İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oğuz Sorguç ve Nedim Sorguç Başvurusu (B. No: 2014/14196)

1. Başvurucular,

Başvuru No2014/14196Tarih25 Mart 2015Okuma14 dk · 2.719 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Oğuz Sorguç Ve Nedim Sorguç Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/14196
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.719 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

tutukluluklarının kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı

hâle geldiğini, ayrıca tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin

yetersiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 20/8/2014

tarihinde Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 26/11/2014 tarihinde 2014/14201 sayılı başvurunun, aynı Bölüm

Üçüncü Komisyonunca da 31/10/2014 tarihinde 2014/14196 sayılı başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyaların Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Yapılan incelemede; konu

bakımından aynı nitelikte olmaları nedeniyle 2014/14201 numaralı başvurunun

2014/14196 numaralı başvuru üzerinde birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru dilekçesi ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, haklarında

yürütülen soruşturma kapsamında Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/5/2006

tarih ve 2006/5 sorgu sayılı kararıyla kasten insan öldürme suçundan

tutuklanmışlardır. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama

sonucunda 18/10/2010 tarih ve E.2006/295, K.2010/370 sayılı kararı ile

tasarlayarak kasten insan öldürme suçundan müebbet, kasten yaralama suçundan

ise 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve tutukluluk

hallerinin devamına karar verilmiştir.

7. Anılan kararın temyizi

üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 15/3/2012 tarih ve E.2012/754, K.2012/1845

sayılı kararla hükmün bozulmasına karar vermiştir.

8. Bozma kararı üzerine yeniden

başlanan yargılamada Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi 7/11/2012 tarih ve

E.2012/212, K.2012/302 sayılı kararla dava dosyasının İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2006/146 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Yargıtay

5. Ceza Dairesinin 19/11/2013 tarihli kararıyla Bakırköy 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin birleştirme kararının kaldırılmasına karar vermesi üzerine dosya,

Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/19 sırasına kaydedilmiştir.

9. Bakırköy 6. Ağır Ceza

Mahkemesi E.2014/19 sayılı dosyada 8/1/2014 tarihli tensip zaptı ve 10/2/2014, 24/3/2014,

8/5/2014, 3/7/2014, 16/7/2014, 22/8/2014 ve 15/9/2014 tarihli oturumlarda

başvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Kararların

gerekçesi şu şekildedir:

“Sanıklar Oğuz SORGUÇ, … ile

Nedim SORGUÇ'un üzerilerine

atılı nitelikli şekilde kasten insan öldürme suçunu işlediklerine dair otopsi

tutanağına, Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi raporuna, tanık anlatımlarına, ölü

muayene tutanağına, maktulün resimlerine, olay yeri inceleme raporuna, olay

yeri ve olayın gerçekleştiği araç fotoğraflarına, şikayetçi anlatımlarına, katılan

anlatımlarına dayanan somut olguların tespit edilmiş olması nedeniyle genel

tutuklama nedeni olan kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin tutuklama

sebebinin varlığının tespit edilmiş olması ve halen bu tespitin devam ediyor

olması,

Sanıkların serbest

bırakılmaları halinde firar edip saklanacaklarına dair özel tutuklama nedeninin

varlığının saptanmış olması,

Keza serbest

bırakılmaları halinde sanıkların delilleri değiştireceklerine dair somut

olguların saptanmış olması nedeniyle özel tutuklama nedeninin varlığının tespit

edilmiş olması,

Atılı suçun CMK.nın 100/3 üncü maddesinde sayılan katalog suçlardan

olması ve iş bu suçlar açısından kanunun tutuklama sebebinin varlığını CMK.nın 100/3 ncü maddesinde

kanuni karine olarak var kabul etmesinden kaynaklanan özel tutuklama sebebinin

varlığı,

Sanıkların tutuklama

yerine bir adli kontrol yükümlülüğü altına konulmalarının, bu kurumun

sanıkların ihtiyarına bağlı olarak işlemesi, sanıkların dilediğinde bu kurumun

kurallarına riayet etmeme iktidarlarının bulunuyor olması ve yukarıda izah

edildiği üzere bu kurallara riayet edecekleri yönünde mahkememizde vicdani

kanaatin oluşmaması nedeniyle sanıklar hakkında adli kontrol altına alınma

tedbirinin yeterli görülmemesi nedenleriyle;

Ve sanıkların üzerilerine atılı nitelikli şekilde kasten insan öldürme

suçunun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama

tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlükte görülmediğinden,

Sanıklar Oğuz SORGUÇ,

… ile Nedim SORGUÇ'un nitelikli şekilde kasten insan

öldürme suçundan dolayı CMK.nın 100 üncü ve müteakip

maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına,”

10. Başvurucular, Bakırköy 6.

Ağır Ceza Mahkemesinin 16/7/2014 tarihli celsesinde verilen tutukluluk halinin

devamına ilişkin karara itiraz etmiş, ancak itiraz Bakırköy 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/8/2014 tarih ve 2014/1441 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir: “Sanıkların üzerlerine yüklenen nitelikli şekilde kasten insan öldürme

ve yaralama suçlarının vasıf ve mahiyetine, mahkemelerin kararında gösterilen

gerekçelere göre kararda usul ve yasaya aykırı bir durum görülmediğinden

itirazın reddine …”

11. Başvurucular 20/8/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

12. UYAP sisteminde Bakırköy 6.

Ağır Ceza Mahkemesi E.2014/19 sayılı dosyasının incelenmesinde: Silivri 6 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 7/3/2014

tarihli Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesine yönelik yazılan yazıda başvurucu Oğuz

Sorguç hakkındaki Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 31/5/2006 tarih ve

2006/5 sorgu sayılı tutuklama kararının infazına 19/12/2013 tarihinde

başlanıldığı belirtilmiş, Silivri 4 Nolu L Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 14/3/2014 tarihli yazısında ise başvurucu

Nedim Sorguç’un İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin 4/5/2006 tarih ve 2006/21

sorgu sayılı sayılı tutuklama müzekkeresinden İstanbul 12.Ağır Ceza

Mahkemesinin 19/12/2013 tarih ve E.2006/146 sayılı yazısı ile tahliye edilmesi

üzerine Büyükçekmece 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 31/5/2006 tarih ve 2006/5 sorgu

sayılı tutuklama müzekkeresinin infazına 19/12/2013 tarihinde başlanıldığı

belirtilmiştir.

13. Bakırköy 6. Ağır Ceza

Mahkemesi 26/9/2014 tarih ve E.2014/19, K.2014/414 sayılı kararla

başvurucuların kasten yaralamaya azmettirme suçundan beraatlarına, tasarlayarak

insan öldürme suçundan ise müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve

tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Gerekçeli kararda başvurucular

hakkında çıkartılan tutuklama müzekkeresinin 19/12/2013-26/9/2014 tarihleri

arasında infaz gördüğü belirtilmiştir.

14. UYAP sisteminde yapılan

sorgulamada başvuru ile ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtay’da derdest

olduğu tespit edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

15. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme

(Madde 81, 82, 83), …”

16. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

17. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

şöyledir:

“1) Kasten öldürme

suçunun;

a) Tasarlayarak,

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 25/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 20/8/2014 tarih ve

2014/14196 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, 31/5/2006

tarihinden beri tutuklu olduklarını, tutuklama koruma tedbirinin, karar

verildiği tarihten itibaren hukuken işlerlik kazandığını, bir başka suç isnadı

sebebiyle ayrı bir tutuklama koruma tedbiri uygulanıyor olmasının sonraki

tarihli tutuklama tedbirinin hukuken geçerli olmaması sonucunu doğurmadığını,

bu nedenle kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını, ayrıca formül gerekçelerle

tutukluluk halinin devam ettirildiğini, itiraz merciinin de gerekçe belirtmeden

itirazı ret ettiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve yeniden yargılanmayı talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

20. Başvurucuların kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin şikâyetlerinin Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası, tutukluluğun devamı ve itiraz taleplerinin reddine

ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu ile ilgili şikâyetlerinin ise

yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

a. Kanunda

Öngörülen Azami Tutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası

21. Başvurucular, öncelikle,

Kanun’daki azami tutukluluk süresinin aşıldığını iddia etmişlerdir.

22. Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde

hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü

halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.”

23. 30/3/2011 tarihli 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

24. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke

olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda

gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir.

25. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19.

maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların

şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki

temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile

uyumludur (B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 44).

26. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukuk

kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi

keyfi bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede

öngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu

nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten

yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince,

başvurucunun tutukluluk durumunun “kanuni”

dayanağının bulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin

verdiği hâllerde ise, kanunun hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek

için, uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup

olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 45).

27. Tutukluluk, 5271 sayılı

Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi

ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir. Maddede

tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre, (a) şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular

varsa, (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme, gizleme

veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı

verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması

halinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar bir liste halinde

belirtilmiştir.

28. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde

tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu hallerde

gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam üç yılı

geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk

süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

29. Tutukluluk süresinin

hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin

dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma

kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen “hükme bağlı olarak tutma” haline

dönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41).

30. Başvuru konusu yargılama

kapsamında başvurucular 29/5/2006 tarihinde tutuklanmakla birlikte söz konusu

tutuklama kararının infazına 19/12/2013 tarihinde başlanılmış (Bkz. § 12-13),

başvurucuların mahkûmiyetine karar verildiği 26/9/2014 tarihinde sona ermiştir.

Buna göre, başvurucuların başvuru konusu yargılama kapsamında “suç isnadına bağlı olarak” tutulma süresi

9 ay 7 gündür.

31. Başvurucuların, “bir suç

isnadına bağlı olarak” tutuldukları

süre ilk derece mahkemesinin kararını verdiği 26/9/2014 tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen beş yıllık azami süreyi aşmamıştır.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların “azami tutukluluk süresinin

aşıldığı” yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğun Devamına Ve İtiraz Taleplerinin Reddine

İlişkin Kararların Gerekçelerinin Yetersiz Olduğu İddiası

33. Başvurucular tutukluluğun

devamına ilişkin kararların formül gerekçelere dayalı olduğunu, itiraz

merciinin de gerekçe belirtmeden itirazı reddedildiğini ileri sürmüşlerdir.

34. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

35. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu belirtilmiştir.

36. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 61).

37. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 62).

38. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli

bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama

nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.

Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama

sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/239, 2//7/2013,

§ 63).

39. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 64).

40. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek

bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün

değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm

gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam ettirmek bu

çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).

41. İtiraz veya temyiz merciinin,

incelemeye konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı

durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural

olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/2814,

18/6/2014, § 71).

42. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/239,

2//7/2013, § 65).

43. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/239, 2//7/2013, § 66).

44. Başvurucuların başvuru

konusu yargılama kapsamında “suç isnadına

bağlı olarak” tutulma süresi 9 ay 7 gündür. Başvurucular yargılamayı

yapan Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/19 sayılı dosyanın 10/2/2014

tarihli oturumunda tahliye talebinde bulunmuşlardır. Mahkeme, başvurucuların

üzerlerine atılı kasten öldürme suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığı, başvurucuların serbest bırakılmaları halinde kaçacakları ve

delilleri karartacakları şüphesi, isnat olunan suçun 5271 sayılı Kanun’un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan katalog suçlardan olması, adli

kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve isnat olunan suçun kanundaki

cezasının alt ve üst sınırı gerekçeleriyle başvurucuların tahliye taleplerinin

reddine ve tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.

45. Mahkemenin 16/7/2014 tarihli

oturumunda da başvurucuların tahliye talepleri aynı gerekçelerle (Bkz. § 43)

reddedilmiştir. Başvurucuların bu karara yaptıkları itiraz talepleri de

Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince 5/8/2014 tarihli kararla itiraz edilen

kararda usul ve kanuna aykırı bir durum görülmediği gerekçesiyle

reddedilmiştir.

46. Somut olayda başvurucular,

tasarlayarak kasten insan öldürme suçunu işledikleri iddiasıyla

yargılanmaktadırlar. Yargılamayı yapan Mahkeme, 26/9/2014 tarihli kararla

başvurucuların tasarlayarak insan öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile

cezalandırılmalarına karar vermiştir. Derece Mahkemelerince verilen

tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri

incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu görülmektedir.

Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların, “tutukluluğun devamına ve

itiraz taleplerinin reddine ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu”

yönündeki iddiaları yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurucuların bu şikâyetlerinin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. “Azami tutukluluk

süresinin aşıldığı” yönündeki iddialarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. “Tutukluluğun

devamına ve itiraz taleplerinin reddine ilişkin kararların gerekçelerinin

yetersiz olduğu” yönündeki iddialarının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

bırakılmasına, 25/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucular : 1. Oğuz SORGUÇ Vekili : Av. Aytaç YÜKSEL 2. Nedim SORGUÇ Vekili : Av. Didem YALÇIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14196, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14196
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Tuğrul Culfa Başvurusu (B. No: 2013/2593)
  • Nurettin Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/822)
  • Hasan Hüseyin Türk Başvurusu (B. No: 2013/8469)
  • Muharrem Kılıç Başvurusu (B. No: 2012/1071)
  • Mehmet Reşat Güvenilir Başvurusu (B. No: 2014/13694)
  • Navaf Özel Başvurusu (B. No: 2014/5603)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.