İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Hüseyin Türk Başvurusu (B. No: 2013/8469)

1. Başvurucu, 20/6/2007

Başvuru No2013/8469Tarih10 Mart 2015Okuma13 dk · 2.546 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Hüseyin Türk Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/8469
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.546 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 20/6/2007

tarihinde açtığı işçi alacaklarının tahsiline ilişkin davada Mahkemece, gecikme

tazminatı üzerinden keyfi olarak çok yüksek oranda indirime gidildiğini ve

yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/11/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 10/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 12/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, istihbarat şefi

olarak çalıştığı Star Medya Yayıncılık A.Ş. tarafından iş akdinin feshedilmesi

üzerine, 20/6/2007 tarihinde işveren aleyhine işçi alacaklarının tahsili

istemiyle açtığı davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile

5.000,00 TL fazla çalışma alacağı, 1.000,00 TL hafta tatili alacağı, 500,00 TL

ücret alacağı olmak üzere toplam 6.500,00 TL alacağın, 13/6/1952 tarih ve 5953

sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin

Tanzimi Hakkında Kanun'un 14. maddesi gereği, günlük % 5 fazlasıyla birlikte

hesaplanarak davalıdan tahsilini talep etmiştir.

8. Adana 4. İş Mahkemesi,

28/9/2009 tarih ve E.2007/1140, K.2009/601 sayılı kararıyla; toplanan deliller,

dinlenilen tanık beyanları ve 30/3/2009 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda,

davacının ıslah dilekçesini de dikkate alarak, davanın kısmen kabulüne

hükmetmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporunda belirlenen ücret alacakları

üzerinden % 30 hakkaniyet indirimi, gecikme tazminatı

üzerinden ise davanın, iş akdinin feshinden hemen sonra açıldığı hususu ve

yerleşik Yargıtay içtihatlarını dikkate alarak %96 takdiri indirim

uygulamıştır.

9. Tarafların temyizi üzerine

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 31/5/2012 tarih ve E.2012/15955, K.2012/19154 sayılı

ilâmıyla, fazla çalışma sürelerinin yanlış hesaplandığı ve ıslah tarihinden

geriye doğru 5 yıllık dönem dışında kalan %5 fazlalıktan doğan alacakların

zamanaşımına uğradığı gözetilmeden hüküm kurulduğu gerekçeleriyle hükmün

bozulmasına karar vermiştir.

10. Mahkeme bozma kararına

uyarak, 3/4/2013 tarih ve E.2012/426, K.2013/160 sayılı kararıyla, bozma

ilamında gösterilen hususlar doğrultusunda alınan 19/3/2013 tarihli ek

bilirkişi raporunu dikkate alarak davanın kısmen kabulüne, hesaplanan 5.993,23

TL fazla mesai ve genel tatil ücreti alacağından %30 hakkaniyet indirimi

yaparak 4.195,26 TL’nin, 9.159,34 TL hafta tatili ücreti alacağından %30

hakkaniyet indirimi yaparak 6.411,54 TL’nin, 236.505,32 TL gecikme

tazminatından %96 takdiri indirim yaparak 9.460,21 TL’nin davalıdan alınıp

davacıya verilmesine hükmetmiştir.

11. Tarafların temyizi üzerine

karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, 17/9/2013 tarih ve E.2013/18889,

K.2013/14858 sayılı ilâmıyla, onanarak kesinleşmiştir.

12. Başvurucu onama kararından,

13/11/2013 tarihli kesinleşme şerhi ile birlikte haberdar olduğunu

bildirmiştir.

13. Başvurucu, 21/11/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§

16–20).

15. 5953 sayılı Kanun’un 14.

maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Gazetecilere

ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için

yüzde beş fazlasiyle ödemeye mecburdurlar.”

16. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi şöyledir:

“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu

yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği

ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan

hükmünden sarfınazar edebilir.

Eğer zarar kasden veya

ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu

müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete

tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/11/2013 tarih ve 2013/8469

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, 20/6/2007

tarihinde açtığı işçi alacaklarının tahsiline ilişkin davada, 5953 sayılı

Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla hesaplanan işçilik alacaklarından

Mahkemece keyfi olarak çok yüksek oranda indirim yapıldığını, bu indirim

oranının kanun hükmünü yok saymak anlamına geldiğini ve söz konusu yargılamanın

makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

23. Başvurucu, işçilik

alacaklarının 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereği %5 fazlasıyla ödenmesi gerektiği

halde Mahkemece bu orandan %96 oranında indirim yapıldığını, bu indirim

oranının kanun hükmünü yok saymak anlamına geldiğini belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. 5953 sayılı Kanun’un 14.

maddesinde bir kısım işçilik alacakları için öngörülmüş olan %5’lik gecikme

tazminatı ödenmesine ilişkin kuralın mahiyeti ve bu hükme göre hesaplanan

tazminat miktarları üzerinden uygulanan takdiri indirim oranları, Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi tarafından ele alınmış, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 1973/4-6

sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, söz konusu kuralın yüksek bir oran

içermesi sebebiyle vaktinde ödenmeyen ücretler bakımından karşılıklı kusur

durumları gözetilerek 818 sayılı mülga Kanun’un 44. maddesi uyarınca bir

indirime gidilmesi gerektiğinin kabul edildiği açıklandıktan sonra, Daire

uygulamasında, indirim oranının tespitinde gazetecinin fazla çalışma

saatleriyle ilgili talepleri yönünden gecikilen süre, hesaplamaya konu olan

asıl alacak tutarları ve alacak miktarı üzerinden hesaplanan günlük yüzde beş

fazlanın belirlenen miktarı da gözetilerek indirime gidildiği belirtilmiş, söz

konusu hükmün gazeteci yönünden bir zenginleşme aracı olarak kullanılmaması

gerekliliği de indirim sebepleri arasında vurgulanmıştır. Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin söz konusu kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da

benimsenmektedir (Bkz. B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 34).

25. Başvuruya konu yargılamada

Mahkemece, 5953 sayılı Kanun’un 14. maddesi dikkate alınarak hesaplanan 236.505,32

TL’lik gecikme tazminatından, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay içtihatları

doğrultusunda takdiren %96 oranında indirim yapılarak

9.460,21 TL gecikme tazminatına hükmedildiği anlaşılmaktadır (bkz. §10).

26. 5953 sayılı Kanun’un 14.

maddesinde bir kısım işçilik alacakları için öngörülmüş olan %5’lik gecikme

tazminatının ödenmesinde, karşılıklı kusur durumlarının gözetilmesi suretiyle,

818 sayılı mülga Kanun’un 44. maddesi uyarınca bir indirime gidilmesi

gerektiğinin kabul edildiği bağlayıcı nitelikteki İçtihadı Birleştirme

Kararı’nın varlığı karşısında, söz konusu indirimin hangi oranda ve hangi

ölçütler doğrultusunda uygulanacağı Derece Mahkemelerinin takdirinde olup,

açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz

konusu olamaz.

27. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi ve

Yargıtay tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

30. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, 20/6/2007

tarihinde açtığı işçi alacaklarının tahsiline ilişkin davada, yargılamanın

makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

33. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, 5953 sayılı Kanun’dan doğan işçilik alacaklarının tahsili istemiyle

açılan bir davanın söz konusu olduğu görülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100

sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2013/8613, 28/5/2014, § 59).

35. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 20/6/2007 tarihidir.

36. Sürenin bitiş tarihi ise

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihinin, Adana 4.

İş Mahkemesi kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından onanarak

kesinleştiği 17/9/2013 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

37. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerek

çalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı

koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel

mahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması

sistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün

olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).

38. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

39. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde

görüldüğü anlaşılmakla, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 14).

40. Başvuruya konu yargılama

süreci incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesince iki yıl üç aylık sürece yayılan

toplam dokuz celse sonunda verilen kararın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderildiği ve yaklaşık üç yılın sonunda bozma

kararı verildiği görülmektedir. Yargıtay önündeki üç yıla yakın bekleme süresi,

yargılama süresinin büyük ölçüde uzamasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç

olarak yargılamanın, iş ilişkisinden doğan davaların niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında

makul görülemeyecek derecede uzun bir süre olan altı yıl iki ay yirmi yedi günde

tamamlandığı belirlenmektedir.

41. 5953 sayılı Kanun’dan doğan

ve 5521 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler önünde

süren uyuşmazlıkların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel

başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada

sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (B. No: 2013/8613, 28/5/2014, §§ 60-84).

42. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

altı yıl iki ay yirmi yedi günlük yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle 25.000,00

TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin altı yıl iki ay yirmi yedi günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net

5.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu yapılan ve

dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama

süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına, 10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Hasan Hüseyin TÜRK Vekili : Av. Mehmet AYDIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8469, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8469
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Muharrem Kılıç Başvurusu (B. No: 2012/1071)
  • Mehmet Reşat Güvenilir Başvurusu (B. No: 2014/13694)
  • Navaf Özel Başvurusu (B. No: 2014/5603)
  • Berna Berktaş Bayar Başvurusu (B. No: 2013/4662)
  • Mehmet Aydemir Başvurusu (B. No: 2014/1004)
  • Yücel Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/7199)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.