İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muharrem Kılıç Başvurusu (B. No: 2012/1071)

1. Başvurucu, adli tatilin sona

Başvuru No2012/1071Tarih11 Mart 2015Okuma10 dk · 1.977 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muharrem Kılıç Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2012/1071
R.G. Tarih- Sayı
16/6/2015-29388
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.977 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, adli tatilin sona

erdiği tarihi ifade eden “Eylül’ün beşine

kadar” ibaresini Danıştay dairelerinin farklı yorumladığını, kimi

dairelerin adli tatilin son gününü 5 Eylül olarak kabul ederken kimi dairelerin

4 Eylül olarak kabul ettiğini, adli tatilin son gününün 4 Eylül kabul edilerek

temyiz başvurusunun süre aşımı yönünden reddedilmesinin adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/12/2012

tarihinde Bursa 3. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 27/11/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmuş, başvurucuya

tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını 11/12/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. OLAYLAR

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, DSİ 1. Bölge

Müdürlüğünde mühendis olarak çalışmaktayken 9/11/2007

tarih ve 46581 sayılı işlem ile 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile

cezalandırılmıştır.

8. Başvurucu, 7/12/2007 tarihinde, anılan işlemin iptali istemiyle idare

aleyhine Bursa 3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

9. Mahkeme, 19/6/2008

tarih ve E.2007/1835, K.2008/454 sayılı kararıyla dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

10. Davanın reddine dair idare

Mahkemesi kararı, 15/7/2008 tarihinde başvurucunun

vekiline tebliğ edilmiş, başvurucunun vekili tarafından 12/9/2008 tarihinde

Bursa 3. İdare Mahkemesine temyiz dilekçesi verilmiştir.

11. Danıştay 12. Dairesi, 19/1/2011 tarih ve E.2008/8024, K.2011/183 sayılı kararıyla

6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 8.

maddesinin 3. bendinde belirtilen süreler geçirildikten sonra temyiz

dilekçesinin verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle temyiz isteminin süre aşımı

yönünden reddine karar vermiştir.

12. Başvurucunun karar düzeltme

talebi aynı dairenin 25/9/2012 tarih ve E.2011/3103,

K.2012/5104 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

13. Anılan karar 7/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu

6/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuruda süre aşımı

bulunmadığı tespit edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. Başvuruya konu karar

tarihinde yürürlükte olan 2577 sayılı Kanun’un 14/7/2004 tarih ve 5216 sayılı

Kanunun 11. maddesi ile değişik 61. maddesi şöyledir;

“ Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl ağustosun

birinden eylülün beşine kadar

çalışmaya ara verirler. Ancak, yargı çevresine dahil

olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan idare ve

vergi mahkemeleri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine devam

ederler.”

15. 2577 sayılı Kanun’un 8.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir;

“Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme

zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten

itibaren yedi gün uzamış sayılır”.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 11/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

6/12/2012 tarih ve 2012/1071 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, aylıktan kesme

cezasıyla cezalandırılması işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddi

üzerine temyiz talebinde bulunduğunu, 6/1/1982 tarih

ve 2577 sayılı Kanun’un 61. maddesinde, ( 8/8/2011 tarih ve 650 sayılı KHK ile

yapılan değişiklikten önce) 14/7/2004 tarih ve 5219 sayılı Kanun’la yapılan

değişiklikle idare mahkemelerinin her yıl Ağustos’un birinden Eylül’ün beşine

kadar çalışmaya ara vereceklerinin düzenlendiğini, anılan düzenlemedeki “Eylül’ün beşine kadar” ibaresini Danıştay

dairelerinin farklı yorumladığını, kimi dairelerin adli tatilin son gününü 5

Eylül olarak kabul ederken kimi dairelerin 4 Eylül olarak kabul ettiğini, adli

yıl açılış törenlerinin dahi 6 Eylülde yapılmasına rağmen, adli tatilin son

gününün 4 Eylül kabul edilerek temyiz başvurusunun süre aşımı yönünden reddedildiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

18. Başvurucunun, adli tatilin

son gününün 4 Eylül kabul edilerek temyiz başvurusunun süre aşımı yönünden

reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiaları açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı gibi diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi

biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucu, adli tatilin sona

erdiği tarihi ifade eden “Eylül’ün beşine

kadar” ibaresini Danıştay dairelerinin farklı yorumladığını, kimi

dairelerin adli tatilin son gününü 5 Eylül olarak kabul ederken kimi dairelerin

4 Eylül olarak kabul ettiğini, adli tatilin son gününün 4 Eylül kabul edilerek

temyiz başvurusunun süre aşımı yönünden reddedilmesinin adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun iddialarının

mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

20. Bakanlık görüşünde,

başvurucunun temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarının yargılamanın sonucuna ilişkin

olduğu bildirilmiştir.

21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı, başvuru dilekçesinde yer verdiği görüşlerini yinelemiştir.

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp,

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir

amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §

38).

24. Mahkemeye etkili erişim

hakkı, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava

açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara

sahip olmasını gerektirmektedir. Özellikle hukuki belirsizlikler ya da

uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlâl

edebilmektedir (AİHM, Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34). Bu nedenle, mahkemeler usul kurallarını

uygularken bir yandan âdil yargılanma hakkını ihlâl edebilecek aşırı

şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının

ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdırlar (Bkz.

Eşim/Türkiye, B.No:59601/09, 17/9/2013, §

21; Walchli / Fransa, B. No. 35787/03, § 29).

25. Bununla beraber, mahkemeye

erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir.

Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren

uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Dava açma ya da kanun

yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı

imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir

gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki,

öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya

da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına

başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul

etmek gerekir (B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

26. Başvurucu tarafından adli

tatilin son gününün 4 Eylül kabul edilerek temyiz başvurusunun süre aşımı

yönünden reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüştür.

27. Anayasa'nın 40. maddesinin

ikinci fıkrasında Devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları

ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade

edilmiştir.

28. Usul kurallarının, hukuki

güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu

adaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir

mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel haline gelmeleri

durumunda mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Efstathiou ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02,

§ 24).

29. Bir kanuni düzenlemenin

bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi,

kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunun

düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul bir

düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olması

gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen aşırı

bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller

içermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00 ve 76292/01, § 83).

30. İDDK ve Danıştay Daireleri,

farklı tarihlerde verdiği kararlarında Eylül’ün beşine kadar ibaresinden ne

anlaşılması gerektiği yönünde bireyler açısından adli tatilin bittiği tarihi ve

bu tarihe göre başvuru sürelerini belirleme imkânı verecek şekilde

öngörülebilir bir yaklaşım ortaya koymamıştır. Danıştay Daireleri ve İDDK’nın Eylülün beşinin de ara verme süresi içinde

değerlendirileceği, sürenin yedi gün uzaması nedeniyle 12 Eylül tarihinde

yapılan temyiz başvurusunun süresinde yapıldığının kabulü gerektiğine

hükmettiği kararları bulunduğu gibi (Bkz., Danıştay

İDDK, E.2012/193, K.2014/73, 23/1/2014), ara vermenin son gününün Eylül'ün

dördü olarak belirlendiği, sürenin bitiminin çalışmaya ara verme zamanına

rastladığı durumlarda sürenin, ara vermenin sona erdiği günü, yani Eylül'ün

dördünü izleyen tarihten itibaren 11 Eylül çalışma saati bitimine kadar

uzadığı, 12 Eylül tarihinde yapılan karar düzeltme isteminde süre aşımı

bulunduğu yönünde kararları da bulunmaktadır.

(Bkz., Danıştay İDDK, E.2009/276,

K.2009/52, 19/2/2009)

31. 21/1/2009 tarih ve E.2008/14-831,

K.2009/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında ise; adli tatilin son gününün 5 Eylül olduğu,

sürenin son gününün adli tatile rastlaması halinde sürenin adi tatilin

bitiminden itibaren yedi gün uzayacağı, bu durumda sürenin son gününün 12 Eylül

olacağına karar verilmiştir.

32. Somut olayda, başvurucunun aylıktan

kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı

davada verilen karar, 15/7/2008 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiş, başvurucu sürenin son gününün ara vermeye rastlaması nedeniyle 12/9/2008

tarihinde temyiz dilekçesi vermiştir. Danıştay 12. Dairesi ara vermenin son

gününün 4 Eylül olduğu, sürenin yedi gün uzaması nedeniyle temyiz talebinin en

geç 11 Eylülde yapılması gerektiği gerekçesiyle temyiz talebinin süre aşımı

nedeniyle reddine karar vermiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi de

reddedilmiştir.

33. Yukarıda yer verilen

Danıştay ve Yargıtay HGK kararları birlikte değerlendirildiğinde, idari yargı

kolunda adli tatilin sona erdiği tarihe ilişkin, başvurucuların davranışını ona

göre düzenleyebilecekleri öngörülebilir uygulama belirsizliğini içermeyen bir

yaklaşım ortaya konulduğu söylenemeyecektir.

34. Sonuç olarak, adli tatilin

sona erdiği tarih 4 Eylül kabul edilerek, sürenin sona erdiği tarihin adli

tatile rastlaması nedeniyle adli tatilin bitiminden itibaren yedi gün

uzatılarak 11 Eylül tarihinde yapılan temyiz başvurusunun süre aşımı

gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkı ihlal

edilmiştir.

35. Açıklanan nedenlerle adli

tatilin sona erdiği tarihe ilişkin, başvurucunun davranışını ona göre

düzenleyebileceği usul kurallarının önceden öngörülemeyecek şekilde

yorumlanmasındaki belirsizliklerin yarattığı engel karşısında başvurucunun,

adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim

hakkının, ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesinin Uygulanması

36. 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şu şekildedir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir”.

37. Başvuru konusu olay

açısından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği gözetilerek, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

amacıyla yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin Danıştay 12. Dairesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucu, yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılması halinde uğradığı

zararlar için 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Tespit edilen

ihlal bir mahkeme kararından kaynaklandığı ve ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilmesi gerektiği için tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

39. Başvurucu tarafından yapılan

172,50 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

3.

Tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,

B. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere Danıştay 12. Dairesine

gönderilmesine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

11/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Aliye YILDIZ VARSIN Başvurucu : Muharrem KILIÇ Vekili : Av. Selami KARAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1071, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. K.2009/52, 19/2/2009)
  16. A. Başvurucunun
  17. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1071
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Reşat Güvenilir Başvurusu (B. No: 2014/13694)
  • Navaf Özel Başvurusu (B. No: 2014/5603)
  • Berna Berktaş Bayar Başvurusu (B. No: 2013/4662)
  • Mehmet Aydemir Başvurusu (B. No: 2014/1004)
  • Yücel Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/7199)
  • Recep Düzlü Başvurusu (B. No: 2013/5410)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.