İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mesut Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/956)

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

Başvuru No2014/956Tarih18 Mayıs 2016Okuma17 dk · 3.301 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mesut Ekinci Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/956
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.301 kelime·17 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasında

meydana gelen yaralanma sonucu uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini

istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 3/2/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 2003 yılında askerlik hizmetini yapmakta iken

yüksek atlama eğitimi sırasında sağ dizinden yaralandığını, uzun süre tedavi

edilmediğini, ağrılarının artması üzerine sevkedildiği

Erzincan Asker Hastanesinde sağ diz ACL rüptürü ameliyatı geçirip iki ay istirahatten

sonra taburcu edildiğini ifade etmektedir.

8. Başvurucu; acemi eğitiminin ardından dağıtım ile gittiği

Siirt'te pasif görevde tutulduğunu, hizmetini tamamlayarak terhis edildiğini,

askerlik sırasında geçirdiği ameliyatın bıraktığı sekelin (bir hastalıktan

kalan doku bozukluğu) sonraki ameliyatlarda gözlendiğini, geçen uzun süreye ve

yapılan ameliyatlara rağmen iyileşmediğini beyan etmektedir.

9. Başvuru formu ve eklerinde başvurucunun sağ dizine yönelik

yapılan tedavi ve ameliyatlar şu şekilde belirtilmiştir:

- 13/9/2005 tarihinde

Denizli Devlet Hastanesinde tedavi yapılmış ve iki gün istirahat raporu

verilmiştir.

- 2/8/2007 tarihinde

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde

opera sağ ACL rüptürü+ACL revizyon ameliyatı

yapılarak iki ay istirahat raporu verilmiştir.

- 18/12/2009 tarihinde

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sağ dizinden büyük kemik implant çıkarma ve sinovektomu, büyük eklem tanısıyla opera sağ ACL rüptürü+meniskopati

ameliyatı yapılarak otuz gün istirahat raporu verilmiştir.

- 28/7/2011 tarihinde

Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde S83.5 diz (anterior) (posterior)

çapraz ligamet burkulma ve gerilmesi ve dizin iç

bozukluğu tanısıyla opera ACL rüptürü ameliyatı yapılarak kırk gün istirahat

raporu verilmiştir.

10. Başvurucu 28/7/2011 tarihinde yapılan dördüncü ameliyatla da

sağlığına kavuşamadığını ileri sürerek uğradığı maddi ve manevi zararlarının

tazmini istemiyle 20/9/2011 tarihinde idareye başvurmuş, başvurunun cevap

verilmemek suretiyle reddi üzerine 14/12/2011 tarihinde adli yargıda dava

açmış, davanın görev yönünden reddedilmesi ve kararın kesinleşmesinin ardından

aynı taleple Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

11. AYİM İkinci Dairesinin 10/7/2013 tarihli ve E.2013/963,

K.2013/873 sayılı kararı ile dava konusu olayın 16/6/2003 tarihinde meydana

geldiği, başvurucunun iki aylık hava değişimi sonunda askerliğine devam ettiği,

25/8/2004 tarihinde askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edildiği, bu nedenle

eylemin terhis tarihi olan en geç 25/8/2004 tarihinde tamamlandığı, bu durumda

davacının her hâlükârda eylemin tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde

idareye başvurması gerekirken bu tarihten çok sonra 20/9/2011 tarihinde davalı

idareye başvurduğundan dolayı açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle

dava süre aşımı yönünden reddedilmiştir.

12. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 4/12/2013 tarihli E.2013/1484, K.2013/1424 sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

13. Karar başvurucuya 24/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 23/1/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

16. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis

edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni

bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava

açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış

olan dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”

17. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma

süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı

süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

18. 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin

yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir

yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama

başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin

kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve

altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasındaki yaralanmasının etki

ve sonuçlarının 28/7/2011 tarihine kadar devam ettiğini, zararın bütün sonuçlarıyla

belli olduğu tarihin terhis tarihi değil son ameliyatına ilişkin raporun

düzenlendiği 28/7/2011 tarihi olduğunu, uğradığı zararın tazmini istemiyle

süresi içinde dava açtığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ve karara

karşı temyiz yolunun bulunmaması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş; 60.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamında iki dereceli yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı

başlıklarında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. İki Dereceli

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir

temyiz merciinin olmadığını belirterek adil yargılanma hakkını ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23. Anayasa ve kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

24. Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün

2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmıştır. Ancak

başvuru konusu edilen olay da bir ceza yargılaması değildir.

25. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde

temyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

42-45).

26. Açıklanan nedenlerden başvuru konusu ihlal iddialarının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvurunun bu

kısmının konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda başvurucu

tarafından açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, askerde meydana gelen yaralanma nedeniyle

uğradığı zararların tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki

haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,

Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı

saklıdır.”

31. Sözleşme'nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye

etkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri

olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, başvuru yapılabilmesi

konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin

mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını

gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da

uygulamadaki belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

33. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik

ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

34. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin

olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,

nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte bu

sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

35. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

36. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,

hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Bu süreler mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle

güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak

geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle

oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi

önemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,

devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı

oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini

engellemiş sayılmaz.

37. Başvurucu 2003 yılında askerlik hizmetini yapmakta iken

yüksek atlama eğitimi sırasında sağ dizinden yaralanmış, Erzincan Asker

Hastanesinde sağ diz ACL rüptürü

ameliyatı geçirip iki ay istirahatten sonra taburcu edilmiş, daha sonra

askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edilmiştir. Başvurucu terhis edildikten

sonra yaralandığı sağ dizinden 13/9/2005, 2/8/2007, 18/12/2009 ve 28/7/2011

tarihlerinde tedavi görmüş, ameliyat olmuştur. Başvurucu 28/7/2011 tarihinde

yapılan dördüncü ameliyat sonrasında dasağlığına

kavuşamadığını ileri sürerek uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi

için 20/9/2011 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurmuş ise de başvurusu,

altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiyle reddedilmiştir.

38. Başvurucunun aynı taleple açtığı tam yargı davasında ise

AYİM İkinci Dairesi, dava konusu olayın 16/6/2003 tarihinde meydana geldiği,

başvurucunun iki aylık hava değişimi sonunda askerliğine devam ettiği,

25/8/2004 tarihinde askerlik hizmetini tamamlayarak terhis edildiği, bu nedenle

eylemin en geç terhis tarihi olan 25/8/2004 tarihinde tamamlandığı, bu durumda

davacının her hâlükârda eylemin tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde

idareye başvurması gerekirken bu tarihten çok sonra 20/9/2011 tarihinde davalı

idareye başvurduğundan açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

39. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B.

No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeye

erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları

çerçevesinde olacaktır.

41. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma

tehdidi altında olmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayı

hakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadan

önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl

içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, bu

isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliği

tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği

tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiği

düzenlenmiştir (Kemal İnan, B.

No: 2013/1524, 6/10/2015, § 50).

42. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açma

süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyette

bulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin, başvurucunun hakkında

düzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

43. Askerlik sırasında meydana gelen eylemden dolayı uğranılan

zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan 2013/1524

sayılı başvuru hakkında Mahkememizin verdiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlal

edilmediği yönündeki kararda erken terhis işlemi ile başvurucunun zararın

kaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlal

etmediği gerekçesine dayanılmıştır (Kemal

İnan, § 54). Somut

başvuruda ise başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydana gelen

rahatsızlığı devam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle normal

terhis tarihinde askerlik hizmetinin sonlandırıldığı görüldüğünden başvurunun

2013/1524 sayılı başvuru hakkında verilen karardaki olay ile aynı bağlamda

olmadığı anlaşılmaktadır.

44. AİHM, Rodoplu/Türkiye (B.

No: 41665/02, 23/1/2007) kararında yapılan ameliyat sonrasında bir gözünü

kaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönünden

reddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymaması

için geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içinde

başvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkı ihlal

edilmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

45. AİHM, Eşim/Türkiye (B.

No: 59601/09, 17/9/2013) kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilen

başvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunu

değerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerine

getirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış; tedavisi

uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikle

ilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş

dönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin

olduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başında

mermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almak

amacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada

AYİM, söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde dava

açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

46. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konunun

aslen beş yıllık süre sınırını başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren

hesaplayan yerel Mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;

başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasının

tartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası

açmasının beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemenin

nazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının,

tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması

gerektiğine hükmetmiş ve AYİM’in süre sınırı

hakkındaki katı yorumunun, davanın esasının tam olarak incelenmesine engel

olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25 ve 26).

47. Başvuru konusu olaya bakıldığında askerlik hizmeti sırasında

idari eylem nedeniyle zarara uğrayan başvurucu askerlik hizmeti sonrasında

tedavisinin devam ettiği ve en son 28/7/2011 tarihinde geçirdiği ameliyatın

ardından uğradığını ileri sürdüğü zararlardan dolayı tam yargı davası açmış ise

deAYİM, eylemin en geç terhis tarihi olan 25/8/2004

tarihinde tamamlandığı, başvurucunun her halükarda eylemin tamamlandığı

tarihten itibaren beş yıl içinde idareye başvurması gerekirken bu tarihten çok

sonra 20/9/2011 tarihinde davalı idareye başvurduğundan dolayı açılan davada

süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

48. AYİM, olayın meydana geldiği tarihten sonra alınan sağlık

raporlarında başvurucunun rahatsızlığı ile ilgili yapılan tespitler hakkında

bir gerekçeye yer vermemiş; rahatsızlığın hangi tarih itibarıyla tüm sonuçları

ile ortaya çıktığı, başvurucunun bu sonucu hangi tarihte öğrenebileceği ve

bunun sonucunda da eylemden kaynaklanan zararı tam olarak hangi tarihte

değerlendirebileceği ile askerlik hizmetinden sonra yapılan tedavi ve

ameliyatların askerlik hizmeti sırasında meydana gelen rahatsızlığın devamı

niteliğinde olup olmadığı hakkında herhangi bir açıklama yapmaksızın 1602 sayılı

Kanun’da yer alan beş yıllık süreyi rahatsızlığın sonuçlarını öngörebilme ve

değerlendirme imkânı vermeyen terhis tarihinden itibaren işleterek davanın süre

aşımı nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varmıştır.

49. AYİM tarafından başvurucunun idari eylemden kaynaklanan

zararının sonuçlarını hangi tarihte öğrenmesi ve bu durumu değerlendirmesi

gerektiği ile sağlık durumunda meydana gelen değişikliklerin askerlik hizmeti

sırasındaki rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu durumun dava açma

süresine etkisi hakkında bir gerekçeye yer verilmeksizin salt terhis tarihini

esas alarak beş yıllık sürenin geçtiğinden bahisle açılan davada süre aşımı

bulunduğu yönündeki katı yorumun davanın esasının incelenmesine engel olduğu ve

bu nedenle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

50. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu, idari eylem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü

60.000 TL maddi ve 40.000 TL manevi zararlarının tazmini talebinde bulunmuştur.

53. Başvuru konusu olayda başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından uğradığı zararın tazmini talebinde

bulunulmuş olup mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan bu

aşamada tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere AYİM İkinci Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : Mesut EKİNCİ Vekili : Av. Mehmet Sena KAPU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/956, 18 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. Necipoğlu
  14. Yalçınöz
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/956
Tarih
18 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Tabak Başvurusu (B. No: 2014/260)
  • Fatma Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7002)
  • Dinçoğlu Makina Sanayi ve Ticaret Ltd.şti. Başvurusu (B. No: 2014/5782)
  • Arzu Aydın Margi Başvurusu (B. No: 2014/10007)
  • Aykut Sancaktar Başvurusu (B. No: 2014/898)
  • Orhan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/119)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.