İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/1830)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2013/1830Tarih18 Kasım 2015Okuma21 dk · 4.139 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Veysel Kaplan Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/1830
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.139 kelime·21 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun göndermek istediği mektubun gönderilmemesi nedeniyle haberleşme ve

ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

I. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 1/3/2013 tarihinde Kocaeli

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış

ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvuru, başvurucunun 4/2/2013

tarihli dört mektubu konu alan ilk başvurusunun Cumhuriyet Başsavcılığınca

eksiklik nedeniyle iade edilmesi üzerine 1/3/2013 tarihli ilk başvurusunu

genişletir şekilde beş mektubu konu alan bir başvuru olup başvuru süreçleri ve

olay ile olguların farklı olduğu dikkate alınmak ve 4/2/2013 tarihli dört

mektup ile ilgili başvuru, bu başvuru dosyasından tefrik edilmek suretiyle

2015/9192 bireysel başvuru numarasına kaydedilmiştir

4. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur

5. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/6/2015

tarihinde adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

7. Başvuru konusu olay ve olgular 10/7/2015

tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 27/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

8. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya 6/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 13/10/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyanda

bulunmuştur.

II. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

9. Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/11/2005

tarihli E. 2005/61, K. 2005/120 sayılı kararıyla başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaati ile müebbet hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucunun hapis cezasını çekmekte olduğu Kocaeli 2

No.lu (F) Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunduğu

sırada Sr.K. isimli bir

kişiye faks yoluyla mektup göndermek istemiştir. Söz konusu mektup şöyledir:

“ Sevgili S. merhaba,

İyisiniz umarım. Biliyoruz ki devrimci halk

kitlelerine, Maoist güçlere yapılan saldırılar dün

olduğu gibi bugünde boşa çıkarılacaktır. Faş. Diktatörlük amacına uygun

saldırıyor.

Hapishane sorunlarını bu karmaşa, saldırı ve

tutuklama furyasının içinde aktarmak tabili önemsizdir. Ama bizler her alanda

kendi çaba ve mücadelemizi önemseyerek yolumuza devam etmemiz gerektiğini

unutmamak bakımından önemlidir.

Daha önce H.G.’ye

yolladığım iki mektup engellendi. 16.11.2012’de hapishanelerde olan Ö.A., S.K. ve S.G.’ye yolladığım faxlara el konuldu. Diğer hapishanelerden yollandığını

öğrendiğimiz fax ve mektupların bir kısmı da

verilmemiştir.

Ceza ve İnfaz Kurumlarının Yönetimi; Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı h-hakkındaki tüzüğün 91, 122, 123 maddelerine

dayanarak ‘Terör faaliyetinde bulunulduğu, örgüt elemanlarını teşvik ettiği,

planlama yaptığı’ gerekçesiyle engellenmiştir.

Ayrıca PKK’li

tutsakların sürdükleri direnişe destek vermek için yapmış olduğumuz Ag eylemine 30 günlük iletişim haklarından men cezası

verildi.

Fax ve mektupların engelleme karar tutanaklarının fotokopisini

çekmiyorlar. Gerekçe de sunmuyorlar. Oysa şimdiye kadar yazı ve çalışmaların

fotokopisini değil, fakat evrakların fotokopisi çekilmekteydi. Keyfi karar

evraklarının çoğaltılmasına yasak koydular. Başarılar diliyorum. Kızıl

selamlar.”

12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrası uyarınca söz konusu mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

26/11/2012 tarihli ve 2012/376 sayılı kararla mektubun alıkonulmasına karar

vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

“…Faksın içeriğinin ‘Kendisine ait mektupların

verilmediğini ve kurumda keyfi uygulamalarla bazı isteklerin yerine getirilmediğini

belirterek kurum ve kurum uygulamaları hakkında yalan yanlış bilgiler vererek

karalamaya çalıştığı bu sayede kamuoyu oluşturmak’ istediği…”

15. Başvurucu bu karara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliği

nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 31/12/2012

tarihli ve E.2012/2412, K.2012/2575 sayılı kararla İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

kararına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetini reddetmiştir.

16. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararlarına karşı itiraz

yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 25/1/2013 tarihli ve 2013/63 Değişik İş sayılı kararla İnfaz

Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasaya uygun

olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

17. Anılan karar başvurucuya 6/2/2013

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 1/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesi şöyledir:

“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine

gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu

komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir.”

19. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak

çıkarılan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza

İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez.”

20. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:

“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve

telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür

başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki

infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna

iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılan

incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine

"görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır ve

postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir.”

21. İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:

“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmi

dört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafından

kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veya

yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.

Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularak

fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplin

kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamının

sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir.

Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken süre

beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulu

kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliği

kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararına

itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararına

göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye

yapılacak tebligatta, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde infaz

hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı

tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz

edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı

görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı

sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/11/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/3/2013 tarihli ve 2013/1830 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince

haksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; mektubun teorik, felsefi,

kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini ifade ederek haberleşme ve ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş; manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun

haberleşme ile ifade hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise

de bu iddiaların özü, göndermek istediği mektubun İnfaz Kurumunca

gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları

haberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) de haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS, Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına

alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…,

25/3/1983, §107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye,

B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Başvurucunun, göndermek istediği mektubun sakıncalı

olduğuna karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve

Bakanlık Görüşleri

26. Başvurucu, yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince

haksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; söz konusu mektubun

teorik, felsefi, kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini ifade ederek

haberleşme ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılarak başvurucunun

iddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

dilekçesindeki ifadelerini yinelemiş; mektubun toplumsal analizler, siyasi

değerlendirmeler içerdiğini belirtmiştir.

b. Genel İlkeler

29. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu

düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması

veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya

birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu

sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili

kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı

yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk

sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

30. Sözleşme’nin “Özel ve

aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve

haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,

kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,

genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumda

gerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahale

yapılamaz.”

31. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleri

Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikte

Sözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.

Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.

maddesinde düzenlenmiştir.

32. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve

biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.

Haberleşme kapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve

görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.

Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan

haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği

kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet

Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).

33. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).

34. Anayasa’nın “Temel hak

ve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama

ve güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün

hak ve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde

bulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun

genel kuralları göz önünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen

düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence

ölçütlerinin, Anayasa’nın 22. maddesinde yer verilen hakkın kapsamının

belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013,

§ 35).

36. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılan

müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”, yeterince açık ve belirli bir eylemin

gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak

söz konusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı olmalı, bunun yanı sıra müdahale

demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992, § 34).

37. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilen

müdahalenin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var

olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

c. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Müdahalenin

Varlığı

38. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararlarıyla

başvurucunun göndermek istediği mektubun Kurum ve Kurum uygulamaları hakkında

yalan yanlış bilgiler vererek Kurumu karalamaya çalıştığı, bu sayede

başvurucunun kamuoyu oluşturmak istediği gerekçesiyle sakıncalı olduğuna karar

verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından

başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu

nedenle sınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,

§ 36).

Kanunilik

40. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların öncelikle

kanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilen

kanunla öngörülme kriteri, kendi içinde üç temel

prensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkil eden eylem mevzuatta yer alan

bir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil eden

düzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Son

olarak söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını ona

göre yönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydana

gelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§

86-88).

41. Somut olayda hükümlülerin cezaevinden yaptıkları

yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını oluşturan 5275 sayılı

Kanun (68. madde) ile İnfaz Tüzüğü (91., 122. ve 123.

maddeler) Resmi Gazete’de yayımlanmış olup bu

mevzuatın erişilebilir olduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi

disipliniyle ilgili hükümler, cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve

telgrafları gönderme ve alma hakkı, buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek

usuller yeterince açık ve anlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün

mektubunun denetimi ile birlikte mektubun kısmen veya tamamen sakıncalı

görülmesi hâlinde başvurulacak tedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı

hükümlünün başvurabileceği dava yollarının da düzenlendiği, bu hâliyle ilgili

düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna

varılmıştır. Bu bağlamda 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik”

ölçütünü karşıladığı değerlendirilmiştir (Ahmet

Temiz, §§ 38-46).

Meşru Amaç

42. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul

edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.

43. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında da haberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukuka

uygun ve demokratik toplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamu

güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel

sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması amaçlarıyla yapılmış olması şartı aranmakta olup bu şartlar altında

yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.

44. Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşmenin

gizliliğine yönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesinde

olabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen

amaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununla

birlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisna

tutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna, hâkim

kararı alınması şartına yönelik olarak anlaşılmalı; 22. maddenin ikinci

fıkrasında belirtilen sınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklinde

yorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngören Anayasa’nın

13. maddesindeki düzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların dar

yorumlanması gereği karşısında Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

öngörülen haberleşme hürriyetine getirilebilecek sınırlama sebeplerinin, anılan

maddenin üçüncü fıkrasına dayanılarak kanunla genişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz, § 49).

45. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin, Anayasa’nın

22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumları olduğu

kabul edilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı

alınması şartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem

tesis edilebileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca bu kurumların haberleşme

hürriyetine müdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için mutlaka

Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine

dayalı olması gerekmektedir (Ahmet Temiz,

§ 50).

46. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş ve

güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar

amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye

verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.

Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde

cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.

47. Somut olayda başvurucunun göndermek istediği mektubun

sakıncalı bulunmasına yönelik Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun kararında,

mektupta Kurum ve Kurum uygulamaları hakkında yalan yanlış bilgiler verilerek

Kurumun karalanmaya çalışıldığı, bu sayede kamuoyu oluşturmak istenildiği gerekçesine

dayanılmıştır.

48. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun İnfaz Kurumunca

denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalelerin; kamu

düzeni, cezaevlerinde güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi

amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

49. Başvurucu, yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresince

haksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; mektubun teorik, felsefi,

kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini ifade ederek haberleşme hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Bakanlık görüşünde, AİHM kararlarında ceza infaz

kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı

başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği belirtilmiş; başvuruya konu

mektubun gönderilmemesinin Anayasa’nın 22. maddesi ile Sözleşme’nin 8. maddesi

çerçevesinde değerlendirmede bulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.

51. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda

zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan

kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını

içermektedir (Silver ve diğerleri /Birleşik

Krallık, § 97).

52. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin

demokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediği

kararlarında öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin

yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline

sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul

gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu

belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08…,11/1/2011,

§ 51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,

§ 98).

53. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu

değerlendirmeyi yaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli

araçlardan olduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).

54. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru

birtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.

maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,

B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).

55. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü bir

anlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"

ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin 8.,

9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu nedenle

demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde

yorumlanmalıdır (Fatih Taş, B.

No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).

56. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla

vurguladığı üzere demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar, demokratik toplum

düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler,

istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin

sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilir

(AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir

ifadeyle yapılan sınırlama, hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını

durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya

ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge

bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,

K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,

17/4/2008; Fatih Taş, §§ 92, 93).

57. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanında

yapılan müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Fatih

Taş, §§ 92, 93).

58. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edilebilmesi için

temel hakka daha az zarar verebilecek, aynı zamanda güdülen amacı yerine

getirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).

59. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi

kapsamında hukuka uygun olarak "bir

mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma" olarak

değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak alanı

kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun

önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar

sınırlanabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

60. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan

gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek

yukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları dâhilinde

objektif bir gözlemciyi, haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna

edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi

gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra

yapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve

mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§

98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).

61. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlama

bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne

uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).

62. Başvurucu, Sr. K.ya göndermek

üzere yazmış olduğu bir sayfa mektupta (bkz. § 11); farklı infaz kurumlarında

bulunan isimlerini zikrettiği kişilere faks yoluyla göndermek istediği

mektupların İnfaz Kurumunca alıkonularak gönderilmediğini– ki bu husus

2015/9192 No.lu başvuru konusudur- aynı şekilde başka infaz kurumlarında bulunan

kişilerden gelen mektupların bir kısmının da kendilerine verilmediğini, anılan

karar örneklerinin fotokopi yoluyla çoğaltılmasının engellendiğini, yaptıkları

açlık grevi eylemi nedeniyle disiplin cezası aldıklarını dile getirmiştir.

63. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 26/11/2012

tarihli kararında, başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması

işlemine gerekçe olarak söz konusu mektupta başvurucunun kendisine ait

mektupların verilmediğini ve Kurumda keyfî uygulamalarla bazı isteklerin yerine

getirilmediğini belirterek Kurum ve Kurum uygulamaları hakkında yalan yanlış

bilgiler vermek suretiyle Kurumu karalamaya çalıştığı, bu sayede kamuoyu

oluşturmak istediği gösterilmiştir. 5275 sayılı Kanun’un 68.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca “kişi

veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri” içeren

mektupların alıkonulması öngörülmekle somut olayda başvurucunun mektubundaki

hangi sözlerin yalan ve yanlış bilgiler içerdiği, bu bilgilerin kimi ya da

hangi kuruluşu ne suretle paniğe yöneltecek nitelikte olduğu belirtilmeden bu

gerekçeye dayanıldığı anlaşılmaktadır.

64. Disiplin Kurulu kararına yapılan şikâyet, Kocaeli İnfaz

Hâkimliğince söz konusu Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz da Kocaeli 2. Ağır Ceza

Mahkemesince reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi

kararlarında başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut

değerlendirme yapılmamış, sadece mektup içeriğinin yasalara aykırı olduğunun

belirtilmesiyle yetinilmiştir.

65. Bu bağlamda başvuruya konu olayda

kamu düzeni, suçun önlenmesi, disiplinin ve cezaevinde güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortaya

konulmadığı, diğer bir deyişle başvurucunun göndermek istediği mektubun

alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, ilgili ve

yeterli gerekçelere dayandırılmadığından "demokratik bir toplumda

gerekli" olmadığı kanaatine varılmıştır.

66. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

67. Başvurucu, anayasal hakları ihlal edildiği için manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un " Kararlar " kenar başlıklı 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

75. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

takdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

76. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bakanlığa ve Kocaeli

İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. 1. Anayasa’nın 22.

maddesinde yer alan haberleşme özgürlüğünün ihlaline ilişkin şikâyetlerin KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

D. Yargılama giderlerinin

Hazine üzerinde bırakılmasına,

E. Kararın bir örneğinin 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya,

Bakanlığa ve Kocaeli İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine

18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Veysel KAPLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1830, 18 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. I. Başvuru Süreci
  5. II. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. D. Yargılama giderlerinin
  13. E. Kararın bir örneğinin 6216
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1830
Tarih
18 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Ulaş Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/2841)
  • Sultan Ulusoy Başvurusu (B. No: 2013/7912)
  • Ulaş Kaya ve Adnan Ataman Başvurusu (B. No: 2013/4128)
  • Hamza Küçük Başvurusu (B. No: 2013/7400)
  • Hakan Atmaca Başvurusu (B. No: 2013/7871)
  • Nurdan Sarı Başvurusu (B. No: 2013/1644)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.