan karar

onanmıştır. Onama kararının gerekçesi şöyledir:

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici

nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve

yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA…karar verilmiştir.”

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin

30/4/2013 tarihli ve E.2013/5619, K.2013/7182 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

14. Karar 28/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş;

başvurucu, 25/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 122. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Dava

dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta

içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir.”

16. 6100 sayılı Kanun’un 147. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Taraflar, ön

inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet

edilir.”

17. 6100 sayılı Kanun’un 317. maddesi şöyledir:

“(1) Dava

açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.

(2)

Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır...”

18. 6100 sayılı Kanun’un 322. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu Kanun ve diğer

kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı

yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.”

19. 23/06/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun

34. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:

“Kat malikleri ana

gayrimenkulün yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o

gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince, kat maliklerinden birinin

müracaatı üzerine ve mümkünse diğerleri de dinlendikten sonra, gayrimenkule bir

yönetici atanır…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 25/6/2013 tarihli ve 2013/4684 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde aleyhine

açılan davada, kendisine herhangi bir tebligat gönderilmediğini, davadan

haberdar edilmeksizin yokluğunda karar verildiğini, temyiz ve karar düzeltme

başvurularında bu durumu belirtmesine rağmen Yargıtay ilgili Dairesinin

gerekçesiz şekilde istemlerini reddettiğini, bu şekilde kendisine savunma hakkı

tanınmadan aleyhine karar verildiğini belirterek adil yargılanma, özel ve aile

hayatına saygı, gerekçeli karar ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi, tazminat ve ilgili

Kanun hükmünün iptali talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

aleyhine açılan davada, kendisine tebligat yapılmaksızın yokluğunda karar

verilmesi ve bu durumu temyiz ve karar düzeltme başvurularında belirtmesine

rağmen başvurularının gerekçesiz şekilde reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, gerekçeli karar hakkı ve etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür.

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun, aleyhine açılan

davada kendisine tebligat yapılmadan karar verildiği ve davada kendisini

savunma hakkı tanınmadığı yönündeki iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamında,

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri açısından incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Başvurucunun, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına dayanan şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka

bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden İnceleme

25. Bakanlık görüş yazısında adil yargılama ilkesinde yer

alan güvencelerden birinin de silahların eşitliği ilkesi olduğu, bu ilke gereği

davanın taraflarından birinin diğeri karşısında zayıf duruma düşürülmemesi

gerektiği, somut başvuruda başvurucuya, kendisi aleyhine açılan davaya ilişkin

görüşlerini sunabilmesi için tebligat çıkarıldığına ilişkin bir kayda

rastlanmadığı, davada verilen nihai kararın tebliğiyle birlikte başvurucunun

davadan haberdar olduğu ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu

hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

26. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

29. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

30. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule dair

haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine

göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir

şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir

(Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan bir

avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz

etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine tanınıp

diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

31. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan

çelişmeli yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm

taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma

ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir (Benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. J.J./Hollanda,

B. No: 9/1997/793/994, 27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B. No: 19075/91, 20/2/1996, § 33).

32. Başvuru konusu olaya benzer davalarda AİHM, duruşma

tarihi kendilerine duruşmadan sonra tebliğ edildiği için duruşmaya katılamayan

başvuranlarla ilgili olarak hakların teorik olarak garanti edilmesinin yeterli

olmadığını, uygulamada da etkin biçimde garanti edilmeleri gerektiğini,

duruşmalı yargılamanın her zaman gerekli olmamakla beraber iç hukuktaki

duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan

davanın bir tarafına duruşmaya katılma imkânı verecek şekilde duruşmanın

bildirilmemesini, davanın diğer tarafının duruşmada yer alarak sözlü beyanlarda

bulunduğunu da göz önünde bulundurarak ve başvuranların karşı tarafın

beyanlarına karşı sözlü olarak cevap veremediklerini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Yakovlev/Rusya, B. No: 72701/01, 15/3/2005, §§ 19, 21; Groshev/Rusya, B. No: 69889/01, 20/1/2006, §§

29-31).

33. Somut olayda başvurucu ile aynı apartmanda ikamet eden

H.A.Ö. tarafından apartmana yönetici atanması istemiyle açılan hasımsız davada

Mahkemece bütün bağımsız bölüm maliklerinin davaya dâhil edilmesine karar

verilmesi üzerine başvurucu ile diğer bağımsız bölüm maliki S.A. davalı sıfatıyla

davaya dâhil edilmişlerdir. Mahkeme, 3/10/2012 tarihli tensip ara kararı ile

dava dilekçesi ve eklerinin davalılara tebliğine ve duruşmanın 13/11/2012

gününe bırakılmasına karar vermiş ancak başvurucuya dava dilekçesi ve duruşma

günü tebliğ edilmemiştir.

34. Mahkemece belirlenen tarihte yapılan duruşmada, “Taraflara tebligatın yapılmış bulunduğu görüldü.”

şeklinde bir tespit tutanağa geçirilmiş ise de dosya kapsamında başvurucuya

tebligat yapıldığına ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. Duruşmaya davacı

H.A.Ö. ile yönetici olarak atanması istenen davalı S.A. katılmış, davalı S.A.nın yönetici olmayı kabul

etmesi üzerine Mahkeme, davanın kabulüne ve üç dairenin bulunduğu apartmanda

davalı S.A.nın yönetici olarak atanmasına karar

vermiştir. Başvurucuya bu davaya ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığından

başvurucu duruşmaya katılamamış ve oturduğu apartmana yönetici atanması ile

ilgili davada görüşlerini Mahkemeye sunma imkânı bulamamıştır.

35. Başvurucu, anılan karara yönelik yaptığı temyiz

başvurusunda münhasıran kendisine tebligat yapılmaksızın taraf teşkili

sağlanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 24/1/2013 tarihinde başvurucunun bu somut şikâyetini

kararında tartışmaksızın temyiz edilen kararı onamıştır (bkz. § 11).

Başvurucunun karar düzeltme istemi de bu konuda değerlendirme yapılmadan

reddedilmiştir.

36. Başvuru konusu dava 634 sayılı Kanun’un 34. maddesinin

altıncı fıkrasına dayanmakta olup anılan hükme göre kat malikleri ana

gayrimenkulün yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa o

gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince kat maliklerinden birinin

müracaatı üzerine diğer kat malikleri dinlenmeden gayrimenkule bir yönetici

atanması mümkündür. Ancak somut olayda İlk Derece Mahkemesi, söz konusu hükme

dayalı olarak hasımsız açılan davada bu yola başvurmamış, ana gayrimenkulün

bütün bağımsız bölüm maliklerinin davaya dâhil edilmesine karar vermiştir. Bu

durumda diğer bağımsız bölüm maliklerinin duruşmaya katılımı sağlanırken

başvurucunun bu imkândan faydalandırılmaması nedeniyle silahların eşitliği

ilkesi ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

37. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

38. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğinin tespiti, yargılamanın yenilenmesi, tazminat

ve ilgili Kanun hükmünün iptali talebinde bulunmuştur.

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesi

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.

…”

40. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, Mahkemenin başvurucuya bildirim yapmadan karar verdiğine ilişkin

olduğundan ve başvurucuya, hakkında açılan davaya yönelik savunma ve

delillerini bildirme imkânı verilecek şekilde yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un (1) ve (2) numaralı fıkraları

gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

41. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise yasama işlemleri ile düzenleyici idari

işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı kurala bağlanmıştır.

Bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda

doğrudan yasama işlemi aleyhine değil; ancak yasama işleminin uygulanması

mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (Süleyman Erte, B. No: 2013/469, 16/4/2013,

§ 17). Bu nedenle başvurucunun, ilgili Kanun hükmünün iptali talebi Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi içinde olmadığından bu talebin reddine

karar verilmesi gerekir.

42. Yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verildiğinden başvurucunun

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit

edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına adil yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

19/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör

:

Kamil

KAYA

Başvurucu : Elife BERKTAŞ Vekili : Av. Nezih DAĞDEVİREN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4684, 19 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına adil yargılanma
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. Kaya
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4684
Tarih
19 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/1830)
  • Ulaş Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/2841)
  • Sultan Ulusoy Başvurusu (B. No: 2013/7912)
  • Ulaş Kaya ve Adnan Ataman Başvurusu (B. No: 2013/4128)
  • Hamza Küçük Başvurusu (B. No: 2013/7400)
  • Hakan Atmaca Başvurusu (B. No: 2013/7871)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.