İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Ömeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/657)

1. Başvuru; tutukluluğun kanun ile öngörülen azami süreyi

Başvuru No2014/657Tarih17 Mayıs 2016Okuma17 dk · 3.444 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Muhammet Ömeroğlu Başvurusu

Karar tarihi
17 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/657
R.G. Tarih ve Sayı
28/6/2016-29756
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.444 kelime·17 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun kanun ile öngörülen azami süreyi

aşması, tutukluluk süresinin makul olmaması, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması, müştekilerden birinin yargılama aşamasında dinlenmemesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 9/1/2014 tarihinde Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 13/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 24/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/378

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 1/11/2007

tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (4/12/2004

tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile

görevli) 5/11/2007 tarihli ve 2007/97 Sorgu sayılı kararıyla suç işlemek için

örgüt kurma ve nitelikli yağma suçlarından tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (5271 sayılı Kanun’un

mülga 250. maddesi ile görevli bölümü) 26/11/2007 tarihli ve E.2007/1474 sayılı

iddianamesiyle başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma, nitelikli yağma,

tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine

kamu davası açılmıştır.

9. Davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi (5271 sayılı

Kanun’un mülga 250. maddesi ile görevli) E.2007/510 sayılı dosya üzerinden

yapılan yargılamayı başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürmüştür.

10. Mahkemenin 6/12/2012 tarihli ve E.2007/510, K.2012/328

sayılı kararı ile başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 4 yıl

2 ay hapis, (on altı ayrı) nitelikli yağma suçundan toplam 135 yıl 40 ay hapis,

(üç ayrı) kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan toplam 15 yıl hapis, (dört

ayrı) tehdit suçundan toplam 8 yıl 4 ay hapis, kasten yaralama suçundan 3 yıl 4

ay hapis, "6136 sayılı Yasa'ya muhalefet" suçundan 1 yıl 8 ay hapis

ve 600 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

11. Mahkeme, hüküm ile birlikte

“almış oldukları hapis cezalarının cins ve miktarı, sanıkların kaçma

ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması ve atılı suçların 5271 sayılı CMK’nın 100 vd. maddelerinde gösterilen katalog suçlardan

olması hususları da dikkate alınarak adı geçen sanıkların mahkûm oldukları

yağma ve örgüt suçları yönünden 5271 sayılı CMK'nun

109. maddesinde öngörülen adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı”

gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

12. Karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.

13. Başvuru formu ve eklerinden başvurucunun hükümle birlikte

verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz ettiği anlaşılamadığı gibi

başvurucu tarafından bu konuda herhangi bir bilgi ve/veya belge de

sunulmamıştır. Yine UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucunun anılan

karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna yönelik bir kayda rastlanmamıştır.

14. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmünü temyiz etmiştir.

Dosya 9/10/2013 tarihinde temyiz incelemesi için Yargıtaya

gönderilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/4/2014 tarihinde tebligat

eksikliklerinin ikmali için Mahkemesine iade edilmiştir. Mahkemece, eksiklikler

ikmal edildikten sonra dosyanın 2/7/2014 tarihinde tekrar Yargıtaya

gönderildiği anlaşılmıştır.

15. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

5271 sayılı Kanun’un mülga 250. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza

mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2007/1 sayısına aktarılmıştır.

16. Başvurucu hakkında verilen İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin 6/12/2012 tarihli mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10/6/2015 tarihli ve E.2015/876, K.2015/41339

sayılı ilamı ile bozulmuştur.

17. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosya 5271 sayılı Kanun’un

mülga 250. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

dolayısıyla Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/329 sayısını almış ve anılan

Mahkeme 14/7/2015 tarihinde tensip incelemesi ile birlikte başvurucunun

tahliyesine karar vermiştir.

18. Dava, inceleme tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir.

19. Başvurucu 9/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kasten başkasının vücuduna acı veren veya

sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan

üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

21. 5237 sayılı Kanun’un “Tehdit”

kenar başlıklı 106. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tehdidin;

a) Silahla,

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan

beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

22. 5237 sayılı Kanun’un “Kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı 109. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada

cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına

hükmolunur.”

23. 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli

yağma” kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yağma suçunun;

...

a) Silahla,

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

...

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

24. 5237 sayılı Kanun’un “Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla

örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile

araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki

yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

25. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli

silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar

hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para

cezasına hükmolunur.”

26. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama

kararı” kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

(Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya,

tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin

kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

27. 5271 sayılı Kanun’un

“Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı 102. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 17/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; yargılama konusu olaylara ilişkin ilk kez

şikâyette bulunarak soruşturma açılmasına sebebiyet veren müşteki İ.B.nin yargılama aşamasında dinlenmesi taleplerinin

Mahkemece yerine getirilmediğini, mahkemelerce diğer tutuklulara tanınan 5271 sayılı

Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki beş yıllık azami tutukluluk

süresinin kendisi hakkında uygulanmadığını, tutukluluğun makul süreyi aştığını,

aynı gerekçelerle tutukluluğun devam ettirildiğini, davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 10., 19. ve 38. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, tutukluluğun 5271

sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen beş yıllık

azami süreyi aştığı, aynı gerekçelerle tutukluluğun devam ettirildiği ve

tutukluluk süresinin makul olmadığı şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesi ile

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı; müşteki İ.B.nin yargılama aşamasında dinlenilmesi taleplerinin

Mahkemece yerine getirilmediği ve davanın makul sürede sonuçlandırılmadığı

şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 36. maddesince güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrasının birinci şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

32. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

33. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

34. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması halinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber,başvuru süresinin başlangıç tarihinin

belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibi

olması aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hallerde

tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucunun kararın

içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013,

§ 21).

35. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

36. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama

nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet

kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler

tutukluluk süresinin değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Ancak bozma kararı

sonrasında bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk

derece mahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303,

21/11/2013, § 42).

37. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklu olma” durumunda tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi

aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam

ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması

gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B.

No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

38. Somut olayda başvurucu 1/11/2007 tarihinde gözaltına

alınmış, 5/11/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklu olarak devam eden

yargılama sonucunda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2012 tarihli

kararı ile başvurucunun "nitelikli yağma, suç işlemek amacıyla örgüt

kurma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, kasten yaralama" ve

"6136 sayılı Yasaya muhalefet" suçlarından toplamda 166 yıl 58 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar verilmiş; anılan mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay

6. Ceza Dairesinin 10/6/2015 tarihli ilamı ile bozulmuştur.

39. Dolayısıyla başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararını

verdiği 6/12/2012 tarihinde sona ermiştir. Bu karar, başvurucunun yüzüne karşı

tefhim edilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükmü,temyiz

incelemesi sonucunda bozulmuş ve başvurucunun tutulmasının niteliği tekrar bir

suç isnadına bağlı tutmaya dönüşmüş olsa da bu durumun, bireysel başvurunun

süresinde yapılması gerektiği yönündeki kural üzerinde bir etkisi

bulunmamaktadır.

40. Bu belirlemeler karşısında bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, ilk derece

mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren; itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucu tarafından İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 13). Bu

nedenle başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai kararını verdiği 6/12/2012

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 9/1/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle kararın öğrenilmesinden itibaren otuz

gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

42. Başvurucu, müşteki İ.B.nin

yargılama aşamasında dinlenilmesi taleplerinin Mahkemece yerine getirilmediğini

ileri sürmüştür.

43. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

44. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

45. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi

ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16,17).

46. Somut olayda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2012

tarihli kararı ile başvurucunun çeşitli suçlardan toplamda 166 yıl 58 ay hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan mahkûmiyet kararı

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10/6/2015 tarihli bozma ilamı ile esas yönünden

bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası dava, ilk derece mahkemesi olarak Gebze 1.

Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.

47. Dava, bireysel başvuru tarihi itibarıyla temyiz aşamasında

olup Anayasa Mahkemesince inceleme yapıldığı tarih itibarıyla da temyiz

incelemesi sonucu bozma ilamı verilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir. Başvurucunun başvuru formundadile

getirdiği müşteki İ.B.ninyargılama

aşamasında dinlenmemesine ilişkin şikâyetlerini Derece Mahkemelerinde devam

eden yargılamada ve sonrasında temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri

sürmüş ise bu şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu

çerçevede Derece Mahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleri beklenmeden

yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu

tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

48. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve temyiz

mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları tüketilmeden

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia

49. Başvurucu, hakkındaki davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de

bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

50. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

51. Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 31). Somut olayda başvurucunun bir çok suç işlediği

iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (bkz. §§ 7, 8). Başvurucu hakkında isnat

olunan suçlar, 5237 sayılı Kanun’un ve 6136 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde

hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır (bkz. §§ 20-25). Bu çerçevede

başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır.

52. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35).

53. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma

kapsamında 1/11/2007 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/11/2007 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı 26/11/2007 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu otuz

dört şüpheli hakkında kamu davası açmıştır. Yargılamayı yürüten İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesi 6/12/2012 tarihli kararı ile birleşen dosyalarla birlikte

toplam kırk sekiz sanık hakkında hüküm kurmuştur. Hüküm, başvurucu tarafından

temyiz edilmiştir. Başvurucu ile birlikte diğer birçok sanık hakkında verilen

mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin

10/6/2015 tarihli ilamıyla bozulmuştur. Dava, Yargıtay bozma ilamı sonrası (ilk

derece mahkemesi olarak) Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.

54. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun gözaltına

alındığı) 1/11/2007 tarihi ile bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

arasında geçen süre yaklaşık 8 yıl 6 aydır.

55. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın özelliğine

göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde gözönünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

diğerleri, §§ 41-45).

56. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun

karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında

karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen

suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi

deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir.

Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği

yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını

kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve

yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014,

§§ 52, 53).

57. Somut olayda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 1/11/2007

tarihinde gözaltına alınan başvurucu hakkında 26/11/2007 tarihinde yirmi altı

ayrı suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yargılamaya

başlayan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince davanın tensip zaptının

düzenlenmesinden sonra toplam kırk sekiz sanığın savunması ile yirmi bir

müştekinin beyanlarının alındığı, 28/5/2008 ve 22/6/2011 tarihlerinde üç farklı

dosyanın bu dava dosyası ile birleştirildiği, davada toplam yirmi üç ayrı

olayın yargılamasının yapıldığı, Mahkemece ortalama dörder aylık aralıklarla on

beş duruşma yapıldığı, yargılama süresince dosyanın incelemeye alındığı

herhangi bir duruşmanın olmadığı, 6/12/2012 tarihinde başvurucu hakkında on

altı ayrı yağma, üç ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, dört ayrı tehdit,

kasten yaralama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve 6136 sayılı Yasaya

muhalefet (ruhsatsız silah taşıma) eylemlerine ilişkin olarak toplamda 166 yıl

58 ay hapis ve 600 TL adli para cezasına dair mahkûmiyet hükmü tesis edildiği,

9/10/2013 tarihinde dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya

gönderildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/4/2014 tarihinde tebligat

eksikliklerinin ikmali için dosyanın Mahkemesine iade edildiği, belirtilen

eksiklikler ikmal edildikten sonra dosyanın tekrar 2/7/2014 tarihinde Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinde temyiz

incelemesinin 10/6/2015 tarihinde başvurucu ile birlikte birçok sanık yönünden

bozma ile sonuçlandırıldığı, bozma ilamı sonrası davanın görülmesine Gebze 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/329 sayılı dosyası üzerinden devam edildiği,

anılan Mahkemece inceleme tarihine kadar ortalama ikişer aylık aralıklarla beş

duruşma yapıldığı tespit edilmiştir.

58. Sonuç olarak soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyiz

süreci birlikte değerlendirildiğinde, yargılama faaliyetlerinde hareketsiz

kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı mercilerine atfedilebilecek bir kusurun

olmadığı ve gerekli özenin gösterildiği görülmüştür.

59. Yargılama süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde

gözönünde bulundurulması gereken davadaki sanık

sayısı, dosyada birleştirme kararı verilip verilmediği, davanın karmaşıklığı,

atılı suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar için öngörülen cezaların

miktarı gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut başvuru

bakımından yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.

60. Öte yandan İlk Derece Mahkemesinin aynı dosyasında

yargılanan bir diğer sanığın makul sürede yargılanmadığından bahisle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile yapmış olduğu bireysel başvuru,

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından 30/12/2014 tarihinde incelenmiş ve

bu davada kendisine on dört ayrı suç isnat edilen başvurucu yönünden yaklaşık 7

yıl 2 ay süren yargılama süresinin makul olduğu kabul edilerek adil yargılanma

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. (Feryat Aytimur, B. No: 2014/658,

30/12/2014, §§ 36-55).

61. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Muhammet ÖMEROĞLU Vekili : Av. Cemal TINARLIOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/657, 17 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Paksüt
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/657
Tarih
17 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Abdulkadir Akan Başvurusu (B. No: 2014/2326)
  • İsmail Çifci Başvurusu (B. No: 2014/52)
  • Mustafa Özyurt Başvurusu (B. No: 2014/2250)
  • Majid Mahmoud Ahmed Aljamal Başvurusu (B. No: 2015/15277)
  • Cengiz Yaşar Başvurusu (B. No: 2014/281)
  • Serdar Hacısüleymanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/593)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.