İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nurettin Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/822)

1. Başvurucu, 2007 yılı Ağustos

Başvuru No2014/822Tarih12 Mart 2015Okuma20 dk · 4.087 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nurettin Günaydın Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/822
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.087 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 2007 yılı Ağustos

ayından itibaren geriye doğru beş yıl süreyle eksik yararlandırıldığı ve

yararlandırılmadığı döner sermaye alacağının emsalleri baz alınarak yasal

faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine

ilişkin kararın iptali ve 10.184,92 TL döner sermaye alacağının yasal faiziyle

birlikte tazmini istemiyle açtığı davanın reddedilmesi ve yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa'nın 10., 35., 36. ve 40.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/1/2014 tarihinde

Eskişehir 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Başkanı

8/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığınca 2/7/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Anadolu

Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde memur statüsünde çalışmaktadır.

8. Başvurucunun, 2007 yılı Ağustos ayından itibaren geriye doğru beş yıl süreyle eksik

yararlandırıldığı ve yararlandırılmadığı döner sermaye alacağının emsalleri baz

alınarak yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yapmış olduğu

6/8/2007 tarihli başvuru, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulunun 14/8/2007

tarih ve 32 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

9. Başvurucu tarafından anılan

kararın iptali ve 10.184,92 TL döner sermaye alacağının muaccel hale geldiği

tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi

talebiyle 10/10/2007 tarihinde Eskişehir 2. İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

10. Mahkeme 25/4/2008 tarih ve

E.2007/464, K.2008/552 sayılı kararı ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine

karar vermiştir.

11. Başvurucu bu kararı temyiz

etmiş ve Danıştay Sekizinci Dairesi 16/12/2008 tarih ve E.2008/9187,

K.2008/8269 sayılı kararıyla davanın tümüyle süre aşımı nedeniyle reddine

ilişkin kararın bozulmasına karar vermiş, bu karara karşı yapılan karar

düzeltme başvurusunu ise 28/9/2009 tarih ve E.2009/4219, K.2009/5135 sayılı

kararı ile reddetmiştir.

12. Bozma kararı üzerine yapılan

yargılama sonucunda Eskişehir İdare Mahkemesi 29/3/2010 tarih ve E.2009/677,

K.2010/176 sayılı kararı ile davayı kısmen süre aşımından, kısmen de esastan

reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Dosyadan her ne kadar davacı tarafından, emsallerine

kendisinden fazla döner sermaye katkı payı ödendiği iddia edilmekte ise de,

Mahkememizin ara kararları sonucu davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin

2007 yılına ilişkin yönetim kurulu kararı çerçevesinde değerlendirilmesinden, Üniversite

Yönetim Kurulu kararıyla; davacının görev yaptığı Anadolu Üniversitesi Güzel

Sanatlar Fakültesinde çalışan tüm memurlara davacıyla aynı oranda (% 50 oranında)

döner sermaye katkı payı ödenmesine karar verildiği, diğer bir ifadeyle davacı

açısından emsal teşkil eden personele de eşit oranda ödeme yapıldığı

görülmektedir.

Bu durumda, 2547 sayılı Yasanın 58. maddesinde, Kanunda

öngörülen sınırlar içinde döner sermaye Katkı payının, kimlere hangi oranda

ödeneceği konusunda Üniversite Yönetim Kuruluna tanınan takdir yetkisinin kamu

yararı ve hizmetin gereğine uygun olarak kullanıldığı sonucuna varıldığından

dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan, davacının süre gelen döner sermayeden eksik

yararlandırılmasından kaynaklanan alacağı nedeniyle uygulama tarihinden

itibaren 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca idari dava açılabileceği veya

aynı Kanunun 11. maddesi uyarınca idareye başvurabileceği açık olduğundan,

davacının eksik yararlandırılmasından kaynaklanan döner sermaye alacağının

ödenmesi yolunda 06.08.2007 tarihinde yaptığı başvurudan geriye doğru altmış

günlük dava açma süresi içinde kalan döner sermayenin eksik ödenmesine ilişkin

uygulama işlemleri nedeniyle uğradığı zararların tazminini isteyebileceğinden

bu tarihten önce döner sermayenin eksik ödenmesi nedeniyle uğradığı zararların

tazmini isteminde süre aşımı bulunduğu da açıktır.

Hüküm :

1- Davacının döner sermaye alacağının ödenmesi yolunda

06.08.2007 tarihinde yaptığı başvurudan geriye doğru altmış günlük süreden

önceki kısma ilişkin olarak süre aşımı nedeniyle reddine,

2- Döner sermaye alacağının ödenmesi yolunda 06.08.2007

tarihinde yaptığı başvurudan geriye doğru altmış günlük dava açma süresi içinde

kalan kısım yönünden davanın reddine"

13. Danıştay Sekizinci Dairesi

16/11/2012 tarih ve E.2010/6372, K.2012/9469 sayılı kararı ile temyiz istemini,

18/9/2013 tarih ve E.2013/3342, K.2013/6264 sayılı kararı ile de karar düzeltme

istemini reddetmiştir.

14. Bu karar başvurucuya

23/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 20/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar. “

16. 2577 sayılı Kanun’un 11.

maddesi şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari

işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem

yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava

açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava

açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş

sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre

de hesaba katılır.”

17. 2577 sayılı Kanun’un 12.

maddesi şöyledir:

“İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

18. 4/11/1981 tarih ve 2547

sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 58. maddesinin dava tarihi itibarıyla (a)

bendinin 4. fıkrası şöyledir:

" Her eğitim-öğretim,araştırma veya uygulama

birimi veya bölümü ile ilgili öğretim elemanlarının katkısıyla toplanan döner

sermaye gayrisafi hasılatının en az %35'i o kuruluş veya birimin araç, gereç,

araştırma ve diğer ihtiyaçlarına ayrılır. Kalan kısmı ise üniversite yönetim

kurulunun belirleyeceği oranlar çerçevesinde bağlı bulunduğu üniversitenin

bilimsel araştırma projeleri ile döner sermaye gelirinin elde edildiği fakülte,

enstitü, yüksek okul, konservatuvar ile uygulama ve araştırma merkezlerinde

görevli öğretim elemanları ve aynı birimlerde görevli 14.07.1965 tarihli ve 657

sayılı D. Memurları Kanununa tabi personel ( döner sermaye işletme müdürlüğü ve

döner sermaye saymanlık personeli dahil ) arasında katkıları da dikkate alınmak

suretiyle paylaştırılır. Öğretim üyeleri ile Üniversitelerarası Kurulun önerisi

üzerine Yükseköğretim Kurulunca kabul edilen sağlık, teknik ve sanatla ilgili

birimlerde görevli öğretim elemanlarına döner sermayeden bir ayda ayrılacak

payın tutarı, bunların bir ayda alacakları aylık ( ek gösterge dahil, yan

ödeme, ödenek ( geliştirme ödeneği hariç ) ve her türlü tazminat ( makam,

temsil ve görev tazminatı hariç ) toplamının iki katını, diğer öğretim

elemanları için bir katını, 657 sayılı Kanuna tabi personel için ise %100'ünü

geçemez. İşin ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane,

yeni doğan, süt çocuğu, yanık, diyaliz ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi

ve acil serviste çalışan sağlık personeli için % 100

oranı, ayrıca % 50 sine kadar artırabilir. ( Değişik

cümle: 17.09.2004-5234 S.K./2.mad. ) Rektörler ve rektör yardımcıları,

üniversite veya ileri teknoloji enstitülerindeki döner sermaye gelirinin elde

edildiği birimlerin birinden katkılarına bakılmaksızın bu maddedeki esaslara

göre her ay pay alabilirler ve bunlara bir ayda ödenebilecek pay,bir ayda alacakları aylık ( ek

gösterge dahil ) ödenek ( geliştirme ödeneği hariç ) ve her türlü tazminat ( makam,temsil ve görev tazminatları hariç ) toplamının iki katını

geçemez. Öğretim üyelerine saat 14.00'den sonra döner sermayeye yaptıkları

doğrudan gelir getirici katkılarından dolayı ilave olarak, almakta oldukları

aylık ( ek gösterge dahil ), ödenek ( geliştirme

ödeneği hariç ) ve her türlü tazminat ( makam,temsi

ve görev tazminatları hariç ) toplamının on katına kadar pay verilebilir.

Rektör ve rektör yardımcıları ile bu kapsamdaki gelirin elde edildiği

fakültelerin dekan ve dekan yardımcıları ile başhekim ve başhekim

yardımcılarına doğrudan gelir getirici katkılarına bakılmaksızın bu kapsamda

elde edilen gelirlerden karşılanmak üzere ,bir ayda

alacakları aylık ( ek gösterge dahil ) ödenek ( geliştirme ödeneği hariç ) ve

her türlü tazminat ( makam,temsil ve görev

tazminatları hariç ) toplamının dört katına kadar ayrıca pay verilebilir.”

19. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/1/2014 tarih ve 2014/822

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, döner sermaye ile

ilgili alacakların idareye başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre ile

sınırlı olmak üzere talep edilebileceğine ilişkin iddiasının dava ve temyiz

dilekçelerinde ileri sürülmesine rağmen karşılanmadığını, davanın reddedilmesi

nedeniyle döner sermaye katkı payı ödemelerinin tam yapılmadığını ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın 10.,

35., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun

iddialarının, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, kararların

gerekçesiz olduğu ve yargılama süresinin makul olmadığı iddiaları çerçevesinde

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, davanın reddedilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

25. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

27. Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak,

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe

derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru

incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri

değerlendirmesinde açık ve bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin

bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. 2577 sayılı Kanun’un 7.

maddesi ile idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin

yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.

29. Aynı Kanun’un 11. maddesinde

ise ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması,

geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan,

üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde

istenebileceği, bu başvurunun idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün

içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin

reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden

işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba

katılacağı hükme bağlandıktan sonra 12. maddesinde de, ilgililerin haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya,

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca

idareye başvurma haklarının saklı olduğu kuralına yer verilmiştir (B. No:

2013/6833, 3/4/2014, § 48).

30. Başvuru konusu olayda, başvurucu

2007 yılı Ağustos ayından itibaren geriye doğru beş yıl süreyle eksik

yararlandırıldığı ve yararlandırılmadığı döner sermaye alacağının emsalleri baz

alınarak yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle 6/8/2007 tarihinde

başvuru yapmış, Anadolu Üniversitesi Yönetim Kurulunun 14/8/2007 tarihli kararı

ile talebi reddedilmiş, bunun üzerine başvurucu 10/10/2007 tarihinde anılan

kararın iptali ile 10.184,92 TL döner sermaye alacağının muaccel hale geldiği

tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi

talebiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi ise 2577 sayılı Kanun’un dava

açma süresi ve idari başvurulara ilişkin maddelerinden hareketle başvurucunun

eksik yararlandırılmadan kaynaklanan döner sermaye alacağının ödenmesi yolunda

6/8/2007 tarihinde yaptığı başvurudan geriye doğru altmış günlük dava açma

süresi içinde eksik ödenmeye ilişkin uygulama işlemleri nedeniyle uğradığı

zararlarının tazminini isteyebileceğinden, bu tarihten öncesine ilişkin

talebinin süre aşımı nedeniyle

reddine karar vermiş, bu tarihten sonraki eksik ödeme iddiaları hakkında ise

davanın esası hakkında inceleme ve değerlendirme yapmıştır.

31. İlk Derece Mahkemesi 2577 sayılı

Kanun’un 7., 11. ve 12. maddeleri uyarınca 6/8/2007 tarihinden geriye doğru

altmış gün öncesine ilişkin talep edilen döner sermaye ödemeleri ile ilgili

olarak dava açma süresinin geçtiğine karar vermiştir.

32. İlk Derece Mahkemesi esas

hakkında ise Üniversite Yönetim Kurulu kararıyla başvurucunun görev yaptığı

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde çalışan tüm memurlara aynı

oranda (% 50 oranında) döner sermaye katkı payı ödenmesine karar verildiği ve

başvurucuya emsal teşkil eden personele eşit oranda ödeme yapıldığı, 2547

sayılı Kanun’un 58. maddesinde Üniversite Yönetim Kuruluna tanınan takdir

yetkisinin de kamu yararı ve hizmetin gereğine uygun olarak kullanıldığı

gerekçeleriyle davayı reddetmiştir.

33. Adil yargılanma hakkı bireylere dava

sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup

olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil

yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama

sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya

bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve

iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz

olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye

alınmamış eksiklik, ihmal ya da bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin

bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucu, yargılama

sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup,

başvurucunun mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,

derece mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir

b. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlali İddiası

35. Başvurucu, İlk Derece

Mahkemesi ve Danıştay kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

37. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

38. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96,

21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin

de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların usuli haklarının ihlal edildiğine yönelik somut

şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli karar hakkının

ihlali olarak görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

39. Başvurucu, döner sermaye ile ilgili

alacakların idareye başvuru tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre ile sınırlı

olmak üzere talep edilebileceğine yönelik iddiasının karşılanmadığını da ileri

sürmüş ise de İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun talepte bulunduğu tarihten

geriye doğru altmış günlük süreden önceki kısım için dava açma süresinin

geçtiği, bu tarihten sonraki kısım için de döner sermaye ödemelerinden başvurucuya

eksik ödeme yapılmadığı sonucuna ulaşarak davayı reddetmiş, Danıştay Sekizinci

Dairesi de bu kararı onamıştır.

40. Görüldüğü üzere başvurucunun iddiası

davanın sonucuna etkili olmayıp, İlk Derece Mahkemesi ve Danıştay tarafından bu

iddiaya yönelik açık bir yanıt verilmemiş olması gerekçeli karar hakkına

müdahale olarak değerlendirilemez.

41. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

42. Başvuru formu ve ekleri

kapsamında, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

44. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

45. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

46. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

47. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

48. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde

göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

49. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

50. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

51. Ancak belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

52. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

53. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucu tarafından davaya temel alınan talebin ilgili idareye

iletildiği 6/8/2007 tarihidir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 45).

54. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

55. Yargılama sürecinin

uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle

sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 44).

56. Bu kapsamda, yargı

sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar,

hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerine

gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel

sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin

aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).

57. Başvuru konusu yargılama

süreci değerlendirildiğinde, 6/8/2007 tarihinde davalı idareden döner sermaye

alacağının ödenmesi için talepte bulunulduğu, idarenin 14/8/2007 tarihinde bu

talebi reddettiği, İlk Derece Mahkemesinde 10/10/2007 tarihinde dava açıldığı,

açılan bu dava hakkında 25/4/2008 tarihinde karar verildiği ve yargılama

süresinin 6 ay 15 gün olduğu, bu karara karşı yapılan kanun yolu incelemesini

Danıştay Sekizinci Dairesinin 1 yıl 5 ay 3 günde tamamladığı ve İlk Derece

Mahkemesi kararını bozduğu, karar düzeltme talebinin reddi kararından itibaren

6 ay 1 gün sonra İlk Derece Mahkemesinin yeniden karar verdiği, bu karara karşı

yapılan kanun yolu incelemesini Danıştay Sekizinci Dairesinin 3 yıl 5 ay 19

günde tamamladığı ve toplam yargılama süresinin ise idareye yapılan başvuru

tarihinden itibaren toplam 6 yıl 1 ay 12 gün olduğu, İlk Derece Mahkemesince

makul sürede dava hakkında karar verilmiş ise de Danıştay Sekizinci Dairesinde

geçen kanun yolu incelemelerinde gecikmelerin yaşandığı tespit edilmekle

beraber, yukarıda yer verilen tespitler ışığında, özellikle yargı sisteminin

yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya

ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince,

yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara

bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılanma koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu kıldığından, hukuk sisteminde var

olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin yargılama faaliyetinin

makul sürede gerçekleştirilmemesine mazeret sayılamaz.

58. Başvurucunun tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

59. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 19).

60. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiş (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60) olup,

davaya bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı

bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu 6 yılı

aşan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

61. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

62. Başvurucu, 10.184,92 TL

maddi ve 5.000,00 TL manevi zararının tazminine hükmedilmesini talep etmiştir.

63. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

64. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yargılamanın 6 yılı aştığı nazara alındığında, yargılama

faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren

net 4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

65. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.150,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Nurettin GÜNAYDIN Vekili : Av. Zeynel GÜVENÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/822, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/822
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Hasan Hüseyin Türk Başvurusu (B. No: 2013/8469)
  • Muharrem Kılıç Başvurusu (B. No: 2012/1071)
  • Mehmet Reşat Güvenilir Başvurusu (B. No: 2014/13694)
  • Navaf Özel Başvurusu (B. No: 2014/5603)
  • Berna Berktaş Bayar Başvurusu (B. No: 2013/4662)
  • Mehmet Aydemir Başvurusu (B. No: 2014/1004)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.