İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Esen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8611)

1. Başvurucular, 6/12/2004

Başvuru No2013/8611Tarih10 Mart 2015Okuma12 dk · 2.460 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Esen Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/8611
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.460 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 6/12/2004

tarihinde Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında

hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını, yürürlükteki yasaların dava konusu

uyuşmazlığa uygulanmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişler, yeniden yargılama yapılmasını veya tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/11/2013

tarihinde Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 4/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular, 6/12/2004

tarihinde, ortakları oldukları şirketin yönetim kurulu başkanının, işçi

alacakları nedeniyle şirket aleyhine icra yoluna başvurulmasının ardından diğer

ortakları bundan haberdar etmeden söz konusu alacakları şahsen ödeyerek temlik

aldığını, bu duruma istinaden kendini alacaklı, şirketi borçlu kılarak icra

takiplerine devam ettiğini, ilerleyen aşamalarda şirketin tek gayrimenkulünü

icra yolu ile gerçek değerinin çok altında sattırdığını, bu şekilde hileli

işlemler sonucu şirketi zarara uğrattığını belirterek, Bursa 1. Asliye Ticaret

Mahkemesinde şirket yönetim kurulu başkanı aleyhine tazminat davası

açmışlardır.

8. Bursa 1. Asliye Ticaret

Mahkemesi, 27/5/2009 tarih ve E.2004/946, K.2009/216 sayılı kararı ile davalı

yönetim kurulu başkanının, davaya konu taşınmazın satışına neden olan şirket

borçlarını diğer ortaklara bildirmediğini, ayrıca taşınmazın rayiç değerinin

çok altında bir fiyat ile satıldığını, bu nedenle aradaki farktan davalının

sorumlu olduğunu belirtmiş ve davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.

9. Temyiz incelemesi sonucunda

ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16/6/2011 tarih ve E.2009/14436, K.2011/7339

sayılı ilâmı ile davalı yönetim kurulu başkanının, şirket yöneticisi olarak

değil, alacağı temlik alan sıfatı ile hareket ederek yasal haklarını

kullandığını, bu nedenle herhangi bir sorumluluk altında olmadığını belirterek,

İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur.

10. Aynı Daireye başvurucular

tarafından yapılan karar düzeltme istemi, 13/12/2011 tarih ve E.2011/13510,

K.2011/16898 sayılı ilâm ile reddedilmiştir.

11. Bozma kararı üzerine

dosyanın tevzi edildiği Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi bozmaya uyarak,

1/3/2012 tarih ve E.2012/16, K.2012/49 sayılı kararı ile Yargıtay bozma

ilamında belirtilen gerekçelere dayanarak davayı reddetmiştir.

12. Başvurucuların kararı

temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2/5/2013 tarih ve E.2012/9145,

K.2013/8924 sayılı ilâmı ile kararı onamış, karar düzeltme istemini de

19/9/2013 tarih ve E.2013/11591, K.2013/16162 ilâmı ile reddetmiştir.

13. Bu karar, başvuruculara

1/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular, 27/11/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

15. Bireysel başvuru dosyası

üzerinde yapılan incelemede başvuruculardan Saniye Keskin’in 9/2/2014 tarihinde

vefat ettiği tespit edilmiş, Anayasa Mahkemesince, başvurucular vekiline vefat

eden başvurucu adına mirasçılarının başvuruya devam edip etmeyecekleri

sorulmuş, başvurucular vekili, 20/10/2014 tarihli dilekçe ile, vefat eden

başvurucu Saniye Keskin’in geriye tek mirasçı olarak bir diğer başvurucu olan

oğlu Mustafa Esen’i bıraktığını, Mustafa Esen’in de murisi adına başvuruya

devam ettiğini bildirmiştir.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

17. 29/6/1956 tarih ve 6762

sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 336. maddesi şöyledir:

“İdare meclisi azaları şirket namına yapmış

oldukları mukavele ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak

aşağıda yazılı hallerde gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket

alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler.

1. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından

vukubulan ödemelerin

doğru olmaması;

2. Dağıtılan ve

ödenen karpaylarının hakiki olmaması;

3. Kanunen tutulması

gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir

surette tutulması;

4. Umumi heyetten

çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi;

5. Gerek kanunun

gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması. …”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 27/11/2013 tarih ve

2013/8611 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, ortaklar

olarak, aleyhine tazminat davası açtıkları şirket yönetim kurulu başkanının

şirket işçilerinin şirketten olan alacaklarını temlik aldığını, buna istinaden

şirket aleyhine icra takibinde bulunduğunu, takip sonunda şirkete ait bir

gayrimenkulü gerçek değerinin altında ve hileli olarak sattırdığını ileri

sürdükleri halde, İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davalarının, Yargıtayca hakkaniyete uygun değerlendirme yapılmayarak ve

yürürlükteki yasalar uyuşmazlığa uygulanmayarak reddedildiğini, ayrıca

yargılama süresinin makul olmadığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

20. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucuların açtıkları tazminat davasına ilişkin yargılamanın

sonunda, ilgili kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak hakkaniyete uygun

olmayan karar verildiğini belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilen

kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddiaların tamamı yargılama

sonucunun adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan

başvurucuların yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı iddiaları ayrıca

değerlendirilmiştir.

21. Başvurucu Saniye Keskin’in

bireysel başvuru tarihinden sonra, 9/2/2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmışsa

da, tek mirasçı olan başvurucu Mustafa Esen’in mirasçı

ve asıl başvurucu olarak bireysel başvuruya devam ettiğini belirtmesi

nedeniyle, başvurucu Saniye Keskin’in mirasçısı başvurucu Mustafa Esen’in

mirasçı sıfatıyla başvuruya devam etme talebi kabul edilerek inceleme

yapılmıştır. Bununla birlikte başvurucu Mustafa Esen’in bireysel başvuruya konu

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin dava dosyasında yargılamanın başından

itibaren davacı sıfatıyla yargılamaya katıldığı belirlenmiş, bu hususlar göz

önünde bulundurularak ihlal iddiaları değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Somut olayda başvurucular,

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında, İlk Derece

Mahkemesince talepleri doğrultusunda verilen kısmi kabul kararının, ilgili

kanun hükümlerine aykırı olarak Yargıtay tarafından bozulduğunu, İlk Derece

Mahkemesinin hakkaniyete aykırı olan söz konusu bozma kararına uyması sonucu

davalarının reddedildiğini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

27. Başvurucular

tarafından açılan davayı gören Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, esasa ilişkin

ilk kararında, davalı tarafın yönetim kurulu başkanı olarak, şirket aleyhine

yapılan icra takibinden diğer ortakları haberdar etmemesi ve icra takibinin

sebebi olan alacakları temlik alarak şirket aleyhine takibe devam etmesi sonucu

uyuşmazlığa konu taşınmazı rayiç bedelinin altında satması gerekçeleri ile

davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm kurmuşken, temyiz incelemesi sonucu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davalının şirket yöneticisi sıfatı ile değil,

alacaklı sıfatı ile hareket etmesi sonucu yasal haklarını kullandığı

gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozmaya uyan Bursa 3.

Asliye Ticaret Mahkemesi, Yargıtay ilâmında belirtilen doğrultuda davanın

reddine hükmetmiş, bu karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek

kesinleşmiştir.

28. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucuların iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Başvurucular, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadıkları gibi İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın

kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya

açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası Yönünden

31. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucular, 6/12/2004 tarihinde Bursa 3. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

33. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, şirket yönetim kurulu

başkanının sorumluluğuna dayalı olarak açılan tazminat davasında, 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

36. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

6/12/2004 tarihidir.

37. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucuların karar düzeltme

taleplerinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesince reddedildiği 19/9/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

38. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun 6762 sayılı mülga Kanun’un

336. maddesinden kaynaklanan sorumluluğa ilişkin tazminat davası olduğu,

yargılama boyunca resmi kurumlara müzekkereler yazılarak bilgi talep edildiği,

ticari hesap ve defterlerin incelendiği, rayiç bedelinin altında satıldığı

ileri sürülen taşınmaz başında üç kez keşif yapıldığı, bilirkişi raporlarının

alındığı, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar

verildiği, bu kararın Yargıtayca bozulmasının ve

karar düzeltme isteminin de reddedilmesinden sonra, bozma ilamında belirtilen hususlar

doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine karar verdiği, bu kararın

temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

39. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

40. Başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıl dokuz ayı aşkın yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

42. Başvurucular, başvuru konusu

yaptıkları yargılama sürecinde adil yargılanma hakları ile mülkiyet haklarının

ihlal edilmesi nedeniyle yeniden yargılamaya karar verilmesini veya tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıl dokuz ayı aşkın yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvuruculardan,

Saniye Keskin’in mirasçısı olup, başvuruya konu yargılamanın başından beri

yargılamaya katılmış olan ve aynı zamanda bireysel başvuruya da başından beri

taraf olan Mustafa Esen’e net 6.650,00 TL ve başvurucu Münise

Esen’e net 6.650,00 manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucular Mustafa Esen ve Münise Esen’e müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucular Mustafa Esen ve Münise

Esen’e ayrı ayrı net 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULAR Mustafa

Esen ve Münise Esen’e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucular

:

Mustafa ESEN

Münise

ESEN

Saniye KESKİN Vekilleri : Av. Nur Hilal SARIKARTAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8611, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucular Mustafa Esen ve Münise
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Kaleli
  18. Dursun
  19. Esen
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8611
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Şeyhmus Güneşlioğlu ve Ali Aydın Başvurusu (B. No: 2013/5306)
  • Süleyman Can Başvurusu (B. No: 2014/3102)
  • Melahat Atılgan Başvurusu (B. No: 2014/2710)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/6943)
  • Mehmet Akif Hadioğlu Başvurusu (B. No: 2014/6666)
  • Oğuz Sorguç ve Nedim Sorguç Başvurusu (B. No: 2014/14196)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.