İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Ozgan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17682)

1. Başvuru, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın

Başvuru No2014/17682Tarih8 Mart 2017Okuma16 dk · 3.138 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Ozgan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/17682
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.138 kelime·16 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ortaklığın giderilmesi davası sonucunda taşınmazın

satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği hâlde,

görevlendirilen satış memuru tarafından taşınmazın satışa çıkarılmayarak

mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının; icra safhası da

dahil yargılamanın yedi yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Mustafa Ozgan 1966

doğumlu olup Hemmingen'de (Almanya); Sinan Ozgan, Meliha

Dilbaz ve Solmaz Ozgan sırasıyla 1971, 1965 ve 1948 doğumlu olup Kayseri ili

Melikgazi ilçesinde ikamet etmektedirler.

8. Başvurucular, Kayseri ili Melikgazi ilçesi Tacettin Veli

Mahallesi'nde kain 5202 ada 6 parsel numaralı taşınmazın, murisleri adına

kayıtlı bulunan 79/2400 hissesinin iştirak hâlinde malikidirler. Aynı

taşınmazın 3/50 hissesi Melikgazi Belediyesine (Belediye) aittir.

A. Ortaklığın Giderilmesi Davası

9. Melikgazi Belediyesi tarafından 8/1/2008 tarihinde Kayseri 2. Sulh Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) toplam 47 hissedar aleyhine ortaklığın giderilmesi

davası açılmıştır. Davalılardan 15'inin adresi bilinmediğinden dava

dilekçesinde gösterilmemiştir.

10. Mahkemece, tapu sicilinde soyadı yazılmadığı için açık

kimlikleri tespit edilemeyen on bir davalıya kayyım atanmak üzere davacı

vekiline süre verilmiş, adresi bilinmeyen davalıların adreslerinin

araştırılması için müzekkereler yazılmış, vefat ettiği tespit edilen hisse

sahiplerinin mirasçılarına davetiyeler gönderilmiş, taşınmazın üstünde bulunan

yapı üzerinde hak iddia edenlerin müdahale talepleri için gerekli işlemler

yapılmış, Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden bir dosya incelenmek üzere

istenmiş, Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan kayyım atanma

talebinin sonuçlanması beklenmiş, kayyım vekilinin vekaletname eksikliklerinin

giderilmesi için süre verilmiş, tebligat yapılamayan davalılar veya mirasçılarına

yeniden tebligat yapılması için gereken işlemler yapılmıştır.

11. Mahkemece taraf teşkilinin sağlanmasından sonra 9/6/2010

tarihinde taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Teknik

bilirkişi tarafından Mahkemeye sunulan 10/6/2010 tarihli raporda ortaklığın,

taşınmazın satışı suretiyle giderilmesi gerektiği kanaati ifade edilmiştir.

Mülk bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından

düzenlenen 29/6/2010 tarihli raporda ise taşınmazın değeri 1.448.422,44 TL

olarak tespit edilmiştir.

12.Mahkeme 13/7/2010 tarihli kararıyla davanın kabulü ile

taşınmazın, üzerindeki yapı ile birlikte satılmak suretiyle ortaklığın

giderilmesine karar verilmiştir. Mahkeme, satış memuru olarak Sulh Hukuk

Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürünü (satış memuru) görevlendirmiştir.

13. Anılan karar bazı davacılara, adreslerinin belli olmaması

nedeniyle ilanen tebliğ edilmiştir. En son tebligatın 21/9/2012 tarihinde

yapılmasından sonra yasal süresinde temyiz isteminde bulunulmadığından karar

2/10/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

B. İcra Safhası

14. Davacı belediye vekili tarafından 17/10/2012 tarihinde

Mahkemeden taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi talep edilmiştir.

15. Söz konusu talep üzerine Mahkemece 18/10/2012 tarihinde

satış işlemlerinin yapılması için dosya satış memuruna gönderilmiştir.

16. Satış memuru tarafından 14/11/2012 tarihinde Melikgazi Tapu

Müdürlüğü ile Melikgazi Belediye Başkanlığından taşınmazın imar durumu ile tapu

kayıtları istenmiştir. Satış memurunca 25/3/2013 tarihinde mahallinde keşif ve

bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen aynı tarihli raporda taşınmazın bedeli

2.136.037,20 TL olarak belirlenmiştir.

17. Başvurucuların iddiasına göre satış henüz gerçekleşmemiştir.

18. Başvurucular 11/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

698. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca

özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü

bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.”

20. 4721 sayılı Kanun’un 699. maddesi şöyledir:

“Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla

satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir.

Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa,

paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek

paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi

hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar

verir.

Bölme istemi durum ve koşullara uygun

görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan

bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar

arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına

bağlıdır.”

21. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri

Hakkında Kanun'un mülga 569. maddesi şöyledir:

“İki taraf izalei şüyu için gerek haddi zatinde

satış lazım gelip gelmediğinin ve gerek bunun şeklinde ihtilaf ederlerse dava

sulh hakimi huzurunda ikame olunur.

Dava, alakadarlardan her birine ayrı ayrı

tebliğ olunur.”

22. 1086 sayılı Kanun'un mülga 570. maddesi şöyledir:

“İzalei şüyu için satış yapmak üzere hakim

aşağıdaki fasıl hükmüne tevfikan hareket etmek üzere bir memur tayin eder.”

23. 1086 sayılı Kanun'un mülga 571. maddesi şöyledir:

“Menkul ve gayrimenkul malların müzayedesi icra Kanununa tevfikan

yapılır.”

24. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 4. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun

değer veya tutarına bakılmaksızın;

...

b)

Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın

giderilmesine ilişkin davaları,

...

görürler.”

25. 6100 sayılı Kanun’un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(2) Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken

hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz

malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. ”

26. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16.

maddesi şöyledir:

“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra

ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından

veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir.

Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya

sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”

27. 2004 sayılı Kanun’un 17. maddesi şöyledir:

“Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya

bozulur, yahut düzeltilir.

Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği

işlerin icrası emrolunur.”

28. 2004 sayılı Kanun’un 123. maddesi şöyledir:

“Taşınmazlar, satış talebinden nihayet üç ay içinde icra dairesi tarafından

açık artırma ile satılır.”

29. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25/2/2008 tarihli ve

E.2008/460, K.2008/3343 sayılı kararı şöyledir:

“HUMK’un 571. maddesine göre ortaklığın satış

yolu ile giderilmesine karar verilen hallerde satış işlemleri sulh hakiminin

atayacağı satış memuru tarafından yapılır.

Somut olayda sulh hukuk mahkemesince satışın

Ankara Gayrimenkul İcra Müdürlüğünce yapılmasına karar verilmiş ve şikayete

konu kıymet takdir işlemi Ankara Gayrimenkul satış 22. İcra Müdürlüğünce

yapılmıştır.

Şikayetçi N. A. tarafından 17.7.2007 tarihli

kıymet takdir raporuna karşı Ankara (2) İcra Mahkemesi nezdinde şikayette

bulunulmuş, icra mahkemesince keşif yapılarak yazılı şekilde (şikayetin

reddine) karar verildiği tespit edilmiştir.

Ancak, Sulh Hukuk Mahkemesinin şüyuun satış

suretiyle giderilmesi kararı üzerine satışa ilişkin şikayetler (icra mahkemesi

tarafından değil) şuyuun giderilmesine karar verilmiş

olan sulh hukuk mahkemesi tarafından incelenir.

(HUMK’un 571. m.

göre) sulh hukuk mahkemesi satışa ilişkin şikayetleri İİK’na

göre ve icra mahkemesi sıfatıyla inceler. İcra mahkemesince re’sen

görevsizlik karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı biçimde

sonuca gidilmesi isabetsizdir.”

30. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/9/2016 tarihli ve

E.2016/15882, K.2016/19723 sayılı kararı şöyledir:

“İİK.nun 4/son maddesine göre; "İcra yetkisini haiz sulh

mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icra

mahkemesi, o mahkemenin hakimidir". Ayrıca 6100 sayılı HMK'nun

4/b maddesi uyarınca, ortaklığın giderilmesi davalarına sulh hukuk mahkemesince

bakılır ve aynı Kanun'un 322/2. maddesi gereğince de, taşınır ve taşınmaz

malların satışı, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. HMK'nun 322/2. maddesine göre satış memuru, davaya bakan

sulh hukuk mahkemesince tayin edildiğinden, onun işlemlerine karşı şikayetlere

ve açılacak ihalenin feshi davalarına da sulh hukuk mahkemesince bakılması

gerekmektedir. Satışın icra müdürlüğünce yapılmış olması, ihalenin icrai takiple ilgili olmaması ve icra müdürünün satış

memuru sıfatı ile işlem yapması nedeni ile sonuca etkili değildir.”

31. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11/1/2016 tarihli ve

E.2015/31208, K.2016/210 sayılı kararı şöyledir:

“6100 sayılı HMK'nun 322/2. maddesinde; paylaştırma

ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması halinde hakimin satış için bir

memur görevlendireceği, satışın ise İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre

yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu maddeye göre, satış memuru davaya bakan

sulh hukuk mahkemesince tayin edildiğinden, onun işlemlerine karşı şikayetleri

inceleme görevi de sulh hukuk mahkemesine aittir. ”

32. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/6/2007 tarihli ve

E.2007/10389, K.2007/12534 sayılı kararı şöyledir:

“H.U.M.K.’nun 569. maddesi uyarınca

ortaklığın giderilmesi davasına Sulh Hukuk Mahkemesi bakar ve aynı Kanunun 571.

maddesi gereğince de ihale işlemleri İ.İ.K.’nun

hükümlerine göre yapılır. H.U.M.K.’nun 570. maddesine

göre, satış memuru davaya bakan Sulh Hukuk Mahkemesince tayin edildiğinden onun

işlemlerine karşı şikayetler ve açılacak ihalenin feshi davalarına da Sulh

Hukuk Mahkemesince bakılır. İhalenin icra müdürlüğünce yapılması satışın icrai takiple ilgili olmaması ve icra müdürünün satış

memuru sıfatı ile işlem yapması nedeni ile bu duruma etkili değildir. ”

33. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19/2/2007 tarihli ve

E.2006/24887, K.2007/2591 sayılı kararı şöyledir:

“HUMK’ nun 571. maddesi gereğince ortaklığın

satış yolu ile giderilmesine karar verilen hallerde satış işlemleri İİK’nun hükümlerine göre yapılır. (Sulh hakiminin atayacağı

satış memuru tarafından satış işlemleri yapılır.). Ne var ki, incelenen satış

dosyasında, ortaklığın giderilmesi davası aşamasında, dava koşulları için

gerekli ve geçerli olan 22.05.2003 tarihli kıymet takdirleri ile yetinilerek

satış memurluğunca yeniden satışa esas olmak üzere kıymet takdiri yapılmadığı

görülmüştür. İİK’ nun 128/2. maddesi gereğince ve

satışa hazırlık işlemleri sırasında (icra dairesi) satış memuru taşınmazın

kıymetini ehil bilirkişiler aracılığı ile tayin ve tespit ettirir. Zira bu

kıymet takdiri sonucu İİK’nun 129. maddesinde

öngörülen ve satışın en az hangi bedelle yapılacağını saptayan önemli bir

işlemdir.

Dairemiz, süregelen içtihatlarında da

benimsendiği üzere; satış dosyasında kıymet takdiri yapılmaksızın, ortaklığın

giderilmesi davası sırasında yapılan kıymet takdiri ile satışa gidilmesi başlı

başına ihalenin feshi nedenidir. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce açıklanan gerekçe ile

ihalenin feshine karar vermek gerekirken şikayetin reddine karar verilmesi

isabetsizdir.”

34. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26/4/2007 tarihli ve

E.2007/4870, K.2007/8299 sayılı kararı şöyledir:

“Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine

bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği

görüşülüp düşünüldü :

HUMK.’nun

571.maddesi gereğince, ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilen

hallerde taşınmaz ihalelerinin İİK.’nun hükümlerine

göre yapılması, İİK.’nun 128/2.maddesine göre de,

taşınmaz kıymetinin bilirkişi aracılığıyla ve satış memurunca belirlenmesi,

satış sırasında daha önce belirlenen ve kesinleşen kıymetin esas alınması

gerekir. Satış memuru tarafından anılan husus yerine getirilmeden, yöntemince

taşınmaza yeniden kıymet takdir edilmeden, Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın

giderilmesi davası ile ilgili yasal koşullarının araştırılmasına ait keşif

sırasında saptanan kıymet üzerinden taşınmazın satışa çıkarılması Yasaya aykırıdır.

Anılan konu tek başına ihalenin fesih nedeni olup, bu hususun şikayeti süreye

bağlı olmadığı gibi, mahkemece re’sen göz önünde

tutulmalıdır. ”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Yönünden

1.Başvurucuların İddiaları

36. Başvurucular, paydaşı bulundukları taşınmaza ilişkin olarak

Belediye tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda Mahkemece

13/7/2010 tarihli kararla ortaklığın, taşınmazın satışı suretiyle giderilmesine

karar verildiği hâlde, görevlendirilen satış memuru tarafından taşınmazın

satışa çıkarılmadığını belirtmişlerdir. Başvurucular, davacı Belediye vekilince

17/10/2012 tarihinde Mahkemeye, taşınmazın satışı talebiyle yapılan başvuru

üzerine satış memurunca 25/3/2013 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi

incelemesi sonucu taşınmazın bedelinin tayin edildiğini, ancak aradan geçen bir

buçuk yıla rağmen henüz satışa çıkarılmadığını ifade etmişlerdir. Satış

memuruna sözlü olarak satışın ne zaman gerçekleştirileceği sorulduğunda satış

tarihinin belli olmadığı cevabının verildiğini ileri süren başvurucular, yedi

yıl boyunca arsalarını kullanamadıkları gibi satış bedelini de elde edememekten

dolayı mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

38. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemelerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.

Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§

16-20).

39. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun, iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte

olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması

gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi, hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin

sonuçlarını düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan bir

takım şekli koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve

kullanılabilir olmaktan uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu

bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım,

B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39).

40. Somut olayda,

başvurucuların paydaşı olduğu taşınmaza ilişkin olarak Belediye tarafından 4721

sayılı Kanun'un 698. ve 699. maddeleri uyarınca açılan ortaklığın giderilmesi

davası sonucunda Mahkemece 13/7/2010 tarihli kararla ortaklığın, taşınmazın

satışı suretiyle giderilmesine karar verilmiş, ancak satış memuru olarak

görevlendirilen yazı işleri müdürü tarafından taşınmazın satışa

çıkarılmadığından şikâyet edilmiştir.

41. 1086 sayılı Kanun'un mülga 569. maddesinin birinci fıkrası

ile mer'i 6100 sayılı Kanun'un 4. maddesinde ortaklığın giderilmesine ilişkin

davaların sulh hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır.

42. 1086 sayılı Kanun'un mülga 570. maddesi ile 6100 sayılı

Kanun'un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, ortaklığın

giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkimin satış için bir memur

görevlendireceği belirtilmiştir.

43. 1086 sayılı Kanun'un mülga 571. maddesi ile 6100 sayılı

Kanun'un 332. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca,

taşınır ve taşınmaz malların satışı 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır.

44. Gerek 1086 sayılı Kanun'un mülga hükümleri gerekse 6100

sayılı Kanun'un ilgili hükümleri dikkate alındığında, ortaklığın giderilmesine

ilişkin uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli olan sulh hukuk mahkemesince,

ortaklığın, taşınmazın satılması suretiyle giderilmesine karar verilmesi

durumunda, aynı zamanda satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere bir satış

memuru görevlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun hükümleri ve Yargıtay

uygulamaları dikkate alındığında sulh hukuk mahkemesince, ortaklığın,

taşınmazın satışı suretiyle giderilmesine karar verilmekle yargılama safhası

sona ermekte, satış memurunca satış işlemlerinin gerçekleştirilmesine ilişkin

işlemler ise anılan kararın infazına ilişkin görülmektedir. Dolayısıyla satış

memurunca gerçekleştirilen satış işlemleri yargılama safhasından bağımsız olup

kararın icrası aşamasına ilişkindir.

45. Sulh hukuk mahkemesi kararının icrasıyla görevli satış

memuru, satış işlemlerini 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edecektir.

Yukarıda değinilen Yargıtay içtihadı dikkate alındığında (bkz. § 29-34), satış

işlemlerine karşı 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca şikâyet yoluna

müracaat edilmesi mümkün olup bu şikâyetleri incelemekle görevli olan yargı

yeri, icra hukuk mahkemesi değil, ortaklığın, taşınmazın satışı suretiyle

giderilmesi kararını veren sulh hukuk mahkemesidir. Dolayısıyla satış memurunca

gerçekleştirilen işlemlere karşı 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen

sebeplere istinaden satış kararı veren sulh hukuk mahkemesine şikâyet yoluna

gidilmesi mümkündür.

46. 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca, İcra ve İflas

dairelerinin (satış memurunun) yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif

olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı, şikâyet edilen

muamelenin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde, bir hakkın yerine

getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı ise herhangi

bir süre sınırı olmaksızın icra mahkemesine (satış kararı veren sulh hukuk

mahkemesine) şikâyet yoluna başvurulabilir.

47. Başvuru konusu olayda başvurucular, satış memurunun

taşınmazı satışa çıkarmamasından şikâyet etmektedirler. 2004 sayılı Kanun'un

16. maddesinde öngörülen şikâyet mekanizmasının, taşınmazın satışa

çıkarılmamasından kaynaklanan şikâyetlerin giderilebileceği erişilebilir bir

hukuk yolu olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucuların, satışın

gerçekleştirilmemesinden dolayı herhangi bir süre sınırı olmaksızın, satış

kararı veren sulh hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna başvurmalarının mümkün

olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

48. 2004 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca, şikâyetin icra

mahkemesince (sulh hukuk mahkemesince) kabul edilmesi durumunda şikâyet olunan

muamele bozulabileceği veya düzeltilebileceği gibi, memurun sebepsiz yapmadığı

veya geciktirdiği işlerin icrası da emredilebilir. Bu itibarla, şikâyet

yolunun, başvurucuların istedikleri sonucu elde etmelerine elverişli olduğu

anlaşılmaktadır.

49. Somut olayda, başvurucuların bireysel başvuruda bulunmadan

önce 2004 sayılı Kanun'un 16. maddesinde öngörülen satış kararını veren sulh

hukuk mahkemesine şikâyet yoluna başvurduklarına ilişkin herhangi bir bilgi ve

belge dosyada bulunmamaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetin, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiası Yönünden

51. Başvurucular, yargılamanın yedi yıl sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

53. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle

ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

54. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

55. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda icra aşamasını da kapsayacak

şekilde yaklaşık dokuz yıl iki ay süren yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

58. Başvurucular taşınmazın satılmaması nedeniyle 800.000 TL

maddi, 50.000 TL manevi tazminat talep etmektedirler.

59. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, taşınmazın satılmaması dolayısıyla

uğranıldığı öne sürülen maddi zarara ilişkin tazminat isteminin reddi

gerekmektedir.

60. Başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

61. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 7.200 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesine

(E.2008/35) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Mustafa

OZGAN

2. Sinan

OZGAN

3. Meliha

DİLBAZ

4. Solmaz

OZGAN

Vekili

:

Av. Ertan

GÜNDÜZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17682, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ortaklığın Giderilmesi Davası
  7. B. İcra Safhası
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği İddiası
  11. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Ozgan
  21. Ozgan
  22. Dilbaz
  23. Ozgan
  24. Gündüz
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17682
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Reşit Oyman Başvurusu (B. No: 2014/19638)
  • Bilal Muştak Başvurusu (B. No: 2014/233)
  • İskender Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7674)
  • Emre Güneş Başvurusu (B. No: 2014/17616)
  • Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras Başvurusu (B. No: 2014/11994)
  • Sevgi Daylan Başvurusu (B. No: 2014/18717)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.