İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/18838)

1. Başvuru, feragat gerekçesiyle temyiz talebinin reddedilmesinden

Başvuru No2014/18838Tarih8 Mart 2017Okuma15 dk · 3.026 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Metin Öztürk Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/18838
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.026 kelime·15 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, feragat gerekçesiyle temyiz talebinin reddedilmesinden

dolayı mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. 1/11/2006 tarihli sözleşme ile İstanbul'daki N.M. İlköğretim

Okulu kantinini işletmekte olan başvurucu ile Okul Aile Birliği arasında

ihtilaf çıkmış, başvurucu hakkında tahliye işlemi başlatılması üzerine

başvurucu, tahliyenin durdurulması için İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinden

ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.

9. İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesi 11/4/2013 tarihli kararla

başvurucunun tahliye işlemini tedbiren durdurmuştur.

10. Başvurucu, okul kantinini kira sözleşmesi kapsamında

işlettiğini, sözleşmeye göre feshi gerektiren nedenler yoksa sözleşmenin beş

yıl süreye kadar uzatılabileceğini, bu noktada kazanılmış hakkı olduğunu,

sözleşmenin yenilenmesi gerektiği hâlde okul idaresince haksız olarak

feshedildiğini belirterek kiracılık sıfatının tespiti ile el atmanın önlenmesi

davası açmıştır.

11. İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 12/3/2013

tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin en son 1/11/2011 tarihinde

yenilendiği ve 1/11/2012 tarihinde sona erdiği, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı

Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, başvurucunun

taşınmazda fuzuli şagil konumunda ve bu nedenle de

taşınmazı tahliye etmek zorunda olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında

da belirtildiği gibi, 2886 sayılı Kanun'a göre kira süresinin dolması ile

sözleşmenin sona ereceği, davada 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayılı mülga

Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 11. maddesinin davada uygulanma yerinin

olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

24/3/2014 tarihli ilamında, hükmün davacı vekiline 10/4/2013 tarihinde tebliğ

edildiğini, Mahkemece 18/4/2013 tarihli tutanakla davacı vekilinin 11/4/2013

tarihli temyizden feragat ettiğini bildirir dilekçesini mahallî mahkemeye

verdiğini ve kimlik tespitinin yapıldığını, temyizden feragat dilekçesinin

dosya içine konulduğunu, daha sonra davalı vekilinin 12/4/2013 tarihinde

Mahkemeye müracaatı sonucu yapılan incelemede davacı vekilinin temyizden

feragat dilekçesinin olmadığına dair mahkeme hâkimi, yazı işleri müdürü ve davalı

vekilinin imzası ile tutanak tutulduğunun anlaşıldığını, tutanağa göre davacı

vekili temyizden feragat ettiği hâlde 15/4/2013 tarihinde temyiz dilekçesi

verdiğinin görüldüğünü, Mahkemece tutulan tutanağa göre davacı vekilinin hükmün

tebliğinden sonra temyizinden vazgeçmesi ile hükmün kesinleştiğini, kesin hüküm

hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağını belirterek başvurucunun temyiz

dilekçesinin reddine karar vermiştir.

13. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 8/9/2014 tarihli ilamı

ile reddedilmiştir.

14. Ret kararı 3/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 1/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de

ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize

ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama

tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı

Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine

görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086

sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."

16. 6100 sayılı Kanun'un 349. maddesi şöyledir:

"Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden

önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez.

Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse,

dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun

reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz

karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur."

17. 6100 sayılı Kanun'un 445. maddesi şöyledir:

"Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP),

adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan

bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda

gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.

Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza

kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları

incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak

ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve

gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler

ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.

Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması

gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim

veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün

sonunda biter.

Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz

yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın

kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."

18. 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(6) Tutanak, belge ve kararlar elektronik

ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik

imza ile imzalanır...

(7) Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen

belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik

ortama aktarılır...

..."

19. Temyiz hakkından vazgeçme hususunda 18/6/1927 tarihli ve

1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun genel sistematiği içinde

kıyasen uygulamaya esas alınan 535. maddesi şöyledir:

"İki tarafın iadei

muhakemeden ve 533 üncü maddede muayyen şeraitin tahakkuku halinde temyizden

feragatleri hakkında evelce akdedecekleri mukavele keenlemyekündur."

2. Yargıtay Kararları

20. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 5/4/2007 tarihli ve

E.2007/960, K.2007/3411 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Hükmü temyiz eden davacı vekili ile davalı H.Y.

mahkemeye sundukları27/3/2007 tarihli müşterek tanzim edilmiş dilekçelerinde

temyiz taleplerinden vazgeçtiklerini belirtmişlerdir.

Yazı İşleri Müdürü tarafından davalı H.Y.nin kimlik kontrolü yapılmasına karşın davacı vekilinin

kimlik tespiti yapılmadığı görülmüştür.

Bu nedenle temyizden vazgeçme dilekçesindeki imzanın

ve içeriğinin davacı vekiline ait olup olmadığının belirlenmesinden sonra

yeniden gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine, ÇEVRİLMESİNE, [5/4/2007

gününde oybirliğiyle karar verildi]"

21. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/6/2006 tarihli ve

E.2006/10603, K.2006/13233 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Vekaletnamesinde temyizden vazgeçme yetkisi de

bulunan alacaklı vekilinin 9/3/2006 ve 4/5/2006 tarihli temyizden vazgeçme

dilekçesi gereği temyiz dilekçesinin REDDİNE, [19.06.2006 gününde

oybirliğiyle karar verildi.]"

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri

ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların

esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini

isteme hakkına sahiptir...”

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkının, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir

parçası olduğunu (bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve

yükümlülükleriyle ile ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne

getirme hakkının güvence altına alındığını (bkz. Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36),

Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda

bulunma hakkının güvence altına alınmadığını; ancak, devletin kendi takdirine

bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması durumunda

kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün bu

ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

24. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasında

bölge adliye mahkemesinin kararına yönelik itirazın reddedilmesi nedeniyle

yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirererek

kanun yolu incelenmesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, § 39).

25. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini; ancak, yasa veya uygulamayla

getirilen sınırlamaların meşru bir amaca yönelik olmadığı veya kullanılan

yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantısallık

ilişkisinin bulunmadığı durumlarda kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (bkz. Ashıngdane/Birleşik Krallık,B. No: 8225/78, 28/5/1985,

§ 57).

26. AİHM, usul kurallarının katı bir biçimde uygulanması sonucu

uyuşmazlıklara ilişkin taleplerin yargı önünde ileri sürülememesi meselesini

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelemiş; bu tür kısıtlamaların bireylerin

mahkemeye erişiminin etkili ve pratik olmasının önünde engel oluşturduğunu

belirtmiştir. Walchli/Fransa davasında, ceza mahkemesi kararını

temyiz eden başvurucunun talebinin yasal prosedüre uygun olmadığı gerekçesiyle

reddedilmesi üzerine Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında şikâyette bulunulmuş;

AİHM, başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerek mahkemelerin

usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu

doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiş; somut olayda

yerel mahkemelerin başvuru prosedürünü düzenleyen usule ilişkin şartlarla

ilgili aşırı şekilci yaklaşım sergilediğini belirterek Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (B. No: 35787/03, 26/7/2007, §§ 29-30).

27. Yine Sotiris and

Nikos Koutras Attee/Yunanistan davasında başvurucu şirket otel inşaatı

için devletten sübvansiyon talebinde bulunmuş ancak talebi reddedilmiştir.

Başvurucu kararın iptali için başka bir resmî merci vasıtasıyla Yüksek İdare

Mahkemesine başvurmuş, dilekçedeki birtakım şekli eksiklikler gerekçe

gösterilerek itirazı reddedilmiştir. AİHM bu başvuruda, itiraz ve temyize

ilişkin kabul edilebilirlik koşullarında düzenleme yapmada devletlerin takdir

yetkisinin bulunduğunu, bu alandaki düzenlemelerin adalete uygun bir yönetimin

sağlanması için gerekli olduğunu; ancak, sınırlamaların hakkın özüne zarar

vermemesi gerektiğini belirterek somut olay açısından iç hukuktaki itiraz

usulünde başka bir resmî merci vasıtasıyla Yüksek İdare Mahkemesine başvurma

hakkının verildiğini, temyiz dilekçesindeki eksikliğin başvurucudan kaynaklanmadığını

ve sorumluluğun yetkili otoriteye ait olduğunu, bu açıdan yerel mahkemenin

aşırı şekilci yaklaşımla yaptığı değerlendirmede başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına orantısız bir müdahalede bulunulduğunu belirterek Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (B. No:

39442/98, 16/11/2000, §§ 19-23).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu 15/4/2013 tarihli dilekçe ile kararı temyiz ettiği

hâlde temyizden vazgeçme dilekçesi verdiğine ilişkin tutulan tutanağa itibar

edilerek temyiz incelemesinin yapılmadığını, benzer davalarda davanın kabul

edilmesi gerektiği yönünde Yargıtay içtihatları olduğunu, bu açıdan kararın

usul ve kanuna aykırı olarak verildiğini belirterek Anayasa'nın 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkesi ve 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özünün dosyada

mevcut olmayan bir vazgeçme dilekçesi esas alınarak temyiz talebinin

reddedilmesi nedeniyle kanun yoluna başvurma hakkından yoksun bırakılmasına

yönelik olmasından dolayı iddia, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında

yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

34. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyle

eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, taraf

olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvencelerinden birini de

mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.

35. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin zararını giderebilmesinin en etkili

yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,

E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Mahkemeye erişme hakkı sadece ilk derece

mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz

gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma

hakkını da içerir (Ali Atlı, B.

No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

37. Başvurucu, yasal süre içinde temyiz talebinde bulunmasına

rağmen temyiz hakkından vazgeçme dilekçesi verdiğine dair Mahkemece tutulan

tutanağa itibar edilerek talebinin reddedildiğini, bu suretle temyiz hakkının

engellendiğini iddia etmiştir.

38. Somut olayda tartışılması gereken mesele Yargıtayın

başvurucunun bilgisi dışında tutulan bir tutanağa dayanarak temyiz dilekçesini

reddetmesinin başvurucunun mahkemeye erişimine orantısız bir müdahale oluşturup

oluşturmadığının tespitidir.

39. Başvuruya konu davada Mahkemenin 12/3/2013 tarihinde davanın

reddine karar verdiği, kararın 10/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği,

başvurucunun 15/4/2013 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği ve aynı tarihte

temyiz harcını yatırdığı; ancak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24/3/2014 tarihli

ilamı ile başvurucunun 11/4/2013 tarihinde temyizden vazgeçme dilekçesi

verdiğine dair tutulan tutanağa göre hükmün kesinleştiği, kesinleşmiş karara

karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı belirtilerek dilekçenin reddine karar

verildiği anlaşılmıştır.

40. Yargıtay kararına esas alınan Mahkeme hâkimi, yazı işleri

müdürü ve davalı vekili A.Ç. tarafından imzalanan 18/4/2013 tarihli tutanak

şöyledir:

"Yukarıda esas numarası yazılı mahkememiz

dosyasında davacı Metin Öztürk vekili Av. Gökçe Garipcan

Ocak mahkememiz tarafından verilen 12/3/2013 tarihli ve E.2013/50, K.2013/124

sayılı ilamı temyiz etmeyeceğine dair 11/4/2013 tarihli dilekçesini ibraz etmiş

olup temyizden feragat dilekçesine kimlik tespiti mahkememizce yapılmıştır.

Temyizden feragat dilekçesinin dosyaya konduğu mahkememiz yazı işleri müdürü ve

zabıt katiplerinin görgüsü ve bilgisi dahilindedir.

Ancak daha sonra davalı vekili Av. A. Ç.nin ibraz ettiği 12/4/2013 havale tarihli dilekçesi

üzerine dosyada yapılan inceleme sonucundan yukarıda belirtilen temyizden

feragat dilekçesinin dosya içerisinde olmadığının görüldüğüne dair iş bu

tutanak birlikte tanzim edilerek imzalanmıştır."

41. Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı

mülga Kanun'da mahkeme kararlarına yönelik kanun yollarından vazgeçmeyle ilgili

bir düzenleme bulunmadığı; ancak, 1086 sayılı mülga Kanun'un 535. maddesinde

tahkimle ilgili olarak temyiz haklarından feragat edecekleri hususunda

taraflarca daha önce yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunun belirtildiği, bu

açıdan tarafların iradelerine öncelik verilen tahkim usulünde yasaklanan bu

durumun evleviyetle mahkeme kararlarına karşı yapılacak temyiz başvurularında

da uygulanacağının yerleşik yargısal uygulamalarla benimsendiği anlaşılmıştır.

42. Başvurucu tutanakta belirtilen 11/4/2013 tarihli temyizden

vazgeçme dilekçesini dosyaya sunmadığını, dosyada mevcut olmayan bir dilekçenin

var olduğuna imzası bulunmayan bir tutanakla kanaat getirildiğini, bu suretle

temyiz hakkının elinden alındığını iddia etmiştir.

43. 6100 sayılı Kanun'un 445. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin güvenli

elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabileceği belirtilmiştir.

44. Olay tarihinde yürürlükte olan mülga Yönetmelik'in 5.

maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkralarında, yargılama sırasında dosyadaki

tutanak, belge ve kararların UYAP ortamında düzenleneceği, teknik nedenlerle

fizikî olarak düzenlenen belge veya kararların engelin ortadan kalkmasından

sonra derhal UYAP'a aktarılacağı belirtilmiştir.

45. Anayasa Mahkemesi mahkemeye erişim hakkı kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde bireysel başvuruda usul kurallarının uygulanması konusunda

derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin denetlenemeyeceğini, usule

ilişkin uygulamanın kişinin mahkemeye erişim hakkını Anayasa’ya aykırı olarak

kısıtlayıp kısıtlamadığının gözönüne alınacağını

belirtmiştir (Neriman Polat, B.

No: 2012/1223, 5/11/2014, § 33). Dolayısıyla yargısal süreçte başvurucunun

temyiz hakkının bulunmadığına yönelik olarak yapılan değerlendirme ve bu

kapsamda mahkemece uygulanan yöntemin, başka bir deyişle düzenlenen tutanağın

doğruluğu veya mevzuata uygunluğundan ziyade bunun etkilerinin başvurucunun

mahkemeye erişimini ne ölçüde etkilediğinin gözönüne

alınması gerekmektedir.

46. Başvuru konusu dava tarihinden önce süregelen yargısal

uygulamalardan, temyiz hakkından vazgeçen tarafın mahkeme kalemince kimlik

tespitinin yapılarak dilekçenin işleme konulduğu ve bu yöndeki uygulamalarda

şekli şartlara sıkı bir şekilde riayet edildiği (bkz. §§ 20-21)

anlaşılmaktadır.

47. Başvurucunun temyiz talebi Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin

24/3/2013 tarihli ilamı ile Mahkemece düzenlenen 18/4/2013 tarihli tutanağa göre

başvurucunun temyiz hakkından vazgeçtiği, bu suretle hükmün kesinleştiği

gerekçesi ile reddedilmiştir (bkz.§ 12).

48. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında 10/4/2013 tarihinde

İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararını tebellüğ eden başvurucunun 15/4/2013

tarihinde harcı yatırarak temyiz talebinde bulunmasına rağmen Mahkeme

yetkilileri ile davalı vekilince düzenlenen tutanağa göre temyizden vazgeçme

dilekçesi verdiği kabul edilerek talebinin reddedilmesinin öngörülebilirlik

sınırları içinde değerlendirilemeyeceği, fiziki olarak dosyada mevcut olmadığı

gibi elektronik ortama da aktarılmayan feragat dilekçesinin sonuçlarının

başvurucuya yükletilmesine neden olan Yargıtay yorumunun başvurucunun kanun

yolunu kullanması imkânını ortadan kaldırdığı, başvurucu üzerinde ağır bir yüke

sebep olduğu, bu açıdan adil yargılanma hakkına ilişkin bir güvence olan

Mahkemeye erişim hakkından vazgeçildiğinin bu şekilde tespit ve kabul

edilmesinin hakkın özüne dokunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

49. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

50. Başvurucu; başvuru konusu davada kararın usul ve kanuna aykırı

olarak verildiğini, delillerinin dikkate alınmadığını, emsal davalarda farklı

yönde verilen Yargıtay kararları olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği tespit edilerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için dava dosyasının ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verildiğinden

başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdüğü diğer şikâyetler

hakkında ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortada kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, yeniden yargılama ve zararlarının karşılanması

açısından tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 14.

Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesine

(E.2013/50, K.2013/124) GÖNDERİLMESİNE,

D. Yeniden yargılama kararı verilmekle başvurucunun tazminat

taleplerinin REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Metin ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Gökçe

GARİPCAN OCAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/18838, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  13. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  16. D. Yeniden yargılama kararı verilmekle başvurucunun tazminat
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Garipcan Ocak
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/18838
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Bedrettin Ece ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7042)
  • Yüksel Şenol Başvurusu (B. No: 2014/687)
  • Derya Şener Başvurusu (B. No: 2014/12023)
  • Arif Ergül Başvurusu (B. No: 2014/15656)
  • Fikret Topuz Başvurusu (B. No: 2014/6164)
  • Mustafa Ozgan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17682)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.