İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mürvet Orhan ve Osman Orhan Başvurusu (B. No: 2016/67616)

1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesi

Başvuru No2016/67616Tarih21 Mart 2019Okuma14 dk · 2.881 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mürvet Orhan Ve Osman Orhan Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2019
Başvuru Numarası
2016/67616
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.881 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Bursa 3. İcra Müdürlüğünde ipoteğin paraya

çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde adlarına kayıtlı taşınmazın satış

işleminin iptali için Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

ihalenin feshi davası açmışlardır.

9. Mahkeme 6/11/2015 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

10. Mahkemenin hüküm celsesi tutanağı ve gerekçeli kararında,

kararın davacı vekili ile davalının yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden

itibaren on gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verildiği

belirtilmiştir.

11. Gerekçeli karar 22/12/2015 tarihinde başvurucular vekiline

tebliğ edilmiş, başvurucular 28/12/2015 tarihinde anılan kararı temyiz

etmiştir.

12. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (Daire) 21/3/2016 tarihli

kararında, Mahkeme kararının temyiz edene 6/11/2015 tarihinde tefhim

edildiğini, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra 28/12/2015

tarihinde verildiğini belirterek başvurucuların temyiz dilekçesini süre

yönünden reddetmiştir.

13. Karar düzeltme talebi Dairenin 22/9/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

14. Ret kararı 11/10/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiş, 9/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 9/6/1932 tarihli ve 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun mülga 363. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"İcra mahkemesinin vereceği kararlardan:

...

9. (Değişik bent: 6/6/1985-3222/45 md.) Taşınır ve taşınmaz malların ihale kararlarının

feshine veya fesih talebinin reddine;

...

(Değişik

fıkra: 9/11/1988-3494/60 md.) İlişkin kararlarla bu

Kanunda temyiz kabiliyeti kabul edilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden

itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki, 1, 2, 3 ve 5 inci

bentlerde takip konusu alacakta ihtilaflı kalan değer veya miktarın; 4, 6, 7,

8, 9, 11, 15, 16 ve 17 nci

bentlerde merci kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin; 10 uncu

bentte sırası itiraza uğrayan alacağın tutarının ve 18 inci bentte de

yanlışlığı öne sürülen alacak miktarının ikimilyar

lirayı geçmesi şarttır.

..."

16. 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile 2004 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 7. madde şöyledir:

"Bölge

adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında

Kanunun geçici 2 nci maddesi

uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten

önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şu şekildedir:

"Hüküm "Türk Milleti Adına"

verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yolları ve süresini.

…"

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası

olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve

yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne

getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36),

Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda

bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletin kendi takdirine

bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması

durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme

usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

20. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamaların

Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,

28/5/1985, § 57).

21. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevinin yerel mahkemelere

ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme

ile uyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun temyiz başvurusunda

öngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerli

olduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğin

düzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,

B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte

mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını

ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması

sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, §

29).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular; Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında temyiz

süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağının açıkça

belirtildiğini, gerekçeli kararın 22/12/2015 tarihinde kendilerine tebliğ

edildiğini, kararda belirtilen süre içerisinde 28/12/2015 tarihinde temyiz

talebinde bulunduklarını, ancak Yargıtayın temyiz

süresini tefhim tarihinden başlatarak temyiz taleplerini reddettiğini,

mahkemenin temyiz süresi ve şeklini doğru olarak bildirme yükümlülüğünün

bulunduğunu, bu hususta sorumluluğunun kendilerine yüklenemeyeceğini belirterek

Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talebinde bulunmuşlardır.

.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetinin özünün, temyiz

talebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelik

olmasından dolayı iddialar, adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer

alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

27. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. Maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik

uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak

nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına

karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte

gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı

tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

30. Süre yönünden temyiz dilekçesinin reddinin mahkemeye erişim

hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

33. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

34. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin temyiz talebini

2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyle

reddettiği anlaşılmaktadır.

35. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği ret

kararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşru

amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi

tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolu

başvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlik

ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret

etmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805,

25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

37. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle, başvurucuların

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve

başvuruculara ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi

gerekir.

(1) Genel

İlkeler

38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, § 52).

39. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte

yargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Dava

açılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerin yetkili

mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerin

bulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hasan İşten, § 45).

40. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine

ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini

engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten

kaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki

aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden

bireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini

ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan

kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden

kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin

engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun

yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular

yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabilir (Hasan İşten, § 46).

41. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki Cemile Akyıldız (B. No: 2014/1382,

22/9/2016 § 46) kararında, Anayasa Mahkemesi, dava açma sürelerini düzenleyen

son derece karışık ve dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii ve

süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin usul

kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkını zedeleyecek şekilde katı

yorumdan kaçınmalarının gerektiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti

inceleyen icra hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz

süresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş

gün olarak gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek

hareket etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde

talepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay

değerlendirmesinin, başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak

ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği ve kararın başvurucunun

mahkemeye erişim hakkını zedelediğini belirtmiştir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucular; Yargıtay tarafından temyiz dilekçelerinin süre

yönünden reddine karar verilerek temyiz haklarının ellerinden alındığını iddia

etmişlerdir.

43. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucuların temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yolu

incelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir

müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

44. Başvuru konusu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan

2004 sayılı Kanun’un 5311 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki 363. maddesine

göre ihalenin feshi davalarında, temyiz süresinin kararın tefhim veya tebliğden

itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Yine 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm

içeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

45. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmında

kanun yolu ve süresinin doğru bir şekilde belirtilmesi zorunluluğu, tarafların

karara karşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları

açısından önem arz etmektedir.

46. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında "...dair davacı vekili ile davalı yüzüne karşı

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık

olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı."

ibaresi kullanılarak temiz süresinin kararın tebliğinden itibaren

başlayacağının belirtildiği, başvurucuların gerekçeli kararın tebliğ edildiği

tarihe göre süresi içinde temyiz talebinde bulunmalarına rağmen, Yargıtay 12.

Hukuk Dairesinin 21/3/2016 tarihli kararında, kısa kararın tefhim edildiği

tarihe göre yasal süre içinde talepte bulunulmadığını belirterek (bkz. § 12)

temyiz dilekçesini reddettiği anlaşılmıştır.

47. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §

49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesinin görevi, usul kurallarının uygulanması

konusunda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini denetlemek

olmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını,

Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.

48. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında 22/12/2015 tarihinde

Mahkemenin gerekçeli kararını tebellüğ eden başvurucuların kısa ve gerekçeli

kararda belirtilen temyiz süresinin kararın tebliğinden itibaren işlemeye

başlayacağı hususuna güvenerek bu süre içinde temyiz talebinde bulunmasının,

mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında makul görülmesi gerekmektedir.

Uyuşmazlık karara bağlanırken başvurucuların, kanun yoluna başvuru şeklinin

Mahkeme tarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda

bırakılmaları başvurucular üzerinde ağır bir yüke neden olmaktadır. Bu açıdan

başvurucuların katlanmak zorunda kaldıkları külfetin hedeflenen meşru amaçlarla

orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

49. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

51. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.

52. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

53. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla

yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında

düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın

yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması

hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira

ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği

hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden

Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken

işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

54. Başvurucular, ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 10.000 TL manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuşlardır.

55. Anayasa Mahkemesi; başvurucuların temyiz hakkını kullanma

imkânını kısıtlayacak bir yorum yapılarak temyiz talebinin reddine karar

verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

56. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş,

temyiz isteminin reddi yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usule

ilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastan

incelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin dosyanın Yargıtaya gönderilmesini sağlamak üzere Mustafakemalpaşa

İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

57. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından başvurucuların tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla ilgili Yargıtay

Dairesine gönderilmek üzere Mustafakemalpaşa İcra Hukuk Mahkemesine (E.2015/28,

K.2015/133) GÖNDERİLMESİNE,

D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucuların

tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Mürvet

ORHAN

2. Osman

ORHAN

Vekili

:

Av. İlker

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/67616, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. D. Yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucuların
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. Orhan
  20. Orhan
  21. Yılmaz
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/67616
Tarih
21 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Murat Eren Başvurusu (B. No: 2016/4638)
  • Abdülhalık Erkek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4591)
  • İsmet Tan Başvurusu (B. No: 2015/2285)
  • Satılmış Çağıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15853)
  • Süreyya Kıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1782)
  • Turhan Kanaoğlu Başvurusu (B. No: 2016/11436)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.