İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhsin Şen Başvurusu (B. No: 2018/1139)

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli

Başvuru No2018/1139Tarih16 Aralık 2020Okuma40 dk · 7.955 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Muhsin Şen Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/1139
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.955 kelime·40 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında ateşli

silah yaralanması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili ceza

soruşturması yürütülmemesi, soruşturmanın makul sürede sonuçlandırılamaması

nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, Ağrı Doğubayazıt Gökay 5. Hudut Alayı 4.

Taktik Hudut Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte iken

21/6/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu O.Ş.nin babasıdır.

9. Soruşturma dosyasında yer alan bilgi ve belgelere göre

askerlik görevini ifa eden O.Ş. 21/6/2012 tarihinde Gökay 10 Sınır Karakolu'nda

kulede nöbet tutarken saat 21.00 sıralarında ölü olarak bulunmuştur. O.Ş. ile

birlikte nöbet tutan Ş.K. nöbet kulesinden su içmek için aşağıya indiği sırada

silah sesi duyduğunu, geriye dönüp baktığında kulenin üzerinde O.Ş.nin yüzüstü

yatar vaziyette olduğunu gördüğünü belirterek olayı Bölük Merkezine

bildirmiştir.

10. Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askerî

Savcılığınca olayla ilgili olarak soruşturma başlatılmış, soruşturma dosyası

daha sonra Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığının (Askerî Savcılık)

2013/1409 Esas sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmiş, 21/1/2017 tarihli

ve 6771 sayılı Kanun uyarınca yüksek askerî yargı organları ve askerî

mahkemeler ve savcılıkların kapatılması üzerine soruşturmaya Doğubayazıt

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) devam edilmiştir.

11. Olay günü Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı

Askerî Savcılığının yazısı üzerine nöbetçi Aralık Cumhuriyet savcısı olay

yerinde gerekli incelemelerin yapılması ve tedbirlerin alınması için

görevlendirilmiştir.

12. Nöbetçi Aralık Cumhuriyet savcısının talimatı ile

saat 02.00 sıralarında Iğdır İl Jandarma Komutanlığına bağlı Olay Yeri İnceleme

ekibi olay yerine yönlendirilmiştir.

13. Olay Yeri İnceleme ekibi olay yerini emniyete alarak

fotoğrafların ve kamera çekimlerinin yapılması, ölen askerle nöbet tutan

askerlerin el, yüz svapları ile parmak izlerinin alınması, olay yerinde gerekli

incelemelerin yapılması, kroki çizimlerine esas ölçümlerin yapılması gibi

işlemleri gerçekleştirmiştir. Aralık Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu

tarafından Olay Yeri Tespit ve Ölü Muayene Tutanağı düzenlemiştir.

Tutanakta şu hususlara yer verilmiştir:

i. Olay Gökay Taburu binasına yaklaşık 1,5 km mesafede

Gökay 10 olarak tabir edilen, İran sınırına bakan nöbet kulübesinde meydana

gelmiştir.

ii. Piyade Er Ş.K., mütevveffa ile birlikte nöbet

tuttuğunu, nöbet kulübesinin altında bulunan dinlenme yerine su içmeye geldiği

sırada olayın meydana geldiğini bildirmiştir.

iii. Nöbet yerinin yaklaşık 3.20x3.20 metre ebatında

olduğu, cesedin nöbet girişinin sol ön tarafında bulunduğu, baş kısmının doğu,

ayak kısmının batı istikametine baktığı, 80 cm güneyinde 593802 seri numaralı

G3 piyade tüfeğinin bulunduğu, baş kısmının bitişiğinde iki adet çelik

başlığın, ayak kısmının gerisinde bir adet çelik yelek bulunduğu, başının

güneyinde demir ayaklı dürbün, dürbünün yanında çevrilmiş vaziyette sandalye,

güney duvarı önünde bir adet sandık bulunduğu, sandığın yanında iki adet varil,

varilin üzerinde namlusu batı istikametine bakan uçaksavar, nöbet kulübesinin

çeşitli yerlerinde ve çatı iç kısmında doku parçaları, beyin parçasının bir

bütün olarak kafatasının altında olduğu, nöbet yerine çıkış yapılan demir

merdivenin 2.60 m batısında bir adet, 2.20 m kuzeybatısında bir adet olmak

üzere iki adet 7.62 mm çapında boş kovan olduğu, tüfeğin haricî incelemesinde

emniyetinin "E" (emniyette) konumunda olduğu, şarjörün hazneye

takılı olduğu, şarjörün içinde yedi adet fişek, kurma kolu çekildiğinde atım

yatağında bir adet fişek olduğu görülmüştür.

iv. Ceset ölü muayene işlemlerinin yapılması için Gökay

Taburu'na getirilmiştir.

v. Cesedin üzerinden bir adet, O.Ş. imzalı, altı satırdan

ibaret mektup çıkarılmış, incelenmek üzere Olay Yeri İnceleme Birimine teslim

edilmiştir.

vi. Cesedin kafa bölgesinde, ağız kısmından ateşli silah

yaralanmasına bağlı giriş yeri ve kafanın arka kısmında ağırlıklı olarak sağa

doğru ateşli silah yaralanmasına bağlı çıkış yeri görülmüştür.

vii. Kesin

ölüm nedeninin belirlenmesi için cesedin İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine

karar verilmiştir.

14. Ölü Muayene Tutanağı'nda kimlik tanığı sıfatıyla yer

alan Ş.K.nın beyanları şöyledir:

"Ben olay günü saat 19:40 da Gökay

10 nöbet yerinde nöbetimi tutmak için [O.Ş.] ve toplam 9 kişi ile birlikte nöbete gittik.

Nöbetçilerden bir kısmı diğer mevzilerde kaldı. Ben ve [O.] nöbet

yerimize geldik. Birlikte nöbet tutuyorduk. Sohbet ediyorduk. Bir arkadaşımıza

kargo ile sigara gelmişti. Ben kendisinden bir paket almıştım. Benden bir tane

sigara istedi. Kendisine bir sigara verdim. Sigarayı İran tarafına dönerek

içti. Normalde çok konuşan bir arkadaştır. Ancak o gün fazla konuşmadı. Saat

20:30 civarında nöbet kulübesinin altında bulunan istirahat bölümünde devriye

komutanı ve bir asker vardı, sonra onlar devriyeye gitti. Onlardan 15-20 dakika

sonra aşağıya indim. Su içmek için bardağı aldım. Suyu içemeden silah sesi

geldi. Ben sesin nereden geldiğini anlayamadım. Ağrı dağı tarafından geldiğini

düşündüm. İçerde bulunan duvara asılı [B.K.ya] ait G3 silahını alarak

mevzinin arka tarafına geçtim. Benim MG3 silahımı 34 mevzideki arkadaşım [B.K.]

kullanır. Ben de [O.] MG3 cü olduğu ve yeni asker olduğu için ona

öğretmek amacıyla kendi MG3 ümü [B.K.ya] verdim. Ben onun G3 ünü aldım.

Ateş sesi gelmeyince [O.ya] bağırdım. Ses gelmeyince kendine zarar

verdiğini düşündüm. Ben yukarı çıkamadım. Merdivenin olduğu yerden baktım.

Yerde yatarken gözüküyordu. Korktum giremedim. [A.T.] ben bağırdıktan 5

dakika sonra geldi ve yukarı çıktı. Başından vurularak öldüğünü söyledi. Daha

sonra 34 mevziye seslendik ve diğer arkadaşlar geldiler. Bildiğim kadarıyla

[O.nun] bir sıkıntısı yoktu. Kız arkadaşı yoktu. Olay günü mevziye gelmeden

önce saat 16:30 gibi ailesi ile telefonda görüşmüş. Benim konuyla ilgili bilgim

ve görgüm bundan ibarettir."

15. Ölü Muayene Tutanağı'nda olay tanığı sıfatıyla yer

alan A.T.nin beyanları şöyledir:

"Ben olay anında 32 mevzide nöbetçi

idim. Nöbet tutarken tam saatini hatırlamıyorum. 21:00 sularında bir el silah

sesi duyduk. [Ş.] bağırdı.

Biz koştuk geldik. İlk olarak elimdeki fenerle ben nöbetçi kulübesine çıktım.

Kan göremediğim için doğrudan başına baktım. Beyninin parçalanmış olduğunu

gördüm. Silahı kaldırdım. Baktığımda emniyette değildi, seri atış konumundaydı.

Silahı emniyete aldım. Daha sonradan telsizle anons geçtik durumu."

16. İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığının 9/7/2012 tarihli

otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...Dış muayenede alt dudak

kısmında çeneye ve üst dudağa doğru yırtık tarzında bir açılanma gösteren en

geniş yeri 15.5 cm ölçülen, kenarları yarık görünümde ateşli silah girişi

yarası, kafatası arka kısmında en geniş yeri 20.18 cm ölçülen cilt, cilt altı

ve kemik dokuda harabiyet meydana getiren bir kısım kemik parçası eksik olan ve

kafatası boşluğunu açığa çıkaran ateşli silah yarası görüldüğü

...

Sonuç olarak kişinin ölümünün ateşli

silah yaralanmasına bağlı kafatası kuvve, kaide kemikleri, burun, yüz ve çene

kemikleri kırıkları, beyin harabiyeti ve kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu,

ateşli silah yarası giriş yarası cilt, cilt altı bulgularına göre atışın

bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, cesetten mermi çekirdeği elde

edilmediği kayıtlıdır."

17. Olay yerinde tespit edilen ve Jandarma Genel

Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlıklarınca

gönderilen deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda muhtelif uzmanlık

raporları düzenlenmiştir.

18. Olay yeri incelemesi sırasında cesedin üzerinden

çıkan bir adet, O.Ş. imzalı, altı satırdan ibaret mektupta şu not yer

almaktadır:

"Merhaba ve bu yazı asteğmen [S.M.] içindir, komutanım ben sizden

insan gibi izin istedim, ama siz reddettiniz, ben o yerde ayrı yerde ayrı

kalamam, içinizi ferah tutun, aileme izne gittiğimi, daha da gelmediğimi

söyleyin, bide ricam Guns n Roses-November Rain bu parçayı benim için dinleyin.

Hadi Eyvallah"

19. O.Ş.nin üzerinden çıkan mektubun incelemesi

neticesinde düzenlenen 17/7/2012 tarihli uzmanlık raporunda mektup üzerindeki

el yazıları ile O.Ş.ye ait olduğu belirtilen el yazılarının karşılaştırmalı

olarak incelendiği, aynı şahsın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı

belirtilmiştir.

20. El svapları ile O.Ş.ye ait kamuflajlı parka ve

eldivenler üzerinde atış artığı belirlemek amacıyla yapılan inceleme sonucunda

düzenlenen 17/7/2012 tarihli uzmanlık raporunda ise O.Ş.ye ait sağ el içi, sol

el içi svaplarında, kamuflaj parka ve eldivenler üzerinde atış artıklarının tespit

edildiği, Piyade Er Ş.K. vePiyade Er A.T.ye ait sağ el iç ve sol el iç

bölgesinden, el üstlerinden ve yüz bölgelerinden alınan svaplar üzerinde atış

artıklarının tespit edilmediği, O.Ş.ye ait olduğu belirtilen giysiler üzerinde

herhangi bir delinmeye rastlanmadığından atış mesafesine yönelik değerlendirme

yapılamadığı hususlarına yer verilmiştir.

21. Tetkik için gönderilen 593802 numaralı, 7,62x51 mm

çap ve tipinde, fişek atan, Türkiye yapısı, G3 marka, sabit dipçikli tüfek

üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 1/8/2012 tarihli uzmanlık raporunda

tüfekten elde edilen mukayese kovan ile olay yerinden elde edilen iki adet

kovanın mikroskopta yapılan karşılaştırılmalarında aralarında karakteristik

izler yönünden uygunluklar bulunduğu, tetkik konusu kovanların 593802 numaralı,

7,62x51 mm çap ve tipindeki dipçikli tüfek ile atılmış olduğunun tespit

edildiği bildirilmiştir.

22. Askerî Savcılıkça O.Ş. ile birlikte nöbet tuttuğu

iddia edilen Piyade Er Ş.K.nın 28/6/2012 tarihinde alınan ifadesi şöyledir:

"Ben olay günü GÖKAY10 kulübesinde

kendisini vuran [O.Ş.]

ile nöbet tutan askerim. [O.] ile birlikte 20 gündür göreve

çıkmaktaydık. Birlikte göreve çıktığımız zaman zarfında [O.] herkes ile

iyi ilişkiler kuran, konuşan, gülen hayat ile barışık bir insandı. Sadece olay

günü biraz suskundu. Diğer günler gibi konuşmuyordu. Olay günü saat 19:00

sıralarında bölük merkezinde içtimaya çıktık ve ardından GÖKAY10 mevziine doğru

intikale başladık. Saat 20:05'de GÖKAY10 kulesinde göreve başladık. Göreve

başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra başımızdaki lider Uzm. Çvş. [E.D.],

Piyade er [Ö.S.] ile birlikte 32 ve 34 dere mevzilerini kontrol etmek

üzere devriyeye çıktı. Kulede ben ve [O.] kalmıştık. Yaklaşık olarak

saat 20:30 dan saat 20:50 ye kadar kulede birlikteydik. Hiç konuşmuyordu. İran

tarafına doğru dönmüş balıyordu., düşünceliydi. Elimde sigara görünce benden

sigara istedi. Kendisine sigara verdikten sonra ben aşağı inip su içeceğimi

söyledim. Yine konuşmadı bana herhangi bir cevap vermedi, sadece başını

salladı. Ben kuleden inip kulenin altındaki kapalı bölümde su içmek için

bardağa su doldurduğumda uzun bir silah sesi duydum. Öncesinde kurma kolu sesi

hiç duymadım. Kulenin altındaki dinlenme bölümü kapalı bir alan olduğu için

dışardan ses geliyor gibiydi. Sonra [O.ya] seslendim. [O.] cevap

vermedi. Duymadığını düşünerek bir kere daha seslendim. Fakat yine cevap

vermeyince kendine bir şey yapmış olabileceğini düşündüm, merdivenlerden bir

iki basamak çıktım. Çıktığımda [O.nun] ayaklarını gördüm. Silahın ucu da

merdivenin çıkış yönüne bakıyordu. Silahın namlusu ise merdivenlere doğru

[O.nun] ayakları doğrultusunda, dipçik ise [O.nun] başı

doğrultusundaydı. Silah [O.nun] yanında duruyordu. [O.nun]

ayaklarını görünce kendine zarar verdiğini anladım. Ve daha fazla çıkmaya cesaret

edemedim. Hemen 32 mevzideki [A.T.] İle 34 mevzideki [C.Y.ye]

seslendim. [A.] gelip hemen kuleye çıktı. Ardından [C.] ve

devriyeden silah sesini duyup koşarak gelen [Ö.S.] çıktı. Ben silahın

merdivenlere doğru baktığını gördüğümden yine çıkmaya cesaret edemedim.

[A.ya] tüfeği emniyete almasını söyledim. [A.], [O.nun] nabzını

kontrol ederek [O.nun] kendisini öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine

telsizi alıp Bayraktepeye olayı bildirdim. Çok geçmeden komutanlarımız olay

yerine geldi. Kuleye ilk çıkan rütbeli komutan [M.] uzmandır.

Komutanlarımız olay yerine geldikten sonra biz askerleri bölüğe gönderdiler.

Sonrasında savcı geldi. Benim ifademi aldılar. [O.] ile görev yaptığım

20 gün zarfında [O.nun] sıkıntısından bahsettiğini hiç duymadım. Bütün

komutanlarımızla ve askerlerle arası iyiydi. Maddi sıkıntısı olduğunu da

düşünmüyorum. Bana kız arkadaşı veya sevgilisi olduğundan hiç bahsetmemişti.

İntihar edebileceğini düşüneceğim en son insan [O.] idi. Çünkü [O.]

neşeli, konuşkan ve kendisi ile barışık bir insandı. Olaya dair bilgim görgüm

bundan ibarettir..."

23. Askerî Savcılıkça Piyade Er Ö.S.nin 28/6/2012

tarihinde alınan ifadesi şöyledir:

"Ben olay günü müteveffa [O.], [Ş.] ve uzman çavuş

[E.D.]ile birlikte GÖKAY10 kulesinde nöbet tutuyorduk . Saat 20:30

sıralarında [E.] uzmanla diğer mevzileri kontrol etmek üzere devriyeye

çıktık. Saat 21:00 sıralarına biz 32-31 mevzileri arasındayken silah sesi

duydum. Hemen silahın geldiği GÖKAY 10 kulesine gittik. Ben kuleye çıktığımda

kulede [A.] vardı. Hemen yerde yatan [O.yu] kontrol ettim.

Gövdesinde herhangi bir yara izi yoktu.El fenerini başına doğru tuttuğumda

kafatasının parçalanmış olduğunu gördüm. [O.] yüzüstü bir şekilde

kafatası hafif sola yatık İran istikametini gösterir aayakları da Ağrı Dağına

dönük bir şekilde uzanıyordu. Silaha pek dikkate etmediğim için hangi

pozisyonda olduğunu bilmiyorum. Sonrasında olay yerine gelen [M.] uzman

bizi ordan toparlayıp bölüğe getirdikten sonrasında yaşanan şeyleri bilmiyorum.

[O.] ile pek samimiyetimiz olmadığı için problemi olup olmadığını

bilmiyorum. Ama komutanlarımızla ve askerlerimizle arası iyiyiydi. Bölükten

memnundu. Sadece arazi tapularıyla ilgili bir mevzuyu halletmek için Temmuz

ayında izne ayrılmak istiyordu. Ben kendisine daha yeni geldin dedim bunu

dışında bana herhangi bir sıkıntısından söz etmedi. Neden intihar ettiğini

bilmiyorum. Fakat intihar edebileceğini düşündüğüm son kişi [O.]

idi..."

24. Askerî Savcılıkça Bölük Komutanı M.A.K.nın 25/6/2012

tarihinde alınan ifadesi şöyledir:

"Ben olay günü ateşli silahla

kendini yaralayarak vefat eden [O.Ş.nin] bölük komutamı olarak görev yapmaktayım. Bizim

görev yaptığımız bölük küçük Ağrı Dağının eteklerinde bulunan bir bölüktür.

Genel itibari ile Ağrı Dağı-İran arasındaki terör örgütü sızmalarına müsait bir

coğrafyada olduğundan ve bizim taburumuzun asli görevi hudut güvenliğini

sağlamak olduğundan kritik bir görev icra etmekteyiz. Bu doğrultuda biz

mevzilerde nöbet şeklinde değil görev şeklinde çalışmaktayız. P.Er [O.Ş.] vefat

ettiği GÖKAY10 kulübesinde görev şeklinde nöbet icra edilmektedir. Görevler

saat 19:00 da bölük içtiması ile başlayıp sabah 5:00 a kadar devam etmektedir.

Gökay10 kulesinin güneybatısında 34 dere mevzi bulunmaktadır. Bu mevzide üç

asker görev yapar ve GÖKAY10 kulesinin uzaklığı yaklaşık 60 metredir. GÖKAY10

kulesinin kuzeybatısında 70.-80 m. Mesafede 32 dere mevzi bulunmaktadır. Bu

mevzide de üç asker görev yapar. GÖKAY 10 kulesinde üç asker ve bir rütbeli

asker olarak toplam dört kişi görev yapar. 32 DERE, 34 DERE ve GÖKAY10 kulesi

dahil bu bölgeye GÖKAY10 gözetleme ve dinlenme görev yeri denmektedir. Olayın

olduğu 21 Haziran 2012 tarihinde Piyade er [O.Ş.] GÖKAY10 kulesinde iki

asker ve bir lider ile birlikte görev yapıyordu. Bu askerlerin isimleri P.Er [Ö.S.],

P.Er [Ş.K.] ve liderin ismi P. Uzm Çvş. [E.D.] dir. Olay

tarihinde saat 19:00 da GÖKAY10 mevziine yaklaşık bir buçuk km uzaklıktaki

bölük merkezinde içtima alındıktan sonra mevziye geçmek üzere ve 19:45 te

mevziye varılmıştır. Olay günü ben bölük merkezindeyken saat 21:05 sıralarında

bölük merkezinde görevli P.Asteğmen [H.M.Ö.] tarafından bir askerin

başından vurulduğu söylendi..."

25. Askerî Savcılıkça Piyade Er A.T.nin 25/6/2012

tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Ben olay günü 32 dere mevziinde

görev yapan ve [Ş.nin] uyarısı

üzerine kuleye ilk çıkan kişiyim. O gün saat 19:00 da bölükten alınan içtimadan

sonra GÖKAY10 mevziine intikal ettik. Ben ve iki arkadaş 32 dere mevziinde

19:40 civarında göreve başladık. Göreve başladıktan bir süre sonra saat 20:30

sıralarında lider uzman çavuş [E.D.], piyade er [Ö.S.] ile

birlikte 32, 34 mevzileri ve GÖKAY9 mevziini kontrol etmek için devriyeye

çıktı. Ben 32 mevziide onun devriyeye çıktığını duydum. Saat yaklaşık21:00

civarında bir ses duydum. İlk anda hava rüzgarlı olduğu için silah sesi olup

olmadığını anlayamadım. Sesten kısa bir süre sonra [Ş.] 32 diye

bağırmaya başladı. Onun bağırma sesini duyunca hemen kuleye doğru koştum.

Kuleye varınca [Ş.yi] çok telaşlı gördüm. Kuleye çıkmaya cesaret

edemiyordu. Ben silahımı bırakıp hemen kuleye çıktım. Kuleye çıktığımda

[O.nun] ayakları merdivene bakar şekilde yüzükoyun yatıyordu. Silahı da

ayaklarının dibinde namlu kuzeybatı yönünü [O.nun] ayakları da batı

yönünü gösterir şekilde duruyordu. Ben hemen [O.yu] kontrol ettim.

Nabzını almaya çalıştım, bir şey anlayamadım. Sonrasında kafasına baktığımda

kafası dağılmıştı. O zaman öldüğünü anladım. Dışarıda beyninin parçaları

duruyordu. Ben silaha baktığımda seri atımda olduğunu gördüm. Silahın namlusu

yerden kalkmayacak şekilde kabzasından tutup döndürdüm. Seri atımdan emniyete

aldım ve silahı olduğu şekliyle bıraktım. O panik sırasında silaha dokunmamam

gerektiğini düşünemedim. Silahın kabzasına dokunduğum için parmak izim çıkmış

olabilir. Benden sonra kuleye 34 mevzide görevli [C.Y.] geldi ..."

26. Askerî Savcılıkça Piyade Asteğmen S.M.nin ifadesi

alınmış, S.M. 25/6/2012 tarihli ifadesinde takım komutanı olarak görev

yaptığını, O.Ş.nin de takım komutanı olduğunu, O.Ş.nin mülakatını yaptığını,

kendisi ile barışık, disiplinli bir asker olduğunu, O.Ş.nin bir sıkıntısının

olmadığını bildiğini, kendisine izin ile ilgili sorular sorduğunu, onun da

bilgi verdiğini, olay günü Erzurum Asker Hastanesinde olduğundan olayın nasıl olduğunu

bilmediğini beyan etmiştir.

27. Askerî savcı, bunun dışında Piyade Er S.A., B.K.,

C.Y., U.K., R.Ç.Piyade Uzman Çavuş E.D.nin ifadelerini almış; tüm ifadelerde

olayın oluşu ile O.Ş.nin kişiliğine ilişkin aynı yönde beyanların yer aldığı

görülmüştür.

28. Askerî Savcılık O.Ş.nin ateşli silahla yaralanma

sonucu meydana gelen ölümü hakkında yürütülen 2013/1409 numaralı soruşturma

dosyası ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 6/11/2014 tarihli

bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir.

"...Bu aşamada çözüImesi gereken

önemli çelişkiler mevcuttur. Bunlardan ilki mütevveffa P. Er [O.Ş.nin] olay esnasında elinde

eldivenlerinin olup olmadığı, diğeri başında beresinin ya da kompozit

miğferinin olup olmadığıdır. Ellerde eldiven olması halinde el svaplarında atış

artıklarının olmasıancak bulaşla mümkün olabilmektedir.

Olay yerinde kule dışında bulunan ve ilk

olay yeri inceleme ekiplerince bulunan ve üzerinde giriş-çıkış delikleri

bulunduğu kayda geçirilen 'haki renkli örme kar başlığı' nın yapılan kriminal

incelemesinde ateşli silahla meydana gelebilecek herhangi bir delinmeye

rastlanmadığından atış mesafesi tespitine yönelik değerlendirme yapmanın mümkün

olmadığı kaydı arasındaki çelişki ise öncelikle çözümlenmeli daha sonra da

'haki renkli örme kar başlığı' nın atış esnasında müteveffanın başında olması

halinde başı terk ederek olay yerinde bulunduğu mesafeye erişip

erişemeyeceğinin cevaplandırılması gereklidir.

Kriminal inceleme sonrası müteveffa P.

Er [O.Ş.nin] el

ürünü olduğu sonucuna varılan yazılı belgenin ve bu belgenin konusu olan

yabancı şarkı sözünün mevcudiyetinin olayın orijinini belirlemede mutlak

bilimsel bir değerinin olduğu söylenemez.

Sonuç olarak; mütevveffa P. Er [O.Ş.nin] ateşli silah yaralanması

sonucu meydana gelen ölümünde orijinin belirlenebilmesi amacı ile yukarıda

belirtilen hususları da kapsayacak şekilde detaylı olay yeri keşfinin yapılması

ve ayrıca ilgili adli bilimcilerden görüş alınmasının uygun olacağı bilirkişi

görüşümü taktir yüce makamınıza ait olmak üzere saygıyla arz ederim."

29. Başvurucu 2/6/2014 tarihinde Piyade Er Ş.K., Ö.S.,

A.T. ile Piyade Uzman Çavuş E.D.den tanık olarak verdikleri beyanlarda

çelişkiler bulunması nedeniyle yalan tanıklık suçundan şikâyetçi olmuştur.

Askerî Savcılıkça Piyade Er Ş.K., Ö.S., E.D. hakkında emre itaatsizlikte ısrar,

yalan tanıklık, adli mercileri yanıltma suçlarından soruşturma başlatılmıştır.

Başlatılan bu soruşturma O.Ş.nin ateşli silahla yaralanması sonucu meydana

gelen ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturma dosyası ile birleştirilmiştir.

30. Askerî Savcılığının talimat yazısı gereği kolluk

tarafından şüpheli sıfatıyla Ö.S.nin ifadesi alınmıştır. Ö.S.nin 8/9/2015

tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...28.06.2012 günü saat 19:00

sıralarında Gökay 10 nöbet kulesini gündüz grubundan teslim aldık, bizim nöbet

grubumuz [E.] Uzman

Çavuş ile asker arkadaşlarım [Ş.] ve [O.] ile birlikte nöbet için

kuleye geçtik. [O.] ilk nöbet için kulenin üst kısmına geçti. Ben,

[E.] Uzman Çavuş ve [Ş.] kulenin alt kısmındaki istirahat bölümünde

nöbeti yeni aldığımız için çay hazırlığı yapıyorduk, köpeklere yem falan

verdik. yaklaşık bir saat sonra hava iyice kararınca[E.] Uzman Çavuş

bana seninle yaya olarak devriyeye çıkalım dedi ve birlikte Uçar karakolu

tarafına doğru devriyeye çıktık. [Ş.] isimli arkadaşımda kulede bulunan [O.nun]

yanına çıktı, [E.] Uzman Çavuş ile yaya olarak yürüyorduk. 34. Dere

yatağının sınırına geldikten sonra Gökay10 kulesine doğru dönüş yaptık, kuleye

doğru giderken 34. Mevzide bulunan [A.T.yi] aldık ve Gökay 10 Kulesine

geldik, [A.T.yi] Gökay 10 kulesine bırakıp kuledeki [Ş.yi] alıp

34. mevziye bırakmak için tekrar geri döndük, [Ş.yi] 34. mevziye bırakıp

tekrar Gökay 10 kulesine doğru yönelip kulenin yanından geçerek 32. Dere yatağı

olarak adlandırılan mevziye doğru yöneldik, kulede [A.T.] ile [O.]

kalmıştı. [O.] kuleninüst tarafında [A.] da aşağısındaydı. [E.]

Uzman çavuş, [A.ya] talimat verdi ve kulenin üstüne[O.nun] yanına

çık dedi. Onları nöbet kulübesine bıraktıktan sonra [E.] Uzman Çavuş ile

32. Dere yatağına doğru yürüyorduk. 32 Dere yatağı mevkine geldikten bır müddet

sonra silah sesine benzer bir el ses duydum, ilk önce çakmak patlama sesine

benzetmiştim, ses Gökay10 kulesi tarafından gelince [E.] Uzman Çavuş ile

o tarafa doğru saldırı olduğu düşüncesi ile siper alarak yata kalka Gökay10

kulesine vardık, sesi duyduğumuz nokta ilc Gökay10 kulesi arası yaklaşık

500-600 metre civarında idi, kuleye ben[E.] Uzman Çavuş'tan önce vardım

ve kuleye çıkış merdiveninin başına geldiğimde [A.T.] ile karşılaştım.

[A.] bana 'O. kendini vurmuş' dedi. Ben hemen onun bu sözü üzerine yukarı

çıktım, Kule girişinde yerde G-3 tüfeği vardı, tüfeğin namlu kısmı Ağrı Dağı

istikametini, dipçik kısmı ise İran tarafına bakıyordu, tüfek kuleye girişime

engel olduğu için tüfeğin kabzesinden tutup bana göre giriş sağ taraf olan Ağtı

Dağı tarafı duvarına doğru dik vaziyette yasladım, karanlık olduğu için [O.yu]

ilk etapta göremedim

...

[E. ]Uzman Çavuş yukarıdan bana

seslendi ve 'silah böyle mi duruyordu' dedi, ben de "Hayır komutanım öyle

durmuyordu. Yerde duruyordu ben kaldırdım' dedim. O da bana 'neden değdin

silaha' dedi.

...

[O. nun] da elinde eldiven olup

olmadığını ben görmedim, olayın sıcaklığı ve korkmamdan dolayı olay yerine

dikkatli bir şekilde bakmamış idim. [O.] ile olay öncesinde Gökay10 kulesinde

karşılaştığımız esnada başında kompozit başlığı var idi, ancak bu kompozit

başlığın içerisinde haki renkli örme kar başlığının olup olmadığını görmedim,

ancak daha önceki tarihlerde başında bir tane örme başlık görmüş idim, nöbet

kulesinin dışında bulunan berenin kime ait olup olmadığını bilmiyorum o berenin

kulenin dışına atılması konusunda da benim bir bilgim yoktur, ancak k ış

mevsimi bitince benim gibi asker olanlar bizlere verilen bere ve eldiven gibi

kışlık malzemeler eskiyince bunları kulenin civarına atıyor idik,Gökay10

kulesinin civarında bulunan boş kovanlar ile ilgili ben herhangi bir şey

bilmiyorum, boş kovanların oraya kim veya kimler tarafından bırakıldığını da

bilmiyorum..."

31. Askerî Savcılığının talimat yazısı gereği kolluk

tarafından Ş.K.nın ifadesi şüpheli sıfatıyla alınmıştır. Ş.K.nın 11/9/2015

tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Müteveffa [O.Ş.nin] olay günü elinde eldiven

olup olmadığını hatırlamıyorum. Müteveffa [O.Ş.nin] olay günü başında

haki renkli örme kar başlığı vardı, kar başlığının nöbet kulübesinin nasıl

dışına çıktığı konusunda tahminim merminin hızı ile kafa tasının bir kısımının

parçalanarak o hızla berenin nöbet kulübesi dışına bır iki metre uzaklığa

gitmiş olduğunu tahmin ederim. Nöbet kulübesinin dışında boş kovan olduğunu ben

olay yeri inceleme ekibi ve Askeri Savcı geldiğinde olay yeri ekibinin işaretleme

yaptığı sırada gördüm. Nöbet kulübesinin dışında ve nöbet kulübesinde kaç boş

kovan olduğunu hatırlamıyorum. [O.Ş.] ile ben aynı kulübede nöbet

tutuyorduk. İkimizde de silah vardı benim silahım MG-3 Tam kurulu vaziyette

idi. [O.Ş.nin] silahı G3 marka idi. Nöbet kulübemizin kule tarzı kulübe

idi ve yerden 3 mt kadar mesafede idi. Bu kulübenin yani kulenin alt kısmında

bizim dinlenme yerimiz yeme içme malzemelerimiz bulunuyordu, Ben su ihtiyacımı

karşılamak için kulübeden dışarı çıktım ve merdivenleri kullanarak kuleden

aşağıya indim Cam bardağa suyu doldurdum ve suyu içmeme fırsat kalmadan silah

sesi geldi. Ben de sesin nerden geldiğini fark edemedim ve hemen [O.Ş.ye] seslendim

ancak cevap gelmedi defalarca seslendim ancak cevap gelmeyince mevzideki diğer

nöbetçi arkadaşlara seslendim. Bu arkadaşlarımın isimleri [M.T.], [C.İ.],

[Ö.S.], [A.T.] ve [M.B.] idi. Bu arkadaşlarda geldi. [A.T.] ve

[Ö.S.], [C.İ.] merdivenleri kullanarak Nöbet Kulübesine yani kuleye

çıktılar. Kulübeye çıkan [A.T.], [O.Ş.] ölmüş demesi ile [C.]

kendisinden geçerek çevredeki eşyalara vurmaya başladı. Ben de hemen telsizle

Bayraktepe isimli mevzi merkezine anons ettim. Akabinde [M.] isimli

Uzman Çavuş geldi, daha sonra karakolun teğmeni olan ismini hatırlamadığım

komutan geldi, sonrada karakol komutanlarının tamamı geldi. Ben[O.Ş.ye]

seslendiğim de ses gelmemesi üzerine nöbet kulübesinin altından yerimi

değiştirerek kulübenin çıkış noktasına gittiğimde,[O.Ş.nin] silahının

merdiven yönüne baktığını, [O.Ş.nin de] yerde yatar vaziyette olduğunu

görmemden sonra diğer arkadaşları çağırdığımı hatırlıyorum..."

32. Askerî Savcılığının talimat yazısı gereği kolluk

tarafından Piyade Uzman Çavuş E.D.nin ifadesi şüpheli sıfatıyla alınmıştır.

Piyade Uzman Çavuş E.D.nin4/11/2015 tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... Ağrı Doğubayazıt Gökay

4.Taktik Taburunda uzman çavuş olarak görev yaptığım sırada hatırladığım

kadarıyla 2012 yılı Mayıs ya daHaziran ayı içerisinde akşam saat 21:00

sıralarında nöbet yerinde bulunuyordum, o esnada üç mevzi bulunmaktaydı ben

olay yerine uzak olan mevzide bulunduğum sırada telsizden çağrı geldi yani bir

el ateş sesi geldi. Ben de bu ses üzerine olay yerindeki mevziye onbaşı [S.K.] ile gittim, olay yerine

gittiğimde gözetleme kulesinde nöbettte bulunan erlerden isminin daha sonra [O.Ş]

olarak öğrendiğim askerin intihar ettiğini orada bulunan mevzi arkadaşları

söyledi. ben nöbet kulesine çıkmadan aşağıda bölük komutanını aradım, bölük komutanı

hemen olay yerine geldi, bölük komutanı olay yerine gelince bana "kuleye

çık bak nasıl "dedi, bende bölük komutanının emri üzerine kuleye tam

çıkmadan yani kulenin içerisine girmeden basamaktan içeri doğru baktım, yerde

asker silahta çenesinin altında duruyordu, ben kuleden aşağı indim bölük

komutanı kimse çıkmasın savcı bey gelecek dedi: bende savcı bey gelene kadar

kulenin aşağısında nöbetçi kaldım. Olay bu şekilde olmuştur. Bende önce kuleye

çıkan olup olmadığını bilmiyorum, ölenin yanında bulunan askerler yani badiler

ağlıyordu onlarda aşağıdaydılar, olay yerinde hiçbir delile dokunmadım, sadece

savcı bey gelip ölenin otopsi işlemi için kaldırıldıktan sonra yani bir hafta

sonra boş yeri temizletmek için bölük komutanı beni görevlendirdi, bende temizlettirdim,

ancak olay sırasında herhangi bir yere dokunulmadı, ben ordaykende kimsenin

dokunduğunu görmedim. Olay yerinde sonradan savcı beyin talimatı ile boş kovan

arattırdığını duymuştum, ben arama esnasında görevli değildim sonradan

duyduğuma göre boş kovanda arama sonrası bulunmuş. Müteveffanın kafasında bere

yoktu, müteveffa oturur vaziyette G-3 tüfeği çenesinin altında duruyordu, zaten

ateş etme sonucu beyin parçalanmıştı tavana yapışmıştı, kafasında bere de

yoktu, nöbet kulübesinin dışında olay yeri inceleme ekipleri tarafından bulunan

boş kovanlarla örme bere hakkında bilgim yok..."

33. Askerî Savcılığının talimat yazısı gereği kollukça

tanık sıfatıyla beyanı alınanPiyade Er R.Ş.nin 2/5/2016 tarihindeki ifadesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...Bu sorduğunuz asker

arkadaşın [O.Ş.nin] intihar olayının tarihini hatırlamıyorum. Saat

olarak akşam 21:00 sıralarında, ben kulenin altında bulunan dinlenme yerinde

istirahat ediyordum. Bir el silah sesi duydum. Yanımda benim ile birlikte

duran, [M.T.] ve [Ö.S.] isimli devrelerim ile birlikte dışarı

hemen çıktık. Silah sesi üstümüzde bulunan kuleden gelmişti. [Ö.S.]

hemen kuleye çıktı.[Ö.S.] kuleden, [O.Ş.nin] kafası yok diye bağırdı. Bu

kule tek başına nöbet tutulan yerdi. [A.T.] isimli kişide asker arkadaşımdır.

O an silah patladığında anda Gökay10' un 34.Mevzisinde nöbet tutmaktaydı.

Yaklaşık [O.Ş.nin]nöbet tuttuğu Gökay 10 isimli kuleye 100 metre mesafedeydi. [A.T.]

nöbet yerini bırakıp, O.nun silahla kafasından vurulduğu kuleye çıktı. O da,

[O.ya] baktı çıktığı ile indiği bir olup aşağıya indi [A.nın] elinde

telsiz yoktu. [Ö.S.], ilk kuleye çıktığında kafası yok diye bağırması

üzerine [A.nın] nöbet tuttuğu kulübeden hemen koşup geldi. Kim

tarafından görev yerinden ayrılması konusunda emir verildi, bilmiyorum. Bizim

gibi oda ses üzerine merakından dolayı geldiğini zannediyorum. Bölük

komutanımız [M.A.], on dakika sürmeden olay yerine geldi. Bölük komutanı

geldiğinde [O.nun] yanında kimse kalmamıştı. Bölük komutanımız, geldi. Olay

yerine çıkıp baktı. Aşağıya inip bize nasıl olduğunu ordu. Olayı anlattığım

gibi komutana da anlattık.

...

[O.Ş.] o gece nöbete giderken güle

oynaya nöbete gitmişti. Bir sorunu var mı tam bilmiyorum ama o gün, gündüz

ailesi ile telefonda konuştuğunu duymuştum. Kimden bu konuyu duyduğumu

hatırlamıyorum. Telefon ile konuştuktan sonra telefon ahizesini sert bir şekil

vurduğunu söylemişlerdi. Ben, [O.Ş.nin] Gökay 10 isimli kulede nöbet

esnasında bir el silah sesi duydum Benim görgüm ve bilgi bunlardan

ibarettir..."

34. Yapılan soruşturma sonucunda şüpheliler hakkında

Askerî Savcılığın 29/2/2016 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir. Anılan karara başvurucu ve yakınlarının itirazı üzerine

Erzincan Kara Kuvvetleri Komutanlığı 3. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî

Mahkeme) tarafından soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmiştir.13/5/2016

tarihli soruşturmanın genişletilmesi kararı şöyledir.

"...İtiraz dosyası incelendiğinde

olayın geçtiği gün ve saat diliminde GÖKAY10 kulesinde müteveffa[O.Ş.] ile birlikte hangi askerin

nöbet tuttuğunun ciddi şüpheler uyandırması, [A.T.] ile [Ş.K.ya]

göre olay esnasında [Ş.Knın][Ö.S.ye] göre olay esnasında [A.T.nin] GÖKAY10

'da müteveffa ile nöbetçi olduğunu ifade etmeleriyle

bu hususun özellikle [E.D.]

ile diğer kule askerleri olan [M.T.] ile [R.Ş.ye] gerekirse de

olay günü nöbet tutan tüm nöbetçilere sorularak varsa olay günü telsiz

kayıtlarının çıkarılarak netleştirilmesi gerekmektedir.

[E.D.] son alınan ifadesinde ise

silah sesini duyduğunda olay yerine onbaşı [S.K.] ile gittiğini ifade

ederken, [Ö.S.] olay yerine [E.D.] ile beraber gittiklerini ifade

etmektedir. Oluşan bu çelişkili durumunda her üç şahsın da ifadesine yeniden

başvurularak giderilmesi gerekmektedir.

Müteveffanın beresinin kuleden uzak bir

noktada bulunması ile ilgili olarak olay günü havanın rüzgarlı olup olmadığının

da tanık ifadelerine başvurularak tespit edilmesi gerekmektedir.

Müteveffanın cebinde bulunan

eldivenlerde tespit edilen atış artıklarının daha önce yapılan atışlardan mı

(eğitim vs. gibi) yoksa olay günü kullanılan G-3 marka silahtan mı kaynaklandığının

tespiti gerekmektedir.

4998 numaralı fotoğraftaki müteveffanın

sağ elinde bulunan şişliğin, müteveffanın her iki el avuç içi svaplarında atış

artıklarının tespit edilmesinin, kule içinde kum torbalarının bulunduğu yerde

yoğun bir kan öbeği olmasının yeniden bilirkişi raporları doğrultusunda

açıklığa kavuşturulması, yine de şüpheler giderilemediği takdirde keşif

heyetinin teşkil edilerek olay yeri keşfinin yapılması gerekmektedir.

Dosyada bulunan intihar mektubu üzerinde

parmak izi incelemesi ve yazının baskı altında alınıp alınmadığının teknik

olarak mümkün olması halinde bu incelemenin de yapılması ge ekmektedir.

Ayrıca olay döneminde varsa müteveffaya

ait telefon dökümlerinin çıkarılması, mağdur/şikayetçi [M.Ş.nin] dinlenilmesi, KYOK

kararlarına veya iddianamelere mağdurların eksiksiz yazılması tespitleri

yönünden noksan soruşturma yürütüldüğü anlaşıldığından... soruşturmanın

genişletilmesine..."

35. Soruşturmanın genişletilmesi kararı kapsamında 5.

Alay Hudut Komutanlığına yazı yazılarak olay günündeki telsiz kayıtları talep

edilmiş, Doğubayazıt Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Hudut Tabur Komutanlığından

gelen cevap yazısında O.Ş.nin ölümünün meydana geldiği andaki haber verme sürecini

içeren telsiz kayıtlarına rastlanmadığı bildirilmiştir.

36. Askerî Savcılığın talimat yazısı gereği kollukça

beyanı alınan Ö.S.nin 11/5/2017 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir:

"... Silah sesini duyar duymaz olay yerine yakın olduğumuz için ben

ve benim yanımda bulunan Uzman çavuş[E.D.] ile birlikte olay yerine gittik. Olay yerine

gittiğimizde olay yerinde [A.T.] isimli asker arkadaşım bulunmakta idi.

Biz olay yerine gittikten sonra ben ölen arkadaşın nöbet tuttuğu nöbet kulesine

çıkmıştım. Daha sonra aşağı inerken orada hatırladığım kadarı ile bizden başka [C.Y.],

[M.T.], [A.E.], [Ş.K], bölük komutanımız ve Tabur Komutanlarımız ve

onların Şoförleri olay yerine gelmişlerdi.

Olayın gerçekleştiği gün olan 21.06.2012

tarihinde,GÖKAYI0 Kulesinde o gün [Ş.K.] ve[O.Ş.nin] nöbet listesinde ismi yazılı iken, [Ş.K.nın]

uçaksavar eğitimi olmayıp sadece MG eğitimi olduğu için GÖKAY34 te olan [A.T.nin]

uçaksavar eğitimi olduğu için [Ş.K.yı] kuleden alarak [A.T.] ile

devriye eşliğinde nöbet değişikliğini komutanım olan [E.D.] İle birlikte

yapmıştık. Bahse konu 21.06.2012 tarihinde saat:21:30 sularında GÖKAY10 nöbet

kulesinde [O.Ş.] ve [A.T.] isimli şahıslar nöbetçi olarak

bulunmaktaydı. Bahse konu olay günü hava rüzgarlı değildi. Fakat olay yerinde

çok sayıda köpek olduğu için köpekler tarafından[O.Ş.nin] beresinin köpekler

tarafından oraya götürülmesi ihtimali mevcuttur..."

37. Askerî Savcılığın talimat yazısı gereği kollukça

beyanı alınan Piyade Er M.T.nin 25/1/2017 tarihli beyanlarının ilgili kısmı

şöyledir:

"... [A.T.] İsimli şahıs olay anında [O.Ş.nin]

yanında değildi. [A.T.] o ara nöbetteydi. [A.T.] yanında bulunan kişi askerlik

görevini yapan piyade er [R.Ş.]dir.

...

Piyade er [C.Y.] ve Piyade er [M.B.] ile

olay yerine gittim.

...

Olay anına kadar [A.T.] görev yerinden

ayrılmadı.

...

Silah sesinden sonra [O.Ş.] ile aynı kulede nöbet tutan [Ş.K]

isimli asker bizi çağırdı, bizde silah sesinin geldiği yere doğru mevzimde

bulunan [C.Y.], [M.B.] ile birlikte koşarak gittik, sonra diğer

mevzideki arkadaşlar [A.T.] , [R.Ş.] koşarak geldi. Sonra olay

yerine mevzi komutanımız [E.] Komutanımızın yanında bulunan [Ö.S.]

de geldi.

...

Ben

[C.Y.], [M.B.yle]

koşarak gittik sonra diğer mevzideki arkadaşlar [A.T.] , [R.Ş.]

de koşarak geldi. Sonra olay yerine mevzi komutanımız[E.D.] olay anından

beş dakika sonra koşarak geldi. Komutanımızın yanında bulunan [Ö.S.] de

geldi...

38. Olay yerinden 640 cm mesafede, kule dışında bulunan

örme kar başlığı üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan 5/6/2015 tarihli

uzmanlık raporunda kar başlığının tepe kısmında çıkış karakterli bir adet

delinme olduğu, delinme bölgesinin etrafında atış artıklarının tespit edildiği,

delinmenin çıkış karakterli olması nedeniyle atış mesafesi hakkında

değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.

39. Askerî Savcılıkça O.Ş.nin üzerinden çıkan mektupta

parmak izi incelemesi yapılması, parmak izlerinin O.Ş.nin parmak izleri ile

karşılaştırılması, mektubun ve mektuptaki imzanın baskı altında yazılıp

yazılmadığının tespit edilmesi istenmiş; anılan mektupta yapılan inceleme

sonucu düzenlenen 21/7/2016 tarihli uzmanlık raporunda inceleme konusu mektup

üzerindeki el yazıları ile O.Ş.ye ait olduğu belirtilen el yazılarının

karşılaştırmalı olarak incelendiği, aynı şahsın eli ürünü olduğu kanaatine

varıldığı ancak incelemeye konu mektup üzerindeki el yazılarının baskı altında

yazılıp yazılmadığı hususunda herhangi bir inceleme ve karşılaştırma

yapılamadığı belirtilmiştir. 15/8/2016 tarihli uzmanlık raporunda ise mukayese

için gönderilen parmak izlerinin bir kısmının mukayeseye elverişli olmadığı,

elverişli parmak izlerinin de veri tabanında kayıtlı herhangi bir parmak izi

ile aynı olmadığı bildirilmiştir.

40. Bakanlık Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından

düzenlenen 31/10/2016 tarihli kan lekesi model analiz raporunun ilgili kısmı

şöyledir.

"...B) olay yerinde Model 1'i

oluşturan kan lekeleri ve model 2'yi oluşturan üç adet kan lekesi modeli

incelendiğinde ve ayrıca otopside tarif edilen yaralanmalara göre mermi

çekirdeğinin vücuttaki trajesi dikkate alındığında kişinin ateşli silah

ateşlendiği anda kafasının yere dik vaziyette olduğu...

F) Cesedin bulunduğu nöbet kulübesinin

dışarıda bulunarak fotoğraflanan kar beresinde fotoğraftan anlaşılabildiği

kadarı ile kan ve doku parçaları olduğu ve üzerinde defekt olduğu, buna göre

ateşli silah ateşlendiği anda berenin kişinin kafasında olmasının bekleneceği,

cesedin yukarıda tarif edilen pozisyonu göz önünde bulundurulduğunda, silah

ateşlendikten sonra kafadan çıkarak kulübeden dışarıya düşmesinin olası olduğu

ancak bulunduğu pozisyona nasıl geldiğinin kan lekesi model analizi prensipleri

ile açıklanamayacağı,

Orijin tespitinde birçok adli bilimler

disiplininin bir araya gelmesi, bilimsel verilerden yola çıkılması gerekmekte

olup, kişinin olay anındaki pozisyonunun ve olaylar zincirinin belirlenmesinin

tek başına orijin tespitini sağlamayacağı yalnızca yardımcı bulgular olduğu,

kan lekesi model analizi yöntemleri ile bu olayda kişinin ateşli silah

ateşlendiği anda çömelir ya da ayarı çömelir pozisyonda sırtı kulübenin

duvarına yüzü içeriye dönük durumda olduğunun tespit edilebildiği, otopsi

bulguları ve kan lekesi modellerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu da

kafanın yere dik/kısmen çapraz pozisyonda olduğunun tespit edilebildiği

kanaatini bildiri rapordur.."

41. O.Ş.ye ait olduğu değerlendirilen bir çift eldiven

üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan 28/4/2017 tarihli uzmanlık raporunda

eldivenlerde atış artıkları tespit edildiği, ateşli silahlarla yapılan

atışlardan sonra oluşan ve yüzeylere bulaşan (el, giysi vb.) atış artıklarının

birbiri ile ilişkilendirilmesi ve hangi tarihte yapıldığının tespitinin

bilimsel ve teknik açıdan mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

42. Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha

önce toplanan deliller ile soruşturmanın genişletilmesi kararı kapsamında

alınan uzman görüşleri ve alınan beyanlar da dikkate alınarak Doğubayazıt

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. 27/9/2017 tarihli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"21 Haziran 2012 tarihinde Gökay 4

ncü Taktik Hudut Tabur Komutanlığı emrinde görevli P. Er [O.Ş.nin] nöbet kulübesinde nöbet

tuttuğu esnada ateşli silah ile intihar ettiğinin tespit edilmesi üzerine 12.

Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığınca olayın aydınlatılması ve

olaya karışmış faillerin bulunması amacıyla soruşturmaya başlanıldığı,

...

Dosyanın tetkikinde; Görev yapan

personellerin kullandığı silahların kurma kolları geriye çektirilerek

namlularında koklama usulü yapılan kontrollerde taze barut kokularına

rastlanılmadığının anlaşıldığı,

Olay yerinde yapılan incelemelerde

maktulun el svapları ve üzerindeki kıyafetlerinin Erzurum Kriminal Polis

Laboratuvarlığına gönderildiği, ilgili kurum tarafından tanzim edilen

17/07/2012 tarih ve KMY.2012/995 sayılı uzmanlık raporunda; maktulun

kıyafetlerinde ateşli silahla meydana gelebilecek herhangi bir delinmeye

rastlanılmadığından atış mesafesine yönelik tespitlerin yapılamadığı, maktulün

sağ ve sol el içi svaplarında, kamuflaj parkanın sağ ve sol kollarından ve

eldivenler üzerinde alınan svaplarda atış artığının tespit edildiği,

Olay yerinde yapılan incelemede maktulun

yazdığı değerlendirilen ve intihar notu kapsamında olduğu değerlendirilebilecek

kağıtta; "merhaba ve bu yazı asteğmen [S.D.] içindir, komutanım ben sizden insan gibi izin

istedim, ama siz reddettiniz, ben o yerde ayrı yerde ayrı kalamam, içinizi

ferah tutun, aileme izne gittiğimi, daha da gelmediğimi söyleyin, bide ricam

Guns n Roses-November Rain bu parçayı benim için dinleyin. Hadi eyvallah"

yazılı [O.Ş.] imzalı yazıların olduğunun tespit edildiği,

Olay yerinde yapılan incelemelerde

maktulun yazdığının değerlendirildiği bir not kağıdının ele geçirildiği, söz

konusu not kağıdında belirtilen yazının maktule ait olup olmadığı hususlarında Ankara

Jandarma Genel Komutanlığı’na müzekkere yazıldığı, ilgili komutanlık tarafından

tanzim edilen 21/07/2016 tarih ve 2016/646 uzmanlık raporunda; inceleme konusu

belge üzerinde bulunan el yazıları ile [O.Ş.ye] ait olduğu belirtilen el yazıların yapılan

mukayesesinde yazıların genel şekli ve işleklik derecesi, ortak harflerin

tersimi, yuvarlak harflerin başlangıç ve bitim noktası, kaligrafik ve

karakteristik özellikler yönünden benzerlikler olduğunun görüldüğü, bu kapsamda

[O.Ş.ye] ait olduğu bildirilen mukayese el yazılarının aynı şahıs eli

ürünü olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği,

...

Yine olayın faillerinin yada intihar

olayının aydınlatılması hususunda Adli Tıp Grup Başkanlığı’na müzekkere

yazıldığı, ilgili kurum tarafından tanzim edilen 31/10/2016 tarih ve

91778600-101.02-16-59060/2661 sayılı raporda; maktulun olay anındaki

pozisyonunun ve olaylar zincirinin belirlenmesi hususunda inceleme yapıldığı,

yapılan incelemede maktulun ateşli silah ateşlendiği anda çömelir yada yarı

çömelir pozisyonda, kafanın ve silahın yere dik/kısmen çapraz pozisyonda

olduğunun tespit edildiği,

Maktul [O.Ş.ye] ait olay yerinden alınan

eldivenler üzerinde atış artığının olup olmadığı hususunda Erzurum Kriminal

Polis Laboratuvarı’na müzekkere yazıldığı, ilgili kurum tarafından tanzim

edilen 02/05/2017 tarih ve ERZ-KİM-17-00670 sayılı uzmanlık raporunda; maktule

ait eldivenlerden alınan svaplarda atış artıklarının tespit edildiğinin

anlaşıldığı,

Maktul [O.Ş.] yönünden 25/05/2012 tarihinde yapılan RDM

muayenesinde herhangi bir probleminin olmadığının anlaşıldığı, 16/06/2012

tarihinde yapılan muayenede maktulun sağlıklı olduğunu beyan ettiğinin tespit

edildiği, Olay yerinde tespit edilen silahtan çıktığı düşünülen kovanların

maktule ait zimmetli silahtan çıktığının tespit edildiği,

Tüm dosya kapsamı birlikte

değelendirildiğinde; ölen [O.Ş.]

vekilinin olayda etkisi olduğunu beyan ettiği kişilere yönelik olarak dosya

safahatında atfı kabil kusur kabul edilebilecek herhangi bir bilgi, belge ve

emareye rastlanılmadığı, bu suretle isnat edilenlerin soyut iddia dışında

kuvvetli suç şüphesi oluşturabilecek nitelikte olmadığı, adli tıp raporundan da

anlaşılacağı üzere ölen [O.Ş.nin] vurulduğu andaki pozisyonunun veateşli

silah ateşlendiği anda çömelir yada yarı çömelir pozisyonda, kafanın ve silahın

yere dik/kısmen çapraz pozisyonda olduğunun tespit edildiği, bu aşamada öne

doğru eğilmiş veya çömelir vaziyette veya öne doğru meyil etmiş kişinin

yaralanmış olduğu çene alt kısmı da gözönünde bulundurulduğunda ölen şahsın

kendisine ait ve üzerine zimmetli bulunan silah ve mermi ile arkasında intihara

ilişkin düşünceleri kapsayacak şekilde Gun's n Roses grubuna ait November Rain

isimli şarkının yukarıda açıklanan Türkçe karşılığı ile birlikte notta yazan

diğer ibareler de bir bütün olarak değelendirildiğinde [O.Ş.nin] intihar

ettiği yönünde dosyada mevcut deliller ile desteklenecek şekilde kanaat

oluştuğu, intiharına ilişkin olarak herhangi birine yüklenebilecek bir kusur

bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği

kanaatine varılmıştır..."

43. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı

22/11/2017 tarihinde tebliğ aldığını belirtmiş; anılan kararın usul ve yasaya

aykırı olduğunu belirterek aynı tarihte itiraz etmiştir.

44. İtirazı inceleyen Doğubayazıt Sulh Ceza Hâkimliği

(Hâkimlik) 5/12/2017 tarihli kararı ile Başsavcılığın kararında usul ve yasaya

aykırılık tespit edilemediğinden itirazın reddine karar vermiştir.

45. Başvurucu 15/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

46. İlgili hukuk için bkz. Coşkun Çiftler, B. No:

2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

47. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

48. Başvurucu; askerlik hizmetini ifa etmekte iken

oğlunun ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan

ceza soruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, oğlunun yirmi

günlük asker olduğunu, ölümünün intihar sonucunda gerçekleştiği yönündeki

değerlendirmelerin doğru olmadığını, olaya intihar denilerek üstünün

kapatıldığını, etkili bir soruşturma yapılmadığını, ölüm olayını soruşturan

askerî savcı R.G. ve H.Knın Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye oldukları gerekçesiyle ihraç edildiklerini,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın vekiline tebliğ edilmediğini,

soruşturmanın 5,5 yıl sürdüğünü, olayın aydınlatılması için yıllarca beklemek

zorunda bırakıldıklarını belirterek yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

49. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde

başvurucunun şikâyetlerinin ölüm olayının ardından yürütülen soruşturma

sürecine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararın vekiline tebliğ edilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ise de bu şikâyetin özünün Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının usul boyutu kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun iddiaları yaşam hakkının usul boyutu yönünden incelenmiştir.

50. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

51. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

(...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

52. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka

yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 41). Başvurucu, müteveffanın babasıdır. Bu nedenle somut

başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

53. Diğer taraftan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmadığı anlaşılan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel İlkeler

54. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan

hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı

sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin

yaşam hakkını gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin

kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü

bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

55. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi

yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal

olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir.

Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde

uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermesini sağlamaktır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

56. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü, olayın

niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla

yerine getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek, dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

57. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını, vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

58. Soruşturmanın etkililiğini ve yeterliliğini temin

adına soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi, ölüm olayını

aydınlatabilecek sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin

toplanması gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

59. Ölüm olayına ilişkin olarak yapılacak etkili bir

soruşturma kapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yürütmeleri

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No:

2013/7586, 4/11/2015, § 89)

60. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara

karışan veya karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu

durum sadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı

zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil Danışman, B.

No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

61. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini

sağlayan hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap

verilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine

açık olmasıdır. Buna ilave olarak her olayda, meşru menfaatlerini korumak için

ölen kişinin yakınlarının bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

62. Yürütülecek soruşturmalarda makul bir süratte

gerçekleştirme ve özen gösterme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Elbette bazı

durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya

da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve devamında yapılan

kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri olayların daha sağlıklı bir

şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını

sürdürmesi, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız

kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından kritik bir öneme

sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

63. Başvurucu, oğlunun ölümünün intihar sonucu

gerçekleştiği yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını ve bu hususta

etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

64. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı

olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili olarak soruşturma

makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek

nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Dolayısıyla

kasten öldürme iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun

başvuru yolunun ceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda

soruşturma makamlarının kasten öldürme iddiası ile ilgili olarak etkili bir

soruşturma yürütüp yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

65. Başvurucunun oğlunun ölüm olayından haberdar edilen

Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askerî Savcılığı resen soruşturma

başlatarak gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle nöbetçi Aralık Cumhuriyet

savcısını olay yerinde gerekli incelemelerin yapılması ve tedbirlerin alınması

için yazı ile görevlendirmiş, nöbetçi Aralık Cumhuriyet savcısının talimatı ile

olay yerine yönlendirilen Olay Yeri İnceleme ekibi olay yerini emniyete alarak

fotoğraf çekimi yapılması, askerlerin el, yüz svapları ile parmak izleri

alınması, olay yerinde gerekli incelemelerin ve kroki çiziminin yapılması gibi

işlemleri gerçekleştirmiştir. Aralık Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu

tarafından ölü muayenesi yapılmış, Adli Tıp Kurumu tarafından da otopsi işlemi

yapılarak rapor hazırlanmış, hazırlanan raporda O.Ş.nin ateşli silahla

yaralanma sonucunda öldüğü, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu,

O.Ş.nin ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kuvve, kaide

kemikleri, burun, yüz ve çene kemikleri kırıkları, beyin harabiyeti ve kanaması

sonucu meydana gelmiş olduğu, cesetten mermi çekirdeği elde edilmediği

tespitleri yapılmıştır. Soruşturma kapsamında ayrıca muhtelif uzmanlık inceleme

raporları alınmış, söz konusu raporlarda olay yerinde bulunan iki adet kovanın

müteveffaya ait tüfek ile atılmış olduğu, müteveffadan alınan svaplarda atış

artığı bulunduğu tespit edilmiş, O.Ş.nin nöbet arkadaşlarından alınan svaplar

üzerinde yapılan incelemede atış artıklarına rastlanmamış, olayda kullanılan

silah üzerinde parmak izi araştırması yapılmış ancak yapılan araştırmada

mukayeseye elverişli bir ize rastlanmamış, askerî birlikte görevli olan

müteveffanın arkadaşları ile üstleri tanık olarak dinlenmiştir. Olaya ilişkin

tanık ifadeleri ile teknik ve tıbbi raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde

Askerî Savcılık ve Başsavcılık tarafından O.Ş.nin üçüncü kişi ya da kişilerin

eylemi neticesinde öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma

yürütüldüğü, bu sebeple Başsavcılığın müteveffanın intihar etmek suretiyle

hayatına son verdiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektiren bir durumun

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

66. Tüm bu değerlendirmeler sonrasında Anayasa

Mahkemesinin ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine doğrudan

geçerek delillerin değerlendirmesini yapmasının söz konusu olamayacağı

belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların

maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi

değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No:

2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk

elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir

durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı

hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).

67. Askerî Savcılığın olaya ilişkin her türlü maddi

delilin toplanması ve incelenmesi, olay yeri incelemelerinin yapılması,

ilgililerin tamamının ifadelerine başvurulması gibi işlemlerinin yanı sıra

soruşturmanın genişletilmesi kararı kapsamında bir kısım tanığın beyanının

yeniden alınması ve daha detaylı inceleme yaptırarak uzmanlık raporları

alınması gibi işlemler de yaptığı da anlaşılmaktadır. (bkz. § 34-40)

68. Başvurucu, askerî savcı R.G. ve H.K.nın FETÖ/PDY'ye

üye oldukları gerekçesiyle ihraç edildiklerini iddia etmişse de bu durumun

soruşturmanın bağımsızlığını ne şekilde etkilediği hususunda herhangi bir

açıklamada bulunmamıştır. Kaldı ki Askerî Savcılık tarafından başlatılan

soruşturmaya askerî savcılıkların kapatılması üzerine Doğubayazıt Cumhuriyet

Başsavcılığınca devam edilmiş ve Başsavcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmiştir.

69. Başvurucu ayrıca kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın vekiline tebliğ edilmediğini, kendisinin bunu öğrenerek karara itiraz

ettiğini belirtmiştir.UYAP aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelerden

anlaşıldığı üzere başvurucu ve vekilinin soruşturmanın her aşamasında

soruşturma dosyasına erişebildikleri, ileri sürdükleri tüm hususlara ilişkin

olarak Başsavcılık dosyasında inceleme yapabildikleri, soruşturma sürecine

etkili bir şekilde katılabildikleri anlaşılmaktadır. Başvurucunun kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara da süresi içinde itiraz edebildiği, dolayısıyla

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın vekile tebliğ edilmemesinin ulaşılan

sonuç bakımından soruşturmaya etkili katılım yönünde herhangi bir sorun teşkil

etmediği tespit edilmiştir.

70. Öte yandan somut olaya soruşturmanın makul özen ve

süratle yürütülmesi yönünden bakıldığında soruşturmanın 21/6/2012 tarihinde başladığı,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği 5/12/2017 tarihine kadar

yaklaşık 5 yıl 5 ay sürdüğü görülmektedir. Soruşturmanın uzun sürmesine

sebebiyet verecek nitelikte karmaşık olmadığı ve yaşanan gecikmede başvurucunun

herhangi bir etkisinin bulunmadığı değerlendirildiğinde makul bir süratle

yürütüldüğünden bahsedilemeyecektir.

71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

72. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

73. Başvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlali

nedeniyle 1.000.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

74. Başvuruda, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

75. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

76. Kararın bir örneğinin bilgi için Doğubayazıt

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

77. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Net 40.000 TL manevi tazminatın başvurucuya

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Doğubayazıt

Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Cafiye Ece YALIM Başvurucu : Muhsin ŞEN Vekili : Av. Gülten GÜVEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/1139, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  15. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  16. C. Net 40.000 TL manevi tazminatın başvurucuya
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  18. F. Kararın bir örneğinin bilgi için Doğubayazıt
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/1139
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Beyza Gümüş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/17517)
  • Abdulbasır Bulgan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/237)
  • Mehmet Osman Kavala Başvurusu (B. No: 2020/13893)
  • O.d. Başvurusu (B. No: 2016/11927)
  • Müzeyyen Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30932)
  • Abdulhamit Sahan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27390)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.