İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Habibe Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/22109)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen

Başvuru No2017/22109Tarih13 Ekim 2020Okuma13 dk · 2.637 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Habibe Yıldırım Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/22109
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.637 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilen

ölümle ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucuların 25/8/2010 tarihinde dünyaya gelen ve

doğumdan hemen sonra birtakım sağlık sorunları yaşamaya başlayan çocukları

E.N.D. 26/8/2010 tarihinden vefat ettiği tarihe kadar birden çok ildeki çeşitli

hastanelerde tedavi görmüştür.

7. E.N.D. ilk önce kabızlık tanısı ile tedavi görmüş,

şikâyetlerinin devam etmesi üzerine makatında darlık olduğu anlaşılmış ve bu

darlığın giderilmesi için bazı tedaviler uygulanmıştır. Geçmeyen şikâyetleri

üzerine yapılan tetkikler neticesinde E.N.D.de tümör tespit edilmiş ve E.N.D.ye

kemoterapi uygulanmaya başlamıştır.

8. 22/11/2014 tarihinde aldığı ilk kemoterapi sonrasında

E.N.D.de "nötropeni" gelişmesi üzerine ikamet ettiği ildeki S.

Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde (Hastane) 30/11/2014 tedavisine

başlanmış, E.N.D. 10/12/2014 tarihinde taburcu olmuştur. 16/12/2014 tarihinde

aldığı ikinci kemoterapi sonrasında da E.N.D.de aynı rahatsızlığın görülmesi

üzerine E.N.D. 24/12/2014 tarihinde ikinci kez Hastanede tedavi altına

alınmıştır.

9. İkinci tedavi sürecinde durumunun kötüleşmesi üzerine

ebeveyninin talebi üzerine E.N.D. 30/12/2014 tarihinde ambulansla Ankara'da

önceden tedavi gördüğü bir başka hastaneye sevk edilmiş, 30/12/2014 tarihinde

sevk edildiği hastanede yaşamını yitirmiştir.

10. Başvurucular 30/3/2015 tarihinde çocuklarının

tedavisinde görev alan tüm doktorlar hakkında çocuklarının teşhis ve tedavisinde

gerekli özeni göstermeyerek ölümüne sebep oldukları iddiasıyla Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi sunmuştur. Dilekçede doktorlar

Y.K., D.K., N.U. ve H.U.nun çocuklarının Hastanedeki tedavi sürecinde görev

aldıkları ifade edilmiştir.

11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen

ayırma kararı sonrasında şüpheliler hakkında taksirle ölüme neden olma ve

görevi kötüye kullanma suçlarından yürütülen soruşturma 15/4/2015 tarihli

yetkisizlik kararıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı)

iletilmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelilerin

4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olmaları

nedeniyle dosyanın 28/4/2015 tarihli görevsizlik kararıyla S. Üniversitesi

Rektörlüğüne (Rektörlük) gönderilmesine karar verilmiştir.

13. Rektörlük tarafından 15/10/2015 tarihinde, dört

doktor hakkında yürütülen soruşturma neticesinde şahısların yargılanmalarına

gerek olmadığına (men-i muhakeme) karar verilmiştir.

14. Başvurucuların söz konusu karara karşı yaptıkları

itirazı inceleyen Danıştay Birinci Dairesi (Danıştay) tarafından 30/12/2015

tarihli kararla men-i muhakeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...şikayetçilerin vekili

tarafından 30.3.2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilen

dilekçede, 25.8.2010 tarihinde doğan [E.N.D.nin] dışkılama ve karnında şişlik nedeniyle 26.8.2010

tarihinde [E.] Üniversitesi Tıp Fakültesinde yoğun bakıma alındığı, uzun

süre çeşitli hastanelerde tedavisine devam edilen çocuğun kuyruk sokumunda ve

omuriliğinde kitle olduğunun tespiti üzerine 1.7.2011 tarihinde ameliyat

edildiği, birçok sağlık kuruluşunda tedavi gören çocuğun nötropeni nedeniyle

30.11.2014 tarihinde [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesine yatışının

yapıldığı, burada on gün tedavi gördüğü, ateş nedeniyle kan nakli yapılmaması

gereken çocuğa ateşinin düştüğü gerekçesiyle hemşire tarafından kan verildiğini

fark eden annesinin bu duruma müdahale ettiği ve doktorun talimatıyla kan verme

işleminin durdurulduğu, çocuğun tedavisiyle ilgili hata yapılmaması için uğraş

veren anne ve babaya servisteki doktorlar, hemşireler ve yöneticiler tarafından

hakaret edildiği, Öğretim Üyesi [Y.K.nın] çocuğun anne ve babasına,

doktor ve hemşireleri rahatsız edemeyeceklerini, beğenmiyorlarsa hastaneden

gitmelerini söylediği, oradaki personele 'tutanak tutun ve bunları gönderin'

dediği, Başhekimle görüşmelerine izin verilmediği, şikayet dilekçelerinden

sonuç alınamadığı, 10.12.2014 tarihinde taburcu edilen hastanın ailesi tarafından

[H.] Üniversitesi Tıp Fakültesine götürüldüğü, buradaki tedavisinden

sonra 24.12.2014 tarihinde tekrar [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesine

getirildiği, ağır nötropeni geçiren çocuğun 4 kişilik odaya yatırıldığı,

sürekli olarak sonda ve lavman yapılan çocuğun 14-15 yaşlarında erkek bir

çocuğun olduğu odada tutulduğu, önceki yaşanan tartışmalardan kaynaklanan

husumet nedeniyle çocuğun hayatının riske atıldığı, bir süre sonra tek kişilik

odaya alınan çocuğa trombosit verildikten sonra çocuğun karnında şişlik ve ağrı

başladığı, giderek artan bu duruma doktorlarca müdahale edilmediği, Dr. [D.K.]

ve Dr. [N.U.nun] bu durumu gaz şikayetine bağladığı, ailenin aksi

yöndeki uyarılarının dikkate alınmadığı, Dr. [A.E.nın] bu duruma tanık

olduğu, sürekli serum verilen çocuğun gece 12.00'den ertesi gün 17.00'ye kadar

idrar yapamamasının doktorlarca normal karşılandığı, Dr. [N.U.nun] bu

durumda anormallikolmadığını söyleyerek çocuğun annesi şikayetçiye 'çok

biliyorsan kendin tedavi et, nefrologlar toplantıda, istesem de gelemezler,

zaten böyle bir sorun yok' dediği, çocuğun sararmaya başladığı, Dr. [H.nin]

[de] bu durumda bir problem olmadığını söylediği, çocuğun Ankara'daki

doktorunun durumdan haberdar edilmesi üzerine çocuğun hemen getirilmesini

istediği, ailenin itirazlarına rağmen karayoluyla gidemeyecek durumda olan

çocuğa hava ambulansı talep edilmediği, bu süre zarfında çok zaman

kaybedildiği, hiçbir müdahelede bulunulmaksızın ve doktor olmaksızın çocuğun

karayoluyla Ankara'ya gönderildiği, acı çekerek ve sarsılarak yolculuk yapan

çocuğun [H.] Üniversitesi Tıp Fakültesine getirildiği gün vefat ettiği

belirtilerek çocuğun tedavi sürecine katılan tüm hastaneler ve doktorlarla

ilgili olayların ve şikayetlerin sebeplerinin ayrıntılı olarak açıklandığı, söz

konusu şikayetin [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesindeki doktorlarla ve

hemşirelerle ilgili kısmının yukarıda açıklandığı şekilde olduğu, Başsavcılığın

görevsizlik kararı üzerine [S.] Üniversitesi Rektörlüğünce başlatılan

soruşturmada, olayla ilgili olarak [A.] Üniversitesi Tıp Fakültesi

Öğretim Üyelerinden bilirkişi raporu alındığı, ancak bu raporda, 24.12.2014

tarihi itibarıyla Hastaneye başvurduğunda çocuğun mevcut sağlık durumu

itibarıyla 4 kişilik bir odaya yatırılmasının tıbbi kriterlere uygun olup

olmadığı, karnındaki şişlik şikayetiyle ilgili gerekli tetkiklerin yapılıp

yapılmadığı, hastalığıyla ilgili doğru tanının konulup konulmadığı, bu süreçte

hastanın sağlık durumunun teşhis, tetkik ve tedavisinde eksiklik olup olmadığı,

varsa bu durumun ve hasta için Nefroloji konsültasyonu istenmemesinin tıp

kurallarına uygun düşüp düşmediği, genel olarak hastanın bu süreçteki takip ve

tedavisinde dikkatsizlik ve özensizlik gösterilip gösterilmediği, Öğretim Üyesi

[Y.K.nın] bu dönemdeki tedavide görev alıp almadığı, almadıysa bu

durumun tıp kurallarına uygun olup olmadığı, [H.] Üniversitesi Tıp

Fakültesine sevk edildiği tarih itibarıyla hastanın karayoluyla sevkinin sağlık

durumunda kötüleşmeye ve tedavisinde gecikmeye neden olup olmadığı,

ambulanstaki şartların sevk için uygun olup olmadığı hususlarının da

aydınlatılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda soruşturmada belirtilen

hususların aydınlatılması için [S.] Üniversitesi ve [A.] Üniversitesi dışında başka

bir üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce atanacak konunun uzmanı

üç kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, hastanın [H.]

Üniversitesi Tıp Fakültesindeki hasta dosyası da temin edilerek yukarıda

sorulan hususları aydınlatan bir bilirkişi raporu alınması, Dr. [A.E.nın] iddialarla

ilgili olarak tanık sıfatıyla ifadesine başvurulması ayrıca soruşturmacı

tarafından şikayetçilere ve vekiline çağrı kağıdı çıkarılarak bu kişilerin

davet edilmeleri ve dinlenmeleri, gelmedikleri takdirde de sonraki usuli

işlemlerin yapılması gerekmektedir.

Açıklanan

nedenlerle, eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esas

alınarak verilen şüphelilerin men-i muhakemelerine ilişkin [S.] Üniversitesi Rektörlüğünce

oluşturulan Yetkili Kurulun 15.10.2015 tarihli kararının bozulmasına, ..."

15. Karar üzerine Rektörlük tarafından başvurucuların ve

tanık doktor A.E.nin beyanı alınmıştır. A.E. beyanında özetle hastaya uygun

tedavilerin yapıldığını ve herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığını ifade

etmiştir.

16. Ayrıca olayla ilgili olarak E. Üniversitesi Tıp

Fakültesinde görevli üç doktordan oluşan heyetten bilirkişi raporu temin

edilmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:

"...(15/12/2014 ila 23/12/2014

tarihleri arası yatarak) taburcu edildikten bir gün sonra (24/12/2014'de) ateş

ve öksürük, ishal, karın ağrısı yakınmaları ile [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesine

başvurmuş. Yapılan fizik bakı ve laboratuvar sonuçları ile Çocuk Onkoloji

Kliniğine yatırılmış, yapılan görüntülemelerle tümörünün büyüdüğü ve ağır

nötropenik ateş kliniğinin olduğu saptanmış, uygun antibiyotik ... ve

nötrofilleri yükseltmeye yönelik ... tedavisi hızlıca başlanmıştır. Hastanın

klinik bulgularını düzeltmeye yönelik gerekli sıvı ve kan ürünleri destek

tedavileri yapılmış, izlemde klinik bulguların stabil olduğu ve ateşin düşmeye başladığı

gözlenmiş, bu arada yapılan infeksiyon hastalıkları konsültasyonunda

antibiyoterapi değişimi önerilmediği belirtilmiştir. Hastanın isahlinin olması

üzerine yapılan sıvı tedavisi planlamaları yapılmış ve uygulanmış. Nötropenik

süreci devam eden hastanın ailesine yapılan uyarılara rağmen (ateş+ ishal

varken) lavman yapmaya devam ettikleri (ki bu olay enfeksiyonun yaygınlığını

artırabilen bir olaydır) bu arada gelişen idrar miktarındaki azalmanın ishal ve

sıvı tedavisinin yeterli olmamasından (aile kendisi manipüle ettiği için)

kaynaklandığı aileye belirtildiği ve doktor order kesmelarına müdahale

etmemeleri gerektiği, böbrek fonksiyonlarının her an bozulabileceği

bildirilmiştir. Yinelenen biyokimyasal testlerde böbrek fonsiyonlarının

bozulmadığı gözlenmiştir.

Aileye hastanın kliniği ve laboratuar

bulguları izleyen doktorlarca anlatılmış, ancak aile 29/12/2014 gecesi kendi

isteğiyle tedavisinin yapıldığı yere... gitmek istediklerini belirtmiş, klinik

durumu uygun olmamasına rağmen istek üzerine 112 ile haberleşilerek, bu merkeze

gönderildiği görülmüştür. 112 ile [H.] Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bölümüne getirilen hastanın

genel durumunun iyi olamdığı, vital fonsiyonlarının bozuk olduğu (hipotansiyon,

metabolik asidoz varlığı) içinde olduğu saptanmış. Antibiyotik tedavisini

yoğunlaştırıldığı ... ve sepsis kliniğindeki hastanın gerekli sıvı tedavisinin

ayarlandığı görülmüştür. Aileye hastanın tümörünün büyüdüğü ve eklenen

nötropenik ateş enfeksiyonu ile hayati fonksiyonlarının bozulduğu

anlatılmıştır. Tüm gerekli tedavinin verilmesine rağmen 30/12/2015'de vefat

etmiştir.

Nötropenik ateş ... ve hızla gelişen

sepsis ve çoklu organ yetmezliği tablosu, bu hastada olduğu gibi tümörün

kontrol altına alınamadığı (hastada 2. Kürden sonra tümörün büyüdüğünün açıklanması)

durumlarda daha fazla olmak üzere genelde hayatı büyük oranda tehdit eden bir

tablodur. ...bu tablo en gelişmiş merkezlerde bile kanserli hasta kayıplarının

önemli nedenlerindendir. Her iki merkezde de hasta gözlem notları ve doktor

ifadelerinin incelemeleri sonucunda hastaya hastanede yattığı süreçte yapılan

tedavi ve işlemlerde eksiklik veya yanlışlıkların olmadığı kanaatine

varılmıştır..."

17. Neticede Rektörlük tarafından 7/11/2016 tarihinde,

dört doktor hakkında yeniden men-i muhakeme kararı verilmiştir. Karar, Danıştay

tarafından 28/12/2016 tarihinde onanmıştır.

18. Bu karar başvuruculara 6/4/2017 tarihinde tebliğ

edilmiş olup başvurucular 5/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Ali Abidin Saruhanoğlu ve

diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-42; M.C., B. No:

2014/15910, 7/2/2018, §§ 30, 31.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular; çocuklarının tedavi sürecinin bir

kısmını gerçekleştiren, Hastanedeki tedavi sürecinde görev alan doktorlar

tarafından yanlış teşhis konup hatalı tedavi uygulandığını, doktorlardan

birinin kendilerine sert davranıp kendilerini kovarak tedavinin yarım

bırakıldığını, çocuklarının sağlık durumu uygun olmadığı hâlde hava ambulansı

yerine kara ambulansıyla ve doktor olmadan sevkinin yapıldığını, bu sebeplerle

yaşam hakkının yaşamı koruma yükümlülüğünün, olay hakkında subjektif bir rapora

dayalı olarak men-i muhakeme kararı verilmesi nedeniyle ise yaşam hakkının

etkili soruşturma yükümlüğünün, ayrıca adil yargılanma hakkı, etkili başvuru

hakkı ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,..hakkına

sahiptir."

23. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri,

… Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular, çocuklarının yaşamının kamu makamları tarafından

korunmamasından ve tıbbi ihmal sonucu çocuklarının hayatını kaybetmesi olayı

hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesinden şikâyet etmektedir. Bu sebeple

başvurucuların diğer iddialarının da yaşam hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

25. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka

yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular, ölen kişinin anne, babası ve

kardeşleridir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

26. Somut olayda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamakla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi kuralı yönünden

ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir.”

29. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 50). Devletin

pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam

hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

30. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında

yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır. Devlet, sağlık hizmetlerini -ister

kamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- hastaların

yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak

şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, §

35).

31. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkı

kapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai,

hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.

32. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün

ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari, hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması

yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

33. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri

sürülen ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki bir

kabul, bu tür olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olarak

tıbbi hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukuki

sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davası

yoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016, § 78; Nail Artuç,

§ 38).

34. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle

meydana gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veya

dikkatsizliği aşan bir kusuru olduğu ya da olası sonuçların farkında olmalarına

rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli

bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli

önlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş

olsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında

bir ceza soruşturmasının yürütülmesi gerekir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 60).

35. Aynı durum, yetkili kişi ve kurumların mesleki

ödevlerini hiçe sayarak sağlık kuruluşlarına başvuran hastanın hayatına veya

vücut bütünlüğüne zarar vermeleri hâlinde sağlık alanında yürütülen

faaliyetlerde de geçerlidir (Kenan Sayın, B. No: 2013/5376, 14/10/2015,

§ 47; Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844,

1/12/2016, § 68).

36. Başvurucular yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini

ileri sürmemiş olup somut olayda ölüme kasten sebebiyet verildiği izlenimi

edinmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır. Başvurucuların

iddialarının özünü ölüm olayında tedavinin belli bir kısmında görev alan sağlık

personelinin ihmali bulunduğu yani tanı ve tedavide hata yapıldığı

oluşturmaktadır. Bu tip vakalar Anayasa Mahkemesince tıbbi değerlendirme hatası

olarak nitelendirilmektedir (Nimet Bacaklılar [GK], B. No: 2014/19349,

15/3/2018; Orhan Hisar ve Şerife Özlem Hisar, B. No: 2015/299,

31/10/2018).

37. Öte yandan başvurucuların hastanın sağlık durumu

uygun olmadığı hâlde yanında doktor olmadan hava ambulansı yerine kara

ambulansıyla sevk edildiği iddiası bakımından ilgili mevzuata göre kara

ambulansında doktor bulundurma zorunluluğu yoktur (bkz. § 19). Başvurucuların

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sundukları 30/3/2015 tarihli şikâyet

dilekçesinde başvurucuların nakil için hava ambulansı taleplerine, hava

ambulansında gece görüşü olmadığı için kara ambulansı talep edildiği bilgisinin

verildiğinin belirtildiği görülmüştür. Ayrıca başvuru evrakında, çocuğun kara

ambulansı ile sevk edilmesinin sağlık durumunun bozulmasına doğrudan bir etkisi

olduğuna dair bir bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Öte yandan başvuruculara

bir doktor tarafından kötü davranıldığı, Hastaneden kovuldukları ve

çocuklarının tedavisine son verildiği iddiası bakımından ise hastanın

tedavisinin ailenin Ankara'daki bir başka hastaneye nakil istemesi üzerine

sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.

38. Tüm bu bilgiler ışığında Anayasa’nın 17. maddesi

bağlamında devletin sahip olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğün somut olayda başvuruculara yargı mercileri önünde tam

yargı davası açma yolunun sağlanması ile yerine getirilebileceği ve açılacak

tam yargı davasının başvurucuların iddiaları bakımından hem ilgili personelin

veya idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

tazminini sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.

39. Başvuru konusu olayda başvurucular, tüm ihlal iddialarını

doktorlar hakkındaki ceza soruşturması sürecine ilişkin olarak ileri sürmüş ve

ceza soruşturmasının tamamlanması sonrasında bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

Başvurucular, tam yargı davası yolunu tükettiklerine ilişkin herhangi bir bilgi

ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda başvurucular tarafından

yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucular : 1. Habibe YILDIRIM 2. Nezahat GÜL DOĞAN 3. Nur DOĞAN 4. Şeyda DOĞAN 5. Umut DOĞAN Başvurucular Vekili : Av. Selin GÜNDOĞDU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/22109, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/22109
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • S.s.teos Tatil Köyü Altyapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2017/20651)
  • Mehmet Kanar Başvurusu (B. No: 2017/33904)
  • Murat Yenimahalle Başvurusu (B. No: 2018/36543)
  • Elmaz Kırımlı Başvurusu (B. No: 2018/35678)
  • Mehmet Keçeci Başvurusu (B. No: 2018/24673)
  • Murat Köse Başvurusu (B. No: 2017/37375)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.