İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/3571 Tarih:

Metin Mirzaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/3571)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

METİN MİRZAOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3571)

Karar Tarihi: 7/2/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapılması ve bu inceleme sırasında alınan

Savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 30/9/2011-3/10/2011 tarihleri arasında gözaltında kalmış,

3/10/2011 tarihinde İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmıştır.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5/1/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucu ile birlikte on üç şüpheli hakkında silahlı terör

örgüt üyesi olma,patlayıcı

maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve kullanma, terör örgütü propagandası

yapma, kamu görevlilerine görevini yaptırmamak için direnme ve mala zarar verme

suçlarından kamu davası açılmıştır.

11. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/11 sayılı dosyası

kapsamında 17/1/2012 tarihinde yapılan tensip duruşmasında başvurucu ile

birlikte dokuz sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

12. 11/2/2014 tarihinde yapılan sekizinci celsede başvurucu ve

diğer tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Bu

duruşmada başvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.

13. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara

karşı yaptığı itirazı inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi 28/2/2014

tarihli kararıyla itirazın reddine karar vermiştir.

14.Başvurucu 6/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15.Başvurucu 2/6/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

16. Başvurucu hakkındaki dava, İstanbul 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2014/90 sayılı dosyasında devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu

karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

19. 5271 sayılı Kanun’un"İtirazın cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile

inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı 270. maddesi

şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)

101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından

görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 7/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin genel

geçer ve klişe ifadeler olduğunu, tutukluluk durumu değerlendirilirken sadece

suçun ağırlığına bakılmasının yeterli olmadığını, Mahkemenin dosyadaki delillerle

bağlantı kurarak kaçma şüphesini de somut olgulara dayandırıp daha geçerli

gerekçelerle değerlendirme yapması gerektiğini, tutuklamanın zorunlu durumlarda

uygulanması gereken bir tedbir olduğunu ancak somut olayda tutuklamanın tedbir

olma niteliğinin ortadan kalktığını, uzun süredir devam eden tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

24. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen bu şikâyet hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özünün

tutukluluğun uzun sürmesine ve yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik

olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın

19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

26. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil olma

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

27.Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise -asıl dava sonuçlanmamış da olsa- (ilgili Yargıtay içtihatlarına

atıf yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası

açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu

belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

28. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 2/6/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincillik niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamaya Yönelik İtiraz İncelemesinin

Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia

1.Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız

olarak dosya üzerinden gerçekleştirildiğini, çekişmeli yargılama ve silahların

eşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar verildiği tarih ile itiraz incelemesinin yapıldığı tarih arasında on yedi

gün olduğu ve bu sürenin makul olduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veya

tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye özgürlüğünden yoksun

bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin

koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutukluluğun

yasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili

olarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının

yetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da

teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).

33. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her

itirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin

makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözden

geçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahların

eşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).

34. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında herhangi

bir süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 101.

maddesinin (5) numaralı fıkrasına göreise resen ya da

talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza

konu olabilir.

35. Somut olayda itiraz incelemesi sırasında duruşma

yapılmamıştır. Tutukluluk hâlinin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin sözlü

açıklama yapmak üzere başvurucunun ve Cumhuriyet savcısının Mahkemeye

çağrılmadığı ve dinlenmediği incelemede silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinden

bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §

71).

36. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen

kural dikkate alındığında, hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa

sürede karar verilmesi dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan her

itirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle

getirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer

alan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özel

bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak her itiraz için duruşma

yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §

73).

37. Somut olayda İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/2/2014

tarihli duruşmasında başvurucu hakkında tutukluluğun devamına karar verilmiş,

bu duruşmada başvurucu ve müdafii de hazır

bulunmuştur. Bu karara yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin

28/2/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan incelemeden on yedi gün gibi makul bir süre sonra

28/2/2014 tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz

incelemesinde duruşma yapılması bir zorunluluk olarak kabul edilemez.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

C. İtiraz

Merciince Alınan Cumhuriyet Savcısının Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

1.Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu,

tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesinde itiraz

merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün

kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde, itiraz incelemesinde Cumhuriyet

savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak tarafların karşı

tarafın beyanlarından haberdar edilmesi ve taraflara bu beyanlara cevap

verebilme olanağının tanınması gerektiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi

açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı

başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir."

42. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlik

kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden

incelenmesi gerekir.

43. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkin

genel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda karar

verilmiştir (K.V. [GK], B. No:

2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulumamaktadır.

a. Anayasal Önem Yönünden

44. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itiraz

incelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün şüpheli/sanık veya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniyle silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun

genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması

veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem

taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 22/5/2017, §§

113-117).

b. Kişisel Önem Yönünden

45. Başvurucunun iddiasında dile getirdiği 11/2/2014 tarihli

duruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyen

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilen

yazılı görüşün içeriğinde, yalnızca usul ve yasaya aykırılık olmadığından

itirazın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

46. Anılan görüş yazısında, başvurucunun ayrıca cevap vermesini

gerektiren daha önce ileri sürülmemiş herhangi yeni bir olgudan bahsedilmemiş

hatta hiçbir olguya veya gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan başvurucu,

anılan görüş yazısında cevap vermesini gerekli kılan ve daha önceden haberdar

olmadığı yeni bir olgunun bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu hususta herhangi

bir açıklama da yapmamıştır. Son olarak itirazın reddine ilişkin Mahkeme

kararında, hükmün Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olduğu belirtilmişse de

Savcılık görüşünde yer alan herhangi bir olguya atıf yapılması veya bu görüşe

dayanılması söz konusu değildir.

47. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınan

Savcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarar

gördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucunun

herhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmı açısından

önemli bir zararın olmadığı kanaatine varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığına

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün

bildirilmediğine ilişkin iddianın anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 7/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Metin

MİRZAOĞLU

Vekili

:

Av. Sinan

ZİNCİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3571, 7 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası