İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Türk Başvurusu (B. No: 2015/19665)

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya ait bir kısım

Başvuru No2015/19665Tarih28 Haziran 2018Okuma12 dk · 2.372 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Türk Başvurusu (4)

Karar tarihi
28 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/19665
R.G. Tarih ve Sayı
25/7/2018-30489
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.372 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olan başvurucuya ait bir kısım

eşyanın alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 15/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu 20/7/2015 tarihinde İzmir 2 No.lu F

Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu)

nakledilmiştir.

8. Başvurucu; nakil esnasında yanında getirdiği radyo,

şalvar, şal, küçük makas, para bandı, kalemlik, keçeli kalem, tırnak makası ve

lacivert yeleğin kendisine verilmediğini belirterek söz konusu eşyaların iade

edilmesi talebiyle 25/8/2015 tarihinde İnfaz Kurumuna başvurmuştur.

9. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının

31/8/2015 tarihli kararıyla söz konusu eşyaların başvurucuya verilmesinin uygun

olmadığına karar verilmiştir. Kararda; radyonun farklı radyo frekanslarına

sahip olduğundan haberleşme amacıyla kullanılabileceği, şalvar ve şalın ise

17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında

Yönetmelik'te (Eşya Yönetmeliği) sayılan giyim eşyaları arasında olmadığı

belirtilmiştir. Ayrıca küçük makasın ve çakısı bulunan tırnak makasının

güvenlik zafiyeti oluşturacağı, lacivert yeleğin ise İnfaz Kurumu personelinin

kullandığı üniforma ile aynı renkte olduğundan başvurucuya verilmediği ifade

edilmiştir. Kararda; para bandı, keçeli kalem gibi eşyaların Eşya Yönetmeliği

çerçevesinde verilmesinin uygun görülmediği, eğitim amaçlı çalışmalarda ihtiyaç

duyulduğu takdirde İnfaz Kurumunca belirlenen el işi ve hobi atölyelerinde

bulunan eşyalardan başvurucunun faydalandırılacağı belirtilmiştir.

10. Başvurucu, alıkonulan söz konusu eşyaları daha önce

bulunduğu ceza infaz kurumunun kantininden temin ettiğini ve bunları uzun

süredir kullandığını belirterek güvenlik tehlikesi oluşturmayan eşyalarının

keyfî şekilde alıkonulması şeklindeki uygulamanın kaldırılması talebiyle İzmir

1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur.

11. İnfaz Hâkimliği 12/10/2015 tarihli kararıyla

başvurucunun talebinin kısmen kabulüne hükmetmiştir. Buna göre radyo, küçük

makas, para bandı, keçeli kalem ve küçük boy tırnak makasının daha önce

başvurucu tarafından kullanıldığı ve kantinden temin edildiği gerekçesiyle iade

edilmesine karar verilmiştir. Kararda; şalvar, şal, kalemlik, büyük boy tırnak

makası ile lacivert yeleğin ise başvurucuya verilmemesine ve İnfaz Kurumunda

muhafaza altına alınmasına hükmedilmiştir. Gerekçede; ilgili İnfaz Kurumunun

can güvenliği, mahpusların psikolojik durumları, başkalarına zarar verme

ihtimalleri, İnfaz Kurumunun fiziki şartları gibi hususları dikkate alarak

hükümlü ve tutukluların yanlarında bulundurabilecekleri eşya türleri hakkında

mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapabileceği, bu yöndeki somut uygulamanın

da hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz İzmir

2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2015 tarihli kararla reddedilmiştir.

13. Nihai karar 16/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 15/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Anayasa Mahkemesinin 8/2/2016 tarihli müzekkeresiyle

ilgili İnfaz Kurumundan söz konusu eşyalardan olan şalvarın başvurucuya iade

edilip edilmediği hususu sorulmuştur. İnfaz Kurumunun 9/2/2016 tarihli

cevabında; yazıya konu şalvarın PKK silahlı terör örgütünün dağ kadrosunda

bulunan şahısların kullandığı şekilde ve renkte olduğu, bu nedenle başvurucuya

teslim edilmediği ve emanet eşya deposunda muhafaza altında olduğu

belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Oda ve eklentilerinde

bulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı 35. maddesi

şöyledir:

"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında

bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

17. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

giydirilmesi" kenar başlıklı 64. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(2) Hükümlülerin giysileri, iç ve

dış güvenlik görevlilerinin giymekte olduğu üniformalara benzer şekil ve renkte

olamaz."

18. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) "Hükümlülerin

yaşam tarzları" kenar başlıklı 82. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Her kurumun, hükümlülerin

kurum içindeki yaşam tarzını ayrıntıları ile gösteren bir iç yönetmeliği

bulunur."

19. İnfaz Tüzüğü'nün "Oda ve eklentilerinde

bulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı 92. maddesi

şöyledir:

"(1) Kapalı kurumlarda bulunan

hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya

bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç

maddeleri yönetmelikle düzenlenir."

20. Eşya Yönetmeliği'nin "Giyim eşyaları"

kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

"Hükümlülerin koğuş, oda ve

eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket

yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki

adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama,

bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki

adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik,

havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı

Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.

Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından

getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle

değiştirebilir."

21. Eşya Yönetmeliği'nin "Temizlik"

kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Hükümlüler, koğuş, oda veya

eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevresel

temizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun, kese, diş macunu, diş

fırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayan

tırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı,

çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idarece

uygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir."

22. Eşya Yönetmeliği'nin "El işi

faaliyetleri" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

"Hükümlülerin, gerekli malzemeler

kantinden temin edilmek koşuluyla, el işi faaliyetlerini, ceza infaz

kurumlarının uygun bölümlerinde yapmaları esastır.

Ceza infaz kurumunun güvenliğini

bozmamak kaydı ile bu faaliyetlerin devamına koğuş, oda ve eklentilerinde izin

verilebilir.

Maket bıçağı, tornavida gibi kesici ve

delici alet ile boyama ve yapıştırmada kullanılan madde ve malzemelerin koğuş,

oda ve eklentilerinde bulundurulmasına izin verilmez."

B. Uluslararası Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 35. maddesine 14. Protokol'le eklenerek

1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadında

bu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan hakların

Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevine

yoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi

amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.), B.

No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). De minimis non curat praetor (Hâkim

önemsiz ve küçük işlerlerle uğraşmaz.) prensibine göre yeni kabul edilebilirlik

şartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme

tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması

gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05,

1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın

mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel

durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir

(Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34).

24. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve

protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun

esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu

kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönüne gelmiş olan Sözleşme ile

ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda

bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van

Houten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye

(k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak kendi

içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayan

başvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No:

42978/06, 16/9/2014).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; alıkonulan eşyalarından olan şalvarı

duruşmalarda ve farklı ceza infaz kurumlarında bulunduğu zamanlarda

kullandığını, sağlık nedeniyle şalvar dışında giysi giymediğini ve şalvarı ile

şalının kültürel hayatının da bir parçası olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu;

yazar olduğunu, edebî ve sanatsal faaliyetlerini yürütmek için makas, para

bandı, keçeli kalem, kalemlik gibi eşyalara ihtiyaç duyduğunu, anılan eşyaların

alıkonulması nedeniyle yazın çalışmalarının engellendiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu; İnfaz Kurumunun keyfî ve hukuksuz uygulamasıyla eşyalarının

alıkonulduğunu, yaptığı itirazların gerekçesiz ve hakkaniyete aykırı şekilde

reddedildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; bu nedenlerle özel hayata saygı hakkının,

mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

ihlalin tespit edilmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile lehine tazminata

hükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Dosya kapsamı ve alıkonulan eşyaların niteliği dikkate alındığında

başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Mehmet Çelebi Çalan

(2), B. No: 2014/5674, 8/6/2017, § 24).

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

1. Anayasal ve Kişisel Önemden Yoksun Olma Kriterine

İlişkin Genel İlkeler

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında

herkesin bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşın

yukarıda yer verilen Kanun maddesinde anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya

bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin önemsiz ve küçük işlerle

uğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim De minimis non curat praetor

ilkesidir. Bu ilkenin temelinde yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl

işlevlerine odaklanmalarını sağlamak ve buna engel teşkil edecek olan önem

derecesi düşük davaların ve başvuruların iş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V.

[GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47; Seyfeddin Bahar, B. No:

2014/10204, 5/4/2017, § 25).

30. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önem

olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara

uğramamasıdır (K.V., §§ 55-57; Seyfeddin Bahar, § 26).

31. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak

kanun koyucu Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma, Anayasa’nın

yorumlanması açısından önem taşıma ve temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma şeklinde üç unsur

belirlemiş olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa

hükümlerinin yorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerin

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal

önemin temel hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin yorumlanması

ve uygulanması açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki

unsurunun bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V., § 61; Seyfeddin

Bahar, § 27).

32. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir

başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki

unsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V.,

§ 62). Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı

meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini

yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama

ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal

öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63; Seyfeddin Bahar,

§ 28).

33. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru

ise özellikle Anayasa Mahkemesinin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu

makamları ve derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta

kendisini gösterir. Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın

uygulanması açısından önemli olduğu anlamına gelmez. Anayasa

hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi

için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin

uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın

da önemli olması gerekir (K.V., § 64; Seyfeddin Bahar, § 29).

34. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun

önemli bir zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın

başvurucunun kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir.

Somut olayda ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun

subjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da

dâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve

objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilir (K.V., §§ 66, 67; Seyfeddin Bahar, § 30).

2. İlkelerin Olaya Uygulanması

35. Somut olayda başvurucunun iddiası, kişisel

eşyalarının İnfaz Kurumu tarafından alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğidir.

36. Anayasa Mahkemesi daha önce önüne gelen birçok

başvuruda, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının

kapsam ve içeriğini belirlemiş; bu konuda uygulamaya yön verebilecek

zenginlikte içtihat oluşturmuştur (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,

19/12/2013; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014; Ahmet

Acartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015; Halime Sare Aysal [GK], B.

No: 2013/1789, 11/11/2015; Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552,

25/2/2016; Aynur Özdemir ve diğerleri, B. No: 2013/2453, 24/3/2016; Hüseyin

Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk, B. No: 2013/6587, 24/3/2016; D.Ö.

(2) [GK], B. No: 2014/1291, 13/10/2016; Ahmet Temiz (7), B. No:

2014/804, 8/6/2017). Somut başvuruda dile getirilen benzer şikâyetlerin Anayasa

Mahkemesince daha önce incelendiği ve ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı

anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir içtihadının

bulunduğu kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna

varılmaktadır.

37. Öte yandan İnfaz Kurumu tarafından alıkonulan ve

başvuruya konu edilen eşyaların mevzuat çerçevesinde ikame edilebilir nitelikte

olduğu ve yaşamsal bir öneminin bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca edebi ve

sanatsal çalışmalarını sürdürecek şekilde başvurucuya imkânlar sunulduğu,

yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda tutulmasından dolayı başvurucunun

birtakım sınırlamalara maruz kalmasının doğal olduğu ve bu bağlamda söz konusu

sınırlamanın ölçülülükten uzak olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar

birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu eşyaların güvenlik gerekçesiyle

başvurucuya verilmemesinin kendisi açısından önemli bir zarar doğurmadığı

sonucuna ulaşılmaktadır.

38. Bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sıklıkla

uygulanmış açık bir içtihadının bulunduğu -kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine ilişkin- somut başvurunun

Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi

başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli

yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan 226,90 TL harçtan ibaret

yargılama giderinin, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvurucudan TAHSİLİNE

28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Murat TÜRK Vekili : Av. Ramazan DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19665, 28 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurunun kabul edilemez bulunması nedeniyle adli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19665
Tarih
28 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Arif Çevik Başvurusu (B. No: 2014/16144)
  • Cumaali Yavuz ve Şeyhmus Güner Başvurusu (B. No: 2014/2718)
  • Bülent Sağlam Başvurusu (B. No: 2014/6225)
  • İbrahim Turgut Başvurusu (B. No: 2015/1792)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2015/13077)
  • Sedat Demiral Başvurusu (B. No: 2015/1538)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.