İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Ergül Başvurusu (B. No: 2016/9491)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2016/9491Tarih12 Haziran 2019Okuma14 dk · 2.712 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Ergül Başvurusu

Karar tarihi
12 Haziran 2019
Başvuru Numarası
2016/9491
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.712 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunulmasına gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde piyade uzman

çavuş olarak görev yapmakta iken 3/8/2012 tarihinde terör örgütü mensupları

tarafından gerçekleştirilen saldırı sırasında içinde bulunduğu askerî aracın

mayınla teması nedeniyle meydana gelen patlama sonucunda yaralanmıştır.

9. Gördüğü tedaviler sonucunda Ankara Gülhane Askerî Tıp

Akademisi (GATA) Hastanesi tarafından düzenlenen 10/4/2013 tarihli sağlık

raporuyla başvurucu hakkında kaburga kırığı,

sağ omuz bölgesi eski kırık ameliyatlısı, sağ omuz eklemde hareket kısıtlılığı tanısına

istinaden "TSK'da görev yapamaz."

kararı verilmiştir.

10. Söz konusu raporun Millî Savunma Bakanlığınca (MSB)

22/4/2013 tarihinde onaylanıp kesinleşmesinin ardından 15/4/2014 tarihinde

sağlık nedeniyle başvurucunun TSK'dan ilişiği kesilmiştir.

11. Başvurucu, TSK'da görev yapma niteliğini kaybetmesine ve

ilişiğinin kesilmesine sebep olan rahatsızlığının görevi sırasında ve görevi

nedeniyle geçirdiği kaza sonucu meydana geldiğini belirterek bu olaydan ötürü

uğradığı zararların karşılanması talebiyle 3/6/2014 tarihinde idareye

başvurmuştur. Başvurunun zımnen reddi üzerine 8/8/2014 tarihinde Ankara 25.

Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmış, anılan Mahkemenin 19/11/2014

tarihli kararı ile davanın görev yönünden reddine hükmedilmiştir.

12. Başvurucu görevsizlik kararı üzerine 5/12/2014 tarihinde

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır.

13. AYİM İkinci Dairesi (Daire) 3/6/2014 tarihli idari müracaat

sonucu ile Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava açma tarihinin belirtilmediği ve

Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşme şerhine havi kararının dilekçe ekinde yer

almadığı gerekçesiyle 7/1/2015 tarihinde dilekçenin reddine karar vermiştir.

Dilekçenin reddedilmesi üzerine başvurucu otuz günlük süresi içinde davasını

yenilemiştir.

14. AYİM İkinci Dairesi (Daire), oyçokluğuyla verdiği kararla

davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. 7/10/2015 tarihli kararın

gerekçesinde özetle AYİM'in yerleşik içtihadına göre

başvurucunun TSK'da görev yapamayacağının tespit edildiği sağlık raporunun

kesinleştiği 22/4/2013 tarihinden itibaren 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

mülga Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca bir yıllık

süre içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilmiştir.

Başvurucunun ise bu süreyi geçirdikten sonra 3/6/2014 tarihinde idareye

başvurduğundan bu başvurunun zımnen reddi üzerine ilk olarak 8/8/2014 tarihinde

adli yargıda açtığı davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir.

15. Karşıoyda ise dava açma süresinin

zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren başlatılması gerektiği belirtilmiştir.

Sağlık raporunun onaylanması ile başvurucunun rahatsızlığının tespit edildiği

ancak bu rapora rağmen idarenin tasarrufu ile göreve devam etmesi mümkün

olabileceğinden henüz zararın oluşmuş sayılamayacağına dikkat çekilmiştir.

Başvurucunun TSK'dan ilişiğinin kesildiği 15/4/2014 tarihi itibarıyla zararın

oluştuğunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla bu tarihten

itibaren bir yıllık süre içinde yapılan zorunlu idari başvurunun ve akabinde

açılan davanın süresinde olduğu ifade edilmiştir.

16. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 23/3/2016

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

17. Nihai karar başvurucuya 19/4/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 20/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili hukuk

için bkz. Tolgahan Orhon (B. No: 2015/11349, 14/11/2018, §§

21-29) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, askerî hizmetin yürütülmesi sırasında geçirdiği

kaza neticesinde TSK'da görev yapma niteliğini kaybedecek şekilde yaralanması

sebebiyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı

nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş;

tazminat ve yeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti, Mahkemenin dava açma

süresine dair hukuk kurallarını katı bir yorumla hatalı değerlendirdiği

iddiasına müteallik olduğundan başvuru mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

27. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde

mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

28. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

31. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

32. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin mahkeme kararının

1602 sayılı mülga Kanun'un 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla

somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

33. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

34. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun askerî hizmetin

yürütülmesi sırasında geçirdiği kaza neticesinde TSK'da görev yapma niteliğini

kaybedecek şekilde yaralanması sebebiyle uğradığı zararın tazmini istemiyle

açılan davada, AYİM'in dava açma süresini sağlık

raporunun kesinleştiği tarihten başlatarak davayı süre aşımı gerekçesiyle

reddetmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin

ölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.

(a) Genel

İlkeler

35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

36. İdarenin birtakım işlemler tesis etmek veya eylemlerde

bulunmak suretiyle yürüttüğü kamu hizmetlerinin düzenliliğini ve sürekliliğini

sağlamak amacıyla getirilen dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını

belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine

aittir. Bireysel başvuruda ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin

başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma

süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece

mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın

koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).

37. Bu bağlamda mahkemelerin dava açma süresinin başlatılması

gereken tarih ile ilgili yorumlarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerden mahkemeye erişim hakkı yönünden dava açmayı imkânsız kılmaması ya

da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Bu yoruma ilişkin değerlendirmenin

yapılmasında ise başvurucuların dava açılmasına sebep olan ve uyuşmazlığın temelini

teşkil eden olgudan ne zaman haberdar olduğu ya da haberdar olması gerektiğinin

gerçekçi bir yaklaşım izlenerek makul ve kabul edilebilir ölçüt ve tespitlerle

ortaya konulmuş olup olmadığı hususu önem taşımaktadır (Ahmet Yıldırım, § 47).

38. Bu itibarla derece mahkemelerinin uyuşmazlığın dayanağını

teşkil eden olgunun öğrenildiği tarih ile ilgili her somut olay özelinde

bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapma yolunu tercih etmeleri mahkemeye

erişim hakkının korunmasına yönelik en uygun yaklaşım tarzı olacaktır. Aksi

düşüncenin kabulü ile sadece uyuşmazlığın konusuna ya da davanın türüne göre

genel ve ilkesel bir yaklaşım benimsenerek varsayımdan hareketle olgunun

öğrenildiği, dolayısıyla dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi

ve bu yoruma göre geçen süreden sonra öğrenilmiş bir olguya dayalı olarak dava

açılamayacağının kabul edilmesi dava açılmasını aşırı derecede zorlaştıracak ve

hatta imkânsız hâle getirebilecektir. Bir başka ifadeyle derece mahkemesi

kararlarında başvurucuların uğradıklarını ileri sürdükleri zararı öğrendikleri

veya öğrenmeleri gereken tarih hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın dava

açma süresine ilişkin bazı kategorik kabul ve değerlendirmelerle davaların süre

yönünden reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Ahmet Yıldırım, § 48).

39. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda ortaya koyduğu

içtihada göre kişinin idari eyleme ilişkin tam yargı davası açma hakkını, idari

eylem nedeniyle bir zarara uğramış olduğunu ve uğradığı zararın hangi sebep

veya sebeplerden kaynaklandığını gerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmesi

gerekir (Kemal İnan, B. No:

2013/1524, 6/10/2015; Haluk Pek, B.

No: 2013/9094, 4/2/2016; Nahit Aydın, B.

No: 2013/4072, 6/1/2016; Sezai Balta, B. No: 2013/8834, 4/2/2016; Mesut Ekinci, B. No: 2014/956, 18/5/2016).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak

sağlık raporunun onay/kesinleşme tarihinin esas alınmasının mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiğinden yakınmaktadır. Başvurucu ayrıca, söz konusu sağlık

raporuna rağmen idarenin tasarrufu ile görevine devam etmesi mümkün olduğundan

ve nitekim yaklaşık bir yıl boyunca da çalışmaya devam ettiğinden zararın

öğrenilme tarihi ve dolayısıyla dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak

TSK'dan ilişiğinin kesildiği tarihin esas alınması gerektiğini ileri

sürmektedir.

41. Olayda gördüğü tüm tedaviler sonucunda başvurucu hakkında

10/4/2013 tarihli sağlık raporuyla "TSK'da

görev yapamaz." kararı verilmiştir. Söz konusu raporun 22/4/2013

tarihinde MSB tarafından onaylanıp kesinleşmesinin ardından başvurucunun

15/4/2014 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, olay sebebiyle

uğradığı zararların karşılanması talebiyle 3/6/2014 tarihinde idareye yaptığı

başvurunun zımnen reddi üzerine 8/8/2014 tarihinde dava açmıştır.

42. AYİM, başvurucunun sağlık raporunun kesinleştiği 22/4/2014

tarihinden itibaren yasal süresi içinde dava açmadığını belirtmiştir.

43. AYİM'in başvuruya dayanak kararı

incelendiğinde TSK'da görev yapma niteliğini kaybetme sonucunu doğuran bir

idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan davalarda dava

açma süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi noktasında genel ve ilkesel bir

yaklaşım benimsendiği; bu bağlamda tam yargı davası açılması için gerekli

koşulların ilgilinin TSK'da görev yapamayacağının tespit edildiği sağlık

raporunun onay/kesinleşme tarihi itibarıyla öğrenilmiş sayılması gerektiği

şeklinde bir kabulden hareket edildiği görülmektedir. Bu ilke uyarınca

değerlendirme yapıldığından başvurucunun tam yargı davası açmasına sebep olan

olguyu gerçekte ne zaman öğrendiği veya öğrenmesi gerektiğiyle ilgili somut

olayın koşulları çerçevesinde ayrıca bir irdelemeye gidilmediği

anlaşılmaktadır.

44. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası

açmasının sebebi, TSK'da yürüttüğü görev sırasında meydana gelen mayın

patlaması sonucu TSK'da görev yapabilme niteliğini kaybedecek şekilde bir

maluliyete uğramış olmasıdır. Dolayısıyla uyuşmazlığın temelini teşkil eden TSK'da görev yapabilme niteliğini kaybetme

olgusunun AYİM tarafından dava açma süresinin başlangıcına esas alınan sağlık

raporunun kesinleşme tarihi itibarıyla başvurucu tarafından bilinip

bilinmediğinin ya da bilinmesi gerekip gerekmediğinin ortaya konulması

başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti

açısından önem arz etmektedir (Ahmet

Yıldırım, § 54).

45. Bireysel başvuruya dayanak davada AYİM söz konusu sağlık

raporuna, başvurucunun zarara uğradığını değerlendirebilmesi noktasında önem

atfetmiş ve dava açma süresinin başlangıcına bu raporu esas kabul etmiştir.

Ancak AYİM dava açma süresini söz konusu raporun onaylanarak kesinleştiği

tarihten başlatmıştır. Bununla birlikte söz konusu raporun onaylanarak

kesinleşmesinin idarenin iç işleyişine ilişkin bir mesele olduğu, başvurucunun

bu sürece bir dahlinin bulunmadığı dikkate alındığında idari eylem nedeniyle

uğranılan zararın değerlendirilmesi noktasında önem atfedildiği anlaşılan söz

konusu sağlık raporundan sadece onay işlemi ile haberdar olma durumunun

gerçekleşmeyeceği açıktır. Dolayısıyla dosya kapsamında kesinleşmiş sağlık

raporunun başvurucuya ayrıca tebliğ edildiğine ya da başvurucunun bir şekilde

söz konusu rapora vâkıf olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığı sürece sağlık

raporunun kesinleşme tarihi itibarıyla başvurucunun zarara uğradığını

değerlendirebilmesi gerektiğinin söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu

bağlamda somut olayda gıyabında kesinleşen sağlık raporunun başvurucuya tebliğ

edilmediği görülmekte olup dolayısıyla somut olayın koşulları çerçevesinde

başvurucunun idari eylemden kaynaklı tam yargı davası açılması için gerekli

olan; eylemin idariliği, zarar, eylem ile zarar

arasında illiyet bağı koşullarının tümünün oluştuğundan sağlık raporunun

kesinleştiği tarih itibarıyla haberdar olduğunun kabulüne imkân bulunmamaktadır

(Ahmet Yıldırım, § 55).

46. Bu durumda AYİM'in başvurucunun

uğradığını ileri sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarih

hakkında somut olayın özel koşullarında bir araştırma yapmaksızın dava açma

süresinin uğranıldığı ileri sürülen zararın öğrenilmesine imkân tanımayan ve

başvurucunun bilgisi dışında gerçekleşen sağlık raporunun onay tarihinden

itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili kategorik yorumunun dava açılmasını

aşırı derecede zorlaştıracak nitelikte katı bir yorum olduğu

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımından

reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

48. Başvurucu, AYİM'in aynı

nitelikteki uyuşmazlıklarda farklı yönde verdiği kararlar olduğunu belirterek

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Somut başvuruya konu AYİM kararının Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığından

başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

51. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

53. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili idari

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısından

yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21.

maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari

yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci

Dairesinin 7/10/2015 tarihli ve E.2015/523, K.2015/1498 sayılı kararıyla

ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/6/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Selçuk KILIÇ

Başvurucu

:

Murat ERGÜL

Vekili

:

Av. Güray

GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/9491, 12 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mahkemeye Erişim
  9. B. Diğer İhlal İddiaları
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Özgüldür
  18. Hakyemez
  19. Güneş
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/9491
Tarih
12 Haziran 2019

İlgili Kararlar

  • Sedat Vardarlı Başvurusu (B. No: 2016/75770)
  • Nusret Kes Başvurusu (B. No: 2017/20830)
  • Cengiz Seven Başvurusu (B. No: 2015/1267)
  • Ayşe Selma Karaduman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14011)
  • Nafiye Arslan Başvurusu (B. No: 2017/20046)
  • Erkan Keskiner Başvurusu (B. No: 2015/15041)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.