İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mesut Aydin Başvurusu (B. No: 2016/14263)

1. Başvuru; müdafi huzurunda alınmayan kolluk ifadelerinin hükme

Başvuru No2016/14263Tarih11 Aralık 2018Okuma31 dk · 6.260 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mesut Aydin Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2016/14263
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.260 kelime·31 dk okuma·31 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; müdafi huzurunda alınmayan kolluk ifadelerinin hükme

esas alınması, müdafiyle temsil edilemediğinden esas hakkında savunma

yapılamaması ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen bilgilere göre olaylar

özetle şöyledir:

9. PKK-KONGRA-GEL terör örgütünce Kuzey Irak'taki kamplardan

birinde dokuz günlük bir konferans düzenlendiğinin, konferansa Türkiye'den

katılan kişilerin 7/10/2007 tarihinde Habur sınır kapısından giriş

yapacaklarının kolluk güçlerine telefonla ihbar edilmesi ve yapılan istihbarat

çalışmaları üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler 7/10/2007

tarihinde farklı araçlarla aralıklı olarak sınırdan giriş yaparken

yakalanmışlardır.

10. Yakalanan şüphelilerden G.D., müdafi olmadan

gerçekleştirilen ve canlı olarak yapılan, kolluktaki 8/10/2007 tarihli teşhiste

başvurucunun da aralarında bulunduğu birçok kişiyi tespit etmiştir. Teşhis

tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"... Mersin Merkez DTP teşkilatı

içerisinde yer alan [Ş.H.]

isimli arkadaşım ... bana yakın bir zamanda PKK-KONGRA-GEL terör örgütünün

Kuzey Irak'ta bulunan kamplarında bir toplantının olacağını, ... bu toplantıya

benim de katılmamı söyledi. Ben de tamam bu toplantıya katılırım dedim...

...

Toplantı 25 veya 26 Eylül tarihinde ... [C.B.nin] önderliğinde

başladı...

...

Benimle birlikte gelen şahısların hepsi de

toplantıya katıldılar. ... Burada benim yanımda şuanda

gözaltında bulunan Mesut Aydin [başvurucu], [M.Y.] sahte kimlikli [Ö.B.], [Ş.H.]

isimli şahıslar vardı. Yola çıktık ve Türkiye'ye giriş yaparken yakalandık...

...

(5) ile

numaralandırılan şahıs, yukarıda da bahsettiğim gibi benimle birlikte Kuzey

Irak'ta PKK-KONGRA-GEL terör örgütünün toplantısına katıldı. Ben bu şahıs ile

birlikte Türkiye'ye giriş yaptım. Bu şahıs Mesut Aydin'dir [başvurucu]..."

11. G.D.nin 9/10/2007 tarihinde müdafii olmadan alınan Savcılık ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... ŞÜPHELİ BEYANINDA:Müdafi istemiyorum. CMK 147.maddedeki

haklarımı anladım. Savunmamı kendim yapacağım, demekle;

... 50-60 kişilik aynı kıyafetleri giymiş kişi [C.B.nin] yaptığı

konuşmayla toplantıya başladılar. Bu toplantı 9 günlük aralıklarla sürdü, ben

bu toplantıların bir kısmına katıldım.

... Ben, [Ş.], sahte kimlikte [M.] isimli gerçek ismi [Ö.] olan şahıs ve Mesut [başvurucu] isimli kişiyle Türkiye'ye giriş yaptık..."

12. G.D.nin 10/10/2007 tarihinde müdafiinin de hazır bulunmasıyla yapılan ve kolluktaki

teşhis işlemini doğruladığı sorgusundaki beyanının ilgili kısmı şöyledir:

" Ben üzerime atılı suçla ilgili olarak

Silopi Cumhuriyet Başsavcılığındaifade verdim o

ifadem doğrudur aynen tekrar ederim. Ben Kuzey Irak taki

Pkk örgütünün toplantılarına katıldım.

... ben toplantıda bulunan bir kısım şahısları

emniyette ve savcılıkta teşhis ettim.bu toplantıya

katılmak dışında örgütle herhangi bir bağlantım yoktur...

Şüpheliye cumhuriyet Savcılığında vermiş

olduğu beyanı okundu, soruldu, doğrudur, aynen tekrar ederim, dedi. "

13. Yakalanan şüphelilerden Z.S. kollukta müdafiinin

de hazır bulunmasıyla alınan 21/10/2007 tarihli ifadesinde başvurucunun da

aralarında bulunduğu birçok kişinin adını bildirmiştir. Kolluktaki ifade

tutanağının ilgili kısımları şöyledir:

"... bu esnada [E.A.] bana kendisinin K.lrak'a giderak Kandil'de

bulunan PKK kampında yapılacak bir toplantıya katılacağından ve kendisinın PKK terör örgütü taralından bu toplantıya

çağırıldığını söyledi, toplantının konusunu sorduğumda ise [E.A.] ... üst düzey PKK yöneticilerinin katılacağını, bu

toplantının özel bir toplantı olduğunu söyledi. Bende bunun üzerine kendisi ile

birlikte K.lrak'a yani

Kandil'e gitmek istediğimi söyledim...

...

...devam eden Özgür Yurttaş Hareketinin

toplantısına katıldım, ancak bu toplantının son üç gününe yetişebildim...

...

Benim Özgür Yurttaş Hareketinin toplantısına

katılan şahıslardan tanıdıklarım: [M.A., N.Ü., M.S.A., G.D., Ğ.B., M.Y.,

Ş.H.], Mesut AYDİN [başvurucu], [Z.A., İ.Ç., Ö.B., N.E., M.Y., Ş.K.,

M.A., K.B., N.K. ve H.İ.] isimli

şahıslardır...

...

SORULDU: YAPMIŞ OLDUGUNUZ FOTOĞRAF

TEŞHİSLERİNDE [M.A., N.Ü., M.S.A., G.D., Ğ.B., M.Y.,

Ş.H.], Mesut AYDİN [başvurucu], [Z.A., İ.Ç., Ö.B., N.E., M.Y., Ş.K.,

M.A., K.B., N.K. ve H.İ.] İSİMLİ ŞAHISLARI

TANIDIĞINIZI beyan ederek ilgili fotoğraf teşhislerini yaptınız. BU ŞAHISLARIN

PKK KONGRA GEL TERÖR ÖRGÜTÜ İLE BAĞLANTILARI varmıdır,

varsa bu bağlantılar hakkında bildikleriniz nelerdir.

CEVABEN

Bu şahıslar PKK terör örgütü ile

ilişkilidirler. Ben bu şahısların tam olarak örgütle ne boyutta ilişkili

olduklarını bilmiyorum. Kendilerini özgür yurttaş hareketi toplantısında

gördüm...

...

SORULDU

İFADENİZE EKLEMEK İSTEDİĞİNİZ BAŞKA BİR HUSUS VAR MIDIR?

CEVABEN

Ben PKK/KONGRA-GEL TERÖR örgütü adına yürütmüş olduğum

faaliyetlerden dolayı kesinlikle pişman değilim. Gözaltında bulunduğum süre

zarfında herhangi bir rahatsızlığım olmadı, herhangi bır

kötü bir muamele görmedim. Söylemek istediğim başka bır

şey yoktur.

İfade esnasında hazırda bulunan Şırnak Barosu

Avukatlarından [A.T.ye]

ifadeye eklemek istediği herhangi bir husus olup olmadığı soruldu, huzurda

tespit ediIen beyana bir diyeceğimiz yoktur

dedi."

14. Z.S. kollukta müdafiinin de hazır

bulunmasıyla iki fotoğraf üzerinden gerçekleştirilen 20/10/2007 tarihli

teşhiste başvurucunun da aralarında bulunduğu birçok kişiyi tespit etmiştir.

Kolluktaki teşhis tutanaklarının ilgili kısımları şöyledir:

İlk Tutanak: "[Z.S.] isimli şahıs Müdafii [A.T.] refakatinde huzura alınmış,...fotoğraflar

(1) den (18) e kadar numaralandırılarak kendisine gösterilerek söz

verildiğinde;

... (8) numara ile numaralandırılan şahıs

Özgür Yurttaş Hareketinin PKK terör örgütünün kampında yapılan toplantısında

gördüğüm Mesut AYDİN [başvurucu],

...

isimli şahıslardır, ben tüm bu şahısların fotoğraflarını görünce kendilerini

tanıdım ve fotoğraflarından net ve kesin olarak teşhis ediyorum."

İkinci Tutanak: "Özgür Yurttaş

Hareketi Genel Meclisinde yer aldığını bildiğim şahıslar:

1-Mesut AYDİN [başvurucu] (Şanlıurfa'lıdır.

Diyarbakır'da ikamet eder, Özgür Yurttaş Koordinasyon Üyesidir)

...

[Z.S.] isimli şahıs Müdafii [A.T.] refakatinde huzura alınmış, yukarıda bulunan ve

Müdürlüğümüzce temin edilen fotoğraflar (1), (2) ve (3) ile numaralandırılarak

kendisine gösterilerek kendisine söz verildiğinde:

Bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki

şahıslardan (1) ile numaralandırılan şahıs, yukarıda da bahsettiğim gibi Özgür

Yurttaş Hareketi Genel Meclisinde yer alan ismini Mesut AYDIN olarak bildiğim

ancak gerçek ismini Mesut AYDİN [başvurucu] olarak öğrendiğim şahıstır, Mesut AYDİN [başvurucu] isimli şahsın PKK kampında gerçekleştirilen Özgür

Yurttaş Hareketinin toplantısına katıldığından dolayı beraberindeki diğer 19

şahıs ile birlikte Silopi ilçesinde yakalandığını haberlerden duydum, Mesut

AYDİN [başvurucu] Özgür Yurttaş

Hareketi adına meclis çalışması şeklinde faaliyet yürüttüğünü biliyorum.

Bildiğim kadarıyla en son olarak İstanbul ilinde faaliyetlerde bulunuyordu,

kendisini kesin olarak tanır ve teşhis ederim."

15. Z.S.nin müdafiinin

hazır bulunmasıyla alınan ve kolluktaki teşhis işlemini doğruladığı

Savcılıktaki 21/10/2007 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...Ben bu konuda daha önce Müdafi

huzurunda Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünde ifade vermiştim. Bu ifademi aynen

tekrar ederim, Ben daha önce iki defa daha Kuzey

Irak'a gitmiştim. Birinci gidişimde gezmek için, ikinci girişimde ise

üniversite bakmak için gitmiştim. Bu iki gidişimde örgütle herhangi bir

bağlantım olmadı. Emniyet'te verdiğim ifademe ekleyecek bir husus yoktur, dedi.

Şüpheliye Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünde

yaptırılan Fotoğraf Teşhis Tutanakları gösterildi, Şüpheli Devamla Beyanında;

Tutanakta yaptığım teşhisler doğrudur, tutanaklar altındaki imzalar da bana

aittir. Bu konuda savunmam bundan ibarettir, dedi..."

16. Z.S.nin 21/10/2007 tarihinde müdafiinin hazır bulunmasıyla yapılan ve kolluktaki teşhis

işlemini doğruladığı sorgusundaki ifade tutanağının ilgili kısımları şöyledir:

"...soruşturma aşamasında müdafiim hpuzurunda vermiş olduğm beyanınımı aynen tekrara

ederim benim pkk KONGRA-GEL terör örgütü ile siyasi

anlamda bağlantım vardı. örgütün sempasizinim.

ben DTP de hala hazırdagençlik

kolu üyesiyim...

...

...soruşturma aşamasında müdafii

huzurunda belirtitim gibi benimle aynı şekilde Kampta

Özgür Yurttaş harekete toplantısına katılan benim kendi tanıdıklarım olan

şahıslar [M.A.], [N.Ü.], [M.S.A.], [G.D.], [G.B.], [N.Y.],[Ş.H.], MESUT AYDIN [başvurucu], [Z.A.], [İ.Ç.], [Ö.B.], [N.E.], [M.Y.],

[Ş.K.], [M.A.], [K.B.], [N.K.] ve [H.İ.]

simli şahıslardır, bunların bir kısmını DTPye gidip

gelmelerinden dolayı tanıyordum, bir kısmıda toplantı

sırasında orda bulunmalarından dolayı tanıyordum. savunmam

bundan ibarettir.dedi.

Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu

ifadesi okundu, benzer olduğu görüldü, soruldu: doğrudur, bana aittir. Aynen

tekrar ederim,dedi.

17. Yakalanan şüphelilerden M.Ç. kollukta müdafisiz

gerçekleştirilen ve canlı olarak yapılan 8/10/2007 tarihli teşhiste

başvurucunun da aralarında bulunduğu birçok kişiyi teşhis etmiştir. Teşhis tutanağının

ilgili kısmı şöyledir:

"...Şuan benimle birlikte gözaltında

bulunan [M.Y.,İ.Ç.,M.A.,H.Ç.,N.Ü.,M.S.A.,G.D.,Ğ.B.,E.B.,Ş.H.], Mesut Aydin [başvurucu], [Z.A., Ö.B.] isimli şahısların hepsi yukarıda bahsettiğim gibi;

PKK/KONGRA GEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KUZEY IRAK'TA

BULUNAN KAMPLARINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTIYA KATILAN VE YÖENTİM DÜZEYİNDE

GÖREVLİ BULUNAN ŞAHISLARDI. AYRICA MESUT AYDİN [başvurucu] VE [Ş.H.]

YÖNETİCİ POZİSYONUNDA OLAN ŞAHISLARDI, DİĞER ŞAHISLARI SÜREKLİ

YÖNLENDİRİYORLARDI... demesi üzerine;

... Mesut Aydin [başvurucu]

isimli şahıs 10 numara ile,

...

...numaralandırılarak [M.Ç.] isimli şahıs huzura alınmış... (1) den (13)'e kadar

numara ile numaralandırılan şahıslar şu anda benimle birlikte gözaltındadırlar.

... Bu şahıslar PKK/KONGRA GEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KUZEY IRAK'TA BULUNAN

KAMPLARINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTIYA KATILAN VE YÖENTİM DÜZEYİNDE GÖREVLİ

BULUNAN ŞAHISLARDIR. AYRICA (10) İLE NUMARALANDIRILAN MESUT AYDİN [başvurucu] VE (9) İLE NUMARALANDIRILAN [Ş.H.] YÖNETİCİ POZİSYONUNDA OLAN ŞAHISLARDI, DİĞER

ŞAHISLARI SÜREKLİ YÖNLENDİRİYORLARDI..."

18. M.Ç.nin 10/10/2007 tarihinde müdafiinin de hazır bulunmasıyla alınan ve kolluktaki

teşhis işlemini reddettiği Savcılıktaki beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"... Ben Irak Devletine ticari işlerim

için gittim. Van'da inşaat taşaronluğu yaparım, PKK

Terör örgütü ile herhangi bir ilişkim yoktur. gözaltındaki

kişilerle ilk defa Habur Emniyet'te karşılaştım, suçlamayı kabul etmiyorum

dedi. Şüpheliye Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünde 09/10/2007 tarihli teşhis,

08/10/2007 tarihli tespit, 08/10/2007 tarihli fotoğraf teşhis tutanakları,

09/10/2007 tarihli tespit tutanağının içeriği anlatıldı, gösterildi, soruldu:

tutanak içeriklerini kabul etmiyorum. bu belgeler bana

okutulmadan imzalatıldı..."

19. M.Ç.nin 10/10/2007 tarihinde müdafiinin hazır bulunmasıyla yapılan sorgusundaki ifade

tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

" ...silopi

cumhuriyet savcılğında ifade vermiştim. oifadem doğrudur aynen tekrar

ederim. ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. pkk terör örgütü ile herhangi bir

ilişkim yoktur. ben örgütün kuzey ırak taki toplantılarına katılmadım...."

20. Yakalanan şüphelilerden K.B. kollukta müdafisiz

gerçekleştirdiği 10/10/2007 tarihli ve canlı olarak yapılan teşhiste

başvurucunun da aralarında bulunduğu birçok kişiyi teşhis etmiştir. Teşhis

tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"...Ben Manisa Özgür Yurttaş hareketi

içerisinde yerel aktivist olarak faaliyet yürütmeye

başladım. Ben şu anda benimle birlikte cezaevinde bulunan Mesut AYDİN [başvurucu] isimli şahsı Buca cezaevinden tanırım. Kendisi

telefonumda kayıtlıdır. Mesut AYDİN [başvurucu] bildiğim kadarıyla halen İstanbul ilinde Özgür YURTTAŞ

hareketi içerisinde faaliyet yürütmeye devam etmektedir. Ben Diyarbakır ilinde

bulunduğum sırada Diyarbakır'daki Özgür YURTTAŞ derneği binasında görüştüm.

Mesut AYDİN [başvurucu] isimli

şahıs bana PKK KONGRA GEL terör örgütünün Kuzey Irak'ta bulunan kamplarında

Özgür Yurttaş aktivistlerinin tartışacağı bir

toplantının gerçekleştirileceğini söyledi. Bunun için de benim gitmemi söyledi.

Bunun üzerine bana 250 YTL elden para verdi. ... Mesut AYDİN [başvurucu] bana parayı verdikten sonra Kuzey Irak Zaho şehrine gitmemi söyledi ve bana vermiş olduğu telefon

numarasını aramamı söyledi...

...

...Şuan benimle

birlikte gözaltında bulunan [Ş.K.]

ve [M.] bulunuyordu. Bu şahıslar

benimle birlikte ... PKK/KONGRA GEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KUZEY IRAK'TA BULUNAN

KAMPLARINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN TOPLANTISINA KATILDILAR

KENDİLERİNİ NET OLARAK HATIRLIYORUM. HEPSİ DE TOPLANTIDA İDİLER.demesi

üzerine;

... Mesut Aydin [başvurucu] isimli şahıs 11 numara ile,

...

...numaralandırılarak [K.B.ye] söz verildiğinde ... (1) den (19)'a kadar

numaralandırdığınız şahıslar BENİMLE BİRLİKTE PKK/KONGRA GEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN

KUZEY IRAK'TA BULUNAN KAMPLARINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN

TOPLANTISINA KATILDILAR KENDİLERİNİ NET OLARAK HATIRLIYORUM. HEPSİ DE

TOPLANTIDA İDİLER. KESİN OLARAK TANIR VE TEŞHİS EDERİM..."

21. K.B.nin 10/10/2007 tarihinde müdafiinin hazır bulunmasıyla alınan ve kolluktaki teşhis

işlemini reddettiği Savcılıktaki ifade tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"Ben daha önce Irak'ta bir şirkette

çalışmıştım. Sakarya'lı olan ve sosyolog olması

nedeniyle Irak'ta inceleme yapmak isteyen Diyarbakır'dan tanıdığım [Ş.] ile birlikte Irak'a geçtik. [Ş.] dışındaki kişileri tanımam. Irak'ta herhangi bir

toplantıya veya örgütsel faaliyete katılmadım. ihbar

üzerine Habur'da askeri aramadan geçtikten sonra pasaport işlemlerimizi

yapmadan önce gözaltına alındık dedi. şüpheliye

10/10/2007 tarihli teşhis tutanağı gösterildi okundu: gözaltında psikolojik

baskı altındaydım. migren krizi tutmuştu. bana gerekli yerlerini okutmadılar sadece başlığını

okuttular. tutanakta yazılı olan hususları kabul

etmiyorum. bu beyanlar bana ait değildir. Bu konuda

savunmam bundan ibarettir, dedi. "

22. K.B.nin başvurucunun da sorgusunun

yapıldığı 10/10/2007 tarihinde müdafiinin de hazır

bulunmasıyla düzenlenen ifade tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"Ben üzerime atılı suçla ilgili olarak silopi cumhuriyet savcılığında ifade vermiştim. o ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim. ben pkk nın

kuzey ıraktaki toplantılarına katılmadım. pkk

örgütü ile hiçbir bağlantım yoktur. 2004 yılında cezaevinden çıktıktan sonra

örgütle ilgili hiçbir faaliyete katılmadım. Ben ırak ülkesine [Ş.K.] ile birlikte gittim. kendisinin

dil sorunu vardı. bu nedenle yardımcı olmak amacıyla

birlikte Irak a gittim.benim şu anda örgütle bir

bağlantım yoktur.Suçsuzum, savunmam bundan ibarettir,

dedi. ..."

23. Yakalanan şüphelilerden Ş.K. kollukta müdafisiz

gerçekleştirdiği ve canlı olarak yapılan, 11/10/2007 tarihli teşhiste

başvurucunun da aralarında bulunduğu birden çok kişiyi teşhis etmiştir. Teşhis

tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

" ... Mesut Aydin [başvurucu] isimli şahıs 11 numara ile,

...

...numaralandırılarak [Ş.K.ye] söz verildiğinde ...(1) den

(19)'a kadar numaralandırdığınız şahıslar benimle birlikte PKK/KONGRA GE'in Kuzey Irak'ta bulunan kamplarında gerçekleştirilen

toplantısına katılan şahıslardandemesi üzerine

..."

24. Ş.K.nın müdafiinin hazır bulunmasıyla alınan ve kolluktaki

10/10/2007 tarihli teşhis işlemini reddettiği Savcılıktaki ifade tutanağının

ilgili kısmı şöyledir:

"...Irak'a gitmemdeki amaç Amerika'ınn Irak'a müdahalesinden sonra toplumsal değişim

ve dönüşümü yeniden görüp inceleyerek kitaplaştırmaktı. üç

hafta kadar Irak'ta kaldım. [K.B.]

ile beraber Irak'a geçtik. [K.]

ile beraber gitmemin sebebi de Kürtçe bilmememdir. ben

herhangi bir toplantıya katılmadım. suçlamayı kabul

etmiyorum. emniyette psikolojik baskı altında

tutuldum. susma hakkımı kullandığımı söylememe rağmen

benden teşhis tutanağını imzalamam konusunda zorlayarak diğer gözaltında

bulunan şahısları teşhis etmeye zorladılar. 11/10/2007 tarihli tutanak teşhis

tutanağındaki imza bana aittir ancak ben bu kişileri örgütün yapmış olduğu

toplantıya katılan kişiler olup olmadığını bilmiyorum. böyle

bir beyanda bulunmadım. okumadan psikolojik baskı

altında imzalattılar. müdafi huzuru ile vermi olduğum ifadem dışındaki hiç bir imzamı kabul

etmiyorum. "

25 Ş. K.nın

başvurucunun da sorgusunun yapıldığı 10/10/2007 tarihli, müdafiinin

hazır bulunmasıyla yapılan sorgusunun ifade tutanağındaki ilgili kısmı

şöyledir:

"Ben atılı suçlamayla ilgili olaraksilopi cumhuriyet savcılığında da ifade verdim. o ifademi de tekrar ediyorum. ben pkk nın kuzey ıraktaki

toplantılarına katılmadım. ben ileride yüksek lisans

yapmak istedğimi için ve tez hazırlamak niyetiyle

ırak ülkesine gittim.ırak ülkesinden döndüğümde

gözaltına alındım.benimpkk terör örgütü ile bir bağlantım

yoktur. Suçsuzum..."

26. Şüpheliler K.B. ve Ş.K.nın

müdafiinin 10/10/2007 tarihli sorgu celsesindeki

beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelilerin huzur da alınan

beyanlarına katılıyoruz. dosya kapsamında şüphelilere

zorla imzalatılan belgeler dışında delil mevcut değildir. müdafii bulunmadan zorla imzalatılan belgelerin

ileride hükme esas alınması düşünülemez..."

27. Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 7/10/2007

tarihinde gözaltına alınmış; Silopi Sulh Ceza Mahkemesinin 10/10/2007 tarihli

kararıyla serbest bırakılmıştır.

28. Başvurucu, kolluktaki ifadesinde susma hakkını kullanmıştır.

Başvurucunun müdafiinin hazır bulunmasıyla yapılan

sorgudaki beyanı şöyledir:

"Ben PKK nın

kuzey ıraktaki toplantılarına katılmadım. PKKörgütü

ile hiçbir bağlantım yoktur. Ben ticaretle uğraşıyorum. Bir ay kadar önce Irak

ülkesine pantolon satmaya gitmiştim. Daha sonra bu pantolonların parasını almak

için tekrar Irak ülkesine gittim ve dönüşte gözaltına alındım. 2001 yılından

sonra yasadışı herhangi bir olaya karışmak gibi, ne

bir eylemim, ne de bir düşüncem olmuştur. Suçsuzum."

29. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde

ile görevli) 20/11/2007 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve diğer sanıklar

hakkında terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

30. Sanıklardan Z.S.nin müdafiinin talebiyle sanıkla ilgili olarak daha önce

alınmış doktor raporları eklenmek suretiyle -özellikle sağ ayağında işkence veya

kötü muamele sonucu bir yaralama olup olmadığının tespiti hususunda- rapor

aldırılması için yargılamayı yapan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK

mülga 250. madde ile görevli) (Mahkeme) müzekkere yazılmıştır.

31. Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenmiş, 9/1/2008

tarihli raporda; Z.S.nin emniyette ifadesi alınırken

özellikle sağ ayağının ve yüz sağ yanının tekme ve tokatla darbe aldığını ve üç

gün boyunca her sorguda darba maruz kaldığını söylediği, yapılan muayenede sağ

bacak alt dış yanda 4 cm'lik alanda hafif sarı renk

değişikliği, hafif ağrı olduğu, daha önceden bu bacaktaki fibulada (bacaktaki iki kemikten

dış kısımda olanı) kırık olduğu, bu nedenle olayda da darbe alınca bacağında

olay günü ağrı olduğunu ve şiştiğini ifade ettiği, olay tarihinde alınan doktor

raporlarında darp ve cebir izine rastlanmadığı, sağ ayağındaki darbe izinin

tıbben maddi delili olmadığı, kişideki bulguların ifade ettiği eski kırığa

bağlı olabileceği, bu nedenle görüş alınmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumuna dosyanın

gönderilmesi gerektiği kanısı bildirilmiştir.

32. Bireysel başvuru dosyası ve eklerinden Adli Tıp Kurumu

tarafından verilen bir kati rapor bulunup bulunmadığı bilgisine

ulaşılamamıştır.

33. 22/1/2008 tarihli celsede başvurucu ve diğer sanıklar G.D.

ve M.Ç.nin savunmaları başvurucunun müdafii S.I.nın

hazır bulunmasıyla alınmıştır. Başvurucu ile başvurucunun müdafiinin

hazır bulunduğu söz konusu celsede G.D.nin kollukta

ve sorgudaki ifadelerini kabul etmediğini bildirdiği savunmasının ilgili kısımları

şöyledir:

"...Ben suçlamaları kabul etmiyorum Kuzey

Irak'a Selahattin Üniversitesinin koşullarını araştırmak amacıyla gittim daha

sonra Türkiye'ye geri döndüm herhangi bir şekilde yasadışı bir amaçla gitmiş

değilim suçlamaları kabul etmiyorum dedi.

SANIKTAN GEREK GÖRÜLMEKLE SORULDU

... ben sanıklardan sadece [Ş.yi] tanırım kendisi Antep'e geldiğinde Antep'de

DTP partisinde tanıştık, benim ve bazı çevremdeki fakir insanların para

ihtiyacı vardı ben bunu [Ş.ye]

söylemiştim oda bana banka kanalıyla para göndermişti dedi.

Kl-2 dizi 217-218 deki

Savcılık ifadesi okundu çelişki nedeniyle soruldu: Benim şimdiki beyanım

doğrudur o beyanımı kabul etmiyorum ben emniyette baskı gördüm işkence gördüm

benim babam polisti trafik kazası sonucu vefat etmişti emniyet görevlileri sen

diğer sanıkların aleyhlerine beyanda bulun biz seni koruruz diyerek beni

yönlendirdiler ben bu şekilde diğer sanıkların aleyhlerine beyanda bulundum kabul

etmiyorum dedi.

Kl-2 dizi 271-272 deki

sorgu ifadesi okundu çelişki nedeniyle soruldu: Yukarıdaki beyanlarımı tekrar

ederim dedi.

Kl-1 dizi 409-410 ile dizi 411-412 deki fotoğraf teşhis tutanakları okundu soruldu: aleyhimeolan hususları kabul etmiyorum yukarıdaki

beyanlarımı tekrar ederim dedi.

...

Kl-3 dizi 75 deki

Savcılık ifadesi okundu benzer olduğu görüldü soruldu: Tekrar ederim.

...

... Doktor raporları okundu soruldu: Bir

diyeceğim yoktur dedi."

34. Başvurucunun aynı celsede müdafiinin

hazır bulunmasıyla yaptığı savunmanın ilgili kısımları ise şöyledir:

"...Kl-2 dizi 130 deki

kolluk ifadesi okundu susma hakkını kullandığı görüldü soruldu: Benkollukta susma hakkımı kullanmıştım dedi.

Kl-2 dizi 275-281 deki

sorgu ifadesi okundu benzer olduğu görüldü soruldu: Tekrar ederim..."

35. Aynı celsede M.Ç.nin savunması ise

şöyledir:

"... Ben inşaat taşeronluğunu yaparım

Kuzey Irak'da da bir ortağım vardı onunla olan hesap

ilişkilerimi görüşmek üzere gitmiştim herhangi bir şekilde örgütsel bir gaye

ile gitmedim suçlamaları kabul etmiyorum dedi.

...

Dizi 402-408 deki ve

yine dizi 402-403 deki (Kl-1 deki) fotoğraf teşhis tutanakları okundu soruldu:

tutanak içeriklerini kabul etmiyorum ne yazıldığını bilmeden üzerleri gazete

ile kapatılmak suretiyle imzalatıldı ben zaten hiçbir aşamadaki beyanımda böyle

bir beyanda bulunmadım dedi.

...

Doktor raporları okundu soruldu: Bir diyeceğim

yoktur dedi."

36. Başvurucu müdafiinin aynı celsede G.D.nin ifadelerine itirazları da içeren beyanı şöyledir:

" ...dosyada yargılanan tüm sanıklar

sorguya ayrı ayrı sevk edilmişlerdir, özellikle müvekkiller aleyhine beyanı

bulunduğu iddia edilen [G.D.]

ayrı bir şekilde sorguya sevk edilmiştir, kendisinin bu celsede de belirttiği

şekilde vermiş olduğu beyanlarının güvenlik güçlerinin yönlendirmesiyle verilen

ifadeler olduğunu kaldıki bu şahıs bu beyanlarını da

kabul etmemektedir, yine dosyada mevcut müvekkiller aleyhine düzenlenen bir çok

belgenin de usule ve hukuka aykırı olarak düzenlendiğini düşünüyoruz bu nedenle

bunlara itibar edilmemesi gerekmektedir, müvekkiller aleyhine [G.D.nin] hazırlık

soruşturması sırasındaki atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında herhangi bir

şekilde kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır..."

37. Diğer sanık Z.S.nin, müdafiinin hazır bulunduğu, başvurucu vemüdafiinin

bulunmadığı 7/2/2008 tarihli celsede alınan, kolluktaki, Savcılıktaki ve

sorgudaki ifadelerini kabul etmediğini bildirdiği savunmasına ait tutanağın

ilgili kısmı şöyledir:

"Ben Türkiye'de Gazi Üniveristesi

İktisat Fakültesinde okuyordum ... olay tarihinden öncesinden eğitim

imkanlarını araştırmak amacıyla Kuzey Irak'a gittim, gerekli araştırmaları

yaptım tekrar Türkiye'ye dönmek için ticari taksiye bindim. Türkiye'ye giriş yaptıktan

sonra emniyet güçleri tarafından gözaltına alındım, bana işkence yapıldı,

iradem doğrultusunda olmadığı halde bu baskılar neticesinde bazı beyanlarda

bulundum bu beyanlarımı kabul etmiyorum. Kuzey Irak'a tamamen eğitim gayesi ile

gittim herhangi bir örgütsel gaye ile gitmiş değilim, ben DTP kurucu üyesiyim

ayrıca DTP gençlik kollarında görevler yapdım, bunun

dışında bir faaliyetim olmamıştır dedi.

Kl-2 dizi 146-155 daki kolluk beyanı okundu çelişki nedeniyle soruldu:

Ben gözaltında iken işkenceye maruz kaldım ayaklarıma tekmeler vuruldu vucudümun değişik yerlere yine darbeler vuruldu bir gece

emniyetin dışına çıkarılarak tehdit edildim yine söylediklerini kabul etmezsem

tecavüz edileceği dahi söylendi tüm bu baskıların üzerine ben iddia edilen hususları

kabul etmek zorunda kaldım dedi.

Dizi 232 deki C.Savcısı huzurundaki ifadesi okundu Çelişki

nedeniyle soruldu: Yukarıdaki beyanımı tekrar ederim savcılık aşamasında da

baskı devam ettiği için bu yönde beyanda bulundum dedi.

Dizi 208-211 deki

Sorgu Hakimliği huzurundaki ifadesi okundu çelişki nedeniyle soruldu:

Yukarıdaki beyanlarımı tekrar ederim emniyetten ayrıldıktan sonra da bu

beyanları avukat huzurunda dahi versen dahi emniyetteki beyanın dışında bir

beyanda bulunsa dahi işkence yapacağız tehditi ile

karşılaştığım için bu yönde beyanda bulunmak zorunda kaldım dedi.

GEREK GÖRÜLMEKLE SANIKTAN SORULDU

Avukatım tarafından mahkemenize dilekçe

verilinceye kadar herhangi bir şekilde işkence iddiasını gündeme getirmemiştim

olay mahkemeye intikal ettikten sonra gündeme getirdim bu aşamadan sonra

kendime zarar gelmeyeceğini düşündüm dedi.

...

Kl-2 dizi 80 deki sanığa kötü muamele

yapılmadığına ilişkin tutanak okundu soruldu:Aleyhime

olan hususları kabul etmiyorum yukarıdaki beyanlarımı tekrar ederim dedi.

Kl-2 dizi 108-123 deki

fotoğraf teşhis tutanağı, tutanak ve tespit tutanakları okundu soruldu:

Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum baskı ve şiddet altında verilen

beyanlardır dedi.

Kl-2 dizi 124-145 deki

fotoğraf teşhis tutanakları okundu soruldu: Aleyhime olan hususlarıkabul

etmiyorum dedi.

Söz konusu belgelerin bir kısmının müdafisinin

huzurunda imzalamış olması karşısında sanıktan soruldu: Ben bir kısım belgeyi

avukat huzurunda imzaladım ancak avukatım sadece benimle emniyet güçleri

arasında mülakat yapılacağını söyledi ardından emniyetten ayrıldı bunun dışında

avukatımla görüşmedim dedi.

...

... Doktor raporları okundu soruldu: Bir

diyeceğim yoktur dedi."

38. Diğer sanık K.B.nin 13/2/2008

tarihli celsede müdafiinin hazır bulunmasıyla yaptığı

savunmasına dair tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

" Ben hakkımdaki suçlamaları kabul

etmiyorum, hakkımdaki suçlama ile ilgili olarak Silopi Sulh ceza mahkemesinde

beyanda bulundum aynen tekrar ediyorum ben iddia edilen tarihte Irak ülkesine

gittim oradan Zaho şehrine gittim, daha sonrada

07.10.2007 tarihinde de Türkiye’ye giriş yaptım, ben terör örgütünün kamplarına

gitmedim,...

...

Kl-1 dizi 402-403 deki fotoğraf teşhis

tutanağı okundu soruldu: Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum dedi.

Kl-1 dizi 406 daki

fotoğraf teşhis tutanağı okundu soruldu: Aleyhime olan hususları kabul

etmiyorum dedi.

...

Doktor raporları okundu soruldu: Bir diyeceğim yoktur dedi."

39. Diğer sanık Ş.K.nın

29/1/2008 tarihli celsede müdafiinin hazır

bulunmasıyla yaptığı savunmasına dair tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

"Üzerime atılı suçlamaları kabul

etmiyorum, ben Sosyoloji mezunuyum, Sosyoloğum, K.Irak'a bilimsel amaçlı olarak çalışma yapmak için

gitmiştim amacım K.Irak'da Amerika'nınK.Irak'a

müdahalesiyle Irak toplumundaki değişimleri incelemekti kesinlikle terör örgütü

mensupları yada üst yöneticileri ile görüşme yapmadım, diğer sanıklardan [K.B.yi] tanırım ben

Kürtçe bilmediğim için tercüman olarak yanımda bulunuyordu.

...

Kl-1 dizi 143-201 deki

doktor raporları okundu soruldu: Bir diyeceğim yoktur dedi."

40. 1/4/2008 tarihli celsede Z.S.nin müdafii,Z.S.ye işkence edildiğine dair

raporun dosyada mevcut olduğunu, kolluktaki ifadesinin işkence ve baskı altında

alınması nedeniyle bu beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

41. Sonraki celselerde olduğu gibi başvurucunun müdafii olan S.I.nın

da bulunduğu 30/12/2008 tarihli celsede diğer müdafii

M.I., Z.S.nin kolluktaki ifade ve teşhis işlemlerinin

baskı ve işkence altında gerçekleştirildiği iddialarını yinelemiş; iddiaya dair

adli rapor alınması talebinde bulunmuştur. S.I. da bu celse de eksikliklerin

ikmalini talep etmiştir.

42. Başvurucu müdafii 30/12/2008

tarihli celse de dâhil olmak üzere yargılamada hazır bulunmuştur.

43. Mahkeme 3/12/2010 tarihli kararıyla başvurucunun müsnet suçtan neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına, diğer sanıklar G.D. ve Z.S.nin de

müsnet suçtan ayrı ayrı mahkûmiyetine ve suçla ilgili

bilgi vermeleri nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına

karar vermiştir. Mahkemenin olay tutanağı, diğer sanıklarca yapılan teşhis

tutanakları, tespit tutanakları, diğer sanıkların beyanlarını mahkûmiyete esas

aldığı görülmüştür. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"...PKK/KONGRA-GEL terör örgütü

tarafından 25/09/2007 günü Kuzey Irak'taki kamplarından birinde konferans

düzenlendiği, bu konferansın 9 gün sürdüğü, konferansa Türkiye'den katılan

kişilerin 07/10/2007 günü Habur sınır kapısından giriş yapacaklarının telefon

ihbarı ve emniyetin istihbarat çalışmaları bilgisi üzerine; sanıkların,

07/10/2007 günü farklı araçlarla ve farklı aralıklı Türkiye'ye giriş yaparken

yakalandıkları,

Olay tutanağına göre: 07.10.2007 günü Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğüne PKK Kongra Gel terör

örgütünün Kuzey Irak'ta bulunan kamplarındaki toplantıya katıldıkları ve

Türkiye'ye dönecekleri şeklinde yapılan 2 ihbar ve istihbarat şube müdürlüğünün

07.10.2007 tarih ve 212189 sayılı yazısında belirtilen PKK Kongra

Gel terör örgütünün Kuzey Irak'ta bulunan kamplarında gerçekleştirilen

konferansa Türkiye'den katıldıkları bildirilen şahıslara yönelik olarak

başlatılan çalışmalarda; [M.A., H.Ç., N.Ü., M.Ç., M.S.A., G.D.,

Ğ.B., E.B., M.Y., Ş.H.], Mesut AYDİN [başvurucu], [Z.A., İ.Ç., Ö.B.nin] 07.10.2007 günü saat 21.30'da, [N.Ç.,

M.Y., Ş.K., K.B., N.K.nin] 08.10.2007 günü saat 21.15'te yakalanarak Silopi C.Başsavcılığının

talimatları doğrultusunda gözaltına alındıkları, ...

...

Tüm sanıkların K. Irak'a gittiklerinin dosya

kapsamına göre tespit ediliği ve sanıkların da K.

Irak'a gittiklerini kabul ettikleri, ancak, K. Irak'a farklı sebeplerle

gittiklerini savundukları anlaşılmıştır.

Yukarıda, olayın sıcağı sıcağına alınan

beyanlara, özellikle, sanıklar [Z.S. ile G.D.nin] soruşturma aşamasında (Kolluk, C. Savcılığı ve

Sorgu) vermiş oldukları beyanları ile tüm dosya kapsamına göre; sanıklar [Ş.H.,

Ş.K., M.A., E.B., M.Y., Z.A.], Mesut AYDİN [başvurucu],

[N.K., M.S.Y., K.B., H.Ç., M.Ç., Ğ.B., Ö.B., G.D., Z.S., N.E., N.Ü., Ü. P.nin] K. Irakta 25/09/2007 tarihinde başlayan ve 9 süren

PKK/KONGRA-GEL terör örgütü tarafından düzenlenen konferansa katıldıkları,

Sonuç ve kanaatine varılmıştır.

...

Yukarıda gerekçeleri ayrıntılı şekilde

anlatıldığı üzere; sanıklar [Ş.H., Ş.K., M.A., E.B., M.Y., Z.A.], Mesut AYDİN [başvurucu], [N.K., M.S.Y., K.B., H.Ç., M.Ç., Ğ.B.,

Ö.B., G.D., Z.S., N.E., N.Ü., Ü.P.nin] K.Irakta 25/09/2007

tarihinde başlayan ve 9 süren PKK/KONGRA-GEL terör örgütü tarafından düzenlenen

konferansa katıldıkları, konferansın terör örgütünün K. Iraktaki bir kampında

yapıldığı, söz konusu toplantıya örgüt içerisinde belli bir seviyeye gelmemiş

ve güven duyulmayan kişilerin katılmasının mümkün olmadığı, ayrıca terör

örgütünün amaçlarını ve stratejisini benimsememiş olan kişilerin de toplantıya

katılmasının beklenemeyeceği nazara alındığında; sanıkların PKK-KONGRA/GEL

terör örgütünün üyesi oldukları ve terör örgütüne üye olmak suçundan;

eylemlerine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2 maddesi gereğince

cezalandırılmalarına karar vermek gerektiği, sonuç ve kanaatine

varılmıştır..."

44. Gerekçeli karar başvurucuya tebliğe çıkarılmış ve karar,

başvurucunun bir diğer müdafii tarafından süresinde

temyiz edilmiştir.

45. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/4/2016 tarihli kararıyla

başvurucu yönünden hüküm onanmıştır.

46. Başvurucu, nihai kararı 28/6/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

47. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

48. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Müdafi Yardımından

Yararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucu, avukatının tutuklanmasından dolayı bazı celselere

katılamadığından geç haberdar olduğunu ve esas hakkında savunma yapamadığını

belirterek müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

50. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32). Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesini

sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma hakkı tanınmadığı sürece silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi

gerçeğe ulaşılması da mümkün değildir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 69; Yavuz Arslan, B. No: 2014/16433,

9/11/2017, § 47).

51. Savunma hakkının sağladığı güvenceler

esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk

devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli

güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifade

edilmiştir. Anılan hükümde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Savunma hakkı tanınmadan

kişilerin cezalandırılması, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan

masumiyet karinesine de uygun değildir. Bu nedenle savunma hakkının

sağlanmadığı bir yargılamanın adil olduğundan söz edilemez (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 70; Yavuz Arslan, § 48).

52. Şüpheli ve sanığa, salt savunma hakkının tanınması yeterli

değildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen meşru vasıta ve yollardan yararlandırılması da gerekir. Şüpheli ve

sanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta ve yollardan en

önemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Diğer bir ifadeyle müdafi

yardımından yararlanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen "meşru vasıta ve yollar" kavramının

kapsamındadır. Bu itibarla müdafi yardımından yararlanmanın adil yargılanma

hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortaya

çıkmaktadır. Dolayısıyla suç isnadı altındaki kişi, adil yargılanma hakkı

kapsamında kendisini bizzat

savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 72; Yavuz Arslan, § 49).

53. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde, bir suç ile itham edilen

herkesin kendini bizzat savunma

veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma, eğer avukat tutmak için

gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli

görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak

yararlanabilme hakkı düzenlenmiştir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 73; Yavuz

Arslan, § 50).

54. Anılan hakkın ilke olarak şüphelinin kolluk tarafından ilk

kez sorgulanmasından itibaren sağlanması gerekir. Kolluk tarafından ilk kez

sorgulanmasından itibaren şüpheliyeavukata erişim

hakkı sağlanması, kendini suçlamama ve susma hakları yanında genel olarak da

adil yargılanma hakkının etkili bir koruma işlevine sahip olması bakımından

gereklidir. Çünkü bu aşamada elde edilen deliller, yargılama sırasında söz

konusu suçun hangi çerçevede ele alınacağını belirlemektedir. Özellikle

delillerin toplanması ve kullanılması aşamasında cezai yargılamaya ilişkin mevzuat

giderek daha karmaşık hâle geldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasının bu

evresinde kendilerini savunmasız bir durumda bulabilir. Belirtilen

savunmasızlık hâli ancak bir müdafinin hukuki yardımı ile gereği gibi telafi

edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1138, 27/10/2015, §§ 118, 135; Sami Özbil, B. No: 2012/543, 15/10/2014, § 64).

55. Sanık, olay hakkında doğrudan doğruya bilgiye sahiptir.

Dolayısıyla sanığın beyanlarının olayın aydınlatılması bakımından son derece

önemli bir delil niteliğinde olduğu açıktır. Bu bakımdan suç isnadı altındaki

kişinin müdafiinin hazır bulunmadığı durumda kendini

suçlayıcı beyanlarda bulunup bulunmadığı, bu itirafların aleyhinde kullanılıp kullanılmadığı,susmasından

mahkemece olumsuz sonuçlar çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine herhangi bir

baskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda değerlendirilmelidir. Bir ceza

davasında kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suç

isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilen

delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Avukata erişimi

sağlanmayan sanığın kolluktaki ikrarının mahkûmiyet kararında kullanılması

durumunda savunma hakkına telafi edilemez bir biçimde zarar verilmiş olacaktır.

Soruşturma evresinde elde edilen ikrarın kötü muamele ve işkence altında

verildiği belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu husus

irdelenmeksizin ikrarın dayanak olarak kullanılması önemli bir özen

eksikliğidir (Yusuf Karakuş ve diğerleri,

§ 79; Yavuz Arslan, § 52).

56. Müdafi yardımından yararlanma hakkı bakımından önemli olan,

yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında şüphelinin/sanığın müdafi yardımından

etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır. Ancak avukata erişim yönünden

getirilen kısıtlama yargılamanın sonraki aşamalarında telafi edilmiş ise

savunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 78; Yavuz

Arslan, §53).

57. Bireysel başvuru incelemelerinde ölçü norm Anayasa'dır. Bu

durumda kanuna uygunluk denetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle kanuna dayalı

olarak avukata erişimin kısıtlanması, uygulamanın Anayasa'ya uygun olduğu

anlamına gelmez. Müdafi yardımından yararlanma hakkının Anayasa'nın 36.

maddesini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesinde -yargılamanın bütünlüğü

içinde- somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 80).

58. Somut olayda, başvurucunun soruşturma aşamasında müdafi

yardımı aldığı, suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında bilgilendirildiği,

kendisine iddianamenin tebliğ edildiği ve duruşmada okunduğu, yasal haklarının

hatırlatıldığı görülmüştür (bkz. § 28). Diğer yandan başvurucu, bizzat mahkeme

önünde müdafii huzurunda savunma yapmış; başvurucunun

müdafii diğer sanıkların savunmaları alınırken hazır

bulunmuş, bu ifadelere karşı itirazlarını sunmuştur (bkz. §§ 33, 34-36).

Gerekçeli karar başvurucuya tebliğe çıkarılmış, başvurucu esas hakkında

mütalaadan gerekçeli kararın tebliğiyle haberdar olmuş, diğer müdafii aracılığıyla hakkındaki mahkûmiyet kararını temyiz

etmiştir.

59. Dolayısıyla belirtilen müdafi yardımından yararlanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

61. Başvurucu, yargılamanın ilerleyen safhalarındadiğer

şüphelilerce inkâr edilen, müdafisiz olarak ve

usulüne uygun olmadan yaptırılan teşhis işlemleriyle kolluk ifadelerine

dayanılarak mahkûm edildiğini iddia etmiştir.

62. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasıdır. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılan araştırma

faaliyetleri sınırsız değildir. Maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya

çıkarılması, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesi için gereklidir.

Bu bakımdan ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi,

hukuk devletinin temel ilkelerinden sayılmaktadır. Bu kapsamda Anayasa'nın 38.

maddesinin altıncı fıkrasında da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların

delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır (Orhan Kılıç [GK], B. No: 2014/4704,

1/2/2018, § 42).

63. Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin

tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

değerlendirme yaptığı birçok kararında kanuni bir temele dayanmadan veya hukuka

aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasıyla ilgili olarak

ileri sürülen iddiaları, adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemektedir. Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında bu konuda yapılan değerlendirmelerde Anayasa’nın 38.

maddesinin altıncı fıkrası da dikkate alınmaktadır (Orhan Kılıç, § 43).

64. Ancak bireysel başvuruya konu davadaki eylemlerin

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile uyuşmazlığa derece mahkemeleri

tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Dolayısıyla somut başvuruyla

ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerince yapılan

değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek

değildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir (Orhan

Kılıç, § 44).

65. Bu yönüyle Anayasa Mahkemesinin görevi, belirli delil

unsurlarının hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğini tespit etmek

değildir. Anayasa Mahkemesinin görevi, hukuka aykırı olduğu ilk bakışta

anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilen delillerin

yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıp kullanılmadığını ve bu

hukuka aykırılığın bir bütün

olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini incelemektir (benzer yöndeki

bir karar için bkz. Yaşar Yılmaz,

B. No: 2013/6183, 19/11/2014, § 46).

66. Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin elde edildiği

koşulların onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup

doğurmadığının da dikkate alınması gereklidir (Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 60).

67. Öte yandan ikrar içeren ifadelerin müdafi huzurunda alınmış

olması da önemli olup müdafinin hazır bulunmadığı esnada verilen ifadelerin

hükme esas alınabilmesi için kovuşturma aşamasında bu ifadelerin baskı altında

alınıp alınmadığını kontrol edecek yeterli mekanizmaların mevcut olup olmadığı

hususu önem kazanmaktadır (Güllüzar Erman, §§ 65, 67).

68. Diğer sanıklardan G.D.nin kollukta

canlı olarak gerçekleştirdiği teşhis işlemini sonradan Savcılık ifadesinde ve

müdafi huzurundaki sorgu beyanında kabul ettiği (bkz. §§ 11,12) anlaşılmıştır.

Yine diğer sanık Z.S.nin kolluk ifadesinin ve

kolluktaki teşhis işleminin müdafiinin hazır

bulunmasıyla gerçekleştirildiği, şahsın kollukta herhangi bir kötü muamele

görmediğini beyan ettiği (bkz. §§ 13,14), her ne kadar Z.S. hakkında

düzenlenmiş bir adli rapor bulunsa da söz konusu raporda işkence ya da kötü

muamele belirtisine dair bir ibare bulunmadığı(bkz. § 31) ve Z.S.nin müdafiinin refakatıyla alınan Savcılık ifadesi ve sorgu beyanında

kolluktaki teşhis işlemini kabul ederek aynı şahısların isimlerini tekrarladığı

(bkz. §§13-16) görülmüştür. Tüm bu hususların yanı sıra başvurucuyu teşhis eden

başka sanıkların da olduğu, diğer sanıklardan G.D. ile M.Ç.nin

mahkemedeki savunmalarınıbaşvurucu ve müdafiinin hazır bulunmasıyla yaptıkları (bkz. §§ 33,35)

gözetildiğinde iddia edilen hususların bir bütün olarak yargılamanın

hakkaniyetini etkilemediği kanaatine varılmış ve hakkaniyete uygun yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Gerekçeli Karar Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

70. Başvurucu, ilk derece mahkemesi ile Yargıtay kararlarının

gerekçelerinin yetersiz olduğunu belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

71. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına

gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de

kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

72. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

73. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

74. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

75. Somut olayda, yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate

alınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

görülmüştür (bkz. § 43). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda

değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu da dikkate

alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

77. Başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesiyle görevli mahkemede yeniden yargılanmasının kanuni

hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

78. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:

2013/6068, 18/11/2015, §§ 47-52). Başvurucunun iddiası bakımından farklı bir

sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

80. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmüştür.

81. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

82. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları

sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip

olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)

83. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

84. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Mesut AYDİN

Vekili

:

Av. Ezgi

DUMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/14263, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Soruldu: Yapmış Oldugunuz Fotoğraf
  7. Cevaben
  8. Soruldu
  9. Cevaben
  10. Pkk/kongra Gel Terör Örgütünün Kuzey Irak'ta
  11. Bulunan Kamplarında Gerçekleştirilen Toplantıya Katılan Ve Yöentim Düzeyinde
  12. Yönetici Pozisyonunda Olan Şahıslardı, Diğer Şahısları Sürekli
  13. Kamplarında Gerçekleştirilen Toplantıya Katılan Ve Yöentim Düzeyinde Görevli
  14. Şahısları Sürekli Yönlendiriyorlardı..."
  15. Kamplarında Gerçekleştirilen Özgür Yurttaş Hareketinin Toplantısına Katıldılar
  16. Kuzey Irak'ta Bulunan Kamplarında Gerçekleştirilen Özgür Yurttaş Hareketinin
  17. Toplantısına Katıldılar Kendilerini Net Olarak Hatırlıyorum. Hepsi De
  18. Toplantıda İdiler. Kesin Olarak Tanır Ve Teşhis Ederim..."
  19. Sanıktan Gerek Görülmekle Soruldu
  20. Gerek Görülmekle Sanıktan Soruldu
  21. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  22. A. Müdafi Yardımından
  23. B. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal
  24. C. Gerekçeli Karar Hakkının
  25. D. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine
  26. E. Makul Sürede
  27. A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine
  28. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  29. Yıldırım
  30. Akıncı
  31. Topal
  32. M. Emin KUZ
  33. Duman
  34. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/14263
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • İbrahim Arslan Başvurusu (B. No: 2014/20413)
  • M.s.s. Başvurusu (B. No: 2014/19690)
  • Mehmet Güler Başvurusu (B. No: 2015/15950)
  • M.z. ve M.b. Başvurusu (B. No: 2014/6493)
  • Kürşat Durmuş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7287)
  • İsmail Torlar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7671)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.