İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2013/1644 Tarih:

Nurdan Sarı Başvurusu (B. No: 2013/1644)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NURDAN SARI BAŞVURUSU

Başvuru Numarası: 2013/1644

Karar Tarihi: 5/11/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvuru, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanunu’na tabi hizmetlerinin Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK/Kurum)

tarafından BAĞ-KUR’a yanlış bildirilmesi sonucu adına çıkarılan borcun prim

aslı dışındaki kısmının iadesi talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru 22/2/2013 tarihinde İzmir 9. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/6/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 26/3/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,

başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

6.

Bakanlığın 27/4/2015 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucunun 24/7/1979 tarihi ile 15/11/1994 tarihi

arasında aralıklı olarak Kurum’a tabi çalışmalarının bulunduğu, 1/2/1995 ile

30/9/1999 tarihleri arasında da isteğe bağlı prim ödediği tespit edilmiştir.

9.

Başvurucu, şirket ortaklığına istinaden BAĞ-KUR sigortalılığının başlaması

üzerine Kuruma tabi olan eski çalışma süresinin eklenmesi talebinde bulunmuş,

bu çalışma süresi Kurum tarafından Bağ- Kur'a 2612 yerine 2232 gün olarak

bildirilmiştir. BAĞ-KUR bu bildirim üzerine başvurucunun 7. derece olması gereken

basamak intibakını 6. dereceden yapmıştır.

10.

Başvurucu 2005 yılında tekrar Kuruma bağlı olarak çalışmaya başlamış,

bahsedilen yanlışlığın düzeltilmesi için 25/11/2005

tarihinde BAĞ-KUR'a bildirimde bulunmuştur.

11.

Başvurucu 2009 yılında emeklilik talebinde bulunmuş, basamak farkından

kaynaklanan 512,46 TL’si prim aslı olmak üzere toplam 3.671,61 TL borcu olduğu

başvurucuya bildirilmiştir. Başvurucu ihtirazi

kayıtla borcu ödemiş ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

12.

Başvurucu, 1/10/1999 ile 30/6/2005 tarihleri arasında

şirket ortaklığı nedeniyle BAĞ-KUR kapsamında olduğunu, primlerini düzenli

şekilde ödediğini, kesilen cezanın mahiyetinin belli olmadığını belirterek

emeklilik aşamasında kendisinden hatalı basamak intibakı nedeniyle tahsil

edilen 3.159,15 TL cezanın iadesi talebiyle 3/2/2010 tarihinde İzmir 9. İş

Mahkemesinde dava açmıştır.

13.

Mahkemenin 25/8/2010 tarihli ve E.2010/94, K.2010/511

sayılı kararıyla alınan bilirkişi raporunda başvurucunun 7 olması gereken basamağının

6 olarak belirlenmesine göre yapılan basamak intibakından doğan basamak farkı,

prim farkı, basamak yükseltme farkı ve giriş keseneği olmak üzere toplam 595 TL

borcu bulunduğunun ifade edildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, 3076,61

TL'nin başvurucuya iadesine karar verilmiştir.

14.

Temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 24/5/2012

tarihli ve E.2010/11225, K.2012/9088 sayılı kararıyla Kurum tarafından yapılan

basamak intibakının yerinde olduğu, başvurucunun SSK hizmetlerini ve basamağını

bilmesi gerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilinde isabetsizlik

bulunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.

15.

Bozmaya uyularak yürütülen yargılama sonucunda Mahkemenin 26/9/2012

tarihli ve E.2012/355, K.2012/508 sayılı kararıyla davanın reddine karar

verilmiştir.

16.

Kararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20/12/2012

tarihli ve E.2012/21435, K.2012/24083 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesinin

kararı onanmıştır.

17.

Karar, başvurucuya 23/1/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18.

Başvurucu 22/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf ve Sanatkarlar

ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun (BAĞ-KUR

Kanunu) “basamak göstergeleri”

kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:

“Bu kanuna göre

sigortalıların ödiyecekleri primlere esas olmak üzere

bildirecekleri aylık gelir basamakları;

Birinci basamak : 400

İkinci basamak : 540

Üçüncü basamak : 700

Dördüncü basamak : 900

Beşinci basamak : 1 200

Altıncı basamak : 1 600

Yedinci basamak : 2 000

Sekizinci basamak : 2 400

Dokuzuncu basamak : 2 800

Onuncu basamak : 3 250

Onbirinci

basamak : 3 750

Onikinci

basamak : 4 500 liradır.”

20.

1479 sayılı mülga Kanun’un 51. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sigortalı seçtiği

basamakta 2 tam yıl prim ödemedikçe ve sırası dışında basamak değiştiremez.

Basamak değiştirme isteği Kuruma yazıyla bildirilir. Bu yazılı talebi takibeden aybaşından itibaren sigortalı, seçtiği basamak

üzerinden primlerini öder.”

21.

1479 sayılı mülga Kanun’un 53. maddesi şöyledir:

“Sigortalı, 49 uncu

maddede belirtilen prim borcunu, (Ocak - Mart), (Nisan-Haziran), (Temmuz -

Eylül) ve (Ekim - Aralık) sürelerine ait olmak üzere, ilgili dönemi takibeden ayın sonuna kadar Kuruma ödemek zorundadır.

Primler, süresi

içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmiyen kısmına

sürenin bittiği tarihten başlıyarak ilk dönem için%

10 fark ve bundan sonra geçecek her ay için% 2 gecikme zammı uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22.

Mahkemenin 5/11/2015 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda, başvurucunun 22/2/2013 tarihli ve 2013/1644 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23.

Başvurucu, hizmet süresinin BAĞ-KUR tarafından hatalı hesaplandığını, bu durum

Kurum tarafından BAĞ-KUR'a bildirildiği hâlde BAĞ-KUR tarafından basamak

düzeltmesine bağlı prim borcunun kendisinden tahsilinin sağlanmadığını, beş yıl

sonra emeklilik için yaptığı başvuru sırasında durumdan haberdar olduğunu, prim

borcunun gecikme zammı ile birlikte tahsilinin kendisinden talep edilmesi

nedeniyle zarara uğratıldığını, yapılan hatalı işlemden haberdar edildiği

takdirde prim borçlarının yapılandırılmasına yönelik kanundan

yararlanabileceğini, uğradığı zararın giderilmesi istemiyle açtığı davanın

reddedildiğini, İdarenin hatalı işleminde kendi kusurunun bulunmadığını, Yargıtayın güncel ve yerleşik içtihadına göre emsal

olaylarda verilen kararlarında prim aslı dışındaki borçtan sigortalının sorumlu

tutulamayacağının belirtildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24.

Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun; hizmet süresinin BAĞ-KUR

tarafından hatalı hesaplanması sonucunda ortaya çıkan prim borcunun kendisine

gecikme zammı ile birlikte ödetilmesi nedeniyle zarara uğratıldığını, İdarenin

hatalı işleminde kusurunun bulunmadığını, Yargıtayın

emsal olaylardaki kararlarında prim aslı dışındaki borçtan, sigortalının

sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun tüm iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25.

Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26.

Başvurucu, hizmet süresinin BAĞ-KUR

tarafından hatalı hesaplanması sonucunda ortaya çıkan prim borcunun kendisine

gecikme zammı ile birlikte ödetilmesi nedeniyle zarara uğratıldığını belirterek

Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür (bkz. § 23).

27.

Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde

düzenlenmiştir.

28. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu

yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının

kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

29. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler,

devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek

veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini

sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları

hakka halel getirmez."

30.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan

bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini

kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa

ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinde yer alır (Kemal

Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,

§ 36, 37).

31. Başvurunun

konusu, hizmet süresinin BAĞ-KUR tarafından hatalı hesaplanması sonucunda

ortaya çıkan prim borcunun gecikme zammı ile birlikte başvurucuya ödetilmesi

nedeniyle başvurucunun mal varlığında meydana gelen eksilmedir.

32.

Başvurucu, şirket ortaklığına istinaden BAĞ-KUR sigortalılığının başlaması

üzerine Kuruma tabi olan eski çalışma süresinin eklenmesi talebinde bulunmuş,

bu çalışma süresi Kurum tarafından BAĞ-KUR’a 2612 yerine 2232 gün olarak

bildirilmiştir. BAĞ-KUR bu bildirim üzerine başvurucunun 7. derece olması

gereken basamak intibakını 6. dereceden yapmıştır. Başvurucunun 2009 yılında

emeklilik talebinde bulunduğu sırada basamak farkından kaynaklanan 512,46 TL'si

prim aslı olmak üzere toplam 3.671,61 TL borcu olduğu kendisine bildirilmiştir.

Başvurucu, ihtirazi kayıtla borcu ödemiş ve kendisine

yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

33. Başvurucunun,

sigorta primlerini düzenli şekilde ödediğini belirterek emeklilik aşamasında

kendisinden hatalı basamak intibakı nedeniyle tahsil edilen 3.159,15 TL cezanın

iadesi talebiyle 3/2/2010 tarihinde İzmir 9. İş

Mahkemesinde açtığı dava; alınan bilirkişi raporunda başvurucunun 7 olması

gereken basamağının BAĞ-KUR tarafından 6 olarak belirlenmesine göre yapılan

basamak intibakından doğan basamak farkı, prim farkı, basamak yükseltme farkı

ve giriş keseneği olmak üzere toplam 595 TL borcu bulunduğunun ifade edildiği

belirtilerek kısmen kabul edilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

24/5/2012 tarihli kararıyla başvurucunun SSK hizmetlerini ve basamağını bilmesi

gerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilinde isabetsizlik

bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, Mahkemece yeniden

yürütülen incelemede davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

tarafından karar onanmıştır (bkz. §§ 11-15).

34. 1479

sayılı Kanun’un 53. maddesinde sigortalıların prim borçlarını ilgili dönem

sonunda ödemelerinin zorunlu olduğu, süresinde ödenmeyen primlere sürenin

bittiği tarihten başlayarak ilk dönem için %10 oranında farkın, daha sonra

geçen her ay için %2 oranında gecikme zammının uygulanacağı hüküm altına

alınmıştır.

35.

Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları ancak kanunla

öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği sınırlanabilir. Anayasa’nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği, kişilerin mülkiyet haklarına

getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenen kamu

yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengenin kurulması

gerekir.

36. Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarında da belirtildiği gibi sosyal devlet ilkesiyle

yakından ilgisi olan ekonomik ve mali politikalarda devlet tarafından

üstlenilen sorumluluğun gereklerinin sağlıklı bir şekilde yerine

getirilebilmesi için birtakım düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır. Dolayısıyla

devletin sosyal ve ekonomik politikalara ilişkin takdir yetkisi geniştir.

Bununla birlikte mülkiyet hakkına yönelik müdahale oluşturan düzenlemenin -meşru

kabul edilebilmesi bakımından- kamu yararını gerçekleştirme amacını taşıması ve

müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin

bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekir (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014,

§§ 42, 43). Belirtilen tespitler sosyal güvenlik sistemini ilgilendiren

düzenlemeler ve bireylere uygulanan yaptırımlar açısından da geçerlidir.

37.

Somut olayda, başvurucunun haberdar olmadığı hatalı idari işlem nedeniyle

gecikme cezası ödemek zorunda bırakıldığı iddiasıyla açtığı davada, Yargıtayın bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesinin 26/9/2012 tarihli kararıyla başvurucunun SSK hizmetlerini ve

basamağını bilmesi gerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilinde

isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Başvurucu tahsil edilen 3.159,15 TL’nin mahiyetinin belli olmadığını iddia

etmiş; prim borcu dışında ödenen parasal fark, Mahkeme tarafından gecikme zammı

olarak nitelendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece

Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda prim borcu asıl alacağının 595 TL

olarak belirtildiği ve İdarenin hatalı işlemi nedeniyle başvurucudan 3.076,61

TL’nin fazladan tahsil edildiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.

38. Başvuru

konusu olayda, SSK tarafından BAĞ-KUR’a yapılan hatalı bildirim sonucunda

BAĞ-KUR tarafından hatalı işlem tesis edilmiş, söz konusu hatanın Kurum

tarafından BAĞ-KUR’a bildirilmesine karşın başvurucunun emeklilik talebinde

bulunmasına kadar geçen sürede herhangi bir düzeltme işleminin yapılmadığı

anlaşılmıştır. Başvurucu tarafından açılan davada, Mahkemenin 25/8/2010 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne karar

verilmiş; temyiz üzerine Yargıtay tarafından kararın bozulması sonucunda

Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.

Başvurucu tarafından sunulan emsal Yargıtay kararlarının incelenmesi

neticesinde İdarenin hatalı işlemi nedeniyle basamak farkından doğan prim

alacaklarına uygulanan gecikme zammından bireylerin sorumlu tutulmasının mümkün

olmadığı yönünde kararların verildiği tespit edilmiştir (Yargıtay 10. Hukuk

Dairesi E.2010/130, K.2011/7751, 26/5/2011; Yargıtay

10. Hukuk Dairesi, E.2004/9146, K.2004/12678, 28/12/2004). Belirlenen

kararlar gözönüne alındığında başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahalenin başvurucu açısından öngörülebilir nitelikte

olmadığı anlaşılmış, bunun yanısıra basamak farkından

kaynaklanan prim borçları için geç ödeme nedeniyle ortaya çıkan değer kaybını

da aşarak geç ödeme yapan bireylerin cezalandırılması yönünde sonuç doğuran

gecikme zammı uygulaması nedeniyle 512,46 TL tutarındaki prim borcu için

başvurucudan 3.076 TL tutarın tahsil edilmesiyle başvurucu üzerinde aşırı ve

orantısız bir yüke sebep olunmuş, hakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesi

ihlal edilmiştir.

39.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

40.

Başvurucu 4.467,10 TL maddi tazminata hükmedilmesini veya yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvurucu,

emeklilik işlemleri sırasında İdarenin hatalı işlemi nedeniyle basamak

intibakından kaynaklanan prim borcu ve gecikme zammı olarak toplam 3.671,61 TL

ödeme yapmıştır. Söz konusu hatalı idari işlem dolayısıyla başvurucunun

mülkiyet hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olup başvurucunun kişisel

yararı gözönünde bulundurulduğunda başvurucu

açısından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek bir maddi zarar bulunduğu

anlaşıldığından başvurucudan tahsil edilen 3.076,61 TL tutarındaki tazminatın

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

43.

Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan ve 1.500 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. İhlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucudan tahsil edilen net 3.076,61 TL'nin

tahsilat tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte TAZMİNAT

OLARAK ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin İzmir

9. İş Mahkemesine gönderilmesine

5/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör Yrd.

:

Gökçe GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Nurdan SARI

Vekili

:

Av. Tahsin ÖZER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1644, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası