İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Çelikoğlu Başvurusu (B. No: 2014/3007)

1. Başvuru, iş mahkemesinde açılan alacak davasında savunma

Başvuru No2014/3007Tarih2 Şubat 2017Okuma11 dk · 2.275 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Çelikoğlu Başvurusu

Karar tarihi
2 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3007
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.275 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde açılan alacak davasında savunma

hakkının kısıtlandığı, onama kararının gerekçesiz olarak verildiği ve

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu aleyhine 23/5/2003 tarihinde Ankara 15. İş

Mahkemesinde açılan alacak davasında davacı şirket, başvurucunun şirkette

muhasebeci olarak çalışırken sahte talimatlar, hayali çek ödemeleri ile zarara

yol açtığını ileri sürmüş, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla

başvurucudan 100.000 TL tahsil edilmesini istemiştir.

9. Yapılan değerlendirme sonunda alınan bilirkişi raporu

doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin 18/3/2009 tarihli kararı ile davanın

kabulüne hükmedilmiş, duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucu karar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 24/4/2012 tarihinde bozulmuştur. Bozma ilamının

ilgili kısımları şöyledir:

"Dava ticari davaolmayıp, iş Hukukunun

kendine özgü yapısı gereği ticari defterlerin dışında işyerindegayri

resmiolarak tutulan defter ve kayıtların da delil

değeri vardır.Buitibarla davalıişçinin dayandığı resmiolmayan

kasa defterinin celbi sağlanmalı ve resmi defterler ile diğer kayıtlarla

birlikte değerlendirilerek gerçek durumtespit

edilmelidir. Gerekirse yeniden bir bilirkişiincelemesiyapılarak,iddia

ve savunmalar ileraporlara itirazlar çerçevesinderapor tanzimi istenmelidir.

..."

10. Bozma sonrası yeniden bilirkişi raporu hazırlatılarak yargılamaya

devam edilmiştir.

11. Hazırlanan bilirkişi raporu 9/5/2013 tarihli duruşmada

Mahkemeye sunulmuş, başvurucu vekili bu duruşmada hazır bulunmamış, anılan

tarihli duruşma tutanağının incelenmesinde Mahkemece başvurucu vekilinin hazır

olmadığının, herhangi bir mazeret dilekçesinin de kalemde, duruşma salonunda ya

da Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) bulunmadığının görüldüğünün

belirtildiği anlaşılmıştır.

12. Sonraki duruşma 11/6/2013 tarihinde yapılmış bu duruşmada da

başvurucu vekilinin hazır olmadığı, Mahkemeye mazaret

dilekçesi sunarak duruşmanın saat 11.30'a ertelenmesini istediği, ancak saat

11.50 olmasına rağmen duruşmaya gelmediği ve Mahkemenin davaya ilişkin saat

hükmünü saat 11.58'de açıkladığı görülmüştür.

13. Ankara 15. İş Mahkemesinin 11/6/2013 tarihli kararı ile

davanın kabulüne hükmedilmiştir. Kararın ilgili bölümleri şöyledir:

"...

Bilirkişiler, bilirkişi raporunun değerlendirme ve sonuç bölümünde

belirttikleri üzere dava dosyasındaki mevcut belgeler ile şirket merkezine gidilerek

kayıtlar üzerinde bu arada resmi olmayan kasa defteri de incelenmek suretiyle

rapor tanzim etmişlerdir. Bilirkişi raporunda aynen "son döneme ait

tediyeler, bankalardan çekilen yatırılan meblağlar, hesap takibi ve kayıtlar,

davalı Musatafa Çelikoğlu tarafında yapılmış olup,

tüm kayıtlar bilirkişiliğimizce yeniden incelenmiş, tüm raporlardaki tespitler

ve gayri resmi tutulan kasa defterindeki hususların tümü birlikte yeniden

değerlendirilmiş (inceleme 2000 ve 2003 yılı yevmiye ve defterikebir ile elle

tutulan gayri resmi kasa defteri, banka ekstreleri, makbuzlar ve ilgili sair

evrak ile şirket bilgisayarları üzerinden yapılmıştır) " hususunu

belirtmişlerdir. Bilirkişilerin bu belirlemeleri göz önüne alındığında iş

yerinde tutulan resmi ve gayri resmi tüm belgeler iş yeri defterleri

bilgisayarları incelenmiş olup ayrıca daha önce mahkememizce alınan ve yargıtay ilamında çelişki olduğu belirtilen raporlarda

incelenmiş bu şekilde rapor tanzim edilmek suretiyle bozma ilamında belirtilen

eksiklikler giderilmiş raporlar arasındaki çelişkide göz önüne alınarak yeniden

rapor tanzim edilmiştir.

...

Görüldüğü üzere gayri resmi kasa defteri de gözetilmek suretiyle

yapılan hesaplama davacı lehine rakam içermesine rağmen davacı vekili gayri

resmi kasa defteri gözetilmeksizin yapılan hesaplama neticesinde tespit edilen

786.196,00 TL rakamını kabul etmiştir. Bu durumda davalı vekilinin gayri resmi

kasa defterindeki imzaya itirazının hukuki bir sonuç doğurmayacağı gibi diğer

itirazları yerinde görülmeyerek bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen

11.03.2013 tarihli rapor mahkememizce uygun bulunmuş olup bu raporda tespit

edilen rakamlardan taleple bağlılık ilkesi de gözetilmek suretiyle davacı

şirketin 786.196,00 TL alacağı bulunduğu kanaatine varılarak yine taleple bağlı

kalınarak 100.000,00 TL nin kabulüne davacının fazla

hakkının saklı tutulmasına karar verilmek suretiyle davanın kabulü cihetine

gidilmiştir.

..."

14. İlk Derece Mahkemesinin kararı temyiz aşamasında duruşmalı

olarak incelenmiş Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 5/11/2013 tarihli ilamı ile

onanmış ve yargılama süreci sona ermiştir. Onama ilamının ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun

olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına gore, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi

ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, [davacı

yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parası ile aşağıda yazılı

temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.11.2013 gününde oybirliği ile

karar verildi.]"

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013 § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle

ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Mehmet

Salih Ayyıldız, B. No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

19. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresinin

makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği

gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin Kılıç,

§§ 57, 58).

20. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 10 yıl 5 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

22. Başvurucu, Ankara 15. İş Mahkemesinde yürütülen yargılama

sürecinde 9/5/2013 tarihli celse ile 11/6/2013 tarihli celse için vekilinin

mazeret talebinde bulunmasına karşın bu taleplerinin dikkate alınmadığını,

ayrıca davacı tarafın 16/5/2013 tarihli cevap dilekçesinin de kendisine tebliğ

edilmediğini, Yargıtayca yapılan temyiz incelemesi

sonucunda da temyiz dilekçesinde belirtilen hususlara ve temyiz aşamasında

yapılan duruşmada ileri sürülen savunmalara açıklama getirilmediğini, İlk

Derece Mahkemesi kararının tek dereceli denetime tabi tutulduğunu belirtmiş

savunma hakkının, gerekçeli karar hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

1. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, yargılama sürecinde 9/5/2013

tarihli celse ile 11/6/2013 tarihli celse için vekilinin mazeret talebinde

bulunmasına karşın bu taleplerinin dikkate alınmadığı, ayrıca davacı tarafın

16/5/2013 tarihli cevap dilekçesinin de kendisine tebliğ edilmediği

şikâyetlerinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargı ilkesi çerçevesinde

incelenmesi uygun görülmüştür.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

25. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

26. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,

bilirkişi raporunun sonucunaitiraz edememesi ya da

delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma

hakkının ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

27. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

içtihatlarına göre de, savunma makamının tanık

dinletme taleplerinin gerekliliği ya da bilirkişi raporu benzeri delillerin

kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi hususları ulusal mahkemelerin yetkisi

dâhilindedir (S.N./İsveç, B. No:

34209/96, 2/7/2002, § 44).

28. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme

yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa

Mahkemesi'nin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi başvuru konusu

yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel

anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak

hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Bu anlamda, delillere ilişkin

dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında

değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

29. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin yapmış olduğu

yargılama sırasında başvurucuya sunulan belgelere ilişkin olarak inceleme yapma

ve beyanda bulunma olanağı ile alınan bilirkişi raporlarına karşı karşı beyanda bulunma olanağı tanındığı,dava

dosyası ile ilişkili görülen bir başka dava dosyasının incelendiği ve yapılan

değerlendirme sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine

başvurucu tarafın kararı temyiz ettiği, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak

yapılarak başvurucunun talepleri yönünde eksik inceleme nedeniyle kararın

bozulduğu, bozma üzerine devam eden yargılamada tekrar bilirkişi raporu

hazırlatılarak yapılan değerlendirme sonucu davanın kabul edildiği, duruşmalı

olarak yapılan temyiz incelemesinin ardından ise Mahkeme kararının onandığı

anlaşılmaktadır. Başvuruya konu yargılama süreci yukarıda belirtilen içtihatlar

doğrultusunda incelendiğinde; çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerine yönelik yargılamanın bütünlüğü içinde açık ve görünür bir ihlal

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Diğer taraftan, başvurucu 9/5/2013 tarihli celse ile

11/6/2013 tarihli celse için vekilinin mazeret talebinde bulunmasına karşın bu

taleplerinin dikkate alınmadığını belirtmiş ancak duruşma tutanakları üzerinde

yapılan incelemede başvurucunun 9/5/2013 tarihli duruşma için mazeret dilkeçesi sunmadığı, 11/6/2013 tarihli duruşma içinse

mazeret dilekçesi sunmasına karşın dilekçesinde belirttiği saatte duruşmaya

katılmadığı anlaşılmıştır.

31. Ayrıca başvurucu, davacı tarafın 16/5/2013 tarihli cevap

dilekçesinin de kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmiş, ancak somut olarak

bu şikâyet kapsamında yargılama makamları nezdinde dile getiremediği hangi

iddiaları ileri süreceğine, bu iddianın yargılamaya ne yönde etki edeceğine

ilişkin olarakherhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

32. Dolayısıyla başvuruda ileri sürülen bu şikâyetler kapsamında

da bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucunun, Yargıtayca yapılan

temyiz incelemesi sonucunda temyiz dilekçesinde belirtilen hususlara ve temyiz

aşamasında yapılan duruşmada ileri sürülen savunmalara açıklama getirilmediği

şikâyetinin gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.

35. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

36. Somut olayda, incelenen kararda gösterilen gerekçenin kanun

yolu merciince uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Karar Düzeltme Yoluna

Başvuru Hakkının Olmadığına İlişkin İddia

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel

başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

39. Karar düzeltme yoluna başvuru hakkı, Anayasa’da güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da

girmemektedir (Set Makina Ticaret Ltd. Şti.,

B. No: 2013/816, 6/2/2014, § 48).

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …”

42. Başvurucu tazminat talebinde bulunmuştur.

43. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

44. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Karar düzeltme yoluna

başvuru hakkının olmadığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Ankara 15. İş Mahkemesine (E.2012/443,

K.2013/412) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

2/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Mustafa

ÇELİKOĞLU

Vekili : Av. Cenk Sadık VURAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3007, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Makul Sürede
  8. B. Diğer İhlal İddiaları
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. A. 1. Makul sürede
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Gökcan
  14. Perdecioğlu
  15. Çelikoğlu
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3007
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Öztürk Yazici Başvurusu (B. No: 2014/4549)
  • Hacı Osman Kaya Başvurusu (B. No: 2016/41934)
  • Ö. N. M. Başvurusu (B. No: 2014/14751)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/9462)
  • Can Araz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8745)
  • Yaşar Türkmen Başvurusu (B. No: 2014/5418)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.