İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Kalip Başvurusu (B. No: 2017/34863)

1. Başvuru, görevsizlik kararı veren mahkemede yeniden

Başvuru No2017/34863Tarih13 Ekim 2020Okuma17 dk · 3.491 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Muhammet Kalip Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/34863
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.491 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, görevsizlik kararı veren mahkemede yeniden

açılan davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel

Başvuruya Konu Dava Öncesi Hukuki Süreç

9. Başvurucunun Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi Mürşitpınar

köyünde ikamet ettiği lojmandaki eşyalarının Suriye'deki çatışmalar sırasında

kullanılan patlayıcı maddelerden zarar görmesi sebebiyle meydana gelen 9.000 TL

(Zarar Tespit Tutanağı sonucunda tespit edilen miktar) maddi zararın tazmini

için görev yaptığı Komutanlığa yapmış olduğu başvuru Şanlıurfa Valiliğine

(İdare) gönderilmiştir. İdare başvurunun reddine karar vermiştir.

10. Başvurucu, Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)

3/11/2015 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddi

zararın tazmini talebiyle Şanlıurfa Valiliğine karşı tam yargı davası açmıştır.

11. Yargılama sırasında Mahkemenin görevine ilişkin itiraz

aşamaları şu şekilde gerçekleşmiştir:

- Davalı İdare 17/12/2015 tarihli cevap dilekçesinde

davanın konusu gereği Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) görülmesi

gerektiğini belirterek görev itirazında bulunmuştur.

- Mahkeme 18/1/2016 tarihli kararıyla dava konusunun

askerî hizmetle ilgili olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın çözümünde idari

yargının görevli olduğu sonucuna varmıştır.

- Mahkemenin görevlilik kararı üzerine davalı İdare

3/2/2016 tarihli dilekçesiyle AYİM Başsavcılığından (Başsavcılık) olumlu görev

uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunmuştur.

- Başsavcılık 22/3/2016 tarihli kararıyla dava konusunun

idari yargı alanına girdiği gerekçesiyle davalı İdarenin olumlu görev

uyuşmazlığı çıkarılması talebini reddetmiştir.

12. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile askerî yargı

kaldırılmış, anılan değişiklik 27/4/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

13. Mahkeme 10/5/2017 tarihli kararıyla uyuşmazlığı

çözmeye AYİM'in görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine

kesin olmak üzere karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 19/6/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, başvuru formunda görevsizlik kararının

kendisine tebliğ edilmesi üzerine dava açmak üzere AYİM'e vermiş olduğu dava

dilekçesinin Anayasa'da yapılan değişiklikle askerî yargının kaldırılmış olduğu

gerekçesiyle kabul edilmediğini belirtmiştir.

B. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci

15. Başvurucu kararın verildiği tarihte Anayasa'da

yapılan değişiklik sonucunda AYİM'in kapatılması üzerine idare mahkemelerinin

görevli hâle geldiği, bu durumun Mahkeme kararında gözardı edildiği

gerekçesiyle 30/6/2017 tarihinde Mahkemede yeniden tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkeme 7/8/2017 tarihli kararla davanın

incelenmeksizin reddine kesin olmak üzere karar vermiştir. Mahkeme,

gerekçesinde; Anayasa değişikliği sonrasında askerî yargıdaki davalarla ilgili

yasal düzenleme yapılmadan Mahkemenin görevli hâle gelmeyeceğine değinmekle

birlikte görevsizlik kararı verilen davanın yargı sürecinin tamamlanmadığını,

tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davanın incelenmesinin mümkün olmadığını

belirtmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir.

"... Anayasa değişikliği sonrasında

çıkarılacak uyum yasaları ile Askeri Yargı'da açılacak davaların hangi tarihten

itibaren ve nasıl bir süreçte sonuçlandırılacağı yasa hükmü ile ortaya

konulacağı hususu göz önüne alındığında; henüz bu konuda bir düzenleme

yapılmaması sebebi ile E:2015/1034 sayılı dava dosyasının (önce açılan ve görev

ret kararı verilen dosya) bu çerçevede Askeri Yargı'ya gönderilerek Askeri

Yargı tarafından verilecek bir karar neticesinde (şayet ilgili kanunlar çıkar

ve görevsizlik kararı verilir ise) dava dosyasının yeniden İdari Yargı'ya

intikal edeceği ve bu çerçevede aynı dosya üzerinden (E:2015/1034) yeniden

yargılama yapılıp bir karar verileceği açık olup, henüz yargı süreci

tamamlanmayan E:2015/1034 sayılı dava ile tarafları konusu ve sebebi aynı olan

işbu davanın (aynı davanın) açılmış olduğu anlaşılmakla işbu davanın bu aşamada

incelenme olanağı bulunmamaktadır."

17. Nihai karar başvurucuya 5/9/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 22/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucu benzer bir davada davacı R.S. tarafından

Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davasında verilen

incelenmeksizin ret kararının istinaf yolu açık olmak üzere verildiğini

belirtmiş ve anılan kararı başvuru dosyasına sunmuştur.

20. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kapsamında

yapılan incelemede istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar R.S. tarafından

istinaf edilmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi

(Bölge İdare Mahkemesi) 15/2/2018 tarihli kararla dava değeri olan 100 TL'nin

istinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun

incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. İlgili

Mevzuat

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasına 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 185. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki

hâli şöyledir:

"Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve

vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli veya askeri yargı

yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu

husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde

görevli mahkemede dava açılabilir. ..."

22. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk

inceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

" Dilekçeler, ..

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve

yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup

olmadıkları,

...

Yönlerinden sırasıyla incelenir."

23. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendinin 703 sayılı KHK'nın 185. maddesiyle yapılan

değişiklikten önceki hâli şöyledir:

" 3/a bendine göre adli ve askeri

yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, ...

...

Karar verilir."

24. 25/8/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 694

sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kaldırılan askeri yargı

mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu

mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan;

a) Askeri Yargıtayda olanlar, Yargıtaya,

b) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar Danıştaya; diğerleri Ankara idare

mahkemelerine,

c) Askeri mahkemelerde olanlar, görevli

ve yetkili adli yargı mercilerine,

ç) Askeri savcılıklarda olanlar, yetkili

Cumhuriyet Başsavcılıklarına,

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren dört ay içinde herhangi bir karara gerek kalmaksızın listeye

bağlanarak gönderilir.

Kaldırılan askeri yargı mercilerindeki

işi bitmiş dosyalar ile defter ve diğer evraklar, bu mercilerce Milli Savunma

Bakanlığı arşivine gönderilir.

Kaldırılan askeri yargı mercilerince

hüküm verilmekle birlikte henüz gerekçeli karan yazılmayan dosyalara ilişkin

kararlar en geç 15 gün içinde yazılır ve dosyaları tebliğ ve müteakip işlemler

için sekizinci fıkrada gösterilen adli ve idari yargı mercilerine gönderilir.”

25. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 114. maddesinin ilgili kısmı şöyledir.

"(1) Dava şartları şunlardır:

...

ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve

hâlen görülmekte olmaması

..."

B. Danıştay İçtihadı

26. Danıştay Beşinci Dairesinin 6/6/2016 tarihli ve

E.2016/3014, K.2016/3547 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bir dava görülmekte iken, tarafları,

konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir davanın esasının, derdestlik nedeniyle

incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.

İdari davaların konusunu genellikle idari

işlemler oluşturmaktadır. Bu bağlamda derdestlikten söz edilebilmesi için

davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olması gerektiğinden, iptal

isteklerinin aynı işleme yöneltilmiş olması zorunludur.

..."

27. Danıştay Beşinci Dairesinin 26/2/2020 tarihli ve

E.2016/58751, K.20201644 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tarafları ve konusu aynı olan bir

davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte

olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan

derdestlik müessesesinin ifade ettiği ''ilk davanın aynısı olan diğer davaların

açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı'' olgusundan hareketle, sonraki

davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Derdestlik durumunun ortaya çıkması

için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte

olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul

edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin

aynı olmasına bağlıdır.

..."

28. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 5/4/2017

tarihli ve E.2015/3423, K.2017/1559 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun

dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı)

bendinde;"Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte

olmaması", aynı fıkranın (i) bendinde ise "Aynı davanın, daha önceden

kesin hükme bağlanmamış olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "derdestlik"

ve "kesin hüküm" dava açma şartları arasında sayılmış olup; Kanunun

115. maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde

davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1.fıkrasında ise

"Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada

maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının,

dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun

aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.

Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, hizmet

sözleşmesinin feshedildiği iddiasıyla işe iade istemiyle Ankara 8. İş

Mahkemesinde açılan diğer bir davada, Mahkemenin 27/12/2012 günlü, E:2012/24,

K:2012/1136 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; anılan kararın

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15/04/2013 günlü, E:2013/6368, K:2013/6661 sayılı

kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, tarafları, konusu ve sebebi

aynı olan ve aynı hukuki çekişmeyi içeren işbu dava hakkında daha önce verilmiş

bulunan kesin hüküm nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanak

bulunmadığı gerekçesiyle, incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken,

Mahkemece bu husus araştırılmaksızın davanın görev yönünden reddi yolunda

verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; askerî yargının Mahkemenin görevsizlik

kararından önce 6771 sayılı Kanun'la Anayasa'da yapılan değişiklik ile

kaldırıldığını, görevsizlik kararı üzerine AYİM'e dava açmak için yapılan

müracaatın AYİM tarafından kabul edilmediğini, bu olay üzerine açılan ikinci

davada Mahkemenin uyuşmazlığı çözmekte görevli olmasına rağmen davayı

reddettiğini belirtmiştir. Ayrıca mahkemede açtığı ikinci davanın kesin olmak

üzere incelenmeksizin reddedilmesi sebebiyle istinaf yoluna da başvuramadığı

gerekçeleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu kararın verildiği

tarihte uyuşmazlığı inceleme görevinin idari yargı olduğunun açık olduğu,

avukat ile takip edilen söz konusu dava dosyasında dosyanın esasının

incelenebilmesini teminen -her ne kadar İdare Mahkemesi kararının hüküm

fıkrasında istinaf yolu kapalı ve kesin olarak karar verildiği yazılmış ise de-

davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kararının bozulması ve dosyanın esası

hakkında Mahkemece yeni bir karar verilmesi gerektiği itirazıyla istinaf

başvurusunda bulunulmasına yasal bir engel bulunmadığı belirtilerek somut

başvuruda başvuru yollarının tüketilmediği ileri sürülmüştür.

32. Başvurucu ise Bakanlık görüşüne verdiği cevapta

Mahkemece kesin olduğu belirtilen karara karşı istinaf yoluna gidilmesinin usul

ekonomisine aykırı olduğunu, bireysel başvuru için bunun bir koşul olmadığını

belirtmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,

20/4/2017, § 34).

37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

38. Somut olaydaki tam yargı davasının görevsizlik kararı

verilen ve henüz yargı süreci tamamlanmadığı ifade edilen dava ile tarafları,

konusu ve sebebinin aynı olması sebebiyle incelenmeksizin reddedilmesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

39. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

40. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

41. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

42. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

43. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

44. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme

yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin

yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık bir

keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun

amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun

hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti

hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan

Atay, B.No: 2017/26048,29/1/2020, § 29).

45. Başvurucunun Mahkemenin incelenmeksizin ret kararına

karşı istinaf yolunun kapalı olduğu iddiasına yönelik Bakanlık görüşünde;

başvurucunun istinaf yoluna müracaat etmesi gerektiği, kararın kesin olarak

verilmesinin istinaf yoluna başvurulmasına engel olmadığı belirtilmiştir.

Başvurucunun başvuru dosyasına sunmuş olduğu emsal davada istinaf yolunun açık

olması üzerine Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda

dava konusu değerin istinaf sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf

başvurusunun incelenmeksizin reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda

istinaf yolunun başvurucu açısından etkili bir hukuk yolu olduğu

temellendirilemediğinden söz konusu iddia hakkında değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

46. Somut olayda başvurucunun tazminat talebiyle açmış

olduğu tam yargı davasının yargı süreci tamamlanmamış dava ile taraflarının,

konusunun ve sebebinin aynı olduğu, başka bir deyişle davanın derdest

olduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında yapılan inceleme

sonucunda söz konusu karara vardığı görülmektedir. Anılan maddede derdestlik

durumunun ilk inceleme şartı olarak sayılmadığı tespit edilmiştir. Danıştay

içtihatlarında derdestlik durumunun usul hukukunun temel kavramlarından olduğu

belirtilmiş, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesine atıfla dava şartı olduğu ifade

edilmiştir. Bu durumda derdestlik durumunun varlığının saptanabilmesi için

tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir

mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.

47. Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve6771 sayılı Kanun'un

17. maddesiyle eklenen geçici 21. maddesinin ilgili kısmında "E) Bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare

Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Kaldırılan askerî yargı

mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında

olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre

görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde

gönderilir." denilmektedir.

48. Başvurucunun açtığı ilk davada Mahkeme AYİM'in

görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Başvurucu görevsizlik

kararı üzerine AYİM'e müracaat etmişse de dilekçesi 27/4/2017 tarihinden

itibaren Anayasa değişikliği üzerine askerî yargının kaldırılmış olduğu

gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Dava dilekçesinin kabul edilmemesi üzerine

başvurucu, görevsizlik kararının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on

birinci günde söz konusu durumu belirterek Mahkemede yeniden dava açmıştır.

49. Mahkeme; derdestlik nedeniyle verdiği incelenmeksizin

ret kararında ilk açılan ve görevsizlik kararıyla sonuçlanan davanın askerî

yargıya intikal edeceğini, yapılacak yasal düzenleme sonrasında dosyanın askerî

yargı tarafından yeniden idari yargıya gönderileceğini ve söz konusu

yargılamanın da yine bu dosya üzerinden devam edeceğini belirtmektedir. Başka bir

ifadeyle ilk davanın derdest olduğunu ifade etmektedir.

50. Başvurucu dava dilekçesinde görevsizlik kararı

üzerine AYİM'e müracaat etmişse de dilekçesinin askerî yargının kaldırılmış

olması sebebiyle kabul edilmediğini vurgulamıştır. Bu durumda askerî yargıda

görülmekte olan bir dava bulunmadığı gibi yasal düzenleme sonrasında dava

dosyasının yeniden idari yargıya gönderilmesine karar verecek bir mahkemenin de

(AYİM) görev yapmadığı görülmektedir. Bu durumda incelenmeksizin ret kararına

konu olacak derdest bir davanın olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak

Mahkemenin derdestlik nedeniyle davayı incelemeksizin reddetmesinin kanuni

dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

51. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucunun

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

52. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

53. Başvurucu yeniden yargılama ile 15.000 TL manevi ve

9.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

57. İncelenen başvuruda İdare Mahkemesi tarafından

yapılan yargılama sonucu mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

58. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

59. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesine(7/8/2017 tarihli ve E.2017/938, K.2017/805

sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Muhammet KALİP Vekili : Av. Cihan KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34863, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Bireysel
  10. B. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. İlgili
  14. B. Danıştay İçtihadı
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim
  20. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  21. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  22. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34863
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Bahittin Demir Başvurusu (B. No: 2018/21624)
  • Mustafa Demirbaş Başvurusu (B. No: 2019/21716)
  • Garo Paylan Başvurusu (B. No: 2017/19699)
  • Sami Çelebi Başvurusu (B. No: 2016/71472)
  • Ali Saim Seçik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25677)
  • Habibe Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/22109)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.